Din ve Mitoloji: Türk mitolojisi
HABERLER
Dini Haber
"Evet Karabekir, Arapoğlu nun saçmalıklarını Türk oğullarına öğretmek için Kuran ı Türkçe ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."
– Mustafa Kemal Atatürk

"İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi."
"Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam."
– Friedrich Nietzsche

"Din . . . temel olarak korkuya dayanır … bilinmeye karşı duyulan korku, yenilgi korkusu, ölüm korkusu. Korku her acımasızlığın anasıdır ve o yüzden acımasızlık ve dinin el ele gitmesine şaşılmamalı. Benim din hakkındaki görüşüm Lucretius’la aynı. Onu korkudan doğan bir hastalık ve insan ırkına büyük bir mutsuzluk kaynağı olarak görüyorum."
– Bertrand Russell

"Evrenin sırlarının kabul edilebilir bir açıklamasının olmaması, bir tane yaratmamızı gerektirmez."
– J. Benbasset

Türk mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YUNAN VE TÜRK MİTOLOJİSİ

mitoloji, yunan mitolojisi, Türk mitolojisi, Yunan ve Türk mitolojisi, Eski Türk tanrıları, Yunan tanrılarının özellikleri, Yima, Tura'nın torunları, Türklerin babası, A, Mitolojide ejderha,
Mitoloji; Bir efsaneye, derin bir sembolik anlamı olan geleneğe veya efsanelere dayanan bir öyküdür.
Bir efsane, gerçek bir olayı kaydetmekten ziyade, onu anlatan ve duyanlara "doğruyu taşır".
Bazı efsaneler gerçek olayların birer delili olabilse de, sembolik bir anlama dönüşerek zaman veya mekanda kaymışlardı.
Mitler genellikle evrensel ve yerel başlangıçları açıklamak ve doğaüstü varlıkları içermek için kullanılır. Bu hikâyelerin anlamının, geliştirdikleri kültüre olan büyük gücü, bazen binlerce yıl boyunca yaşadıkları sürece hayatta kalmaları için önemli bir nedendir.
Kahramanlar Tanrılar, doğal fenomeni açıklamak için yaratıldı (örneğin, eski Yunanlılar, gök gürültüsü gerçekleştiğinde Zeus'un şimşek veya yıldırım fırlattığına inanıyordu). Yunan mitolojisine inanan insanlar ayinleri yerine getirmişlerdi (örneğin, insanlar Poseidon'a bir tür hediye ya da adak bırakacakları zaman denizdeki yolculuklarının güvenli geçeceğine inanırlardı).

YUNAN MİTOLOJİSİ
Yunan Mitolojisi Aile Ağacı: Cronus, Rhea, Hades, Poseidon, Zeus, Hera, Demeter, Hestia, Dionysos, Apollo, Hephaestus, Hermes, Ares, Artemis, Athena.

Yunan mitolojisine göre, zamanımızdan çok önce, tanrılar dünyaya hükmettiler. On iki Olimposlu vardı ... ve sonra Hades vardı. Bu tanrılar ve tanrıçalar fanilerin hayatlarının çeşitli yönlerini izlediler ve kontrol ettiler. Ölümsüzlerdi ve her birinin kendi uzmanlık alanları vardı. Mitler tanrısallığı odağa getirir ve insan varoluşunun doğasına değinir. Yunan mitolojisi, antik Yunanlıların inançlarını ve ayin gözlemlerini kapsamaktadır. Esas olarak mitler olarak adlandırılanlar, çeşitli tanrılar, olaylar ve doğa hakkında çeşitli öykü ve efsanelerden oluşan bir vücuttan oluşur. Yunan halkının dünyayı açıklama girişimi Yunan tanrıları ve tanrıçalarını yarattı. Yunan mitolojisinin önemi iki yönlüdür. Günümüz eğlencesinin ve eski bir kültürün keşfinin bir aracı olarak hareket eder, ancak uzak geçmişte Yunan aristokrasisine meşruiyet ve otorite sağlamıştır.
Antik Yunan çok tanrılı inanç sistemi, tanrılar ve tanrıçaların pasif insan tezahürleri üzerinde daha çok yoğunlaşmıştı. Yer kürenin üç farklı alanı olan dünya, deniz ve gökyüzüne dağıtılmış 12 ana tanrı vardı. Aralarında kadın tanrıçalar da olduğundan, Yunanistan'daki kadınlar diğer medeniyetlere göre daha fazla ayine sahipti. Büyük Üç, Yunan Mitolojisinde ölümsüz dünyada Üç Kardeşleri veya ana güç sahiplerini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Büyük Üç, Cronus ve Rhea oğulları olan Zeus, Poseidon ve Hades'dir.
  1. Zeus: Tanrıların kralı ve gökyüzünün efendisi.
  2. Poseidon: Deniz tanrısı ve atların yaratıcısı.
  3. Hades: Yeraltı dünyasının ve yeraltında bulunan zenginliklerin tanrısıdır.

TÜRK MİTOLOJİSİ
"Anadolu mitolojisi" farklı kültür ve tarihlerden zengin bir karışımdır. Tarih öncesi ve tarihi çağlarda Anadolu'da her zaman birçok medeniyet var olmuştur.

Göçler, savaşlar ve ticari işlemlerle Anadolu, diğer medeniyetlerden etkilenmiş ve etkilemiştir. 12 büyük tanrının çoğu Anadolu kökenlidir. Zeus, mitolojinin en tanınmış tanrılarındandır.

Bir inanışa göre Türk halkı, dünya'yı yok eden bir felaketten tek kurtulan Yima'nın torunu olan "Tura" nın torunlarıdır. Sembollerden olan Kurt onuru sembolize eder ve aynı zamanda çoğu Türk halkının babası olarak kabul edilir. Asena (Ashina Tuwu), Göktürkler'in ilk Hanı olan Bumen'in kurt annesidir. At, Türk mitolojisinin de ana figürlerinden biridir. Atları basit nakil olarak gören Avrupalıların aksine, Türkler atı insanın bir uzantısı olarak görürler.

Koç (erkek koyun), zenginlik ve zarafetin bir simgesidir. Müslüman bayram Eid ul-Adha döneminde koç, Müslüman olan Türkler arasında Tanrı'ya kurban edilen canlılar arasında çok popülerdi (eski bir pagan geleneği olan İslam'ın etkileri).

Bir Yılan ya da Kertenkele olarak da ifade edilen Ejderha ise gücün simgesidir. Özellikle dağlık Orta Asya'da, ejderhaların hala Tien-Shang ve Altay dağlarında yaşadığına inanılmaktadır. Ejderhaların kendilerine de Tanrı olarak tapınmalarına rağmen ejderhalar antik Türk geleneğinde Tengri'yi (Tanrı) sembolize ederler.
Ülgen bir av tanrısıdır. O, Türklerin tanrı ve tanrıçalarının babasıdır. Karahan, Ülgen'in babasıdır. Uzaktaki yerlere gitmesine yardım etmek için siyah beyaz kanatlı bir ata biner. Umay Ana, çocukların ve hayvanların tanrıçasıdır. Altın kanatları vardır ve siyah bir ata binmektedir. Kızagan, Ülgen'in oğludur. O savaş tanrısıdır ve kan almaya adeta bayılır! Mergen ise Ülgen'in oğludur ve kardeşi Kızagan'ın aksine şiddetli bir tanrı değildir.

Yazan & Çeviren: A.Kara

UMAY ANA

Umay ana, mitoloji, Türk mitolojisi, Türk mitolojisinde koruyucu kadın, Lohusaların koruyucusu, Yakut Türkleri, Umay Ayısıt, Umay, BK, Tonyukuk yazıtı, Umay ana inanışları, Türk mitolojisinde tanrıça
Olağanüstü bir varlık, tanrıça, ruh, koruyucu, iye… Umay

Umay, kadim Türklerin millî ilâheleri, çocukların ve hayvan yavrularının koruyucusudur.

“(Buralara kadar) gelenler “(geliş) zor(du)” dediler, (ama pek de zorluk) hissetmediler. Galiba, Tanrı Umay, Kutsal Yer ve Su (ruhları bize) yardımcı oluverdiler. Niye kaçıyoruz?”

Tonyukuk yazıtının 38. satırında kazınmış olan bu bilgiler, Umay’ın varlığının en erken nerelere kadar götürülebileceğinin cevabını da bizlere sunmaktadır.

Çocukların ve yeni doğum yapmış kadınların koruyucusu olan Umay, doğum sırasında, doğumdan sonra ve koruyuculuğunu üstlendiği çocuğu ergenlik çağına ulaşıncaya kadar koruyan doğaüstü bir varlık, belki bir Tanrıça belki de yaratılış mitlerinde adı geçen Ak Ene… Ancak şu da bilinmelidir ki Umay, yalnızca insanların değil bütün canlıların yavrularını korumakla da yükümlüdür.

Çocukların ve lohusaların koruyucu iyesi olarak nitelendirdiğimiz Umay, bazı inanışlarda sadece nefes alan çocukların koruyucusu değil var olması istenen çocukları ailesine bahşeden, bir can bağışlayabilen olağanüstü güçtür. Bunun bir örneğini Yakut Türklerinin çocuk istemeye dair gerçekleştirdiği ritüellerde görebiliriz:

Yakut Türkleri Umay’ı Ayısıt diye çağırır. Çocuğu olmayan bir Yakut kadını, çocuğu olması için Ak Şaman’a başvurur. Tanrılara sunulan her istek ve her dua Ak Şamanlar aracılığıyla gerçekleştirilir. Ak Şaman da Ayısıt Hatun’a dua eder ve kimsenin binemeyeceği bir kurbanı ıduk olarak bağışlar. 

İlk derlemeci olarak bilinen Kaşgarlı Mahmud’un meşhur eseri Dîvânu Lugâti’t-Türk’ünde de Umay’a tapıldığı vakit erkek çocuğu olmayanların erkek çocuklarının olacağı yazmaktadır. Aynı zamanda Umay için bir de kadın doğurduktan sonra karnından çıkan ve hokkaya benzeyen, karında iken çocuğun yoldaşı oluğu söylenen şey, açıklaması da yer almaktadır. Görünen o ki doğumdan sonra çıkan sonda (plasenta)da Umay’ı bulabilmek mümkündür.  Bazı yörelerimizdeki inanışlarda bebeğin eşi yani sonu kimsenin ayağının basamayacağı ıssız ancak temiz yerlere gömülmek zorundadır. İşte buralarda inanılarak gerçekleştirilen bu uygulamalar Umay iyesinin kutsal kabul edilmiş olan varlığının devam etmesine ve ona duyulan saygının değişiklik göstermeden yaşadığına işarettir.


Az ya da çok herkesin karşılaştığı bir hikâye mevcuttur: Anne karnındaki bir bebeğin doğum zamanına kadar yanında bir melek vardır. Bebek o meleğe beni şimdi sen koruyorsun ama dünyaya gittikten sonra beni kim koruyacak diye sorar. Bunun üzerine de koruyucu melek bebeğe, adı Anne olan bir melek seni ölene dek koruyacak cevabını verir. Belki de anlatılan bu hikâyelerdeki bebeğe yoldaş olan varlık Umay’dı, Umay Ana’ydı ve halk farkında olmadan Umay’ı yaşatmaya devam ediyordu.

Yörelerden inanışlarla devam edelim.

Yeni doğum yapmış bir kadının bebeğinin sonunun (eşinin) üzerine kısır bir kadın sıcakken oturtulursa kısır kadının bebeği olacağına inanılmaktadır. Burada döl verme yeteneği olanların gücünü bu sonla birlikte kısır olana geçirme vardır. Yani, kısır kadın döl geçirme yeteneği olan sonun üzerine oturduğunda yeni doğum yapan kadının bu özelliğinin ona geçeceğine inanılır. Bu yüzden kadınlar sıcakken bu sonun üzerine oturtulur.  Daha önce sonda olduğuna inanılan Umay tanrıçasının gücü burada kısır kadına bir bebek vermektedir.

Kadim Türklerden beri süregelen Umay Ana’ya dair inanışlar ve uygulamalar oldukça çoktur. Bu uygulamaları merak edenler varsa Halk İnanışları ve Folklor başlıklı çalışmalar, Mitoloji kitaplarının Umay kısımlarında verilen değerli bilgiler merakları gidermeye yetecektir.

Koruyucu ruh, iye, olağanüstü varlık ve yeri geldiğinde de bir tanrıça olarak kabul edilmiş olan Umay Ana’nın fonksiyonu zamanla değişmiş ve o artık çocukları korkutmak için Umacı olarak adlandırılan olumsuz bir varlığa, Albastı gibi kötü bir ruha ya da Fatma Ana’nın eline dönüştürülmüştür. Kadim Türk devirlerinde Umay Ana’nın varlığı ve olağanüstü fonksiyonu belirginken çocuklara zarar veren, onların ölümüne sebep olan olumsuz, kötü ruhların varlığı da mevcuttu. Somutlaştırmak ve olumsuz bir varlığı oluşturmak için kötü ruhların değiştirilerek Albastıya dönüştürülmüş olması varken kutsal bir varlık olan Umay’ın dönüştürülmesini anlamak şu an için olanaksız gibi görünüyor. Bu olanaksızlığı kaldırmak ve düşüncemizi ortaya atmak için çalışmalara devam ediyoruz, çalışmaya ve bol okumaya devam...

Yazan: Büşra K.

TÜRKLERİN NOEL BABASI "AYAZ ATA"

Ayaz Ata, mitoloji, Türk mitolojisi, Ayaz Han, Ayas Han, Noel baba, Türklerin Noel babası, Türk kış Tanrısı, Ak Ayas, Ayoz Bobo, Türklerde kışı getiren Tanrı, Türklerde yılbaşı kutlaması, A,
Ayaz Ata, özellikle Kazak ve Kırgız Türklerinin soğuk Tanrısıdır ve Türk, Altay ve Orta Asya mitolojisinde, İslamiyet öncesi Türk toplumlarında ve geleneklerini koruyan günümüz Öz Türk toplumlarında önemli bir karakterdir. Ayas(z) Han olarak da bilinen bu karakter Santa'nın (Noel baba) Türk versiyonudur.

"Ak Ayas" olarak da bilinen bu karakter inanışa göre ay ışığından yaratılmıştır ve soğuk havaya neden olmaktadır. Ayoz Bobo, Ayaz Ota, Ayas Han gibi isimlerle de bilinen bu karakter, göğün altı deliği olan ülker burcuna ait 6 yıldızın deliğinden soğuk hava üfleyerek kışı getirir. Yılbaşına yakın geçen bu dönemde, yakıcı soğuk olan ayazlar meydana çıkmışken, ay da gökyüzünde göründüğü için eski Türklerce Ayas Han'ı Ay Tanrısı'nın gönderdiğine inanılırdı.

Ayaz Ata isimli bu mitolojik karakter, kimi Türk toplumlarında bir Tanrıdan ziyade Noel baba gibi mitolojik fakat Tanrısal olmayan şekilde özdeşleşmiştir. Örneğin Kazaklardaki hali ile Ayaz Ata, soğukta ortaya çıkıp kimsesiz ve açlara yardım eden bir varlıktır. Etimolojik ve kültürel yönleri ile Ayaz Ata karakterinin gerçekten var olmuş olabileceğine kesin gözüyle bakan birçok insan vardır, bazılarına göre bu karakter bir Hristiyan azizidir (Özellikle Hristiyanlığın erken yayıldığı Türk toplumlarında bu görüş bulunmaktadır).

Ay kökünden türeyen Ayaz Ata isminde soğuk ve ay ışığı anlamı vardır. Mehtap (ay ışığı) anlamına da gelen Ayas aynı zamanda kara kış anlamına da gelmektedir.

Derleyen: A.Kara

TÜRKLERDE ÇAM SÜSLEME VE YILBAŞI KUTLAMASI "NARDUGAN"

Türklerde yılbaşı kutlaması, Türklerde çam süsleme, Nardugan, Müslüman yılbaşı kutlar mı?, Eski Türkler'de yeni yıl kutlamaları, Çam ağacı süslemek, Noel, mitoloji, sümer mitolojisi, A, Nardoqan,
Nardoqan veya Nardugan (Türkçe: Nardoğan veya Nardugan , Azeri Türkçesi: Narduqan ), Sümer geleneğinden gelen bir Türk tatil kavramıydı. Günümüzde çoğu Orta Asya dilinde kış gün dönümü için kullanılmaktadır. Aynı zamanda bazı Türk toplumlarında Noel bayramı için eşdeğer bir isim olarak da kullanılmaktadır.

Tüm dünyada 25 Aralıkta Noel adı altında İsa'nın kutsal sayılan doğuşu kutlanır buna Milat Yortusu da derler. Zamanla Hristiyanlığa ait olan noel, 20.yy itibari ile Hristiyanlığa özel olmaktan çıkıp dini içeriğinden arınarak tüm dünyada, hristiyan olmayan kişilerce bile kutlanmaya başlanmıştır. Bazılarına göre noel kutlamalarının temeli paganizmdir ve bu yüzden bidat olduğu söylenir (paganlarda kış festivalleri ve Yule kutlanırdı). Bu pagan uygulamaları aslında gerçekten de Noel'in temelini oluşturmaktadır.

Hristiyanlık öncesi putperestlik inancında olan eski Roma'da 25 Aralık tarihi güneş tanrısının doğum günüydü. Roma, Büyük Konstantin ile Hristiyanlığı kabul ettikten sonra, Konstantin tıpkı kutsal pazar günü, Meryem ana / İsis modeli gibi yeni geçtikleri Hristiyanlık dinine toplumsal barışı korumak adına pagan geleneği olan Güneş Gününü'de eklediği ve İsa'nın doğum günü olarak kabul ettirdiği iddia edilir.

Bilindiği üzere Noel kutlamaları öncesi hazırlık yapılır, süsleme, hediye derken, renkli geçen bir etkinliğe dönüşür, hatta bu etkinliğe asıl renk getiren ve bir sembole dönüşen şey Noel ağacıdır.

Yıllardır yapılan araştırmalar Noel ağacının paganlardan gelen bir uygulama/ritüel olduğunu gösteriyor. Ayrıca yine bu araştırmalar göstermektedir ki, Hristiyan toplumlarca İsa'nın doğuşu olarak kutlanan noel, eski Türklerin bayramı olan "Nardugan (Yeniden Doğuş)" a başta biçimsel özellikleri ile oldukça benzerlik göstermektedir.


Nardugan'ın kökeni Sümerlerdir ve Türklerdeki temeli budur. İslamiyet öncesi Türklerde ve hala bazı günümüz Öz Türklerinde yeni yıl bayramı olan Nardugan kutlanmaktaydı ve kutlanmaktadır. Bu yeniden doğuş kutlamasının sebebi Türklerin eski inancındaki gece ile gündüzün savaşmasıdır. Ay yılı esasına dayalı takvim kullanan Türkler için en uzun gece olan 22 Aralık çok önemliydi, bu günü takiben ilk dolunayın çıktığı gün yeni yılın ilk günü sayılırdı (ay yılı takviminden dolayı).

Çam ağacı İslamiyet öncesi eski Türkler için her zaman mukaddes bir ağaç sayılmıştır. Eski Türk İnancına göre yeryüzünün tam ortasında, göğe kadar yükselen bir akçam ağacı bulunuyordu ve bu ağacın tepesinde Gök Tanrısı olan Ülgen bulunuyordu. Buna hayat ağacı diyen Türk halkı halı, kilim vb. işlemelere bu motifi yansıtmıştır. Bu yüzdendir ki Türkler kutsal sayılan çam ağaçlarını evlerine alıp onun şerefine bayramlar düzenlemişlerdir.

İslamiyet öncesi Türklerin inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir Akçam Ağacı bulunuyordu. İnanışa göre yerin göbeğinden göğe kadar yükselen bir ağaçtı. Bir ucunda da Gök Tanrısı (Ülgen) bulunuyordu. Buna hayat ağacı denirdi. Bu ağacı motif olarak Türklere ait bütün halı, kilim ve işlemelerde görebiliriz. Çam Ağacı ilk çağlardan itibaren Türkler için mukaddes ağaç sayılmıştır. Kutlama ve dua amacıyla ağacı evlerine almışlar, onun şerefine, insanların putlara taptıkları zamanlarda, 3-4 bin yıl önce bayramlar düzenlemişlerdir.

22 Aralık'ta savaşan gece ile gündüzün savaşı sonrası GökTanrı gece ile gündüzü tanzim eder ve savaşı gün kazanır, böylece gündüzler uzamaya başlar. Bu zafer sonrası, Akçam ağaçları süslenerek Yeniden Doğuş bayramı kutlanır, ağaç etrafında geleneksel oyunlar oynanır, kopuz eşliğinde şarkı söylenir ve güneşi temsil etmesi adına daireler çizilir ve güneşi geri dönmeye çağırırlardı.

Akçamı evine getiren Türkler, dualarının Tanrıya ulaşması için dallarına kurdeleler bağlayıp onu süsler, ağacın altına hediyeler bırakır ve girilen yeni yıl için dilekler dilerlerdi. Günümüz bayramları gibi, bu bayramda da insanlar özen gösterir, özel kıyafetler giyer ve bayram temizliği yapar, aileler bir araya gelip şeker yerlerdi. Eski Türklerin Tanrı Ülgen için yaptığı bunca eğlence, süsleme ve hediye için Ülgen hiçbir zaman onların talebini geri çevirmemiş ve bayramdan sonraki gece güneş gökyüzünde daha uzun dururken gece hep kısa kalmış.

Akçam ağacı sadece Orta Asya'da yetiştiği için Filistinliler bu ağacı bilmezlerdi, muhtemelen bilselerdi onlar da bu uygulamalardan etkilenecek, belki de şuan işin aslını bilmeden yılbaşı kutlamalarına karşı çıkan sözde Türk birçok Müslüman, yılbaşı kutluyor olacaktı. Neden böyle dediğimi anlamadıysanız tıklayıp okuyunuz. Yani bu olayı Hristiyanlar biz Türklerden ve tanıştıkları İskandinav topluluklarından almışlardır, bunda en büyük etken Avrupa'ya gelen Hun'lardır.
Kısacası Türklerce kutlanan doğum İsa'nın değil "Güneş"in yeniden doğuşudur."

Kaynak: Uygarlığın Kökeni Sümerler - Muazzez İlmiye Çığ

Yazan-Derleyen: A.Kara

DİŞİ KURT ASENA

Türk mitolojisi, mitoloji, Asena, Kurt Asena, Kurdun büyüttüğü çocuk, Çocuktan hamile kalan kurt, Türk mitolojisinde kurt adamlar, Kurttan doğan çocuklar, Türk efsaneleri, Mavi yeleli kurt Asena,
Romalıların ve Remus'un Romalı efsanesini, Roma'yı kuran bir kurdun yetiştirdiği ikiz kardeşleri belki biliyorsunuzdur. İşte bizim de buna benzer bir efsanemiz var. Fakat unutulmamalıdır ki bu efsanenin birkaç farklı anlatımı var, şimdi bu 3 farklı efsaneyi (ki en farklısı 3 numaralı olanıdır) sizlerle paylaşmak istiyorum.

1) Kurt sayesinde yaratılanlar sadece Roma ve Roma'lılar değildi. Eskiden Türk ulusunun da bu şekilde doğduğuna inanılırdı. Efsaneye göre, bir çocuk haricinde tüm Türklerin öldürüldüğü devasa bir savaş vardı, sağ kalan bu tek çocuk bir bataklıkta güvenliği için saklanmıştı. Halkı öldüğünde, bu küçük çocuk kurt tarafından bulunana kadar yalnızdı. Bu kurt onu mağarasına kendi yavrularının yanına taşıdı. Mi budur ya, bu çocuk büyüdükten sonra o kurtla çocuk yapar ve sonuç olarak on oğlu olur. Oğullardan biri, Türkistan Türkleri arasında büyük bir lider olan ve kurt kafasını amblem olarak kullanan Asena'ydı.

2) Türk'ler Asena adında bir kurt tarafından kurtarıldığına inanıyordu. Yaratılış efsanesine göre, Orta Asya'da yaşayan bir kabile, düşman tarafından yenildi ve yalnızca 10 yaşında bir oğlanı sağ bıraktı. Onu öldürmediler, bir kuytuya atıp terk ettiler. Birdenbire, oğlanı etle besleyen ve onu yetiştiren bir dişi kurt ortaya çıktı. Daha sonra kurt genç çocuktan hamile kalmıştı. Düşman Kralının bunu duyması üzerine, askerleri çocuğu öldürmek için gönderirken, kurt dağın tepesinde bir mağaraya girdi ve yerel hanımlar tarafından bakıma muhtaç 10 oğlan doğurdu.  Bu çocuklardan hamile kalan kadınların çocuklarının bir kabile ismi vardı; "Asena". Bu efsanenin birçok versiyonu Ergenekon Mitinde ve Yaratılış Mitinde de anlatılmaktadır.

Türk mitolojisi, mitoloji, Asena, Kurt Asena, Kurdun büyüttüğü çocuk, Çocuktan hamile kalan kurt, Türk mitolojisinde kurt adamlar, Kurttan doğan çocuklar, Türk efsaneleri, Mavi yeleli kurt Asena,

3) Efsanenin diğer bir versiyonunda, bir Türk köyünün herkesi öldüren Çin askerleri tarafından saldırıya uğradığı belirtiliyor ancak ordunun komutanı bir bebek çocuğuna acıyor ve onu öldürmek yerine kollarını ve bacaklarını keserek geride bırakıyor (ne vicdanlı adammış demeden edemeyeceğim). Ordu ayrılmaya başlayınca komutan birden bire bebeği öldürmediğine pişman olur, onu öldürmek için geri döner. Fakat o zamana kadar bu küçük çocuk, mavi yelesi olan Asena adında bir kurt tarafından kurtarılır. Kurt oğlanı tedavi eder ve iyileştiğinde onunla birlikte olur. Bu birliktelik sonrası Göktürklerin Aşina klanının öncülerinden biri olan yarı insan, yarı kurt varlıklarından oluşan bir türü doğuruyorlar (kurt adamlar).

Yazan: A.Kara

TÜRK MİTOLOJİSİ

A, Türk mitolojisi, mitoloji, Erlik, Tengri, Kök Tengri, Türklerin eski inancı, Tek Tanrı, Tengriizm, Tengriist, Gök Tanrı, Türkler ve Gök Tanrı, Umay, Öd Tengri, Boz Tengri, Kayra, Ülgen, Erlik,
Türk mitolojisi Tengriist ve Şamanist inançların yanı sıra göçebe halk olmanın tüm kültürel ve sosyal konularını kucaklar. İslamiyete geçiş sonrası, özellikle Türk göçünden sonra bazı efsaneler İslami sembollerle süslenmiştir. Türk-Moğol mitolojisinde birçok ortak nokta vardır. Türk mitolojisi diğer yerel mitolojilerden etkilenmiştir. Örneğin, Tatar mitolojisinde Finnic ve Hint-Avrupa mitlerinin bir arada var olduğu görülmektedir. Tatar mitolojisinde konular şunlardır: Abada , Alara . Şüräle , Şekä , Pitsen , Tulpar ve Zilant. Budizm'in yanı sıra, Türk mitolojisi Maniheizm'den de etkilenmiştir.

Dunhuang'da bulunan 10. yüzyıl el yazması "Irk Bitig", Türk mitolojisi ve dini için en önemli kaynaklardan biridir. Bu kitap, Eski Türk alfabesinde Orhun yazıtları gibi yazılmıştır.

Türk mitolojisinde Tanrılar
Tengri

Kök Tengri, ilk Türk halkının dininde ilkel Tanrıların ilkidir. Türkler göç etmeye ve Orta Asya'yı terk etmeye başladıktan sonra, Yüce ya da Yaratıcı Tengri olarak biliniyordu ve tek Tanrılı bir inanıştı. Tengrizm zamanla, putperest / politeist kökenlerinden değiştirildi. Orjinallerinden kalan 2 Tanrısı ile değiştikten sonraki inanış daha çok Zerdüştlük'e benziyordu. İyi tanrı ve Uçmag'ı (cennet veya vallhalla gibi bir yer) temsil eden Tengriydi, Erlik ise kötü Tanrıydı ve cehennem inanışındaki yerini almıştı. Tengri ve Gökyüzü kelimeleri eş anlamlıydı. Tengri'nin nasıl göründüğü bilinmiyordu. Bütün insanların kaderini yönetir ve özgürce davranırdı. Fakat ödül ve cezalarında adil olduğuna inanılırdı. İnsanın refahı iradesine bağlıydı. Tengri ibadeti, ilk olarak 8. yüzyılın başlarındaki Eski Türk Orhun yazıtlarında onaylanmıştır.

Diğer Tanrılar
  • Umay (kökü esasen 'plasenta, doğum' anlamına geliyordu) (Parvati'yi temsil eden Hinduizm'deki Uma - Lord Shiv'in eşi) doğurganlık ve bekaret Tanrıçasıdır. Umay, çeşitli dünya dinlerinde bulunan yeryüzü Tanrıçalarını andırır ve Tengri'nin kızıdır.
  • Öd Tengri tam bilinmese de zamanın Tanrısıdır. Orhun taşlarında "Öd Tengri zamanın hükümdarı" ve Kök Tengri'nin oğlu olduğu için tanınmamıştır.
  • Boz Tengri Öd Tengri gibi, pek fazla bilinmiyor. Bozkırların Tanrısı olarak görülen ve Kök Tengri'nin oğludur.
  • Kayra, Tanrının Ruhudur. İlk gökyüzü Tanrısı, en yüksek gökyüzünün, üst hava, mekan, atmosfer, ışık ve yaşamın Tanrısı, aynı zamanda Kök Tengri'nin oğludur.
  • Ülgen Kayra'nın oğludur ve Umay iyiliğin Tanrısıdır. Aruğ (Arı), Türk ve Altay mitolojisinde "iyi ruhlar" anlamına gelir. Bu ruhlar Ülgen'in emri altında yeryüzünde iyi şeyler yapıyorlardı.
  • Erlik, ölüm Tanrısı ve yeraltı dünyasıdır.
Yazan: A.Kara