HABERLER
Dini Haber

KUR'AN'DAKİ ARGO SÖZLER

Yazan: Kainatta Toz Zerresi
KTZ, din, islamiyet, Kur'an'daki argo sözler, Kur'an'daki hakaretler, Allah hakaret eder mi?, Allah beddua eder mi?, Kurandaki çelişkiler, Araf 176, Müdessir 51, Yarattıklarına hakaret eden Allah, KUR'AN'DAKİ ARGO SÖZLER
  • Allah onları kahretsin!
  • Akılsızlar!
  • Kahrolası yalancılar!
  • Aşağılık maymunlar!
  • Domuzlar!
  • Hayvanlar hatta hayvandan'da aşağılıklar!
  • Eşeğe benzerler!
  • Pislikler!
  • Aşağılıklar!
  • Canı çıkasıcalar!
  • Alçaklar!
  • Yabani Eşekler!
  • Dilini sarkıtıp soluyan köpekler!
  • Lanet olsun geberesice yalancılara!
  • Reziller!
  • Sapıklar!
  • Beyinsizler!
  • Elbise giydirilmiş kütükler!
  • Soysuzlar!
  • Kahrolasılar!

Küfür demeyelim, argo diyelim. Yukarıdaki argo sözler, Kıyamete kadar hüküm sürecek olan ve Kâinatın tek hakimi olduğuna inanılan Allah’ın sözlerinin yazılı olduğu  Kur’an ayetlerinden alıntıdır. Uzunca bir süre bu sözlere kafa patlatmış ve bulabildiğim bütün açıklamaları mantık terazimin  doğru tarafına koymaya çalışmış ama başaramamıştım, öylece yarım kalmıştı. Bu kelimeleri barındıran ayetlerin açıklamaları ile ilgili İslâmî internet sitelerinde sayfalar dolusu izahat okursunuz. Ben bu izahatların  teker teker  üzerinde durmayacağım. Bu ayetlerden sadece iki tanesini örnek olması açısından paylaşayım:

Araf 176. Ayette: "Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı, hevesinin peşine düştü. İşte böylesinin hali, kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. Âyetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu işte böyledir. Şimdi sen bu kıssayı anlat, umulur ki iyice düşünürler."

Müdessir 49-51: "Böyle iken onlara ne oluyor ki âdeta aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi öğütten yüz çevirip kaçıyorlar!"

Bu iki ayeti sadece örnek olarak verdim fakat yorumcular arasındaki genel kanı şudur ki:

Birinci açıklama tarzı: 1400 yıl öncesinin Arap toplumunda, halk arasında bu argo sözcükler gündelik hayatın içinde olduğu için ve O dönemin Araplarına dikkat çekecek ve ciddiyet arz edecek şekilde hitap etmek için onların kullandığı dile yakın bir dil kullanılmıştır.

İkinci açıklama tarzı: Hayvanlar, aşağılık varlıklar değildir ammaaa, mesela bazıları, dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzetilmiş ise o kişilerin durumu gerçekten de dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzediği içindir ve bu başka şekilde nasıl tarif edilir? Müdessir 49-51’de ise Kur’an’ın öğüdünü dinlememekte inat edip yüz çevirenlerin durumuna en iyi örneğin aslandan ürküp kaçan yaban eşeğine benzetmek olduğu iddia edilir.


Geçenlerde İslâmi internet sitelerinden birinde gezinirken argo ayetlerin açıklamasına yönelik uzunca bir metin okuduktan sonra son paragrafta şaşırıp kaldım doğrusu. Hadi o son paragrafı birlikte okuyalım. Ha, bu paragrafı paylaştıktan sonra o siteden bu yazıyı silerler mi bilmiyorum, yine de paylaşayım.

“…Yüksek bir makamda bulunan bir yetkilinin suçlu olan bir kimse hakkında kullandığı 'sert ifadeler', onun sorumluluğuna uygun, makamına münasip, haşmetine yakışır, başkalarının hak ve hukukunu muhafaza arzusuna muvafık, suçluların suç işleme cesaretlerini kırma noktasındaki caydırıcılık amacına mutabık düştüğü için insanlar tarafından makul karşılanır. Fakat aynı 'sert ifadeyi', bir normal vatandaştan duymak, çok olumsuz etkiler bırakır.”

Yukarıdaki ifade, son dönem ülkemiz siyasetinde kullanılan dile ne kadar benziyor. Eskiden ülkemizde her ne olursa olsun, en tepede bulunanlar  kibar bir dil kullanırdı çünkü oturdukları koltuğun büyüklüğü, sorumluluğu bu kibarlığı gerektirirdi. Bu sadece bizim ülkemize has olması gereken bir dil değildir. Tek tük istisnalar kaideyi asla bozmaz diyerek dünya siyasetine genel anlamda bir bakın. Halklar içerisindeki insanlardan her küfrü, her argo ve hakaret kelimelerini ve hatta her türlü anormal olabilecek giyim tarzını, yaşam tarzını görebilirsiniz fakat gelişmiş bir ülkenin siyasetçisinde bunları asla göremezsiniz. Saç sitilinden giyimine, üslubundan konuşma tarzına, davranışından terbiyesine kadar bir özen söz konusudur. Ülkeleri yöneten insanlar yani siyasetçiler, normal bir vatandaş gibi olamazlar, sıradan bir vatandaş gibi yaşayamazlar. Sıradan derken egosal bir yaşamdan  bahsetmiyorum. Hani çok güzel bir atasözümüz var ya “Hoca osurursa cemaat s…ar”. İşte bu sözün anlamından bahsediyorum. Bir ülkenin yöneticisi kulağında kulaklık, saçlarında 9 çeşit boya, yırtık bir pantolon ve ağzında sakız ile gezerse, halk o siyasetçiden en az yüzde yüz daha çılgın yaşayacaktır. Üstelik böyle bir siyasetçi halk tarafından ciddiye alınacak ve önemsenecek bir durumda da olmayacaktır. Benzer bir şekilde bir ülkenin yöneticisi, her hangi birisine ya da birilerine, tüm vatandaşların gözleri önünde hakaret edip argo sözler kullanırsa, sokaktaki vatandaşlar arasında bu durum yani bu şekilde konuşmak, bu şekilde davranmak normal karşılanacak ve dahası halk  arasında bu türlü davranışlar kat kat artış göstertecektir.

Ne zaman ülkemiz, dini bir siyasete mahkum oldu, işte  o zaman siyasetçilerin ağzından hiç duymadığımız ya da duymamamız gereken argo sözleri işitmeye başladık. Bazılarınız bu durumu, “Bu İslâm değil, İslâm böyle bir din değil” sözleri ile açıklamaya çalışabilir fakat yazının en başındaki argo sözleri okuduktan sonra  “arada benzerlik yok”  diyebilir misiniz?  Ülkemiz siyasetindeki dilin özelliği ve sebep sonuç ilişkisi ile Kur’an’daki dilin sebep sonuç ilişkisi çok benzemiyor mu? Kur’an’da Allah’ın kullandığı dilin argo olmasının nedeni aslında İslâm’ın yayılma döneminde bazı kişilerin Kur’an ayetlerine inanmayıp onu reddetmeleridir. Şu dönem siyasetimizdeki durum da üç aşağı beş yukarı aynı. Kendisine inanmayan, oy vermeyen, biat etmeyen kişilere ve kurumlara hoş olmayan sözler sarf ediliyor peki neden? Sırf kendisini desteklemiyor diye. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yani, şu anki iktidarı destekliyor iseniz söyleyecek bir sözüm yok fakat şu anki iktidarı desteklemiyor iseniz sırf muhalif partiyi desteklediğiniz için iktidar mensuplarından hakaretler işitmeniz, ayrı muameleye maruz bırakılmanız nasıl bir duygu? Gelişmiş ülkelerde seçilmiş iktidar mensupları ülkelerini yönetirken  acaba “şu adam şu partiden ona çelme takalım, bu adam bu partiden bunu icraatlarımızın dışında bırakalım ya da o kimselere hakaret edelim” diyorlar mıdır? Kendilerini desteklememiş olan vatandaşlara ya da icraatlarını beğenmedikleri insanlara veya muhalif partilere argo sözler kullanıyorlar mıdır? ALLAH, kendisine inanmayı ve ibadet etmeyi reddeden insanlara karşı yukarıdaki hakaret dolu cümleleri ayet olarak göndermiş. Ne düşünüyorsunuz? SADECE DÜŞÜNÜN.

Bu hakaretlerle dolu ayetleri gerçekten de Kâinatın Yüce Yaratıcısı mı gönderdi?
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok