SON YAYINLAR
latest

DİNLERİN KİTAPLARI

kutsal kitap pdf
İslam mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslam mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MUHAMMED'İN MİTOLOJİK ATI "BURAK"

mitoloji, İslam mitolojisi, Burak, Muhammed'in atı Burak, Muhammed'in binerek uçtuğu at, Burak atı, Kanatlı at Burak ve Kamadhenu, A, din ve mitoloji, Miraca uçuran at, Burak tasviri, Kamadhenu
Burk-E-Albani / البُراق‎ ‎ / Al-Burāq
Muhammed'in Mitolojik Atı

Burak'ın tavus kuşu kuyruğu yerine at kuyruğu vardır. Fakat birçok sefer aşırı benzerliğinden dolayı at kuyruğundan farklı olarak Kamadhenu'yla yakından ilişkilendirilmiş ve tavus kuşu kuyruğuyla (çoğu zaman Hindistan'ın sembolü olmuştur) resmedilmiştir.

Tanrıça Shri Kamadhenu bazen bir inek olarak tasvir edildiği gibi bazen bir tavuskuşu kuyruğu ve güzel bir kadının kafası ile mistik bir kanatlı inek olarak da tasvir edilir. Bu ikonografi Muhammed'i gece yolculuğuna sırtında taşıyan dişi at olan Burak'ınkine çok benzer.

Mistik Kamadhenu kanatlı bir inek olarak tanımlanırken, Burak kanatlı bir at olarak tanımlanmaktadır.

Burak, bir kadının başı, bir at gövdesi ve bir tavuskuşu kuyruğu ile birlikte Hz. Muhammed'i, Miraj'ta, Gece Yolculuğunda, Yedi Gökten Kudüs'e taşıyan bir dişi melektir.

Tıpkı tekboynuz gibi (Unicorn), Kuran'da anlatılan bir kadının kafasına sahip olan, kanatlı At benzeri yaratık olduğu söylenen Burak İslam'daki dişil İlahi'nin bir örneğidir ve 7 gökten Muhammed'in Miraj yolculuğunun aracı olmuştur. Muhammed alevden bir enerji ile çevrilmiş ve meleklerin eşliğinde Burak'a binmiştir.

mitoloji, İslam mitolojisi, Burak, Muhammed'in atı Burak, Muhammed'in binerek uçtuğu at, Burak atı, Kanatlı at Burak ve Kamadhenu, A, din ve mitoloji, Miraca uçuran at, Burak tasviri, Kamadhenu
Yukarıdaki görselde gördüğünüz Hindu Tanrıçası Kamadhenu ile Burak arasında bariz benzerlikler vardır. Kamadhenu'da tıpkı Burak gibi genellikle kanatlarla ve tavus kuşunun kuyruğuyla tasvir edilmiş, dilek yerine geçen bir canlı olarak kullanılmıştır.

Muhammed, Burak'a Binerek Cennete Uçuyor
Al-Burāq (Arapça: البُراق al-Burāq "yıldırım"), peygamberleri taşıyan göksel bir yaratık olarak tanımlanan bir mitolojik attır. En sık anlatılan hikayede 7. yüzyılda, Burak'ın İslam peygamberi Muhammed'i Mekke'den Kudüs'e, İsrail'e ve Mi'raj ya da “Gece Yolculuğu” na götürür ve bunlar Kur'an'da da yer almaktadır.

Kanatlı bir at olan Burak, Mısır mitlerinin meşhur yaratıklarından olan sfenksler ile de benzerlikler içermektedir. Bazı çizimlerde ise Burak'ın siyah saçları ve kulağındaki küpesi ile bir kadın yüzü vardır. Muhammed de sade bir elbise giymiştir. Bu resim tarzı Uzak Doğu sanatının etkisini göstermektedir.

Sahih-i Buhari'den bir alıntı yaparak Burak'ı nasıl tarif ettiğine bakalım:
“... Sonra bir katırdan daha küçük ve eşekten daha büyük beyaz bir hayvan bana getirildi.” ... "Hayvansalın adımı (o kadar genişti ki) hayvanın görüş alanının en uzak noktasına ulaştı."

Başka bir açıklama:
"Ardından Cebrail, güzel yüzlü ve dizginlenmiş Burak'ı, eşekten daha büyük, ancak katırdan daha küçük, uzun, beyaz bir canavarı getirdi. O, toynaklarını bakışlarının en uzak sınırına yerleştirebilirdi. Uzun kulakları vardı. Ne zaman bir dağla karşılaşırsa, arka ayakları uzardı ve yokuş aşağı gittiğinde ise ön bacakları uzardı. Bacaklarına kuvvet veren iki kanadı vardı."

Yine Sahih Buhari Hadislerinden,
İsra ve Mirac Hakkında Malik İbn-i Sa`Saa Hadisi (HadisNo: 1551)
...Daha sonra katırdan küçük ve merkepten büyük beyaz bir binit getirildi. -Râvî (Enes İbn-i Mâlik): "Bunun adı Burak`tır ki o, adımını gözünün irişebildiği yerin müntehâsına atardı" demişti:- Ben bunun üzerine bindirildim...

Taberî’nin naklettiği bir rivayette Hz. İbrâhim’in Kâbe’yi ziyarete giderken bu bineği kullandığı belirtilmekte ve bu sebeple buraktan “İbrâhim’in bineği” (dâbbetü İbrâhim) şeklinde söz edilmektedir (Tefsîr, XV, 5, 10). Ayrıca kıyamet günü, mahşer yerinde bulunan ümmetlerine ulaşabilmeleri için peygamberlere binek verileceği, Sâlih peygamber devesine binerken Muhammed’in de kızı Fâtıma ile birlikte buraka bineceği ve o gün Burak'ın sadece kendisine tahsis edileceği gibi hususlar da konu ile ilgili rivayetlerdendir.

Kaynaklar:
Lisânü’l-ǾArab, “brk” md.; Tâcü’l-Ǿarûs, “brk” md.; Müsned, III, 148; IV, 208; Buhârî, “Bedǿü’l-halk”, 6, “Menâkıbü’l-ensâr”, 42; Müslim, “Îmân”, 259, 264; Nesâî, “Salât”, 1; İbn Hişâm, es-Sîre, I, 396-398; İbn Sa‘d, et-Tabakāt, I, 214; Taberî, Tefsîr (Bulak), XV, 4-5, 10, 12, 13; Hâkim, el-Müstedrek, II, 360; IV, 606; Demîrî, Hayâtü’l-hayevân, I, 165-168; B. Carra de Vaux, “Burak”, İA, II, 804; R. Paret, “al-Burāk”, EI² (İng.), I, 1310-1311, Hint mitolojisi Kamadhenu

Yazan: A.Kara

MARİD

Marid, Marid nedir?, mitoloji, İslam mitolojisi, İslam mitolojisinde Marid, İslam mitolojisinde cin, Marid cinleri, Mavi görünümlü cin, Cin ve Meleklerin savaşı, Süleyman ve cinler, Siyah marid,
Efsaneye göre Marid, zorlu, en eski ve en güçlü cin ırkıdır. Maridler şekillerini kendi istekleriyle değiştirebilir ancak doğası gereği mavi renkli bir görünüme sahiptir. Eşleştikleri kişinin göğsünde devasa bir şişliğe sebep olur ve övünme dolu kişiliği ile kendini belli eder.

Cinlerin isyanları sırasında, bazı maridler meleklere karşı savaştılar. Onların yenilgisinden sonra, çoğu cin boyun eğerek cinler alemine döndü, ama bazıları reddederek Dünya'ya göç etti. Mitolojiye göre maridler çölde yaşlı bir adam biçiminde dolaşırken bile bulunabilirlerdi. Bu yüzden insanlar “Çölde yalnız seyahat edenlere karşı dikkatli olun” diyorlardı.

Siyah bir marid onun mavi tarikat üyelerini yönetir. Allah, Kral Süleyman'a cinleri kontrol etme yeteneği verdiğinde, Süleyman'ın yanında kolları katlanmış siyah bir marid durdu ve Süleyman'ın emirlerine uymayı reddeden cinleri cezalandırdı. Fakat siyah marid de bu durumdan memnun değildi. Yüzünde her zaman ekşi bir ifade vardı ve kendisinin Süleyman'ın kasından başka bir şey olmadığını söylerdi.

Yazan & Çeviren: A.Kara

İSLAM MİTOLOJİSİNDE MELEK

A, İslam mitolojisi, mitoloji, İslam mitolojisinde melek,İslam mitolojisinde melekler,Mitolojide melekler,Arap mitolojisinde melek, Arap mitolojisi, İslamda melekler,Melekler nasıl varlıklardır?
İslam mitolojisinde Allah melekleri, insanları ve cinleri yaratmıştır (ki bunlar da cinsel olarak bilinir). İnsanları çamurdan, şeytan ve cinleri ise dumansız ateşten yaaratmıştır. Her iki grup da iyilik ve kötülük arasında seçim yapma özgürlüğü ile kutsanmıştır. Allah, melekleri ışıktan-nurdan yarattı ve onları sadece iyi yaratıklar yaptı ama onlara özgür irade vermedi. İslamdaki melekler sadece Allah'ın onlara yapmalarını söylediklerini yaparlar. Yemek yemiyorlar, içmiyorlar, Allah'a ibadet etmekten de yorulmuyorlar. Bir nevi programlanmış makineler gibidirler (Bu yüzden Bakara 30'da çok büyük bir çelişki vardır fakat bu konuya ayrı bir yazı ile değineceğim).

İslam mitolojisinde melekler, dev büyüklüktedirler. En büyük melek olan Cebrail, her biri ufku kapsayan 600 kanat içerir. Onun yüksekliği cennetten Dünya'ya uzanır ve tüm melekler gibi ışık hızından daha hızlı hareket edebilir. Allah mesajcıları olarak melekleri kullanır ve isteklerini yerine getirtir, ama melekler aynı zamanda pagan tanrılarına ve koruyucu azizlere benzer işlevlere de sahiptirler. Örneğin melek mikail rüzgarı ve yağmuru kontrol eder. Bir diğeri ise gözlerinin arasındaki alan 70.000 yürüyüş mesafesi olan, dev Ölüm Meleği'dir (Azrail). Yarı kar ve yarı ateşten yaratılmış bir melek de vardır. Bu melek sürekli olarak şarkı söyleyen bir ölümsüz koroyla çevrelenmiştir.

Yazan: A.Kara

İBLİS

A, İslam mitolojisi, mitoloji, İslam mitolojisinde İblis,İblis ve şeytan,Meleklerin öğretmeni İblis,Meleklerden ders alan İblis,Allahın cennete aldığı İblis
Melekler ve cinlerin yaratılmasından hemen sonra, fakat insanın yaratılmasından önce, cinler kendiliğinden haklı ve itaatsiz bir hale gelince melekler onları itaat etmeye zorladılar. Savaş sırasında, Şeytan ırkından gücü yeten bir cin kendini ayırt edebildi. Onun adı İblis'di. Allah, İblis'i önemli bir öğrenci olarak tanıdı ve melekler tarafından öğretileceği yer olan cennete getirdi. Zamanla, İblis o kadar bilgili olmuştu ki artık o melekleri eğiten kişi o olmuştu.

Allah, ilk adamı Adem'i yarattı ve meleklerin ve cinlerin bu yeni yaratılıştan önce eğilmelerini emretti, fakat İblis gruru yüzünden reddetti. Bu yüzden Allah, kıyamet gününde idam edileceği hükmünü verdi. İblis kötülük yapmayı seçerek şeytan,cin olan ırkına dönmüştü. Meleklerin elindeki ezici yenilgilerinden sonra cinler Güney Okyanusu'ndaki bir adaya giderek yeniden toplanıp krallıklarını kurdular. İblis onların hükümdarı oldu. Bugün İblis ve Şeytan aynı zamanda İslam'ın şeytanı ve şeytanları olarak bilinir ve İnsanlığı kötülük yapmaya teşvik ettiklerine inanılır.

Yazan & Çeviren: A.Kara

İSLAM MİTOLOJİSİ

İslam, Hristiyanlık gibi, Pagan & Yahudi geleneklerinden gelişmiş tek tanrılı bir Semitik inançtır (İslamiyet öncesi Arap dini paganizm yani putperestlikti). MS622 sonrası, Muhammed adlı bir Arap kendini Tanrı'nın peygamberi olarak ilan etti. İslami gelenek İbrahim'i, Nuh'u, Musa'yı ve Yahudiliğin diğer eski patriklerini daha önceki peygamberler olarak tanır. Müslümanlar, İslam'ı takip edenler, İsa'nın peygamber olduğuna da inanmaktadırlar.

Muhammed'e bildirildiğine inanılan Allah'ın sözleri, İslami kutsal metin olan Kuran'da yer almaktadır. Zaman geçtikçe, İslam dünyasındaki Müslüman akademisyenler ve öğretmenler Muhammed ve onun takipçileriyle ilgili daha fazla bilgi yanı sıra İslam hukukunun yorumları ve peygamberlerin sözlerini de eklemişlerdir. Semitik, Fars ve Yunan mitolojisinin unsurlarını ya da Muhammed, ailesini ve İslam tarihindeki diğer kilit figürleri anlatan hikayeler eklediler.

Böyle bir hikaye anlatımı resmi olarak İslam'ın bir parçası değilse de ve bazen İslami yetkililer tarafından cesaret kırıcı olsa da, birçok Müslümana hitap ediyordu. İslam yeni alanlara yayılırken, yerel gelenekler ve efsaneler temel İslam inançlarıyla karıştı. Örneğin, Pakistan'da, sevgiyle ölmekte olan kızlarla ilgili eski halk hikayeleri, Allah'la birleşmeye özlem duyan ruhların simgesi olarak görülüyordu.

Muhammed'i çevreleyen efsanelerin birçoğu ona mucizevi olaylar hediye etti. Bazı masallarda Muhammed'in zehirli et yemek üzerindeyken etin onu yememesi konusunda Muhammed'i uyardığı söyleniyor. Bir efsaneye göre ise, melek Cebrail, Burak adındaki kanatlı bir ata bindirdiği Muhammed'e eşlik ederek diğer peygamberlerle tanıştığı cennete mistik bir yolculuğa çıkarıyor.

Aynı şekilde, mistik İslam kardeşliklerini kuran tarihsel figürler, aslanlara binmek ve hastayı iyileştirmek gibi mucizelerin öyküleri ile bağlantılı hale geldi. Bazı durumlarda, bu efsane İslam öncesi tanrı ya da kahramanlar hakkında geleneksel efsanelere sahiptir. Büyük İskender hakkında romantik hikayeler, Musa'nın bir arkadaşı olduğu söylenen bir İslami efsanevi figür olan ve yolcuların koruyucusu olan Khir hakkındaki hikayelerin bazılarını renklendirmiş olabilir.

Yazan: A.Kara

HURİ NEDİR?

Huri nedir?, Huri ne demek?, Huri, mitoloji, İslam mitolojisi, Huriler, Cennette huriler, Cennet, Kur'an, Erkeklere verilecek huriler, Adam karısını beğenmiyorsa yerine verilecek huri, A, islamiyet,
Kuran'da da geçen huriler cennetteki sadık insanlara eşlik edecek olan kadın varlıklardır. Hadislerde atıfta bulunan 72 bakire ile sıkça bağlantılıdırlar. Huriler hadislerde genç, güzel göğüslü, yuvarlak gözlü kızlar olarak tanımlanmaktadır. Onlar tükürmez , dışkı, idrar yapmaz veya arıtır. Bir Müslüman ile cinsel ilişkiye girdikten sonra, hemen bekaretini geri kazanır ve hurilerin şeffaf bir cildi vardır. Kemiklerinin iliğini " açık camda kırmızı şarap gibi " görebilirsiniz. Bazı hadislere göre onlar 30 metreden uzundurlar.

Cennete girdikten sonra, Müslüman bir adamın, kusurlarının silinmesiyle daha genç yaştaki benliğine kavuştuğuna inanılır; bu bir nevi Matrix filmindeki kalıcı benlik görüntüsü gibidir. Eğer gerçek aşkı bir mümin ise, ona cennette, genç ve güzel olarak katılır ve bakire olarak yeniden hazırlanır. Ama eğer adam onu sevmezse (dünyadaki eşini), onunla birlikte sonsuza dek yaşamak zorunda kalmaz. Bunun yerine eşinin, bir kopyasını alacaktır.

Hurilerin tam doğası hakkında İslam'da çok tartışma vardır. Melekler gibi hurilerin de özgür iradesi yoktur. Efendilerinin emirlerine neşeyle uymalı ve itaat etmelilerdir.

(Bu inanış bile, insan tarafından Tanrı söyledi denerek var edilen bir dinin, o günün toplumunda kadına nasıl baktığını, sözde Tanrılarının erkeğe nasıl üstün ayrıcalıklar verip onun zevklerini dünyada ve ahiret inancında gözettiğini göstermek için yeterlidir.)

Yazıyı bitirirken dipnot: Bu konuyla ilgili, mitolojik değilde, dini anlamda, sağlam bir yazı yazacağım ilerleyen zamanlarda. Sağlıcakla kalın.

Yazan: A.Kara

OSMANLI MİTOLOJİSİNDE BİR DEV "UC"

Osmanlı ve İslam mitolojisinde Hz. Musa’nın en önemli mucizelerinden biri Kuran'da yer almasa da Tevrat'ta 2 yerde geçen "Uc" adlı devi öldürmesidir. Tevrat'ta "Og" adıyla geçen bu devin Tesniye 3/11 de boyunun dokuz, eninin dört arşın olduğu, demirden bir yatağı var olduğu söylenir. Taberi'lerin de iriliğinden ve ölümünden bahsettiği bu dev, yine Tevrat Sayılar 11/3335 de yazıldığına göre Hz. Musa tarafından öldürülmüş, oğulları ve kavmi yok edilmiştir.

UC'A DAİR FARKLI HİKAYELER
  • 10 arşın boyundaki Musa, 10 arşın yükseğe zıplayarak, 10 arşın uzunluğundaki sopası ile Uc'a vurdu. Bu kadar uzunluğa rağmen ancak Uc'un topuğuna vurabildi fakat Uc öldü. Ucun ölüsü Nil üzerinde köprü oldu. Uc 3000 yıl yaşamıştı.
  • Başka bir kaynağa göre Uc suyu bulutlardan içer, denizin dibinde yürürdü. Denizde yakaladığı balinaları dışarı çıkarır güneşte kızartıp yerdi. Burada önemli olan Hz. Musa'nın bu devi nasıl öldürdüğü konusudur. Büyük tufanda yükselen suların sadece dizlerine kadar geldiği, ve Nuh tarafından gemiden kovulan Uc, bir yemekte iki fil yerdi, ağladığında göz yaşları nehire dönüşürdü. Uc çok büyük olduğundan tufan sonrası hayatta kalan tek dev olduğuna inanılırdı. Bir gün dağdan büyük bir kaya koparan Uc, İsrail oğullarını yok etmek istiyordu, bunun üzerine Allah Hüdhüd kuşunu devin üzerine gönderir. Kuş devin elinde tuttuğu kayayı delip geçince elinde tuttuğu kaya Ucun üzerine düşer, bunu fırsat bilen Musa onu bir darbe ile yere yıkar. 
  • Bir başka öyküye göre annesinin cezalandırdığı Uc, annesini öldürmeye çalışan iblisin attığı taşı yakalayarak annesinin hayatını kurtarır. Buna istinaden annesi onu ödüllendirmek için Uc'a güç ve uzun ömür verir. Bazı çeşitlemelerde ise önceki öyküde bahsedilen kayayı Uc'un boynuna delerek geçiren Hüdhüd değil karıncalardır. Uc boynuna geçen bu kayayı çıkarmak istemiş ama ağzının iki yanından çıkan dişleri engel olmuştur. Bu sırada da Musa sıçrayarak baltası ile devin ayak bileğine vurmuş ve onu öldürmüştür. 
  • Musa ile Uc'un karşılıklı oturduğu üstteki minyatürün öyküsü şöyledir: 70 ekmekçinin pişirdiği tüm ekmekleri bir günde yiyen Uc doymak bilmez. Musa ona rastladığında "7 lokma ile doyabilirsin" der ve ona yedi lokmalık çanağı verir. Uc, yedi lokmayı bile yiyemez. Bunun üzerine tokluğun ve açlığın yiyeceklerin niceliğiyle ilgili olmadığı, bunun Allah’tan geldiği gerçeğini kabul eder (devi bile Müslüman yapmışlar :))

Kaynaklar: Minyatürlerle Osmanlı & İslam Mitologyası - Metin And
Tevrat Sayılar 11/3335 | Tesniye 3/11 | Sevakıb-ı Menakıb | Zübdetü't Tevarih
Yazan-Derleyen: A.Kara

NASNAS VE SHİQQ

Arap mitolojisi, Nasnas cinleri, Shiqq cinleri, Nasnas ve Shiqq, Arap mitolojisinde cinleri, mitoloji, Cinler, İnsanlarla ilişkiye giren cin, Shiqq cinlerinin çocukları Nasnaslar, A, Tek bacaklı cinler,
İnanışa göre Shiqqler cinlerin daha düşük bir formudur ve seyahat üzerinden beslenirler. Shiqqler görünüş olarak yarım (ikiye bölünük anlamda yarım) yaratıklardır. Bir yarısı tamamen eksik olan yarım yüz, yarım gövde, bir kol ve bir bacakla ortadan ikiye bölünmüş adam biçimindedirler. Shiqqler insanlarla çiftleşebilecek cinsel organlara sahiplerdi ve insanlarla çiftleşmeleri sonucunda  Nasnas adı verilen canlılar meydana gelir. Bu çapraz üreme sonucu yarım bir insan vücudunun yaratılmasına sebep olunmuştur. Bir insan ile cin yavrusu olduğuna inanılan Nasnasların yine de çevikliklerini kaybetmediklerine inanılır (Bu varlıkların insan etrafında veya dünyada tek bacakları ile seri bir şekilde seyahat edebildiklerine inanılırdı).

Bir Nasnas'ın, vücudundaki kuyruğu ve sırtındaki kanadı dışında hemen hemen bir Shiqq ile aynı görünüme sahip olduğuna inanılırdı (bazı kaynaklara göre yüzünün karnında olduğu da söylenmektedir). Nasnas'lar tek bacakları olmasına rağmen oldukça çeviklerdi ve dengelerini büyük kuyrukları ile sağlıyorlardı. İnsanları daha çok yardıma muhtaç bir ihtiyar şekline bürünerek kandırır, daha sonra form değiştirerek avlanırdı. Bir insanı tek eliyle dövecek kadar güçlü olduğuna ve ses tellerinin yarısı olmadığı için konuşamadıklarına fakat korkunç olabilecek, tuhaf ve yüksek tonda bir ses çıkarma yeteneğine sahip olduğuna inanılan bu canavarların Yemen'in Hadramut bölgesinden geldiğine, fakat korkacak bir şey olmadığına çünkü Nasnas'ların onları avlayan Araplardan daha çok korktuğuna inanılırdı.

Yazan: A.Kara

YECÜC VE MECÜC

A, din, din ve mitoloji, Enbiya suresi, İslam mitolojisi, islamiyet, kehf, Kehf suresi, Kıyamet alametleri, mitoloji, Yecüc ile Mecüc, Yecüc Mecüc, Yecüc mecüc nedir?, Yecüc Mecüc seddi, Zülkarneyn seddi,
Kur'an'da Kehf, Enbiya surelerinde ve bazı İslam hadislerinde Yecüc ve Mecüc ismiyle geçen varlıklar, kendisinden önceki İncil, Vahiy Kitapları, Hezeikel'de ise Gog ve Magog ismiyle bilinir. Bu varlıklar bulundukları coğrafya ve kültürlerde ve onların egemen olduğu dinlerde cüceler, dev, şeytan, kalabalık kavim yada ülkeler olarak da anılırlar. Örneğin İslamiyet inancına sahip halk arasında Yecüc ve Mecüc daha çok çok kalabalık sayıdaki cüce insanlar olarak anılır ve hatta biraz daha abartılarak bunların boyları büyüklüğündeki koca ağızları ile her şeyi yiyip bitireceğine inanılır Mesela benim ailem, akraba ve tanıdıklarım bu şekilde inanırdı Hatta Müslüman olduğum zamanlar bende bu şekliyle inanırdım Yecüc Mecüc'e.

A, din, din ve mitoloji, Enbiya suresi, islamiyet, kehf, Kehf suresi, Kıyamet alametleri, Yecüc ile Mecüc, Yecüc Mecüc, Yecüc mecüc nedir?, Yecüc Mecüc seddi, Zülkarneyn seddi,

Bazı hadislerde (Örneğin Sahih-i Buhari) kıyamet alameti olarak geçen bu varlıkların da Adem oğullarından oldukları, İsa'nın tekrar dünyaya inip Deccal'i öldürmesinden sonra Allah'ın onlara musallat edeceği bir helak ile yok edilecekleri anlatılır. Devasa kalabalıktaki Yecüc ve Mecüc topluluğunun sayısını anlatabilmek için "dere ve ırmakları" içerek bitirebilecekleri, dağların, demirlerin bile onlara karşı duramayacağı, fil, deve gibi koca hayvanları bile yuttukları, fakat bu varlıkların tamamının aynı anda, tek bir beden, tek bir insan gibi ölecekleri geçer hadislerde. Ayrıca bu hadislerin bazılarında Yecüc ve Mecüc fil benzeri (kulakları) kafa yapıları ile de tasvir edildiği gibi, İsa indiği zaman, bu varlıkların Doğu nehirlerinin tümünü ve Taberiye gölünü içecekleri, hatta kendi ölülerini bile yedikleri anlatılır.

Yecüc ve Mecüc'ün geçtiği Kehf Suresinin  93-99 ayetlerinde Zülkarneyn'in halkı Yecüc ve Mecüc'e karşı korumak için sed inşa ettirdiği ve Zülkarneyn'in iki dağ arasını demir kütlerle doldurttuğu, üzerine de erimiş bakır döktürttüğü anlatılır. Yapılan bu sağlam sed sonrası Yecüc ve Mecüc bir daha o halkı rahatsız edip topraklarına girememiş ve Zülkarneyn Kehf 98 de "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi. Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi mutlaka gerçekleşir." demiştir.

Şimdi Kehf suresine bakalım:
93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
94. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”
95. Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği (imkân ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi.
96. “Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi.
97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
98. Zülkarneyn, “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi.
İnşa edilen bu seddin yıkılışının anlatıldığı Enbiya Suresinin 96-97.ayetlerinde ise  Yecüc ve Mecüc'ün artık sedleri açıp her yerden dünyaya akın etmeye başladığı (96) anlatılır.

Enbiya suresinde ise şöyle geçer:
96. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.97. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
Biraz da Buhari hadislerine bakalım:
Zeynep binti Cahş (radiyallahu anh) diyor ki: "Ey Allah'ın Rasûlu! Aramızda salih kimseler bulunduğu halde mi helak olacağız?" diye sordum. Buyurdu ki: "Evet, pislikler çoğalınca..." [Buharı, Enbiyâ 7; Müslim, Fiten 1]
Buharı ve Müslim'in sahihlerinde... Ebû Hüreyre'den rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Bu gün Ye'cuc ve Me'cuc'un seddinden bir gedik açıldı." Böyle derken Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) parmaklarıyla doksan işareti yaptı [Buharı, Fiten 4; Müslim. Fiten 3]
Ben derim ki: Ye'cuc ve Me'cuc, Âdem (aleyhisselam)'in neslinden olan Türklerden iki guruptur. Nitekim sahih bir hadiste sabit olmuş ki; Allahu Teala kıyamet gününde  Ey Âdem! diye buyuracaktır. O: Buyur Allahım! deyince Allah ona (Yüksek sesle) Ateşe gönderilecekleri ateşe gönder! diye emredecektir. Ne kadarını? diye sorunca da "Her bin kişiden dokuzyüz doksan dokuzunu ateşe; bir kişiyi de cennete gönder." buyuracaktır. O günde küçük çocuğun saçı ağarıp (bir anda) ihtiyarlar, gebe kadınlar da çocuklarını düşürürler. O zaman denilirki: "Müjdeler olsun size. Yerinize feda olmak üzere Ye'cuc ve Me'cuc çıktı." [Bk. Buharî, Tefsiru'l-Kur'ân, 22-1; Müslim, İman 379]
Kişisel görüşüme göre, insanları dine, istedikleri yola inandırmak ve onları dinlerine sıkı sıkıya sardırıp kolayca yönetmek için uydurularak yazdırılmış milyonlarca yaratık, varlık, ruh vb. ögeden biridir. Çünkü bilindiği gibi, özellikle de İbrahimi dinlerin kitaplarının içerikleri %90 oranında korku ve tehdit içerir; ki bu da o toplumda büyüyen bireylerin başka bir şeye inanmasını hatta ve hatta dini üzerinde zerre sorgulama ve düşünme olanağının olmamasını sağlar.

Bir de sonlandırırken söylemeden edemedim, tarihteki bazı toplum ve kitaplar Yecüc ve Mecüc'leri Moğollar, İskitler, Çinliler, Kırgızlar gibi Türkler olarak betimler (Örneği Tevrat'ın bazı nüshaları). Hatta bizim ülkemizde de bazı Müslümanlarca Yecüc ve Mecüc'ün Çin'liler olduğu bile düşünülmüştür :)

Dipnot: Yüzüklerin Efendisi, Hobbit vb. fantastik kitapların yazarı Tolkien'in Orc ve Goblin fikirlerini Yecüc ve Mecüc, daha doğrusu onun yaşadığı kültürdeki adıyla Gog ve Magog'dan etkilenerek oluşturduğu söylenmektedir.

Dipnot 2: Halkı korkutarak istediğini yaptırmak üzere insan eliyle yazılan din kitaplarındaki bu Yecüc Mecüc, Gog Magog gibi hikayeleri okuyunca aklına PAC-MAN oyunundaki her şeyi yiyen koca sarı kafa ve koca ağzı gelen bir tek ben miyim?

Kaynaklar: Kuran'ı Kerim (Kehf 93-99 & Enbiya 96-97)
Sahih-i Buhari
Yazan: A.Kara