HABERLER
Dini Haber
"Evet Karabekir, Arapoğlu nun saçmalıklarını Türk oğullarına öğretmek için Kuran ı Türkçe ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."
– Mustafa Kemal Atatürk

"İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi."
"Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam."
– Friedrich Nietzsche

"Din . . . temel olarak korkuya dayanır … bilinmeye karşı duyulan korku, yenilgi korkusu, ölüm korkusu. Korku her acımasızlığın anasıdır ve o yüzden acımasızlık ve dinin el ele gitmesine şaşılmamalı. Benim din hakkındaki görüşüm Lucretius’la aynı. Onu korkudan doğan bir hastalık ve insan ırkına büyük bir mutsuzluk kaynağı olarak görüyorum."
– Bertrand Russell

"Evrenin sırlarının kabul edilebilir bir açıklamasının olmaması, bir tane yaratmamızı gerektirmez."
– J. Benbasset

Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BİLİNMEYEN BİR İNSAN ATASI MI BULUNDU?

Bilimsel, İnsan atası, İnsan ataları, Evrim, Evrim süreci, Neandertal, A, Melez insan türü, Yeni insan atası, Arkeolojik keşif, Eski insan türleri, Antik atalarımız,
YENİ BİR İNSAN ATASI MI KEŞFEDİLDİ?
Bilim adamları insan evriminin gizemini çözmek için yapay zekayı kullanıyorlar. AI'nın (yapay zeka kurumu) son raporuna göre modern insan DNA'sına ışık tutabilecek bilinmeyen yeni bir insan atası bulunmuş olabilir.

Geçen yıl da araştırmacılar beklenmedik bir şekilde Denisovan genetik karışımının iki ayrı bölümünü keşfetmişti.

İki ayrı modern insan grubunun Denisovan soyundan geldiğini, Okyanusya'dan ve Doğu Asya'dan gelen bireylerin genomlarının iki ayrı Denisovan karışımına sahip olduğunu ancak benzersiz bir şekilde farklı olduklarını belirlediler.

Bilim adamları Denisova mağaralarında bir melez bulduğunda atalarımızın hikayesi daha da karmaşık hale geldi. Yapılan incelemelerde Neandertal anne ve Denisovan babanın bir çocuğu olduğu ortaya çıktı. Bu da daha genel bir sorgulama sürecinin parçası olmuştu.

Günümüzde ise modern insanın DNA analizini yapan araştırmacılar soyu tükenmiş olan türlerin Afrika'nın dışındaki insanlardan ve Asya'daki modern insanlardan kırılarak melezleştiğini gösteriyor.

Evrimsel Biyoloji Enstitüsü baş araştırmacısı ve UPF bölüm başkanı Jaume Bertranpetit konuyla ilgili şöyle diyor:
"Yaklaşık 80.000 yıl önce,sözde Afrika dışında halihazırda modern insanlardan oluşan insan nüfusunun bir kısmı Afrika kıtasını terk edip diğer kıtalara göç ederek mevcut tüm popülasyonu ortaya çıkardı.


O zamandan beri modern insanların Afrika hariç tüm kıtalarda Neandertallerle ve Okyanusya'daki Denisova'larla ve muhtemelen Güneydoğu Asya'daki insanlarla birleşip melez türleri var ettiğini biliyoruz."

Bununla birlikte üçüncü bir atanın bir zamanlar insanların yanında yaşadığı fikri şimdiye kadar sadece bir teoriydi fakat AI araştırmacılarının çalışmaları onların varlığının onaylanmasına yardımcı olabilir.

CNAG-CRG’nin baş araştırmacısı Oscar Lao şöyle diyor:
"Bu da ancak memelilerdeki sinir sisteminin çalışma biçimini taklit eden, verili bir görevi gerçekleştirmek için önemli olan kalıpları tespit etmekte uzmanlaşmış ve farklı yapay nöronlarla çalışan bir algoritmanın yardımı ile yapılabilir.

Bu özelliği yüz binlerce simülasyon aracılığıyla elde edilen genomlar aracılığı ile insan demografisini tahmin etmeyi öğrenmek için algoritmayı elde etmek için kullandık. Ne zaman bir simülasyon çalıştırsak insanlık tarihinde olası bir yol boyunca ilerliyoruz. Simülasyonlardan her biri atalarımıza ait bulmaca parçalarından hangilerinin birbirine uygun olup olmadığını gözlemlememize izin verir."
(Buna derin öğrenme analizi deniyor)

Genomik Düzenleme Merkezi'ne göre "nesli tükenmiş bir insansı, insanlık tarihine açıklık getirebilir."

Derin öğrenme analizi soyu tükenmiş insansıların muhtemelen Neandertal ve Denisovan topluluklarının soyundan geldiğini ortaya koymuştur.

Tartu Üniversitesi'nden araştırmacı Mayukh Mondal bir açıklamasında şöyle diyor:
"Teorimiz Denisova'da yakın zamanda keşfedilen melez insan numunesi ile aynı zamana denk geliyor ancak henüz diğer olasılıkları ekarte edemiyoruz."

Yazan: A.Kara

KANDİLİN İLK KEŞFİ VE CRO-MAGNONLAR

Cro-magnon,Cro-magnon insanı, Bilimsel, Cro-magnon insanlarının keşifleri,Tarihteki ilk kandil,Cro-magnon ve ışık,A, Antik tarih, Mağara insanlarının keşifleri,Antik çağda ışık
CRO-MAGNON İNSANINDAN TARİHTEKİ İLK KAPALI ALAN IŞIĞI KEŞFİ
Elektrik kesintisi olduğunda hepimiz biraz gergin ve huzursuz oluruz. Elektriksiz ve ışıksız ortamda kalmak kendimizi çaresiz hissettiriyor. Şimdi bu bazıları için bir sürpriz olabilir fakat Cro-Magnon insanları da karanlıkta oturmaktan da zevk almıyordu. Bu yüzden ilk iç mekan ışığı hakkında bir şeyler yapmaya karar verdi ve icat etti. İcadın elbette elektrikle bir ilgisi yoktu çünkü böyle karmaşık bir teknolojiden haberleri yoktu.

Yine de yaklaşık 40.000 yıl önce hayvansal yağlarla donatılan ipliksi, lifli bir fitilin uzun süre yanmaya devam ettiğini fark edecek kadar zekiydiler. Böylece ilk kandili keşfedip kullandılar.

Fitil kokulu hayvansal yağları da tutan tabağa benzer üçgen biçimli bir çöküntüde yatan fitil ile bir taş lamba yarattılar. Kulağa çok ilkel bir keşif gibi gelebilir ancak Cro-Magnonlar bu buluşları ile ışığa sahip olan, mağarasında da bunu kullanabilecek bir buluş sağlamış oldu ve bu buluşları binlerce insanlara hizmet etti.

Tarihin ilerleyen kısımlarında daha ileri medeniyetler çok daha gelişmiş kandilleri icat etti. Eski Mısırlılar tapınaklarında ve evlerinde ışığa ihtiyaç duyuyorlardı. Sıklıkla dekore edilmiş, oyulmuş çanak ve çömleklerinde parşömenden yaptıkları fitilleri kullanarak bu sorunu çözdüler.

Eski Yunanlılar ve Romalılar ise meşe ve keten fitilleriyle bronzdan yapılma kandillerini üretmişlerdir.


Ortaçağ'da antik mezarlarda ve tapınaklarda sürekli yanan lambalar keşfedilmiştir. Eski kayıtlara dayanarak bu gizemli nesnelerin tüm dünyada, Hindistan, Çin, Güney Amerika, Kuzey Amerika, Mısır, Yunanistan, İtalya, Birleşik Krallık, İrlanda, Fransa ve diğer birçok ülkede bulunduğunu görmekteyiz.

Sürekli yanan lambalar olağandışıydı çünkü yüzlerce yıl yakıtsız yanabiliyorlardı.

Mum ve elektriğin icadından önce bu kandiller eski insanların bir süre boyunca sürekli ışık üretmelerine yardımcı olmuş ve önemli ev eşyaları olarak kabul edilmiştir.

Mesele şu ki çoğu araştırmacının ilkel bir tür olarak varsaydığı Cro-Magnon insanları aslında bizim gibiydiler. İsimleri 1868'de iskeletlerinin keşfedildiği Fransa'nın ünlü Dordogne Vadisi'nde bulunan Cro-Magnon kaya evine kadar izlenebilmektedir.

Modern insanlar gibi Cro-Magnonların da düz bir alnı vardı ve beyinleri bugünki insanların sahip olduğundan biraz daha büyüktü. Doğal olarak Neandertallerden daha akıllıydılar.

Cro-Magnonlar birçok yönden akıllıydılar. Araçlar kullandılar, silahlar yaptılar, kulübeler inşa ettiler,  mağara resimleri yaptılar ve hatta zamanı bile takip etmeye çalıştılar.

Dolayısıyla ilk kapalı mekan ışık kullanımının aslında 40.000-10.000 yıl kadar önceki Buz Çağı'nın sonlarında gezegenimizde yaşayan ve akrabalarımız olan Cro-Magnonlar tarafından icat edildiğini öğrenmek çok şaşırtıcı olmamalı.



Yazan & Çeviren: A.Kara

DÜNYANIN MANYETİK KUZEYİ DEĞİŞİM İÇİNDE

MANYETİK KUTUP DEĞİŞİYOR

Kuzey kutbunda garip bir şey oluyor. Yapılan son çalışmaya göre dünyanın Manyetik Kuzey Kutbu gezegenin çekirdeğinde bulunan sıvı demirin hareketleri nedeniyle Kanada’dan Sibirya’ya doğru ilerliyor.

Bilim adamları 2014 yılından bu yana dünyanın çekirdeğindeki hareketlerden dolayı şu ana kadar kutup noktalarının tahmin edilemeyecek şekilde değiştiğini söylüyorlar.

Manyetik Kuzey Kutbu'nu incelemek ve çeşitliliğini anlamak çok önemlidir.

Bu nedenle bilim adamları gezegenin manyetik alanını tanımlayan ve denizdeki gemileri yönlendiren sistemlerden akıllı telefonlardaki Google Haritalar'a kadar tüm modern navigasyonun temelini oluşturan Dünyanın Manyetik Modelini güncellemek için bir araya gelecekler.

En yeni model 2015 yılında piyasaya sürülmüştü ve 2020 yılına kadar değişmeden kalması bekleniyordu. Ancak manyetik alan o kadar hızlı değişiyor ki araştırmacılar modeli düşündüklerinden daha erken güncellemek zorunda kaldılar.

Dünya çekirdeğindeki hareketten dolayı kutup noktalarının kayması ile ilgili olarak Colorado Üniversitesi'ndeki jeomanyetizma uzmanı Arnaud Chulliat "Belirlenen kutup noktasındaki hata zamanla artıyor" diyor.

İngiliz Jeoloji uzmanı Will Brown bu konuyla ilgili şunları söylüyor: "Manyetik kutuplar sürüklenince alan kuvvetlenir ve zayıflarken güneşin uçsuz bucaksız manyetik alanı güneş esintilerini beraberinde getirirken dünyayı bu getirdiği hava ile dışarıdan sürekli olarak vurur."

Dünyanın Manyetik Kuzey noktası farklı alanlara kayabiliyor. Araştırmacı ve bilim insanlarını büyüleyen bu düzensiz ve öngörülemeyen hareket ilk kez 1831'de James Clark Ross tarafından Kanada Arktik bölgesinde ortaya çıkarıldı.


1990'ların ortasında hızı yılda 15 kilometreden 55 kilometreye çıktı. Bu manyetik kutup 2001’de Kutup Okyanusu’nun içine girmişti bu yüzden 2007’de bir ekip direği bulmak için deniz uçağına binerek okyanus ve buzullar üzerine iniş yapmak zorunda kalmıştı.

Manyetik Dünya Modeli, NATO, Savunma Bakanlığı gibi kuruluşların ayrıca Android ve iOS gibi akıllı telefon işletim sistemlerinin navigasyonunda kullanılan standart manyetik modeldir. Akıllı telefonunuzun harita uygulamasını açtığınızda, hangi yöne baktığınızı gösteren bir ok görürsünüz ve  bu ok telefonlarda bulunan Dünya’nın manyetik alanını ölçen bir manyetometre sayesinde size yön gösterir. İşte dünyanın kuzey kutbundaki bu sapma sonrası dolayısı ile kuzey noktası birkaç kilometre değişmiş oluyor ve size yol gösteren cihaz da biraz sapıtabiliyor. Bundan dolayı da yine dünyanın manyetik alanının bilim insanlarınca güncellenmesi ve takip edilmesi gerekiyor.

2016 yılında, küresel modelin son güncellemesinden hemen sonra belirlenen manyetik alanın bir kısmı geçici olarak doğu Pasifik Okyanusu'nun derinliklerine doğru yöneldi.

Avrupa Uzay Ajansı’nın Swarm gibi bazı uyduları bu değişimleri izledi ve görüldü ki 2018'de Kutup uluslararası tarih çizgisini aşarak doğu yarımküreye geçti.

Bilinmesi gereken en önemli şey dünyayı, dolayısı ile bizleri koruyan şeyin dünyanın manyetik alanı olduğudur. Çünkü bu manyetik alan güneşten gelen sıcak akımları kesintiye uğratan tek güç. Eğer bu manyetik alanda çok ciddi bir konum değişikliği olursa güneşten gelen sıcak rüzgarlar sonrası dünyaya neler olabileceğini bir düşünün.

Yazan: A.Kara