SON YAYINLAR
latest

728x90

İNSANIN YARATILIŞI VE ANUNNAKİLER


Okuyanlarınız oldu ise daha önce "Tanrı Fikri Üzerine Deli Düşünceler" isimli bir yazıda dünya dışı gelişmiş bir formun bizi yaratabilme ihtimalinden (ve diğer ihtimallerden) bahsetmiş, ayrıca "Anunnaki Tarihi: Enki'nin 14 Tableti" adlı yazıda sümer döneminden kalan ve Anunnakileri anlatan 14 tabletin çevirilerini yaparak sizler için yayınlamıştım. Anunnakileri araştırdıkça, daha eski yazılarımda bahsettiğim bu "dünya dışı bir canlının insanı yaratma fikri" daha da mantıklı gelmeye başladı gözüme.

İlk olarak detaya girmeden önce size inancımdan bahsetmem gerek (detaylı okumak için tık : Benim Tanrım), benim inancım deizmin kollarından biri olan pandeizme çok benzemekle birlikte bir açıdan tam olarak pandeizm kategorisine de giremiyor çünkü ben evren olan tanrının kendi varlığını, gelişim ve değişimini sürdürürken yarattığı tüm canlıların da ona bağlı olarak gelişip değiştiğini veya yok olduğunu düşünüyorum, yani burada apolitik açıdan doğrudan olmayan bir müdahalesi mevcut.

Yazarımız Demon Product "Yaratılış ve Evrim "Gör"çeği" isimli yazısında bu yazacağım konuyla ilgili olarak "fantastik teoriler" demişti ama ben yinede yazacağım :)

İnancımı kısaca özetledikten sonra yavaş yavaş detaya gireyim. Bilindiği gibi günümüz teknolojisinde biz insanların bile bir şeyler yaratması daha doğrusu yaratılan bir canlıyı kullanarak onun gelişmiş veya farklı formlarını yaratması mümkün. Buna en basit örnek olarak akvaryum canlılarından olan balon molly balığını, papağan cikletlerini ve bir çok köpek ırkını verebiliriz. Çünkü sizlerinde bildiği gibi normalde günümüzdeki kadar köpek ırkı yoktu, bir çoğu dna-gen değişimleri sonucu insan elinden çıkma.

A, Anunnaki, Anunnaki deneyleri, Anunnakilerin gizemi, Anunnakilerin insanı yaratması, İnsanı kim yarattı?, Dünya dışı yaşam, Homosapienler, Uzaylıların insana müdahalesi, Açıklanamayanlar,
Biz günümüz teknolojisi ile bunu başarabiliyorsak ve dünyanın sınırsız evrende bir sinek pisliği kadar yer kapladığının, başka trilyonlarca gezegen ve galaksinin olduğunu biliyorsak burada aklıma şu önemli soru geliyor: Neden teknolojisi bizden akıl almaz derece üstün olan başka canlılar, başka galaksi ve gezegenlerde yaşamasınlar ki? Ben evrenin tanrı olduğuna inanıyorum ve bu yüzden evrenin hiçbir bölümü gereksiz-lüzumsuz ve DÜNYAYA süs olsunlar diye yaratılmış olamaz. Diyelim ki siz farklı bir inanç veya dine sahipsiniz, burada yine aynı soruyu sormanız gerekir "Tanrı/Allah/Rab vs. Dünya dışındaki bu akılalmaz sayıdaki galaksiyi ve uçsuz bucaksız evreni boşuna mı yarattı?" Eğer cevabınız tabi ki "boşuna yaratmadı" ise yine benimle aynı kapıya çıkarsınız çünkü oralarda da yaşam olması gerekir, sınırsız evrenin boş bir apartman dairesi olması ve sadece dünyanın bulunduğu katın tutulmuş olması mantıklı olamaz.

Daha ortada hiçbir teknoloji yokken dünyanın çok farklı-uç noktalarındaki tarihi-arkeolojik buluntularda (duvar resimler, piramit çizimleri, tabletler vs.) dünya dışı formların vurgulanması, bir çok çizimde dünya dışından ziyaretçilerin gelişi, teknoloji öğretmeleri, insanları eğitmeleri, savaşmaları konularının hayat bulması aklımdaki bu ihtimali daha da canlandırıyor. Eğer o çağlarda cep telefonu-internet gibi kavramlar olsaydı, evet dünyanın çok farklı noktalarındaki piramit, ev veya tabletlerde aynı konu işlenmiş çünkü birbirlerinden duymuş-görmüşlerdir diyebilirdim fakat öyle bir şey söz konusu değil. Öyle ki antik dönemlerde birçok toplumun kendisi dışında farklı bir toplumun yaşadığından haberi bile yok.

Nerede kalmıştım, evet teknoloji, dna, evrim, gelişim ve yaratılış. Şuanki görüşüm tamamen bizi var eden Tanrı/Evren'in her yerinde hayat olduğu ve bilemediğimiz, keşfedemediğimiz sınırsız gezegen-yaşam formu üzerinde yoğunlaşıyor.
Tanrı/Evren kendiyle birlikte herşeyi var ettiği gibi bilemeyeceğimiz bir süre sonra tıpkı diğer canlılar gibi bizler de üzerinde filizlendik ve hayat bulan canlılardan olduk, fakat bize hayat veren-yaratan bir güç olmasına rağmen bizler de onun yarattıklarına müdahale edip onları değiştirebiliyoruz.
Peki neden çok gelişmiş teknolojiye sahip bir canlı topluluğu geçmişte dünyayı ziyaret edip Tanrının yarattığı ilkel insan formu ve dünya canlıları üzerinde tıpkı bizlerin birçok canlıya yaptığı gibi dna testleri yaparak onun daha gelişmiş formunu yaratmış olmasın?
Nasıl ki biz kendimizi haklı gördüğümüz binlerce sebepten dolayı hayvanları ve canlıları bu dna değişimleri ile farklı veya gelişmiş formlar haline getiriyor isek geçmişte daha gelişmiş bir uygarlığın bunu bizim üzerimizde uygulamış olması çok da küçük bir ihtimal değildir.

Üstelik evrime inanan biri olarak şunu söylemeliyim ki, bu dünya dışı yaşamın (ki bence bu Anunnakilerdir) müdahalesi insanın ve hayvanların evrim sürecinde ara geçiş formlarından bazılarının olmamasını bile ciddi derecede açıklıyor bence (şahsi görüşüm). Neden diyeceksiniz, hemen izah edeyim.
Öncelikle evrimi direk maymundan gelmek veya 100-200 senede maymundan hızlıca evrilmek zannedenler var ise lütfen siteyip kapatıp evlendirme programı veya yemekteyiz'i izlesinler.
Evrim uzun bir süreç çünkü canlıların değişim-gelişim için ciddi uzun süreye ihtiyacı oluyor, kolay değil, zamanla her şeyin ufak ufak değişiyor bulunulan ortama göre. Zaten tanrının yarattığı bir canlıyı ortama ayak uyduracak, gelişip evrimleşebilecek şekilde yaratması ona yakışan şey olurdu, yarattığının gelişim ve değişim limitlerini kısıtlamak değil.

Şimdi evrim konusunda da dünya dışı yaşamın insanı geliştirmesi, üzerinde deney yapması neden aklıma yattı onu anlatayım.

Bilim adamları, "Kayıp link", yani Cro-Magnon adamı olarak anılan orijinal Homo Sapiens'in ani atası olan formu bulamıyorlar; Onlar daha önce varolan çok daha az gelişmiş formların kalıntılarını bulup sürdürmeye devam ediyorlar. Bu zaman zarfında, bu formdaki kalıntılara çoğu kez ulaşılması gerekirdi (örneğin Neanderthal'ınkiler gibi, Homo Sapienlerin ataları olmayan bu form, yaklaşık olarak aynı zamanda var olmuştur). Eğer bilim adamları böyle bir form bulamazlarsa, bu% 99.9 için bu formun hiç varolmadığı anlamına gelebilir ve orijinal Homo Sapienlere genetik mühendisliği yapıldığı anlamına gelebilir.

Kayıp bağlantı (form) yok, çünkü o dönem ara form olamayacak kadar hızlı bir değişim oldu. Fakat insanlar dünya dışı bir yaşamın müdahalesini düşünmedikleri için ara formun neden olmadığını doğrudan evrimle anlamaya çalışıyorlar çünkü diğer tüm formlar var.
Bunun sebebi yapılan deney ve yeniden gelişmiş insanı yaratma sonucu ortaya çıkan yeni insanın eskisine göre çok daha fazla gelişmiş olmasıdır. Yani 1-2-3-4-5 ? 7-8-9 diye giden seride 6 numara aranıyor ama aslında 6 hiç var olmadı çünkü 5 den sonra çok gelişmiş görünen forma bu yedidir, o halde 6 nerede dendi (umarım çok karışık olmamıştır).
Aniden, çok kısa bir süre içinde çok gelişmiş insan yaratılınca eskiden dünyada yaşayan ilkel insan ile arasında ciddi farklar oluşuyor ve ölümlerinden milyonlarca yıl geçtikten sonra fosillerini bulan insanlar normal şekilde bu kadar gelişmiş olamayacaklarını bildikleri için o aradaki uçurumu anlamaya çalışıyorlar.

Hesaplamalar, hayatın ortaya çıkması ve dahası akıllı yaşam formu şansının çok düşük olduğunu gösteriyor (Kasırganın yeni bir Boeing uçağını yerde bulunan bir kırık parçanın parçalarından oluşturması bile daha olasıdır). Fakat Evren devdir, sonsuzdur, bu sayede bu şans gerçekleşti ve hayat, sonra da akıllı hayat ortaya çıktı. Bence diğer yıldız sistemlerinden gelen, inanılmaz üstün teknolojiye sahip bir medeniyet dünya üzerinde yaşamakta olan atalarımızı yani ilkel insanları ciddi oranda geliştirmiştir.

Buradaki sorun, evrenin (bana göre tanrı) sadece sonsuz değil, aynı zamanda edebi olduğudur ve yukarıda anlatılana benzer bir sürecin evrenin farklı noktalarında sayısız kez gerçekleşmiş olabileceği ihtimalidir.

A, Açıklanamayanlar, Anunnaki, Anunnaki deneyleri, Anunnakilerin gizemi, Anunnakilerin insanı yaratması, Dünya dışı yaşam, Homosapienler, İnsanı kim yarattı?, Uzaylıların insana müdahalesi,
Bu konuda benimle aynı fikirde olan sayısı azımsanamayacak kadar çok bilim insanı da var. Bunlardan biride kan bağları ve genetik bilimi alanında uzman olan Daniella Fenton.
Fenton dünya dışı varlıkların homosapienler üzerinde genetik mühendislik yaparak gelişimlerine büyük katkıda bulunduklarını söylüyor ve bunu aşağıdaki gibi nedenlere bağlıyor.
  1. İnsanlardaki FOXP2 geni insanın konuşma yeteneğini ciddi derece geliştirirken diğer primatlarda bu değişim gözlenmemektedir.
  2. Diğeri ise Kromozom-2'nin esrarengiz füzyonudur. Büyük beyinli insan tiplerinde görülen bu füzyon primat tiplerinde görülmemektedir. Kromozom-2'nin insanın gelişimine kattıkları ise insan mutasyonunun doğal genomuna uymamaktadır fakat birden büyük beyinli insan türünde ortaya çıkan bu kromozom öğrenme-sinir gelişimi gibi konularda homosapienlere ciddi gelişme sağlamıştır.
"Birileri kromozom-2 füzyonu taşıyabilen üreme çiftini yarattı. Kromozom modifikasyonu, beyin gelişimi, bağışıklık sistemi ve üreme süreçleri üzerinde etki yaratacak şekildedir." Daniella Fenton.

Çinli araştırmacılar, ülkelerinin kökeni ile ilgili eski gizemleri araştırarak yıldızlararası gelişmiş bir ırkın Kuzey ve Batı Çin bölgelerinin çoğunu yer altı üsleri olarak kullandıkları konusunda kaçınılmaz bir sonuca vardılar.

Çin ve eski Tibet’in bölümlerini kapsayan yüzlerce garip piramit bulunmakta. Buldukları birçok veriyi gizli tuttular çünkü piramitlerde yaptıkları araştırmalar onlara dünya dışından gelen canlıların beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlü olduğunu gösteriyordu (Sümer tabletlerinde insan üzerinde dna çalışmaları yapan, kadınlarına geliştirdikleri bu dnaya ait spermleri enjekte edip ilkel insandan geliştirdikleri ilk gelişmiş insan ırkı olan Adam ve Eve(Havva) ırkını yaratan Anunnaki ırkının tasviri ile tamamen örtüşüyor). Bu, uzaylı ırkın bir zamanlar dünya'daki insanlarla çiftleşmesi mantıklı görünüyordu. Eski Çin yazıları bu konuyu açıklıyor.

Dokuz üniversite bilimcisi, tarih öncesi devasa piramidin yaklaşık 10.000 yıl önce inşa edildiğini tespit ettiklerinde çok şaşırdılar. Bunlardan biri de Qinghai'nin batısındaki Baigong Dağı'nın tepesinin çok yakınında bulunan Xianyang piramididir.

Çin piramitleri Mısır, Meksika ve Peru'dakilere çok benziyor. Antik Çin efsanesine göre, Çin'de keşfedilen yüz piramit, açık tenli, mavi gözlü ve sarışın olan bu dünya dışı ırkın eseri.

Bilim adamı Dr. Carl Sagan, “Evrende Akıllı Yaşam” adlı kitabında, Dünya'nın birçok kez dünya dışı göçmenler tarafından ziyaret edildiğini belirtmiştir:
"Sümer, Dünya gezegenindeki çağdaşlığın belki de ilk uygarlığıydı. Sümerlerin nereden geldiğini bilmiyoruz. Sümer uygarlığının insan kaynaklı olmadığını ve ilgili efsanelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum."

Günümüzde Irak'ta bulunan Sümer tabletleri, dünya dışı ziyaretçilerin hikâyesini ve medeniyeti Sümer'e nasıl getirdiklerini anlatıyor. Ziyaretçilerin dünyalılara piramit inşa etmeyi öğrettiklerini açıklıyorlar. Nasiriyah, Irak yakınlarındaki Büyük Ur Piramidi bunlardan biridir. Kahire, Mısır yakınlarındaki Büyük Piramit kompleksi dünya yüzeyindeki piramitlerin düzenlerinde harika bir matematiksel mühendislik olduğunu göstermektedir.

Piramitler o kadar büyük ve çok mükemmel ki, bugün aynı özelliklere sahip bir piramit inşa etmemiz olası değil. Her dev taş, 1 ila 20 ton arasında ağırlığa sahiptir ve büyük piramit, 100.000'den fazla taşla inşa edilmiştir. Fakat Mısırlıların hiçbir makine, motor, helikopter ya da inşaat teçhizatı yoktu, bu yüzden teknolojik yardım olmadan kendilerinin inşa edebilmesi oldukça şüphelidir.

Taşlar 500 mil uzaklıktaki taş ocaklarından geliyordu. Sadece taşları kesmek bile son derece zordur, onları inşaat alanına götürmek ise heybetli bir görevdir ve 20 tonluk taşları yüzlerce metre yüksekliğe bir dış güç yardımı olmadan yerleştirebilmek imkansızdır. Piramidin tepesi 481 metre yüksekliğindedir. Bir rampa yapmak bile en az piramit kadar malzeme gerektirir.

Piramit tüm dünyanın toprak kütlesinin merkezi gibidir. Büyük Piramidin iç kısmı incelendiğinde hiçbir yazı ya da hiyeroglif bulunamadı ve birçok araştırmacıya göre mezardan çok bir güç santrali olması muhtemeldi.

Eski Mısır yazıtlarından olan Zep Tepi, ökyüzünden gelen tanrıların yeryüzüne geldiğini ve verimli toprakları çamurdan ve sudan yükselttiklerinde ortaya çıkarır. Yazıtlara göre Ptah, Mısır'ın ilk İlahi yöneticisi olarak kendi oğlu RA tarafından kurumuştur (Yazıtlarda göksel tanrıların dünyaya uçan disklerle geldiği anlatılıyor. İnsanlar gördükleri üstün gücü muhtemelen tanrı zannetmiş veya tanrılaştırmıştır).

Bulduğu antik parşömenin kodunu çözüen Wayne Herschel şöyle diyor:
"Gemileriyle havalanarak uçtular ve bir firavunlar kraliyet çizgisi boyunca insanlara yasa ve bilgelik getirdiler. Arkeolojik buluntulara bakıldığında büyük bir uzaylı ırkın aşağı inip genetik havuzumuzu değiştirmiş olması muhtemeldir. En eski bazı yazıtlar, tanrıların ya da dünya dışı ziyaretçilerin insanlara kendi imajlarını vermek için geldikleri aynı temayı tekrarlamaktadır."

DNA'LAR GENETİK MÜHENDİSLİĞE (MÜDAHALEYE) İŞARET EDİYOR
DNA'nın (deoksiribonükleik asit) çok karmaşık bir genetik kod üzerindeki etkileri ile keşfi, teorik evrimden ziyade akıllı tasarım için ek kanıt oluşturmaktadır.

En ilginç üç genetik kuralsızlığı Rh faktörü, HIV ve delta-CCR5'tir.

Mendelian istatistiklerine göre maymunlar ve ilkeller Rh pozitif iken (+, +), beyazlar ve Asyalılar % 25 Rh negatif'e (-, -) yakındırlar, sanki sarı renkli dünya dışı canlılarının (-, -), yerel insanlarla karıştırılması gibi (+, +).

Vücudumuzda kusurlu HIV varsa, modern HIV'e karşı dirençli olmamız gerekirdi.
Ancak, pek çok şempanze kusurlu HIV içermektedir. 1955 yılına kadar maymunlardan insanlara transfer edilmiştir. Halbuki maymunlar evrim çizgimizin içinde var iseler neden genomlarımızda eskiden kalma bir HIV görmüyor-taşımıyoruz?

En ilginç mutasyon eşcinselleri aramak suretiyle bulunan AIDS olmaksızın sahip olunan HIV direncidir. Hepsi İskandinavya'da “delta-32 CCR5” olarak bulundular.

1955'ten önce var olmayan bir virüse karşı nasıl direnç kazanılır? Bazı insanlar çiçek hastalığı ya da mukusa karşı koruyabileceğini gösterdi, fakat neden çiçek hastalığı Hindistan ya da Çin'de yaygın değil? Maymunlardaki özdeş bir genin virüslere maruz kalabildiği milyonlarca yıl göz önüne alındığında neden bu virüsler maymunlarda bulunmuyor?

Bunun nedeni kromozomal kopyaların her ikisinin de direnç sağlamak rastgele gerçekleşmesinin hemen hemen imkansız olduğu bir çift vuruşla silinmesidir. Şimdi ise delta-32 CCR5 Finlandiya'daki çok yeni bir kökeni ile Rusya ve Kuzey Avrupa'ya yayılıyor fakat Güney Avrupa, Asya, Afrika ve başka bölgelere yayılamıyor.

Günümüzde hala bazı bölgelerdeki insanların diğerlerine göre garip genleri vardır. Bu mutasyonun en bariz kaynağı ise birkaç bin yıl önce dünyalılarla karşılaşan dünya dışı ırktır.

Yazının başından buraya kadar yazdığım her şeye baktığımda eski Sümer metinleri başta olmak üzere, Çin ve Hint kaynaklı antik metinlerinin anlattığı dünya dışı varlıkların gezegenimize gelerek dünyalılarla evlenip çocuklar yaptıkları, genetik mühendislik çalışmalarında bulundukları konusunda doğru söylediklerini hissediyorum.

Yazan: A.Kara
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok