HATİCE: "BEN CEBRAİLİ GÖREMİYORUM" - Din ve Mitoloji
HABERLER
Dini Haber

HATİCE: "BEN CEBRAİLİ GÖREMİYORUM"

AY,din,islamiyet,Cebrail,Muhammed'in melekler kadınları sevmiyor demesi, Hz Hatice, Hz Muhammed, Muhammed'in Cebrail yalanı,Cebrail,Cibril,Cebraili başka gören var mı?
Muhammed, meleklerin kadınlara tahammül edemediğini ve kadınlardan kaçtığını belirtmiş ve bu tür bir inancı yerleştirmek üzere işe Hatice’yi araç edinmiştir. Şöyle ki:

Tanrı’nın Cebrail ile kendisine vahiyler yolladığını söyleyen Muhammed’e karısı Hatice bir gün şöyle der:

“...Cebrail’i ben de görmek isterim. Seni ziyaret ettiği zaman bana da haber de bileyim.” Her ne kadar Cebrail diye bir şey olmadığını çok iyi bilmekle beraber Muhammed, kendisine herkesten önce inanmış görünen Hatice’yi hayal kırıklığına uğratmamak azmiyle bir plan düşünür.

Bu plan gereğince günlerden bir gün karısına seslenerek,
Cebrail’in geldiğini ve dizleri üzerinde oturduğunu bildirir. Fakat Hatice, onun dizlerinde böyle bir şey görmediğini söyleyerek gözlerini ovuşturur ve tekrar bakar. Muhammed’in dizleri üzerinde oturan bir Cebrail’in varlığına tanık olmadığı için: “Bir şey görmüyorum” diye konuşur. Bunun üzerine Muhammed, Hatice’ye: “Şimdi dizimden kalktı ve merdiven eşiğine gitti” diye cevap verir. Fakat Hatice yine Cebrail diye bir şey görmediğini tekrarlar. Başında bulunan örtünün görüşe engel olduğunu sanarak kaldırır; fakat kaldırdığı an Muhammed kendisine Cebrail’in birden bire kaybolup gittiğini haber verir (290aa) Bu nasıl olmuştur ve nasıl Cebrail, Hatice’ye görünmeden kaybolmuştur? Bütün bunlar Müslüman kişiler bakımından başlı başına birer muammadır. Fakat muhakkak olan bir şey varsa o da şudur ki yukarıdaki olay, daha ilk anlardan itibaren ve daha doğrusu İbn Ishak (H. 150/M. 767) ve İbn Hişam (H. 218/M. 833) gibi temel kaynaklardan Gazali’ye ve İbn Haldun’a ve benzeri kaynaklara atlayıp günümüzde Muhammed Heykel gibi çağdaş yazarlara gelinceye dek hep, meleklerin kadınlardan hoşlanmadığı ve kaçtığı şeklinde yorumlanmış ve İslami bir inanç şeklinde savunulmuştur.


Hatırlatalım ki Hatice’ye oynadığı yukarıdaki oyunu Muhammed aynı şekilde Ayşe’ye de oynamışa benzer. Çünkü Ayşe de, tıpkı Hatice gibi Cibril’i merak etmiş ve ille de görmek istemiş ve bu dileğini belirttiği günlerden birinde Muhammed kendisine: “Ya Aişe, şu yanımdaki Cebrail’dir, sana selam ediyor” demiştir. Ayşe de buna karşı Muhammed’e: “Selam ve Allah’ın rahmeti ve bereketleri onun üzerine olsun” dedikten sonra şunu eklemiştir: “Benim görmediğim (Cibril)i sen görüyorsun!“ Muhammed’in söylemesine göre Cibril denen şey 600 kanatlı ve kanatlarıyla sema’nın etrafını yeşil bir kumaş halinde kaplayan bir melektir ki insan şeklinde görünür; örneğin bazen Arabikılığında, bazen de Dihye suretinde ziyarete geldiği olur. Bilindiği gibi Dihye, Ashab’ın ulularından olup Muhammed’in çok sevdiği bir kimse idi. Usame İbn-i Zeyd’in rivayetine dayalı bir hadise göre bir gün Muhammed, yanında eşlerinden Ümm-i Seleme bulunduğu halde Dihye ile konuşurken, birden bire sorar: “Bu kimdir?”. Ümm-i Seleme: “Bu Dihye’dir” der. Buna karşılık Muhammed bir şey söylemez. Fakat az sonra Ashab’a irad ettiği hutbe ‘sinde Cibril’in vahiy getirdiğini bildirir. Bunu duyan Ümm-i Seleme, Cibril’in Dihye suretinde göründüğüne inanır. Öyle anlaşılıyor ki Muhammed, Ümm-i Seleme’ye biraz farklı bir oyun oynamak istemiştir. Fakat sanılmamalıdır ki bu hikayeden, kadının mevcudiyetine Cibril’in yada herhangi bir meleğin tahammül edebileceği anlamı çıksın. Çünkü Muhammed ölüm döşeğinde bile meleklerin kadınlarla ayni yerde bulunmak istemeyeceklerini ortaya vurmuştur.

Gerçekten de Ayşe’nin bildirmesine göre öleceği gün, büyük acılar ve sancılar içerisinde kıvranırken bir aralık iyileşir gibi olur ve bu durumu görenler sevinerek işlerine giderler. Yanında sadece kadınlar kalır. Bunun üzerine Muhammed: “KADINLAR çıksın, bu melek yanıma girmek istiyor der. Kadınlar çıkar, fakat Ayşe kalır. Ancak ne var ki meleğin kendisini görmemesi için evin bir köşesine çekilir. Bu gelen güya ölüm meleğidir. Muhammed’in ruhunu almak için gelmiştir. Fakat Muhammed ona: “Cebrail gelinceye kadar benden uzaklaş” der; o da uzaklaşır. Kadınlar içeri alınır. Bu sırada Cebrail kapıya gelir. Kadınlar yine odadan çıkarılır. Cebrail girer ve Muhammed ‘i teselliye çalışır. Muhammed ona ölüm meleği gelinceye kadar beklemesini söyler. Bu kez kadınların içeriye girmelerine izin verilir. Bu arada ölüm meleği gelir ve selam vererek içeri girmek için izin ister. Muhammed izni verir ve “Beni Rabbime kavuştur* der. Ölüm meleği bu işi görürken Cebrail şöyle konuşur: “Vahiy dürüldüğü gibi dünya da benim için dürülmüş oldu. Artık ne dünyanın bende ve ne de benim dünyada bir ihtiyacım kalmadı. Bu benim yeryüzüne son inişimdir” Bu sözler üzerine Muhammed can verir.

Öyle anlaşılıyor ki Cebrail, artık nasıl olsa bir daha yeryüzü ile ilişkisi kalmadığını hesaplayarak son dakikada kadınlarla ayni yerde bulunmanın pek sakınca yaratmayacağını düşünmüş olmalıdır. Meleklerini dişiden yaratmayı utanç vesilesi yapan bir Tanrı’nın kadınlardan elçi/peygamber göndermeyeceği aşikardır. Bundan dolayıdır ki Kuran’da, Tanrı’nın güya Muhammed’e şöyle dediği yazılıdır.

(12 Yusuf 109-110)
“Senden evvel (Peygamber olarak yalnız erkekler gönderdik ki onlara vahiy iniyordu...“

(21 Enbiya 7)
“Senden evvel de kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik...”

Kaynaklar:
[108] Ebu´l-Fereç İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 164.
[109] İbn İsJıak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 255, Taberî, Târih, c. 2, s. 208, Ebu Nuaym, Delâil, c. 1, s. 217, Beyhakî, Delâilü´n-nübüvvE.c. 2, s. 151-152, İbn Atoclilberr, İstiâb, c. 4, s. 1820, Ebu´l-Ferecİbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1 , s. 164, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 49, İbn Seyyid, Uyûnu´l-eser, c. 1 , s. 87, Zehebî, Târîhu´l-İslâm, s. 134, Ebu´l-Fidâ, el-Bidâye ve´n-nihâye, c. 3, s. 15-16, Heysemî, Mecmau´z-zevâid, c. 8, s. 256, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 283.

Yazan: Aziz Yağan
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok