SON YAYINLAR
latest

BÜYÜ VE FAL TEORİSİNE GİRİŞ

din, DP, islamiyet, Büyü,Büyü var mı?,İslam'a göre büyü,Muhammed'e büyü yapıldı mı?,Cinci büyücü hocalar,Burç ve fal yalanları,Büyü yalanı,Dua ve büyü yalanları,Hadislerde büyü
Büyü… Halkımızın en çok korktuğu, adını bile anmak istemediği mistik olgu. Büyüler tüm çağlar boyunca, hemen her din ve toplumda görülmüştür. Çeşitli amaçlarla gerçekleştirilen bu mistik olgu, bazen çeşitli ayin ve materyallerle desteklenerek daha gizemli ve esrarengiz bir hal alıyor.

Hali hazırda toplumumuzun büyük bir çoğunluğu büyü ve büyücülüğe inanıyor. Hatta deist ve ay ateist kesimlerden dahi büyüye inananlarla karşılaşıyoruz. Şimdi inançsız okurlar bana kızabilirler ancak büyüye inananların savunması şu şekilde: “ Ben tanrıya inanmıyorum. Ama insan beyninin gücü yadsınamaz. Büyü ayinleri katalizör vazifesi görerek bu beyin gücünün odaklanmasını ve istenen unsurun gerçekleşmesinde motor gücünü teşkil ediyor.”

Yani bir insan dinden de, tanrıdan da sıyrılabilir. Ancak büyüden zor. Çünkü hemen hemen tüm dinlere ve kültüre yayılmış, onları biçimlendirmiş bir olgu.

Yahudilerde, Hristiyanlarda, paganlarda kısacası hemen her inançta karşımıza çıkıyor.

Büyünün daha soft bir biçimi “nazar” adıyla karşımıza çıkıyor. İnanışa göre göz değmesi olarak adlandırılan bu fenomende kişinin istem dışı psişik güçleri devreye giriyor, ya kişiye ya da bir materyale zarar veriyor.

 Zaten toplumumuz büyü ve nazar konularında engin (!) bilgilere sahip olduklarından dolayı bu konunun derinine inmeyeceğim.

İslami ölçekte değerlendirildiğinde büyü var. Hatta İslam peygamberi Muhammed’e bile büyü yapılmıştır.

Beraberce İslami literatüre bir göz atalım:


“Peygamberimizin, zilhicce ayında Hudeybiye’den döndüğü ve muharrem ayına girmiş bulunduğu sırada idi ki Medine’de kalan Yahudilerin elebaşları, Müslüman olduğunu açıkladığı halde, münafıklıktan ayrılmayan Yahudi Lebid b. Asam’ın yanına vardılar. Lebid Zurayk oğullarının müttefiki idi. Kendisi sihirbazdı. Yahudiler onun sihirde ve sihirle adam öldürmekte Yahudilerin en bilgilisi olduğunu biliyorlardı.

 Ona:
-Ey Ebul’Asam! Sen bizim sihirbazımızsın! Muhammed, bizim erkeklerimizi ve kadınlarımızı büyüledi. Biz, ona karşı bir şey yapamadık. Sen, O’nun bize neler yaptığını dinimize nasıl aykırı davrandığını bizden kimleri öldürdüğünü veya sürgün ettiğini gördün.! Biz bütün bu yaptıklarına karşı onu sihirleyip cezalandırmak üzere seni tutuyor, görevlendiriyoruz." dediler ve Peygamberimizi sihirlemesi için de ona üç altın verdiler.

Lebid b. Asam; Peygamberimizin tarağı ile başından taranmış saçlarını elde etmeğe girişti. Yahudilerden bir genç, gelir gider Peygamberimizin işini tutardı. Yahudiler, peygamberimizin saç ve sakal tarantısı ile bazı tarak dişlerini elde edinceye kadar bu genin üzerine düştüler.

Yahudi genci, Peygamberimizin saç tarantısı ile tarak dişlerini alıp Yahudilere verdi. Lebid. B. Asam istediklerini elde edince ona bir takım düğümler düğdü ve üfledi. Bu düğümlenmiş ve üflenmiş saç tarantılarını, erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığının içine koydu. Sonra onu götürüp kuyunun içindeki basamak taşının altına yerleştirdi. Bu kuyu Zurayk Oğullarına aitti.

Sihir yapılmasının ardından Peygamberimizin sıhhati bozuldu. Başının saçları dökülmeğe başladı. Peygamberimiz, yapmadığı bir işi yapmış, ailesine yaklaşmadığı halde, yaklaşmış gibi sanır oldu. Gözlerinin de feri azaldı. Ashab-ı Kiram Peygamberimizin hastalığını yoklamağa geldiler. Hastalığı günlerce sürdü. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 367)

Peygamberimiz hastalanınca Lebid b. Asam’ın kız kardeşlerinden birisi, Hazreti Aişe (Radıyallahu anha)nın yanına gelmişti. Kadın, Peygamberimizin hastalandığını öğrenince, dönüp bunu kız kardeşlerine ve Lebid’e haber verdi. Onlardan birisi:

-Eğer o gerçekten bir Peygamberse kendisine bu iş Allah tarafından haber verilir. Aksi takdirde, bu sihir kendisine nereden gösterilir? En sonunda aklı başından gider. Böylece de, kavmimiz ve dindaşlarımız umduklarına ermiş olur.” Dedi.

Hazreti Aişe, Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den şöyle rivayet ediyor: Nihayet Resulüllah günün birinde tekrar tekrar dua etti. Sonra da bana: “Ey Aişe! Yapmış olduğum duamı Allah’ın kabul buyurduğunu biliyor musun?

Bana meleklerden iki kişi geldi. Bunlardan birisi başucumda, o birisi de ayakucumda oturdu. (iki melek arasında konuşma şöyle geçti:)

– Bunun hastalığı nedir?
– Sihirlenmiştir
– Kim sihir yapmış ona?
– Lebid b. Asam!
– Sihir ne ile yapılmıştır?
– Erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı, tarak, saç ve sakal tarantısı ile!
– Nerededir o?
– Zervan kuyusunda, basamak taşının altındadır.
– O’nun şifa bulması ne iledir?
– Kuyu suyunun tamamıyla çekilip içindeki basamak taşının kaldırılması ve altındaki kurumuş erkek hurma çiçeği kapçığının çıkarılması suretiyledir! Dedi. Bundan sonra melekler havalanıp gittiler.”


Peygamberimiz, Hazreti Ali ile Ammar b. Yasir’i çağırdı. Zervan kuyusuna gitmelerini ve meleklerden işittiği şeyleri yapmalarını onlara emretti. Hazreti Ali ve Amer b. Yasir, hemen Zervan Kuyusuna gittiler. Kuyunun suyu, kınaya boyanmış, kuyu başındaki hurma ağaçlarının başları da şeytan başları gibi idi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.6, s. 57, Buhari, Müslim)

Kuyunun suyunu çekip boşalttılar, içindeki basamak taşını kaldırdılar. Taşın altında hurma çiçeği kapçığı, Peygamberimizin tarağı, başının saç tarantısı, üzerine iğneler saplanmış bir yay kirişi bulunup çıkarıldı.

Yay kirişi üzerindeki düğümleri çözmeye güç yetirilemedi. Cebrail gelip Felak ve Nas surelerinin ayetlerini okudukça, düğümler çözülmeye başladı. Her düğüm çözüldükçe, Peygamberimiz, önce elem, sonra da ferahlık duymakta idi.

En son düğüm çözüldüğü zaman, peygamberimiz, bir düz bağından boşanmış, kurtulmuş gibi açıldı. Yemeğe içmeye başladı.”

Şimdi buraya kadar İslam peygamberi Muhammed’in büyü hadisesini yine İslami kaynaklardan aktardık. Yani İslamiyete göre büyü var. Kurtulmanın yolu da Felak ve Nas sureleri. Peki, büyünün kökeni ne?

(Bu arada yüce Allah, kendi resulü Muhammed'i basit bir büyüye karşı, üstelik lanetlenmiş Yahudiler tarafından yapılmış bir büyüye karşı  koruyamadı mı? O da ayrı bir konu)

Kuranı Kerim'e bakıldığında (Bakara Suresi) bütün olay Harut ve Marut isimli iki meleğe bağlanıyor. Bir imtihan(!) vesilesi olan bu melekler, insanları uyarıyor, eğer hala öğrenmek isterlerse onlara büyü öğretiyorlardı.

Anadolu’da cinci- efsuncu-büyücü hocalar cirit atıyor. Kimisi helalinden (!) iyilik için kimisi de şeytan işi kötülük büyüsü yapıyor.

Ülkemizde bazı bölge ve beldeler cinci-büyücü hocaları ile meşhur. Hatta sosyetenin bile kendi büyücüleri var. Örneğin yurt dışında tahsil yapmış, iyi eğitimli, kültürlü bir ailenin üyesinde dahi büyüye bağlılık görülebiliyor. Burada faktör, büyünün sadece sosyolojik değil, bireysel anlamda da psikolojik bir tatmin metası olduğu.

Ülkemizi ve İslamiyet’i bir kenara bakalım. Alt gelişmiş toplum ve kültürlerde de büyüler inanılmaz yaygın. Büyüye olan inanç ve bağlılık, o toplumun gelişmişlik seviyesi ile de doğru orantılı.

Olaya gerçekçi yaklaşıldığında Büyü diye bir şey yoktur. Fal diye bir şey yoktur. Yıldızlar sizin geleceğinizi göstermez. Akrebin yükselmesi ile başınıza bir şey gelmez. Marsın etkisi altına girdiğinizde bolluk yaşamayacaksınız. Terazinin pozitif etkisi ile cinsel gücünüz artmayacak. Boğa ve Yengeç asla sizi olumsuz etkilemeyecek. Muskalar sizi korumayacak. Bebeğe bir şeyler saplayıp abuk subuk mırıldanmalar ile ancak kendinizi tatmin edeceksiniz. Evdeki nazar boncukları sadece seyyar boncukçu ablanın daha fazla para kazanmasını sağlayacak, evinizde mavi renkli aksesuarların artmasını sağlayacak. Hocaya okutup yazdırdığınız duanın kâğıdını bir gece suda bekletip, üç ihlas ve bir fatiha eşliğinde içtiğinizde üniversiteye gitmeyecek veya sevdiğinize kavuşmayacaksınız. Eğer girdiğiniz işlerde bir türlü dikiş tutturamıyor veya üç kere nişanlınızdan ayrılıp bir türlü evlilik yapamıyorsanız, bunun sebebi bir düşmanınız tarafından kıyafetlerinizden kesilen parçaların ve saçınızın kefen bezine, mezardan alınan bir toprak ile sarılıp, kör bir kuyuya atılması suretiyle tarafınıza yapılan büyü değildir.

Evrene gönderdiğiniz pozitif düşünceler sizi Lamborghini’ye kavuşturmayacak veya yine evrene gönderdiğiniz negatif düşünceler patronunuzun poposunda patlamayacak.

Şimdi bu fenomenlere inanan, inanmakla kalmayıp bizzat bu işle iştigal olan okurların bana serzenişlerini duyar gibiyim: “Sayın yazar, tamam inanmıyor olabilirsin ama madem olaya bilimsel yaklaşıyorsun, bir şeyin yokluğu kanıtlanamaz, ancak varlığı kanıtlanabilir! Olmadığını nereden biliyorsun?”

Kusura bakmayın ama tekerinize çomak sokacağım. Dinleri eleştirirken iyi, büyülere, fallara, astrolojik fal saçmalıklarına giydirince mi kötü oluyoruz?


Kanıt mı istiyorsunuz?
-Tüm İslam aleminin bedduaları neden ABD ve İsrail’i ve bilumum küffarı duman etmiyor? Neden İslam ülkeleri onların ağzına bakıyor?
-Neden büyüler İslam coğrafyasını kalkındırmıyor?
-Neden büyüler ile hastalıklar iyileşmiyor?
-Neden büyü ile kimse önümüzdeki maçlarda sağlam oranlı müsabakaları yakalayıp zengin olmuyor?
-Neden kimse büyü-fal ile altılıyı ve lotoyu tutturamıyor?
-Neden kimse geleceği öngörüp ona göre hareket edemiyor?
-Neden büyü ve fal ile uğraşanların kendine dahi hayrı yok?
-Neden büyü ve fal ile Türkiye “LİDER” konuma gelemiyor?
-Neden büyü ve fal ile süper güç olmuyoruz?
-Neden büyü ile milli takımımız dünya kupasına ambargo koymuyor?
-Neden büyü ile sevdiğiniz araba sizin olmuyor?
-Neden büyü ile hafta sonunda Los Angeles’te bir tur atamıyorum?
-Neden fal ile kaç çocuğum olacağını ve isimlerini göremiyorum?
-Neden? Neden? Neden?...
Bu nedenleri çoğaltmak mümkün.

Pardon unutmuşum. Nasıl olur da gözden kaçırırım. Aslında A.B.D. büyüler ile süper güç. Minnak İsrail, tüm dünyayı yaptığı büyüler ile yönetiyor. Mason ve İlluminati şeytani büyüler ile gizli dünya gücü. Rothschild ve Rockefeller aileleri parayı büyüler ile vurdular. Japonlar, büyü ve faldan elde ettikleri teknolojiler ile dünya teknoloji devi oldu. Almanlar, İngilizler ve Fransızlar büyüden ve faldan gelen bilgilerle bu kadar gelişti. Hatta A.B.D. ‘de CIA ve FBI sırf astrologlardan oluşan bir tim kurmuş. Yıldız hareketlerine göre A.B.D.'nin dış politikası belirleniyormuş. Hatta büyücülerden oluşan bir grup sayesinde PUTİN Rusları dünya arenasında ayakta tutuyormuş….

Ne içtiğinizi ve ne kullandığınızı bilmiyorum ama bu kadar kafayı nasıl yakalayabiliyorsunuz? Şaşılacak şey.

Kusura bakmayın ama hepsi yalan. Dualar, büyüler, fallar, yıldızların hayata etkisi… Yoklar. Sadece beyin kıvrımlarınızın ürettiği fantastik hikâyelerden ibaret.

Beni çürütmek mi istiyorsunuz?
Yapın bir dua da Tüm İslam alemi dünyaya güneş gibi doğsun. İslam alemi tüm cihana hükmetsin. Hastalıklar son bulsun, Akan kan dinsin. Bir problem ile karşılaştığınızda bakın bakalım Nas ve Felak sizi kurtaracak mı? Madem büyü gerçek, nasıl oluyor da milleti etkileyebiliyor? Herkes Nas ve Felak okusa büyücü ve cinci hocaların işsiz kalması gerekmez miydi? Eğer büyü ve sihir varsa ve etkili ise Nas ve Felak sureleri etkisiz mi? Bir işe yaramıyor mu?

Sevgili büyücü, falcı ve astrolog okurlarımıza:
Hadi yapın bir büyü de Neymar Galatasaray’a, Ronaldo Beşiktaş’a, Messi’de Fenerbahçe’ye gelsin. A.B.D. bir anda üçüncü dünya ülkesi olsun. İsrail, Ortadoğu’nun en fakir ülkesi olsun. Türkiye süper güç olsun. Hadi. Yapın büyünüzü…

Astroloji ve Fal’da ihtisas mı yaptınız? Önümüzdeki haftanın tüm sayısal loto, iddaa ve at yarışı sonuçlarını Site Başyazarı ve Yöneticisi A. KARA dostuma site maili üzerinden yollayın. Söz, çıkan paraları kırışacağız.

Size saatli maarif takvimine göre de 1 ay mühlet. Hepsine de gerek yok. Sadece birini becerin. Yok, yapamadınız mı? O halde şaklabanlığa gerek yok.

Bilime sıkı sıkıya bağlı kalın. Bilimin kanıtladıklarını kabul edin, gerisini çöpe atın. Hayatınızı bilim kurtarır.

Okunmuş pirinç ve büyüye bel bağlamayın gençler. Okuyun ve ders çalışın. Eğer birileri bazı cemaatlere (!) soruları peşkeş çekmediyse sınavları zaten hak eden kazanacak.

İşinizde yükselmek için kendiniz olun. Eğer yağcılık ve yalakalığın prim yapmadığı, liyakat esasına göre çalışılan bir yerde iseniz zaten hak ettiğiniz yerde olursunuz. Doğru ve dürüst olun.
Sağlıcakla kalın.

Yazan: Demon Product
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok