HABERLER
Dini Haber

İLK ve SON VAHİYLER (!)

Yazan: Serdar Kaangil


İLK ve SON VAHİYLER (!)


İlk Vahiyler
Vahiyden önce Muhammed’in inancının ne olduğu, ibadet edip etmediği belirsizdir. Putperest bir toplum içinde yetişmiş, pagan bir aileye ve çevreye sahip olan Muhammed’in, Allah’ın gönderdiği iddia edilen Tevrat ve İncil’e inanmamış olması, 40 yaşına geldiği halde Musevilik ya da Hristiyanlığı seçmemiş olması onun pagan inançlarını sürdürdüğünü göstermekteyse de kimilerine göre haniflere yakın olduğu öne sürülür.

Bu noktada şu söylenebilir:
İslam ve Kur’an, müslüman olmayanları, kitaplara ve peygamberlere inanmayanları kafirlikle suçladığına göre, Kur’an gelmezden önceki Allah’ın kitaplarına inanmamış olan da kafirdir. Onun Kabeye ve putlara hizmet ettiği, hatta Uzza için kurban kestiği de rivayetler arasındadır. Putperest ayin ve ibadetlerine katılıp katılmadığı, örneğin putperest namazı kılıp kılmadığı konusunda kesin bilgi verilmemiştir.

Muhammed’e gelen ilk surenin Alak olduğunda İslam’da ittifak vardır.
Şimdi Alak suresinin 9 ve 10. ayetlerine bakalım:

E reeytellezî yenhâ. Abden izâ sallâ.

Namaz kıldığında kulunu (bundan) engelleyeni gördün mü?

“Dakika bir, gol bir” derler ya, bu ayet de öyledir.
Daha Cebrail’in ilk sözlerinde Muhammed’in namaz kılarken engellendiği söylenmektedir. Ve ardından da o engelleyenin peygamberin çağrısını reddedip yüz çevirdiği ifade edilmektedir.
(13. Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?)

Ayete göre, Muhammed’in namaz kıldığı belirtilmektedir.
Bu ne namazıdır?
Putperest namazı ise ne diye engellenmiş olsun?
Hak namazı ise, Muhammed bu namaz için daha önce vahiy mi almıştır?
Hangi salahiyetle çağrıda bulunuyor ve yalanlanıp, reddediliyordur?

Sonraki ayet daha da ilginçtir:

17-18. Artık o yandaşlarını çağırsın. Biz de zebânileri çağıracağız.

“Kimse zebaniler de neyin nesi, kim bunlar?” diye merak edip sormamıştır.
Daha cennetten, cehennemden söz edilmemişken zebani bilinebilir mi?

Bilinirdi. Çünkü putperestlerin bir kesimi cennete, cehenneme inanırdı.
Onlar hurileri de, zebanileri de bilirdi hikayelerden.
Bu terimler onlara hiç de yabancı değildi.

Bu açıdan bakıldığında bir tuhaflık olduğu kesindir.
Ya da ilk gelen sure Alak suresi değildir. Alak’tan önce Muhammed’e görev veren, namazdan, cennetten, cehennemden söz eden bir sure gelmiş olması gerekir. Ama İslam böyle bir sureyi Kur’an’da bulamaz ve Alak suresine karşı bir alternatifi yoktur.

Bu durum karşısında çözüm yolu olarak, Mekki surelerin içinden uygun ayetleri seçip ilk gelen vahiyler olarak sunma yoluna gidilmiştir.
Nuzül sırası diye yapılan listelerin doğruluğu kanıtlanamayıp, sadece içlerinden bazı surelerin nuzül zamanı hakkında hadisler mevcuttur. Hadislerin de hicretten yaklaşık 200-300 yıl sonra yazıldığı dikkate alınırsa bunların doğruluğunu iddia etmek mümkün değildir.

Şimdi sözde nuzül sırasına göre dedikleri ilk vahiylere göz gezdirelim:

Alak 1-5

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.
3. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
4. O Rab ki kalemle öğretti.
5. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.

Müdessir 1-7

1. Ey bürünüp örtünen,
2. Kalk, bundan böyle uyar.
3. Rabbini tekbir et.
4. Elbiseni temizle.
5. Pislikten uzaklaş.
6. Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.
7. Rabbin için sabret.

Asr 1-2

1.Asra andolsun;
2.Gerçekten insan, ziyandadır.

Zariyat 1-6

1. Tozu dumana katıp savuranlara,
2. Derken, ağır yük taşıyanlara.
3. Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,
4. Sonra işi taksim edenlere andolsun.
5. Size va’dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur.
6. Şüphesiz din de mutlaka gerçekleşecektir.

Tekasür 1-2

1. Çokluk ile böbürlenmeniz, sizi öylesine oyaladı ki;
2. Öyle ki, ziyaret edip kabirleri bile saydınız.

Tur 1-8

1. Tur’a andolsun.
2. Satır (satır) dizili kitaba,
3. Yayılmış ince deri üzerine;
4. Ma’mur eve,
5.Yükseltilmiş tavana,
6. Kabarıp, tutuşan denize,
7. Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.
8. Onu önleyecek biri yoktur.

Şimdi şu ilk vahiylere bakınca insanın “Bu mu olmalıydı Tanrı’nın insanlara ilk sözleri?” diyesi geliyor.
Kur’an’da inanmayanlara meydan okunur “Hadi benzer bir sure de siz yapın yapabiliyorsanız” diye.
Bu ilk nuzül ayetleri de ortalama bir sure büyüklüğünde sayılır.
Çeşitli surelerden toplama ayetlerle oluşturulan bu surenin çok daha iyisi tek sure olarak yazılamaz mıydı?

Varsayalım ki Kur’an’ın Allah’ı, İsrail’in tanrısıdır aynı zamanda.
Yani, Tevrat’ı, İncil’i gönderen Allah, Muhammed’e de Kur’an’ı göndermiştir.
Peki ama bir insanı elçi olarak seçtiğinde kitabındaki ilk sözleri böyle mi olmalıydı?

Madem ki Tevrat’ın ve İncil’in miadının dolduğunu, yeni bir kitaba ve elçiye gereksinim olduğunu düşünmüş, ilk ayetlerinde bunu ifade etmeliydi.

İlk ayetlerinde şunları açıklamalıydı:
Ey Muhammed! Her şeyin yaratıcısı olan Rabbin seni insanlara ve dünyaya elçi olarak tayin etmiştir.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin öğütlerini dinlemeyen ve doğru yola gelmeyen toplumlara senin vasıtanla son uyarımızı yapacağız. Onlar, gönderdiğimiz kitapları değiştirecek kadar gaflet içindeydiler.
Senin yetiştiğin Kureyş toplumuna da İsmail vasıtasıyla gönderdiğimiz ayetler yok edildi. Rabbine ibadet için babası İbrahim’le birlikte yaptıkları Kabe’yi zaman içinde putlarla doldurdular. Benimle aralarına şefaat için cansız, kudretsiz nesneler koydular. Bunların onlara hiçbir faydası yoktur ve bu yaptıkları şirktir.

Görevin, onları uyarmak ve putlara tapınmaktan onları vazgeçirmektir.
Bu kitaptan önce gönderdiğimiz Tevrat’ı ve İncil’i de değiştirip kendi kafalarına göre tahrif ettiler. Onları da uyar ve Rabbinin Adem’den beri insanları aynı dine çağırdığını, her peygamberin aynı uyarı ve öğütlerde bulunduğunu onlara hatırlat.

Yukarıda yazdıklarım ayet olarak düzenlense en fazla 10 ayet tutar.
10 ayetin içinde, Muhammed’e elçilik görevi veriliyor.
Muhammed’den önce gönderilen kitapların tahrif edildiği açıkça belirtiliyor.
Muhammed’in son peygamber olduğu bildiriliyor.
Kureyş’in daha önce İsmail vasıtasıyla müslüman olduğu ama daha sonra putperestliğe saptığı açıklanıyor.
Putlara tapılmaması, bunun şirk olduğu söyleniyor.
Adem’den beri Allah’ın tek dine çağırdığı, tüm peygamber ve kitapların aynı uyarıda bulunduğu ifade ediliyor.

İslam, ise hala bu konuları tartışıp duruyor. “Öyle miydi, böyle miydi” diye.
10 ayette net olarak açıklanabilecek konular, 6236 ayetlik koca kitapta belirsiz ve tartışmalı olarak yıllardır sürüp gidiyor.

Bir başka nokta ilk indiği iddia edilen sure ve ayetlerde tanrıdan Allah olarak bahsedilmez. En başlarda Rab denir. Sonra Rahman ve Rab birlikte kullanılır. Allah ismi ise 8-9 yıl sonra kullanılmaya başlar. Ve “İster Allah deyin, ister Rahman” denir. Bundan da anlaşılmaktadır ki putperestlerin dinine tavır alan ve ayrı bir yol çizen Muhammed hazretleri topluma inandığı ilahın dışında bir ilah ismi dayatarak muvaffak olamayacağını anlamış ve Allah ismini kabullenerek yeni bir yol haritası çizmiştir.

Son Vahiyler:
Kur’an’ın son ayet ve sureleri konusunda da İslam’da çelişkili iddialar vardır.
Genel görüş ise Son ayetin Maide-3, son surenin ise Nasr suresi olduğudur.Bununla beraber, son surenin Fetih suresi, son ayetin Tevbe suresinin son ayetleri ya da Bakara suresinin son ayetleri olduğu da söylenir.

Şimdi çoğunluğun üzerinde birleştiği son ayete bakalım ne denmiş:

Maide-3: Size şunlar haram kılındı: Ölü, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, boynuzlanmış, yırtıcı hayvanlar tarafından yenmiş olup da henüz canlı iken kesmedikleriniz, dikili taşlar üzerinde boğazlananlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız. Bunlar, birer yoldan çıkıştır. Bugün kafirler dininizi söndürebilmekten ümitlerini kestiler; onlardan korkmayın, yalnız benden korkun! İşte bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Her kim aşırı açlık durumunda çaresiz kalır da günaha eğilim maksadı olmaksızın, onlardan yemek zorunda olursa, elbette Allah, bağışlayandır, merhamet sahibidir.

6236 ayetlik ve çoğu tekrarlardan oluşan Kur’an’da boş yer bulunamamış gibi “Bugün dininizi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim” ifadeleri haram hayvanlarla ilgili ayetteki cümleler arasına sıkıştırılmış.

Bu kitabın, bu ayetlerin tanrıdan gönderildiği iddia ediliyor.
Şimdi düşünün ki siz bir kitap yazsanız, Maide-3’deki gibi bir hataya düşer misiniz?
Örneğin sazan balığı avını anlatırken araya İstanbul’un fethini koyar mısınız?
Maide-3’deki hatayı sıradan bir yazar bile yapmaz.

Görüldüğü gibi Kur’an’ın ilk ayetlerinde de, son ayetlerinde de basit bir yazarın dahi yapmayacağı türden hatalar, uygunsuzluklar var.
Bunlara içindeki yüzlerce çelişkiyi, Tevrat’tan alınan hikayeleri ve gereksiz tekrarları kattığımızda mükemmel bir kutsal kitap değil, alalade, düzensiz, karmaşık bir kitap olduğunu görürüz. Böyle bir kitabın Tanrıdan gelmiş olması mümkün değildir.
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok