SON YAYINLAR
latest

728x90

DİNLERİN KİTAPLARI

KK
Anunnakiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anunnakiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ANUNNAKİ'NİN ATASI "ANU"

A, Anu, Anunnaki, Anunnaki'nin atası Anu, Anunnakiler, Anunnakilerin babası, Cennetten gelenler, mitoloji, sümer mitolojisi, Sümer panteonu, Sümer tanrıları Anunnakiler, Tanrıların babası,
ANU, TÜM OTORİTENİN YÜCE KAYNAĞI VE ANUNNAKİ'NİN ATASI

Sümer panteonun en eski tanrılarından olan Anu, tanrıların babası ve ilk kralı olarak kabul edilir ve antik Anunnaki'nin atası olarak anılır. Sümerliler için kutsal olan 60 rakamı ile ilişkilendirilmiştir.

Sümer mitolojisinde, An (Sümer An = “gök”) ya da Anu (Akadca'da), gökyüzünün tanrısı, takımyıldızlarının efendisi, tanrıların kralı olarak tanınırdı ve gökyüzünün en yüksek yerinde karısı Ki (Sümer'de "Dünya" veya Akadca'da Antu) ile birlikte yaşardı.

Suç işleyenleri yargılama yetkisine sahip olduğuna ve yıldızları kötülüğü yok etmek için asker olarak yarattığına inanılıyordu.

Onun niteliği kraliyet tacı idi. Hizmetkarı ve bakanı, tanrı Ilabrat'dı.
Daha da önemlisi o, eski Mezopotamya'daki rüzgar, hava, toprak ve fırtına tanrısı Enlil'in babası ve tüm otoritenin en yüce kaynağı olan Anunnaki'nin atasıydı.

Peki, eski Anunnaki kimdir?
ANUNNAKI terimi; ANU: “Cennet” -NNA: “İnmek” - KI: “Dünya”: “Cennetten dünyaya inenler…”

Bugün pek çok yazar onların herhangi bir tanrı yada melekler olmadıklarına ikna olmuşlardır, fakat  üstün fizik bilgisine ve ilkel insanın genleri, dnaları üzerinde oynayabilecek gelişmiş teknolojiye sahip olan dünya dışı varlıkların ilkel insanı geliştirerek köle olarak kullandığı görüşü vardır.

Anunnaki gibi bir teknolojik uygarlık ile daha önce hiç karşılaşmamış olan ilkel insanların onların önünde diz çöktüğü düşünülüyor.

Başka bir deyişle, bu "ziyaretçiler", ilkel insanın anlamadığı bir teknolojiye sahip oldukları için "yüce tanrılar" olarak yanlış yorumlanmıştır.

An, Sümer panteonunun en güçlü ve en önemli tanrılarından biriydi ve Anunnaki Tanrılarının, An ve onun eşi Ki'nin oğulları olduğuna inanılıyordu. Siyah ve Yeşil kitabına göre Eski Mezopotamya'nın Tanrıları, İblisleri ve Sembolleri adlı resimli bir sözlük olan kitaba göre antik Anunnakiler, tam olarak "An'ın çocukları" idi.

Anunnaki'lerden “karar veren yedi tanrı” şöyle listelenebilir: Bir, Enlil, Enki, Ninhursag, Nanna, Utu ve İnanna.

Anunnaki'den bahsederken bilmek gerekir ki eski Sümer tabletleri bu Tanrılara yalnızca eterik yaratıklar olarak gönderme yapmazlar, onları insan gibi vücudu ve kanı olan biyolojik varlıkları olarak tanımlarlar.

Tanrılar hakkında konuştuğumuzda, gerçekliğin belirsiz bir düzleminin sınırlarından çıkan bulutsu, göksel varlıkları, ruh hallerini hayal ediyoruz.

Ancak, Sümerlerin Anunnaki'ye verdiği tanım bu değildir.

Bu Tanrılar antik Sümerler’e göre her yönden gerçekti. Tanrılar insanla bir arada yaşarlardı. Bu göksel varlıklar yaşamlarını paylaşmış ve yeryüzündeki antik şehirlerde insanla bir arada yaşamışlardı. Fiziksel ve elle tutulabilir varlıklardı, kimi zaman yemek yediler, kimi zaman uyudular ve hatta öldüler.

Bu tanrılar herkesin gözüyle görülebilirdi; Onlar, gök gürültüsüne benzer sesler çıkaran, alev çıkaran ve dağları titreten araçlarda göklere doğru hareket ediyorlardı.

Anu, Babil'in güneyindeki Uruk (İncil'deki Erech) şehrinin E-anna tapınağı ile ilişkilidir ve buranın, Anu'nun ibadetinin özgün yeri olduğunu işaret eden iyi bir neden vardır.

Uruk'taki Anu'nun tapınağına E-an-na (cennetin evi) denir. Cennetteki tahtında oturan Anu, egemen olduğu tüm nitelikleriyle giyinir: asa, taç, baş örtüsü ve personelleri gibi…

Onun ordusunu yıldızlar oluşturuyordu. Sembolik olarak krallar güçlerini doğrudan Anu'dan alıyorlardı. Bu yüzden faniler değil, egemenler, hükümdarlar olarak çağırdılar.

Anu'ya aşağıdaki 3 şey olarak tapılmıştır:
"Tanrıların babası" (abû ilâni),
"Cennetin babası" (ab shamê),
"Cennetin kralı" (il shamê).

Anu'nun batı sami dilindeki eşdeğeri tanrı Ël olurdu. Aynı zamanda Filistinler ve Fenikeliler'in Dagon Tanrısı ile eşdeğer gibi görünüyor.

Astronomik açıdan Anu, gökyüzünün ekvator ile çakışan bir bölgesi olan An yolu ile (ya da An'ın yolu) ile ilişkilendirilmiştir. Daha sonra bu bölge, iki sıcak kuşak arasındaki boşluk olarak tanımlanacaktır.

Yazan & Çeviren: A.Kara

TARİHTE BİR GİZEM : SODOM VE GOMORA'NIN YIKIMI

A, Anunnaki gizemi, Anunnakiler, din, hristiyanlık, Sodom ve Gomora, Sodom ve Gomora'nın yıkımı, Sodom ve Gomora'nın yıkımına dair gizem, Sodom ve Gomora'yı Anunnakiler mi yıktı?, yahudilik,
YARATILIŞ 19:
24 - RAB Sodom ve Gomora’nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı.
25 - Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti.
26 - Ancak Lut’un peşi sıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.
27 - İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RAB’bin huzurunda durduğu yere gitti.
28 - Sodom ve Gomora’ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.
29 - Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahim’i anımsamış ve Lut’un yaşadığı kentleri yok ederken Lut’u bu felaketin dışına çıkarmıştı.

Eski Ahit'e göre Sodom ve Gomora, eski çağlarda doğaüstü yollarla tahrip olan iki antik şehirdi.

Bu kentler, Ölü Deniz kıyılarında bulunan İncil'deki Pentapolis'in parçası olan iki şehir olarak tanımlanıyor. Ölü Deniz'in yanındaki Siddim vadisinde yer alan Gomora ve Sodom, Adma, Zoar, Zeboim ile birlikte ovadaki beş şehirden ikisiydi.

Sodom ve Gomora'nın hikayesi öncelikle, Yaratılış 19'da geçer. Bu bölümde Tanrı, bu şehirlere olan yıkımını ve bu bölgelerde oturan insanların sapkınlıklarından dolayı onları cezalandırdığını bildirilir.

YHWH Sodom'a yağmur yağdırdı ve Gomora'ya yanan sülfür göndererek bu şehirleri ve onların içindeki bütün insanları yok etti.

“(Yaratılış 19: 29) Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahim’i anımsamış ve Lut’un yaşadığı kentleri yok ederken Lut’u bu felaketin dışına çıkarmıştı (2 melek göndererek)."

Kutsal yazıların bu bölümünde, Gomora'nın meleklerin ziyaretlerinin bir parçası olması ya da Lut'un bu komşu şehir Sodom ile herhangi bir bağlantısı olduğu anlamına gelmez.

Musa, Tesniye 29:22-23 bölümlerinde Sodom ve Gomora'nın yıkımına değiniyor:
22 - Sizden sonraki kuşak, çocuklarınız ve uzak ülkeden gelen yabancılar ülkenizin uğradığı belaları, RAB'bin ülkeye gönderdiği hastalıkları görecekler.
23 - Bütün ülke yanacak, tuz ve kükürtle örtülecek; tohum ekilmeyecek, filiz sürmeyecek, ot bitmeyecek. Ülke RAB'bin kızgın öfkesiyle yerle bir ettiği Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim gibi yıkıma uğrayacak.

Sodom ve Gomorra kentleri hakkında Kur'an da dahil olmak üzere çeşitli metinlerde gerçekler ve efsanelerin bir karışımı olan açıklamaların ayrıntılarını bulduğumuz bir bilgi hazinesi vardır.

Sodom ve Gomorra'nın efsaneleri gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bu felaketten dolayı ölüme mahkum edilmiş bu şehirleri terk etmeleri için onları açıkça uyarmış olan tuhaf kişiliklerden, melekler ve diğer tanrılardan bahsetmektedir. Bu hikayeler farklı açıklamaların bir karışımıdır.

Birçok İncil bilgini Sodom ve Gomora'nın dünya gezegeninde var olabilecek en kötü şehirlerden olduğunu söylemektedirler.

Bu şehirler bin yıllık dönemde kayboldu ve sadece son yıllarda, bu mistik şehirler ve onların kaderleri hakkında düzinelerce farklı teori öneren uzmanlar tarafından geçmişte bu şehirlerin bulunduğu bölgeler olarak düşünülen bazı sahalar belirlendi.

Fakat bu olaylar gerçekse geçmişte burada gerçekten ne oldu ve hikayeler tam olarak ne anlatıyorlar?
Sodom ve Gomora hakkında konuşurken bilmemiz gereken şeylerden bazıları da İncil'de anlatılmaktadır.

İncil, olanların hikayesini şöyle anlatıyor:
24 - RAB Sodom ve Gomora’nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı.
25 - Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti.
26 - Ancak Lut’un peşi sıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.
27 - İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RAB’bin huzurunda durduğu yere gitti.
28 - Sodom ve Gomora’ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.
(Yaratılış 19:24-28)

Coğrafi konumlarına dair bulgular karışıklık oluşturmaya devam ediyor. Ancak, bazı uzmanlar Sodom ve Gomora antik kentlerinin Bab edh-Dhra ve Numeira olduğuna inanıyorlar.

Bab edh-Dhra, Wadi Kerak'ın güney kıyısında, Ölü Deniz'in yakınında bulunan bir İlk Tunç Çağı yerleşmesidir. Bazı İncil bilginleri bunun “Sodom” antik kenti olduğunu iddia ediyorlar. Fakat birçok arkeolog aynı fikirde değil.

Bu iki önemli tarihi kentin konumu uzmanlar için bir gizem olarak kalırken, eski çağlarda dünya dışı ziyaretçi kuramcıları Sodom ve Gomora'nın 4000 yıl önceki uzak geçmişin Hiroşima ve Nagazaki'si olduğunu öne sürüyorlar.

İlkel zamanda dünya dışı varlıkların ziyareti (başka gezegenden gelen astronotlar) kuramcıları, İncil'de ve diğer dini metinlerde anlatılan bu eski açıklamalarda bu iki şehrin Tanrı'nın gazabı tarafından değil, dünya üzerinde var olan dünya dışı varlıklar tarafından gerçekleştirildiğine, onların son derece gelişmiş silahlarını kullanmasıyla şehirleri nasıl yok ettiğini gösterdiklerini düşünmektedirler. Dünyada var olan değil, varlıklar tarafından Dünya'ya getirilen gelişmiş silahlar.

Sodom ve Gomora'nın bulunduğu iddia edilen bölge de oldukça ilginçtir.

Ölü Deniz'in yüzeyi ve kıyıları, dünya'nın karadaki en düşük kotunu temsil eden, deniz seviyesinden 429 metre aşağıdadır.

Ölü Deniz, onu dünyadaki en derin hipersalin (deniz suyu tuzluluğundan daha yüksek derecede tuzluluk oranı) gölü yapan 304 m derinliğe sahiptir.

% 34,2 oranında tuzluluk oranıyla Ölü Deniz, dünyanın en tuzlu sularından biri olabilir, Antarktika'daki Vanda Gölü (% 35), Cibuti'deki Assal Gölü (% 34.8) ve daha küçük nehirler Ölü Deniz'e akar.

Ürdün nehri, Yahudilik ve Hristiyanlıkta, bir bakıma da İslamiyet'te büyük bir öneme sahiptir. Buranın, İsrail oğullarının Vaat Edilmiş Topraklara geçtiği ve Vaftizci Yahya'nın Nasıra'lı İsa'yı vaftiz ettiği yer olduğu söyleniyor.

İlginç bir şekilde, bilimsel ölçümlere göre, yanan güneşin altında buharlaşma, Ölü Deniz'in yüzeyinde günde 230 milyondan fazla küp hızda gerçekleşir.

Arap geleneğinin de belirttiği gibi, gölden buharlaşan çok tehlikeli zehirler vardır, o kadar tehlikelidir ki kuşlar bile onların üzerinden uçamazlar.

Şahsi kanaatimce kutsal atfedilen kitaplar (Tevrat, İncil, Zebur, Kur'an vb.) tamamen insan ürünüdür ve antik dönemdeki bu insanlar öğrendikleri, karşılaştıkları, hayal ettikleri olayları ve duydukları bazı efsaneleri bu kitaplarda yazıya dökmüşlerdir.

[BİR TEORİ] Böyle bir olay kesinlikle gerçekleşmiştir diyemem, fakat eğer olduysa, bana göre bu büyük ihtimalle bunun sebebi Anunnakiler ile homosapienler arasındaki sahip-köle ilişkisi olabilir. Enki'nin 14 tabletinde çok çalışmaktan sürekli isyan eden dünyalı köleler (homosapienler) Anunnakilere karşı ayaklanmış ve akabinde onlar tarafından nükleer silahlar ile vurulmuş olabilirler. Uzun bir süre yaptıkları dna ve gen çalışmaları ile eski ilkel insanı geliştirip rahimlerden daha gelişmiş halde "homosapien" olarak çıkaran ve onların gelişmesini sağlayan Anunnakiler isyanın cevabını ölümle vermiş olabilirler.

Eğer tüm dünyadaki, dünyanın farklı bölgelerinden dünya dışı yaşam formuna dair antik tabletleri, yazıtları, metinleri, heykel ve diğer bulguları takip ediyor ve çevirilerini okuyorsanız, kutsal kitaplarda geçen bu olayı anlamlandırmak daha kolay oluyor.
Lütfen bunları hiç araştırmamış antik dönemden beri insanın geçmişine ve onlardan geriye kalanlara hiç merak duymamış iseniz, okuduğunuz ve delil olarak gördüğünüz tek şey inandığınız dinin kitabı ise yukarıda yazdıklarım için "saçmalamışsın" demeyin, bunu demeden önce dünya dışı yaşam formlarının antik dönemde dünya ziyaretlerine dair dünyadaki tüm bulguları okuyunuz.

Bunlardan bazıları:
Dahası için, zaten evinizde internet var, tüm antik dönem bulgularını araştırabilirsiniz.
(Görmek istemeyen yine de görmez ama, en azından ben söylemiş olayım).

Yazan & Derleyen & Çeviren: A.Kara

ANUNNAKİLERİN SOY AĞACI

A, mitoloji, sümer mitolojisi, Anunakiler, Anunnakiler, Anunnakilerin soy ağacı, Sümer tanrıları, Sümer aile ağacı, Anunnakilerin izleri, Anunnakilerin yarattığı, Igigi, din ve mitoloji,
Mezopotamya'daki antik Sümer zamanında Anunnakilere dünya'da yaşayan ölümsüz tanrılar denirdi. Mezopotamya mitolojisine göre, Anunna veya Anunnakiler başlangıçta en güçlü tanrılardı ve Anu ile birlikte cennette yaşıyorlardı.

Daha sonra, zamanla Igigiler göksel tanrılar olarak kabul edilirken, Anunna terimi, Yeraltı dünyasındaki tanrıları belirlemek için kullanılır oldu. Özellikle Yeraltı Dünyasının hakimi olarak görev yapan yedi Anunnaki vardı.

Atrahasis efsanesinde, insan yaratılmadan önce tanrıların yaşamak için çalışmak zorunda kaldıkları belirtilmektedir.

Daha sonra, Anunna, çalışmaları için alt sınıf bir tanrı olarak Igigi sınıfını yarattı. Fakat Igigi'ler bir süre sonra isyan ederek çalışmak istemediler. Bunun sonrasında Enki, insanoğlunu yarattı, böylece küçük tanrıların terk ettiği görevleri yerine getirmeye devam etti ve inanç aracılığıyla tanrılara yiyecek temin edecekti.

Bundan farklı olarak Enuma Eliş destanında insanlığı yaratan ve sonrasında Anunna'yı cennet ve toprak arasında bölüp görevlendiren Marduk'tu. Daha sonra, Marduk'a minnettar olan Anunna, Babil'i kurdu ve onun onuruna Esagila adında bir tapınak inşa etti.

Yazar Zecharia Sitchin, bir düzine kitap yayınladı, bunlardan biri de Dünya Anıları Kitabı idi ve burada Anunnakileri detaylı olarak anlattı.

Sitchin kitaplarında Anunnaki'yi tanımlayan çivi yazılı bir senaryoda yazılmış eski Sümer kil tabletlerini ve metinleri tercüme etti.

Sitchin, 12. Gezegende, Anunnaki'nin yaklaşık 450.000 yıl önce Nibiru adında bir gezegenden dünyaya varışını şöyle anlatıyor: "Mezopotamya'ya yerleşecek olan beyaz tenli, uzun saçlı ve sakallı yüksekliği yaklaşık 3 metre olan uzun boylu varlıklar genetik mühendislikleri ile Neanderthal'lerin evrimini Homo Sapiens için hızlandırdılar. Köle işçi ihtiyaçlarını karşılamak için kendi genetik özelliklerinden de katkıda bulundular."

Sitchin'in yazılarına göre, Anunnaki'nin teknolojisi ve gücü, medeniyetimizin 21. yüzyılda bugün bile taklit edemeyeceğimiz bir şey.

Sitchin, eski Nibiru sakinlerinin 450.000 yıl önce uzay yolculuğu ve genetik mühendislik kabiliyetine sahip olduklarını Mısır, Maya, Aztek, Çin piramitlerinde, Stonehenge megalitik sitesinde, Baal ırmağı uzay istasyonunda, Nacza çizgilerinde, Machu Piccu'da ve dünyanın her yerinde varoluşlarının izlerini, çeşitli şekillerde var olan ve halen bilinmeyen bir teknolojiye işaret eden küçük ipuçları bıraktıklarını belirtti.

Bu konudaki teoriler çoktur ve bazı bilim adamları mitolojik bir tür olarak görürken bazıları binlerce yıl önce Dünya'ya gelen yıldızlar arası gezginler olarak görmektedir.

Fakat Anunnakiler gerçek miydi? Bunlar kimlerdi ve onlardan önce kim vardı? Onların nesillerinin durumu nedir ve biz onları tarihe özgü tanrılara kadar takip edebilir miyiz?

Farklılık gösteren çeşitli "soy ağaçları" vardır. Örneğin, aşağıdaki çizelge Mezopotamya'ya, özellikle de Anunnaki neslinin Babil versiyonuna eğimli bir aile ağacıdır. Bunun kanıtı Tiamat ve Marduk'un dahil edilmesidir.

Anunnaki Büyük Meclisinin, esasen egemen sınıfın (Sümer metinlerindeki "Tanrılar ve Tanrıçalar") soy ağacı. "Büyük Anunnaki Meclisi" Laurence Gardner, Bantam Press, New York, 1999:

A, mitoloji, sümer mitolojisi, Anunakiler, Anunnakiler, Anunnakilerin soy ağacı, Sümer tanrıları, Sümer aile ağacı, Anunnakilerin izleri, Anunnakilerin yarattığı, Igigi, din ve mitoloji,
Yazan: A.Kara

ANUNNAKİ'Yİ ONURLANDIRAN BÜYÜK TAPINAK

Anunnaki tapınağı,Anunnakiler,Sümer, sümer mitolojisi, Ur Tapınağı,Tanrı Sin,Tanrı Nanna,Anunnakiler için inşa edilen tapınak, Antik tanrılar Anunnakiler,mitoloji,Enlil ve Ninlil,Ay Tanrısı
Ur Tapınağı, bugünkü Irak'ta eski Sümer kenti Ur şehrinin kalıntılarının yanında bulunan eski bir tapınaktır. Sümerce "Ay" anlamına gelen Tanrı Nanna'ya ibadet yeri olarak kurulmuş ve M.Ö. 21. yüzyılda Kral Ur-Nammu tarafından yeniden inşa edilmiştir.

Elamlar tarafından yok edildikten sonra Babil Kralı II. Nebukadnessar tarafından yeniden inşa edilmesi emredilmiştir. Bu kademeli piramidin kalıntıları 1920'lerde ve 1030'larda Sir Leonard Woolley tarafından kazılmış ancak 1850'de William Kennett Loftus tarafından keşfedilmiştir.

Eski Dur Untash Tapınağı'nın yanı sıra, Ur tapınağı da dönemin en iyi korunmuş antik yapılarından biridir. Nitekim, Ur tapınağı, yeni Sümer kenti Ur'un üç iyi korunmuş yapılarından biridir.

Ur'un bu büyük tapınağı Nanna / Sîn adını onurlandırmak için Kral Ur-Nammu tarafından, M.Ö. yaklaşık 21. yüzyılda Ur'un üçüncü hanedanlığı döneminde inşa edilmiştir.

Antik Mezopotamya mitolojisinde Enlil ve Ninlil'in oğlu Nanna Ay'ın Tanrısı olarak ve "Parlak olan" şeklinde anıldı. Enlil hava ve yerin efendisi aynı zamanda kader çizelgesinin koruyucusuydu.

Bu basamaklı büyük piramit tapınağın yalnızca 64 metre uzunluğunda, 45 metre genişliğinde ve 30 metre yüksekliğinde olduğu sanılıyor; ancak tapınağın yüksekliği, temelleri tam olarak belirlenemediği için tartışılmaya devam ediliyor.

Anunnaki tapınağı,Anunnakiler,Sümer, sümer mitolojisi, Ur Tapınağı,Tanrı Sin,Tanrı Nanna,Anunnakiler için inşa edilen tapınak, Antik tanrılar Anunnakiler,mitoloji,Enlil ve Ninlil,Ay Tanrısı
Bilginlere göre, Ur tapınağı, kendini tanrı ilan eden Kral Shugi tarafından şehirlerin bağlılığını kazanmak için M.Ö. 21. yüzyılda tamamlandı. Kral 48 yıl hüküm sürdü. Ur, devletin başkenti olmak için büyüdü ve sonunda Mezopotamya'nın büyük bölümünü kontrol etti.

Ur Tapınağı, 8 metre yükseklikte bir duvarla çevrilidir ve 1970' lerin sonunda kısmen restore edilmiştir. Tapınak, 1991 yılında Birinci Körfez Savaşı sırasında ateşli silahlarla hasar gördü ve patlamalardan etkilenmiştir.

Antik Ur kenti, tarihin en önemli eski Mezopotamya şehirlerinden biri olarak Ubaid dönemi denen M.Ö. 3.800'lerde kurulduğu düşünülmektedir.

Ur'un ilk kaydedilen kralı, 80 yıl hüküm sürmüş olan Mesannepada'ydı. Bu tapınak, UNESCO tarafından "Ahwar'ın biyolojik çeşitliliğinin korunması" ve Güney Irak'taki Mezopotamya şehirlerinin arkeolojik manzarasının adayı olarak 2016 yılında Dünya Mirası Listesine seçilmiştir.

Kaynak: Ancient Code
Çeviren & Yazan: A.Kara

ANUNNAKİ TARİHİ : ENKİ'NİN 14 TABLETİ

A, İnsanı kim yarattı, Anunnakiler, Piramitlerin gizemi, Marsda yaşam, İlk insanlar, Anunnakilerin insanı yaratması, Anunnaki nedir, Anunnaki ırkı, Anunnaki gerçeği,Anunnakiler, mitoloji, sümer mitolojisi,
Daha önce "Tanrı Fikri Üzerine Deli Düşünceler" diye bir yazı yazmış ve burada uzaylıların bizi yaratma ihtimali üzerine durmuştum. Fakat özellikle bu tabletler hakkında bilgi edindiğimde, açıkçası bu düşünce artık kafamda daha ağır bir yere oturdu. Çünkü tabletleri okuduğunuzda kafanızdaki binlerce soru işaretine cevap bulacak veya yeni ufuklara yelken açacaksınız. Tabi ki "bana göre" bizi yaratanı da evren yaratmıştır yani tepede var olan ve yaratan bir güç vardır. Fakat bu, onun yarattıklarının "yaratamayacağı" anlamına kesinlikle gelmez. Üşenmeden tüm yazıyı okuduğunuzda anlayacaksınız ki, bizim köpeklerin dnaları ile oynayıp yeni köpek türleri var etmemiz gibi, başkalarının da geçmişte dünyaya gelip yaptıkları dna testleri ile var olan ilkel canlılardan daha akıllı ve gelişmiş canlılar yaratabilmesi büyük bir olasılıktır.
Neyse, şimdi Anunnaki tarihini anlatan Enki'nin 14 tabletine ufakça bir giriş yapalım.

Yaklaşık 445.000 yıl önce, evrendeki başka bir gezegenden eski astronotların altın arayışı için Dünya'ya geldiği düşünülüyor. Enki'nin 14 adet tabletinde Anunnakilerin tarihine dair büyük detaylar açıklanıyor. Tabletler "yaşamın" kökeni ve medeniyetin Dünya üzerinde nasıl var olduğu  hakkında içeriğe sahiptir.

Bu 'eski astronotlar' Dünya denizlerinden birine dokundu ve "Uzaktaki Ev" olan Eridu'yu kurdular.

Yazar ve araştırmacı Zecharia Sitchin'in tablet çevirilerine göre, Anunnakilerin koloni kurup araştırma yaptıkları tek üs sadece dünya değildi, bunların arasında ay ve mars'ta vardı.

Sonunda, Anunnakilerin iş gücü yetmedi, bu yüzden ilkel işçileri, yani Homo sapiens'i modellemek için genetik mühendisliği kullandılar.

Bugün Anunnaki hakkında konuşurken bu konuda çok fazla şüphecilik olduğunu söylemek gerekir. Birçok insan Anunnakilerin  yazılı tarihten önce farklı gezegenlerden dünyaya geldiği fikrini reddediyor.

Bununla birlikte, çok sayıda akademisyen ve teolog, Adem ile Havva'nın, Aden'in Bahçesi'nin, Deluge'nin, Babil Kulesi'nin Yaratılış masallarının aslında binlerce yıl önce eski Mezopotamya'da yazılmış eski metinlerin ve Sümerlerin ürünü olduğunu kabul ediyor.

Öte yandan eski Sümerler, "cennetten dünyaya gelenler" dedikleri Anunnakilerin öğretilerinden ve yazılarından daha eski olaylarla ilgili bilgi aldıklarını iddia ederler.

A, Anunnaki gerçeği, Anunnaki ırkı, Anunnaki nedir, Anunnakiler, Anunnakilerin insanı yaratması, İlk insanlar, İnsanı kim yarattı, mitoloji, Piramitlerin gizemi, sümer mitolojisi,
EFENDİ ENKİ'NİN İLK TABLETİ
Bölüm 1.1: Bu Tablet, Anunnakilerin atomik bir savaş içinde olduğunu ve bize görünen şeyleri açıklar. Bahsedilen kötü rüzgar, radyoaktif bir bulut gibi görünüyor; bu bulut, yolundaki herkesi, tanrıları ve insanlığı öldürüyor. İlginç nokta ise, tabletlerde bu olayın tufandan bu yana en kötü şey olduğu söyleniyor. Bildiğiniz üzere tufan olayı da eski Sümer tabletlerinde yazmaktadır, dinler ise daha sonraları bu efsaneyi çalıp uyarlamışlardır.

Bölüm 1.2: Bu tablet, Anunnaki'lerin evi Nibiru hakkında uzun zaman öncesine dair konuşuyor. Gezegenlerin kalın atmosferi ve bitki örtüsünden bahsediyor. Güneş çevresinde devreden sıcak ve soğuk döngülerine dair içerikler barındırıyor. Soğuk dönemlerde gezegenlerin iç ısısı Nibiru'yu sıcak tutuyor. Anlaşmazlıklar sonrası tahmin edebileceğimiz sebeplerden dolayı kullanılan Atom bombaları ile anlaşmazlıklar başladı. Bu olay gezegenlerini harap etti. Sonra barış yapıldı ve tüm gezegen için tek bir krallık kuruldu (Tek Dünya Hükümeti).

Bölüm 1.3: Bu tablet, Nibiru'daki krallığın soyundan ve kralların evliliklerinden bahsediyor. İlaveten erkek ve kız kardeşlerin evliliklerine dair metinler içeriyor.

Bölüm 1.4: Bu video tablette, Anunnakilerin ana gezegeninin atmosferinde bir kuyrukla ilgili sorun yaşadığı görülüyor. Çözüm olarak pütürlü altını tamirde kullanarak üst atmosferi kaplamayı düşünüyorlar. Bu karar, aralarında kralın öldürülmesiyle sonuçlanan bir kavgaya sebep oluyor.

Bölüm 1.5: Bu tablet, kralın öldürülmesi ile karar için toplanan Anunnaki konseyinden ve kralın akrabası olan Anunnakinin tahta geçmesine karar verişlerinden bahsediyor. Kralın öldürülmesine dair herhangi bir ceza bile uygulanmıyor.

Bölüm 1.6: Bu tablet, kralın yanar dağlardaki atom bombalarını patlatarak gezegenlerin atmosferini nasıl iyileştirmeye çalıştığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Bu hiç de iyi olmuyor ve Anunnakiler hoşnut olmuyorlar. Taht doğrultusunda bir sonraki kişi krala meydan okuyor ve onu bir güreş maçında yeniyor. Bunun sonucunda yenilen kral, Anunnakilerden kaçmak için uzay aracına atlayıp Dünya'ya doğru ilerliyor. (Neredeyse şeytanın dökümü gibi).

EFENDİ ENKİ'NİN İKİNCİ TABLETİ
Bölüm 2.1: Bu tablet, karla kaplı Dünya'ya gitmek planıyla yenilmiş kralların Nibiru'dan kaçtığını anlatıyor. Alınan uzay gemisinde atom bombası vardı ve planları Anunnakinin Dünya'ya gitmesini önleyen astroit kuşağı boyunca bir patlak vermekti.

Bölüm 2.2: Yenilen kralların dünyaya varışını açıklar.

Bölüm 2.3: Bu tablet, yenilmiş kralların yeryüzündeki ilk günlerinden bahseder ve havayı, meyveyi ve balıkları iyi bulduklarını, beğendiklerini söyler. Nibiru gezegeninin atmosferini onarmak için ihtiyaç duyduğu altına dair izleri de bulurlar. Bunun üzerine Nibiru'nun yeni kralını arıyor ve anlaşma yapmak istiyorlar.

EFENDİ ENKİ'NİN ÜÇÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 3.1: Bu tablet, yenilmiş kralların dünyadaki altın bilgisiyle yeni krala rüşvet vermesini ve krallığının eski halini almasını denediklerini anlatır.

Bölüm 3.2: Bu bölüm müzakerelerin sona ermesidir. Altının var olup olmadığını görmek için Dünya'ya bir ekip gönderileceği, altın varsa, yenilmiş kralın, yeni kral ile tekrar bir güreş hakkına sahip olacağı yazıyor.

Bölüm 3.3: Bu tablet videoda, Anunnaki dünyaya seyahat ediyor. Mars'ta su için kısaca duruyorlar. Görünüşe göre onların uzay araçları su ile çalışıyor. Sonra Dünya'ya ve oradaki alana gidiyorlar.

Bölüm 3.4: Bu bölüm Anunnaki'nin gelişme ekibinin dünyadaki ilk 6 gününü anlatır. Bol miktarda yiyecek, su, balık ve hayvandan bahseder.

Bölüm 3.5: Bu bölüm, Anunnaki takım liderinin 6 günlük çalışma sonrası yedinci günün geri kalanını bir dinlenme günü olarak ilan edişini, sulardan metal işlendiğini, gün, ay ve yıllara adlarını verdiklerini anlatıyor.

Bölüm 3.6: Tabletin bu kısmı, büyük miktarda olmasa da altın arama ve bulma hakkında kısımlar içeriyor. Mağlup kralların uzay aracında kalan atom bombaları çıkarılarak bir mağaraya gizleniyor. Onlar, asteroit kuşağı boyunca bir yol bulmak için tekrar kullanılamaz durumdadırlar. Bir Anunnaki ekibi, Nibiru'ya ilk altın dolu sepeti götürmek için Dünya'dan ayrılıyor.

EFENDİ ENKİ'NİN DÖRDÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 4.1: Bu tablet, altın dolu ilk sepeti taşıyan uzay gemisinin ulaşması ile başlar. Dünyanın, yeryüzünden daha büyük miktardaki altın yataklarının yer altında olduğu görülüyor. Yüksek rütbeli bir Anunnaki, Dünya operasyonlarından sorumlu tutuldu ve Nibiru'dan ayrılarak Dünya'ya geldi.

Bölüm 4.2: Tabletin bu kısmında, altınların bulunduğu yeraltı yerlerini görmek için Nibiru'daki yeni kral dünyaya geliyor. Oğullarından hangisinin Nibiru'ya geri döneceğini, hangisinin ise burada kalarak dünya üzerindeki operasyonları komuta edeceğini görmek için bir plan geliştiriliyor. Bu iki oğlu arasındaki rekabetin bir sonraki krallığa uygun olanın hangisi olduğunu bulmak nedeniyle yapılması gerekiyor.

Bölüm 4.3: Bu bölümde yeni kral ve iki oğlu, hangi işleri gerçekleştireceklerini görmek için çok sayıda çizim yapıyor. Kararlar açıklandığında, yenilmiş kral, taht için yapılan ikinci güreş maçı  davasını yeniden dile getirir. Güreş maçı tekrar yeni kralın zaferi ile biter. Maçın bitiminden sonra sinirli olan yenilmiş kral, yeni kralın penisini ısırıp yutuyor. Eski kralı bağlıyorlar. Yeni kral iyileşirken, yenilmiş kralın karnı şişer ve penisinden sperm gelir. Bir mahkeme toplanıp ve yenilmiş kral ile ilgili ne yapılacağına belirler. Yeni kralın oğlu onu öldürmek istemektedir.

Bölüm 4.4: Tabletin bu bölümünde, yeni kral, penisini yutmaktan ölecek olan yenilmiş kralın ölürken marsa sürgüne gönderilmesine karar verir. Daha sonra yeni kral Nibiru'ya geri dönüyor ve olan bitenleri, dünyadaki altını toplamaya planların hepsini anlatıyor. Planlar, marsı ve ayı geçiş istasyonu yapmaktır. Dünya ise tekrar Eden olarak anılır.

Bölüm 4.5: Bu bölüm dünyada kullanılmak üzere toprak vb. alanlarda hareket eden teçhizatın, uzay gemilerinin ve roketlerin Nibiru'da oluşturulmasını açıklamaktadır. Dünya'nın kısa dönüşü ve atmosferi Anunnaki'yi etkiler. Şifa yeteneklerine sahip bazı kadınlar da dahil olmak üzere bir grup Anunnaki daha Nibiru'yu dünya için terk eder. Mağlup kralın öldüğünü görmek ve orada bir geçiş istasyonu başlatmak için Mars'ta dururlar. Grubun geri kalanı ise dünya'ya gitmeye devam eder.

EFENDİ ENKİ'NİN BEŞİNCİ TABLETİ
Bölüm 5.1: Bu tablet, Dünya'ya en son giden grupla başlar. Altın hasatı için ekibin başına konan oğlun, şifacılardan biri olan kız kardeşini karşılayışını anlatıyor. Kralların oğulları bir dağ üzerine inşa edilen karargahtan dışarı uçuyor. Kardeş ve kız kardeş bir diğerine karşı olan sevgilerini açıkça belli ederken diğer yandan oğullarının Nibiru'dan Dünya'ya gelmek istemesini tartışıyorlar. Eden'e geri uçarlar ve Eden etrafında uçarak planlarını anlatırlar. Nibiru'dan çok çok daha fazla Anunnaki gelmektedir.

Bölüm 5.2: Mars'ta 300, Dünya'da 600  Anunnaki var. Tabletin bu kısmı, Anunnakilerin bazıları tarafından verilen cahilce kararları ve ahlaka aykırı davranışlarını ele alıyor. Kralların oğluyla sevişen kralın kızı, kral tarafından diğer oğluna vaat edilir. Diğer oğul ve kızın birlikte uyuduğu tespit edildiğinde kızın herhangi biriyle evlenmesi yasaklanır. Kız kardeşine aşık olan kralların oğlu, onunla yattığı kız kardeşin komutasındaki genç bir kadın şifacıya tecavüz eder. Kusurlu olan kral oğlu, yeryüzünde çorak bir yere sürülür ancak sürgüne gönderen Anunnaki, onu mağlup olan kralın uzay gemisinden çıkan yedi atom bombasının depolandığı mağarada bir yere götürür.

Bölüm 5.3: Tecavüze uğramış genç kadın şifacı yedi hakimin önüne getirildikten sonra hamile olduğunu söyler. Ona, tecavüz eden kralın oğlunu kocası olarak alıp almayacağını sorarlar ve alacağını söyler. Sürgündeki kralın oğlu Eden'e geri gönderilir. Yer altından altın çıkarmakla görevli oğlu ve diğer krallar Dünya'nın o bölgesinde yaşıyorlar. Kral olan baba, oğluna kızını evlilik için  vaat etmişti, ancak onun diğer oğlu ile birlikte uyuduğunu öğrenince vaadinden vazgeçti. Altın çıkarmakla görevli olan oğul, babasına onun evine katılmak istediğini söyler. O ve onun kız kardeşinin yeni doğmuş bir kızı vardır. Fakat o erkek istiyordur. Sonraki denemesinde tekrar bir kızı olur. Oğul istiyorum diye bağırır ve karısını lanetler. Sağlık problemleri yaşamaya başlar. Kadına vajinasından uzak duracağı konusunda yemin edince, kadının üzerindeki lanet biraz hafifler ve sonrasında karısı Eden'e geri döner. Kralın oğlu karısı ve çocuğunu Nibiru'dan dünyaya gelmesi için çağırır. Karısı ve diğer Anunnaki kadından toplamda beş oğlu vardır.

Kralın diğer oğlu kız kardeşiyle ayrıldıktan sonra genç bir şifacıya tecavüz edip daha sonra onunla evlendi. Şimdi o ve sevdiği kız kardeşi oğullarını Nibiru'dan Dünyaya çağırıyor. Ancak o evlidir ve eşinden bir oğlu vardır.

Bu, kralın iki oğlu arasında dünyadaki rekabeti ortaya koyar ve olayları savaşa götürür.

Altın Nibiru'ya ulaşıyor ve atmosfere yerleştirilmiş ince bir toz haline getiriliyor. Bununla birlikte atmosfer yavaş yavaş iyileşiyor. Bu anda dünyada beş Anunnaki şehri bulunuyor.

Igigi iş yükü hakkında şikayet etmeye başlıyor. Marsta bulunanlardan en çok Igigi şikayet edip sızlanıyor. Mars'ın komutanı onu işlerin nasıl olduğunu göstermek için Dünya'ya getirir.

Bölüm 5.4: Mars komutanı, dünya üzerindeki işleyişi gösterir. Fakat o gizlice kral olmak istemektedir ve kader tabletlerini Eden'den yani cennetten çalar. O kader tabletleri elindeyken  yenilemeyeceğine inanmaktadır, ancak yenilerek ölüme mahkum edilir. Yirmi beşinci şar (shar) gününde ölür (bir shar'ın 3.600 Dünya yılı olduğuna ve güneş etrafındaki Nibiru yörüngesinin uzunluğu olduğuna inanılıyor). Anunnaki'nin Dünya'ya gelmesinden yirmi beş yıl kadar sonra, yaklaşık 90.000 yılda infaz gerçekleşmişti. Dünyadaki Anunnaki liderleri, dünyadaki altını rafine etmek ve sadece Nibiru için rafine edilmiş altını almak için bir plan hazırlarlar. Bu, Igigi'ye gemiye binip gidebilmesi için yer bırakacaktır ve kral kabul eder.

Bölüm 5.5: Madencilikten sorumlu kralın oğlu şimdi dikkatini yeryüzündeki yaşam ve hayvanlara veriyor. Dünyadaki bu canlıların Nibiru'dakilerden nasıl farklı olabildiğine dikkat çekiyor. Sözü geçen hayvanlar ön bacaklarını elleri gibi kullanan uzun boylu ağaçlardaki canlılardır. Dikkatini çeken canlılardan bir diğeri ise uzun otların üzerinde dik şekilde yürüyen canlılar, insana benzeyen varlıklardı. Madenlerdeki Igigi isyan ederek baş kaldırdı. Kralın iki oğlu ve diğerleri, isyancı Anunnaki'yi Nibiru'ya geri göndermek ve onları yeni Anunnaki işçileriyle değiştirmek için bir plan yapıyorlar. Ayrıca ilkel bir işçi olan bir Lulu'yu yaratmaya karar verdiler.

EFENDİ ENKİ'NİN ALTINCI TABLETİ
Bölüm 6.1: İlkel bir işçi köle sınıfı yaratma yarışına ilişkin çok şey var. Kral oğullarından birisi sadece "başlangıcın babası"nın yaratma gücüne sahip olduğunu belirtiyor. Bu gayreti destekleyen kralın diğer oğlu, bu varlıkların zaten var olduğunu fakat köle olmayacaklarını bunun yerine yardımcılar olabileceğini söylemektedir. Tabii ki bu, günümüzde yalan ve uydurma gibi geliyor. Diğer kralların oğlu, gezegene yolculuk yapma kurallarına aykırı olduğunu söylüyor. Kralın diğer oğlu kurallara karşı çıkarak dünyaya gelmesinin bile aykırı olduğunu bildirir. Çok tartışmanın ardından kral ilkel kölenin yaratılmasını emretti.

Bölüm 6.2: Bu tableti inceleyince, Anunnaki'nin, özellikle de madencilikten sorumlu kralın oğlu olduğuna ve eski efsanevi yaratıkları yarattığına inanıp inanmamak arasında kalıyor insan. Hayvanlar, ejderhalar, sentorlar (yarı at yarı adam), deniz kızı, tek boynuzlu atlar, vb. canlıların yaratılışı gibi. Tabletin bu bölümünde, bir hayvanın arkasından parça alıyor ve diğerinin önüne yerleştiriyorlar. Başka bir deyişle DNA deneyleri yapıyorlar. Bu kralın oğlu DNA'dan yaratıklar yaratmış ve kuralları ihlal etmişti, henüz kurallar belirlenmemiş ve işçi yaratmaya başlanmamıştı. Bu hakkın krala ait olduğu göz önüne alınınca, Dünya'nın iki bacaklı yaratıklarınının yani insanımsıların DNA'sını  aralarında karıştırmaya ve iki ayaklı dişi dünyalı kadın canlının rahmine yerleştirmeye çalışyorlar. Pek çok gebelik oldu ama sonuçlar iyi olmuyordu. Birçoğu şekil bozukluğu ile dünyaya geldi.

Bölüm 6.3: Bütün girişimler başarısız oluyor fakat sonunda iki ayaklı bir dünya dişisinin değil, Anunnaki bir kadının döllenmesine karar verdiler. DNA eklemesi yapmış olan dişi Anunnaki kendinin döllenerek gebe bırakılmasına karar verdi. Gebe kalmış ve bir çocuk doğurmuştu. Ona Adem adını verdiler. Daha sonra Nibiruda'ki geç Anunnaki kadın şifacılara da aynı işlemin uygulanıp uygulanmamasının yani dnası ile oynanmış döllerden gebe kalıp kalmamaları konusu soruluyor. Yedi şifacı kabul ederek ileri çıkıyor.

Bölüm 6.4: Gönüllü olan yedi Anunnaki kadın şifacı iki ayaklı dünyalı kadın yaratık ve Adam'ın birleşimi ile döllendiriliyor. Yedi kişi yedi erkek çocuk doğuruyor. Anunnaki kadınlara yönelik talep sorununun farkına vardıklarında, dişi çocuk yapmaya ve onları kendileri çoğaltmaya karar verdiler. Anunnaki'nin karısına daha önce verilen gebeliği isteyip istemediği soruluyor. Doğum normal geçmese de kız çocuğu iyi doğuyor.

Bölüm 6.5: Tabletin bu bölümünde yedi erkek için yedi kadın daha yaratılır. Adam ve Havva Anunnakilerin Ana şehri olan Eden'e taşınır. Yedi erkek ve kadın ise ağaçlar arasındaki kafeslere yerleştirilir. Onların üremesi için zaman gelip geçiyor fakat hiçbir gebelik olmuyor. Kralın oğlundan ve Adam ile Eve'ye (Havva) DNAsı yerleştirilerek aktarılan Anunnaki kadından eklemeler yapılır. Adem ve Havva sonra Eden'i istedikleri gibi dolaşmaya bırakılır.

Bölüm 6.6: Kralın Eden üzerindeki oğlu Adem ile Havva'nın yaprakları olduğunu fark eder. Sinirlenir ve durumun izahı için yaratılışın bir parçası olan kralın diğer oğlunu çağırıyor. Yaratma işindeki suç ortaklarını çağırıyor. Hepsi kayıp DNA'yı açıklayınca Eden'den sorumlu olan oğul daha çok sinirlendiriyor. Daha önce onları aptallık konusunda uyarmıştı. Yaratılış işine karışan kişilerden biri Anunnaki'nin uzun ömürlerinin onlara verilmediğini söylüyor. Eden'den sorumlu olan oğul onlara yarattıklarını Eden'den atmalarını emreder. Adem ile Havva, Eden'i terk etmediler çünkü yasak ağacın meyvelerinden yemişlerdi. Onların Eden'den kovulmaları için Anunnaki bilim adamları DNA ları ile oynayınca Eden'in komutanı çılgına döndü. Havva cazibeli veya baştan çıkarıcı görünmüyordu. Adem ve Havva hiçbirinin kontrolü altında değildi.

EFENDİ ENKİ'NİN YEDİNCİ TABLETİ
Bölüm 7.1: Adem ve Havva, Eden Kenti dışında bir muhafaza içine yerleştirilir. Bir sürü çocukları vardı. Anunnakilerin artık dünyada üç kuşağı vardı. Ademler tarlalarda ve madenlerde çalışıyodu. Altın aktıkça dünya ısınıyor ve kar eriyor. Volkanlar patlayıp yer sarsılır. Igigi, yüksek rüzgar ve toz fırtınalarından dolayı şikayet ediyor. Asteroit kuşağı kargaşa içinde. Dünya üzerine kükürtler düşüyor. Nibiru, bir şekilde gökyüzünde bir sürü sıkıntıya neden olmuş gibi görünüyor ve akabinde Aya büyük bir asteroit çarpıyor.

Bölüm 7.2: Bu bölümde, Mars'taki röle istasyonunu terk etmeyi düşünüyorlar. Yeryüzünde şimdi 80 shar, ya da 288,000 Dünya yılı olmuştur. Lütfen, Dünya'ya 288.000 yıl önce ilk kez gelen Anunnaki halkının hala yaşadığına dikkat edin. Anunnaki aya giderek cennetin üç yolu, 12 takımyıldızı vb. birçok şey üzerinde çalışıyor.

Bölüm 7.3: Mars rölesi terk edilecek olduğundan, altının Nibiru'ya doğrudan taşınması için Dünya'ya yeni bir uzay limanı kurulacaktı. Kral, yeni yaratılmış uzay limanını görmek için Dünya'ya geliyor.

Bölüm 7.4: Kralın oğulları ile çocukları arasındaki bölünme tekrar başlar. İlkel işçiler (Ademler ve Eveler, Eden Kenti'nin dışında ele geçirilerek şehre geri getirilirler) Yapmaları gereken çiftlik işleri ve görevler verilir. Bu arada tahıllar ve koyunlar dünyaya getirilmez. İnsanlığı yaratan oğullar yeni bir plana sahiptir, ancak insanlığın geriye doğru dönmekte olduğunu fark ederler.

Bölüm 7.5: Adam ve Havva'yı yaratan kralın oğlu, onları gözlemler. Bir gün birkaç genç Eve'yi gözlemler ve onları kendi spermi ile hamile bırakmaya karar verir. Doğururlar. Anunnaki şimdi doksan saniye şar zamanı yani 331.200 yıldır dünya'dadır. Kralın oğlu doğumdan ötürü mest olur ve medeni bir insanı yarattığını söyler. Bunun bir sır olmasını ister. Vezire iki çocuğun evdeki kamış sepetlerinin bulunduğu saksılarda olduğunu söyler. Kralın oğlu ve karısı onları kaldırır. Kralın oğlu, onun soyundan olmadıklarını fakat Adam ve Havva'dan daha akıllı olduklarını söyler. Tahılları ve Eve'leri dünyaya gelip hasat yapmak ve koyun gütmek için çağırır. Erkek ve kız çocukları ayrıca iki oğul Cain ve Abel doğar. Nibiru'daki kral, dünyalı erkeğin ziyaret için yanına gelmesini ister.

EFENDİ ENKİ'NİN SEKİZİNCİ TABLETİ
Bölüm 8.1: Erkek almak için uzay aracı gelir. Kralın oğlu diğer yavrularını erkeklere eşlik etmesi için gönderir. Kralın oğlu, erkeğe uzun ömürlü şeyleri yeme ve içme, içlerinde zehir olduğu için öleceksin diyerek erkeği kandırır. Tekne kalkar ve Nibiru'ya gelirler. Kral torunlarını ve dünyalıları ilk kez o zaman görür.

Bölüm 8.2: Nibiru'da dünyalılara uzun ömürlü ekmek ve iksir sunulur ama yemez ve içmezler. Kral rahatsız olup neden diye sorduğunda yer ve içerse öleceğini söyler. Kralın torunlarından biri ona babası tarafından verilen bir tableti krala verir.Kral tableti okuduktan sonra dünyalıların onun oğlunun dölleri olduğunu anlar. Kralın oğlu dünyalıların gezegenlerine geri dönmesini ister. Kralın oğlunun ona uzun ömürlü yiyecekleri yememesini ve içmemesini söylemesinin asıl nedeni, oğlundan bu yana gelecekteki krallık tartışmalarıyla ilgili endişelerdir. Dünyalılar ve torunlardan ikisi dünyaya geri döner.

Bölüm 8.3: İkiz oğullar Cain ve Abel'e su kanalları kazıp, tahıl hasat ederken diğerinin nasıl koyun güdeceği ve yün toplayacağı öğretilir. ilk hasat için kutlama yapılır ve dünyalı ikizler kralın iki oğluna adaklar sunarlar. Cain mutsuzdur çünkü kralın oğulları harcadığı çabalar için ona hiçbir övgüde bulunmazlar. Bu sebeple Cain ile Abel kavgaya tutuşur ve Abel öldürülür.

Bölüm 8.4: Tabletin bu kısmı öldürme olaylarının hikayesini ve Cain'in sürgüne gönderilişini anlatıyor.

Bölüm 8.5: Bu tablette kralın oğlunun dünyalı yavrularına öğrettiğine dair ayrıntılar yer alır. Aynı zamanda diğer dünyalılara öğrettiği başka ayrıntılara değinmektedir. Yaratan Anunnaki'ye ibadet yapılır. Annunaki'nin dünyaya ilk inmesinden bu yana 98 şar, dünya zamanıyla 352.800 yıl geçmiştir. 374.400 dünya yılında, dünyadaki krallık soyunun birkaç neslinin olduğu ve bunların hala üvey kız kardeşlerinden bebekleri olduğu görülüyor.

Bölüm 8.6: Tabletin bu bölümünde kralın oğlu tarafından yaratılan ilk dünyalı erkek ve kadın olan Adem ve Havva'nın yaşamlarının sona erişinin hikayesi anlatılır. Dünyalı erkek Adem'in Cain ve Abel'in babası olduğu söylenir. 93. şarda yani dünya yılıyla 334.800'da doğduğu ve 388.800 yılında öldüğü yazar. Bu zamanda Anunnaki ve dünyalı insanlar birbirleriyle evlilik halindedirler.

EFENDİ ENKİ'NİN DOKUZUNCU TABLETİ
Bölüm 9.1: Anunnaki ve dünya insanları birbirleri ile evlilik yapıyorlardır. Güneş ışınlaı nedeniyle dünya ve mars'da zorluklar yaşanmaktadır. Kralın oğullarından biri dünyalı bir kadınla evlenmek ister. Bir itiraz vardır. Tartışmada, üvey kız kardeşler ile evliliğin krallık soyunun bir geleneği olduğu ifadesi yer alır. Evlilikle ilgili sorun, krallığın soyudur. Çünkü eğer kraliyet soyu, dünyalı bir kadınla evlenirse, Nibiru'daki kral da sonunda bir dünyalı olur. Kral, eğer dünyalı bir kadınla evlenirlerse Nibiru'ya geri dönemeyecekleri ve prens statülerinin sona ereceği konusunda ferman verir. Toprak komutanı olan kralın oğlu, kendisinin ve yeni eşinin Eden'de kalamayacağını bildirir. Kralın oğlu dünyalı bir kadınla evlenir.

Bölüm 9.2: 200 Igigi marstan düğüne gelir. Marstaki 200 Igigi Eden'in liderlerine fark ettirmeden dünyadaki kadınları kaçırıp eşleri yapmaya karar verirler. Düğünden sonra bu planı gerçekleştiriyorlar. İnsanlığın yaratılmasına her zaman karşı olan dünya komutanı, orijinal görevlerini mahvettikleri için üzgündür. Bir zamanlar kutsal olan bir görev şimdi başkalarına kötülük yaşatır hale gelmiştir. Şimdi dünya artık insanlar tarafından istila edilecek. Kralın oğullarının daha yeni evlenmiş olan erkek soyları denizin öteki tarafına sürgüne gönderildi. Sürgün edilen yere dünyalı eşleri ele geçiren Igigi davet edilir. Kralın insanları yaratan oğlu, evli olan dünyalı bir kadın için fanteziye tutulmuş hal alır. Oğluna yeryüzündeki dünyalı kadının kocasına gidip onu buradaki topraklara gönderip göndermeyeceğini sordurur. İnsanlığı yaratan oğul yeni araziyi sıklıkla ziyaret edirek kadını izlemekte ve baştan çıkarmaktadır (İncil'deki David ve Bathsheba'nın hikayesi)

Bölüm 9.3: Bathsheba hamile kalır ve bir çocuğu olur. Çocuk ilk beyaz gövdeli, sarı saçlı, mavi gözlü dünyalıdır. Anunnakilerin gelişinden sonra 396.000. dünya yılında doğmuştur. Dünyada istilalar ve açlık vardır. Dünyadaki komutan, dünyadaki misyonun saptırıldığını ve yeryüzündeki insanlıktan artık tiksindiğini hisseder. Dünyanın her yerindeki çığlıklar yükselir oldu. O kadar ki dünya komutanı uyuyamıyordur. Bir Anunnaki dünyalılara şifa sanatı öğretmek istiyor fakat  dünyadaki Anunnaki komutanı hayır diyor. İnsanların yaşadığı kaynaklardan artık su gelmemektedir. Bitkiler büyüyemez. Dünya komutanı insanlara herhangi bir öğretmez ve yardım etmez. O, insanoğlunun yok olmasını istemektedir. Bir şar zamanı yani 3600 yıl boyunca dünya halkı ot yer ve bu yaklaşık beş şar daha devam eder. Güneşte siyah lekeler vardır. Nibiru'daki bilginler Nibiru gezegeninden dolayı güneşin hareket ettiğini söylerler.

Bölüm 9.4: Nibiru'lu bilginler, dünya buzullarının eridiğini ve ayak basacak sağlam yerleri kaybedeceklerini söylüyorlar. Buzulların kayması, ülkeyi tufan altında bırakacak büyük bir dalga üretecek ve dünya boğulacaktı. Nibiru'daki Kral, Mars'a ve Dünyaya tahliye için hazırlık yapmalarını söyler. Baş bilgelerden biri kralın mesajı ile beraber dünyaya gelir. Nibiru'ya dönecek olan Anunnakilere dünyadaki döngüye alıştıklarını bu yüzden Nibiru'ya döndüklerinde döngü farkından dolayı rahatsız olacaklarını, Nibiru'daki bu döngüyü düzenleyemediklerini, bu döngü farkından dolayı dönenlerin ömürlerinin kısalacağını iletir. Daha çabuk öleceklerdi. Kralın oğullarından biri bunu bilmektedir, fakat dünyanın kralı olan diğer komutanın oğlu kızgındır. Dünyalıların onlar gibi olmasından ve onların dünyalılar gibi oluşundan dolayı öfkelenir. Eskiden efendi oldukları dünya gezegeninde şimdi kölelere dönüştükleri hissine kapılıyor. Bilge onlara yeryüzünde kalacaklarını söyler. Uzay gemilerine binerek yükselirler ve dışarıda afetin gelişini beklerler. Diğer Anunnakiye, felaketi bekleme veya geri dönme seçeneği verilir. Dünyalı kadınlar ile evlenen Anunnaki, eşleri ile gezegenden ayrılma arasında seçim yapmalıdır. Bu tablet, tufanın doğal bir olay olduğunu ima etmektedir. Anunnakiler bir araya toplanarak gerçekleşecek olayı ve seçimleri hakkında konuşurlar. Her biri kalmaya ya da ayrılmaya karar verir.

Bölüm 9.5: Anunnakiler seçimlerini yapar ve daha sonra insanlığın kaderini soruşturmaya başlarlar. Dünyanın komutanı öleceklerini ilan edince diğer Anunnakiler ölmemeliler diye bağırırlar. Dünya komutanı, öncelikle onları yaratan kardeşini dileklerine karşı uyarır. Onun arkasından kendi yarattıklarına müdahale edilir. Toprak komutanı her Anunnaki'ye yemin eder. Hazırlıklar için görevler verilir. Uzay aracıbelirlenir. İnsanoğlunu yaratan kralın oğlu bir kez daha kardeşinin arkasına gider ve hayvanların DNA'sını toplamaya karar verir. Dünyadaki guruldama büyümektedir.

EFENDİ ENKİ'NİN ONUNCU TABLETİ
Bölüm 10.1: Bu tablet kralın oğlunun gördüğü bir rüyayı ve rüyasında yarattığı dünyalıların su altında kalacağını ve bunu Nuh'a bildirdiğini gördüğünü anlatır. Nuh, gelecek selden ailesini kurtaracak sağlam bir tekne inşa etmektir.

Bölüm 10.2: Nuh insanları kandırarak onun sağlam bir tekne yapmasına yardım ettirir. Altıncı gün, gemici bir kutu hayvan DNA'sı ile gelir. Sel Anunnakilerin gelişinin 120. şarında yani 432.000 yıl sonra olacaktı. Tufan dalga ve yağmurun birleşimiydi. Bu, Nibiru yörüngesinin dünyaya yakınlaşması ile ortaya çıkmıştı.

Bölüm 10.3: Tabletin bu kısmında selden ve Nuh'un teknesinin Ağrı'nın yanında dağ üzerinde durduğunu anlatır. Dünya komutanı dünyaya geri dönüp Nuh'u bulur ve onun aldatmacası karşısında kardeşini öldürmeye hazırdır. Herkes durumu açıklayınca sakinleşir. Geride bıraktıkları tek şey, şehirlerine gömülmüş değildi, uzay aracının iniş rampası da kalmıştı.

Bölüm 10.4: Annunaki dünya'ya döndükten sonra tüm yıkımı gördüler. Mars atmosferini kaybeder ve su kurumuş haldedir. Anunnaki dünyada yeniden oluşum için çiftlik işlerini organize eder.

Bölüm 10.5: Nibiru Mars ve Dünya'nın çekimlerinden dolayı zarar görür. Nibiru'daki atmosfer de hasar görmüştür. Bu sebeple Nibiru'nun Dünya'dan daha fazla altına ihtiyacı vardır. Toprak, krala yeniden altın toplanamayacağını söyler. Madenler kayıptır. Ancak okyanusta yapılan bir Anunnaki araştırmasında, yere dökülen küçük altın parçacıkları bulunur. Ayrıca Cain'in insanlarından bir kısmı sağ kalmış halde bulunur. Uzay gemisinin iniş-kalkış rampası inşa edilmektedir.

Bölüm 10.6: Uzay gemileri inecek yer için iki dağa ihtiyaç duyar. Hiçbir yer ideal değildir. Piramitleri, uzay limanı için dağlar gibi kullanabilmek için inşa ederler.

Bölüm 10.7: Tabletin bu son kısmında Anunnaki bir kez daha bencilce davranarak güç ve ünvan ister. Arazileri kendi aralarında paylaşırlar.

EFENDİ ENKİ'NİN ONBİRİNCİ TABLETİ
Bölüm 11.1: Sonraki şarda yani 3,600 yıl sonra barış muhafaza edilir ve çok iyi sürmektedir. Kralın oğullarından birinin iki oğlu vardır. Biri babasıyla birlikte karada yaşarken diğeri de uzay limanı tarafından yaşamaktadır. Uzay limanındaki oğul kıskançlık ve açgözlülük gösterir. Babasının toprakları kendiyle yaşayan oğluna bırakacağını düşünür. Arazilerin kendine miras kalması için eşi ile birlikte kardeşini öldürmeyi planlar. Verdikleri bir partide kardeşi içkiden dolayı uykuya dalınca onu tabuta koyup denize atarlar. Ölene kadar bulunamaz.. Kederli karısı karısı intikam sözü verir ve ölen kocasından aldığı meniyi rahmine yerleştirerek intikamını almak için bir oğul yetiştirir. Oğul büyür, eğitilir ve bir ordu yetiştirir. Gün gelir ve oğlu zehirli bir dart ile vurulur fakat ölmez.

Bölüm 11.2: Tabletin bu bölümünde oğlu, babasını öldüren amcasını yener. Gemisi ile birlikte dünyaya iner. Kör ve testisleri ezilmiştir. Konsey, yaşamasına izin verir. Dünyadaki komutan, bir dünyalının ilk kez bir ordu yetiştirdiğini fark eder. Kontrol etmediği yerlerde ve arazilerde uzay limanları sahibi olmayı araştırır. Üç oğlunu toplar ve diğer Anunnakiler tarafından bilinmeyen bir boşluğa uzay limanı inşa eder. Başka bir aşk filizlenir. Bu sefer kralın oğulların her birinin soyundan gelenler arasında olacaktır. Herkes dışında sadece biri barış getirmek için ileri bakıyordu.

Bölüm 11.3: Düğündeki hazırlık aşamasında, bir kadın akrabanın gelini giydirmesi gelenektir. Gelin o kadına kıyafet hazırlığı sırasında kocasının planlarını anlatır. Planlar o kadar görkemlidir ki kadın  bunları gidip damadın babasına anlatır. Baba alarma geçirilir fakat kraliyet soyundan gelen diğer oğulların avantaj elde edeceğinden korkar. Onun planı kızının, kardeşi (damat) tarafından döllenmesidir. Bu yolla krallık soyları ailenin yanında duracaklardır. Damat, kız kardeşini hamile bıraktıktan sonra uykuya dalar. Ölüm rüyası görür. Uyandığında kız kardeşine, ona tecavüz ettiğini yönünde suçlanacağını söyler. O şehirden koşarak kaçarken yolu bir şelalede biter. Kayalar kaygandır fakat ölümüne koşuyordur.

Bu son bölüm kafa karıştırıcı olduğunu söylemek gerekir.

Gelin, damadın vücudunun bulunduğu yere kadar aceleyle gider. Ablası tarafından damadın kardeşinin kendini hamile bırakmasını istemekle suçlanır. Gelinin danışmanı gelinin kız kardeşine onun 60 veba ile lanetlenmesini söyler. İnsanı yaratan ve aynı zamanda damadın dedesi olan kralın oğlu, ölüm ışınları tarafından gelini ve kurtarması için 2 cansız elçi gönderir. Gelin kız kardeşin danışmanı, iki elçiyi ışınla vurur ancak onlara zarar veremez. Danışman daha sonra onlara bir kazıkta asılı olan cansız gelini gösterir. İki elçi onun üzerine titreşen yıldızlar ve yayıcı gönderir, ağzına bir hayat bitkisi koyar ve vücudunu hayat suyu ile serpiştirirler.

Bölüm 11.4: Bu bölüm, son bölümün bazı karışıklıklarını açıklamaktadır. Gelin damadın bedenini aramak için yer altına gider. Eski zamanlarda yeraltı dünyası ölümün yeridir. İki elçi, onu yeniden canlandıracak ve damadın cesedini alarak yeraltı dünyasını terk edecektir. Gelin intikam istemektedir ve o öldürmemiş olsa da damadın babasının da ölümünü ister. Gelin intikam arayışı için bir savaş başlatır. Damadın babası, bir piramidin odasında mezardan oluşan bir tuzağa düşüyor. Kendini bir mezara kapatan baba eğer kimse müdahale etmezse orada ölecektir. Babası, sürgüne gönderilmek ve kraliyet haklarından vazgeçmek üzerine bir anlaşma yapar.

Bu Anunnakinin yaptığı hiçbir şey adil görünmemektedir fakat dünya komutanı siyasi oynayarak üstünlüğü yakalar. Yaşlanınca kardeşi bir sonraki kral olmalıdır fakat bu olayla birlikte krallık soyluları krallığın asla onun kardeşinin soyundan gelmeyeceğini garantilerler.

Bölüm 11.5: Bu bölüm mezar odasında kapana kısılan babanın kurtarılışını ve bu sırada piramidin içindeki taş, kiriş, işaret fenerlerine hasar verilmesi ile ilgilidir. Dünyanın komutanı toprakları yeniden atar. Bu onun kral olan babası için başka bir soru doğurmuştur. Dünyalılar Anunnakilerden daha hızlı çoğalmaktadırlar. Anunnaki dünyalıları nasıl itaat ettirip çalıştıracağını düşünür. Kral, bir kez daha Dünya'ya inmeye karar verir.

Bölüm 11.6: Uzay gemisinin işaret yeri değiştirilir. Dünyanın komutanı arazileri yeniden tanımlar ve atar. Gelin eğer evlilik tamamlansaydı hangi toprakların onun olacağını öğrenmek istemektedir. Hiçbir şey ona verilmiyor. Bu onun kral olan babasından dolayı başka sorunlar getirmektedir. Dünyalılar Anunnakilerden daha hızlı çoğalmaktadırlar. Anunnaki dünyalıları nasıl itaat ettirip çalıştıracağını düşünür. Kral, bir kez daha Dünya'ya inmeye karar verir.

EFENDİ ENKİ'NİN ONİKİNCİ TABLETİ
Bölüm 12.1: Kral, Dünya'ya gelmeye karar verir. Tufandan sonraki yeniden yapılanma iki kuşak yani 7.200 yıl olmuş olsa da devam etmektedir. Burada çok merak uyandırıcı bir şeyden söz edilmiştir. "Kalkan göz toprakları tarar, kalkan ışın herkese nüfuz eder". Burada anlatılan şey muhtemelen piramitlerin üzerindeki göz sembolüdür.

Bölüm 12.2: Bu ilginç bir bölümdür. Kralın gelişi ile ziyafet verilir ve herkes şarkı söyler. Kral ve karısı birkaç gün ve gece uyurlar. Altıncı gün, kral iki oğlu ve kızını çağırır. Onlarla yeni altın bulma planlarını, uzay rampaları vb. şeyleri hesaplar. Sonra, sel öncesinde gönderdiği temsilci hakkında konuşurlar. Temsilci, uzay gemisi içinde gelen, dünyadaki sel ve yaşam döngüsü değişimi yüzünden Nibiru'ya geri dönmeleri halinde nasıl ölecekleri hakkında konuşan biridir. Sonra aynı temsilci oğullardan birinin rüyasında görünür. Kral bir elçi göndermediğini belirtir ve hepsi şaşkındır.

Bölüm 12.3: Kralın ziyaretinden sonra yapılan birçok değişiklik olur. Toprakların yeniden düzenlenmesi ve dünyalılara yeni bir yaklaşım söz konusudur. Şehirlerdeki Anunnakiler ile dünyalıları birbirlerine karıştıracaktır. Ayrıca dünya komutanı tarafından atanan kendi kralları ile kendilerine ait bir şehir verilir. Kraliyet ve yetki için bir puan sistemi tasarlanır. Gelin hala intikam duygusu ile doludur ve kendi topraklarını istemektedir. Bir plan düzenler ve onu ölü damadın dedesine yönlendirir. O ME denilen şeylerden sorumludur. Gelin onları ondan çalmak için bir plan yapar. Onun ikamet ettiği yere varır, süslenmiş haliyle, şarkı ve şarapla onu baştan çıkarır. Damadın dedesi bu hileye düşmez.

Bölüm 12.4: Gelin yakalanır ama ME'ler onunla birlikte değildir. Dünya komutanı, kardeşini sorumluluktan kurtarmış gibi görünmektedir. Sürgünden geri dönen kardeşinin oğlu çok kızgındır. Kendine kutsal bir şehir ister. Dünya komutanı olan amca ona herhangi bir şehir vermez. Onu kendi yanına alır ve ona yardım etmesi için bir miktar Igigi verir. Babil kulesini inşa etmeye başlarlar. Gece, dünya komutanın güçleri onu yok edip halkı dağıtır. Daha sonra her bölgeye farklı bir dil ve alfabe verir. Şehrin kralları gelir ve giderler. Halk şimdi ME'lerden sorumlu tutulan gelin hakkında şarkılar söylemektedir.

Bölüm 12.5: Kralın oğullarından bir zamanlar sürgünde kalan oğluna kardeşinin efendisi olduğu bir topraktan alan verilir. 650 dünya yılı boyunca aralarındaki anlaşmazlık ve kavga devam eder. Sonunda küçük kardeş kralın oğlunun yani babasının ısrarı üzerine bu anlaşmalık üzerinde diretmeyi bırakır. Yeni araziler için okyanusun karşısına geçer. İlginç bir şekilde sürgüne gönderilen ve dünyalıları yaratan kralın oğlunu dünyalılar "Ra" diye çağırıyordu (Ra, Mısır'da güneş tanrısı olarak anılmıştır). Ra şimdi, piramidin yanındaki aslanın yüzünü oğullarının yüzüyle değiştirir. Küçük kardeşine yapılan göndermeler silinir. Arkeolojik kalıntılar ve bulgular incelendiğinde eski kralların kalıntılarını yok etmek için bu türden bir Mısır tarihi varmış gibi görünmektedir. Anunnakilerin sayım sistemi 60 üzerineydi fakat Ra onu 10'arlık sayımla değiştirdi.

Bölüm 12.6: Tabletin bu kısmı, Ra'ya bazı ME'ler veren baba ile başlar. Ölüleri canlandırmanın nasıl olduğuna dair her bilgiyi ona verir. Üçüncü bir bölge kurulur ve gelin o bölgenin efendisi olur. Baştan çıkardığı kralın oğlu 3.bölgeyi alan gelinin yönetirken kullanması gereken ME'leri çalar ve onları elinde tutar. Gelinin arazisinde tamamen yeni bir dil verilir. Üçüncü bölge dil yüzünden iletişim kuramaz olur ve bu yüzden neredeyse savaşa girer. Dil farklılığı yüzünden ticaret yapılamaz. Bu engel nedeniyle üçüncü bölge çiçek vermez.

EFENDİ ENKİ'NİN ONÜÇÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 13.1: Üçüncü bölge çiçek açmaz ve gelin bölgeyi ihmal eder. Ona başka bölgeler verilmez. Sonunda ondan uzaklaştı. Ölü damadın hayaleti tarafından lanetlenir. Gece zevkleri için bir ev inşa edip adamları yatağına çeker ve onları öldürür. Bir kral olan Gılgamış uzun ömür ister, dener, ancak ulaşamaz ve ölür.

Bölüm 13.2: Ra, gelinin uğramaları yüzünden bunalır. Artık ölümsüzlükle meşguldür. İnsanlara altın aramaya gitmelerini emreder. Kardeşlerinin arazisini istila ederler ve çileden çıkmış haldedirler. Ra tüm dünyayı yönetmek ister. Gelin seyahat eder ve ülkenin birinde sevdiği şekilde bir insan bulur. Dünyalılara takım yıldızları ve burçlar öğretilir.

Bölüm 13.3: Hasım olan Gelin ve Ra savaşa hazırlanıyor. Savaş, iki kral arasındaki oğullarının aileleri arasında başlar. Dünya komutanı kardeşlerinin de rüyasında gördüğü aynı elçiyi görür.

Bölüm 13.4 Savaş ilerler ve kralın dünyalıları yaratan oğlu galip gelir. Dünya komutanı ve destekçilerine tek hükümdar olduğunu ve teslim olmalarını söyler. Ancak dünya komutanının bir üstünlüğü vardır. Terör silahlarının nerede saklandığını bilmektedir. Onlardan iki tanesini kullandırır, ancak halkın zarar görmediğinden emin olun der.

Bölüm 13.5: Terör silahları kullanılır. Tufandan itibaren 1.736 yıl geçmiştir. Hepsi Ra'nın güçleri ve takipçileri tarafından yok edilir. Ardından rüzgar ve yol boyunca herkesi öldüren kötü bir karanlık bulutla patlak verir.

Bölüm 13.6: Bu tablet, bir önceki tabletin uzatmasıdır.

EFENDİ ENKİ'NİN ONDÖRDÜNCÜ (SON) TABLETİ
Bölüm 14.1: Bu son tablette kralın iki oğlu vardır. Enki ve Enlil, terör silahlarından gelen hasarı araştırmak için uçmaktadırlar. İki kardeş konuşur ve tüm bunların anlamı üzerine tartışır. RA'nın çok istediği krallık artık çorak bir yerdir. Dünya komutanı kardeşine "Ra her ne istiyorsa ona sahip olabilir" der. Verdiği şey ile artık radyoaktif topraklarda altın toplayabilir. Dünya komutanının da yaptığı gibi batıya doğru, orijinal görevi tamamlamak için altın alanının olduğu yere gider.

Kaynak:
The Lost Book of Enki: Memoirs & Prophecies of an Extraterrestrial God (Earth Chronicles #6.25) by Zecharia Sitchin

Çeviren & Derleyen & Yazan: A.Kara

ANUNNAKİLERİN NİBİRU VE DÜNYA KOLONİLERİ

A, Anunnakiler, mitoloji, sümer mitolojisi, Anunnakilerin gizemi,Niburi kolonisi,Anunnakilerin dünya kolonisi,Eski metinlerde Anunnakiler,Anunnakilerin Igigi'yi yaratması,Igigi,Altın için dünyaya gelen Anunnakiler
Çeşitli kaynaklar, Anunaki'leri uzun boylu, açık tenli (soluk görünümlü veya beyaz), sarışın ve mavi gözlü, Kafkasyalıların ataları olarak nitelendiriyor. Lacerta'nın Transkriptleri'nde, Lacerta, bu varlıkları, (Toros takımyıldızı) yıldız sistemi Aldebaran'dan Illojim olarak tanımlar. Illojim terimi İbrani bir Eloheem varyantıdır ve bu durumda Anunnaki Eloheem'in bir varyantıdır. Eski Sümer, Babil ve İbranice senaryonun ortak yaratılış motiflerinde anlaşıldığı gibi Eloheem'den ayrıklardı. Anunnaki'nin Eloheem'in (Sitchin) kardeşleri olduğu ileri sürülüyor. Ancak genel kabul gören inanç, Eloheem'in hem Anunnaki hem Nefilim'i oluşturmak için insan bir kadınla eşleştiği diğer ırkın Anu'su gibi Melek olduğunu gösteriyor.

Eloheem muhtemelen İncil'de bahsedilen "melekler", Enoch kitabı ve Sümer yazılarındaki tanrı Anu'dur.

Nibiru Kolonisi
Eloheem'den ayrıldıktan sonra, Anunnaki sonunda Güneş Sistemine geldi. Giriş yaptıktan sonra karakol olarak adlandırılan bir koloniyi sömürmüş olabilirler. Nibiru bir şekilde Güneş Sistemi ile bağlantılı fakat belirsiz bir yörüngededir. Eski Sümer ve İbranice hikayelerin benzerlikleri, Annunaki'nin gerçek kökenlerinin Aldebaran'dan gelen Eloheem'den kaynaklandığını ileri sürer. Nibiru, Anunnaki'ye karakol ya da karakol olarak hizmet edecek, varsayımsal bir gezegen veya göksel nesnedir.

Nibiru İncil'de sözü edilen düşmüş meleklerin ünlü cezaevidir, görünüşe göre Eloheem ile Anunnakiler arasındaki ayrım aslında uzak geçmişte aralarındaki bir savaştı.

Antik Yunan'da Nibiru, koyu renkli bir kırmızı renkle göz kamaştırarak, "Nibiru" nun çekirdeğinin iblislerin bir volkanik hapishanesine ya da Lucifer'in gerçek hapishanesinde müttefiki Lilith'le birlikte bulunduğu kırmızı bir ateşle karıştırdığı "Tartarus" olarak canlandırıldı. Ve Anunnakiler onun iblis oğullarının gardiyanlarıydı.

Dünyadaki Koloni
Anunnakiler muhtemelen yaklaşık 450.000 yıl önce dünyaya koloni kurarak hidrojen, bakır ve muhtemelen altın gibi egzotik mineraller aradılar. Bu "tanrılar" sömürge gezegeni Nibiru'dan Dünya'ya yapılan sömürge keşif gezisinin görevlileriydiler. Anunnakiler, yeryüzüne yerleştikten sonra yarı tanrı olarak ilk yaratımları olan Igigiler ırkını yönetti. 2500 yıllık emeğin ardından Igigiler Anunnaki'ye karşı isyan edip daha sonra mağaralara kaçtılar. Anunnakilerin efendisi Enki, yeni bir ırk yaratılmasını önerdi. Anunnakiler olasılıkları gözlemledi ve  Eridu -muhtemelen Eden- olarak adlandırılan insanı yarattılar.

Yeni ırkın ilahi bilgeliğe, aydınlanmaya sahip olabilmesi için Anunnaki eti ve kanı ile kili karıştırdılar. Nintu bir parçanın içine "kabuklar" koydu ve "dokuz ay" ya da dokuz döngü sonra modern insan doğdu. Nihayetinde insanlar iyi bir iş gücü olduğunu kanıtladılar. Annunaki tapınaklarına eski Sümerler tarafından ibadet edildi. Sümerlerde, Annunaki tanrılarının görüntülerini gerçek biçimlerinde oymak yasaklanmıştı; bunun yerine, onları insan biçiminde hayvanlar olarak tasvir ettiler.
Kaynaklar:
Transcripts of Lacerta (1999)
The Rh-Negative Registry, Theory- The Annunaki, Enki and Enlil (2013)

Çeviren & Yazan: A.Kara