HABERLER
Dini Haber

KIRMIZI ASA (KAFİLE) ARGÜMANLARINA CEVAP | BÖLÜM 1

Yazan: Kirpi


KIRMIZI ASA (KAFİLE) ARGÜMANLARINA CEVAP | BÖLÜM 1


UYARI: Bazıları "Kanalın adı Kafile vs. demiş. Biliyoruz efendim. Fakat Ramazan canlı yayınlarını saymazsak kanaldaki videoların neredeyse %90'ı Kırmızı Asa adıyla yer alıyor. Zaten hepsi Osman'ın düşünce ve iddiaları. Ayrıca Kafile desek birçoğu "o kim?" der çünkü kanal Kırmızı Asa adıyla popüler, o isimle biliniyor. Bu yüzden makale ve video başlığında da Kırmızı Asa adını kullandık.

Öncelikle merhaba değerli takipçi dostlar. Geçenlerde Youtube'de Kırmızı Asa isminde bir kanal gördüm. Kibarca söylemek gerekirse adamlar resmen insanların aklıyla dalga geçiyorlar. Bu yüzden onlara cevap şeklinde bir seri yapmayı düşündüm. Kanalda olan videoları baştan tek tek izleyerek ortaya attıkları argümanları çürüteceğiz. İlk önce 17 Haziran 2016 tarihinde Youtube'ye yükledikleri  "Allah'ı  Görmüyorum.Neden İnanayım?" İsimli videoyu inceleyeceğiz.

1) Allah'ı Görmüyorum Neden İnanayım?

Argüman
Videodaki argüman özetle şöyledir: “Siz bir adamın büyük bir toplumu bir yerden başka yere götürdüğünü görüyorsunuz. O zaman düşünürsünüz ki bu adam bu kadar insanı tek başına emir komuta yaparak bir yerden başka yere götüremez. Anlıyoruz ki bu adam Padişahtan emir almış ve insanlar da onun Padişahın görevlisi olduğunu bildikleri için onun emirlerine uyuyorlar ”
Yani adam demek istiyor ki bir devlet görevlisi 10 bin kişiyi bir yerden başka bir yere kendi rızası dışında tek kelimeyle götürüyorsa Padişahı görmesen dahi sizi götüren bu insanın büyük bir emir komuta merkezi tarafından görevlendirildiğini anlarsın.

Cevap
Güzel kardeşim bu argümanın baştan sona saçmalık. Peki neden? İlk olarak insanların o devlet görevlisine tabi olmama hakkı var. Zira onun bir devlet görevlisi olduğunu ispatlayan evrakları veya yazılı emirleri yoksa insanların onun emrine tabi olmama hakkı vardır. Adaletli bir padişah böyle bir durumda emre itaatsizlik yapan insanlara değil kendine kızmalı ve "neden gereken evrakları göndermedim" demelidir. Fakat senin Allah'ın hiç bir kanıt göstermediği halde ona inanmayanları cehennemde yakmakla tehdit ediyor. Yani birisi kendisini Padişahın gönderdiğini iddia ediyor ve ispat niteliği taşıyan hiç bir evrak kanıt göstermeden insanları bir yerden başka yere sürgün ediyor. Karşı çıkanları da idam etmekle tehdit ediyor. Bu tamamen mantık hatasıdır.

İkinci tutarsızlık şudur. Padişahın varlığı-yokluğu net olarak anlaşılabilir. İnsan gidip kendi gözleriyle görebilir değil mi? Peki var olduğunu iddia ettiğiniz Allah'ı istediğiniz zaman görebilir misiniz? Hayır. Yani anlayacağınız padişah örneği yanlıştır. Zira padişahı görmeden var olduğunu kabul etmenin nedeni istediğin an bu varlığı gözle görüp test edebilme imkanının olmasıdır. Fakat Allah tezinde böyle bir şey mümkün değildir. Allah'ı gözle görememe tezini Müslümanlar genellikle Araf süresinde Musa'nın Allah'ı görmek istemesi üzerine cereyan eden bir takım hadiselerle ispatlamaya çalışıyorlar. Bakalım surede ne diyor:

Araf suresi 143
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ ۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى ۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا ۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Diyanet İşleri Başkanlığı: Mûsâ, belirlediğimiz yere  gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.

Müslümanlar bu ayeti Allah'ın gözle görülemeyeceğine delil olarak sunuyorlar.  Fakat bu toz olan dağın hangi dağ olduğu, nerede olduğu veya kalıntılarına dair hiç bir kanıt olmadığı için ayetin hiç bir tutarlı tarafı yoktur. Genellikle bu dağın Tur dağı olduğu iddia edilir fakat Kur'an'da böyle bir ifade bulunmamakta. Üstelik Tur dağının eskiden daha büyük olduğunun ve daha sonrasında Allah tecelli etmesinden dolayı darmadağın olduğunu kanıtlayan veriler de mevcut değildir.

Dolayısıyla Allah'ı görme imkanı yokken onu görülmesi mümkün olan padişaha inanmakla kıyaslamaya kalkışırsan bu mantık hatası olur. Zira birinin gerçekten görülme imkanı varken diğerinin böyle bir olasılığı yoktur.

2) 4 Dakikada Bütün Dertlerin Bitecek

Kırmızı Asanın inceleyeceğimiz ikinci videosu 23 Temmuz 2016 tarihinde "4 dakikada bütün dertlerin bitecek isimli videosudur. Videoda anlatılan argümanları kısaca şöyle özetleye biliriz:

Argüman
“Melekler sürekli ibadet ederler fakat Allah katında mertebeleri hiç değişmez. Çünkü onlara musallat olan bir şeytan, bela yada bir musibet yoktur. Allah insanlara şeytanları belaları, musibetleri sırf onların mertebelerini yüceltmek için musallat etmiştir.” Yani demek istiyor ki Allah şeytanı, belayı, musibeti sana sen cennette daha iyi bir konumda olasın diye veriyor. Fakat bu iyi konumu verirken bir şartı var. Sabredeceksin ve Allah'a sığınacaksın.

Cevap
Şimdi bu argümana karşılık ben bir soru sormak istiyorum. Aslında bu argümanın ne kadar yanlış olduğunu bu soru tek başına izah etmeye yeterli. Sorum şöyle: 5 yaşında bir kız çocuğunu sırf cennette mertebesi yüksek olsun diye bu dünyada tecavüze uğratan Allah'ın bu yaptığı ne kadar mantıklı? Bir düşünün. Allah küçük bir çocuğa tecavüze uğrama belası gönderiyor ve diyor ki buna sabret, bana sığın, sana cennette iyi bir makam vereceğim. Meselenin başka bir tutarsızlığı ise İslamda insanların Allah katında imtihan edilme döneminin başlangıcıyla alakalıdır. Bildiğiniz gibi İslamda insanların dinden sorumlu tutulma dönemi BULÛGA ERME halinden sonra başlıyor. Bulûga ermek, çocukluktan çıkıp ergenlik çağına girmek, cinsî duygu ve hisler taşımaya başlamış olmak demektir. Bulûg zamanı yaş olarak kesin değildir. Erkek on iki, kız dokuz yaşından başlayarak, on beş yaşlarına varıncaya kadar geçen her ay ve günde bulûga erme hissi teşekkül edebilir. İslam dünyası buluğ yaşının kızlarda minimum 9 erkeklerde 12 yaşında başladığını ve bu olayın çocuğun akli seviyesi nedeniyle 15 veya 16 yaşına kadar sürebileceği üzerine ittifak etmişlerdir. Şimdi 5 yaşında bir kız çocuğu daha günahlardan ve sevaplardan mesul değilken ona bela göndermenin anlamı nedir?  Kur'an'da daha günah işlememiş çocukların bile cezalandırıldığı konusunda ayetler vardır. Örnek vermek gerekirse Hızır ile Musa'nın kıssasında Hızır bir çocuğu öldürür ve Musa bunu neden yaptığını sorduğunda bakın Allah nasıl cevap verir:

(Kehf, 18/80-81).  “Oğlan çocuğunun durumuna gelince; onun ebeveyni mümin kimseler idi. Bu çocuğun ileride onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Allah’ın kendi lütuf ve merhametinden onlara daha şefkatli, daha temiz bir çocuk ihsan etmesini diledik.”

Ayette korktuk( فَخَش۪ينَٓا) ifadesi kullanılıyor. Dikkat edin çocuk henüz ailesini saptırmamış. Ve dahası gerçekten saptırıp saptırmayacağı da meçhul, çünkü her şeyi bilen Allah bu surede "sürüklemesinden korktuk" diye bir ifade kullanıyor.
Şimdi madem insanların tabi tutuldukları imtihanların sonuçları amel defterinde yazıyor ve mademki çocukların amel defterleri 12 ve 9 yaşından sonra yazılmaya başlıyor o zaman 5 yaşında ve daha küçük yaşta bir çocuğa bela göndermenin mantıklı bir gerekçesi yoktur. Meselenin neresinden tutarsak tutalım bir trajikomedi olan diğer tarafı ise zaten o tecavüzcüye "şu tarihte şu çocuğa tecavüz edeceksin" kaderini yazanın da Allah'ın ta kendisi olmasıdır.

Tevbe Suresi, 51. ayet: De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez.
Yunus Suresi, 49. ayet: De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir şeye) malik değilim.
Hadid Suresi, 22. ayet: Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.
Tegabün Suresi, 11. ayet: Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez.

Gördüğünüz gibi videoda bahsi geçen argüman tamamen tutarsızdır. Allah'ın kullarını günahlardan sorumlu tutmaya başladığında insanların daha yüksek mertebelere ulaşması için bela göndermesi Allah'ın merhametli sıfatıyla çelişir.
Size sürekli kötülük yapan birisinden bunun hesabını sormaya kalktığınızda "bunları benim nazarımda daha iyi insan olasın diye yapıyorum" diye cevap verse siz bunu mantıklı bulup kabul eder misiniz? Tabi ki de etmezsiniz. O zaman Allah'ın yarattığı kullarına cennette daha iyi bir mertebe vermesi için bela göndermesi de saçmalıktan başka bir şey değildir. O zaman her kes kendi sevdiklerine kötülük yapsın nede olsa onun cennetteki mertebesini yükseltmiş olur değil mi?

Sonuç olarak daha iyi bir mertebeye sahip olması için birine bela göndermek, şeytan musallat etmek mantık dışıdır ve dahası, daha amel defteri açılmamış bir çocuğa bela göndermenin de mantıklı bir nedeni yoktur. O yüzden Kırmızı Asa'nın "Allah bizlere belayı, musibeti bizi daha iyi bir mertebeye yükseltmek için veriyor tezi çürümüş oluyor. Konumuz devam edecek lütfen bizi okumaya ve izlemeye devam edin.
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok