HABERLER
Dini Haber
yunan mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yunan mitolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ESKİ ÇAĞIN SAVAŞÇI KADINLARI

Ahhotep, Amage, Eski çağın kadın savaşçıları, Kadın savaşçılar, Nimrael, Onomaris, Pantea Arteshbod, Seqenenre Taa, tarih, Tarihteki savaşçı kadınlar, Telesilla, Teuta, Ünlü kadın savaşçılar,
Son zamanlarda ilgi duyulan araştırma konusu, eski çağlarda yaşamış savaşçı kadınlardır. Bu ilginin artmasında filmlerin ve dizilerin etkisi büyüktür. En başta akla Lagertha geliyor. Bu listede İlk Çağ'da yaşamış ve daha az bilinen savaşçılar hakkında kısaca bahsedilecektir.

I. Ahhotep

I. Ahhotep (M.Ö. 1560 - 1530)
"Her şeyi bilen, Kemet'i toplayan soylu leydi, Kral'ın eşi. Hükümdâr'ın kurduklarını idare etti. Onu korudu. Kaçakları topladı. Firari askerleri bir araya getirdi. Yukarı Mısır halkını yatıştırdı. Asilere boyun eğdirdi, Kral'ın eşi hayat veren Ahhotep."
-Karnak tapınağında bir stele

Seqenenre Tao

I. Seqenenre Tao ve hem kardeşi hem de karısı olan kraliçe Tetisheri çiftinin kızı olarak dünyaya geldi. I. Ahmose ve kraliçe Ahmose Nefertari'nin annesidir. Ahhotep, "Tatmin olmuş Ay" anlamına gelir. Yaşadığı yüzyıl, Mısır Firavunlarının karşılaştığı en zor dönemlerden biriydi. Bedevilerden ve Asyalılardan oluşan karma bir göçebe halk olan Hiksoslar, M.Ö. 1782 dolaylarında Mısır deltasını istila etti. Hiksos, antik Yunanların dilinde bir terimdir ve asıl isimleri Heqau-khasut'tur, "Yabancı Diyarlarin Hükümdârları" anlamına gelir. Standart savaş arabaları, piyade ve okçulardan oluşan Mısır ordusuna karşılık Hiksoslar süvari deneyimine sahipti, Mısır ordusunu defalarca mağlup ettiler. Ahhotep'in kocası Seqenenre Taa, Hiksoslara karşı verilen muharebede ölünce komutayı Ahhotep aldı. Naip kraliçe olarak oğlu Ahmose erişkin çağa gelene kadar krallığı idare etti. Kaçakları ve firarileri toplayarak orduyu güçlendirdi ve istilacıları püskürtmeyi başardı. Ahmose, on yaşına gelince büyük kardeşi Kamose, Hiksoslar tarafından öldürüldü ve Ahmose krallığı eline aldı. Annesi Ahhotep'in ve kız kardeşi Ahmose Nefertari'nin etkisinde kaldı. Ahhotep ve Ahmose'nin çabaları ile kurulan ordu, Ahmose liderliğinde Hiksosları kesin mağlubiyete uğrattı ve Mısır'ı özgürleştirdi. Bundan sonra Nubya (Kush) üzerine sefere çıkan ve kaybedilen toprakları geri almak isteyen Ahmose, yokluğunda tahtı idare etmesi için Ahhotep'e verdi. Ahhotep, bu esnada bir isyanla karşılaştı. Thebes'li Hiksos fanatikleri tahtı gasp etmeye çalıştılar ancak Ahhotep bu isyanı bastırdı, seferden döndüğünde oğlu Ahmose tarafından "Altın Sinekler" kolyesi ile ödüllendirildi. Ahhotep aynı zamanda pek çok mücevher ile ödüllendirildi; bu mücevherler Krallar Vadisi yakın bir yer olan Dra Abu el-Naga'da bir mezarda bulunsa da Ahhotep'in mezarı hiç bulunamadı.

Pantea Arteshbod

Pantea Arteshbod (M.Ö. 550)
Adının anlamı "Güçlü ve Ölümsüz" olan Pantea, Büyük Kiros döneminde yaşamış ünlü bir isimdi. Özel Pers kuvvetleri olan Ölümsüzler'in lideriydi. Ölümsüzler'in sayısı sürekli 10.000 olurdu; bir adam ölünce hemen yerine başka biri koyuluyordu ve böylece sayı sabit kalıyordu, bu açıdan gerçekten ölümsüzlerdi. Büyük Kiros'un hâkimiyeti altında Pantea ve kocası General Aryasb, Ahameniş İmparatorluğu'nun bu döneminde etkili isim oldular. Perslerin genişlemesinde kilit isim Ölümsüzlerdi ve Artea ile Aryasb, Kiros'un etki alanını yayan kuvvetlerdi. Perslere göre Pantea, bütün Asya'da ki kadınlardan çok güzeldi; bu yüzden Pantea'nın savaşta düşman ve dostun kendisine aşık olmaması için sürekli maske taktığı düşünülürdü. M.Ö. 547 yılında Kiros'un Babil'i fethetmesi üzerine Pantea, burada Pers yasa ve düzenini sağlamakla görevlendirildi. 529 yılına kadar komutanlık görevi yapan Pantea, Kiros'un Tomris'in ellerinde can vermesinden sonra Kiros'un büyük generalleri arasında anıldı.

Telesilla

Telesilla (M.Ö. 6. yüzyıl)
Antik Yunanistan'ın dokuz büyük kadın şairinden biri olan Telesilla, lirik şiirde Telesillean Metre yöntemini bulan kişidir. Gençliğinde sık sık hastalanmasından dolayı tanrılara çok danışırdı. Bir gün Kâhin ona kendisini Müzlere adamasını önerir. Telesilla'da müzik ve şiir sanatını öğrenmeye başlar. Zamanla rahatsızlıkları geçmeye başlar ve şiirdeki ünü, Hellas'ın pek çok köşesinde bile duyulur. O dönemin yazarları, Telesilla'yı hem şiir hem de müzik sanatlarında bolca över. Ancak Telesilla'yı asıl ünlü yapan olay Sparta istilasıydı. Sparta ve Argos arasında husumet başladığında Telesilla şiirler yazıyordu. Sparta kralı I. Cleomenes, Apollo Kâhini'ne danışır ve Argos'a ilerlerse neler olacağını sorar. Kâhin ona bu durumda Argos'u ele geçireceğini söyler. Sepeia'da Argos ve Sparta arasında bir meydan savaşı gerçekleşir; birkaç numara ile pek çok Argos askerini katleder ve bir kısmını esir alır. Hayatta kalanlar ise Argus'un kutsal koruluğuna sığınır. Cleomenes esirlere hayatta kalanların nereye gittiğini sorar. Yerlerini öğrendiğinde oraya gider ve teslim olurlarsa can güvenliklerini garanti edeceğini söyler. Ancak Argoslular bir bir çıktığında hepsini katleder. Bu, Cleomenes'in yaptığı ikinci aldatmacaydı. Bir Argoslu hayatta kalır ve bir ağaca tırmanarak olayı izler. Diğer Argoslular ise koruluktan çıkmayınca Cleomenes, koruluğu ateşe verir ve hepsini canlı canlı yakar. Cleomenes, bir Argos askerine bu koruluğun kimin olduğunu sorar ve Argus'a ait olduğunu söyler. Tanrı Apollo'ya mırıldanarak kehanetin gerçekleştiğini söyler ve zaferini tamamlamak için Argos'a doğru ilerlemeye başlar. Ancak kehanet henüz gerçekleşmedi; Argoslu erkeklerin büyük kısmı ölmesine rağmen sadece kutsal Argus koruluğu elindeydi. Telesilla erkeklere neler olduğunun haberini alır; kadınları, gençleri ve yaşlıları ülkelerini korumaları için savaşa hazırlar. Plutarch'ın yazdıklarına göre Argos halkı, Telesilla liderliğinde erkeklerin tuniklerini, zırhlarını ve silahlarını alarak surlara çıkarlar. Cleomenes'in yaptığı taarruzu başarıyla püskürttüler; bununla kalmayıp diğer Sparta kralı Demaratus'u Argos Yolu'nda yenilgiye uğratırlar. Sparta, bu aşağılayıcı yenilgiden sonra geri çekildi. Savaştan sonra hayatını kaybeden kadınlar Argos yoluna gömdüler, bu yolda anıt olarak Ares Enyalius'a tapınak adadılar. Telesilla'ya savaştan sonra ne olduğu bilinmiyor ancak şair olarak hayatına devam ettiği tahmin ediliyor. Bu savaştan yedi asır sonra bile Telesilla ve kadınların cesareti hatırlandı, asırlarca bu olaydan bahsedildi ve hatıraları uzun yıllar boyunca anıldı.

Onomaris

Onomaris (M.Ö. 4. yüzyıl)
Bir Balkan kabilesi olan Scordisci'ye mensuptu. O sırada Scordisci açlıkla yüzleşiyordu. Onomaris, kötü yönetmesine rağmen kralın yerini almadı. Kelt halk, daha baştan kendilerine önderlik edecek bir lideri takip etmeye hazırdı. Onomaris, açlığın pençesinde olan Kelt halkını alarak bölgeden göç eder. Güneydoğu Avrupa boyunca zorluklarla yolculuk ettiler. En sonunda Balkan bölgelerinde yaşayan İliryalı kabileler ile harp ettiler. Savaşı kazandıktan sonra yeni bir şehir, Singidunum (Belgrad) şehrini kurdular. Onomaris'in kişiliği hakkında cesareti dışında bir bilgi yoktur. Sıradan halk tabakasına mensup değildi, büyük bir ihtimal ile bir rahibeydi.

Teuta

Teuta (M.Ö. 3. yüzyıl)
İlirya'nın korsan kraliçesiydi. Eşi Agron, bir İlirya kabilesi olan Ardiaei kralıydı. Agron'un yönetiminde bu kabile, kayda değer bir güç kazandılar ve donanmaları tüm Adriyatik boyunca korkulur oldu. Korkira, Epidamnos ve Pharus bölgelerini de ele geçirdi. M.Ö. 231 yılında ölmesi üzerine Teuta başa geçti. Kocasının genişleme politikasını sürdürdü. Polybius'a göre gözü kara, başarıdan başka bir şey görmeyen biridir. Teuta, İlirya korsanlığını destekledi ve komşu bölgeleri yağmaladı. Komutanları da farklı farklı Adriyatik bölgelerini talan etti. Başta ufak çaplı olsa da Roma ticari gemilerinin büyük kısmı yağmalanınca İlirya ile Roma arasında savaş çıktı. Her ne kadar diplomasi kullansalar da Teuta, Roma'yı kayda almadı. Bununla birlikte diplomatik bir kervan saldırıya uğradı ve diplomat katledildi. Bir ordu ile birlikte 200 gemi hazırlayan Roma, İlirya'yı istila etmeye hazırdı. İlk olarak Korkira'ya saldırdılar. Korkira komutanı Demetrius teslim oldu ve İlirya'ya ihanet etti. Aynı zamanda valisi olduğu Pharus'u da Roma'ya verdi. Misilleme olarak Teuta hem Pharus'a hem de Korkira'ya saldırdı ve Roma'yı oldukça zorladı. Yine de kaybedeceğini anlayınca Teuta teslim oldu ve vergi vermeksizin bazı bölgeleri Roma'ya bıraktı. Çok fazla toprak ve güç kaybedildi; yıllar sonra Risan'da Roma'ya teslim olmak yerine Teuta, bir uçurumdan atladı ve özgür bir kadın olarak intihar etti.

Amage

Amage (M.Ö. 2. yüzyıl)
Bir İrani halk olan Sarmatyalıların kraliçesiydi. Sarmatyalılar o dönemde İskitya'nın batı bölgesinde, Karadeniz sahilinde yaşardı. Yunan stratejist Polyaenus'un belirttiğine göre Amage, kocası Medosaccus'a lüks yaşama düşkün olduğundan Sarmatyalılara iyi bir kral olamayacağını söyler. Sarmatya yönetimini ve ordusunu ele alan Amage, gücünü olası çift taraflı istilalara karşı garnizon kurmak için kullandı. Lider olarak ünü tüm İskitya'da yayıldı, bu durum Chersonessus sakinlerini Kimmeryalı İskitlere karşı Amage'den yardım istemeye yöneltti. İttifağı kabul eden Amage, İskit kralına Chersonessus'u terk etmesi için mesaj gönderir. Mesajı reddedince Amage, 120 tecrübeli savaşçı ve her birine üç at vererek yola çıkar. Bir gece ve bir gündüz boyunca tam 180 kilometre ilerlediler ve İskit sarayına vardılar. Sarayı bastıklarında İskitler hazırlıksızdı ve Amage, kralı ve ailesini öldürür. Bir oğlunu ise sağ bırakarak İskit kabilesinin başına geçirir. Chersonessus özgür oldu ve İskitlerin buraya saldırma olasılığı kalkmıştı.

Yazan: Nimrael

KRONOS'UN İKİ VERSİYONU

Nimrael, yunan mitolojisi, kronos, mitoloji, Tanrı kronos, titan kronos, ilkel kronos, tahtını kaptırmamak için çocuklarını yiyen kronos, din ve mitoloji, dünya yumurtasını açan kronos,
Kronos'un iki versiyonu olduğunu biliyor musunuz?
Titan Kronos ve İlkel Tanrı olan Kronos'un,

Ortak yönleri;
-İkisi de zamanı bazı biçimlerde temsil eder.
-İkisi de Rönesans zamanında "Zamanın Babası" olarak bilinen figürler oldu.
-İkisi de şu an aynı sembole sahiptir.

Farklı yönleri ise;
-Titan Kronos tanrıların kralı ve kız kardeşi Rheia ile evliyken, İlkel Kronos ise geçmiş, şu an ve gelecek olarak sınırlandırılmış formdadır.
-Titan Kronos'un çocukları Zeus, Poseidon, Hades, Demeter, Hera, Hestia ve Chiron'dur. İlkel Kronos'un ise eşi Ananke'den olan çocukları Kaos, Aether, Erebus ve Phanes'tir.
-Titan Kronos, tahtını kaptırmamak için çocuklarını yemiştir. İlkel Kronos'un Dünya Yumurtası'nı açmak dışında dikkate değer mitolojik hikayesi yoktur.
-Titan Kronos, Roma'da Satürn olarak bilinir. İlkel Kronos'un Roma inancında bir rolü yoktur.

Yazan: Nimrael

ARGONAUTLAR

Nimrael, mitoloji, yunan mitolojisi, argonautlar,argon gemisi,altın post,50 kahraman,yunan efsanesi,Rodoslu Apollonius,argonaut efsanesi, din ve mitoloji, denize açılan argonautlar
Efsaneye göre Argo adlı geminin, liderliğini Aeson oğlu Jason'ın yaptığı tam 50 kahramandan oluşan mürettebatıdır. Mürettebatın amacı ise Altın Postu ele geçirmekti. Her şey Jason'ın amcası Athamas ile başladı. Athamas'ın ilk karısı Nephele (Bulut Tanrıçası) ile olan birlikteliğinden Phrixus ve Helle adlı iki çocuğu oldu. İkinci karısı Ino ise Nephele'nin çocuklarına karşı kin besliyordu. Ino, Athamas'ı kıtlığa karşı çözüm için Phrixus'u kurban etmesi için ikna ediyordu. Bu andan hemen öncesinde ise Nephele, Phrixus'a altın postlu mahmuz getirir ve Phrixus ile Helle bunu kullanarak deniz yolu ile kaçarlar. Helle, boğazı geçerken suya düşer ve boğulur; boğazın adı ise Hellespont olarak anılır. Phrixus boğazın diğer tarafına geçmeyi başarır ve Euxine'in (Karadeniz) en uzak noktasına ulaşır, Kolhis'e. Mahmuzu feda eder ve altın postu Ares'in koruluğuna asar. Post burada hiç uyumayan bir ejder tarafından korunur.

İşte Jason'ın hikayesi de burada başlıyor. Amcası Pelias, Aeson'ın hakkı olan tahtı gasp eder. Pelias, Jason'a eğer Altın Postu getirirse tahtı geri vereceğini söyler. Jason, bu görev için büyük bir gemi inşa eder ve Yunanistan'ın dört bir yanından Minyanları (kahramanları) çağırır.

Argonautlar, denize açıldıktan bir süre sonra Lemnos'a gelirler. Burada sadece kadınlar yaşıyordu. Mürettebat burada birkaç ay kaldı. Hellespont'a yelken açarak Doliones ülkesine, kral Cyzicus'ın topraklarına gelirler. Burada misafirperver şekilde karşılanırlar. Buradan ayrıldıktan sonra Argo, bir fırtınaya yakalanır ve tekrar Doliones'e sürüklenirler. Ancak Cyzicus ve halkı Argonautlara saldırır ve çıkan savaşta Jason, Cyzicus'ı öldürür. Bebryces ülkesine vardıklarında kral Amycus onlara meydan okur. Bu kral, oradan geçen yolcuları öldürmek için sürekli dövüşe davet eder. Polydeuces meydan okumayı kabul eder ve kralı öldürür. Euxine girişine vardıklarında burada yaşayan kör ve yaşlı bir kral olan Phineus ile karşılaşırlar. Harpiyalar bu adam yiyeceğine sürekli zarar veriyorlar. Boreas'ın kanatlı oğulları tarafından özgürleşen Phineus, Jason'a nasıl Kolhis'e gideceğini anlatır. Symplgades ya da Cyanean kayalıklarını nasıl geçeceğini anlatır. Athena'nın da yardımı ile Argonautlar burayı geçer. En sonunda Kolhis'e ulaşan Argonautlar, kral Aeëtes'in postu kolay kolay vermeyeceğini anlarlar. Kralın kızı Medea ise Jason'a aşık olmuş ve ona postu almasında yardım eder. Postu aldıktan sonra Jason ve mürettebatı Iolcus'a geri döner. Altın Post, bereket sembolü olarak bir ağaca asılmış, Argo gemisi ise Poseidon'a adanan kutsal koruluğa yerleştirilmiştir.

İşte bu efsanevi mürettebatın kimler olduğunu görelim. Rodoslu Apollonius'a göre Argonautlar;
Jason, Aeson'ın oğlu ve geminin kaptanı
Argus, Argo'yu inşa eden kişi
Aethalides, geminin habercisi
Tiphys, dümenci, Boetia'lı
Ancaeus, ikinci dümenci, Milet'li
Peleus ve Telamon, Phtia ve Salamisliler
Castor, Spartalı, Dioscuri İkizi
Polydeuces, Spartalı, Dioscuri İkizi
Idas ve Lynceus, Arene'den gelenler
Orpheus, Trakyalı
Meleager, Calydon'dan gelen
Laocoon, Meleager'in amcası
Herakles, Tiryns'li
Polyphemus, Arkadyalı
Hylas, Menodice'nin oğlu
Ancaeus, Arkadyalı
Aphidamas ve Cepheus, Arkadyalılar
Calais ve Zetes, Boreas'ın oğulları
Euphemus, Taenaruslu
Iphiclus, Phylace'lı
Idmon, Argoslu kâhin
Mopsus, Lapith, kâhin
Acastus, Iolcus'lu
Erytus ve Echion, Alopeliler
Coronus, Teselyalı Lapith
Admetus, Pheresli
Pericylmenus, Pyluslu
Augeias, Elisli
Talaus, Leodocus ve Areus, Argoslular
Menoetius, Phocisli
Clytius ve Iphitus, Oechalialılar
Butes, Atinalı
Phalerus, Atinalı
Eurytion, Phthialı
Iphiclus, Aetolialı
Phlias, Dionysus oğlu
Nauplis, Argoslu
Oïleus, Locrisli
Eurydamas, Dolopialı
Amphion ve Asterius, Palleneliler
Canthus, Euboealı
Eribotes, Atinalı
Palaemon, Aetolialı
Iphitus, Phocisli
Asterion, Antigone'un oğlu
Pindar'ın kendi eserinde bulunan Pythian IV dizelerine ve Roma döneminde yaşamış şairlere göre Argonautlara
-Atalanta, atlet
-Pan, Yaban Tanrısı
-Lycomedes, Mycenaea kralı ile birlikte bazı yarı efsanevi kişilikler de dahil olmuş.

Yazan-Çeviren: Nimrael

TANRI APOLLON

roma mitolojisi, yunan mitolojisi, Tanrı Apollon, Roma ve Yunan mitolojisi, Yunan Tanrıları, mitoloji, kurt oğlu, zeusun oğlu, antik çağ, dürüstlük ve saflık tanrısı, şifa tanrısı, Apollo
Uzağa atan, uzağın ölümcül okçusu, kurt oğlu, hekim, defne ağacı taşıyan gibi isimlerle anılan Zeus ve Leto'nun oğlu olan Apollon aynı zaman Artemis'in ikiz kardeşidir. Delos adasında doğduktan hemen sonra bebekten insana dönüştüğüne inanılırdı. Yedinci ayın yedinci gününde doğduğuna inanıldığı için dönemin insanları tarafından 7 rakamı bu Tanrı için kutsal sayılmaktaydı. Yunanistan'da, özellikle Rhodes ve Delos'ta Apollonun onuruna tapınaklar inşa edilmişti çünkü Antik Çağ'da dünyanın yedi harikasından biri olan Rodos'un muhteşem çağının en önemli temsilcisiydi. Apollon'un bir sürü çocuğu vardı ve bunların en ünlüleri Orpheus, İyon ve şifa ve tıp bilgisinin verildiği Asclepius'tur.

Delphi'de bir nasihatçi olarak tanınan Apollon'un her sabah 4 atlı arabası ile tüm gökyüzünü boydan boya dolaştığı ve bu seyahati bittikten sonra güneşin doğduğuna inanılırdı. Kutsal ağacı defne olarak kabul edilen bu Tanrının hayvanları ise yunus ve kargaydı.

Gençlik, güzellik, yaşam ve iyileşme kaynaklarının, sanatların koruyucusu, güneş kadar parlak ve güçlü olan Apollon (Phoebus Apollo) muhtemelen tüm Yunan ve Roma Tanrılarının en sevileni olduğu gibi aynı zamanda saflık ve dürüstlüğün de sembolü olmuştur. Dürüstlüğün de sembolü olduğundan Apollon adına edilen yeminler asla bozulmayacak olanlar olurdu.

Yazan: Anu

YUNAN ATEŞ VE DEMİR TANRISI VULCAN

Yazan: A.Kara
yunan mitolojisi, yunan tanrısı, ateş ve demir tanrısı, silah yapan tanrı, tanrı vulcan, tanrı ifestus, hephaistos, zeusun oğlu, zanaatkar tanrı, yunan tanrıları, mitoloji, din ve mitoloji, İfestus diğer ve en bilinen ismiyle Vulcan. Bu Yunan Tanrısı Zeus ve Hera'nın oğludur. Aynı zamanda güzellik Tanrıçası olan Afrodit'in de kocasıdır. Vulcan, İngilizce oyun ve kitaplarda blacksmith diye geçen, Türkçesi demircilik olan zanaat ile uğraşmakta, Tanrılara ve kahramanlara silah, zırh yapmaktadır. Fakat hem Tanrılığının, hem de babasının Zeus olmasının verdiği kudretle demircilik zanaatinde öyle iyidir ki, hiçbir şey onun yaptığı zırh ve silahlarla boy ölçüşememektedir.

Vulcan; hayvanları, tarımı ve insanları koruyan, işinde zanaatkar olduğu kabul görmüş, çirkin olmasına rağmen halk tarafından en sevilen Tanrı olmuştur. Demir ve ateş Tanrısı olduğundan, çağımız insanları genelde kötü ruhlu (örneğin: Loki) bir Tanrı olduğunu düşünürler, çünkü çağımızda, özellikle de İbrahimi dinlerin çıkışı sonrası "ateş = kötü" dür. Fakat Vulcan, bir ateş ve demir Tanrısı olmasına rağmen hem halkı gözetmekte, hemde kahramanlara ve Tanrı-Tanrıçalara yardımcı olmaktadır.

İşinde öyle iyidir ki, Tanrılar dağı Olimpos'taki görkemli sarayları inşa eden bile odur. Zeus insanları cezalandırmak için Pandora göndermek istediğinde, babasının isteği üzerine ilk kadın Pandora'yı yapmıştır.