HABERLER
Dini Haber

ANTİK ROMALILARIN BELASI KRALİÇE AMANİRENAS

A,tarih, Antik tarih, Kraliçe Amanirenas,Roma'ya saldıran kraliçe, Tarihteki savaşçı kadınlar, Nubia krallığı,Kush krallığı,Amanirenas,Roma ile savaşan kadın, Antik Mısır,
KORKUSUZ KRALİÇE AMANİRENAS
Tek gözü vardı ama bu bir ordu toplayıp Mısır'daki Roma'ya saldırmasını engellemedi. Mısır'a saldırı başlattı. Krallığı ile Romalılar arasındaki çatışma beş yıl sürmüştü savaşın sonucunu kendi lehine çevirmişti.

KRALİÇE AMANİRENAS KİMDİR?
Amanirenas, M.Ö. 40-10 yılları arasında Kush'un iktidarındaki cesur tek gözlü kraliçeydi.

Kush, Sudan ile güney Mısır Nil Vadisi arasında bulunan Nubia'daki eski bir krallıktı. Bu güzel krallık muhteşem binaları, ünlü firavunları ve piramitlerin ülkesinde ortaya çıkan şaşırtıcı antik eserleri ile Mısır tarafından gölgede bırakıldı. Ancak antik zamanlarda Nubia krallığında yaşayan sofistike bir medeniyet vardı.

Sudan'da Mısır'dakinden daha fazla piramit var ancak çok daha sanatsal olsalar da Mısır'dakilerle kıyaslanamazlar.

Napata ve Meroitik krallığın güney başkenti Meroe'nin çevresinde iki yüzden fazla piramit var. Meroe M.Ö. 800 ile 350 yılları arasında gelişip yükselmiş bir şehirdi.

Ne yazık ki o günlerden geriye sadece bu muhteşem piramitler kalıyor ve Nubia antik krallığı neredeyse unutuluyor ve arkeoloji tarafından ihmal ediliyor.

Ünlü bir Kandake ("kraliçe" ya da muhtemelen "kraliyet kadını" için kullanılan bir terim) olan Amanirenas  Meroitik dönemde hüküm sürdü ve yirmi beşinci Hanedanlığı'ndan kalma bir kültürü Kush'da geliştirdi. Saltanatı boyunca Mısır'ı kontrol altında tutmaya çalışan Romalılarla sürekli tekrar eden çatışmalar vardı. Kocası bir savaşta ölünce ve oğlunun yardımı ile Romalılarla savaşmaya devam etti.

MÖ. 2 Eylül 31'de Roma'nın Mark Antony filosu ve Mısır kraliçesi Kleopatra'nın filosu Octavian lideri Augustus'un donanmasıyla karşılaştı. Bu tarihi olay Aktium savaşı olarak bilinir.

Antony ve Kleopatra'nın ordusu yenilince ve geriye bile bakmadan kaçtılar. Octavian Kleopatra’nın oğlu Caesarion’u idam etti ve Mısır’ı Roma İmparatorluğu’na dahil etti.


KRALİÇE AMANİRENAS VE KUSH ORDULARININ ROMALILARA SALDIRISI
Kush Mısırlı Roma krallığından çok daha küçük bir krallıktı. Kraliçe Amanirenas ve ordusu ilk saldırılarını başlattıklarında sürpriz unsurunu kullanmak istediler. Vali Aelius Gallus uzakta bir bölgede mücadele yürütmekle uğraşıyordu, bunu fırsat bilerek saldırdılar. Kush'lar Syene ve Philae isimli iki büyük Roma kentini ele geçirdi, halkı esir aldı ve sınırlarını genişletti.

Ordusu bir ganimet ve zafer gösterisi olarak Augustus'un başının bronz tasviri ile geri döndüler, bunu da Roma imparatorunun bir heykelinden almışlardı. Kraliçe Amanirenas bu zafer göstergesini takdir etti. 100 Nesnede Dünya Tarihi kitabının yazarı Neil MacGregor'a göre Auguatus'un başını aldılar ve bu başı zafere adanmış bir tapınağın basamaklarının altına gömdüler (Bu bronz baş şuan İngiliz Müzesinde sergilenmektedir).

Fakat Kraliçe Amanirenas ve Kushite savaşçıları zaferin keyfini çok uzun süremediler. Ertesi yıl başa geçen yeni Roma Valisi Gaius Petronius tarafından Asvan'dan (Syene) sürüldüler.

Petronius Kushlular tarafından sürekli rahatsız edildiği ve tehdit devam ettiği için öfkeliydi. Kush Krallığının bu saldırı ve tehditlerinden dolayı İmparator Augustus çok sinirlendi ve Roma ordusundan rakip krallığı kontrol etmelerini istedi. Petronius’un ordusu M.Ö. 15. yüzyılda Nubileri fethettikten sonra Kush Krallığını III.Tuthmosis tarafından kurulan antik bir şehir olan Natapa'ya ulaşana kadar sürükledi.

Romalılar binlerce Nubi'yi esir aldı ve onları köle olarak sattılar. Napata'nın büyük kısmı yok edildi geri kalan kısımda ise büyük zayiat vardı. Fakat Kraliçe Amanirenas'ın Romalılara teslim olma niyeti yoktu.

Kush Krallığı ve Romalılar tekrar çarpıştılar fakat bu sefer Roma'nın yeni valisi Petronius, Kraliçe Amanirenas ve güçlerinin Primis'i ele geçirmeye çalıştıkları zamankinden daha hazırlıklıydı. Kush'lar başarısız olunca her iki taraf savaşmak yerine pazarlık etmeye başladı. Zamanla her ikisinin de yararına olacak bir anlaşmaya vardılar ve M.Ö. 21/20 yıllarında Romalılar ile Kushlar aralarında bir barış antlaşması imzalandı. Kushların şikayet edeceği pek bir şey yoktu. Romalılar Primis'den ayrılınca Meroitler imparatora haraç ödemek zorunda kalmaktan kurtuldular.

Bu anlaşmanın bir sonucu olarak Roma ile Kush Krallığı arasındaki ilişki uzun süre barışçıl olmaya devam etti. Kraliçe Amanirenas’ın Romalılarla olan savaşı toplamda beş yıl sürmüştü ancak bu zaman boşa harcanmış değildi.

Kraliçe Amanirenas pes etmeyerek Romalıları durumlarını yeniden gözden geçirmeye zorlamış ve bölgedeki konumlarını yeniden değerlendirmelerini sağlamıştır.

Kraliçe Amanirenas Nubia'daki tek vahşi kadın savaşçı değildi. Kraliçe Amanishakheto Roma İmparatoru Augustus'un yolladığı bir orduyu mağlup etmişti.

Nubia krallığındaki kadınlar çok güçlüydü. Mesela Amanitore de tıpkı annesi, büyükannesi, büyük büyük anneannesi gibi savaşçı bir kraliçeydi. Tarih açık bir şekilde Nubia kraliçelerinin savaştan korkmadığını göstermektedir.



Yazan: A.Kara
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok