HABERLER
Dini Haber

CENNET

Yazan: Kainatta Toz Zerresi
KTZ, din, Cennet, islamiyet, Cennet ayetleri, Cennet tasviri, İslamiyette cennet, Kur'an'da cennet, Cennet sureleri, Fussilet 31, Zuhruf 71, Bakara 25, Nisa 57, Ra'd suresi, Cennetten akan ırmaklar CENNET
Lütfen ayetleri sonuna kadar okuyun. İsterseniz sadece kırmızı renkli olanlarını da okuyabilirsiniz. Kur’an’da  cennet ile ilgili çok daha fazla ayet var fakat genellikle aynı şeylerden bahsettiği için   bazılarını yazdım.

  • Bakara Suresi, 25. ayet: (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
  • Nisa Suresi, 57. ayet: İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız.
  • Ra'd Suresi, 35. ayet: Takva sahiplerine vaadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.
  • Hicr Suresi, 45. ayet: Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
  • Hicr Suresi, 47. ayet: Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.
  • Kehf Suresi, 31. ayet: Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
  • Hac Suresi, 23. ayet: Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)tir.
  • Fatır Suresi, 33. ayet: Adn cennetleri (onlarındır); oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipek(ten)dir.
  • Fatır Suresi, 34. ayet: Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir."
  • Yasin Suresi, 56. ayet: Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
  • Sad Suresi, 51. ayet: İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler.
  • Sad Suresi, 52. ayet: Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
  • Zuhruf Suresi, 70. ayet: "Siz ve eşleriniz cennete girin; 'sevinç içinde ağırlanacaksınız."
  • Zuhruf Suresi, 71. ayet: "Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız."
  • Muhammed Suresi, 15. ayet: Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?
  • Rahman Suresi, 54. ayet: Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır.
  • Rahman Suresi, 72. ayet: Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.
  • Rahman Suresi, 74. ayet: Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
  • Rahman Suresi, 76. ayet: Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar.
  • Vakıa Suresi, 15. ayet: 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler.
  • Vakıa Suresi, 16. ayet: Karşılıklı yaslanmışlardır.
  • Vakıa Suresi, 18. ayet: Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
  • Vakıa Suresi, 24. ayet: Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
  • Vakıa Suresi, 34. ayet: Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler).
  • Vakıa Suresi, 36. ayet: Onları hep bakireler olarak kıldık,
  • Gaşiye Suresi, 13. ayet: Orda 'yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır;
  • Gaşiye Suresi, 14. ayet: Konulmuş (içecek dolu) kaplar,

Şimdi de sizden 1400 yıl önce Arap çölünde yaşayan ve sık sık açlık-susuzluk  çeken Arap insanlarının  günlük yaşantılarını ve içinde bulundukları çölde olası hayallerini gözünüzün önüne getirin. Sonra da bu çöl hayatı hayallerini lütfen ayetlerde geçen cennetin özellikleri ile karşılaştırın.


Belki de İlâhiyatçıların sürekli olarak sarıldıkları ve artık bıkkınlık getiren şu açıklamaya sarılacaksınız: “Efendim 1400 yıl öncesinin insanlarına, hatta sıradan insanlar da değil bunlar,  dünyanın en cahil insanlarına islâmı kabul ettirme aşamasında cennet nasıl tarif edilecekti? Tabi ki de çölde yaşayan o insanların dünyalarına, hayallerine göre ayet inecekti…” Hadi bu açıklamayı değerlendirelim. Yani bütün dünya insanları, bütün teknolojinin, medeniyetin, gelişmişliğin ve daha da gelişecek olan insan yaşantısının ve birbirinden farklı hayallerinin içine,  ömrü boyunca sırf dünyanın en cahil insanlarının arasında islâm yayılabilsin diye  gönderilen 1400 yıl öncesinin çöl insanının  bilgi, birikim ve  zekâ seviyesine göre indirilen bir kitabı kendimize kılavuz mu yapacağız? Yüceler yücesi Tanrı’nın Yüceler yücesi zekâsı, eminim  daha uygun bir  çözüm bulabilirdi.

Bugün güneşin çok az olduğu ve serin hava şartlarının daha yoğun olduğu ülkelerde insanlar bırakın gölgeyi, yoğun güneş altında yaşamayı arzu ediyorlar. Bu insanların da belki şöyle bir hayali vardır: “Öyle bir yerde yaşayalım ki, güneş sürekli tepemizde olsun, hiç gölgelik olmasın. Veya günümüzde yaşayan çok fakir birisi cennette Jet Ski ile dolaşıp süper lüks bir yat ile gezinti yapmak isteyebilir. Veya bir başkası, kendisine ait bir uzay gemisi ile kâinatta hiç görmediği oluşumları, yapıları görmek isteyebilir. Bu tür arzular için tefsirciler aşağıdaki iki ayeti sık sık örnek göstertirler.

  • "... Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir." (Fussilet, 41/31)
  • "... orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız." (Zuhruf, 43/71)

Kur’an’da cennetle ilgili 200 ün üzerinde ayet var. Bunların 90 tanesinde cennetin nasıl bir yer olduğu ve cennette nelerin olduğu anlatılıyor ve bu anlatımların tamamı çölde yaşayan Arapların kurabileceği hayallerle ilgili ve siz diyorsunuz ki eğer cennette farklı şeyler yaşamak istiyorsanız yukarıdaki iki ayet size göredir. Ben de diyorum  ki bu cenneti tarif eden 90 tane ayetin 90’ı da çöl Araplarının hayallerine hitap ediyorsa muhtemelen yukarıdaki iki ayet de, olur da Araplardan birinin aklına gelmemiş olan bir zevk (farklı bir meyve, o dönem zengininin faydalandığı farklı bir lüks imkân gibi) kast ediliyordur.

Bir de Kur’an’ın evrensel olduğunu sürekli diline dolayanların  adeta zorlama ile yaptıkları şu açıklamaya da yer vereyim.

“Kur’an, tüm insanlığa gönderilmiş evrensel bir kitaptır. 1400 yıl önce yaşayan insanlara, bu günkü insanların bildiği, yaşadığı, geliştirdiği hayata yönelik şeyler gönderilse  idi o insanların hiç birisi inanmazdı, İslâm yayılmazdı. Ayrıca Kur’an’da, cennetle ilgili tasvirler semboliktir. Yani aslında hepimizin bildiği üzere,  öbür dünyada tabiî ki de ille de bu dünyaya ait olan şeyleri görüp yaşayacağız diye bir durum yoktur fakat  Allah, insanlara cenneti, anlayabilecekleri ve algılarının yetebileceği bir düzeyde tarif etmiştir. Dolayısıyla  Kur’an’da sürekli olarak altlarından ırmaklar akan cennetlerin tarif edilmesi,  öte aleme gidildiğinde yaşanacak olan cennet diyarının altlarından ırmaklar akan cennet diyarı olacağı  anlamına gelmez. Bunu böyle anlamamak gerekir.”  “Bunu böyle anlamamak gerekir… YERSEN!”

Bu açıklama eğer doğru ise Allah, Kur’an’ı anlaşılsın diye göndermemiş. En azından herkes anlayabilsin diye göndermemiş. Dahası Kur’an’ı okurken okuduğunuz şey,  cümlenin verdiği açık anlamdan çok daha farklı anlamlara gelebilir o yüzden anlamını tam olarak bildiğiniz ayetleri tekrardan göz geçirin.

Uzak doğuda yoğun meditasyon ve yoga yapan rahipler dünyaca bilinir. Bu rahipler, transa geçtikleri sırada düşünsel olarak çok farklı bir boyuta geçtiklerini ve algıladıkları bu farklı boyutun insanların fiziki duyu organları ile algılanamayacak ve hatta hayalî  bile olsa tahayyül edilemeyecek bir boyut olduğu ve ruhsal düzeyde insana dünyada hiç yaşayamayacağı muhteşem güzellikte hisler  yaşattığını söylerler ki hissi  anlamdaki bu durumlardan birisini ben bizzat rüyamda deneyimlemiştim.  Bu durum sadece Budist ya da Hinduizmin rahipleri tarafından değil, dünyanın çok çeşitli yerlerinde, çeşitli toplumlarında yaşayan insanların da deneyimlediği  bir durumdur. Hayat, bitmek bilmez  süprizlerle doludur ve insanlık yaşadığı sürece sürekli olarak gelişecek ve zorunlu olarak değişecektir.  Bu kadar gelişen ve değişen bir medeniyeti yaşatma becerisine sahip  insanoğluna, altlarından ırmakların aktığı, kolları bilezikli, tepsilerle ve testilerle gezen el değmemiş bakire eşlerin olduğu, ağır işlenmiş ve karşılıklı oturulan tahtların,  gölgeliklerin,  sütten ırmakların olduğu onlarca ayetin yerine aşağıdaki gibi bir tane ayet gönderilse idi hem okunması açısından zaman israfı hem de yazılması açısından kâğıt israfı olmazdı diye düşünüyorum.  Eminim böyle bir ayet  1400 yıl öncesinin çöl insanını da mutlu ederdi.

Kendi ayetim: Yeryüzünde iyi ameller işleyenler ve Allah’ın yasalarına uyan imanlı insanlar, içinde ebedi  yaşayacakları cennetlere alınacaklar. Bu insanlar cennet hayatında neyi ister, neyi arzularlarsa anında yerine getirilecek. Bu isteklerin, hayallerin, arzuların ve zevklerin sınırı ve sonu olmayacak. Orada ne bir hastalık, ne bir üzüntü ne de bir sıkıntı olacak. Orada sadece mutluluk, her türlü arzunun yerine  gelmesi  ve zevkler olacak. Cennet ehli olan insan, artık orada nasıl yaşamak ve ne yapmak istiyorsa o isteği bir sihir gibi hemen yerine getirilecek.

Gelelim, Cennet hayatındaki cinsiyet eşitsizliğine. Son dönem ilahiyatçılarının her türlü zorlama ya da “çeviri hatası söz konusudur”  gibi söylemlerine rağmen açıkça  görüldüğü üzere, CENNET ASLINDA ERKEKLERE CENNET.   Kolları bilezikli, ipekten elbiseli, otağlar içinde korunmuş, el değmemiş bakire eşler. Hadi yaşadınız Müslüman ERKEKLER…

Ben ve benim gibiler, ufkumuzun  ötesine geçmeye çalışıp, beynimizin  algılayamadığı hangi boyutlar, hangi oluşumlar var? Öldükten sonra o farklı boyutları, algılayabilecek miyiz, oralarda  farklı bir  formla  varlığımızı sürdürmeye devam edecek  miyiz  diye  düşünürken dini kitaplar, inananları, tıpkı Dünya hayatında olduğu gibi Cennet hayatında da 3 boyutlu yaşama hapseder.  Öte yandan ayet  tefsirinde sınır yoktur. Özellikle de kendi ülkemizin tefsircileri, zamana ayak uydurmak, Kur’an ayetlerini, yaşadığımız zamana ve  görüş açısını genişletmiş olan insan bilincine kabul ettirebilmek ve  muhtemelen bunu kendilerini inandırmak için de yapabilmek adına hayallerini zorlar, basit ve düz olarak  anlaşılan bir ayeti her türlü mecazi anlamla yorumlayabilecek düzeye erişirler. Tabi önemli olan sizin neye inandığınız.
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok