HABERLER
Dini Haber

MUHAMMED VE ALLAH'TAN KÖLE KADINLARI CİNSEL İSTİSMARA İZİN

Hazırlayan: A.Kara
A,din, islamiyet, İslamda kölelik, İslamda kadın savaş esiri, Savaş esirlerine tecavüz, Cariyeye tecavüz, Savaş esiri kadınlar, Ayet ve hadislerle cariye,Cariye hadisleri, Cinsellik ayetleri, Kur'an ve Cinsel istismar,

KÖLE KADINLARA (CARİYE) TECAVÜZE İZNE DAİR AYET VE HADİSLER


İslam'da tecavüz, zina bi al-ikrah olarak bilinir ve genellikle Müslüman hukukçular tarafından kendi eşi olmayan kadınla rızası olmadan yaşanan cinsel ilişki olarak tanımlanır. Tecavüzcü eğer evli ise taşlanma cezası, bekar ise kırbaçlanma cezası alır, bu cezalar İslam hukukuna aykırı ilişkilerde de geçerlidir. Tecavüze uğrayan kurbana herhangi bir ceza uygulanmaz. Hukukçular tecavüzcünün kurbana tazminat olarak bir ücret ödemesi gerekip gerekmediği konusunda aynı fikirde değildir. Bazı modern hukukçular Maide Suresi 33.ayetteki el-ayak kesilmesi, kişinin asılması gibi bir durumun tecavüzcüye uygulanması gerektiğini tartışmaktadır. Diğer hukukçular ise tıpkı Pakistan'daki gibi tecavüz suçu işleyen kişinin hakimin isteğine bağlı olarak cezalandırılmasını, bu suçu işleyen kişiyi ve durumu hakimin değerlendirebileceğini savunmaktadır. Bu yaklaşımlar tecavüz olayını gören dört şahit olmadığında ceza uygulanamaması şartından kaçınmayı sağlıyor.

Şimdi İslam'da özgür kadınların ve failin sahip olmadığı kadın kölelerin tecavüzüyle ilgili hadisleri inceleyeceğiz ve bununla birlikte, Kuran'ın Müslüman erkeklerin kendi kadın köleleriyle cinsel ilişki kurmasına izin verdiğini göreceğiz. Modern Müslüman hukukçular öncesi dönemde de olduğu gibi köle kadınlarla ilişkiye girmenin hala serbest olduğu ve "tecavüz" kategorisine girmediğini, İslam kaynaklarının kişinin mülkiyeti sayılan cariye ile cinsel ilişkiyi serbest ve yasal kıldığını göreceğiz. Ayrıca bazı durumlarda kadın esirlerin kabilelerine geri gönderilmeden önce tecavüze uğradıklarına dair açıklamaları göstereceğim.

Kuran'da “tecavüz” için eşdeğer bir terim olmadığı gibi aynı şekilde zorla cinsel ilişkiye girilmesini yüzeysel bir şekilde bile yasaklayan, uygun değildir diyen tek bir ayet bile yoktur. Buna karşılık Kur'an'da ele geçirilen ve köleleştirilmiş kadınlara (cariye) tecavüze ve cinsel suçlara yeşil ışık yakan ayetler vardır. O kadar dil dökmeme rağmen Müslüman arkadaşlara anlatamadığım şey şudur, Allah cariyelerle, savaşta ele geçirilen köle kadınlarla cinsel ilişkiyi anlatan ayetler göndermiştir, fakat bir tane bile "yanlıştır, yapmayın, etmeyin" diye açık bir şekilde yasaklayan ayet göndermemiştir (tabi eğer vahiy gönderen bir Allah varsa).

Nisa Suresi inançlı Müslümanlar için yasal ve yasak olan kadınları anlatır. Belirli bir ayete girmeden önce, sadece ayete bakarak ne önerildiğini anlamanın kolay olmadığını belirtmek gerek. Bu nedenle ayetlere ek olarak onlarla ilişkili hadislere bakmak net bir anlam elde etmek için gereklidir.

Nisa Suresi 24.Ayet: "Sağ ellerinizin malik olduğu câriyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı; Allah’ın size emri budur. Bunlardan başkasını, iffetli yaşamak ve zina etmemek kaydıyla, mallarınızla (mehir ile) istemeniz size helâl kılındı. Onlarla karı-koca ilişkisi yaşamanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir."

Bu ayette sağ elleriyle ele geçirdikleri cariyeler hariç Müslümanların evli olan kadınlarla ilişkiye girmelerinin yasaklandığı söylemektedir. Aşağıda görüldüğü gibi diğer ayetler kadın kölelerle evlenmeden cinsel ilişkiye girmeye yeşil ışık yakar.

Esir Kadınlara Tecavüz Hadisleri

Ebû Said el-Hudrî şöyle dedi: "Allah'ın elçisi, Huneyn savaşı vesilesiyle Awtas'a (Huneyn savaşının gerçekleştiği yer) askeri bir keşif gezisi gönderdi. Düşmanlarıyla karşılaştı ve onlarla savaştılar. Onları mağlup ettiler. Allah'ın elçisinin takipçilerinin bazıları kadın esirlerin putperest kocaları yüzünden onlarla ilişkiye girme konusunda isteksizdi. Böylece Yüce Allah, sağ elinizin sahip olduğu cariyeler (esir kadınlar) hariç, evli kadınlar size haram kılındı (Nisa 24) ayetini gönderdi.Yani bekleme süresini tamamladıklarında ilişki onlar için yasal hale geliyordu."
[Sunan Abu Dawud 2155 (Dar-us-Salam Ref]

Bu hadiste Nisa Suresi 24.ayetin Muhammed’e geliş nedeni açıklanıyor ve bu ayet ile pagan kocaları hayatta olduğu için esir kadınlarla ilişkiye girmekten çekinen Müslüman savaşçılara yeşil ışık yakılarak eşleri yaşarken bile kadın esirlerle cinsel ilişkiye girmeleri teşvik ediliyor. "Allah'ın elçisinin takipçilerinin bazıları kadın esirlerin putperest kocaları yüzünden onlarla ilişkiye girme konusunda isteksizdi." sözü aslında her şeyi açıklıyor.

Ebu Davud'un bu hadisi Sahih-i Müslim'de de teyit edilmiştir:
Ebû Said el-Hudrî, Huneyn Muharebesi'nde Allah'ın Elçisinin Autas'a bir ordu gönderdiğini ve düşmanla karşılaştığını ve onlarla savaştığını bildirdi. Galip gelip onları esir aldıktan sonra Allah'ın Elçisi'nin yoldaşları, kocalarının çok tanrılı oldukları için esir kadınlarla ilişkiye girmekten kaçınıyor gibiydi. Sonra, En Yüce olan Allah, şöyle demiştir: "Sağ elinizin sahip oldukları (esir kadınlar) hariç, evli kadınlar size haram kılındı" (yani bekleme müddeti sona erdiğinde kendileri için yasal hale geliyorlar).
[Sahih Muslim 8:3432]

Sahih-i Müslim hadislerinde buna ayrılan bir bölüm var. Bu bölümdekiler de okuduğum hadislerle uyumludur:
Hamile olmadığına karar verildikten sonra bir kadın esirle cinsel ilişkiye girmesine izin verilir ve eğer bir kocası varsa bile kadın esir olarak ele geçirildiğinde evliliği iptal edilir.
[Sahih Muslim - The Book of Suckling]

Tefsirler

İslam aleminde tüm Kur'an tercümanlarının en meşhurlarından İbn Kesir Nisa suresi 24.ayet ile ilgili olarak şöyle diyor:
Zaten evli olan kadınla evlenmek yasaktır fakat sağ elin sahip oldukları hariç, fakat zaten evli kadınlarla evlenmek yasaktır, hali hazırda evli olan kadınla evlenmek yasaklanır fakat savaşırken kazanıp elde ettiğin ve hamile olmadığından emin olduğun kadın serbesttir. İmam Ahmed, Ebû Said el-Hudrî'den aktarıyor: “Awtas bölgesinden hali hazırda evli olan bazı kadınları yakaladık ve onlarla cinsel ilişkide bulunmaktan hoşlanmadık çünkü zaten kocaları vardı. Biz de bu konuyu peygambere sorduk ve ilgili ayet açığa çıktı: Sağ elinizin altında olanlar dışında, zaten evli kadınlar hariç". Dolayısıyla bu kadınlarla cinsel ilişkide bulunduk."

Benzer yorumlar Celâleddîn Maḥallī ve Celâleddîn Süyûtî'de de görünmektedir:
Ve eşi olan evli kadınlar eşlerini terk etmeden onlarla evlenmeniz sizin için yasaktır. Özgür Müslüman kadın olsun ya da olmasın, düşman kamplarında kocaları olsa bile sağ elinizin sahip olduğu, cinsel ilişkiye girebileceğiniz köle kızlarla yetinin. Fakat bunu hamile olup olmadıklarından emin olmak için regl döngüsünü bekledikten sonra yapın, Allah'ın size emrettiği budur.
[Celâleyn Tefsiri]

Sıradaki tercüme de Muhammed'in baba tarafından kuzeni Abdullah bin Abbas'a aittir. Ana dili Arapça olan bu kadar önemli kişiye rağmen biz Türkler-Kürtler Arapçayı onlardan daha iyi bilip Kur'an'ı da onlardan daha iyi anladığımız için bu kaynaklar aslında geçersizdir ya neyse:
"Ve evli kadınların tümü size yasaktır, sağ elinizde tutsak olan esir kadınların savaş bölgesinde eşleri olsa bile bir adet döneminin bitmesini bekleyerek hamile olmadıklarından emin olduktan sonra onlarla yetinin. Size bahsettiğim şeyin Allah'ın Kitabında yasa dışı olması, sizin için Allah'ın bir kararıdır."

Mü'minun suresinde iyi bir Müslüman'ın tanımı yapılırken cariyelerin eşlerden ayrı olarak belirtildiği ve "onlarla yetinileceği" ifade edilir, yani bazılarının iddia ettiği gibi cariyeler hizmetçi ya da okey arkadaşı değildirler:

Mü'minun Suresi 1-6.ayetler:
1) Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir;
2) Ki onlar, namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar;
3) Anlamsız, yararsız şeylerden uzak dururlar;
4) Zekâtı verirler;
5) İffetlerini korurlar;
6) Sadece eşleriyle veya ellerinin altında olan câriyelerle yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir.

Kur'an başarılı inananların yalnızca eşleri ve kadın köleleri ile cinsel ilişki yaşayanların olduğuna işaret etmektedir.

Mearic Suresi 29-30.ayetler:
29) Ve onlar, ırzlarını muhafaza edenlerdir.
30) Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

İlgili Hadisler

Fidye Karşılığında Serbest Bırakmadan Önce Esir Kadınlara Tecavüz
Başka bir durumda Muhammed'in takipçileri için tek endişe konusunun esir kadınlara tecavüz ederken 'azl (boşalmadan önce geri çekilme) uygulamasına izin verilip verilmeyeceği idi:

"İbn Muhayriz dedi ki: Mescide girdim, Ebu Said el-Hudri'yi gördüm, yanına oturdum ve ona dışarı boşalma konusunu sordum. Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri şöyle dedi: Allah'ın elçisiyle Beni Mustalik savaşına gittik, Arap esirlerinden cariyeler aldık. Onlarla münasebette bulunmayı arzuladık, ailemizden uzak kal­mıştık, dışarı boşalma yapmak istedik. Resulullah aramızdayken ona sormadan dışarı boşalma yapacağımıza, konuyu ona sorduk. Bunu yapmanızın bir önemi yoktur (fark etmez). Kıyamete kadar, doğması takdir edilenler doğar­lar.» buyurdu."
[Sahih Bukhari 5:59:459]

Sahih-i Müslim'deki aynı hadisde önemli bir ayrıntı var. Tecavüze uğramış kadınların daha sonra kabilelerine geri dönmeleri planlanmıştı.

Ebu Sirma, Ebû Said el-Hudrî'ye şöyle dedi: "Ey Ebu Said, Allah'ın Elçisinin 'azl'dan bahsettiğini duydunuz mu? Evet dedi ve ekledi: Allah'ın elçisi ile Beni Müstalik seferine çıktık ve bazı mükemmel Arap kadınları esir aldık; onları istedik, çünkü eşlerimizin yokluğundan dolayı acı çekiyorduk, ama aynı zamanda onlar için fidye de istedik. Böylece onlarla 'azl uygulayarak cinsel ilişkiye girmeye karar verdik. Ama sonra dedik ki: Allah'ın Elçisi aramızdayken bir eylemde bulunuyoruz, neden ona sormuyoruz? Bu yüzden Allah'ın Elçisine sorduk ve dedi ki: Yapsanız fark etmez çünkü kıyamet gününde doğacak her ruh zaten doğacak."
[Sahih Muslim 8:3371]

Hem ayetlerden hem de hadislerden görüldüğü üzere Allah-Muhammed hiçbir şekilde esir kadınla ilişkiye girmeyi yasaklamıyor, hatta onlarla yetinin diye sözde ayet gönderiyor, bu da yetmezmiş gibi Muhammed "azl yapmanız fark etmez" diyerek esir alınan ve tecavüze uğrayan kadınların fidye karşılığı serbest bırakılmadan önce hamile kalmalarına da kapı aralıyor. Üstelik düşünün, bu kadınlar kocalarının yanına geri dönecekler.

Fidye yorumunu içeren aynı hadis sahih olarak görülen Muvatta 29:95 ve Sünen-i Ebu Davud 2167'da da görülür.
Bu olay aynı zamanda Sahih-i Buhari’de de ortaya çıkıyor. Burada Muhammed’in arkadaşlarının niyetlerini tam olarak anladığı ve tek kaygının cinsel ilişki yöntemi olduğu daha açıktır:

Ebû Said el-Hudrî anlatıyor: Allah'ın Elçisi ile birlikte otururken “Ey Allah'ın Elçisi! Biz ganimet payımız olarak kadın esirleri alıyoruz ve onların fiyatları ile ilgileniyoruz, sizin azl konusundaki görüşünüz nedir?" dedim. Peygamber, “Bunu gerçekten yapıyor musunuz? Bunu yapmamak sizin için daha iyidir. Allah'ın varlığını hedeflediği var olmayacak hiçbir ruh yoktur" dedi.
[Sahih Bukhari 3:34:432]

Muhammed'in, Ali'nin Köle Kıza Tecavüz Etmesini Onaylaması

Buraida anlatıyor: "Peygamber Humus ganimetini getirmesi için Halid'i Ali'ye gönderdi ve ben Ali'den nefret ettim çünkü Ali Humus'tan köle bir kızla cinsel ilişki sonrası banyo yapmıştı. Ben Halid’e “Ali'yi görmüyor musun?” dedim. Peygamberin yanına vardığımızda ona bundan bahsettim. "Ey Buraida! Ali'den nefret mi ediyorsun?" dedi. Evet dedim." "Ondan nefret mi ediyorsunuz, çünkü o Humus'ludan daha fazlasını hak ediyor" dedi."
[Sahih Bukhari 5:59:637]

Muhammed'in, Sahibi ile Kölesi Arasındaki İlişkiyi Zina Olarak Görmemesi

Aşağıdaki hadiste belirtildiği gibi, tecavüzle ilgili cezalar yalnızca özgür bir kadına veya sahip olmadığı bir köleye tecavüz eden bir erkeğe uygulanmıştır. Benzer şekilde zinaya sadece bu iki gruptaki kadınlarla ilişkide başvuruldu ancak el-Elbânî tarafından derecelendirilen bu hadiste, bir erkek kendi cariyesi ile değil de başkasının cariyesi ile ilişkiye giriyor ve Muhammed bunu zina olarak görmüyor:

"Amr b. Şuayb, dedesi Abdullah b. Amr b. As'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir. Peygamber (s. a.), baba olduğu iddia edilen kimsenin ölümünden sonra o babanın mirasçılarının nisbet edilmesi için davacı oldukları kimse hakkında şöyle hüküm verdi; "Bir kimsenin mülkünde olduğu bîr günde kendisiyle cima' ettiği cariyeden doğan ve reddedilmeyen bir çocuğu (babasının ölümünden sonra) vârisleri kendilerine katmak için dâva ederlerse (bu çocuk) onlara katılır. (Fakat) bu çocuğa nesebe katılmadan önce (nesebine katıldığı babasına âid) taksim edilmiş olan mîrasdan bir nasîb yoktur. (Ancak) taksim edilmeden önce erişmiş olduğu mîrasdan bir payı vardır. (Fakat) kendisine nisbet edilmekte olduğu babası bu çocuğun kendisine âid olduğunu kabul etmemişse vârislerin istemeleriyle bu çocuk o babanın nesebine katılamaz. Eğer bu çocuk mülkünde olmayan bir cariyeden veya kendisiyle zînâ ettiği hür bir kadından dünyaya gelmişse bu çocuk onun nesebine katılamaz ve o kimseye vâris olamaz.

İsterse oğlu diye çağırılan kişiyi kendisi dava etmiş olsun. Çünkü o çocuk hür bir kadından veya bir cariyeden evlilik dışı ilişki ile gelen bir çocuktur."
[Sunan Abu Dawud 12:2258]

Muhammed'in Kölesiyle İlişkiye Girmesi

Bu hadis Darüsselam tarafından sahih olarak derecelendirilmiştir:

Resulullah'ın ilişkiye girdiği bir kadın köle olduğu söylendi, ancak Ayşe ve Hafsa'ya onun artık kendine yasaklandığını söyleyene kadar onu yalnız bırakmayacaklardı. Sonra Yüce olan Allah şöyle bildirdi: "Ey Peygamber! Neden Allah'ın sana izin verdiğini kendin için yasaklıyorsun?"
[Sunan an-Nasa'i 4:36:3411]

Celâleyn Tefsiri bu hadiste atıfta bulunan Tahrim suresi 1.ayeti şöyle yazıyor:

Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi cariyen Kıbti Mariye'yi "O bana haram olsun!" diyerek niçin kendine haram ediyorsun? Peygamber Efendimiz Hafsa validemizin odasında onun olmadığı bir zamanda Mariye'yle birlikte olmuştu. Bu işin kendi odası ve yatağı üzerinde yapılması Hafsa validemizin zoruna gitmişti. Peygamber de onu razı etmek için Mariye'yi kendine haram kılmıştı. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Bu haram kılmanı bağışlamıştır.
[Celâleyn Tefsiri]

Sahih hadislerde bu ayete alternatif veya ek bir durum da anlatılmıştır:

Ayşe, Allah'ın Elçisi'nin Zeyneb bint Cahş ile kaldığını ve evinde bal içtiğini söyledi. Hafsa ve ben, eğer Peygamber ikimizden birine gelirse şöyle demek üzere anlaştık: “Senin üzerinde Maghafir kokusunu algılıyorum; Maghafir'i yedin mi?” Onlardan birine geldi ve bunu ona söylediler. "Hayır, tam aksine Zeyneb'in evinde bal içtim ama bir daha asla yapmayacağım." dedi. Ardından şu sözler ortaya çıktı: 'Ey Peygamber! Neden Allah'ın sana izin verdiğini kendin için yasaklıyorsun?
[Sunan an-Nasa'i 4:36:3410]

Sıradaki hadise baktığımızda yukarıdaki hadisde geçen "bal" ifadesinin aslında cinsel ilişki manasına geldiğini görmekteyiz.

Ayşe anlatıyor: Allah'ın Elçisine karısını üç kez boşanmış bir adam hakkında soru soruldu ve yeni adamın onunla ilişkiye girmeden ondan ayrılmasının yasal olup olmadığı soruldu. Peygamber cevap verdi: "Yeni kocasının balını tadıncaya ve yeni kocası da onun balını tadıncaya kadar ilk kocası ile tekrar evlenmesi yasal değildir.
[Sunan Abu Dawud 12:2302]

Özgür Kadına Tecavüzün Cezası

Alkame b. Vâil el Kindî (r.a.)'in babasından rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) zamanında mescidde cemaatle namaz kılmak için evinden dışarı çıkan bir kadını bir adam yakaladı, üzerine kapanarak ona tecavüz etti kadın bağırınca adam kaçtı o esnada oradan başka bir adam geçiyordu. Kadın dedi ki: Beni şöyle böyle yapan adam budur. Muhâcirlerden bir grup oradan geçiyordu yine kadın o adam bana şöyle şöyle yaptı dedi. Kadının kendisine tecavüz etti sandığı kimseyi yakalayıp kadına getirdiler.
Kadın: Evet işte budur dedi. Bunun üzerine adamı Rasûlullah (s.a.v.)'e getirdiler. Taşlanarak öldürülmesini emredince kadına gerçekten tecavüz eden kişi ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasûlü bu cezanın uygulanacağı kimse benim dedi. Peygamber (s.a.v.), kadına sen git Allah seni affetsin dedi. Suçsuz yere yakalanan adama da gönül alıcı sözler söyledi, gerçek suçlu adama ise: "Onu taşlayarak öldürün" buyurdu ve şöyle devam etti. Bu adam öyle bir tevbe etti ki Medine halkı o şekilde tevbe etseydi bütün Medine halkının günahlarına kefâret olurdu.
[Jami` at-Tirmidhi 3:15:1454]

Başka Birinin Kölesine (Cariye) Tecavüz

Sıradaki hadis başkasının kölesine tecavüz eden kişiyi ve kölenin sahibini ilgilendirmektedir ve tazminat olarak eskisinin yerine geçecek bir köle verildiği veya kölenin değerinin düşürülmesini anlatmaktadır.

"Peygamber, karısının köle kadını ile ilişkiye giren bir adam hakkında kararını verdi: 'Eğer ona zor kullandıysa o zaman köle kadın özgürdür ve adam karısına metresine benzer bir köle vermek zorundadır. Eğer ona bu konuda itaat ederse, o zaman ona aittir ve metresine yedek olarak benzer bir köle vermek zorundadır."
[Sunan an-Nasa'i 4:26:3365]

Abdülmelik, kadına tecavüz eden adamın kadına gelin bedeli ödemesi gerektiğine karar verdiğini söyledi. Yahya, Malik'in şöyle dediğini duydu "Topluluğumuzda bakire olsun yada olmasın özgür bir kadına tecavüz eden erkeğin gelin bedelini ödemesi gerekir.". Eğer tecavüze uğrayan kadın bir köle ise değeri düştüğü için mahrum bırakıldığı bedelin ona ödenmesi zorunludur. Bu tür davalarda tecavüzcüye had cezası uygulanır ve tecavüze uğramış kadına uygulanan hiçbir ceza yoktur.
[Al-Muwatta 36:14]

Kölelere Tecavüzün Sahipleri Tarafından Sınırlandırılması

Muhammed, bekleme sürelerini tamamlamadıkça veya hamile iseler doğuruncaya kadar kadın esirlerle ilişkiye girmeyi yasaklamıştır.

Irbad b. Sâriye (r.a.)'nin babasından haber verdiğine göre: "Rasûlullah (s.a.v.), savaşta
elde edilen hamile kadınlara doğum yapıncaya kadar cinsel ilişki kurulmasını yasakladı."
[Jami` at-Tirmidhi 3:19:1564]
[Benzer bir hadis: Sunan Abu Dawud 2152 (Ahmad Hasan Ref)]

Alimler Tarafından Pagan Kölelerle İlişkinin Yasaklanması (Onları İslam'a Geçişe Zorlamak)

Muhammed’in savaçşıları Awtas / Autas’a yapılan seferde yakaladıkları çok tanrılı esir kadınlarla ilişkiye girmiş gibi görünmekle birlikte, çoğu alim bunun daha sonra Bakara suresi 221.ayet tarafından çok tanrılı kadınlarla evlenmeyi yasakladığına karar verdi. Ancak alimler bunun kölelerle ilişkide de geçerli olduğu sonucuna vardılar. Müslüman, Hristiyan veya Yahudi olan köleler bu yasaktan etkilenmedi çünkü pagan değillerdi.

Bakara 221: "İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Şundan emin olun ki imanlı bir câriye, sizin hoşunuza gitse de müşrik bir hür kadından iyidir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin. Şundan da emin olun ki imanlı bir köle, sizin hoşunuza gitse bile müşrik bir hür kişiden daha iyidir. Onlar insanları ateşe çağırırlar, Allah ise izni ile cennete ve bağışlanmaya çağırır, gerektikçe hatırlasınlar diye insanlara âyetlerini açıklar."

Yine bu ayete ve bunca hadis kaynağına rağmen hala "cariye için hizmetçidir, cinsel ilişkiyle ilgisi yoktur" diyenler var ise elimden onlara pes artık demekten başka bir şey gelmiyor maalesef.

Fıkıhın ilk alimleri bu kısıtlama için çok tanrılı olup reşit olmayan küçüklerin tecavüzüne izin vermek de dahil olmak üzere bir geçici çözüm geliştirmişti.

Ebubekir el-Khallal’ın Jāmi'sinde yer alan ve Ahmed bin Hanbel'in sağladığı bilgiye göre Zerdüştler ve putperest kadınlar eğer esir alınırsa İslam'a geçmeye zorlanır, eğer İslam'ı kucaklarlarsa, onlarla cinsel ilişkiye izin verilir ve hizmetçi olarak da kullanılabilirler. İslam'ı kabul etmezlerse hizmetçi olarak kullanılırlar ancak cinsel ilişkiler için kullanılmazlar. (wa idhā subhīna (sic) al-majūsiyyāt wa ‘abadat al awthān ujbirna 'alā al-Islām fa-in asl ama wutiʼna ma 'stukhdimna wa in lam yuslimna 'stukhdimna wa lam yūtaʼna).

Bu bölümde yer alan çelişki açıktır: Belirtilmemiş zorlayıcı önlemlere rağmen söz konusu kadınların bir kısmı İslam'ı reddetti ve sonuç olarak sahipleri hizmetlerinden tam olarak yararlanamadı. İslam'ı benimsemenin tek yolu inanç ilanını duyurmaksa muhalif bir kadının dönüşümü mümkün olmayabilir çünkü birini şehadet getirmeye zorlamak her zaman mümkün olmayabilir.

Hasan El Basri'den aktarılan bir geleneğe göre Müslümanlar amaçlarına ulaşmak için çeşitli aygıtlar kullandılar: Zerdüşt köle kızları Kabe'ye doğru çevirip şehadet getirmelerini ve abdesti almalarını emrettiler. Daha sonra sahipleri, evinde bir adet dönemi geçirdikten sonra onlarla cinsel ilişkide bulunurdu. Diğerleri, efendinin köle-kıza dua etmeyi, kendini temizlemeyi ve herhangi bir ilişkiden önce özel bölgesini tıraş etmeyi öğretmesi gerektiğini söyler. Kızların bu prosedüre katılımı asgari düzeydedir ve bu ifade dönüşüm şartlarının önemli ölçüde düşürüldüğü şeklinde yorumlanabilir. Böylece kız cinsel ilişki için mümkün olduğunca kısa sürede uygun hale gelir. İlk gelenekler arasında yalnızca birkaçı bu uygulamaları önemsemiyor, bir Zerdüşt köle kızı ile cinsel ilişkiye izin veriyordu.

Şafiilerin konuyla ilgili muamelesi biraz farklıdır. Esaret altına alınan yetişkin Zerdüşt ya da çok tanrılı kadınların zorla İslam'a geçme meselesi gündeme gelmeden, İslam'ı benimsemedikleri sürece onlarla cinsel ilişkiye izin verilmediğini savunuyor. Eğer küçük kız esirin ebeveynlerinden en az biri beraberinde esir alınmışsa karar aynıdır. Bununla birlikte kız ailesi olmadan yakalandıysa veya ebeveynlerinden biri İslam'ı benimsediyse bir Müslüman olarak kabul edilir ve onu benimsemeye zorlanır (nahkumu lahā bihukm al-Islām wa nujbiruhā ‘alayhi). Böylece onunla cinsel ilişki yasal hale gelir.
[Yohanan Friedmann, Tolerance and Coercion in Islam: Interfaith Relations in the Muslim Tradition (Cambridge Studies in Islamic Civilization)]

Muhammed'in Köle Kadınları ve Ahzab 50

Savaş esirlerine tecavüz etme uygulaması İslam’ın kendi peygamberi olan Muhammed tarafından hayattayken uygulandı. İki kez, savaş esiri kadın aldı ve sırf cinsellik yaşayabilmek için onlarla evlendi. Bu kurbanlar Safiyye bint Huyey ve Cüveyriye bint Haris'tir. Ne yazık ki anlatılan masallarla bu kişiler Muhammed'in sevgili eşleri gibi lanse edilmektedir. Hatta bir kısım Müslüman "onlarla evlendi, eşleri onlar" demektedir, bir Müslüman olarak bilmedikleri şey dönemin fıkıh-hukuk kurallarıdır. Bu zamana kadar verdiğim kaynaklarda da gördüğünüz üzere bir köle ile yasal yoldan cinsel ilişki yaşamak zorunda isen onunla evlenmek zorundasın, gözden kaçırdığınız şey burada esir kadının rızasının aranmamasıdır. Evlilik yapar ve tecavüz edersin.

Ahzab suresi 50.ayette Muhammed, Allah'ın kendisine savaş ganimet olarak verdiği esir kadınlarla cinsel ilişkide bulunma konusunda bir yeşil ışığa sahiptir:

Ahzab 50: "Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verip de elinin sahip olduğu kadınları, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını, kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadını -ki sonuncusu diğer müminlere değil, zatına mahsustur - sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınları hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir."

Görüldüğü üzere Allah, Muhammed'in evlendiği ya da cinsel ilişkiye girdiği geniş bir kadın yelpazesi için nimetlerini vermektedir. Ardından birkaç ayet sonra ise Muhammed'in eşlerinin bir daha evlenmeyeceklerini dile getirir. Bununla birlikte, daha fazla köle kadınla birlikte olabilme eylemi süresiz olarak devam edecektir.

Sırf inandığı için, inancını, dinini savunmak zorunda hisseden insanlar maalesef empati yapmayı denemiyor. Nisa suresi 23-24.ayetlere göre erkekler evlenmediği sürece ele geçirdiği esir kadınlarla yatamıyor olabilir, bu doğru olsa bile esir olarak ele geçirilen bir kadının kendi rızası ile, isteyerek, arzulu, gönüllü bir şekilde sahibi olan kişiyle evlenip onunla yatması oldukça düşük bir ihtimaldir. Düşün ki bir kadınsın, aileni katledip seni esir aldılar. Sen bu kişiyle evlenmek, cinsel ilişkiye girmek hatta kölesi olarak ona hizmet etmek ister misin? Bir erkek evlenmek için elinin altındaki cariyesini kölelikten azad edebilir fakat eğer cariye evliliği kabul etmediğinde özgür olmayacağını, hayatına köle olarak devam edeceğini biliyorsa bu yapması oldukça zor bir tercih olacaktır.

Verdiğim onlarca ayet ve hadis kaynaklarına rağmen duyduğu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen yada hoşlanmayacak olan bazı Müslüman arkadaşlar bu verdiğim bilgileri savunan kişilere şu ayeti gösterecektir:
Nur Suresi 33.ayet: "Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lutfundan ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar. Bedelini ödeyerek hür olmak isteyen köle ve câriyelerinizin tekliflerini kabul edin. Allah’ın size verdiği maldan da onlara verin. Namuslu yaşamak isterlerse, dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için câriyelerinizi fuhuş yapmaya zorlamayın. Kim onları zorlarsa bilinsin ki Allah, onların zorlanmaları sebebiyle bağışlayıcıdır, esirgeyicidir."

Ayetin ilk kısmı evlenmemiş insanlara iffetlerini korumalarını emretmektedir. Şimdi, hatırlanması gereken en önemli şey "iffet"in İslamiyetteki tanımının, kelimenin genel kabul görmüş tanımından farklı olmasıdır. Mü'minun suresi 6.ayet, Ahzab suresi 50-52.ayetler ve Mearic suresi 30.ayete göre Müslüman bir erkek eşleri ve sağ elinin sahip olduğu kadın esirlerle cinsel ilişki yaşadığı sürece "iffetli" olarak kabul edilir. Bu yüzden savaşta ele geçirdiği köle kadınla ilişkiye giren evlenmemiş bir Müslüman erkek İslami standartlara göre "iffetli" olarak kabul edilmektedir.

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok