SON YAYINLAR
latest

DİNLERİN KİTAPLARI

kutsal kitap pdf
Anunnakilerin insanı yaratması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anunnakilerin insanı yaratması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İNSANIN YARATILIŞI VE ANUNNAKİLER


Okuyanlarınız oldu ise daha önce "Tanrı Fikri Üzerine Deli Düşünceler" isimli bir yazıda dünya dışı gelişmiş bir formun bizi yaratabilme ihtimalinden (ve diğer ihtimallerden) bahsetmiş, ayrıca "Anunnaki Tarihi: Enki'nin 14 Tableti" adlı yazıda sümer döneminden kalan ve Anunnakileri anlatan 14 tabletin çevirilerini yaparak sizler için yayınlamıştım. Anunnakileri araştırdıkça, daha eski yazılarımda bahsettiğim bu "dünya dışı bir canlının insanı yaratma fikri" daha da mantıklı gelmeye başladı gözüme.

İlk olarak detaya girmeden önce size inancımdan bahsetmem gerek (detaylı okumak için tık : Benim Tanrım), benim inancım deizmin kollarından biri olan pandeizme çok benzemekle birlikte bir açıdan tam olarak pandeizm kategorisine de giremiyor çünkü ben evren olan tanrının kendi varlığını, gelişim ve değişimini sürdürürken yarattığı tüm canlıların da ona bağlı olarak gelişip değiştiğini veya yok olduğunu düşünüyorum, yani burada apolitik açıdan doğrudan olmayan bir müdahalesi mevcut.

Yazarımız Demon Product "Yaratılış ve Evrim "Gör"çeği" isimli yazısında bu yazacağım konuyla ilgili olarak "fantastik teoriler" demişti ama ben yinede yazacağım :)

İnancımı kısaca özetledikten sonra yavaş yavaş detaya gireyim. Bilindiği gibi günümüz teknolojisinde biz insanların bile bir şeyler yaratması daha doğrusu yaratılan bir canlıyı kullanarak onun gelişmiş veya farklı formlarını yaratması mümkün. Buna en basit örnek olarak akvaryum canlılarından olan balon molly balığını, papağan cikletlerini ve bir çok köpek ırkını verebiliriz. Çünkü sizlerinde bildiği gibi normalde günümüzdeki kadar köpek ırkı yoktu, bir çoğu dna-gen değişimleri sonucu insan elinden çıkma.

A, Anunnaki, Anunnaki deneyleri, Anunnakilerin gizemi, Anunnakilerin insanı yaratması, İnsanı kim yarattı?, Dünya dışı yaşam, Homosapienler, Uzaylıların insana müdahalesi, Açıklanamayanlar,
Biz günümüz teknolojisi ile bunu başarabiliyorsak ve dünyanın sınırsız evrende bir sinek pisliği kadar yer kapladığının, başka trilyonlarca gezegen ve galaksinin olduğunu biliyorsak burada aklıma şu önemli soru geliyor: Neden teknolojisi bizden akıl almaz derece üstün olan başka canlılar, başka galaksi ve gezegenlerde yaşamasınlar ki? Ben evrenin tanrı olduğuna inanıyorum ve bu yüzden evrenin hiçbir bölümü gereksiz-lüzumsuz ve DÜNYAYA süs olsunlar diye yaratılmış olamaz. Diyelim ki siz farklı bir inanç veya dine sahipsiniz, burada yine aynı soruyu sormanız gerekir "Tanrı/Allah/Rab vs. Dünya dışındaki bu akılalmaz sayıdaki galaksiyi ve uçsuz bucaksız evreni boşuna mı yarattı?" Eğer cevabınız tabi ki "boşuna yaratmadı" ise yine benimle aynı kapıya çıkarsınız çünkü oralarda da yaşam olması gerekir, sınırsız evrenin boş bir apartman dairesi olması ve sadece dünyanın bulunduğu katın tutulmuş olması mantıklı olamaz.

Daha ortada hiçbir teknoloji yokken dünyanın çok farklı-uç noktalarındaki tarihi-arkeolojik buluntularda (duvar resimler, piramit çizimleri, tabletler vs.) dünya dışı formların vurgulanması, bir çok çizimde dünya dışından ziyaretçilerin gelişi, teknoloji öğretmeleri, insanları eğitmeleri, savaşmaları konularının hayat bulması aklımdaki bu ihtimali daha da canlandırıyor. Eğer o çağlarda cep telefonu-internet gibi kavramlar olsaydı, evet dünyanın çok farklı noktalarındaki piramit, ev veya tabletlerde aynı konu işlenmiş çünkü birbirlerinden duymuş-görmüşlerdir diyebilirdim fakat öyle bir şey söz konusu değil. Öyle ki antik dönemlerde birçok toplumun kendisi dışında farklı bir toplumun yaşadığından haberi bile yok.

Nerede kalmıştım, evet teknoloji, dna, evrim, gelişim ve yaratılış. Şuanki görüşüm tamamen bizi var eden Tanrı/Evren'in her yerinde hayat olduğu ve bilemediğimiz, keşfedemediğimiz sınırsız gezegen-yaşam formu üzerinde yoğunlaşıyor.
Tanrı/Evren kendiyle birlikte herşeyi var ettiği gibi bilemeyeceğimiz bir süre sonra tıpkı diğer canlılar gibi bizler de üzerinde filizlendik ve hayat bulan canlılardan olduk, fakat bize hayat veren-yaratan bir güç olmasına rağmen bizler de onun yarattıklarına müdahale edip onları değiştirebiliyoruz.
Peki neden çok gelişmiş teknolojiye sahip bir canlı topluluğu geçmişte dünyayı ziyaret edip Tanrının yarattığı ilkel insan formu ve dünya canlıları üzerinde tıpkı bizlerin birçok canlıya yaptığı gibi dna testleri yaparak onun daha gelişmiş formunu yaratmış olmasın?
Nasıl ki biz kendimizi haklı gördüğümüz binlerce sebepten dolayı hayvanları ve canlıları bu dna değişimleri ile farklı veya gelişmiş formlar haline getiriyor isek geçmişte daha gelişmiş bir uygarlığın bunu bizim üzerimizde uygulamış olması çok da küçük bir ihtimal değildir.


Üstelik evrime inanan biri olarak şunu söylemeliyim ki, bu dünya dışı yaşamın (ki bence bu Anunnakilerdir) müdahalesi insanın ve hayvanların evrim sürecinde ara geçiş formlarından bazılarının olmamasını bile ciddi derecede açıklıyor bence (şahsi görüşüm). Neden diyeceksiniz, hemen izah edeyim.
Öncelikle evrimi direk maymundan gelmek veya 100-200 senede maymundan hızlıca evrilmek zannedenler var ise lütfen siteyip kapatıp evlendirme programı veya yemekteyiz'i izlesinler.
Evrim uzun bir süreç çünkü canlıların değişim-gelişim için ciddi uzun süreye ihtiyacı oluyor, kolay değil, zamanla her şeyin ufak ufak değişiyor bulunulan ortama göre. Zaten tanrının yarattığı bir canlıyı ortama ayak uyduracak, gelişip evrimleşebilecek şekilde yaratması ona yakışan şey olurdu, yarattığının gelişim ve değişim limitlerini kısıtlamak değil.

Şimdi evrim konusunda da dünya dışı yaşamın insanı geliştirmesi, üzerinde deney yapması neden aklıma yattı onu anlatayım.

Bilim adamları, "Kayıp link", yani Cro-Magnon adamı olarak anılan orijinal Homo Sapiens'in ani atası olan formu bulamıyorlar; Onlar daha önce varolan çok daha az gelişmiş formların kalıntılarını bulup sürdürmeye devam ediyorlar. Bu zaman zarfında, bu formdaki kalıntılara çoğu kez ulaşılması gerekirdi (örneğin Neanderthal'ınkiler gibi, Homo Sapienlerin ataları olmayan bu form, yaklaşık olarak aynı zamanda var olmuştur). Eğer bilim adamları böyle bir form bulamazlarsa, bu% 99.9 için bu formun hiç varolmadığı anlamına gelebilir ve orijinal Homo Sapienlere genetik mühendisliği yapıldığı anlamına gelebilir.

Kayıp bağlantı (form) yok, çünkü o dönem ara form olamayacak kadar hızlı bir değişim oldu. Fakat insanlar dünya dışı bir yaşamın müdahalesini düşünmedikleri için ara formun neden olmadığını doğrudan evrimle anlamaya çalışıyorlar çünkü diğer tüm formlar var.
Bunun sebebi yapılan deney ve yeniden gelişmiş insanı yaratma sonucu ortaya çıkan yeni insanın eskisine göre çok daha fazla gelişmiş olmasıdır. Yani 1-2-3-4-5 ? 7-8-9 diye giden seride 6 numara aranıyor ama aslında 6 hiç var olmadı çünkü 5 den sonra çok gelişmiş görünen forma bu yedidir, o halde 6 nerede dendi (umarım çok karışık olmamıştır).
Aniden, çok kısa bir süre içinde çok gelişmiş insan yaratılınca eskiden dünyada yaşayan ilkel insan ile arasında ciddi farklar oluşuyor ve ölümlerinden milyonlarca yıl geçtikten sonra fosillerini bulan insanlar normal şekilde bu kadar gelişmiş olamayacaklarını bildikleri için o aradaki uçurumu anlamaya çalışıyorlar.

Hesaplamalar, hayatın ortaya çıkması ve dahası akıllı yaşam formu şansının çok düşük olduğunu gösteriyor (Kasırganın yeni bir Boeing uçağını yerde bulunan bir kırık parçanın parçalarından oluşturması bile daha olasıdır). Fakat Evren devdir, sonsuzdur, bu sayede bu şans gerçekleşti ve hayat, sonra da akıllı hayat ortaya çıktı. Bence diğer yıldız sistemlerinden gelen, inanılmaz üstün teknolojiye sahip bir medeniyet dünya üzerinde yaşamakta olan atalarımızı yani ilkel insanları ciddi oranda geliştirmiştir.

Buradaki sorun, evrenin (bana göre tanrı) sadece sonsuz değil, aynı zamanda edebi olduğudur ve yukarıda anlatılana benzer bir sürecin evrenin farklı noktalarında sayısız kez gerçekleşmiş olabileceği ihtimalidir.

A, Açıklanamayanlar, Anunnaki, Anunnaki deneyleri, Anunnakilerin gizemi, Anunnakilerin insanı yaratması, Dünya dışı yaşam, Homosapienler, İnsanı kim yarattı?, Uzaylıların insana müdahalesi,
Bu konuda benimle aynı fikirde olan sayısı azımsanamayacak kadar çok bilim insanı da var. Bunlardan biride kan bağları ve genetik bilimi alanında uzman olan Daniella Fenton.
Fenton dünya dışı varlıkların homosapienler üzerinde genetik mühendislik yaparak gelişimlerine büyük katkıda bulunduklarını söylüyor ve bunu aşağıdaki gibi nedenlere bağlıyor.
  1. İnsanlardaki FOXP2 geni insanın konuşma yeteneğini ciddi derece geliştirirken diğer primatlarda bu değişim gözlenmemektedir.
  2. Diğeri ise Kromozom-2'nin esrarengiz füzyonudur. Büyük beyinli insan tiplerinde görülen bu füzyon primat tiplerinde görülmemektedir. Kromozom-2'nin insanın gelişimine kattıkları ise insan mutasyonunun doğal genomuna uymamaktadır fakat birden büyük beyinli insan türünde ortaya çıkan bu kromozom öğrenme-sinir gelişimi gibi konularda homosapienlere ciddi gelişme sağlamıştır.
"Birileri kromozom-2 füzyonu taşıyabilen üreme çiftini yarattı. Kromozom modifikasyonu, beyin gelişimi, bağışıklık sistemi ve üreme süreçleri üzerinde etki yaratacak şekildedir." Daniella Fenton.

Çinli araştırmacılar, ülkelerinin kökeni ile ilgili eski gizemleri araştırarak yıldızlararası gelişmiş bir ırkın Kuzey ve Batı Çin bölgelerinin çoğunu yer altı üsleri olarak kullandıkları konusunda kaçınılmaz bir sonuca vardılar.

Çin ve eski Tibet’in bölümlerini kapsayan yüzlerce garip piramit bulunmakta. Buldukları birçok veriyi gizli tuttular çünkü piramitlerde yaptıkları araştırmalar onlara dünya dışından gelen canlıların beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlü olduğunu gösteriyordu (Sümer tabletlerinde insan üzerinde dna çalışmaları yapan, kadınlarına geliştirdikleri bu dnaya ait spermleri enjekte edip ilkel insandan geliştirdikleri ilk gelişmiş insan ırkı olan Adam ve Eve(Havva) ırkını yaratan Anunnaki ırkının tasviri ile tamamen örtüşüyor). Bu, uzaylı ırkın bir zamanlar dünya'daki insanlarla çiftleşmesi mantıklı görünüyordu. Eski Çin yazıları bu konuyu açıklıyor.

Dokuz üniversite bilimcisi, tarih öncesi devasa piramidin yaklaşık 10.000 yıl önce inşa edildiğini tespit ettiklerinde çok şaşırdılar. Bunlardan biri de Qinghai'nin batısındaki Baigong Dağı'nın tepesinin çok yakınında bulunan Xianyang piramididir.

Çin piramitleri Mısır, Meksika ve Peru'dakilere çok benziyor. Antik Çin efsanesine göre, Çin'de keşfedilen yüz piramit, açık tenli, mavi gözlü ve sarışın olan bu dünya dışı ırkın eseri.

Bilim adamı Dr. Carl Sagan, “Evrende Akıllı Yaşam” adlı kitabında, Dünya'nın birçok kez dünya dışı göçmenler tarafından ziyaret edildiğini belirtmiştir:
"Sümer, Dünya gezegenindeki çağdaşlığın belki de ilk uygarlığıydı. Sümerlerin nereden geldiğini bilmiyoruz. Sümer uygarlığının insan kaynaklı olmadığını ve ilgili efsanelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum."

Günümüzde Irak'ta bulunan Sümer tabletleri, dünya dışı ziyaretçilerin hikâyesini ve medeniyeti Sümer'e nasıl getirdiklerini anlatıyor. Ziyaretçilerin dünyalılara piramit inşa etmeyi öğrettiklerini açıklıyorlar. Nasiriyah, Irak yakınlarındaki Büyük Ur Piramidi bunlardan biridir. Kahire, Mısır yakınlarındaki Büyük Piramit kompleksi dünya yüzeyindeki piramitlerin düzenlerinde harika bir matematiksel mühendislik olduğunu göstermektedir.

Piramitler o kadar büyük ve çok mükemmel ki, bugün aynı özelliklere sahip bir piramit inşa etmemiz olası değil. Her dev taş, 1 ila 20 ton arasında ağırlığa sahiptir ve büyük piramit, 100.000'den fazla taşla inşa edilmiştir. Fakat Mısırlıların hiçbir makine, motor, helikopter ya da inşaat teçhizatı yoktu, bu yüzden teknolojik yardım olmadan kendilerinin inşa edebilmesi oldukça şüphelidir.


Taşlar 500 mil uzaklıktaki taş ocaklarından geliyordu. Sadece taşları kesmek bile son derece zordur, onları inşaat alanına götürmek ise heybetli bir görevdir ve 20 tonluk taşları yüzlerce metre yüksekliğe bir dış güç yardımı olmadan yerleştirebilmek imkansızdır. Piramidin tepesi 481 metre yüksekliğindedir. Bir rampa yapmak bile en az piramit kadar malzeme gerektirir.

Piramit tüm dünyanın toprak kütlesinin merkezi gibidir. Büyük Piramidin iç kısmı incelendiğinde hiçbir yazı ya da hiyeroglif bulunamadı ve birçok araştırmacıya göre mezardan çok bir güç santrali olması muhtemeldi.

Eski Mısır yazıtlarından olan Zep Tepi, ökyüzünden gelen tanrıların yeryüzüne geldiğini ve verimli toprakları çamurdan ve sudan yükselttiklerinde ortaya çıkarır. Yazıtlara göre Ptah, Mısır'ın ilk İlahi yöneticisi olarak kendi oğlu RA tarafından kurumuştur (Yazıtlarda göksel tanrıların dünyaya uçan disklerle geldiği anlatılıyor. İnsanlar gördükleri üstün gücü muhtemelen tanrı zannetmiş veya tanrılaştırmıştır).

Bulduğu antik parşömenin kodunu çözüen Wayne Herschel şöyle diyor:
"Gemileriyle havalanarak uçtular ve bir firavunlar kraliyet çizgisi boyunca insanlara yasa ve bilgelik getirdiler. Arkeolojik buluntulara bakıldığında büyük bir uzaylı ırkın aşağı inip genetik havuzumuzu değiştirmiş olması muhtemeldir. En eski bazı yazıtlar, tanrıların ya da dünya dışı ziyaretçilerin insanlara kendi imajlarını vermek için geldikleri aynı temayı tekrarlamaktadır."

DNA'LAR GENETİK MÜHENDİSLİĞE (MÜDAHALEYE) İŞARET EDİYOR
DNA'nın (deoksiribonükleik asit) çok karmaşık bir genetik kod üzerindeki etkileri ile keşfi, teorik evrimden ziyade akıllı tasarım için ek kanıt oluşturmaktadır.

En ilginç üç genetik kuralsızlığı Rh faktörü, HIV ve delta-CCR5'tir.

Mendelian istatistiklerine göre maymunlar ve ilkeller Rh pozitif iken (+, +), beyazlar ve Asyalılar % 25 Rh negatif'e (-, -) yakındırlar, sanki sarı renkli dünya dışı canlılarının (-, -), yerel insanlarla karıştırılması gibi (+, +).

Vücudumuzda kusurlu HIV varsa, modern HIV'e karşı dirençli olmamız gerekirdi.
Ancak, pek çok şempanze kusurlu HIV içermektedir. 1955 yılına kadar maymunlardan insanlara transfer edilmiştir. Halbuki maymunlar evrim çizgimizin içinde var iseler neden genomlarımızda eskiden kalma bir HIV görmüyor-taşımıyoruz?

En ilginç mutasyon eşcinselleri aramak suretiyle bulunan AIDS olmaksızın sahip olunan HIV direncidir. Hepsi İskandinavya'da “delta-32 CCR5” olarak bulundular.

1955'ten önce var olmayan bir virüse karşı nasıl direnç kazanılır? Bazı insanlar çiçek hastalığı ya da mukusa karşı koruyabileceğini gösterdi, fakat neden çiçek hastalığı Hindistan ya da Çin'de yaygın değil? Maymunlardaki özdeş bir genin virüslere maruz kalabildiği milyonlarca yıl göz önüne alındığında neden bu virüsler maymunlarda bulunmuyor?

Bunun nedeni kromozomal kopyaların her ikisinin de direnç sağlamak rastgele gerçekleşmesinin hemen hemen imkansız olduğu bir çift vuruşla silinmesidir. Şimdi ise delta-32 CCR5 Finlandiya'daki çok yeni bir kökeni ile Rusya ve Kuzey Avrupa'ya yayılıyor fakat Güney Avrupa, Asya, Afrika ve başka bölgelere yayılamıyor.

Günümüzde hala bazı bölgelerdeki insanların diğerlerine göre garip genleri vardır. Bu mutasyonun en bariz kaynağı ise birkaç bin yıl önce dünyalılarla karşılaşan dünya dışı ırktır.

Yazının başından buraya kadar yazdığım her şeye baktığımda eski Sümer metinleri başta olmak üzere, Çin ve Hint kaynaklı antik metinlerinin anlattığı dünya dışı varlıkların gezegenimize gelerek dünyalılarla evlenip çocuklar yaptıkları, genetik mühendislik çalışmalarında bulundukları konusunda doğru söylediklerini hissediyorum.

Yazan: A.Kara

ANUNNAKİ TARİHİ : ENKİ'NİN 14 TABLETİ

A, İnsanı kim yarattı, Anunnakiler, Piramitlerin gizemi, Marsda yaşam, İlk insanlar, Anunnakilerin insanı yaratması, Anunnaki nedir, Anunnaki ırkı, Anunnaki gerçeği,Anunnakiler, mitoloji, sümer mitolojisi,
Daha önce "Tanrı Fikri Üzerine Deli Düşünceler" diye bir yazı yazmış ve burada uzaylıların bizi yaratma ihtimali üzerine durmuştum. Fakat özellikle bu tabletler hakkında bilgi edindiğimde, açıkçası bu düşünce artık kafamda daha ağır bir yere oturdu. Çünkü tabletleri okuduğunuzda kafanızdaki binlerce soru işaretine cevap bulacak veya yeni ufuklara yelken açacaksınız. Tabi ki "bana göre" bizi yaratanı da evren yaratmıştır yani tepede var olan ve yaratan bir güç vardır. Fakat bu, onun yarattıklarının "yaratamayacağı" anlamına kesinlikle gelmez. Üşenmeden tüm yazıyı okuduğunuzda anlayacaksınız ki, bizim köpeklerin dnaları ile oynayıp yeni köpek türleri var etmemiz gibi, başkalarının da geçmişte dünyaya gelip yaptıkları dna testleri ile var olan ilkel canlılardan daha akıllı ve gelişmiş canlılar yaratabilmesi büyük bir olasılıktır.
Neyse, şimdi Anunnaki tarihini anlatan Enki'nin 14 tabletine ufakça bir giriş yapalım.

Yaklaşık 445.000 yıl önce, evrendeki başka bir gezegenden eski astronotların altın arayışı için Dünya'ya geldiği düşünülüyor. Enki'nin 14 adet tabletinde Anunnakilerin tarihine dair büyük detaylar açıklanıyor. Tabletler "yaşamın" kökeni ve medeniyetin Dünya üzerinde nasıl var olduğu  hakkında içeriğe sahiptir.

Bu 'eski astronotlar' Dünya denizlerinden birine dokundu ve "Uzaktaki Ev" olan Eridu'yu kurdular.

Yazar ve araştırmacı Zecharia Sitchin'in tablet çevirilerine göre, Anunnakilerin koloni kurup araştırma yaptıkları tek üs sadece dünya değildi, bunların arasında ay ve mars'ta vardı.

Sonunda, Anunnakilerin iş gücü yetmedi, bu yüzden ilkel işçileri, yani Homo sapiens'i modellemek için genetik mühendisliği kullandılar.

Bugün Anunnaki hakkında konuşurken bu konuda çok fazla şüphecilik olduğunu söylemek gerekir. Birçok insan Anunnakilerin  yazılı tarihten önce farklı gezegenlerden dünyaya geldiği fikrini reddediyor.

Bununla birlikte, çok sayıda akademisyen ve teolog, Adem ile Havva'nın, Aden'in Bahçesi'nin, Deluge'nin, Babil Kulesi'nin Yaratılış masallarının aslında binlerce yıl önce eski Mezopotamya'da yazılmış eski metinlerin ve Sümerlerin ürünü olduğunu kabul ediyor.

Öte yandan eski Sümerler, "cennetten dünyaya gelenler" dedikleri Anunnakilerin öğretilerinden ve yazılarından daha eski olaylarla ilgili bilgi aldıklarını iddia ederler.

A, Anunnaki gerçeği, Anunnaki ırkı, Anunnaki nedir, Anunnakiler, Anunnakilerin insanı yaratması, İlk insanlar, İnsanı kim yarattı, mitoloji, Piramitlerin gizemi, sümer mitolojisi,
EFENDİ ENKİ'NİN İLK TABLETİ
Bölüm 1.1: Bu Tablet, Anunnakilerin atomik bir savaş içinde olduğunu ve bize görünen şeyleri açıklar. Bahsedilen kötü rüzgar, radyoaktif bir bulut gibi görünüyor; bu bulut, yolundaki herkesi, tanrıları ve insanlığı öldürüyor. İlginç nokta ise, tabletlerde bu olayın tufandan bu yana en kötü şey olduğu söyleniyor. Bildiğiniz üzere tufan olayı da eski Sümer tabletlerinde yazmaktadır, dinler ise daha sonraları bu efsaneyi çalıp uyarlamışlardır.

Bölüm 1.2: Bu tablet, Anunnaki'lerin evi Nibiru hakkında uzun zaman öncesine dair konuşuyor. Gezegenlerin kalın atmosferi ve bitki örtüsünden bahsediyor. Güneş çevresinde devreden sıcak ve soğuk döngülerine dair içerikler barındırıyor. Soğuk dönemlerde gezegenlerin iç ısısı Nibiru'yu sıcak tutuyor. Anlaşmazlıklar sonrası tahmin edebileceğimiz sebeplerden dolayı kullanılan Atom bombaları ile anlaşmazlıklar başladı. Bu olay gezegenlerini harap etti. Sonra barış yapıldı ve tüm gezegen için tek bir krallık kuruldu (Tek Dünya Hükümeti).

Bölüm 1.3: Bu tablet, Nibiru'daki krallığın soyundan ve kralların evliliklerinden bahsediyor. İlaveten erkek ve kız kardeşlerin evliliklerine dair metinler içeriyor.

Bölüm 1.4: Bu video tablette, Anunnakilerin ana gezegeninin atmosferinde bir kuyrukla ilgili sorun yaşadığı görülüyor. Çözüm olarak pütürlü altını tamirde kullanarak üst atmosferi kaplamayı düşünüyorlar. Bu karar, aralarında kralın öldürülmesiyle sonuçlanan bir kavgaya sebep oluyor.

Bölüm 1.5: Bu tablet, kralın öldürülmesi ile karar için toplanan Anunnaki konseyinden ve kralın akrabası olan Anunnakinin tahta geçmesine karar verişlerinden bahsediyor. Kralın öldürülmesine dair herhangi bir ceza bile uygulanmıyor.

Bölüm 1.6: Bu tablet, kralın yanar dağlardaki atom bombalarını patlatarak gezegenlerin atmosferini nasıl iyileştirmeye çalıştığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Bu hiç de iyi olmuyor ve Anunnakiler hoşnut olmuyorlar. Taht doğrultusunda bir sonraki kişi krala meydan okuyor ve onu bir güreş maçında yeniyor. Bunun sonucunda yenilen kral, Anunnakilerden kaçmak için uzay aracına atlayıp Dünya'ya doğru ilerliyor. (Neredeyse şeytanın dökümü gibi).


EFENDİ ENKİ'NİN İKİNCİ TABLETİ
Bölüm 2.1: Bu tablet, karla kaplı Dünya'ya gitmek planıyla yenilmiş kralların Nibiru'dan kaçtığını anlatıyor. Alınan uzay gemisinde atom bombası vardı ve planları Anunnakinin Dünya'ya gitmesini önleyen astroit kuşağı boyunca bir patlak vermekti.

Bölüm 2.2: Yenilen kralların dünyaya varışını açıklar.

Bölüm 2.3: Bu tablet, yenilmiş kralların yeryüzündeki ilk günlerinden bahseder ve havayı, meyveyi ve balıkları iyi bulduklarını, beğendiklerini söyler. Nibiru gezegeninin atmosferini onarmak için ihtiyaç duyduğu altına dair izleri de bulurlar. Bunun üzerine Nibiru'nun yeni kralını arıyor ve anlaşma yapmak istiyorlar.

EFENDİ ENKİ'NİN ÜÇÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 3.1: Bu tablet, yenilmiş kralların dünyadaki altın bilgisiyle yeni krala rüşvet vermesini ve krallığının eski halini almasını denediklerini anlatır.

Bölüm 3.2: Bu bölüm müzakerelerin sona ermesidir. Altının var olup olmadığını görmek için Dünya'ya bir ekip gönderileceği, altın varsa, yenilmiş kralın, yeni kral ile tekrar bir güreş hakkına sahip olacağı yazıyor.

Bölüm 3.3: Bu tablet videoda, Anunnaki dünyaya seyahat ediyor. Mars'ta su için kısaca duruyorlar. Görünüşe göre onların uzay araçları su ile çalışıyor. Sonra Dünya'ya ve oradaki alana gidiyorlar.

Bölüm 3.4: Bu bölüm Anunnaki'nin gelişme ekibinin dünyadaki ilk 6 gününü anlatır. Bol miktarda yiyecek, su, balık ve hayvandan bahseder.

Bölüm 3.5: Bu bölüm, Anunnaki takım liderinin 6 günlük çalışma sonrası yedinci günün geri kalanını bir dinlenme günü olarak ilan edişini, sulardan metal işlendiğini, gün, ay ve yıllara adlarını verdiklerini anlatıyor.

Bölüm 3.6: Tabletin bu kısmı, büyük miktarda olmasa da altın arama ve bulma hakkında kısımlar içeriyor. Mağlup kralların uzay aracında kalan atom bombaları çıkarılarak bir mağaraya gizleniyor. Onlar, asteroit kuşağı boyunca bir yol bulmak için tekrar kullanılamaz durumdadırlar. Bir Anunnaki ekibi, Nibiru'ya ilk altın dolu sepeti götürmek için Dünya'dan ayrılıyor.

EFENDİ ENKİ'NİN DÖRDÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 4.1: Bu tablet, altın dolu ilk sepeti taşıyan uzay gemisinin ulaşması ile başlar. Dünyanın, yeryüzünden daha büyük miktardaki altın yataklarının yer altında olduğu görülüyor. Yüksek rütbeli bir Anunnaki, Dünya operasyonlarından sorumlu tutuldu ve Nibiru'dan ayrılarak Dünya'ya geldi.

Bölüm 4.2: Tabletin bu kısmında, altınların bulunduğu yeraltı yerlerini görmek için Nibiru'daki yeni kral dünyaya geliyor. Oğullarından hangisinin Nibiru'ya geri döneceğini, hangisinin ise burada kalarak dünya üzerindeki operasyonları komuta edeceğini görmek için bir plan geliştiriliyor. Bu iki oğlu arasındaki rekabetin bir sonraki krallığa uygun olanın hangisi olduğunu bulmak nedeniyle yapılması gerekiyor.

Bölüm 4.3: Bu bölümde yeni kral ve iki oğlu, hangi işleri gerçekleştireceklerini görmek için çok sayıda çizim yapıyor. Kararlar açıklandığında, yenilmiş kral, taht için yapılan ikinci güreş maçı  davasını yeniden dile getirir. Güreş maçı tekrar yeni kralın zaferi ile biter. Maçın bitiminden sonra sinirli olan yenilmiş kral, yeni kralın penisini ısırıp yutuyor. Eski kralı bağlıyorlar. Yeni kral iyileşirken, yenilmiş kralın karnı şişer ve penisinden sperm gelir. Bir mahkeme toplanıp ve yenilmiş kral ile ilgili ne yapılacağına belirler. Yeni kralın oğlu onu öldürmek istemektedir.

Bölüm 4.4: Tabletin bu bölümünde, yeni kral, penisini yutmaktan ölecek olan yenilmiş kralın ölürken marsa sürgüne gönderilmesine karar verir. Daha sonra yeni kral Nibiru'ya geri dönüyor ve olan bitenleri, dünyadaki altını toplamaya planların hepsini anlatıyor. Planlar, marsı ve ayı geçiş istasyonu yapmaktır. Dünya ise tekrar Eden olarak anılır.

Bölüm 4.5: Bu bölüm dünyada kullanılmak üzere toprak vb. alanlarda hareket eden teçhizatın, uzay gemilerinin ve roketlerin Nibiru'da oluşturulmasını açıklamaktadır. Dünya'nın kısa dönüşü ve atmosferi Anunnaki'yi etkiler. Şifa yeteneklerine sahip bazı kadınlar da dahil olmak üzere bir grup Anunnaki daha Nibiru'yu dünya için terk eder. Mağlup kralın öldüğünü görmek ve orada bir geçiş istasyonu başlatmak için Mars'ta dururlar. Grubun geri kalanı ise dünya'ya gitmeye devam eder.


EFENDİ ENKİ'NİN BEŞİNCİ TABLETİ
Bölüm 5.1: Bu tablet, Dünya'ya en son giden grupla başlar. Altın hasatı için ekibin başına konan oğlun, şifacılardan biri olan kız kardeşini karşılayışını anlatıyor. Kralların oğulları bir dağ üzerine inşa edilen karargahtan dışarı uçuyor. Kardeş ve kız kardeş bir diğerine karşı olan sevgilerini açıkça belli ederken diğer yandan oğullarının Nibiru'dan Dünya'ya gelmek istemesini tartışıyorlar. Eden'e geri uçarlar ve Eden etrafında uçarak planlarını anlatırlar. Nibiru'dan çok çok daha fazla Anunnaki gelmektedir.

Bölüm 5.2: Mars'ta 300, Dünya'da 600  Anunnaki var. Tabletin bu kısmı, Anunnakilerin bazıları tarafından verilen cahilce kararları ve ahlaka aykırı davranışlarını ele alıyor. Kralların oğluyla sevişen kralın kızı, kral tarafından diğer oğluna vaat edilir. Diğer oğul ve kızın birlikte uyuduğu tespit edildiğinde kızın herhangi biriyle evlenmesi yasaklanır. Kız kardeşine aşık olan kralların oğlu, onunla yattığı kız kardeşin komutasındaki genç bir kadın şifacıya tecavüz eder. Kusurlu olan kral oğlu, yeryüzünde çorak bir yere sürülür ancak sürgüne gönderen Anunnaki, onu mağlup olan kralın uzay gemisinden çıkan yedi atom bombasının depolandığı mağarada bir yere götürür.

Bölüm 5.3: Tecavüze uğramış genç kadın şifacı yedi hakimin önüne getirildikten sonra hamile olduğunu söyler. Ona, tecavüz eden kralın oğlunu kocası olarak alıp almayacağını sorarlar ve alacağını söyler. Sürgündeki kralın oğlu Eden'e geri gönderilir. Yer altından altın çıkarmakla görevli oğlu ve diğer krallar Dünya'nın o bölgesinde yaşıyorlar. Kral olan baba, oğluna kızını evlilik için  vaat etmişti, ancak onun diğer oğlu ile birlikte uyuduğunu öğrenince vaadinden vazgeçti. Altın çıkarmakla görevli olan oğul, babasına onun evine katılmak istediğini söyler. O ve onun kız kardeşinin yeni doğmuş bir kızı vardır. Fakat o erkek istiyordur. Sonraki denemesinde tekrar bir kızı olur. Oğul istiyorum diye bağırır ve karısını lanetler. Sağlık problemleri yaşamaya başlar. Kadına vajinasından uzak duracağı konusunda yemin edince, kadının üzerindeki lanet biraz hafifler ve sonrasında karısı Eden'e geri döner. Kralın oğlu karısı ve çocuğunu Nibiru'dan dünyaya gelmesi için çağırır. Karısı ve diğer Anunnaki kadından toplamda beş oğlu vardır.

Kralın diğer oğlu kız kardeşiyle ayrıldıktan sonra genç bir şifacıya tecavüz edip daha sonra onunla evlendi. Şimdi o ve sevdiği kız kardeşi oğullarını Nibiru'dan Dünyaya çağırıyor. Ancak o evlidir ve eşinden bir oğlu vardır.

Bu, kralın iki oğlu arasında dünyadaki rekabeti ortaya koyar ve olayları savaşa götürür.

Altın Nibiru'ya ulaşıyor ve atmosfere yerleştirilmiş ince bir toz haline getiriliyor. Bununla birlikte atmosfer yavaş yavaş iyileşiyor. Bu anda dünyada beş Anunnaki şehri bulunuyor.

Igigi iş yükü hakkında şikayet etmeye başlıyor. Marsta bulunanlardan en çok Igigi şikayet edip sızlanıyor. Mars'ın komutanı onu işlerin nasıl olduğunu göstermek için Dünya'ya getirir.

Bölüm 5.4: Mars komutanı, dünya üzerindeki işleyişi gösterir. Fakat o gizlice kral olmak istemektedir ve kader tabletlerini Eden'den yani cennetten çalar. O kader tabletleri elindeyken  yenilemeyeceğine inanmaktadır, ancak yenilerek ölüme mahkum edilir. Yirmi beşinci şar (shar) gününde ölür (bir shar'ın 3.600 Dünya yılı olduğuna ve güneş etrafındaki Nibiru yörüngesinin uzunluğu olduğuna inanılıyor). Anunnaki'nin Dünya'ya gelmesinden yirmi beş yıl kadar sonra, yaklaşık 90.000 yılda infaz gerçekleşmişti. Dünyadaki Anunnaki liderleri, dünyadaki altını rafine etmek ve sadece Nibiru için rafine edilmiş altını almak için bir plan hazırlarlar. Bu, Igigi'ye gemiye binip gidebilmesi için yer bırakacaktır ve kral kabul eder.

Bölüm 5.5: Madencilikten sorumlu kralın oğlu şimdi dikkatini yeryüzündeki yaşam ve hayvanlara veriyor. Dünyadaki bu canlıların Nibiru'dakilerden nasıl farklı olabildiğine dikkat çekiyor. Sözü geçen hayvanlar ön bacaklarını elleri gibi kullanan uzun boylu ağaçlardaki canlılardır. Dikkatini çeken canlılardan bir diğeri ise uzun otların üzerinde dik şekilde yürüyen canlılar, insana benzeyen varlıklardı. Madenlerdeki Igigi isyan ederek baş kaldırdı. Kralın iki oğlu ve diğerleri, isyancı Anunnaki'yi Nibiru'ya geri göndermek ve onları yeni Anunnaki işçileriyle değiştirmek için bir plan yapıyorlar. Ayrıca ilkel bir işçi olan bir Lulu'yu yaratmaya karar verdiler.

EFENDİ ENKİ'NİN ALTINCI TABLETİ
Bölüm 6.1: İlkel bir işçi köle sınıfı yaratma yarışına ilişkin çok şey var. Kral oğullarından birisi sadece "başlangıcın babası"nın yaratma gücüne sahip olduğunu belirtiyor. Bu gayreti destekleyen kralın diğer oğlu, bu varlıkların zaten var olduğunu fakat köle olmayacaklarını bunun yerine yardımcılar olabileceğini söylemektedir. Tabii ki bu, günümüzde yalan ve uydurma gibi geliyor. Diğer kralların oğlu, gezegene yolculuk yapma kurallarına aykırı olduğunu söylüyor. Kralın diğer oğlu kurallara karşı çıkarak dünyaya gelmesinin bile aykırı olduğunu bildirir. Çok tartışmanın ardından kral ilkel kölenin yaratılmasını emretti.

Bölüm 6.2: Bu tableti inceleyince, Anunnaki'nin, özellikle de madencilikten sorumlu kralın oğlu olduğuna ve eski efsanevi yaratıkları yarattığına inanıp inanmamak arasında kalıyor insan. Hayvanlar, ejderhalar, sentorlar (yarı at yarı adam), deniz kızı, tek boynuzlu atlar, vb. canlıların yaratılışı gibi. Tabletin bu bölümünde, bir hayvanın arkasından parça alıyor ve diğerinin önüne yerleştiriyorlar. Başka bir deyişle DNA deneyleri yapıyorlar. Bu kralın oğlu DNA'dan yaratıklar yaratmış ve kuralları ihlal etmişti, henüz kurallar belirlenmemiş ve işçi yaratmaya başlanmamıştı. Bu hakkın krala ait olduğu göz önüne alınınca, Dünya'nın iki bacaklı yaratıklarınının yani insanımsıların DNA'sını  aralarında karıştırmaya ve iki ayaklı dişi dünyalı kadın canlının rahmine yerleştirmeye çalışyorlar. Pek çok gebelik oldu ama sonuçlar iyi olmuyordu. Birçoğu şekil bozukluğu ile dünyaya geldi.

Bölüm 6.3: Bütün girişimler başarısız oluyor fakat sonunda iki ayaklı bir dünya dişisinin değil, Anunnaki bir kadının döllenmesine karar verdiler. DNA eklemesi yapmış olan dişi Anunnaki kendinin döllenerek gebe bırakılmasına karar verdi. Gebe kalmış ve bir çocuk doğurmuştu. Ona Adem adını verdiler. Daha sonra Nibiruda'ki geç Anunnaki kadın şifacılara da aynı işlemin uygulanıp uygulanmamasının yani dnası ile oynanmış döllerden gebe kalıp kalmamaları konusu soruluyor. Yedi şifacı kabul ederek ileri çıkıyor.

Bölüm 6.4: Gönüllü olan yedi Anunnaki kadın şifacı iki ayaklı dünyalı kadın yaratık ve Adam'ın birleşimi ile döllendiriliyor. Yedi kişi yedi erkek çocuk doğuruyor. Anunnaki kadınlara yönelik talep sorununun farkına vardıklarında, dişi çocuk yapmaya ve onları kendileri çoğaltmaya karar verdiler. Anunnaki'nin karısına daha önce verilen gebeliği isteyip istemediği soruluyor. Doğum normal geçmese de kız çocuğu iyi doğuyor.

Bölüm 6.5: Tabletin bu bölümünde yedi erkek için yedi kadın daha yaratılır. Adam ve Havva Anunnakilerin Ana şehri olan Eden'e taşınır. Yedi erkek ve kadın ise ağaçlar arasındaki kafeslere yerleştirilir. Onların üremesi için zaman gelip geçiyor fakat hiçbir gebelik olmuyor. Kralın oğlundan ve Adam ile Eve'ye (Havva) DNAsı yerleştirilerek aktarılan Anunnaki kadından eklemeler yapılır. Adem ve Havva sonra Eden'i istedikleri gibi dolaşmaya bırakılır.

Bölüm 6.6: Kralın Eden üzerindeki oğlu Adem ile Havva'nın yaprakları olduğunu fark eder. Sinirlenir ve durumun izahı için yaratılışın bir parçası olan kralın diğer oğlunu çağırıyor. Yaratma işindeki suç ortaklarını çağırıyor. Hepsi kayıp DNA'yı açıklayınca Eden'den sorumlu olan oğul daha çok sinirlendiriyor. Daha önce onları aptallık konusunda uyarmıştı. Yaratılış işine karışan kişilerden biri Anunnaki'nin uzun ömürlerinin onlara verilmediğini söylüyor. Eden'den sorumlu olan oğul onlara yarattıklarını Eden'den atmalarını emreder. Adem ile Havva, Eden'i terk etmediler çünkü yasak ağacın meyvelerinden yemişlerdi. Onların Eden'den kovulmaları için Anunnaki bilim adamları DNA ları ile oynayınca Eden'in komutanı çılgına döndü. Havva cazibeli veya baştan çıkarıcı görünmüyordu. Adem ve Havva hiçbirinin kontrolü altında değildi.


EFENDİ ENKİ'NİN YEDİNCİ TABLETİ
Bölüm 7.1: Adem ve Havva, Eden Kenti dışında bir muhafaza içine yerleştirilir. Bir sürü çocukları vardı. Anunnakilerin artık dünyada üç kuşağı vardı. Ademler tarlalarda ve madenlerde çalışıyodu. Altın aktıkça dünya ısınıyor ve kar eriyor. Volkanlar patlayıp yer sarsılır. Igigi, yüksek rüzgar ve toz fırtınalarından dolayı şikayet ediyor. Asteroit kuşağı kargaşa içinde. Dünya üzerine kükürtler düşüyor. Nibiru, bir şekilde gökyüzünde bir sürü sıkıntıya neden olmuş gibi görünüyor ve akabinde Aya büyük bir asteroit çarpıyor.

Bölüm 7.2: Bu bölümde, Mars'taki röle istasyonunu terk etmeyi düşünüyorlar. Yeryüzünde şimdi 80 shar, ya da 288,000 Dünya yılı olmuştur. Lütfen, Dünya'ya 288.000 yıl önce ilk kez gelen Anunnaki halkının hala yaşadığına dikkat edin. Anunnaki aya giderek cennetin üç yolu, 12 takımyıldızı vb. birçok şey üzerinde çalışıyor.

Bölüm 7.3: Mars rölesi terk edilecek olduğundan, altının Nibiru'ya doğrudan taşınması için Dünya'ya yeni bir uzay limanı kurulacaktı. Kral, yeni yaratılmış uzay limanını görmek için Dünya'ya geliyor.

Bölüm 7.4: Kralın oğulları ile çocukları arasındaki bölünme tekrar başlar. İlkel işçiler (Ademler ve Eveler, Eden Kenti'nin dışında ele geçirilerek şehre geri getirilirler) Yapmaları gereken çiftlik işleri ve görevler verilir. Bu arada tahıllar ve koyunlar dünyaya getirilmez. İnsanlığı yaratan oğullar yeni bir plana sahiptir, ancak insanlığın geriye doğru dönmekte olduğunu fark ederler.

Bölüm 7.5: Adam ve Havva'yı yaratan kralın oğlu, onları gözlemler. Bir gün birkaç genç Eve'yi gözlemler ve onları kendi spermi ile hamile bırakmaya karar verir. Doğururlar. Anunnaki şimdi doksan saniye şar zamanı yani 331.200 yıldır dünya'dadır. Kralın oğlu doğumdan ötürü mest olur ve medeni bir insanı yarattığını söyler. Bunun bir sır olmasını ister. Vezire iki çocuğun evdeki kamış sepetlerinin bulunduğu saksılarda olduğunu söyler. Kralın oğlu ve karısı onları kaldırır. Kralın oğlu, onun soyundan olmadıklarını fakat Adam ve Havva'dan daha akıllı olduklarını söyler. Tahılları ve Eve'leri dünyaya gelip hasat yapmak ve koyun gütmek için çağırır. Erkek ve kız çocukları ayrıca iki oğul Cain ve Abel doğar. Nibiru'daki kral, dünyalı erkeğin ziyaret için yanına gelmesini ister.

EFENDİ ENKİ'NİN SEKİZİNCİ TABLETİ
Bölüm 8.1: Erkek almak için uzay aracı gelir. Kralın oğlu diğer yavrularını erkeklere eşlik etmesi için gönderir. Kralın oğlu, erkeğe uzun ömürlü şeyleri yeme ve içme, içlerinde zehir olduğu için öleceksin diyerek erkeği kandırır. Tekne kalkar ve Nibiru'ya gelirler. Kral torunlarını ve dünyalıları ilk kez o zaman görür.

Bölüm 8.2: Nibiru'da dünyalılara uzun ömürlü ekmek ve iksir sunulur ama yemez ve içmezler. Kral rahatsız olup neden diye sorduğunda yer ve içerse öleceğini söyler. Kralın torunlarından biri ona babası tarafından verilen bir tableti krala verir.Kral tableti okuduktan sonra dünyalıların onun oğlunun dölleri olduğunu anlar. Kralın oğlu dünyalıların gezegenlerine geri dönmesini ister. Kralın oğlunun ona uzun ömürlü yiyecekleri yememesini ve içmemesini söylemesinin asıl nedeni, oğlundan bu yana gelecekteki krallık tartışmalarıyla ilgili endişelerdir. Dünyalılar ve torunlardan ikisi dünyaya geri döner.

Bölüm 8.3: İkiz oğullar Cain ve Abel'e su kanalları kazıp, tahıl hasat ederken diğerinin nasıl koyun güdeceği ve yün toplayacağı öğretilir. ilk hasat için kutlama yapılır ve dünyalı ikizler kralın iki oğluna adaklar sunarlar. Cain mutsuzdur çünkü kralın oğulları harcadığı çabalar için ona hiçbir övgüde bulunmazlar. Bu sebeple Cain ile Abel kavgaya tutuşur ve Abel öldürülür.

Bölüm 8.4: Tabletin bu kısmı öldürme olaylarının hikayesini ve Cain'in sürgüne gönderilişini anlatıyor.

Bölüm 8.5: Bu tablette kralın oğlunun dünyalı yavrularına öğrettiğine dair ayrıntılar yer alır. Aynı zamanda diğer dünyalılara öğrettiği başka ayrıntılara değinmektedir. Yaratan Anunnaki'ye ibadet yapılır. Annunaki'nin dünyaya ilk inmesinden bu yana 98 şar, dünya zamanıyla 352.800 yıl geçmiştir. 374.400 dünya yılında, dünyadaki krallık soyunun birkaç neslinin olduğu ve bunların hala üvey kız kardeşlerinden bebekleri olduğu görülüyor.

Bölüm 8.6: Tabletin bu bölümünde kralın oğlu tarafından yaratılan ilk dünyalı erkek ve kadın olan Adem ve Havva'nın yaşamlarının sona erişinin hikayesi anlatılır. Dünyalı erkek Adem'in Cain ve Abel'in babası olduğu söylenir. 93. şarda yani dünya yılıyla 334.800'da doğduğu ve 388.800 yılında öldüğü yazar. Bu zamanda Anunnaki ve dünyalı insanlar birbirleriyle evlilik halindedirler.

EFENDİ ENKİ'NİN DOKUZUNCU TABLETİ
Bölüm 9.1: Anunnaki ve dünya insanları birbirleri ile evlilik yapıyorlardır. Güneş ışınlaı nedeniyle dünya ve mars'da zorluklar yaşanmaktadır. Kralın oğullarından biri dünyalı bir kadınla evlenmek ister. Bir itiraz vardır. Tartışmada, üvey kız kardeşler ile evliliğin krallık soyunun bir geleneği olduğu ifadesi yer alır. Evlilikle ilgili sorun, krallığın soyudur. Çünkü eğer kraliyet soyu, dünyalı bir kadınla evlenirse, Nibiru'daki kral da sonunda bir dünyalı olur. Kral, eğer dünyalı bir kadınla evlenirlerse Nibiru'ya geri dönemeyecekleri ve prens statülerinin sona ereceği konusunda ferman verir. Toprak komutanı olan kralın oğlu, kendisinin ve yeni eşinin Eden'de kalamayacağını bildirir. Kralın oğlu dünyalı bir kadınla evlenir.

Bölüm 9.2: 200 Igigi marstan düğüne gelir. Marstaki 200 Igigi Eden'in liderlerine fark ettirmeden dünyadaki kadınları kaçırıp eşleri yapmaya karar verirler. Düğünden sonra bu planı gerçekleştiriyorlar. İnsanlığın yaratılmasına her zaman karşı olan dünya komutanı, orijinal görevlerini mahvettikleri için üzgündür. Bir zamanlar kutsal olan bir görev şimdi başkalarına kötülük yaşatır hale gelmiştir. Şimdi dünya artık insanlar tarafından istila edilecek. Kralın oğullarının daha yeni evlenmiş olan erkek soyları denizin öteki tarafına sürgüne gönderildi. Sürgün edilen yere dünyalı eşleri ele geçiren Igigi davet edilir. Kralın insanları yaratan oğlu, evli olan dünyalı bir kadın için fanteziye tutulmuş hal alır. Oğluna yeryüzündeki dünyalı kadının kocasına gidip onu buradaki topraklara gönderip göndermeyeceğini sordurur. İnsanlığı yaratan oğul yeni araziyi sıklıkla ziyaret edirek kadını izlemekte ve baştan çıkarmaktadır (İncil'deki David ve Bathsheba'nın hikayesi)

Bölüm 9.3: Bathsheba hamile kalır ve bir çocuğu olur. Çocuk ilk beyaz gövdeli, sarı saçlı, mavi gözlü dünyalıdır. Anunnakilerin gelişinden sonra 396.000. dünya yılında doğmuştur. Dünyada istilalar ve açlık vardır. Dünyadaki komutan, dünyadaki misyonun saptırıldığını ve yeryüzündeki insanlıktan artık tiksindiğini hisseder. Dünyanın her yerindeki çığlıklar yükselir oldu. O kadar ki dünya komutanı uyuyamıyordur. Bir Anunnaki dünyalılara şifa sanatı öğretmek istiyor fakat  dünyadaki Anunnaki komutanı hayır diyor. İnsanların yaşadığı kaynaklardan artık su gelmemektedir. Bitkiler büyüyemez. Dünya komutanı insanlara herhangi bir öğretmez ve yardım etmez. O, insanoğlunun yok olmasını istemektedir. Bir şar zamanı yani 3600 yıl boyunca dünya halkı ot yer ve bu yaklaşık beş şar daha devam eder. Güneşte siyah lekeler vardır. Nibiru'daki bilginler Nibiru gezegeninden dolayı güneşin hareket ettiğini söylerler.

Bölüm 9.4: Nibiru'lu bilginler, dünya buzullarının eridiğini ve ayak basacak sağlam yerleri kaybedeceklerini söylüyorlar. Buzulların kayması, ülkeyi tufan altında bırakacak büyük bir dalga üretecek ve dünya boğulacaktı. Nibiru'daki Kral, Mars'a ve Dünyaya tahliye için hazırlık yapmalarını söyler. Baş bilgelerden biri kralın mesajı ile beraber dünyaya gelir. Nibiru'ya dönecek olan Anunnakilere dünyadaki döngüye alıştıklarını bu yüzden Nibiru'ya döndüklerinde döngü farkından dolayı rahatsız olacaklarını, Nibiru'daki bu döngüyü düzenleyemediklerini, bu döngü farkından dolayı dönenlerin ömürlerinin kısalacağını iletir. Daha çabuk öleceklerdi. Kralın oğullarından biri bunu bilmektedir, fakat dünyanın kralı olan diğer komutanın oğlu kızgındır. Dünyalıların onlar gibi olmasından ve onların dünyalılar gibi oluşundan dolayı öfkelenir. Eskiden efendi oldukları dünya gezegeninde şimdi kölelere dönüştükleri hissine kapılıyor. Bilge onlara yeryüzünde kalacaklarını söyler. Uzay gemilerine binerek yükselirler ve dışarıda afetin gelişini beklerler. Diğer Anunnakiye, felaketi bekleme veya geri dönme seçeneği verilir. Dünyalı kadınlar ile evlenen Anunnaki, eşleri ile gezegenden ayrılma arasında seçim yapmalıdır. Bu tablet, tufanın doğal bir olay olduğunu ima etmektedir. Anunnakiler bir araya toplanarak gerçekleşecek olayı ve seçimleri hakkında konuşurlar. Her biri kalmaya ya da ayrılmaya karar verir.

Bölüm 9.5: Anunnakiler seçimlerini yapar ve daha sonra insanlığın kaderini soruşturmaya başlarlar. Dünyanın komutanı öleceklerini ilan edince diğer Anunnakiler ölmemeliler diye bağırırlar. Dünya komutanı, öncelikle onları yaratan kardeşini dileklerine karşı uyarır. Onun arkasından kendi yarattıklarına müdahale edilir. Toprak komutanı her Anunnaki'ye yemin eder. Hazırlıklar için görevler verilir. Uzay aracıbelirlenir. İnsanoğlunu yaratan kralın oğlu bir kez daha kardeşinin arkasına gider ve hayvanların DNA'sını toplamaya karar verir. Dünyadaki guruldama büyümektedir.


EFENDİ ENKİ'NİN ONUNCU TABLETİ
Bölüm 10.1: Bu tablet kralın oğlunun gördüğü bir rüyayı ve rüyasında yarattığı dünyalıların su altında kalacağını ve bunu Nuh'a bildirdiğini gördüğünü anlatır. Nuh, gelecek selden ailesini kurtaracak sağlam bir tekne inşa etmektir.

Bölüm 10.2: Nuh insanları kandırarak onun sağlam bir tekne yapmasına yardım ettirir. Altıncı gün, gemici bir kutu hayvan DNA'sı ile gelir. Sel Anunnakilerin gelişinin 120. şarında yani 432.000 yıl sonra olacaktı. Tufan dalga ve yağmurun birleşimiydi. Bu, Nibiru yörüngesinin dünyaya yakınlaşması ile ortaya çıkmıştı.

Bölüm 10.3: Tabletin bu kısmında selden ve Nuh'un teknesinin Ağrı'nın yanında dağ üzerinde durduğunu anlatır. Dünya komutanı dünyaya geri dönüp Nuh'u bulur ve onun aldatmacası karşısında kardeşini öldürmeye hazırdır. Herkes durumu açıklayınca sakinleşir. Geride bıraktıkları tek şey, şehirlerine gömülmüş değildi, uzay aracının iniş rampası da kalmıştı.

Bölüm 10.4: Annunaki dünya'ya döndükten sonra tüm yıkımı gördüler. Mars atmosferini kaybeder ve su kurumuş haldedir. Anunnaki dünyada yeniden oluşum için çiftlik işlerini organize eder.

Bölüm 10.5: Nibiru Mars ve Dünya'nın çekimlerinden dolayı zarar görür. Nibiru'daki atmosfer de hasar görmüştür. Bu sebeple Nibiru'nun Dünya'dan daha fazla altına ihtiyacı vardır. Toprak, krala yeniden altın toplanamayacağını söyler. Madenler kayıptır. Ancak okyanusta yapılan bir Anunnaki araştırmasında, yere dökülen küçük altın parçacıkları bulunur. Ayrıca Cain'in insanlarından bir kısmı sağ kalmış halde bulunur. Uzay gemisinin iniş-kalkış rampası inşa edilmektedir.

Bölüm 10.6: Uzay gemileri inecek yer için iki dağa ihtiyaç duyar. Hiçbir yer ideal değildir. Piramitleri, uzay limanı için dağlar gibi kullanabilmek için inşa ederler.

Bölüm 10.7: Tabletin bu son kısmında Anunnaki bir kez daha bencilce davranarak güç ve ünvan ister. Arazileri kendi aralarında paylaşırlar.

EFENDİ ENKİ'NİN ONBİRİNCİ TABLETİ
Bölüm 11.1: Sonraki şarda yani 3,600 yıl sonra barış muhafaza edilir ve çok iyi sürmektedir. Kralın oğullarından birinin iki oğlu vardır. Biri babasıyla birlikte karada yaşarken diğeri de uzay limanı tarafından yaşamaktadır. Uzay limanındaki oğul kıskançlık ve açgözlülük gösterir. Babasının toprakları kendiyle yaşayan oğluna bırakacağını düşünür. Arazilerin kendine miras kalması için eşi ile birlikte kardeşini öldürmeyi planlar. Verdikleri bir partide kardeşi içkiden dolayı uykuya dalınca onu tabuta koyup denize atarlar. Ölene kadar bulunamaz.. Kederli karısı karısı intikam sözü verir ve ölen kocasından aldığı meniyi rahmine yerleştirerek intikamını almak için bir oğul yetiştirir. Oğul büyür, eğitilir ve bir ordu yetiştirir. Gün gelir ve oğlu zehirli bir dart ile vurulur fakat ölmez.

Bölüm 11.2: Tabletin bu bölümünde oğlu, babasını öldüren amcasını yener. Gemisi ile birlikte dünyaya iner. Kör ve testisleri ezilmiştir. Konsey, yaşamasına izin verir. Dünyadaki komutan, bir dünyalının ilk kez bir ordu yetiştirdiğini fark eder. Kontrol etmediği yerlerde ve arazilerde uzay limanları sahibi olmayı araştırır. Üç oğlunu toplar ve diğer Anunnakiler tarafından bilinmeyen bir boşluğa uzay limanı inşa eder. Başka bir aşk filizlenir. Bu sefer kralın oğulların her birinin soyundan gelenler arasında olacaktır. Herkes dışında sadece biri barış getirmek için ileri bakıyordu.

Bölüm 11.3: Düğündeki hazırlık aşamasında, bir kadın akrabanın gelini giydirmesi gelenektir. Gelin o kadına kıyafet hazırlığı sırasında kocasının planlarını anlatır. Planlar o kadar görkemlidir ki kadın  bunları gidip damadın babasına anlatır. Baba alarma geçirilir fakat kraliyet soyundan gelen diğer oğulların avantaj elde edeceğinden korkar. Onun planı kızının, kardeşi (damat) tarafından döllenmesidir. Bu yolla krallık soyları ailenin yanında duracaklardır. Damat, kız kardeşini hamile bıraktıktan sonra uykuya dalar. Ölüm rüyası görür. Uyandığında kız kardeşine, ona tecavüz ettiğini yönünde suçlanacağını söyler. O şehirden koşarak kaçarken yolu bir şelalede biter. Kayalar kaygandır fakat ölümüne koşuyordur.

Bu son bölüm kafa karıştırıcı olduğunu söylemek gerekir.

Gelin, damadın vücudunun bulunduğu yere kadar aceleyle gider. Ablası tarafından damadın kardeşinin kendini hamile bırakmasını istemekle suçlanır. Gelinin danışmanı gelinin kız kardeşine onun 60 veba ile lanetlenmesini söyler. İnsanı yaratan ve aynı zamanda damadın dedesi olan kralın oğlu, ölüm ışınları tarafından gelini ve kurtarması için 2 cansız elçi gönderir. Gelin kız kardeşin danışmanı, iki elçiyi ışınla vurur ancak onlara zarar veremez. Danışman daha sonra onlara bir kazıkta asılı olan cansız gelini gösterir. İki elçi onun üzerine titreşen yıldızlar ve yayıcı gönderir, ağzına bir hayat bitkisi koyar ve vücudunu hayat suyu ile serpiştirirler.

Bölüm 11.4: Bu bölüm, son bölümün bazı karışıklıklarını açıklamaktadır. Gelin damadın bedenini aramak için yer altına gider. Eski zamanlarda yeraltı dünyası ölümün yeridir. İki elçi, onu yeniden canlandıracak ve damadın cesedini alarak yeraltı dünyasını terk edecektir. Gelin intikam istemektedir ve o öldürmemiş olsa da damadın babasının da ölümünü ister. Gelin intikam arayışı için bir savaş başlatır. Damadın babası, bir piramidin odasında mezardan oluşan bir tuzağa düşüyor. Kendini bir mezara kapatan baba eğer kimse müdahale etmezse orada ölecektir. Babası, sürgüne gönderilmek ve kraliyet haklarından vazgeçmek üzerine bir anlaşma yapar.

Bu Anunnakinin yaptığı hiçbir şey adil görünmemektedir fakat dünya komutanı siyasi oynayarak üstünlüğü yakalar. Yaşlanınca kardeşi bir sonraki kral olmalıdır fakat bu olayla birlikte krallık soyluları krallığın asla onun kardeşinin soyundan gelmeyeceğini garantilerler.

Bölüm 11.5: Bu bölüm mezar odasında kapana kısılan babanın kurtarılışını ve bu sırada piramidin içindeki taş, kiriş, işaret fenerlerine hasar verilmesi ile ilgilidir. Dünyanın komutanı toprakları yeniden atar. Bu onun kral olan babası için başka bir soru doğurmuştur. Dünyalılar Anunnakilerden daha hızlı çoğalmaktadırlar. Anunnaki dünyalıları nasıl itaat ettirip çalıştıracağını düşünür. Kral, bir kez daha Dünya'ya inmeye karar verir.

Bölüm 11.6: Uzay gemisinin işaret yeri değiştirilir. Dünyanın komutanı arazileri yeniden tanımlar ve atar. Gelin eğer evlilik tamamlansaydı hangi toprakların onun olacağını öğrenmek istemektedir. Hiçbir şey ona verilmiyor. Bu onun kral olan babasından dolayı başka sorunlar getirmektedir. Dünyalılar Anunnakilerden daha hızlı çoğalmaktadırlar. Anunnaki dünyalıları nasıl itaat ettirip çalıştıracağını düşünür. Kral, bir kez daha Dünya'ya inmeye karar verir.


EFENDİ ENKİ'NİN ONİKİNCİ TABLETİ
Bölüm 12.1: Kral, Dünya'ya gelmeye karar verir. Tufandan sonraki yeniden yapılanma iki kuşak yani 7.200 yıl olmuş olsa da devam etmektedir. Burada çok merak uyandırıcı bir şeyden söz edilmiştir. "Kalkan göz toprakları tarar, kalkan ışın herkese nüfuz eder". Burada anlatılan şey muhtemelen piramitlerin üzerindeki göz sembolüdür.

Bölüm 12.2: Bu ilginç bir bölümdür. Kralın gelişi ile ziyafet verilir ve herkes şarkı söyler. Kral ve karısı birkaç gün ve gece uyurlar. Altıncı gün, kral iki oğlu ve kızını çağırır. Onlarla yeni altın bulma planlarını, uzay rampaları vb. şeyleri hesaplar. Sonra, sel öncesinde gönderdiği temsilci hakkında konuşurlar. Temsilci, uzay gemisi içinde gelen, dünyadaki sel ve yaşam döngüsü değişimi yüzünden Nibiru'ya geri dönmeleri halinde nasıl ölecekleri hakkında konuşan biridir. Sonra aynı temsilci oğullardan birinin rüyasında görünür. Kral bir elçi göndermediğini belirtir ve hepsi şaşkındır.

Bölüm 12.3: Kralın ziyaretinden sonra yapılan birçok değişiklik olur. Toprakların yeniden düzenlenmesi ve dünyalılara yeni bir yaklaşım söz konusudur. Şehirlerdeki Anunnakiler ile dünyalıları birbirlerine karıştıracaktır. Ayrıca dünya komutanı tarafından atanan kendi kralları ile kendilerine ait bir şehir verilir. Kraliyet ve yetki için bir puan sistemi tasarlanır. Gelin hala intikam duygusu ile doludur ve kendi topraklarını istemektedir. Bir plan düzenler ve onu ölü damadın dedesine yönlendirir. O ME denilen şeylerden sorumludur. Gelin onları ondan çalmak için bir plan yapar. Onun ikamet ettiği yere varır, süslenmiş haliyle, şarkı ve şarapla onu baştan çıkarır. Damadın dedesi bu hileye düşmez.

Bölüm 12.4: Gelin yakalanır ama ME'ler onunla birlikte değildir. Dünya komutanı, kardeşini sorumluluktan kurtarmış gibi görünmektedir. Sürgünden geri dönen kardeşinin oğlu çok kızgındır. Kendine kutsal bir şehir ister. Dünya komutanı olan amca ona herhangi bir şehir vermez. Onu kendi yanına alır ve ona yardım etmesi için bir miktar Igigi verir. Babil kulesini inşa etmeye başlarlar. Gece, dünya komutanın güçleri onu yok edip halkı dağıtır. Daha sonra her bölgeye farklı bir dil ve alfabe verir. Şehrin kralları gelir ve giderler. Halk şimdi ME'lerden sorumlu tutulan gelin hakkında şarkılar söylemektedir.

Bölüm 12.5: Kralın oğullarından bir zamanlar sürgünde kalan oğluna kardeşinin efendisi olduğu bir topraktan alan verilir. 650 dünya yılı boyunca aralarındaki anlaşmazlık ve kavga devam eder. Sonunda küçük kardeş kralın oğlunun yani babasının ısrarı üzerine bu anlaşmalık üzerinde diretmeyi bırakır. Yeni araziler için okyanusun karşısına geçer. İlginç bir şekilde sürgüne gönderilen ve dünyalıları yaratan kralın oğlunu dünyalılar "Ra" diye çağırıyordu (Ra, Mısır'da güneş tanrısı olarak anılmıştır). Ra şimdi, piramidin yanındaki aslanın yüzünü oğullarının yüzüyle değiştirir. Küçük kardeşine yapılan göndermeler silinir. Arkeolojik kalıntılar ve bulgular incelendiğinde eski kralların kalıntılarını yok etmek için bu türden bir Mısır tarihi varmış gibi görünmektedir. Anunnakilerin sayım sistemi 60 üzerineydi fakat Ra onu 10'arlık sayımla değiştirdi.

Bölüm 12.6: Tabletin bu kısmı, Ra'ya bazı ME'ler veren baba ile başlar. Ölüleri canlandırmanın nasıl olduğuna dair her bilgiyi ona verir. Üçüncü bir bölge kurulur ve gelin o bölgenin efendisi olur. Baştan çıkardığı kralın oğlu 3.bölgeyi alan gelinin yönetirken kullanması gereken ME'leri çalar ve onları elinde tutar. Gelinin arazisinde tamamen yeni bir dil verilir. Üçüncü bölge dil yüzünden iletişim kuramaz olur ve bu yüzden neredeyse savaşa girer. Dil farklılığı yüzünden ticaret yapılamaz. Bu engel nedeniyle üçüncü bölge çiçek vermez.

EFENDİ ENKİ'NİN ONÜÇÜNCÜ TABLETİ
Bölüm 13.1: Üçüncü bölge çiçek açmaz ve gelin bölgeyi ihmal eder. Ona başka bölgeler verilmez. Sonunda ondan uzaklaştı. Ölü damadın hayaleti tarafından lanetlenir. Gece zevkleri için bir ev inşa edip adamları yatağına çeker ve onları öldürür. Bir kral olan Gılgamış uzun ömür ister, dener, ancak ulaşamaz ve ölür.

Bölüm 13.2: Ra, gelinin uğramaları yüzünden bunalır. Artık ölümsüzlükle meşguldür. İnsanlara altın aramaya gitmelerini emreder. Kardeşlerinin arazisini istila ederler ve çileden çıkmış haldedirler. Ra tüm dünyayı yönetmek ister. Gelin seyahat eder ve ülkenin birinde sevdiği şekilde bir insan bulur. Dünyalılara takım yıldızları ve burçlar öğretilir.

Bölüm 13.3: Hasım olan Gelin ve Ra savaşa hazırlanıyor. Savaş, iki kral arasındaki oğullarının aileleri arasında başlar. Dünya komutanı kardeşlerinin de rüyasında gördüğü aynı elçiyi görür.

Bölüm 13.4 Savaş ilerler ve kralın dünyalıları yaratan oğlu galip gelir. Dünya komutanı ve destekçilerine tek hükümdar olduğunu ve teslim olmalarını söyler. Ancak dünya komutanının bir üstünlüğü vardır. Terör silahlarının nerede saklandığını bilmektedir. Onlardan iki tanesini kullandırır, ancak halkın zarar görmediğinden emin olun der.

Bölüm 13.5: Terör silahları kullanılır. Tufandan itibaren 1.736 yıl geçmiştir. Hepsi Ra'nın güçleri ve takipçileri tarafından yok edilir. Ardından rüzgar ve yol boyunca herkesi öldüren kötü bir karanlık bulutla patlak verir.

Bölüm 13.6: Bu tablet, bir önceki tabletin uzatmasıdır.

EFENDİ ENKİ'NİN ONDÖRDÜNCÜ (SON) TABLETİ
Bölüm 14.1: Bu son tablette kralın iki oğlu vardır. Enki ve Enlil, terör silahlarından gelen hasarı araştırmak için uçmaktadırlar. İki kardeş konuşur ve tüm bunların anlamı üzerine tartışır. RA'nın çok istediği krallık artık çorak bir yerdir. Dünya komutanı kardeşine "Ra her ne istiyorsa ona sahip olabilir" der. Verdiği şey ile artık radyoaktif topraklarda altın toplayabilir. Dünya komutanının da yaptığı gibi batıya doğru, orijinal görevi tamamlamak için altın alanının olduğu yere gider.

Kaynak:
The Lost Book of Enki: Memoirs & Prophecies of an Extraterrestrial God (Earth Chronicles #6.25) by Zecharia Sitchin

Çeviren & Derleyen & Yazan: A.Kara