SON YAYINLAR
latest

ARKEOLOJİK KEŞİF

Arkeolojik keşif
hitit mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hitit mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HİTİT MİTOLOJİSİ

mitoloji, hitit mitolojisi, Hititlerde çok tanrıcılık,Anadolu'da yaşamış topluluklar,Anadolu mitleri,Hitit tanrıları,Hitit mitoloji kral tanrılar,Ulikummi,Tarhun,Kumarbi,Hanwasuit,Istanu,Hatti,Hatti krallığı,Mitoloji ve Anadolu
Çoğu insan için Hititlere olan yakınlıkları, Eski Ahit olarak da bilinen İbranice İncil'deki Kutsal Kitap referanslarından gelmektedir. Bunlar Yaratılış, Çıkış, Sayılar, Joshua, 2 Samuel, 1 Krallar, 2 Eski ahit'in ilk tarih kitabı ve Ezekiel'de görünür. Bununla birlikte, tarihsel kayıtlar, İncil kayıtları ve arkeolojik kanıtlar karşılaştırılırken, akademisyenler, İncil'den Hititlerin, krallıklarının düşüşü sırasında bölgede kalan Neo-Hititler olarak adlandırdıkları konusunda hemfikirler.

Orijinal Hititler, M.Ö. 18. yüzyılda şu an Türkiye'nin, Irak'ın ve Suriye'nin bir parçası olan Hatti adını verdikleri büyük bir imparatorluğa hükmetti. Nesit adlı Hint-Avrupa dilini konuşan Neo-Hititler, M.Ö. 12. yüzyılda Hatti krallığının çökmesiyle birlikte, Suriye'nin yakınındaki bölgelerde kültürlerini sürdürdüler. Şimdi Arkeologların neden Hatti'ye “bin tanrı krallığı” dediklerini görelim.

ÇOK TANRICILIK
Hititler hakkında bildiğimiz çoğu şey arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan kendilerine ait yazılardan gelmektedir. Bu metinler onların devlet kayıtlarına, tarihine ve dini inançlarına dair bilgi edinmemizi sağlıyor. Örneğin dinlerinde tapınak ve türbelere yer verildiğine dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Arkeologlar krallığa takma adını bile bu yüzden veriyorlar.

Ancak arkeologlar ilk başlarda Hititlilerin inanışını biraz yanlış anladılar. Hititlerin zannedildiği gibi 1.000 tanrısı yoktu; binlerce tanrı vardı ve tanıştıkları her kültürden öğrendikleri, yeni olan tanrıları da kabul ederek kültürlerine adapte ettiler. Tarhun tahtı alana kadar tüm tanrılar bir veraset sistemi içerisindeymiş gibi, sırayla baş tanrı olarak hükmettiler.

Hitit mitolojisinde en çok görülen ana tanrılar şunlardır:
  • Istanu: Gökyüzünde güneşi yöneten tanrıdır. Ayrıca hakimlerin tanrısıydı.
  • Lelwani: Ayrıca ölüm tanrıçası olan Lelwani dünyadaki güneşe hükmetti. Magma gibi yeryüzünde herhangi bir ateş görülmesi güneşe hükmettiği anlamına geliyordu.
  • A'as: Bu tanrı Akad tanrısı Ea ve Sümer tanrısı Enki'nin Hitit versiyonu gibi görünüyordu. A'as'ın alanı bilgelikti. Onunla ilgili efsanelerde, cenneti diğer tanrıların elinden almak için ona danışan tanrıların olduğu görülür.
  • Hanwasuit: Tahtların tanrıçasıydı ve Hititlerin ölümlü krallarını ilahi gücüyle yönetiyordu.
  • Hannahannah: Bilgelik alanını A'as ile paylaşan Hannahannah, diğer Hitit tanrılarını rahatlatıp onlara rehberlik ettiği bilinen anne tanrıçaydı. A'as devrimi yöneten yöneticilerle ilgili efsanelerde yer alsa da, Hannahannah, kayıp olan tanrıları içeren mitlerde ortaya çıktı.
  • Tarhun: Fırtınaların tanrısı ve tüm Hitit tanrılarının kralıydı. Mitolojiye göre Tarhun kardeşlerini Tarhun'dan önce göklerin kralı olan Kumarbi'yi devirmek için topladı. Arkeolojik bulgulara göre mitolojinin büyük bir kısmı, Kumarbi'nin yer altındaki çocukları ve şeytani kulları ile birlikte tahtı ele geçirmek için tekrar ve tekrar Tarhun ile savaştıklarını anlatır.
  • Kumarbi: Tarhun'dan önce tanrıların kralı olan Kumarbi cehennem içinde yaşayan karanlık yaratıklara hükmetti.
  • Shaushka: Güzellik ve bereket tanrıçasıydı, fakat aynı zamanda kıskançlık ve öfke de içeriyordu. Saushka Tarhun'ın eşlerinden biriydi.
  • Ullikummi: Kumarbi'nin oğluydu ve Tarhun tarafından tahttan indirilen kötü bir tanrıydı. Ullikummi'nin annesi, cazibeli bir taştı ve Kumarbi'yi baştan çıkarmaya karar verdi. Evet, doğru okudunuz, annesi bir kayaydı. Ullikummi, bir tür taş olan bazalttan yapılmış bir deve dönüştü ve babasının tanrıların tahtını geri alma girişimlerini içeren pek çok efsanede ortaya çıktı.

Kral tanrılar silsilesi
Hitit mitolojisindeki hikayeler, cennetteki tahta oturmuş dört tanrıyı anlatır. İlki, daha sonraki Kral olan Kumarbi'nin babası Alalu'ydı. Gökyüzü tanrısı Anu onu devirinceye kadar sadece dokuz yıl hükmedebildi. Yenilen Alalu ise yeraltı dünyasına kaçtı.

Yazan & Çeviren: A.Kara

APPU VE İKİ OĞLU

Appu, Şudul kentinde yasayan çok zengin biriydi. Onun çok sayıda sığırı,koyun sürüleri vardı. Hububatın harmanlandıktan sonra yığıldığı gibi gümüşü, altını ve lapulazuli taşı vardı. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktu ama çocuğu olmuyordu.

Sık sık şehirlerde düzenlenen şölenlerde herkes çocuğuna ikramlarda bulunurken Appu’nun ikramda bulunacağı hiç kimsesi yoktu. Yine böyle düzenlenmiş bir şölenin ardından canı sıkılmış olan Appu, evine gitti ve ayakkabılarıyla birlikte yatağa uzandı, karısı da onun yanına yattı. Ama yine hiçbir şey olmamıştı. Ardından Appu kalktı, ak bir kuzu aldı ve Güneş Tanrısı’na yalvarmaya gitti. Güneş Tanrısı onu gençleştirdikten sonra, ‘senin için ne yapabilirim,çözmem gereken ne 'diye ekledi. Appu da Tanrıların kendisine zenginlik vermesine karşılık hiç çocuk bahşetmediğini söyledi. Bunun ardından Güneş Tanrısı ona, içki içip evde karısıyla yatmasını ve böylece Tanrıların kendisine bir erkek çocuk vereceğini söyledi. Appu eve giderek denilen her şeyi yaptı. Bir süre sonra Appu’nun karısı gebe kalmış ve onuncu ayda bir erkek çocuk doğurmuştu. Çocuklarına 'Kötü’ adını verdiler. Çok geçmeden Appu’nun karısı tekrar gebe kalmış ve bir erkek çocuk daha doğurmuştu. Bu çocuğun adını da ‘İyi’ koydular.

Çocuklar büyüyüp yiğit bir erkek haline gelince baba evinden ayrılmaya karar verirler. Daha sonra
Kötü ailesi ile yasamayı doğru bulmaz. 'Dağların ayrı ayrı yerlerde bulunduğu, nehirlerin ayrı ayrı yerlere aktığı ve pek çok Tanrının ayrı yerlerde oturduğu gibi biz de farklı yerlerde oturalım ' der ve düşüncesi etkili olur. İyi ve Kötü ayrılırlar. Bu arada iki kardeş malları da kendi aralarında bölüşmeye başlar. Ancak malın iyisini Kötü alır, kalan kötü malları ise İyi’ye verir. Bu mal paylaşımının adaletsiz olduğuna inanan İyi durumu mahkemeye taşır.” Ancak tabletin bundan sonraki bölümü kırık olduğundan mahkemenin sonucu bilinememektedir.

Yazan: N.Kara

ULLİKUMMİS EFSANESİ

hitit mitolojisi, ulikummis efsanesi, mitoloji, ulikummis mitosu, N.Kara, yaşlı ve genç Tanrıların yarışı, Kumarbis, Fırtına Tanrı, Gök Tanrı, Tanrı Titan savaşları, Kitabı Mukaddes,
Bu mitosun temeline dayanan daha önce Akad ve Ugarit mitoslarında karşılaşılan aşina olduğumuz bir motiftir. Yani yaşlı ve genç Tanrılar arasındaki yarışmadır. Anüs, yani Akadca'da adı Anu olarak geçen Gök-Tanrı, babası Alalus'u tahtından uzaklaştırmıştır ve daha sonra da kendisi oğlu Kumarbis tarafından tahttan indirilmiştir. Kumarbis'in Anüs ile kavgaları sırasında, Fırtına Tanrının doğmasıyla sonuçlanan bazı durumlar gelişir ve baba ile oğul arasındaki bitmek bilmeyen bu çatışma [ Kumarbis ile oğlu Fırtına Tanrı arasında] yenilenir.

Kumarbis Fırtına Tanrıdan kurtulmak için plan yapmayı düşünür. Akıl danışmak için habercisi İmbaluris'i Deniz Tanrıça’ya gönderir. Deniz-Tanrıça Kumarbis'i evine çağırır ve onun için bir şölen hazırlar. Tanrıça'nın verdiği öğüdün bir ürünü olarak, Kumarbis, veziri Nikisanus'u "Sular"a gönderir. Daha sonra Kumarbi’nin Yer Tanrıça’dan Ullikummis adında bir oğlu olur. Bu çocuğu yeraltı Tanrıları İrsirralara gönderir. Onlar Ullikummis’i karanlık toprağa alıp, dünyayı omuzlarında taşıyan Tanrı Ubelluris’in sağ omzuna koyarlar. Ubelluris'in sağ omzuda büyüyen Ullikummis, ulu bir diriot sütununa benzer.Boyu ve çevresi 9 000 fersahı bulan bir kule gibidir. Denizden, boyu 9.000 fersah ve çevresi 9.000 fersah olana dek bir kule gibi yükselir.

Fırtına Tanrı, karısı Hepat’ın da tapınağından Ulikummis tarafından sürülmesi sonrası, Ea’dan yardım ister. Ea, Tanrılar meclisinde insanlığın sonunu getirecek olan bu Dev Tanrıya neden izin verildiğini sorar ve görüşmek için Ubelluris’e gittiğinde omuzunda her geçen gün ağırlaşan bu yaratıktan haberi olmadığını görür.

Onu kendi çevresinde döndürek omzunda büyüttüğü yaratığı görmesini ister. Ea yaşlı Tanrılardan yeri ve göğü birbirinden ayıran eski bakır bıçağı ister. Fırtına Tanrı, Ea’nın ona verdiği bakır bıçakla savaş arabasına atlayıp dev Ullikummis’le savaşır. Tabletlerde buradan itibaren ko­pukluk vardır, ama Fırtına Tanrı’nın Ullikummis’i yenerek insanlığı yok olmaktan kurtardığı anlaşılmaktadır.

Yunan mitolojisinde itan İapetos ile Okeanos’un kızı Asia’nın oğlu olan Atlas’la Ubelluris arasında da buna benzer bir ilişki vardır. Atlas, Hesiodos’a göre gökyüzünü omuzları üzerinde tutan Tanrıdır. Homeros daha sonra Atlas'ı gökyüzü tanrısı omuzlarında taşıdığını değil;yeri göğü birbirinden ayıran direkleri omuzunda taşıyan Tanrı olarak tanımlamıştır. He- rodotos ise, Atlas’ın Kuzey Afrika’da bir dağ olduğunu ve PerseusGorgo’yu öldürdükten sonra, Atlas’a canavarın kafasını göstererek onu bir kayaya çevirdiğini yazmıştır. Tanrıların Titanlarla savaşı Ul­likummis mitosu ile benzerlikler taşımaktadır. On yıl süren zorlu savaşta Tanrılar Titanları yenmiş ve onları kovmuştur.

Ullikummis mitosu ile benzerlik taşıyan bir diğer hikaye ise; Kitab-ı Mu­kaddes ‘in Daniel kitabındaki Nebukadretzar’m ulu heykelinin dağdan el değmeden kesilmiş taş tarafından yıkılışıdır. Orada taş heykel, demirden ve balçıktan yapılmış ayaklarından vurulup yıkılmaktadır.

Yazan: N.Kara