HABERLER
Dini Haber

KURBAN EDENİN BAYRAMI

Yazan: Kainatta Toz Zerresi
KTZ, din, islamiyet, Kurban bayramı, Kurban edenin bayramı, Kurban geleneği, Hayvan kurban etmek, Kurban, Kurban kesmenin amacı, Kurban etmek,

KURBAN EDENİN BAYRAMI

Bu yazıma  İlâhiyatçılardan İhsan ELİAÇIK’ın bir televizyon programında,  Kurban bayramına yönelik yaptığı konuşmadan bir kısmını aktararak başlamak istiyorum.

R.İHSAN ELİAÇIK: “… Kurban bayramında her yer kıpkırmızı oluyor. Hatta bir ara kesilen hayvanların kanları İstanbul’un denizine akıtılmıştı ve denizin suyu kıpkırmızı olmuştu. Yahu bir düşünün, Allah böyle bir şeyi ister mi? Gençler, “hayvanları kesmeyin, onların kanını akıtmayın, bir Tanrı böyle bir şeyi istemez, isteyemez.  Bu kanlar Tanrıya ya da Allah’a felan gitmiyordur” diyorlar. Barış dini olan İslâm’a bu kan yakışıyor mu? Bu gençler, bu çocuklar haklıdır. “Hayvanları kesmeyin, öldürmeyin” diyen çocukların ruhunu dine, Tanrıya daha yakın buluyorum. Fakat bunu sorgulamayan, “yav böyle gelmiş, böyle gider, et yiyeceğiz işte” diyen, ayetlerin şurasına burasına parantez açıp içine kurban sokan insanlardan ve hatta şu çağda çeşitli nedenlerle insan kellesi kesen ve kestiği kelle ile kameralara poz veren, o kellelerle top oynayan zihniyetlerden hayvan hakları savunucuları dinin ruhuna daha yakındır. Hayvanların öldürülmesine göz yummak istemeyen bu gençler ya da insanlar dindar olmasalar bile, “biz Allah’a inanmıyoruz” deseler bile bazen Allah’ın sesi, dini olmayan muhitlerden, yerlerden, kimselerden çıkar. En dindarlık iddiasındaki adamın yaptığına bak, en dinden uzak olan ateist, deist, agnostik olan adamların yaptığına bak. Bunlar bayrama evet, hayvan kesmeye hayır diyor. “Hayvanın kesilmesi bayram değildir” diyor, bir buna bak, bunların aklına, düşüncesine, insanlığına bak, bir de bu kadar sakalıyla, sarığıyla cüppesiyle, konuşurken iki lafından birisi Elhamdülillah, İnşallah, Allah, Maşallah… diyenlerin zihniyetine, vicdansızlığına bak. Videoya bir bakıyorsunuz, Işit militanı, insan kesmiş ve dilinde sürekli Allah kelimesi… Kendisini dindar zannediyor. Şimdi düşünün, bu adam mı dindar yoksa “Ne olur hayvan öldürmeyin, kan akıtmayın…” diye yalvaran dinsizler mi dindar? Hangisi dinin sesidir? “hayvan kesmeyin” diyenlerin kökünde, içinde, dindar olmasalar bile merhamet ve adalet vardır…”

Aklın ve vicdanın yolu birdir. İhsan hoca ile aramızdaki tek fark dini inancımız ya da inançsızlığımız. Ben dinsizim, o ise dindar bir Müslüman. İslâm dininde kurban var mıdır? Yok mudur?  Kurban bayramı ile ilgili hangi ayetlerde ne emreder? Kesin mi der, kesmeyin mi der? Bu mevzulara hiç girmek istemiyorum fakat İhsan bey ile aramızdaki en ortak nokta sanırım aklımız ve vicdanımız. İhsan bey de diğer bazı Modernist denilen İlâhiyatçılar gibi İslâm dinini hoş göstertmeye çalışan ve dindarları yobazlıktan çıkartmak için çabalayan kişilerden birisi.  Çevrenizdeki üniversite mezunu Müslümanların arasına dalın ve deyin ki: “İslâm dininde kurban bayramının amacı kurban kesmek değilmiş. Garip guraba bayramı imiş. Amaç, ihtiyacı olan fakir fukarayı doyurup sevindirmek, onları mutlu etmek imiş..” Sizi ciddiye almazlar veya görmez tarafınızdan bir birlerine kaş göz işareti yapıp sessiz kalırlar ya da gülerler veya “o senin inancın” diyerek geçiştirirler. Geçmişte bizzat deneyimlediğim için söylüyorum. İslâm dininden çıkmış birisi olarak niyetim Dini bayramları çok güzel göstertip ya da “Siz yanlış kutluyorsunuz, aslen böyle kutlamak lazım” gibi şeyler söyleyerek inanmadığım bir dinin kullarına, neyi nasıl yapacaklarını tarif etmek değil. Böyle bir şeye haddim yok çünkü Müslüman değilim fakat Müslüman olmamam, Müslüman olanlarla hemen her konuda sonsuza kadar görüş ayrılığına girecek olmamı ve yine hemen her konuda onlarla zıt görüşlere sahip olmamı gerektirmez. Aynı havayı soluyoruz, aynı bayrağın altında toplanmışız, aynı parayı kazanıyoruz, aynı mağazalardan marketlerden alışveriş yapıyoruz, aynı şeyleri yiyoruz ve belki de bir çok konuda aynı programları seyredip aynı kitapları okuyoruz. Ortak olan o kadar çok yanımız var ki!

Bir yakınım tavuk etini yemez. Tavuk etine karşı alerjisi ya da tiksintisi yok. Çocukluğunda arkadaş edinip çok sevdiği Tavuğu, ailesi gözlerinin önünde kesip pişirmiş. Kırsal bir bölgeden, bir köy yerinden bahsediyorum. Bu tür yerlerde insanların, çocukların daha dayanıklı, duygusal olarak daha bir sağlam olduğuna inanılır ama gerçekte böyle değildir. Çocuk psikolojisi her zaman her yerde aynıdır. Bu kişi, çocukluğunda  çok sevdiği tavuğu, gözlerinin önünde kesilip pişirilip yendikten sonra bir daha tavuk eti yiyememiş. Kaz, ördek, hindi ve kırmızı eti yiyor fakat tavuk etini yiyemiyor. Okul yıllarımda bir arkadaşımız da hiç et yiyemiyordu. Onun hikayesi de benzerdi. Her kurban bayramı öncesinde kurbanlık için eve getirilip bahçeye bağlanan koyun veya inekleri sürekli olarak yemliyor, onları sevip okşuyor, “hayvan” denilen bu canlılarla  kendisi  arasında bir hafta gibi bir sürede sevgi bağı oluşturuyor ve ardından sevdiği hayvanların bayramın birinci günü çaresizlik içinde bağırtılarak kesilişini izliyor ve göz yaşlarını tutamıyor. Sonunda da her türlü etten tiksinmeye başlıyor. İSLÂM DİNİNDE PSİKOLOJİYE DAİR HİÇ BİR ŞEY YOKTUR. ÇOCUKLARLA İLGİLİ TEK ŞEY İSE ONLARIN KARNININ DOYURULUP GİYDİRİLMESİ VE DİNE İNANDIRILMASIDIR.

Kurban bayramına yönelik bazı sorularımı, Müslüman halkımıza sormayı isterim:
  • Kurban bayramında kestiğiniz hayvanın kanının ya da sizin o hayvanı kesme eyleminizin, inandığınız Allah katında bir sevap olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Bir Tanrı, yarattığı bir canlının, yarattığı diğer bir canlı tarafından boğazlanması ile ne elde edebilir?
  • Kurban bayramında, dondurucunuza kaç kilo et istifliyorsunuz?
  • İslâm dünyasındaki genel inanca göre kesilen bir kurbanın etinin tamamının fakire fukaraya dağıtılması gerek. Bu bilgi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bilgi işinize geliyor mu?

Henüz vejeteryan değilim. Halen et tüketiyorum. Peki doğru mu yapıyorum? Şahsım adına konuşmam gerekirse hayır. Yıllar süren bir alışkanlığı bırakmak çok zor. Bir gün bu alışkanlığı bırakacağımı biliyorum. Çocukluğumda, kaçırmadan izlediğim yabancı bir dizi film vardı “Ziyaretçiler”. O günleri hatırlayanlar bilirler. Sanırım TRT 2 de yayınlanıyordu. Başka bir gezegenden gelen ve insan görünümüne girmiş olmalarına rağmen kertenkele cinsine benzeyen uzaylı yaratıkların insanlarla olan savaşı konu ediliyordu. Bu canlıların suya ve yiyeceğe ihtiyacı vardı. Kendi gezegenlerindeki su ve gıda kaynakları tükenmek üzereydi. Dünyada ise bol miktarda su ve bu kertenkele cinsi zeki varlıkların damak tadına uygun olan bol miktarda hayvan ve insan eti mevcuttu. Uzaydan gelen bu canlılar, karınlarını doyurmak için hayvan ya da insan eti ayırmıyor, hepsini rahatlıkla yiyorlardı. Bir an aklıma geldi. Acaba bir gün dünyamızı farklı bir tür canlı istila etse ve bizi, yiyebileceği bir tür olarak görse, bizler neler düşünür, neler hissederdik? Hayvanları yememizin tek sebebi, onların bizim gibi zeki olmaması ve kendilerini bizlere karşı savunamaması. Aslında onları yememizin asıl en büyük nedeni, halen ilkel bir dönemde olmamız. Uzmanlar, insanların bol miktarda proteine ihtiyacı olduğunu ve özellikle ilkel dönem insanlarının protein ihtiyacını karşılamak için bol bol avlandığını söylerler.  Peki protein, sadece et türü gıdalarda olan bir besin mi? Tabi ki de hayır. Kırmızı et, halen dünyanın bir çok yerinde pahalı bir yiyecek türü. İnsan nesli ise sürekli olarak bir artış içinde. Bu artış bu şekilde devam ederse yakın bir gelecekte yiyecek sıkıntısı bir çok insanı ve milleti vurmaya başlayacak. Yavaş yavaş suni et üretimi denemeleri yapılmaya başlandı. Amaç aslında et üretimini ucuza maal edebilmek. Bu yöntem henüz ilk denemelerde olduğu için ve yeni olduğu için insanların kulaklarına pek hoş gelmiyor ve sağlık açısından artıları ya da eksileri henüz tam olarak bilinmiyor çünkü sağlık üzerindeki sonuçlarının alınması yıllar sürebilir. Fakat bu sektör de eninde sonunda ilerleyecek, büyüyecek ve günü geldiğinde canlı öldürmeye yani hayvan etine artık ihtiyaç kalmayacak. Peki o dönemler geldiğinde Türkiye’mizdeki Müslüman kesim, “Bu bize Allah’ın kesin emridir” diyerek yine de senede bir kez hayvan kesmeye devam mı edecekler?

Ülkemizde ne diyanet ne de devletin bol bol televizyon ekranlarına çıkarttığı o meşhur zengin ilâhiyatçıların hiç birisi, kurban bayramlarındaki hayvan kesimlerine dur demeyecek, diyemezler. Aşağıdaki kısa haberi okuyalım:

THK'den kurban derisi önerisi
Türk Hava Kurumu (THK) Genel Başkanlığından yapılan açıklamada, ekonomik değeri 100 milyon liraya ulaşan kurban derilerinin, bayramın sıcak havaya denk gelmesi nedeniyle iyi şartlarda saklanması gerektiği, derilerin makbuz karşılığında gönül rahatlığıyla THK'ye verilebileceği belirtildi.”

Kurban derilerinin bir kısmı dini cemaatlere gidiyor. Kızılayın topladığı kurban paralarının da bir kısmının devletin kasasına ya da başka yerlere aktarıldığını  bilmeyen hâlâ bir sürü vatandaşımız var. Yani aslında, sadece kurban bayramı nedeni ile toplamda 1 milyar lira hayvan derisi geliri var. Böyle bir geliri, ülkemizin kolay kolay bırakacağını sanmıyorum fakat Müslüman bile olsa, aklı selim insanların artık bu anlamsız ve ülkemizi dünyaya rezil eden ve hatta İslâm’ın yıllardan beridir karaladığı ve putperestlik olarak tarif ettiği “Cahil insanların Tanrılarına kurban adamaları” adetini aratmayan bu saçma geleneğe son vermelerini  umut ediyorum.

Tedavisi zor ve pahalı olan hastalıklar  ve bu hastalıkların pençesinde kıvranan bir çok yurttaşımız var. Bunların bazıları da çocuk. Şöyle bir düşünün, bu kurban bayramında insanlar, kurbanlıklara verecekleri paraları, tedaviye ihtiyacı olan ve parasal durumu iyi olmayan hastalara verebilirler. Ya da işsizliğin hat safhaya ulaştığı şu dönemlerde maddi olanağı yerinde olan herkes kurban parasını, kendi belirlediği işsiz bir insana ya da aileye verse çok daha anlamlı olurdu. Bir ay sonra okullar açılacak. Devlet okulları parasız diye bir şey yok. Ülkemizde eğitim paralı, paralı, paralı,… Kurbanlıklara verilecek olan paralar, tadilata ya da malzemeye ya da ek binalara ihtiyaç duyan okullara veya fakir aile çocuklarının eğitim ihtiyaçlarına harcanabilir. Bir sürü fabrika ve şirket kapandı ve kapanmaya da devam ediyor. Geriye kalanlar ise küçülme kararı aldı. Kurbanlıklara harcanacak olan paralarla, iflas bayrağı çekmeye hazırlanan fabrikalardaki işçilere bir aylık maaşları verilse, bir çok aile maddi yönden rahatlar, ekonominin düzelmesine katkı sağlanır.

Yukarıda saydığım olasılıkları dinden bağımsız olarak düşünüyorum. Kurbana verilecek paraları bir kenara koyalım, Müslüman kesim, hacca giderken harcadığı onca parayı, hayır amaçlı kullansa, fakir Müslüman diye bir trajedi yaşanmazdı herhalde. Dediğim gibi, bu olasılıkları dinden bağımsız olarak düşünüyorum. Dinde öncelikli olan zaten başkalarına yardımda bulunmak ya da iyi insan olmak değildir. İslâm dininde en önemli şey, İMANdır. Yani Allah’ın var olduğuna inanmak. Sonrasında ibadet ve ibadetten sonra diğerleri  gelir. En önce,  inandığın Tanrıya tapınma görevini yerine getirmelisin. O yüzden, fakire fukaraya yardım amaçlı bile olsa, öncelikli olarak  Kurban bayramını da içine alan Hac vazifeni ömrün boyunca bir kez yerine getirmen gerek. Bunun için de epeyce bir para ayırmalısın. Adının Allah olduğuna inanılan İlâh, kullarına, “ömrünüzde bir kez Kâbe’yi tavaf edin”  deyip milyonlarca Müslüman’ı masrafa sokmak yerine, “ömrünüzde bir kez ihramınızı giyinip en az yüz kişilik kalabalıkla size en  yakın caminin çevresinde veya içinde tavaf yapın, ve  fakir bir ailenin bir senelik yiyecek ihtiyacını karşılayın veya buna karşılık gelecek bir hayırda bulunun” diyemedi. Eğer iddia edildiği gibi adının Allah olduğuna inanılan İlâh, putlar gibi belirli bir yerde, belirli bir taşın içinde değil de zamandan ve mekândan münezzeh olarak her an her yerde mevcudu olan bir varlık olsa idi kullarına “Siz bana her yerde ulaşırsınız, iyiliğin ve temizliğin olduğu her yerde beni anın, ben sizi işitirim. Beni belirli yerlerde aramayın, putlara tapar gibi belirli bir yere toplanıp bir taş veya toprak parçasını kutsallaştırmayın” derdi, diyemedi. “Bana tapmak için veya bana ibadet için harcayacağınız maddiyatınızı, ihtiyacı olanlara harcayın” diyebilirdi, diyemedi.

Kurban bayramında, genel olarak ülkemize baktığınızda kesilmekte olan yüzbinlerce hayvanın kurban edildiğini  görürsünüz. Bense Türkiye’me baktığımda, atalarından gelen geleneklere, din adı altında inandırılmış ve hâlâ inandırılmaya çalışılan ve 1 milyar liralık deri için beyinleri, inançları, parasal varlıkları  kurban edilen milyonlarca insan  görüyorum.
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

1 yorum

  1. Değerli yazar, öncelikle yazının tamamını okuyamadığımı için özür diliyorum. Değinmek istediğim bir şey var. Varsayalım ki yaşamak için öldürmek suç. Vejeteryan olduğumuzda bitkileri öldürmüyor muyuz? Tohumlarını yediğimizde yeşermediğimiz için onların kısıtlı protein kaynaklarını kullanarak üremek için ürettiği mekanizmaları yok etmiyor muyuz? Hadi yapay protein ürettik diyelim dünyadaki sınırlı sayıda atomu kullanarak proteinler üretip başka maddelerin canlıya dönüşmesini engellemiyor muyuz? Yani dostum yaşamak için yaşatmamak gerekiyor ve illa bir suçlu varsa o da tabiat. Fakat bunu suç olarak değerlendirmek ancak ahlak bağnazı dar görüşlülerin ürünü olabilir. Gerçeği gör ve onunla barış.
    Ayrıca kurbanın 1/3'ini yeme hakkımız var😉

    YanıtlaSil