HABERLER
Dini Haber

Slider

latest

Slider Right

randomposts4

DİN & İNANÇ KONULU YAYINLAR

din/block-1

MİTOLOJİ KONULU YAYINLAR

mitoloji/block-7

BİLİMSEL

Bilimsel/block-2

TARİH

tarih/block-2

GİZEMLİ

Açıklanamayanlar/block-3

SEMBOLLER

Antik semboller/block-8

HABERLER

Dini Haber/block-9
"Evet Karabekir, Arapoğlu nun saçmalıklarını Türk oğullarına öğretmek için Kuran ı Türkçe ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."
– Mustafa Kemal Atatürk

"İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi."
"Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam."
– Friedrich Nietzsche

"Din . . . temel olarak korkuya dayanır … bilinmeye karşı duyulan korku, yenilgi korkusu, ölüm korkusu. Korku her acımasızlığın anasıdır ve o yüzden acımasızlık ve dinin el ele gitmesine şaşılmamalı. Benim din hakkındaki görüşüm Lucretius’la aynı. Onu korkudan doğan bir hastalık ve insan ırkına büyük bir mutsuzluk kaynağı olarak görüyorum."
– Bertrand Russell

"Evrenin sırlarının kabul edilebilir bir açıklamasının olmaması, bir tane yaratmamızı gerektirmez."
– J. Benbasset

SON YAYINLAR

ALLAH İSMİNİN OKUNUŞU TAM OLARAK NASILDIR?

Sorularla İslamiyet, A,din,islamiyet,Allah isminin okunuşu,Allah mı Ellah mı?,Kuranda Allah yazar mı?, Abdullah ne demek?, Peygamberin babası,Kabe baş putu,Allah,Ellah,
ALLAH | ELLAH

Sorularla İslamiyet sitesinde "Allah isminin okunuşu tam olarak nasıldır?" başlığı altında şöyle bir soru sorulmuş:
 -Kuran-ı kerim okurken Allah ismini tam Allah diyerek okumuyoruz.. Yanlış bilmiyorsam e-a arası okuyoruz .. Ama yazılırken neden Allah diye okuyoruz söylüyoruz..
- Bir de Ömer ve Osman isimleri de Arapça’da ö ve o harfleri yok neden böyle okuyoruz?
Sorularla İslamiyet'in cevabı:
Değerli kardeşimiz,
"Allah" lafza-i celalin başında buluna Elif harfi Arapçada “E”dir, öyle okunur. Fakat bunun kişilere göre telaffuz tarzı E ile A arasında olursa bir şey olmaz.
-Türkçe’de “Ellah” yerine, “Allah” yazılıp okunmasının sebebi, Lafza-i celalin Lamlarının kalın okunmasını sağlamaya yöneliktir. Bunu Latin harfleriyle E yazarsanız, kimse onu kalın okumaz. Oysa bu ismin kalın okunması -ismin manasının azametine uygun olduğu için- (bazı durumlar hariç) kalın okunur ki, lafız ile mana “azamet/büyüklük” çerçevesinde bütünleşmiş olsun.
Aslı Umar ve Usman olan isimlerin, Ömer ve Osman şeklinde söylenmesi, Türkçe’nin özelliğinden ve dile daha kolay gelmesindendir...
Eğer dini kuru kuruya savunmak ve gerçekleri asla kabullenmemek veya bu tarz soruların üzerinde samimi olarak düşünmemekte iseniz ne açıklarsam açıklayayım faydalı olmayacaktır. Fakat ben yine de konu hakkındaki görüşümü ve bazı gerçekleri yazayım.

Aslında Allah diye bir yaratıcı adı yok İslam'da, yani Kur'an da falan da Allah diye bir ilah yok! Ne var peki?
ELLAH (الله)
Çünkü baştaki harf Elif.

Ellah'ı Allah diye okuyamazsın çünkü başındaki harf Elif yani "E" dir. Yani Sorularla İslamiyet'in süslü cevabına bakarsanız söylemek istediği şu, "eğer ince harfle yani E ile okursan ismin bir karizması bir gücü, ihtişamı kalmaz" Onların Ellah isminin Allah diye okunmasına verdiği mantık dışı cevaba göre Allah diye okuyacaksın çünkü büyüklüğünü, azametini göstermen gerekecek.

İyi de bu hile değilse nedir?
Yazılan bir şeyi o dil nasıl gerektiriyorsa öyle okursun, çarpıtmaya kimsenin hakkı yokki. Şimdi diyelim ki Emel adında bir kadın diğer kadınlardan daha güçlüdür diyorsun, tutup da Emel olan bu adı Amel diye okuyabilir misin? Sırf ihtişamlı olsun, güçlü göstersin diye?

Gelelim en önemli meseleye, Allah her şeye gücü yetendir, her şeyi bilir diyenler kimler? Sizlersiniz. O halde Allah adını Ellah olarak belirtip vahiyle iletirken adının sırf bir E harfi yüzünden güçsüz görünebileceğini düşünemedi de yarattı kulları mı düşündü?

Hani şu sürekli "Allah'ın ilmi sonsuzdur" diyen, iki gıdımcık çamurdan yaratıldıklarını söyleyen kulları tutup ta Ellah'ın düşünemediği şeyi mi düşündü? "Tüh ya bak adı Ellah'mış, böyle olmaz söylerken ağzı doldurmuyor haşmetli durmuyor, Allah olsun adı, biz Allah diye okuyalım" diye karar verme yetkisini müslümanlar kendilerinde nasıl görüyorlar? İnandıkları dine göre bunun yeri nedir?

Müslümanların da, Sorularla İslamiyet gibi insanların gözlerini açmasını engellemek isteyen dini kuruluşların da bir şeyi iyi bilmesi gerek aksi halde kendi dini inançları ile çelişiyorlar. Allah dediğiniz yaratıcının hikmeti sonsuz ise, adını da Ellah olarak bildirdi ise (bildiren yok ya neyse) sen bunu değiştiremezsin.


Peki Kur'an'da neden Ellah yazıyor yani Kur'an'ın yaratıcısının adı neden Ellah?
Hep söylüyorum, antik dönem tanrılarının tümü zamanın birçok tanrısından türeyerek, bazı tanrı ve tanrıçaları kendş bünyesinde toplayarak, onların özelliklerini emerek tek ilah haline gelmiştir. Bu süreci gerçekleştiren de o çağda ve o coğrafyada seçtiği ilaha tapan toplumdur. Başka toplumlarda daha güçlü veya iyi özellikleri olan bir ilah gördüklerinde onu kendi tanrıları ile birleştirirler ki yeni tanrıları daha yüce ve kudretli olsun.

El normalde Kenanlıların bir tanrısıydı ve oradan museviler tarafından alındı. El "Şefkatli El", "Canlıların yaratıcısı" gibi isimlerle anılıyordu ve Kenan tanrılarının reisiydi. Al (El) İlah ise eski putperest arapların kabe içinde tapmakta olduğu baş tanrının (Ay tanrısı, diğer isimleriyle SİN, Hubal) adıydı, putların en yücesinin.

Hem Kenanlı ve Musevilerin eski tanrılarından El'i hem de putperest Arapların eski baş putu Al-ilah'ı (El-ilah) birleştirerek yeni oluşturulan tanrının adının Ellah olduğunu söylemek, kabullenmek zorunuza mı gidiyor?

Nasıl ki siz şuan daha güçlü görünsün diye adını değiştirip E yi A yapmaya çalışıyorsanız (pardon çalışmıyorsunuz, yaptınız bile) ayni şekilde antik çağlardaki insanlar da tanrı-tanrıçalarında onlara yeni güçler ekleyerek güncellemeler yapıyorlardı. Antik dönem insanlarının ilahlarını sürekli güncellediğini ispatlayan binlerce antik metin, piramit yazısı gibi kanıtlar sapasağlam duruyor.

He bazılarınız ısrarla şunu diyebilir, yok yahu Allah yani Ellah eski arap putperestlerin taptığı put değildir, bu başka Ellah'tır. İyi de canım kardeşim isim kıtlığı mı vardı da senin inandığın dinin tanrısı kantrilyonlarca isim seçebilecekken (yada isme sahip olabilecekken) gidip kabedeki eski bir ay tanrısı putun adını alacaktı (üstelik putlardan nefret edip onları lanetlemesine rağmen) ?

İsim mi kalmamıştı koca evrende? Muhammed yeni dini ilan ederken kabenin baş putunu tek tanrı ilan etti ve adını bile değiştirmedi bu kadar basit, çünkü Allah'ı da yaratan zaten Muhammed. Bir putu alıp ilah ilan ederek onu Muhammed yaratmış oluyor.

Bak şimdi sizin gibi ısrarla kabul etmeyen tipler için Ellah yani Allah'a İslamiyet öncesi Araplar tarafından tapılıyor muydu bir bakalım:

Muhammed'in babasının ismi Abdullah. Dolayısı ile Abdullah döneminde Arapların inanmakta olduğu bir tanrı var. Aksi halde ismi nasıl Abdullah olabilir? Çünkü anlamı Ellah'ın kulu (sizin üstünü örttüğünüz şekli ile Allah'ın kulu)

Muhammed'in babasının adına bir bakalım:
(ellah) عبد الله (aebd)  
Yani Aebd-Ellah, yani Ellah'ın kulu.

Abdullah bir şeyin kulu olduğuna göre demekki İslamiyet öncesinde taptıkları bir ilah var yani ateist yada dinsiz değiller. Zaten o devirde dinsiz insan ara ki bulasın.

Peki inandıkları din neydi?
Hristiyanlık? Musevilik? Tabi hiçbiri değildi.

Geriye hangi ihtimal kalıyor? Muhammed'in babasının putperest olması ihtimali. Dolayısı ile putperest bir adamın putu olmalı yoksa neye tapacak?
Putunun adı ise zaten yukarıda da gösterdiğim gibi isminde gizli "Ellah". Kur'an'da yazanda zaten Ellah, Allah değil demiş ve göstermiştim.

Bazılarınız yanıldığımı söyleyebilir, o zaman beyin fırtınası yapalım.
Diyelim ki yanılıyorum (gerçi yanılacak birşey yok herşey gün gibi ortada) diyelim ki Ellah-Allah put değildi. O zaman Muhammed'in babasının putu neydi?
Eğer babasının bir putu yoksa dini neydi?
Adam Yahudi değil, Hristiyan değil, ne peki?
Diyelim ki dinsizdi, o halde adı nasıl "Ellah'ın kulu" olacak? Dinsiz biri nasıl bir putun kulu olur?

Yani ne kadar çırpınırsanız çırpının Muhammed'in babası da İslamiyet öncesi Araplar'da putlara tapıyorlardı ve bunlardan biri aynı zamanda en güçlüsü de (panteonun başı) ay tanrısı Ellah-Allah'tı (İslamiyetin sembolünün ay olmasının nedeni).

Yazan: A.Kara

DİNLERDEN NEFRET EDEN MİLLET : TÜRKLER

din,Türkler ve İslam,Türkler dinlerden nefret ederdi,Dinlerden nefret eden millet, Yecüc Mecüc, Yecüc Mecüc Türkler mi?,din, islamiyet, sizden gelenler, Gog Magog
Amerika'ya gidenler bilir. Uçak ile 11-12 saat sürer. Eskiden THY bu kadar gelişmiş değildi. Amerika'ya, genellikle Frankfurt ya da Londra üzerinden giderdik.

Uzun ve yorucu yolculuk sırasında istemeseniz de yanınızdaki ile konuşmak durumunda kalınıyordu. Yanınızda oturan yabancı "Türk olduğunuzu" anladığı andan itibaren "sessizlik" başlıyordu. Bir bahane uydurup, konuşmak istemiyordu.

Bir gün yanıma Yunanlı bir yolcu oturdu. Kırık Almancası ile anlaşmaya çalışıyoruz. Beni Alman sanıyor. Kendisine, Türkler hakkında fikrini sordum. Adam bir coştu, burada anlatmak mümkün değil.

Tevrattan girdi, İncil'den çıktı "Türkler Magok soyundan geliyor" diye söze başladı. "Tevratın Hezekiel Süresinde Gog (yecüc) ve Magog (mecüc) diye tarif edilir. Oradan İncile de geçmiş" dedi.
Gog ve Magok'un özelliklerini sordum. "Allah'ın emrine uymayan Yahudileri ve Hristiyanları, Tanrı Gok ve Magokları göndererek cezalandırıyor" diye açıkladı. Türk komutan Atillayı "Tanrının kırbacı" diye örnek verdi.

Roma ve Bizans'ın "günahkar oldukları için" Türkler tarafından cezalandırıldıklarını söyledi. 400 yıl Avrupa'da aynı akıbetten kendini kurtaramadı dedi.

Kansas'da Arap bir bakkal vardı. Türk ürünleri satardı. Beyaz peyniri ve zeytini ondan alırdım. Türk olduğumu anlayınca, bana ters davranmaya başladı. Sebebini sordum.

"Kusura bakma arkadaşım, Arap kültüründe Türklerden nefret edilir. Burası Amerika ama, böyle yetiştim diyerek" özür diledi. Sebebini sordum. "Kuran'daki Kehf ve Enbiya Sürelerini" oku diye beni uyardı. Türkler ile ne alakası var dedim.

"Kuran'ın Kehf ve Enbiya sürelerinde bahsedilen Yecüc-Mecüc'ün bize Türk olduğu öğretildi" demez mi? Şaşırıp kaldım. Aklıma, uçakta karşılaştığım Yunanlının sözleri geldi.

Yahudi, Hristiyan ve şimdi de Müslüman Arap bizlerden nefret ediyordu. Sebebi ise din kitaplarına dayanıyordu.

Peki biz Müslümandık, nasıl olur da "Yecüc-Mecüc olarak" tarif edilebilirdik. Hadislere de bakmalıydım.

Hadislerde de Türkler hakkında hoş sözler yok.
Ebu Davut"un hadis kitabında "Türkler, basık burunlu, yayvan suratlı ve Araplara felaket getirecek Yecüc-Mecüc ırkıdır" diye yazıyor.

Buhari, kitabında "Türkler dünyadan yok edilmedikçe, kıyamet kopmayacak...." diye yazıyor.
Böyle bir kültür ile yetişen Arap milleti Türkleri sevemez. Nitekim sevmiyor.

SİZDEN GELENLER Yazan: İ.Girgin

Eleştirisel bakış açısı ile her din ve inanca ait yazılarınızı, inancınızın değişim sürecini anlattığınız sorgulama süreçlerinizi dinvemitoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
  • Bu yazılar biz-siz gibi sorgulama evresine girmiş herkese mutlaka biraz olsun ışık tutacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazılar sitemizde adınızla veya takma adınızla yayınlanacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazının başka bir internet sitesinde yayınlanmamış olması gerekmektedir. (KOPYA içeriğe karşı olduğumuzdan, sitemizdeki tüm içerikler özgündür)

TEVRATTA VE HRİSTİYANLIKTA ŞİDDET

sizden gelenler, Dfxmed, hristiyanlık, musevilik, yahudilik, İncil'de şiddet, Tevrat'ta şiddet ayetleri, Tevratın tanrısı, Musevilerin ırkçı tanrısı, Musevi tanrısı, din, 1.Samuel 15,
TEVRATTA VE HRİSTİYANLIKTA ŞİDDET

Bilindiği üzere Hristiyanlar Tevrata da iman ederler ve Tevrat içerisinde bolca şiddet ayetleri içerir İncil ise daha barışçıldır. Tevratta Tanrı Sert yok eden zulüm eden ırk ayıran bir Tanrı iken İncil'de Baba merhametli ırk ayırmayan seven bir Tanrı olarak karşımızda.

Tevratta düzinelerce şiddet ayeti vardır ve bunların en göze çarpanı İsrail-oğullarının diğer milletleri kendi elleriyle öldürmesini emreden ayetlerdir.

Örnek: 1. Samuel 15:
2) "Her şeye Egemen RAB diyor ki, 'İsrailliler'e yaptıkları kötülükten ötürü Amalekliler'i cezalandıracağım. Çünkü Mısır'dan çıkan İsrailliler'e karşı koydular."

3) "Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Erkek, kadın, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür."

Burada görüldüğü üzere İsraillilere vur emri veriliyor. Bunu açıklamak için Hristiyanlar:''Onlar günahkardı ve hepsi zaten Tanrının gözünde ölümü hakketmişti. Tanrı ise bunun imanı simgeleyen İsrailliler ile yapılmasını uygun gördü.'' açıklamasını getiriyorlar. Bunu bizzat Hristiyanlardan duyduğum için içim rahat bu konuda.

Tanrı kiralık katil tutar gibi kavme öldür emri veriyor kadın çoluk çocuk demeden diyor ve hatta öldürmeyen İsrailli olursa cezalandırılıyor. Peki nerede merhametli Tanrı? O çocuk belki daha sonra imanlı bir çocuk olacaktı? Kitleleri yola sokmak için peygamber göndermek onların güvenini kazanmak yerine neden onları yok etme yoluna gidiyor?

Sizce bu Tanrı On Emir'de:''Adam öldürmeyeceksin!'' diyen Tanrı ile aynı Tanrı mı? Komşunu kendin gibi sev diyen Tanrı ile aynı Tanrı mı? Burada bir akıl tutulması ve bir çelişki vardır. Tanrı merhametlidir öyle olmalıdır o halde neden vur emri veriyor? Neden ''ÇOLUK ÇOCUK'' demeden öldürün diyor. Sürekli sapıtmalarına rağmen sadece İsrail-oğullarına peygamber indiriyor. Belki de peygamberi bu kavme gönderseydi hiç sapıtmayacaklardı.

Domuz heykeline tapmalarına rağmen neden yok etmek yerine azap yolluyor?
Neden İsrail-oğullarını da yok etmiyor?
Irk gözeten bir tanrı söz konusu burada ve bu görüldüğü üzere hiç adil değil.

Ben ilk Hristiyan olduğum dönemlerde sürekli Tevratın dili ağırdır İncil ile başla derlerdi çünkü İncil'de barış sözlerine aldanacak daha çok bağlanacak Tevrattaki şiddet ayetlerini görünce İncil'deki ayetleri referans alıp görmezden gelecektim. Ama gözümü açıp objektif olarak bakınca sadece yukarıdaki 2 ayet bile bana Tanrının merhametini sorgulatıyor.

Teşekkürler sevgilerle.

SİZDEN GELENLER Yazan: Dfxmed

Eleştirisel bakış açısı ile her din ve inanca ait yazılarınızı, inancınızın değişim sürecini anlattığınız sorgulama süreçlerinizi dinvemitoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
  • Bu yazılar biz-siz gibi sorgulama evresine girmiş herkese mutlaka biraz olsun ışık tutacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazılar sitemizde adınızla veya takma adınızla yayınlanacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazının başka bir internet sitesinde yayınlanmamış olması gerekmektedir. (KOPYA içeriğe karşı olduğumuzdan, sitemizdeki tüm içerikler özgündür)

NASIL MÜSLÜMAN OLDUK? | PDF KİTAP

Erdoğan Aydın'ın "Nasıl Müslüman Olduk?" adlı kitabının pdf formatı sizlerle. Bu kitapta Türklerin gerçekte nasıl Müslüman olduğu, bu sürecin nasıl geliştiği anlatılmakta.

Umarım meraklıları için iyi bir kitap paylaşımı olmuştur. İyi okumalar.
Kitabı okumak veya indirmek için aşağıdaki resme tıklayabilirsiniz.

Uyarı: Telif hakları eser sahibine aittir, uygun görülmemesi durumunda telif sahibi dinvemitoloji@gmail.com adresinden irtibata geçerek yayını kaldırtabilir.

din konulu kitaplar, Nasıl Müslüman Olduk?, Nasıl Müslüman Olduk pdf, Erdoğan Aydın Nasıl Müslüman Olduk pdf, Pdf kitap, Türkler nasıl müslüman oldu?, pdf kitap indir,

YA'SİN KELİMESİNİN ANLAMI NEDİR?

Sorularla İslamiyet, Dinimiz İslam, Yasin kelimesinin anlamı nedir?, Yasin ne demek?, Ya'sin'in anlamı, Kur'an'da SİN, din, A, islamiyet, Ayetteki Ya'Sin, Kur'an'da ay tanrısı, Tanrı Sin, Al-ilah,
YASİN KELİMESİNİN ANLAMI NEDİR?

Sorusuna Sorularla İslamiyet'in verdiği cevaba bakarak konuya başlayabiliriz.


Canlı yayın yaptığım dönemlerde bir yayınımda bu konudaki görüşümden bahsetmiştim fakat o gün canlı yayınımı izleyen sayısı 130 civarıydı dolayısı ile bu söylediklerimden çoğunuzun haberi olmadı. O yüzden bu makaleyi yazarak sizlerle paylaşmak istedim.

Bildiğiniz gibi Kur'an'ın kendisi de, camideki hocalar da, alim dediğiniz adamlar da bir konuda ortak söylem içindedir. Eğer onlara "Kur'an'da anlamı olmayan şeylerin neden anlamı yok, hani Kur'an apaçık bir kitaptı, apaçıksa neden şifre içerdiği düşünülüyor?" derseniz size klasik cevap olarak "Allah'ın söylediklerini anlamaya her zaman insanın aklı yetmez" ve türevi cevaplar olacaktır.

Bu cevabı verirken tabi ki "Kur'an apaçık bir kitaptır" ayetini göz ardı ediyor yada bilmezden geliyorlar sanırım. Neyse, bu yazıdaki ana konu bu değil, şimdi "şifreli", "anlamazsın sen", "onda bir hikmet vardır" vb. cevaplar verilen sorulardan biri hakkında kendi görüşümü yazayım.

Her şeyin bir anlamı olduğu gibi surenin isminin yani YA'SİN'in de bir anlamı olmalı değil mi? (Ama Kur'an apaçık bir kitap olduğunu söylediğine göre anlamı da Müslümanlar için anlaşılır olmalıydı ya neyse)

Onlar anlam sorulunca yukarıda yazdığım cevaplara başvuradursun ben şöyle açıklayayım (Sorularla İslamiyet'in verdiği cevaba yazının ilerleyen sürecinde cevap vereceğim).

Bildiğiniz gibi nasıl ki İsrail'in tanrısı Yahweh eski İsrail tanrısı olan EL'den türedi ise (İsraEL) aynı şekilde İslamiyetin tanrısı Allah'da eski pagan arapların tanrısı olan El-ilah (Al-ilah) dan türedi. Tabi bu birden olmadı, tıpkı mitoloji dediğimiz tanrıların gelişim sürecinde birçok tanrı ve tanrıçayı bünyesinde toplayıp sonrasında sadece ona tapınılması gibi Allah'da tek ilah ilan edilene kadar El, İştar ve El-İlah yani diğer adıyla SİN'in özelliklerini ele geçirdi, Muhammed onu tek ilan edip diğer pagan uygulamalarını da reddetmeyip (tavaf, namaz, hatta Babil putperestlerinin Jumu'ah adlı uygulaması yani cuma namazı) yeni oluşturduğu dinin içine katarken eski pagan tanrıları da yeni ve tek diye anlattığı Allah'ın bünyesinde topladı (Babil'in 7 baş putunun -panteon- kutsal rakamlarının toplamı olan 99'un Allah'a verilmesi gibi).
Bu sayede insanlar yeni tanrıyı daha kolay kabul edecekti çünkü o eski tanrılarının birleşimiydi ve alışılagelmiş ibadetlerine ters düşmüyordu.

Neyse, yukarıda bir şey dediğim belki dikkatinizden kaçtı. El-ilah'ın diğer adı "SİN". Kur'an'daki bir surenin adı da YA'SİN!. Rastlantıya bak sen...

Peki YA'SİN ne demek olabilir?
Neden konmuştur ki Kur'an'a?

Arapça'da YA ne demek?
Birine seslenirken kullanılan bir ön ektir arapçada "YA".
Ya Ali, Ya Ömer vb. şekillerde kullanılır.

Bu konuda Dinimiz İslam sitesinin cevabı için aşağıdaki tuşa tıklayabilirsiniz.


Peki, "YA" birine seslenmek için kullanılan bir ön ek ise, "SİN" de eski arap putperestlerin 360 puttan oluşan panteonunun baş tanrısı olan El-ilah ise YA'SİN kelimesi SİN adlı tanrıya bir sesleniş değilse nedir? Muhammed yeni dini oluştururken eski putperest inancındaki kişileri dine daha sıkı bağlamak için bu şekilde bir kullanım tercih ederek Kur'an'da onun adına yer vermiş olamaz mı?


SORULARLA İSLAMİYET'İN AÇIKLAMASINA CEVAP

Diyorlar ki Ya'Sin deki bu harfler manaları kapalı, değişik anlamlara gelebilecek harflerdir.
E hani Kur'an herkesin anlayabilmesi için apaçık bir kitaptı?
Neden manası kapalı, "siz bunu anlayamazsınız" gibisinden kitap ve mesaj göndersin bir yaratıcı? Anlamamızı istiyor mu istemiyor mu?

Daha yanlış olan "anlamını bilemeyiz" denen şeye makul anlamlar yüklemektir. Yani keyfine göre bilmediğin bir şeye anlam yüklenebilir mi?

Çince'de 苹果 (Píngguǒ) elma demek. Şimdi ben bunu anlayacak, bilecek bir bilgiye sahip değil isem tutup bu kelime şu anlama gelebilir, makul anlamlar şunlar olabilir diyerek ona "araba tekerleği" anlamına geliyormuş gibi bir yaklaşımda bulunabilir miyim? Yanlış bir yöntem değilse nedir?

Sorularla İslamiyet aslında benim "Ya" için söylediğim şeyi kendisi de ilk paragrafta söylemiş. Diyor ki: "Ya-Sin" kelimesinin bir "nidâ = çağrı" olduğunu gerektirir.

Fakat işlerine geldiği gibi açıkladıkları kısım SİN ile ilgili kısım.
"Sin ise, insan kelimesinin "Sin" harfini çağrıştırdığı için Ya'Sin insan demek olabilir" diyorlar. Harfi çağrıştırıyor diye kelimeye anlam yüklenir mi?

Tabi ki dinlerini korumak adına hiçbir hoca buradaki SİN eski arap ay tanrısının adıdır yada böyle bir ihtimal olabilir demedi diyemez. Daha İslamiyet yokken nasıl ki Muhammed'in babasının adı Abd-Al-İlah yani Al-ilah'ın kulu anlamına geliyor yani bu ismi çocuklarına koyarak inandıkları tanrıyı yüceltmeyi amaçlıyorlardı diyemiyorlar ise SİN'de ay tanrısıdır diyemiyorlar.

Sorularla İslamiyet benim de yazının başında söylediğim klasik cevaplardan birini vererek beni haklı çıkarmış. "Allah'ın sonsuz ilminden dolayı Kur'an'da yazılanlar şifrelidir, üslubun bir gereğidir" gibi cevaplar vermiş. Yani klasik "siz anlayamazsınız" bölümüne hoş geldiniz. Bir yaratıcı hem kendini anlatmak için kitap gönderecek hemde o kitapta anlaşılmamaya çalışarak şifreli bir dil kullanacak öyle mi? :)

Aslında Kur'an'ın söylediklerine bakılırsa anlaması zor olmayan mesajlar içeriyor olmalıydı ama maalesef görüldüğü üzere durum öyle değil.

Peki bakalım Kur'an bu konuda ne diyor:
"Biz Kur'an'ı sana her şeyin apaçık bir beyanı olarak indirdik." (Nahl, 16/89)
Yukarıdaki ayette öyle diyor fakat anlamak için 40 takla atmak, yada bu şifrelidir demek gerekiyor öyle mi?

Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu? (Kamer Suresi 32)
Kolaylaştırıldık denen kitabı anlamak için çırpınan milyonlarca Müslüman var ?!

"Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık." (Duhan 58)
Maalesef hiçbirimiz için kolaylaştırılmış olmadı çünkü dilimiz Arapça değil. Daha tuhaf olan ise Arapların bile tam olarak anlayamadıkları kısımlar olması.

Yasin kelimesinin anlamı nedir? sorusunun net bir cevabı olmasa da benim düşündüğüm ihtimalin ilahiyatçıların verdiği belirsiz cevaplardan aşağı kalır bir ihtimali yok. Tabi ki ille de "benim dediğim doğrudur" diyemem fakat onların dediklerinin akla yatmadığı ve net olmadığı kesin.

Yazan: A.Kara

DÜNYANIN MANYETİK KUZEYİ DEĞİŞİM İÇİNDE

MANYETİK KUTUP DEĞİŞİYOR

Kuzey kutbunda garip bir şey oluyor. Yapılan son çalışmaya göre dünyanın Manyetik Kuzey Kutbu gezegenin çekirdeğinde bulunan sıvı demirin hareketleri nedeniyle Kanada’dan Sibirya’ya doğru ilerliyor.

Bilim adamları 2014 yılından bu yana dünyanın çekirdeğindeki hareketlerden dolayı şu ana kadar kutup noktalarının tahmin edilemeyecek şekilde değiştiğini söylüyorlar.

Manyetik Kuzey Kutbu'nu incelemek ve çeşitliliğini anlamak çok önemlidir.

Bu nedenle bilim adamları gezegenin manyetik alanını tanımlayan ve denizdeki gemileri yönlendiren sistemlerden akıllı telefonlardaki Google Haritalar'a kadar tüm modern navigasyonun temelini oluşturan Dünyanın Manyetik Modelini güncellemek için bir araya gelecekler.

En yeni model 2015 yılında piyasaya sürülmüştü ve 2020 yılına kadar değişmeden kalması bekleniyordu. Ancak manyetik alan o kadar hızlı değişiyor ki araştırmacılar modeli düşündüklerinden daha erken güncellemek zorunda kaldılar.

Dünya çekirdeğindeki hareketten dolayı kutup noktalarının kayması ile ilgili olarak Colorado Üniversitesi'ndeki jeomanyetizma uzmanı Arnaud Chulliat "Belirlenen kutup noktasındaki hata zamanla artıyor" diyor.

İngiliz Jeoloji uzmanı Will Brown bu konuyla ilgili şunları söylüyor: "Manyetik kutuplar sürüklenince alan kuvvetlenir ve zayıflarken güneşin uçsuz bucaksız manyetik alanı güneş esintilerini beraberinde getirirken dünyayı bu getirdiği hava ile dışarıdan sürekli olarak vurur."

Dünyanın Manyetik Kuzey noktası farklı alanlara kayabiliyor. Araştırmacı ve bilim insanlarını büyüleyen bu düzensiz ve öngörülemeyen hareket ilk kez 1831'de James Clark Ross tarafından Kanada Arktik bölgesinde ortaya çıkarıldı.


1990'ların ortasında hızı yılda 15 kilometreden 55 kilometreye çıktı. Bu manyetik kutup 2001’de Kutup Okyanusu’nun içine girmişti bu yüzden 2007’de bir ekip direği bulmak için deniz uçağına binerek okyanus ve buzullar üzerine iniş yapmak zorunda kalmıştı.

Manyetik Dünya Modeli, NATO, Savunma Bakanlığı gibi kuruluşların ayrıca Android ve iOS gibi akıllı telefon işletim sistemlerinin navigasyonunda kullanılan standart manyetik modeldir. Akıllı telefonunuzun harita uygulamasını açtığınızda, hangi yöne baktığınızı gösteren bir ok görürsünüz ve  bu ok telefonlarda bulunan Dünya’nın manyetik alanını ölçen bir manyetometre sayesinde size yön gösterir. İşte dünyanın kuzey kutbundaki bu sapma sonrası dolayısı ile kuzey noktası birkaç kilometre değişmiş oluyor ve size yol gösteren cihaz da biraz sapıtabiliyor. Bundan dolayı da yine dünyanın manyetik alanının bilim insanlarınca güncellenmesi ve takip edilmesi gerekiyor.

2016 yılında, küresel modelin son güncellemesinden hemen sonra belirlenen manyetik alanın bir kısmı geçici olarak doğu Pasifik Okyanusu'nun derinliklerine doğru yöneldi.

Avrupa Uzay Ajansı’nın Swarm gibi bazı uyduları bu değişimleri izledi ve görüldü ki 2018'de Kutup uluslararası tarih çizgisini aşarak doğu yarımküreye geçti.

Bilinmesi gereken en önemli şey dünyayı, dolayısı ile bizleri koruyan şeyin dünyanın manyetik alanı olduğudur. Çünkü bu manyetik alan güneşten gelen sıcak akımları kesintiye uğratan tek güç. Eğer bu manyetik alanda çok ciddi bir konum değişikliği olursa güneşten gelen sıcak rüzgarlar sonrası dünyaya neler olabileceğini bir düşünün.

Yazan: A.Kara

YAHWEH VE TEK TANRICILIĞIN YÜKSELİŞİ

musevilik, yahudilik, Yahweh, Yahweh'in kökeni, İsrail halkının tek tanrılığa geçişi, Yahweh ile tek tanrıya geçiş, Yahweh'in kökeni, A, din, Tanrı Yhw, Yhwh, Yahudi Tanrısı,
YAHWEH İLE DESTEKÇİLERİNİN MONOLATİZM'DEN MONOTEİZM'E GEÇİŞİ
Başlamadan, yazıyı daha iyi anlayabilmeniz için önemli bir bilgi: Monolatrizm nedir?
Monolatrizm birçok tanrının var olduğuna inanır ama bu tanrıların her birinin sadece kendisine tapan kişilere karşı güçlü olduklarını (sadece o kişileri etkileyebildiklerini) öne süren bir politeizm türüdür.

Sürgün öncesi İsrail halkı tıpkı komşuları gibi çok tanrılı inanışa sahipti ve İsraillilerin monoteizme geçişi eşsiz tarihsel koşulların sonucuydu. İsraEl isminin de gösterdiği gibi İsraillilerin orijinal tanrısı El'di. İlk kabile döneminde her kabilenin kendi koruyucu tanrısı olurdu. Krallık ortaya çıktığında devlet Yahweh'i İsrail'in ulusal tanrısı olarak tanıdı. Daha sonra Yahweh diğer tanrılardan daha üstün bir hale geldi ve yavaş yavaş diğer tanrı ve tanrıçaların tüm olumlu özelliklerini sömürerek kendinde topladı. Yahweh ve El, Shechem, Shiloh ve Kudüs gibi dini merkezlerde birleşince El'in adı tanrı olarak kullanılacak daha genel bir terim olan "Yahweh" tarafından alındı ve Yahweh ulusal tanrıları oldu. Bu sırada Yahweh, El Shaddai (Yüce) ve Elyon (En Yüksek) gibi eski yüce tanrıların sıfatlarını da kendi bünyesinde topladı.

Eskiden El'in karısı olan Asherah'a Yahweh'in eşi ve annesi olarak ibadet edildi. Khirbet el-Kôm ve Kuntillet Ajrûd'de keşfedilen çanak çömlek parçaları "Yahweh ve Asherah"'a atıfta bulunmaktadır ve çeşitli İncil pasajları onun heykellerinin Kudüs, Bethel ve Samiriye'deki tapınaklarda bulunduğunu göstermektedir.

MÖ. 9.yüzyılda Mısır'daki Asvan Adası'nda yaşayan Yahudilerin geride bıraktığı bulgulara göre Yahweh Baal'ın karısı olan Anat'ı, Anat-Yahu adıyla ("Yahu'nun Anatı", yani Yahweh) kendine eş olarak mâletmiş olabilir. Cennet Kraliçesi adı verilen Asherah isimli bir tanrıçaya da ibadet edildi ve muhtemelen bu tanrıça, Astarte ile Mezopotamya tanrıçası İştar'ın birleşimi sonrası oluşan yeni tanrının ünvanıydı.

musevilik, yahudilik, Yahweh, Yahweh'in kökeni, İsrail halkının tek tanrılığa geçişi, Yahweh ile tek tanrıya geçiş, Yahweh'in kökeni, A, din, Tanrı Yhw, Yhwh, Yahudi Tanrısı,
[Kuntillet Ajrud'da bulunan bir pithos çömleğindeki bu görüntünün altında bulunan bir yazıtta yer alan "Yahweh ve Asherah" yazısı keşfedildi. Ayakta duran iki figür ilahi çiftin temsili olarak görülürken arkalarında oturan ve lir çalanın onları eğlendiren kişi olduğu görüşü vardır. Alternatif olarak ise bazı sanat tarihçileri ayakta duran figürleri sahip oldukları sığır yüzlerinden dolayı Mısır'ın cüce tanrısı Bes'in temsili olarak tanımlamaktadır. Ziony Zevit çok fazla kanıt olmasa da Yahweh'in Bes figürü ile temsil edildiğini savundu. Ayrıca kabın üzerindeki görüntülerin altında bulunan yazıtla hiçbir ilgisi olmaması da mümkündür.]

Baal ve Yahweh'e tapınmak, ibadet etmek, İsrail tarihinin ilk döneminde görülüyordu, bu dönemde 2 tanrı bir arada yaşadılar ancak Kral Ahab ve kraliçesi Jezebel’in Baal’ı ulusal bir tanrı statüsüne yükseltme çabalarını takiben MÖ 9. yy'dan sonra bu 2 tanrı uzlaşmaz olarak kabul edildiler ve Baal'a tapınma bir süre daha devam etti.

Sadece Yahweh'e tapınılması MÖ 9. yy'da en erken İlyas (Elijah) ile başlamış olsa da 8. Yüzyılda peygamber Hoşea ile başlamış olması daha muhtemeldir çünkü sürgün sırasında ve sürgün sonrası dönemde bile küçük bir grubun bu konuda kaygıları vardı. Bu gruplaşmanın ilk destekçileri yaygın olarak gerçek monoteistler yerine monolatristler olarak görülür.

Yahweh'in var olan tek tanrı olduğuna inanmıyorlardı fakat İsrail halkının ibadet etmesi gereken tek tanrı olduğuna inanıyorlardı (Bunun örneği Tesniye 32:8-9'da da görülmektedir. Burada Yahweh diğer tanrılar olan oğulları arasında halkları pay eder)

Son aşamada ise sürgünün ulusal krizindeki Yahweh'in takipçileri bir adım daha ileri gittiler ve Yahweh (RAB) dışında kalan diğer tanrıların bile var olmadığını söylediler. Bu olay monolatizmden monoteizme geçişin net bir işaretiydi.



Yazan: A.Kara

KABE'DEKİ BÖCEK BASKINI VE MUCİZE ARAYIŞLARI

A,din, islamiyet, Kabeyi böcekler bastı,Mekke böcek istilası,Kabe böcek istilası, Kabe çekirge istilası, Kabeyi çekirgeler bastı,Dini koruma çabası,
Hangi dinden olursa olsun inançlı olan bir çok insan inandığı dini ve tanrısını tasdiklemek ve gördüğü, yaşadığı olaylara dinine toz kondurmadan makul bir cevap bulabilmek, inanmak için neden arıyor. Yaşadığımız ülkedeki egemen dine inanlardan örnek vereyim.

Bu hafta bir haber vardı, yaşlı bir teyzenin evine araba girdi, araba bildiğin duvara çarpıp kafayı eve sokmuş içeriyi dikizlercesine duruyor. Rastlantı ya, teyze de o sırada namaz kılmak için abdest almaya gitmiş. Röportaj yapıyorlar teyzeyle, "Allah beni korudu, abdest almaya gönderdi kurtuldum" gibi sözler sarf ediyor. Böyle düşünen çok insan var eminim, yani haberi izlerken "baksana mübarek! Allah nasıl korumuş teyzeyi görüyor musun?, İşte abdest almaya gitmiş ya, bak imanı sayesinde nasıl kurtuldu" falan gibi sözler sarf ediyorlar...

Hiç demiyorlar ki teyzeyi abdest alması sayesinde ölümden kurtaran Allah aynı şekilde imanlı olan yüzbinlerce müslümanı neden kurtarmıyor? Hiç demiyorlar ki rastlantı icabı araba teyzeyi ezmedi diye bunda keramet arayıp dinimin yaratıcısını yüceltiyorum da her gün yüzbinlerce müslüman katledilirken onları korumayan yaratıcım hakkında neden düşünmüyorum?

Yani eğer Allah kullarını bu kadar gözetiyor olsa, bir insanı sırf namaz kılacak, abdest almaya gitti diye kurtaracak kadar ilgili olsa, sahillerde boğulan çocukların o duruma düşmesine, Kabe'yi tavafa gidenlerin vinç altında kalarak ölmesine, birçok Avrupa ülkesi tarafından müslümanların katledilmesine ile falan neden ilgilenmiyor?

Hadi bu teyze namaz kılacağı için kurtuldu, Allah yardım etti diyelim. Ee, namaz sırasında bombalı saldırılardan yada çeşitli kazalardan dolayı ölen binlerce müslüman var onlar ne olacak? Onlar neden korunmadı? He onlar başka di mi? Onlara kılıf hazır ama iş keramet aramaya gelince g-te bala ölmeyen birini görüp "bak Allah nasıl korudu" demek kolayınıza ve işinize geliyor.


Maalesef bakış açısı hep dini çelişkileri temize çıkarmak adına. En basiti bu zamana kadar Kabe'nin başına onlarca olay geldi, istila edildi, mancınıklarla yıkıldı vs. vs. En son bu hafta gördük ki bu sefer de Kabe'yi ve tavaf alanını böcekler basmış. Görevlendirmişler insanları, böcekleri ilaçlayıp toplu halde öldürüp süpürüyorlar.

Burada bile yine aynı durum ortaya çıkıyor. Kur'an'da Kabe'nin güvenilir bir ibadet yeri olduğunu söyleyen Allah tarih boyunca Kabe'yi koruyamamıştır, Kabe'nin başına gelenler bunu gösterir. Şimdi de bu böcek baskını olayı var. Bu olaydan dolayı "Allah Kabe'yi neden korumuyor?" demesin diye müslümanları uyutmak için çeşitli masallar çıkardılar hemen.

Bunlardan ilki kıyametin yaklaştığı, Kabe'deki bu böcek istilasının da kıyametin habercisi olduğu. Bu kaçıncı "kıyamet yaklaştı" geyiğidir sayanınız var mı? Eminim Kabe mancınıklarla yıkıldığında o dönemin müslümanları da "bunlar kıyamet alamati, kıyamet yaklaştı" demişti ama üzerinde yüzlerce yıl geçti ve dünya hala sağlam.

İkinci masal ise bir hayli komik. Mescidi haram ve çevresini çekirge ve hamam böceklerinin basmasının nedenini o günki Suud imamına yıktılar :) Yani böcek istilasından dolayı Kabe imamı Abdurrahman Sudeysi'yi günah keçisi yaptılar. İşin komik yanı bu ya, bu böcek istilasının sebebinin Abdurrahman Sudeysi'nin daha önce yaptığı açıklamalar olduğuna inanıyorlar. New York'ta yaptığı bir konuşmasında "Allah'a hamd olsun Amerika ve Arabistan dünyaya liderlik ediyorlar" dediği için ayrıca Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz'e ve ABD başkanı Donald Trump'a dua ettiği için bu olayın yaşandığını söyleyen ve inananlar mevcut.

Yani inanıyorlar ki koskoca sonsuz evreni yaratan Allah işi gücü yok ufacık dünya gezegenindeki kişilerin siyasi faaliyetlerini, partilerini falan takip ediyor, İslama uygun konuşmayan kişilerden dolayı da işaretler falan gönderiyor. Fakat ne hikmetse buna inanan binlerce müslüman Allah'ın katledilen yüzbinlerce müslüman için neden kılını kıpırdatmadığını merak etmiyor...

İşte din budur, sizi sadece işinize gelene inanmaya iter aksi halde sorgulamanız ve üzerinde düşünmeniz gerekir. Fakat sorgular ve düşünürseniz inandığınız din ve ilahlar tehlikeye gireceği için bunun yerine her olaya bir kulp bulup inancınızı pekiştirmekte kullanmak, onları bir nevi japon yapıştırıcısı yapmak daha tercih edilesi ve kolaydır.



Yazan: A.Kara

MEKKE VE KABE'Yİ BÖCEKLER BASTI

Dini Haber, haber, Haberler, Kabe çekirge istilası, Kabe'yi böcekler bastı, Mekke çekirge istilası, Mekke'yi çekirgeler bastı,
Suudi Arabistan'ın Mekke kentindeki Mescid-i haramı ve Kabe'yi de içeren çevre bölgelerini çekirge ve hamam böcekleri bastı. Cumartesi gecesi ortaya çıkan bu böcekler çok kısa süre içerisinde Mekke'nin birçok bölgesine yayıldı. Bu kadar fazla böceği gören bölge sakinleri ve uzmanlar ise şaşkın.

Müslümanların kutsal mekanı olan ve Hac vazifeleri için gittikleri Kabe ve Mescid'i Haram'ın ilk defa böyle bir olayla karşılaştığı belirtilirken bazı kesimlerden bunun bir işaret olduğunu düşünüyor.

Umre ziyaretlerinin aksamaması için ise Mekke Belediyesi gerekli noktalara temizlik ekiplerinin gönderildiğini ve olayın kontrol altına alındığını bundan dolayı herhangi bir aksaklık yaşanmayacağını belirtti.


MUSEVİ TANRISI YAHWEH

yahudilik, Musevi tanrısı, Yahweh, Yahweh'in kökeni, Musevi tanrısının kökeni, Rab, din, A, İsrail'in tanrısı, Tanrı El, Yhw, Tanrı Yhw, Yahudi tanrısı Yahweh, Tesniye, Levililer,
MUSEVİ TANRISI YAHWEH (RAB)
Yahweh (RAB), İsrail (Samiriye) ve Yahuda'nın Demir Çağı krallıklarının ulusal tanrısıydı. Kökenleri İlk Demir Çağına ve hatta Geç Tunç'a kadar uzanmasına rağmen hala tartışmalıdır.

Yahweh'in adının Tunç Çağı'ndaki Kenan panteonunun baş tanrısı olan El'in bir sıfatı olarak ortaya çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır ancak daha akla yatkın bir düşünce bizi antik Mısır'a götürür. Çünkü Yahweh ismi ilk önce antik Mısır'da görülür, bu metinlerde Filistin-İsrail topraklarının bulunduğu toprakların eski sınırlarının yani Transjordan'ın güneyindeki Shasu göçebeleriyle ilişkilendirilen benzer bir yer ismine atıfta bulunulmaktadır.

En eski İncil edebiyatında RAB İsrail'in düşmanlarına karşı göksel ordusuyla mücadele eden tipik bir eski Yakın Doğu "ilahi savaşçısı"dır. Daha sonra İsrail Krallığı'nın (Samiriye) ve Yahuda'nın ana tanrısı oldu ve zamanla kraliyet sarayı ve tapınaklarda yer alarak daha önce diğer tanrılara ve tanrıçalara atfedilen tüm olumlu niteliklere sahip oldu. Diğer tanrıların olumlu özelliklerinin toplandığı RAB artık tüm kainatın tanrısı haline gelmişti. Babil sürgününün sona ermesiyle (MÖ 6. yüzyıl) yabancı tanrıların varlığı reddedildi ve Yahweh evrenin yaratıcısı ve tüm dünyanın tek gerçek tanrısı olarak ilan edildi.

YAHWEH'İN TUNÇ ÇAĞINDAKİ KÖKENLERİ
Yahweh isminin kökeni ve anlamı hakkında hemen hemen ortak bir görüş yoktur. İsraillilerden başka bir topluluk tarafından Yahweh isimli bir tanrının varlığı henüz tespit edilememiştir ve Mısır'dan Çıkış 3: 14'e bakıldığında makul bir etimolojiye sahip olmadığı, net bir anlam içermediği görülüyor.

Mısır'dan Çıkış 3:14'de nasıl geçiyor bir bakalım:
"Tanrı, “Ben Ben’im” dedi, “İsrailliler’e de ki, ‘Beni size Ben Ben’im diyen gönderdi."

İsrailliler aslında Kenanlılardı ama RAB Kenanlı bir tanrı gibi görünmemektedir. Kenan panteonunun baş tanrısı El'di ve bir teoriye göre Yahweh adının "causeel ḏū yahwī ṣabaˀôt" yani "Orduları, toplulukları yaratan El" anlamına geliyor ve El'in göksel ordusu ile İsrail'in safında durduğu anlamını taşıyordu. Bazı görüşlerin yanı sıra El Dīūhwīṣaba’nın Kutsal Kitap içinde ya da dışında hiçbir yerde geçmemesini kanıt zayıflığı olarak görenler mevcuttur.

Konuyla ilgili en makul kaynağa göre YHW bir yer adıydı. 3.Amenhotep dönemindeki (MÖ 1402-1363) antik Mısır'dan kalma bir yazıtta "Shasu ülkesi Yhw" yazmaktadır. Shasu'da kuzey Arabistan'daki Midian ve Edom'dan gelen göçebeler bulunuyordu.

Bu durumda YHW ismi için makul bir görüş bu ismin hava ilahiyatına uygun olan "üfleyen" anlamına gelen HWY kökünden gelmiş olabileceğidir. Bu kayda değer bir görüş olsa da evrensel anlamda bir destek bulamamıştır ancak bu ismin kuzeye nasıl gittiği sorusunu gündeme getirmiştir. Yaygın olarak kabul edilen Kenit hipotezine göre Yahweh ismini İsrail'e Mısır ve Kenan arasındaki karavan yolları boyunca yol alan tüccarlar getirmişti. Kenan'da Yahweh adlı ilahın bulunmaması, İncil öykülerindeki Edom ve Midyan bağlantıları ve Musa ile ilişkilendirilen Kenit veya Midyan gibi çeşitli noktaları bir araya getirdiği için Kenit hipotezi güçlü bulunmaktadır. Bununla birlikte, Kenyalılar ve diğerlerinin Yahweh'i İsrail'e getirmiş olmaları tamamen makul olsa da, İsrail sınırlarının dışında veya Mısır'dan çıkış hikayesinde olduğu gibi Musa'nın himayesinde olmaları pek mümkün değildir.


1. DEMİR ÇAĞI (MÖ. 1200–930)
El, Yahweh ve İsrail'in kökenleri
İsrail tarihsel kayıtlara MÖ 13. yüzyılın son on yılında Kenanlı şehir devlet sisteminin sona ermiş olduğu Geç Tunç Çağı'nın sonunda giriyor. Bu da İsrail'in dininin aslında nereden ortaya çıktığını gösteriyor.

El "Şefkatli El", "Canlıların yaratıcısı" gibi isimlerle anılıyordu ve Kenan tanrılarının reisiydi. O Yahweh değil İsrail'in orijinal tanrısı El idi. "İsrail" kelimesinin kökeni Yahweh'den çok "El" (İsraEl) ismine dayanıyordu.

El, bir dağın üzerindeki çadırda dünyanın tüm tatlı sularını oluşturan tanrıça Asherah ile birlikte yaşadı. Bu çift Kenan panteonunun en üst kademesini oluştururken ikinci kademe ise "Athirat'ın (Asherah adının bir türevi) yetmiş oğlu" olarak anılan çocuklarından oluşuyordu. Bu gruptan evi Zaphon Dağı'nda bulunan Baal öne çıkan tanrı oldu ve zamanla Baal Kenan'daki baskın tanrılardan biri haline geldi. Böylece El yönetici güç haline gelirken Baal ise evrendeki askeri güç oldu. Baal'ın alanı sağanak yağışlar ve fırtınalar görüyordu, bu yüzden doğurganlık tanrısı olmasa da aynı zamanda doğurganlık ile de ilişkilendirildi. Yetmiş tanrıdan oluşan ikinci kademenin altındaki üçüncü kademede nispeten küçük zanaatkar ve tüccar tanrıları varken dördüncü son kademede ise ilahi haberciler ve türevi tanrılar yer alıyordu. El ve oğulları bir araya gelerek Tanrılar Meclisini oluşturdu. Her birinin bakımı altında kendine ait bir milleti vardı. Tesniye'nin 32:8-9 bölümünde tanrı El'in milletlerini oğulları arasında bölüştürdüğünün anlatıldığı ve İsrail'i Yahweh'in aldığı görülmektedir:
Tesniye 32:8-9:
8. Yüceler Yücesi uluslara paylarına düşeni veripİnsanları böldüğünde,Ulusların sınırlarınıİsrailoğullarının sayısına göre belirledi.
9. Çünkü RABbin payı kendi halkıdırVe Yakup soyu Onun payına düşen mirastır. «Tanrının melekleri», Kumran «Tanrının oğulları».

İsrailliler başlangıçta Yahweh'in yanısıra El, Asherah ve Baal da dahil olmak üzere çeşitli Kenanlı tanrı ve tanrıçalara ibadet ettiler. Hakimler döneminde ve monarşinin ilk yarısında El ve RAB dini bir birleşme süreci içine girdi. Bunun sonucunda 'El (İbranice: אל) ibadet edilen bir ilahın aksine "tanrı" anlamına gelen genel bir terim haline geldi ve El Shaddai gibi sıfatlar yalnızca Yahwe'ye atanarak El'e yapılan ibadetlerin azalmasına neden oldu ve Yahweh'in konumunu güçlendirdi. Baal, El ve Asherah'ın özellikleri, Yahweh dini tarafından emildi.

Asherah muhtemelen Shekinah'ın ilahi varlığının kadınsı yönleri arasında kaybolurken hava, fırtına tanrısı olan Baal ise Yahwe'nin fırtına ile özdeşleşmesi ile asimile oldu. Bir sonraki aşamada Yahweh'in dini ilk önce 9. yüzyılda Baal'a, daha sonraları güneşe ve yüksek yerlere ibadeti reddederek Kenan dininden ayrıldı.

Denizin Şarkısı gibi en eski metinlerde Yahweh halkı için savaşan bir savaşçı, eski Yakın Doğu mitlerinden tipik bir fırtınası-tanrısı, göksel bir yere sahip olarak ordusunu oluşturan yıldızlar ve gezegenler ile bir bölgeden İsrail'in doğusuna ya da güney-doğusuna doğru yürüyen bir ilah olduğu görülmektedir. İsrail’in savaşları Yahweh'in savaşları, zaferleri onun zaferleriydi. Diğer halkların başka tanrıları olsa da İsrail’in tanrısı onlar için bereketli bir yeri sağlayacak olan tanrıydı:
Tesniye: 33:26-29:
26. «Ey Yeşurun, sana yardım için göklere ve bulutlara görkemle binen Tanrıya benzer biri yok.
27. Sığınağın çağlar boyu var olan Tanrıdır, seni taşıyan Onun yorulmaz kollarıdır. Düşmanı önünden kovacak ve sana, ‹Onu yok et!› diyecek.
28. Böylece İsrail güvenlik içinde yaşayacak; Tahıl ve yeni şarap ülkesinde, Yakupun pınarı güvenlikte kalacak. Gökler oraya çiy damlatacak.
29. Ne mutlu sana, ey İsrail! Var mı senin gibisi? Sen RAB'bin kurtardığı bir halksın. RAB seni koruyan kalkan ve şanlı kılıcındır. Düşmanların senin önünde küçülecek ve sen onları çiğneyeceksin.»


2. DEMİR ÇAĞI (MÖ. 1000–586)
İsrail'in Tanrısı Yahweh
Demir Çağı'nda Yahweh İsrail ve Yahuda krallıklarının ulusal tanrısıydı ve görünüşe göre sadece bu iki krallıkta ona ibadet ediliyordu. Bu Eski Yakın Doğu'da olağandışı bir durumdu ancak nedeni bu tanrının herkesçe bilinmiyor olmasıydı. Mesela tanrı Ashur'a yalnızca Süryaniler tarafından ibadet edilmişti.

MÖ 9. yüzyıldan sonra 1.Demir Çağı kabileleri ve şefliklerinin yerini etnik ulus devletler alırken İsrail, Yahuda, Moab, Ammon ve diğerlerinden her bir milletin kendi ulusal tanrıları oldu ve hepsi az ya da çok birbiri ile eşitti. Böylece Chemosh Moabitlerin, Milcom Amcomitlerin, Qaus Edomitlerin tanrısı olurken Yahweh "İsrail'in Tanrısı" oldu (Kutsal Kitap'ta hiçbir yerde "Yahuda Tanrısı" yoktur). Her krallıkta kral aynı zamanda ulusal dinin başıydı ve dolayısıyla ulusal tanrının dünyadaki başkan yardımcısıydı. Bunun yansımaları her yıl Kudüs'te tapınakta toplanılan bir törene başkanlık eden kralın Yahweh'e taç giydirerek yücelttiği dini törenler de görülmektedir.

Yahweh'e yapılan ibadetlerin merkezinde kırsal yaşamdaki önemli olaylara denk gelen üç büyük festival vardı:
Kuzuların doğumuyla kutlanan Fısıh (Yahudilerin Hamursuz bayramı),
Mısır hasadı ile kutlanan Şavuot (Sivan ayının 6. günü kutlanan bir Yahudi bayramı),
Meyve hasadı ile başlayan Sukot (Yahudilerin Kudüs’teki tapınağa hac ettikleri üç kutsal festivalden biridir).

Bunlar muhtemelen Yahweh dininin önceden gelişinin habercisiydi ancak sonraları bu festivaller İsrail'in ulusal mitlerindeki olaylarla da ilişkilendirildiler: Fısıh Mısır'dan çıkış ile, Şavuot Sina'da yasa çıkarılması ile ve Sukot ise vahşi doğada dolananlarla ilişkilendirilmiştir.

Böylelikle festivallerin daha önceki tarımsal anlamları tamamen kaybolmamış olsa da artık daha çok Yahveh'in İsrail'i kurtarması ve onları kutsal halk olarak ilan etmesi kutlanıyordu. Ona yapılan ibadetler muhtemelen kurban vermeyi barındırıyordu.

Ancak bazı din bilimcileri Levililer 1-17'de anlatılan ayinlerin saflık ve kefaret konusundaki baskılardan dolayı ancak Babil sürgününden sonra uygulanmaya başlandığını ve gerçekte herhangi bir ailenin liderinin istediği bir şey için kurban sunabileceğini söylüyorlar.
Levililer 1-17:
1) VE RAB Musayı çağırdı, ve toplanma çadırından ona söyliyip dedi:
2) İsrail oğullarına söyle, ve onlara de: Sizden biri RABBE takdime arzettiği zaman, takdimenizi hayvanlardan, sığır ve davardan arzedeceksiniz.
3) Eğer takdimesi sığırdan, yakılan takdime ise, onu erkek, kusursuz olarak arzedecek; kendisi RABBİN önünde makbul olsun diye onu toplanma çadırının kapısında arzedecek.
4) Ve elini yakılan takdimenin başı üzerine koyacak; ve kendisi için kefaret etmek üzre kabul olunacaktır.
5) Ve genç boğayı RABBİN önünde boğazlıyacak; ve Harun oğulları, kâhinler, kanı takdim edecekler, ve kanı toplanma çadırının kapısında olan mezbah üzerine çepçevre serpecekler.
6) Ve yakılan takdimeyi yüzecek, ve onu kendi parçalarına göre kesecek.
7) Ve kâhin Harunun oğulları mezbah üzerine ateş koyacaklar, ve ateşin üzerine odunlar dizecekler;
8) ve Harun oğulları, kâhinler, mezbahta olan ateşin üzerindeki odunların üstüne parçaları, başı, ve yağı dizecekler;
9) fakat içlerini ve paçalarını su ile yıkıyacak. Ve kâhin hepsini, yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş koku olarak, mezbah üzerinde yakacaktır.
10) Ve eğer yakılan takdime olarak takdimesi davardan, koyunlardan, ve yahut keçilerdense, onu erkek, kusursuz olarak arzedecektir.
11) Ve onu mezbahın şimale doğru olan tarafında, RABBİN önünde boğazlıyacak; ve Harun oğulları, kâhinler, onun kanını mezbah üzerine çepçevre serpecekler.
12) Ve onu başı ve yağı ile beraber kendi parçalarına göre kesecek; ve kâhin onları mezbahta olan ateşin üzerindeki odunların üstüne dizecek;
13) fakat içleri ve paçaları su ile yıkıyacak; ve kâhin hepsini takdim edip mezbah üzerinde yakacaktır; yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş kokudur.
14) Ve eğer RABBE yakılan takdime olarak takdimesi kuşlardansa, o zaman takdimesini kumrulardan, yahut güvercin yavrularından arzedecektir.
15) Ve kâhin onu mezbaha getirecek, ve başını tırnağı ile kesip mezbah üzerinde onu yakacak; ve kanı mezbahın yan yüzü üzerine akıtılacak;
16) ve onun kursağını pisliğile ayıracak, ve onu mezbahın yanında, şarka doğru, kül yerine atacaktır,
17) ve onu kanatları ile çekip ayıracak, fakat onu bölmiyecek. Ve kâhin onu mezbahta, ateş üzerinde olan odunların üstünde yakacaktır; yakılan takdime, ateşle yapılan takdime, RABBE hoş kokudur.

Çok sayıda bilim adamı ise yeraltı tanrısı Molech veya Yahweh'in kendisi için olsun bebek kurban etmenin MÖ.7. yüzyılın sonlarında Kral Yoşiyahu'nun reformlarına kadar İsrail / Yahuda dininin bir parçası olduğu sonucuna vardı. Kurban ayinleri genellikle ilahilerin söylenmesi ile tamamlanırdı ama yine de konuya dair detaylar yetersizdir. Dua ise resmi ibadetlerde küçük bir rol oynamış, kurban sunmanın yanında daha sönük kalmıştır.

BİTİRİRKEN:
Bildiğiniz gibi daha önce Allah'ın kökeni ile ilgili birkaç yazı yazmıştım, aslında Yahweh konusunda da benzer durumlar geçerli. Bir topluluk kendine yeni bir din ve tanrı yaratıyor, bunu yaparken de çevrelerindeki en bilinen ilahları seçip bir araya getiriyor ve bu ilahın onları gözettiğini düşünüyorlar. Her zamanki gibi mitolojilerdeki eski tanrıların özelliklerini alıp bir tanrıda topluyor ve onu tek ilahi lan ediyorlar ve bu mitolojik ögeler günümüzde birçok inançlının alay ettiği yada edeceği türden inançlar içeriyor (Yahweh'i oluşturan temel ilahlardan biri olan El'in toplulukları tanrı oğulları arasında paylaştırması gibi, kaldı ki bu olay Kutsal Kitap'larında yer alıyor -Tesniye 32:8-9- ve buna inanıyorlar).



Yazan: A.Kara