SON YAYINLAR
latest

DİNLERİN KİTAPLARI

kutsal kitap pdf
Açıklanamayanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Açıklanamayanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AKHENATON : EN GİZEMLİ FİRAVUN

A,mitoloji, Açıklanamayanlar, mısır mitolojisi, Akhenaton,Akhenaton'un gizemi,Mısır firavunları,Akhenaton insan mıydı?,Nefertiti,Akhenaton dünyalı mıydı?, Yıldız insanları, Mısır ilahları
Eski metinler, Eski Mısır'da yüzlerce yıldır hüküm sürdüğü "Tanrılar" ın eski Predynast dönemi olarak bilinen eski Mısır tarihinde bir zaman tanımlamaktadır. Akhenaten bu döneme ait eski bir Mısır firavunu olabilirdi. Bazı dünya dışı yaşam teorisyenleri onun uzamış kafatasını dünya dışı mirasın bir işareti olarak yorumlarlar.

Eski Mısır gezegenin yüzeyindeki en inanılmaz tarihlerden birine sahiptir. Sadece eski Mısırlıların şaşırtıcı mimari başarıları dikkate değer değildir aynı zamanda farklı bilimlerde sahip oldukları inanılmaz bilgileri de dünya çapında sadece birkaç eski uygarlık tarafından bilinen etkileyici bir ayrıntıdır.

Bununla birlikte Mısır sahip olduğu gizem sadece Giza Platosu'nun Piramitleri ve büyük görkemli Sfenks  değildir, eski Mısır Medeniyetinin esrarengiz ayrıntıları vardır, bunlardan en önemlilerinden biri de: Akhenaton'dur.

Saltanatının beşinci yılı öncesinde IV.Amenhotep olarak bilinen Akhenaton 17 yıl boyunca hüküm süren Mısır'ın on 18. hanedanının Firavun'u idi. En ünlü Antik Mısır Firavunlarından biri olan Tutankamon'un babasıydı. Birçoğu Akhenaton'u dünyanın en büyük ve en etkili dinsel yenilikçilerinden biri olarak görüyor. Birçoğu tüm tarihte ilk tektanrıcı olan, tek bir tanrıya ibadet eden kişiler olarak peygamber olduğuna inandıkları İbrahim, İshak, Yakup ve Muhammed'i düşünür.

Ancak Akhenaton'dan önce çok tuhaf Firavunlar Eski Mısır'a hükmettiler.
Tarihte bu konuda daha fazla anlatabilecek en önemli eski metinlerden biri Eski Mısır'ı yöneten tüm Firavunları listeleyen Torino Papirüs'dür.

Bu liste sadece Eski Mısır'ın 'resmi' tarihi Firavunlarını kapsamakla kalmayıp aynı zamanda Mısır'ın ilk fani Firavunundan önce Mısır'ın topraklarında hüküm süren ve bu topraklardan egemen olan ilahları veya “Tanrılar” ı da kapsamaktadır. 13.000 yıldan fazla zamana dair bilgiler içermektedir. Ana akım akademisyenlerin bu antik metni saf mit olarak nasıl değerlendirdiklerini ve eski metinlerin çoğu detayının niçin gözden kaçtığını görmek büyük bir bilmecedir.

"Sanki ataları veya gelişim dönemleri yok; bir gecede ortaya çıkmış gibi görünüyorlar."
-İngiliz Mısır Bilimci Toby Wilkinson

Hanedan öncesi Mısır'ın gizemli hükümdarlarından bahseden başka bir eski metin ise Palermo Dikilitaşı'dır.

Bu eski dikilitaş binlerce yıl önce Eski Mısır'ın fiziki bir hükümdarı olduğunu öne sürerek Mısırlı Tanrı Horus'a atıfta bulunuyor. Bir başka Mısırlı Tanrı olan Thoth'un M.Ö. 8670'den 7100'e kadar eski Mısır topraklarında hüküm sürdüğü söylenir. İlginç bir şekilde eski İskenderiye Kütüphanesi'nden gelen sınırsız antik metinlere erişen ve Firavun'un eski Mısır tarihini 30 ciltte yazan Mısır Yüksek Rahibi Manetho, Firavun öncesi Mısır döneminde yönetilen ilahi varlıklar için referans oluşturuyor.

Mısır mitolojisine göre Akhenaton Zep Tepi zamanında Dünya'ya gelen tanrılarla birlikte geldi ve bugüne kadar, insanlar hala bu Firavun'un Yıldızlardan geldiğine inanıyordu. "Piramit Metinleri" ne göre ilkel kaostan ve tanrıların dünyayı yönetme biçiminden ortaya çıkan bir dönem vardı. Bu döneme "Zep Tepi" denir.

Bazı araştırmacılar eski Mısır uygarlığının M.Ö. 36.900 yıllarında ortaya çıktığına, cennetten gelen "Tanrıların" firavunların topraklarında hükmettiğine inanmaktadır. Akhenaton'un da onlardan biri olduğuna inanılıyordu.

Pek çok insan tarafından fantastik bir Firavun olarak kabul edilen Akhenaton eski Mısır'ı geleneksel eski Mısırlı çoktanrıcılığından kopan dinleri yeniden inşa etmeye çalışan, tamamen farklı bir dinsel yaşam tarzına götüren hükümdardı.

"Tek bir Tanrı var, babam. Ona gece gündüz yaklaşabilirim." - Akhenaten

Akhenaton Firavun haline geldiğinde önceki tanrıların tüm ikonografilerinin kaldırılmasını emretti. Sadece güneş sembolü olan bir ambleme, kelimenin tam anlamıyla meraklı kollara ya da aşağıya doğru ışınlara sahip bir güneş diske izin verdi.

Aten antik metinlerde ve 12. hanedandan Sinuhe'nin Hikayesinde yaygın biçimde 'Güneş Diski' ile ilişkilendirilen bir ilahtır. Bir kralın göklere yükselerek ve güneş diski ile birleşerek Tanrı olduğu yazılıdır. Yani ilahi beden onun yaratıcısı ile birleşiyor.

Buna göre "gümüş Aten" terimi bazen ayın ifadesi için kullanılmıştır. III. Amenhotep'in saltanatında tıpkı Ra'ya benzer bir şahin başı olarak tasvir edildiğinden dolayı Aten güneşine yaygın bir şekilde tanrı olarak ibadet edilmiştir.

Ancak Akhenaton çok daha gizemliydi ve tuhaf görünümlü bedeni ile sıradan bir firavun değildi. Aslında cennetten gelen gizemli bir lider olabileceğini öne süren teorileri de körükleyen buydu.

Gizemli şekline ek olarak diğer özellikleri uzun bir kafatası, uzun boyun, batık gözler, kalın uyluklar, uzun parmaklar, geriye dönük diz eklemleri, gebeliği ön plana çıkaran önde gelen bir göbek ve kadınsı göğüslerdir.

Garip olan ilk şey uzamış kafatasıdır, onun tüm heykellerinde ve tasvirlerinde bu uzun kafatası görünmektedir. Genel olarak vücudu kadın ve erkeğin bir karışımı gibiydi. Diğer tüm Firavunlar güçlü ve gösterişli figürler olarak tasvir edilirken onun bu şekilde olması garipti. Çünkü Akhenaton güçlü bir tasvir yerine uzamış bir kafatası ile zayıf, tuhaf görünümlü bir varlık olarak tasvir edildi.

Akhenaton kraliyet ikonografisinde kendini “zayıf” Firavun olarak göstertmek için neden emir versin? Gizemli bir şekilde Akhenaton’un eşi Nefertiti de uzun bir kafatasına sahiptir. Başlarına neden olan genetik bir anomaliye mi sahiplerdi yada vücutları genel olarak şekilsiz ve orantısız mıydı? Alternatif olarak bu tuhaf Firavun'un kökenlerine dair bir şey daha var mı? Onun melez bir insan olması mümkün mü? Başka gezegenden gen ve DNA'lara sahip olabilir miydi?

Yazan & Çeviren: A.Kara

TEK BİR KAYADAN OLUŞAN HİNDU TAPINAĞI

A, Arkeolojik keşif, Açıklanamayanlar, Tek bir kayadan oluşan Hindu tapınağı, İnanılmaz Hindu tapınağı, İnsan yapımı olmayabilir mi?, Antik tapınaklar, Antik Hindu tapınağı, Kailasa Tapınağı, Arkeoloji
Kısaca: Tapınak bir dağdan oyulmuş, inşaatçılar yukarıdan aşağıya doğru başlayan dikey kazılarla yapmışlar. Bu inşaatlar sırasında dağdan yaklaşık 400.000 ton kaya kaldırıldığı tespit edildi. Tapınak, tek bir kayadan oyulmuş en büyük yekpare tapınaklardan biri olarak kabul edilir.

Hindistan'da tüyleri ürpertecek bir tapınak var. Perili ya da korkutucu olduğu için değil, tasarımı ve inşası insanların yapabileceğini düşündüğümüz her şeyin ötesinde olduğu için.

Tapınağın kendisi 164 metre derinliğinde, 109 metre genişliğinde ve 98 metre yüksekliğindeki bir dağa oyulmuş. Bu, Kailasa Tapınağı'nın gezegendeki tek bir kayadan oyulmuş en büyük TEK TAŞTAN YAPILMIŞ yapılarından biri olduğu anlamına gelir.

Hindistan, Ellora, Maharashtra'da bulunan bu görkemli tapınak Kailasa Tapınağı olarak bilinir. Bazıları bunu Kailasanatha tapınağı olarak adlandırıyor.

Tapınak Hindu ibadetine adanmıştır ve eski Hindistan'daki Rashtrakuta hanedanından 1. Kral Krişna  tarafından inşa ettirilmiştir.

Haklı olarak Kailasa Tapınağı büyüklüğü, mimarisi ve heykeltraşlığı nedeniyle Hindistan'da şimdiye kadar yapılmış en dikkat çekici mağara tapınaklarından biri olarak kabul edilir.

Kailasanatha tapınağı toplu olarak Ellora Mağarası olarak anılan 32 mağara tapınak ve manastırının bir parçasıdır. Kailasa Tapınağı toplamda 16 mağara kaplar.

Yapımlarının genellikle sekizinci yüzyılda başladığı kabul edilir.

Pek çok bilim adamı inşaatın büyük boyutlarıyla ve kendine özgü tasarımıyla birleştiğinde çok sayıda farklı mimari ve heykel düzenine dayanarak Rashtrakuta kralı 1. Krişna'ya atfedildiğine inanırken, bazı akademisyenler yapımında birden fazla kralın hüküm sürdüğünü iddia ediyorlar.

A, Arkeolojik keşif, Açıklanamayanlar, Tek bir kayadan oluşan Hindu tapınağı, İnanılmaz Hindu tapınağı, İnsan yapımı olmayabilir mi?, Antik tapınaklar, Antik Hindu tapınağı, Kailasa Tapınağı, Arkeoloji

DİKEY KAZI
Tapınak feci bir görüntüye sahip. Aslında bu Hindistan'daki en sevdiğim tapınaklardan biri. Etkileyici, farklı ve görkemli görünüyor.

Kailasa Tapınağı'nın en önemli özelliği "Dikey Kazı" dır.

Tapınak inşa edildiğinde oymacılar dağın tepesinden başlayarak aşağı doğru kazıdılar. Rajan, K.V. Soundara "Kaya-Kesme Tapınak Stilleri" kitabında geleneksel yöntemlerin projenin mimarı tarafından tam olarak takip edildiğini ve inşaatçıların tepeden başlayarak kazmalarının ön cepheden kazmaktan daha iyi olduğunu çünkü eğer öyle bir yöntem deneselerdi aynı sonuca ulaşamayacaklarını" söylüyor. Bu gerçek Kailasa'yı diğer tapınaklardan eşsiz ve farklı kılar.

Eski bir efsane Kailasa Tapınağı'nın yapımından bahseder. Katha-Kalpataru'ya göre yerel kral KrişnaYajnavalki (M.Ö. 1470-1535) korkunç bir hastalıktan muzdaripti. Eşi kraliçe, kocasını tedavi etmek için Tanrı Şiva'ya dua etmeye karar verir.

Kraliçe eğer dilek kabul edilirse ve bu tapınağın üstünü görene kadar bir oruç tutmaya ve bir tapınak inşa etmeye söz verdi. Sonunda kral iyileşti ve kraliçe tapınağın hemen inşa edilmesini istedi.

Ancak projeye katılan her mimar, bir shikhara (üstte) ile tamamlanmış bir tapınak inşa etmenin aylar alacağını açıkladı. Daha sonra Kokasa adında bir mimar Kral ve Kraliçe'ye bir hafta içinde bir tapınağın shikharasını (üstünü) göreceklerini açıkladı.

Sonunda Kokasa farklı bir teknik kullanmaya başladı. Yandan oymak yerine tepeye çıktı ve tepeden dikey olarak dağın tepesindem kazmaya başladılar. Sonunda bir hafta içinde shikhara'yı bitirdi.

Kailasa tapınağının en kötü şöhretli unsurlarından biri Kailasa dağını sallayan Ravana'yı tasvir ediyor olmasıdır. Heykel Hindu sanatının en güzel parçalarından biri olarak tanınır ve tapınağın bundan sonra Kailasa olarak bilinmesi olasıdır.

Bazı yazarlar 400 ton taş çıkarılarak yapılan bu tapınağın on sekiz yıl içinde tamamlandığını iddia ediyor. Tapınağın ilk yapım aşamasında her gün yaklaşık 60 ton kaya çıkarıldığı tahmin edilmektedir.

İnşaatçıların günde on iki saatten fazla çalıştıkları, her saat dağdan ortalama 5 ton kayaç çektiği sanılmaktadır.

Tapınağın nasıl planlandığını ve büyük olasılıkla nasıl tamamlandığını bildiğimiz halde, tasarımcıların, mimarların ve inşaatçıların, o zamanlar kendilerine sunulan nispeten sınırlı teknolojiyle nasıl başarabileceklerini tam olarak bilmiyoruz.

Önceki makalelerde yazdığım gibi binlerce yıl önce bu büyüleyici mağaraları kuranların sıradan bir çekiç, keski ve kazmadan daha fazlasına sahip olmuş olmaları çok mantıklı görünüyor.

Yazan & Çeviren: A.Kara

BÜYÜK GİZA PİRAMİDİ BİR ENERJİ MAKİNESİ OLABİLİR Mİ?

A, Büyük Giza Piramidi, Giza Piramidinin sırrı,Giza piramidi bir enerji bataryası mı?,Piramitlerin sırrı,En büyük piramitler, Açıklanamayanlar, Piramitlerin elektromanyetik enerjisi
Giza'nın Büyük Piramidi dünya üzerinde şimdiye kadar yapılmış en şaşırtıcı yapılardan biridir. Gizemli tekniklerle inşa edilen muazzam, heybetli, eski bir anıt olmanın yanı sıra Giza Yaylası'nda bulunan bu yapı yüzlerce yıllık arkeolojik çalışmalara rağmen tüm sırrını açıklamayı reddediyor.

Ana akım akademisyenler bu yapının Firavun Khufu tarafından yaptırıldığını ve MÖ 2560 civarında yaklaşık 10-25 yıllık bir dönem boyunca bir mezar olarak inşa edildiğini ileri sürmektedirler.

Ancak Büyük Piramide dair bu iddiayı kanıtlamak için harcanan büyük çabalara rağmen yıllar boyunca piramitin büyük bir mezar olduğunu gösteren tek bir arkeolojik kanıt ortaya çıkarılamamıştır.

Eğer piramit bir mezar görevi görmüyorsa, o zaman gerçek amacı neydi?
İşte Büyük Giza Piramidi'nin büyük bir Enerji Makinesi olabileceğine dair bazı nedenler var.

Bunun nasıl mümkün olabileceğini anlamak için piramitin inşa edildiği malzemelere bir göz atmalıyız çünkü yapının inşa edildiği yapı malzemeleri benzersiz elektriksel özellikler içerir:

Yazarlar granit taşlarının bulunduğunu yazmışlardır. Piramitlerin geçiş yollarında kullanılan hafif bir radyoaktiftir ve taşın havayı elektriklendirmesine olanak veren bir özelliği vardır. Bir sebepten ötürü, piramidin yapıcıları Büyük Piramidin iç yüzeylerinde mükemmel bir elektrik iletkeni olduğu kanıtlanmış bir malzeme olan Dolomit'i kullanmışlardır. Buna ek olarak mükemmel bir elektrik izolatörü olan Tura Kireçtaşı Büyük Piramidin dış kısımlarını kapsar.


Bütün bunlara ek olarak Büyük Giza Piramidi bugün bulunduğu yere rastgele yerleştirilmemişti.  Piramit dünyadaki diğer birçok eski yapı gibi yeraltı enerjisinin güçlü bir kaynağında bulunmaktadır.  Giza platosundaki jeolojik yapı gezegenimizin yüksek miktarlarda elektromanyetik kuvvetlerini doğal olarak yoğunlaştırır. Yüzeyin altında tellürik denen doğal elektrik güçleri dolaşmakta ve ani akımlar oluşturmaktadır. Tellürik akımlar yeraltında veya denizde hareket eden bir tür elektrik akımıdır. Tellürik akımlar hem doğal nedenlerden hem de insan aktivitelerinden kaynaklanır ve ayrık akımlar iç içe geçerek karmaşık bir model oluşturur.

Bu fikri reddeden akademisyenlere rağmen eski Mısırlıların binlerce yıl önce elektrik kullandıklarına dair kanıtlar bulunmaktadır.  Büyük Piramidin koridorlarının ve odalarının içine baktığımızda piramidin kadim müteahhitlerinin piramidin iç kısmını aydınlatmak için meşaleler ya da ateş kullandıklarına dair hiçbir kanıt yoktur. Koridorlarda herhangi bir duman hasarı tespit edilememiştir.

Araştırmacının dev ampuller olarak yorumladıkları dev ampullerin varlığını gösteren farklı Mısır Tapınaklarında kabartmalar mevcuttur. Ayrıca Bağdat Pillerine bir göz atabilirsek binlerce yıl önceki bu cihazların aslında elektrik ürettiğini anlayacağız.

Daha önce de belirttiğim gibi, Piramidin bir mezar olduğunu ve bu düşüncenin Piramidin iç düzeniyle desteklendiğini gösteren tek bir kanıt yoktur. Büyük Giza Piramidi eski Mısır'da keşfedilen diğer tüm mezarlardan oldukça farklıdır.

Piramidin içi tasarım açısından soğuktur. İçinde hiç dekorasyon yoktur, farklı inşaat malzemeleri kullanılmıştır ve iç kısmında hiç bir mumya bulunamamıştır.

Son bilimsel araştırmalar Giza'nın Büyük Piramidinin elektromanyetik enerjiye odaklandığını ortaya koymuştur. Bu keşif Piramit hakkında bilinen her şeyi değiştirdi. Bu keşif Giza Piramidi'nin odalarında elektromanyetik enerjiye odaklandığını ve elektromanyetik enerjiyi yüzeyin altında yer alan alt kısmında yoğunlaştırdığını kanıtlayan Alman ve Rus araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından yapıldı. Araştırmacılar piramidin orantılı elektromanyetik dalgalarla veya diğer bir deyişle rezonant bir uzunlukla nasıl etkileşime gireceğini merak ettiler.

Sonuç olarak neden bir mezar elektromanyetik enerji üzerine odaklanmış olsun ki?

Benim görüşüme göre dünyayı geçmişte ziyaret eden uygarlıklar (Anunnakiler) tıpkı Enki'nin 14 tabletinde yazıldığı gibi piramitleri uzay gemilerine enerji kaynağı ve iniş-kalkış pisti olarak kullanmak için inşa etmiş olabilirler. Ortada bir gerçek var ise o da her yeni buluşun "dünya geçmişte farklı dünyalardan gelenler tarafından ziyaret edildi" bağırdığıdır. [Şahsi fikrim şudur ki; uzun süredir yaptığım onlarca araştırmaya, incelediğim arkeolojik bulgulara, farklı coğrafyadaki antik metinlere vs. baktığımda Anunnaki veya "Antik Astronot" teorisi hiçte masal gibi görünmüyor.]

Yazan & Çeviren & Derleyen: A.Kara