HABERLER
Dini Haber
tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

LUDİ PLEBEİİ

Öncelikle Ludi Plebeii nedir? Ludi (oyunlar) ve Pleb (Roma'da alt tabaka, avam sınıfı, "ii" çoğul Latince eki) kelimelerinin birleşimi, Alt Sınıf Oyunlarıdır. Antik Roma'da her yılın 4 Kasım'ından 17 Kasım'ına kadar süren festival ve oyunlardan oluşan etkinliktir. Bünyesinde sahne oyunları (trajedi, satir ve komedi oyunları) ve atletik sporları (at arabası yarışı, koşu, yarış, güreş vb.) barındırırdı.
Pek çok festival ve oyun Circus Maximus'ta düzenlenirken Ludi Plebeii, Circus Flaminius'ta düzenlenirdi. Bunun tahmini sebebi soy adı Flaminius olan bir Plebin M.Ö. 220 yılında Circus Flaminius'u kurup ilk oyununu kendisi tertip etmesidir. Peki bu etkinlikleri kim düzenler? Pleb sınıfını temsilen Aedile (Aedes: bina) tarafından düzenlenirdi. Onlar, halk binalarından ve halk etkinliklerinden sorumluydu.


Ludi Plebeii'nin kutlanma nedeni aslında eğlence değildi. Tıpkı bugün bizim 29 Ekim'imiz, ABD'nin 4 Temmuz'u, Fransa'nın Bastille Günü gibi Ludi Plebeii'de özgürlüğün sembolüydü. 4 Kasım'da Plebler politik olarak özgürlük kazanmıştı. Bundan öncesinde Plebler köle olarak görülürdü. Etrüsk asıllı Tarquinlerden kazanılan bağımsızlık, Roma'nın en eski festivalini kurmaya neden oldu.
Festivalin 13 Kasım'ında Jupiter Optimus Maximus'a ziyafet verilir. Bu, Epulum Iovis olarak bilinir. Festivali düzenleyen Senatör, bunun onuruna Capitol Tepesinde yemek yer. Bu sırada Plebler ise Forum Romanum'da yemek yer. Bundan sonraki günlerde oyunlar düzenlenir (her gün 9 oyundan 4 oyuna düşene kadar). Oyunların ilk gününde büyük Pompa (alay), Capitoline Triad heykeli liderliğinde Circus'a koyulur ve hem Tanrılar hem halk oyunları izler. Genellikle 17 Kasım günü festival sona ererdi.

Yazan: Nimrael

HENGİST VE HORSA

Anglo-Sakson, eotan kabilesi, Hengist, hengist ve horsa, Horsa, iskandinav tarihi, Nimrael, nors tarihi, tarih, vikingler, Cermen, Britanya, Horsanın anısına dikilen, Beowulf,
Ünlü Anglo-Sakson tarihçi Aziz Bede'ye göre Hengist ve Horsa, beşinci yüzyılda yaşamış efsanevi Jut kardeşlerdi. Beşinci yüzyılda Angıllara, Saksonlara ve Jutlara uzaklardaki Cermen diyarından Britanya'ya doğru olan göçte önderlik etmişler, Briton kralı Vortigern'i kuzeyli Piktlere karşı (M.S. 446-454) desteklemişlerdi. Aynı zamanda Britanya'da ilk Anglo-Sakson yerleşimcilerdi. Anglo-Sakson Günlükleri'nde aktarılana göre kardeşler ve kavimleri, ilk olarak Ebbsfleet, Kent'e ayak basmışlardı. İstilaya gelen Piktleri geri püskürttüler ve kral Vortigern, Jutlara Kent'te topraklar verdi. 455 yılında Vortigern ile savaş başladı ve Horsa, muhtemelen bugünkü Kent'teki Aylesford'da, Aegelsthrep'te can verdi. Bede'ye göre Kent'in doğusunda Horsa'nın anısına bir anıt dikildi ve Horstead kasabasının onun adını almış olabilme ihtimali yüksektir. Horsa'nın ölümünden sonra Hengist artık tek Kent kralıydı. 33 yıl hükmetti ve öldükten sonra yerine oğlu Oeric Oisc geçti. Kent kralları, Oeric Oisc aracılığı ile Hengist'in soyundan geldiklerini savundular ve Kent kraliyet ailesi "Oiscingas" olarak bilindi. Hengist ve Horsa hakkında çok fazla hikaye ve söylenti vardır. Sık sık Anglo-Sakson olarak anıldılar ve bazı kaynaklar onları Jut olarak kaydetti, fakat Anglo-Sakson Günlükleri onları Angıl olarak ve babalarını Wihtgils olarak kaydeder. Bir rivayete göre Hengist, Beowulf destanında Eotan kabilesi ile özdeşen karakterin kaynağıdır, ki Eotan kabilesi Jutların üzerine kurgulanmıştır.

Yazan: Nimrael

TRİA NOMİNA

Nimrael, tarih, tria nomina, roma halkının gelenekleri, praenomen, nomen, cognomen, roma tarihi, romada yeni doğan bebekler, ailenin romada bebeği kabulü, Lustratio arınma göreni, roma tarihi hakkında,
Yurttaşları yabancılardan ve diğerlerden ayıran Tria Nomina, Roma halkının geleneğiydi. Praenomen, Nomen ve Cognomen olarak bir Romalı, üç türden isim alırdı ve aynı zamanda bir kişinin sosyal statüsü de belli olurdu. Yine de tüm Romalılarda yaygın değildi; bu geleneği daha çok elit kesim sürdürmüştü. Genel olarak Praenomen kişisel isimdi ve günümüzdeki gibi kullanılırdı. Nomen ise klan ya da soyun adıydı ve kişinin hangi aileden olduğunu belli ederdi. Cognomen ise bu grubun bir koluydu ve kişisel karakteristiklerin ve kahramanca eylemler sonucu eklenebilirdi. Bunların detayları ise şöyledir;

Praenomen: Doğan bebeğin kişisel adıdır ve bebeğin ebeveynleri tarafından seçilirdi. Senatör ailelerinde ise bu süreç farklı, yavaş ve uzundu. Onlarda yeni doğan bir bebekte anormallikler var mı diye bebek teftiş edilir ve hayatta kalma şansı belirlenirdi. Eğer aile çocuğu kabul ederse meşaleler tam dokuz gün (kız çocuklari için sekiz) yanardı. Aile, "Lustratio" olarak bilinen bir arınma töreni düzenlerdi; çocuğun temizlenmesini ve kötü niyetli ruhlardan korunması için düzenlenirdi. Sonraki gece bir takım ayinler düzenlenir, adaklar gerçekleşir ve himayeler gözlenirdi. Bu tören esnasında bebeğin adı verilir ve kayıtlara geçerdi. İsimler, genel kullanılanlar arasından seçilirdi ve erkek isimler kısaltılmış bir forma sahipken aynı zamanda o ismin kız versiyonu da öğrenilebilirdi. Erken Cumhuriyet döneminde otuz yaygın isim varken yalnızca on sekizi sık kullanılanlardı. Bazı eski ve prestijli aileler, belirli isimleri kullanırdı. Eski bir aile olan Julii, yaygın olanlardan Lucius, Gaius, Sextus, Vopiscus kullanırdı. Başka bir aile olan Claudii ise Appius, Publius, Tiberius ve Marcus'u kullanırdı. Ailede başka kardeş varsa en yaşlı erkek çocuk, babasının adını alırdı. Genç olanlar ise amca ya da diğer erkek aile atalarının adını alırdı. Bu durumda Praenomen, bir ailenin aslında nesiller boyu devam etmesini sağladı. Kişisel örnek olarak Gaius Julius Sezar, adını babası, büyükbabası ve kuzenleri ile paylaşmıştır. Kız çocukları ise doğum sırasına göre isimlendirilirdi. En yaşlı kız çocuğu, Praenomen'in dişi versiyonunu alırdı (Julius = Julia gibi). Diğer kızlar ise Julia I, Julia II, Julia III diye doğum sırasına göre adlandırıldı. Örneğin ünlü biri olan Publius Claudius Pulcher'in kız kardeşlerinin adı Claudia Prima, Claudia Secunda ve Claudia Tirtia olarak isimlendirildiler. Aynı aileden fakat farklı jenerasyonda olanlar, Major ve Minor olarak bilinirdi. Diğer bir değiş ile Yaşlı ve Genç olarak bilinirdi (Claudia Major ve Claudia Minor gibi). Bu, Roma sosyal yaşantısında ki dengesiz cinsiyet rollerinin talihsiz bir yansımasıdır.

Nomen: Bir kişinin ait olduğu genleri gösterir. "Gens" olarak da bilinir ve genellikle ırk, aile ve kabileyi temsil eder ve ortak bir atadan gelen büyük bir grup insanı teşkil eder. Ünlü Patrici aileler, Roma monarşisinin ilk yıllarına kadar soylarının dayandığı iddia eder ve bu uzun, büyük soydan büyük bir gurur duyarlardı. Örneğin Julius Sezar, Julii ailesinin Aeolus'un soyundan geldiğini iddia ederdi; Aeolus ise ünlü Truva kahramanı Aeneas'ın oğlu ve tanrıça Venüs'ün torunuydu. Yani Nomen, aslında bir kişinin sosyal statüsünün göstergesiydi. Kolektif başarılar sonucu bir kişi, ailenin şanına katkıda bulunurdu ancak kötü eylemler sonucu aileden atılır ve aile ismi elinden alınırdı. Fakir bile olsanız, ünlü aile adınız sayesinde tanınır ve bilinirdiniz. Bir soyun fertleri arasında her zaman ortak olan karakteristik özellikler bulunurdu. Örneğin Claudii ailesi gururlu, kibirli ve çabuk öfkelenen bireyleri ile bilinirdi.

Cognomen: Sık kullanılan Praenomen ve Nomen mirasına sahip fertleri ayırt etmek için bir bireyin adına gelen ek bir isimdi. Cognomen, hak edilen ya da diğerleri tarafından verilen bir ünvandı ve her zaman övünülen bir ünvan da verilmezdi. Örneğin Sezar'ın anlamı kıllı/tüylü iken Strabo'nun anlamı ise şaşı; Calvus'un anlamı cesur iken Nasica ise sivri burun anlamına gelir. Her Romalı bir Cognomen'e sahip değildi. Patriciler buna sahip olurken belirli bir sayıdaki Plebler de buna sahip oldu (örneğin Marcus Licinius Crassus ve Marcus Tullius Cicero). Crassus ve Cicero gibi Cognomen ünvanlar, sonradan kullanılmasa da Cumhuriyet döneminde büyük ailelerin bir kolu olarak sosyal yaşamda yerini aldılar. Örnek olarak Julii ailesinde Iuli, Julii Mentones, Julii Libones ve Julii Caesares vardı. Claudii ailesi ise büyüktü ve daha fazla aile koluna sahipti. Senatoda büyük görevler başaranlar, resmi olarak "Cognomen Ex Virtute" kazanırlardı; bu büyük bir onurdu ve genellikle bireyin doğasını yansıtırdı. Buna örnek olarak Publius Cornelius Scipio, Kartaca'ya karşı aldıği zaferden dolayı "Africanus" ünvanına da sahip olurken; Pompey uzun askeri mücadeleler sonucu "Magnus", imparatorlar ise buna ek olarak hükümleri boyunca aldıkları zaferlere göre ünvan alırdı. Cermenya'daki zaferler için "Germanicus", Britanya'daki zaferler için "Britannicus", Daçya'daki zaferler için "Dacicus", Ermenistan'daki zaferler için "Armeniacus", Pers topraklarındaki zaferler için "Parthicus" ünvanları, bunlardan birkaçıdır.

Nüfusun hızla artması sonucu Tria Nomina, bulanıklaşmaya ve kullanımdan düşmeye başladı. İç savaşlar ise belli ailelerin tasfiye edilmesine yol açarken yabancı evlilikleri ve evlat edinmeler de ailelerin yozlaşmasına ve neslin kurumasına sebep oldu. Yeni büyük Romali kuşaklar Antonina ve Aurelius gibi ortak Nomen'e, vatandaşlıkları sonucu sahip olurdu. Bu faktörler ve Roma İmparatorluğu'nun nihai düşüşü, Tria Nomina'nın zamanla etkisinin azalıp bitmesine ve Patrici soylarının tükenmesine sebep oldu.

Yazan-Çeviren: Nimrael