HABERLER
Dini Haber

MUSEVİ TANRISI YAHWEH

yahudilik, Musevi tanrısı, Yahweh, Yahweh'in kökeni, Musevi tanrısının kökeni, Rab, din, A, İsrail'in tanrısı, Tanrı El, Yhw, Tanrı Yhw, Yahudi tanrısı Yahweh, Tesniye, Levililer,
MUSEVİ TANRISI YAHWEH (RAB)
Yahweh (RAB), İsrail (Samiriye) ve Yahuda'nın Demir Çağı krallıklarının ulusal tanrısıydı. Kökenleri İlk Demir Çağına ve hatta Geç Tunç'a kadar uzanmasına rağmen hala tartışmalıdır.

Yahweh'in adının Tunç Çağı'ndaki Kenan panteonunun baş tanrısı olan El'in bir sıfatı olarak ortaya çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır ancak daha akla yatkın bir düşünce bizi antik Mısır'a götürür. Çünkü Yahweh ismi ilk önce antik Mısır'da görülür, bu metinlerde Filistin-İsrail topraklarının bulunduğu toprakların eski sınırlarının yani Transjordan'ın güneyindeki Shasu göçebeleriyle ilişkilendirilen benzer bir yer ismine atıfta bulunulmaktadır.

En eski İncil edebiyatında RAB İsrail'in düşmanlarına karşı göksel ordusuyla mücadele eden tipik bir eski Yakın Doğu "ilahi savaşçısı"dır. Daha sonra İsrail Krallığı'nın (Samiriye) ve Yahuda'nın ana tanrısı oldu ve zamanla kraliyet sarayı ve tapınaklarda yer alarak daha önce diğer tanrılara ve tanrıçalara atfedilen tüm olumlu niteliklere sahip oldu. Diğer tanrıların olumlu özelliklerinin toplandığı RAB artık tüm kainatın tanrısı haline gelmişti. Babil sürgününün sona ermesiyle (MÖ 6. yüzyıl) yabancı tanrıların varlığı reddedildi ve Yahweh evrenin yaratıcısı ve tüm dünyanın tek gerçek tanrısı olarak ilan edildi.

YAHWEH'İN TUNÇ ÇAĞINDAKİ KÖKENLERİ
Yahweh isminin kökeni ve anlamı hakkında hemen hemen ortak bir görüş yoktur. İsraillilerden başka bir topluluk tarafından Yahweh isimli bir tanrının varlığı henüz tespit edilememiştir ve Mısır'dan Çıkış 3: 14'e bakıldığında makul bir etimolojiye sahip olmadığı, net bir anlam içermediği görülüyor.

Mısır'dan Çıkış 3:14'de nasıl geçiyor bir bakalım:
"Tanrı, “Ben Ben’im” dedi, “İsrailliler’e de ki, ‘Beni size Ben Ben’im diyen gönderdi."

İsrailliler aslında Kenanlılardı ama RAB Kenanlı bir tanrı gibi görünmemektedir. Kenan panteonunun baş tanrısı El'di ve bir teoriye göre Yahweh adının "causeel ḏū yahwī ṣabaˀôt" yani "Orduları, toplulukları yaratan El" anlamına geliyor ve El'in göksel ordusu ile İsrail'in safında durduğu anlamını taşıyordu. Bazı görüşlerin yanı sıra El Dīūhwīṣaba’nın Kutsal Kitap içinde ya da dışında hiçbir yerde geçmemesini kanıt zayıflığı olarak görenler mevcuttur.

Konuyla ilgili en makul kaynağa göre YHW bir yer adıydı. 3.Amenhotep dönemindeki (MÖ 1402-1363) antik Mısır'dan kalma bir yazıtta "Shasu ülkesi Yhw" yazmaktadır. Shasu'da kuzey Arabistan'daki Midian ve Edom'dan gelen göçebeler bulunuyordu.

Bu durumda YHW ismi için makul bir görüş bu ismin hava ilahiyatına uygun olan "üfleyen" anlamına gelen HWY kökünden gelmiş olabileceğidir. Bu kayda değer bir görüş olsa da evrensel anlamda bir destek bulamamıştır ancak bu ismin kuzeye nasıl gittiği sorusunu gündeme getirmiştir. Yaygın olarak kabul edilen Kenit hipotezine göre Yahweh ismini İsrail'e Mısır ve Kenan arasındaki karavan yolları boyunca yol alan tüccarlar getirmişti. Kenan'da Yahweh adlı ilahın bulunmaması, İncil öykülerindeki Edom ve Midyan bağlantıları ve Musa ile ilişkilendirilen Kenit veya Midyan gibi çeşitli noktaları bir araya getirdiği için Kenit hipotezi güçlü bulunmaktadır. Bununla birlikte, Kenyalılar ve diğerlerinin Yahweh'i İsrail'e getirmiş olmaları tamamen makul olsa da, İsrail sınırlarının dışında veya Mısır'dan çıkış hikayesinde olduğu gibi Musa'nın himayesinde olmaları pek mümkün değildir.


1. DEMİR ÇAĞI (MÖ. 1200–930)
El, Yahweh ve İsrail'in kökenleri
İsrail tarihsel kayıtlara MÖ 13. yüzyılın son on yılında Kenanlı şehir devlet sisteminin sona ermiş olduğu Geç Tunç Çağı'nın sonunda giriyor. Bu da İsrail'in dininin aslında nereden ortaya çıktığını gösteriyor.

El "Şefkatli El", "Canlıların yaratıcısı" gibi isimlerle anılıyordu ve Kenan tanrılarının reisiydi. O Yahweh değil İsrail'in orijinal tanrısı El idi. "İsrail" kelimesinin kökeni Yahweh'den çok "El" (İsraEl) ismine dayanıyordu.

El, bir dağın üzerindeki çadırda dünyanın tüm tatlı sularını oluşturan tanrıça Asherah ile birlikte yaşadı. Bu çift Kenan panteonunun en üst kademesini oluştururken ikinci kademe ise "Athirat'ın (Asherah adının bir türevi) yetmiş oğlu" olarak anılan çocuklarından oluşuyordu. Bu gruptan evi Zaphon Dağı'nda bulunan Baal öne çıkan tanrı oldu ve zamanla Baal Kenan'daki baskın tanrılardan biri haline geldi. Böylece El yönetici güç haline gelirken Baal ise evrendeki askeri güç oldu. Baal'ın alanı sağanak yağışlar ve fırtınalar görüyordu, bu yüzden doğurganlık tanrısı olmasa da aynı zamanda doğurganlık ile de ilişkilendirildi. Yetmiş tanrıdan oluşan ikinci kademenin altındaki üçüncü kademede nispeten küçük zanaatkar ve tüccar tanrıları varken dördüncü son kademede ise ilahi haberciler ve türevi tanrılar yer alıyordu. El ve oğulları bir araya gelerek Tanrılar Meclisini oluşturdu. Her birinin bakımı altında kendine ait bir milleti vardı. Tesniye'nin 32:8-9 bölümünde tanrı El'in milletlerini oğulları arasında bölüştürdüğünün anlatıldığı ve İsrail'i Yahweh'in aldığı görülmektedir:
Tesniye 32:8-9:
8. Yüceler Yücesi uluslara paylarına düşeni veripİnsanları böldüğünde,Ulusların sınırlarınıİsrailoğullarının sayısına göre belirledi.
9. Çünkü RABbin payı kendi halkıdırVe Yakup soyu Onun payına düşen mirastır. «Tanrının melekleri», Kumran «Tanrının oğulları».

İsrailliler başlangıçta Yahweh'in yanısıra El, Asherah ve Baal da dahil olmak üzere çeşitli Kenanlı tanrı ve tanrıçalara ibadet ettiler. Hakimler döneminde ve monarşinin ilk yarısında El ve RAB dini bir birleşme süreci içine girdi. Bunun sonucunda 'El (İbranice: אל) ibadet edilen bir ilahın aksine "tanrı" anlamına gelen genel bir terim haline geldi ve El Shaddai gibi sıfatlar yalnızca Yahwe'ye atanarak El'e yapılan ibadetlerin azalmasına neden oldu ve Yahweh'in konumunu güçlendirdi. Baal, El ve Asherah'ın özellikleri, Yahweh dini tarafından emildi.

Asherah muhtemelen Shekinah'ın ilahi varlığının kadınsı yönleri arasında kaybolurken hava, fırtına tanrısı olan Baal ise Yahwe'nin fırtına ile özdeşleşmesi ile asimile oldu. Bir sonraki aşamada Yahweh'in dini ilk önce 9. yüzyılda Baal'a, daha sonraları güneşe ve yüksek yerlere ibadeti reddederek Kenan dininden ayrıldı.

Denizin Şarkısı gibi en eski metinlerde Yahweh halkı için savaşan bir savaşçı, eski Yakın Doğu mitlerinden tipik bir fırtınası-tanrısı, göksel bir yere sahip olarak ordusunu oluşturan yıldızlar ve gezegenler ile bir bölgeden İsrail'in doğusuna ya da güney-doğusuna doğru yürüyen bir ilah olduğu görülmektedir. İsrail’in savaşları Yahweh'in savaşları, zaferleri onun zaferleriydi. Diğer halkların başka tanrıları olsa da İsrail’in tanrısı onlar için bereketli bir yeri sağlayacak olan tanrıydı:
Tesniye: 33:26-29:
26. «Ey Yeşurun, sana yardım için göklere ve bulutlara görkemle binen Tanrıya benzer biri yok.
27. Sığınağın çağlar boyu var olan Tanrıdır, seni taşıyan Onun yorulmaz kollarıdır. Düşmanı önünden kovacak ve sana, ‹Onu yok et!› diyecek.
28. Böylece İsrail güvenlik içinde yaşayacak; Tahıl ve yeni şarap ülkesinde, Yakupun pınarı güvenlikte kalacak. Gökler oraya çiy damlatacak.
29. Ne mutlu sana, ey İsrail! Var mı senin gibisi? Sen RAB'bin kurtardığı bir halksın. RAB seni koruyan kalkan ve şanlı kılıcındır. Düşmanların senin önünde küçülecek ve sen onları çiğneyeceksin.»


2. DEMİR ÇAĞI (MÖ. 1000–586)
İsrail'in Tanrısı Yahweh
Demir Çağı'nda Yahweh İsrail ve Yahuda krallıklarının ulusal tanrısıydı ve görünüşe göre sadece bu iki krallıkta ona ibadet ediliyordu. Bu Eski Yakın Doğu'da olağandışı bir durumdu ancak nedeni bu tanrının herkesçe bilinmiyor olmasıydı. Mesela tanrı Ashur'a yalnızca Süryaniler tarafından ibadet edilmişti.

MÖ 9. yüzyıldan sonra 1.Demir Çağı kabileleri ve şefliklerinin yerini etnik ulus devletler alırken İsrail, Yahuda, Moab, Ammon ve diğerlerinden her bir milletin kendi ulusal tanrıları oldu ve hepsi az ya da çok birbiri ile eşitti. Böylece Chemosh Moabitlerin, Milcom Amcomitlerin, Qaus Edomitlerin tanrısı olurken Yahweh "İsrail'in Tanrısı" oldu (Kutsal Kitap'ta hiçbir yerde "Yahuda Tanrısı" yoktur). Her krallıkta kral aynı zamanda ulusal dinin başıydı ve dolayısıyla ulusal tanrının dünyadaki başkan yardımcısıydı. Bunun yansımaları her yıl Kudüs'te tapınakta toplanılan bir törene başkanlık eden kralın Yahweh'e taç giydirerek yücelttiği dini törenler de görülmektedir.

Yahweh'e yapılan ibadetlerin merkezinde kırsal yaşamdaki önemli olaylara denk gelen üç büyük festival vardı:
Kuzuların doğumuyla kutlanan Fısıh (Yahudilerin Hamursuz bayramı),
Mısır hasadı ile kutlanan Şavuot (Sivan ayının 6. günü kutlanan bir Yahudi bayramı),
Meyve hasadı ile başlayan Sukot (Yahudilerin Kudüs’teki tapınağa hac ettikleri üç kutsal festivalden biridir).

Bunlar muhtemelen Yahweh dininin önceden gelişinin habercisiydi ancak sonraları bu festivaller İsrail'in ulusal mitlerindeki olaylarla da ilişkilendirildiler: Fısıh Mısır'dan çıkış ile, Şavuot Sina'da yasa çıkarılması ile ve Sukot ise vahşi doğada dolananlarla ilişkilendirilmiştir.

Böylelikle festivallerin daha önceki tarımsal anlamları tamamen kaybolmamış olsa da artık daha çok Yahveh'in İsrail'i kurtarması ve onları kutsal halk olarak ilan etmesi kutlanıyordu. Ona yapılan ibadetler muhtemelen kurban vermeyi barındırıyordu.

Ancak bazı din bilimcileri Levililer 1-17'de anlatılan ayinlerin saflık ve kefaret konusundaki baskılardan dolayı ancak Babil sürgününden sonra uygulanmaya başlandığını ve gerçekte herhangi bir ailenin liderinin istediği bir şey için kurban sunabileceğini söylüyorlar.
Levililer 1-17:
1) VE RAB Musayı çağırdı, ve toplanma çadırından ona söyliyip dedi:
2) İsrail oğullarına söyle, ve onlara de: Sizden biri RABBE takdime arzettiği zaman, takdimenizi hayvanlardan, sığır ve davardan arzedeceksiniz.
3) Eğer takdimesi sığırdan, yakılan takdime ise, onu erkek, kusursuz olarak arzedecek; kendisi RABBİN önünde makbul olsun diye onu toplanma çadırının kapısında arzedecek.
4) Ve elini yakılan takdimenin başı üzerine koyacak; ve kendisi için kefaret etmek üzre kabul olunacaktır.
5) Ve genç boğayı RABBİN önünde boğazlıyacak; ve Harun oğulları, kâhinler, kanı takdim edecekler, ve kanı toplanma çadırının kapısında olan mezbah üzerine çepçevre serpecekler.
6) Ve yakılan takdimeyi yüzecek, ve onu kendi parçalarına göre kesecek.
7) Ve kâhin Harunun oğulları mezbah üzerine ateş koyacaklar, ve ateşin üzerine odunlar dizecekler;
8) ve Harun oğulları, kâhinler, mezbahta olan ateşin üzerindeki odunların üstüne parçaları, başı, ve yağı dizecekler;
9) fakat içlerini ve paçalarını su ile yıkıyacak. Ve kâhin hepsini, yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş koku olarak, mezbah üzerinde yakacaktır.
10) Ve eğer yakılan takdime olarak takdimesi davardan, koyunlardan, ve yahut keçilerdense, onu erkek, kusursuz olarak arzedecektir.
11) Ve onu mezbahın şimale doğru olan tarafında, RABBİN önünde boğazlıyacak; ve Harun oğulları, kâhinler, onun kanını mezbah üzerine çepçevre serpecekler.
12) Ve onu başı ve yağı ile beraber kendi parçalarına göre kesecek; ve kâhin onları mezbahta olan ateşin üzerindeki odunların üstüne dizecek;
13) fakat içleri ve paçaları su ile yıkıyacak; ve kâhin hepsini takdim edip mezbah üzerinde yakacaktır; yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş kokudur.
14) Ve eğer RABBE yakılan takdime olarak takdimesi kuşlardansa, o zaman takdimesini kumrulardan, yahut güvercin yavrularından arzedecektir.
15) Ve kâhin onu mezbaha getirecek, ve başını tırnağı ile kesip mezbah üzerinde onu yakacak; ve kanı mezbahın yan yüzü üzerine akıtılacak;
16) ve onun kursağını pisliğile ayıracak, ve onu mezbahın yanında, şarka doğru, kül yerine atacaktır,
17) ve onu kanatları ile çekip ayıracak, fakat onu bölmiyecek. Ve kâhin onu mezbahta, ateş üzerinde olan odunların üstünde yakacaktır; yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş kokudur.

Çok sayıda bilim adamı ise yeraltı tanrısı Molech veya Yahweh'in kendisi için olsun bebek kurban etmenin MÖ.7. yüzyılın sonlarında Kral Yoşiyahu'nun reformlarına kadar İsrail / Yahuda dininin bir parçası olduğu sonucuna vardı. Kurban ayinleri genellikle ilahilerin söylenmesi ile tamamlanırdı ama yine de konuya dair detaylar yetersizdir. Dua ise resmi ibadetlerde küçük bir rol oynamış, kurban sunmanın yanında daha sönük kalmıştır.

BİTİRİRKEN:
Bildiğiniz gibi daha önce Allah'ın kökeni ile ilgili birkaç yazı yazmıştım, aslında Yahweh konusunda da benzer durumlar geçerli. Bir topluluk kendine yeni bir din ve tanrı yaratıyor, bunu yaparken de çevrelerindeki en bilinen ilahları seçip bir araya getiriyor ve bu ilahın onları gözettiğini düşünüyorlar. Her zamanki gibi mitolojilerdeki eski tanrıların özelliklerini alıp bir tanrıda topluyor ve onu tek ilahi lan ediyorlar ve bu mitolojik ögeler günümüzde birçok inançlının alay ettiği yada edeceği türden inançlar içeriyor (Yahweh'i oluşturan temel ilahlardan biri olan El'in toplulukları tanrı oğulları arasında paylaştırması gibi, kaldı ki bu olay Kutsal Kitap'larında yer alıyor -Tesniye 32:8-9- ve buna inanıyorlar).



Yazan: A.Kara
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok