HABERLER
Dini Haber

EBU TALİB’İN İMANSIZLIĞI

Yazan: Serdar Kaangil
SK, din, islamiyet, Ebu Talib, Hz.Ali'nin babası, Hz.Muhammed'in amcası, Ebu Talip şefaat, Ebu Talib cehennemlik mi?, Ebu Talib'in hoşgörüsü, İyi insanın cehennemlik olması,

EBU TALİB'İN İMANSIZLIĞI


Peygamberin Amcası, Ali’nin babası ebedi Cehennemlik mi?

Ebu Talib’in asıl adı AbdülMenaf’tır. Menaf, kabe’deki putlardan birinin adıydı. Muhammed hazretlerinin sülalesi olan Haşimiler, bu putu kutsal sayarlardı.

Kureyş’in ileri gelenlerinden olan Ebu Talib, son derece iyi kalpli, hoşgörülü, yardımsever ve çevresi tarafından sevilen ve sayılan bir kimseydi. Öylesine hoşgörülüydü ki, farklı din ve inanca bağlı olanlara karşı sevgi kanatlarını açmıştı. Örneğin kendisi puta tapanlardan olmakla beraber Muhammed’in, müşriklere (puta tapanlara) karşı düşmanlık beslemesine aldırış etmez ve onu müşriklerin saldırılarından korurdu. Her gece kılıcı ile Peygamberin evinin etrafında sabaha kadar dolaşırdı. Bu işi ölünceye kadar yapmıştır.

Öte yandan, Ebu Talib’in Ali, Cafer, Akil ve Talib adında dört çocuğu vardı ve bu dört çocuktan ikisi (Ali ile Cafer) Müslümanlığı seçmiş, diğer ikisi (Akil ile Talib) putperest olarak kalmayı tercih etmişlerdi. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlan, c.VI, sf.101, Hadis No: 785 ve c.X, s.308).

Böyle olduğu halde Ebu Talib, çocukları arasında ayırım yapmamış, hepsini de bağrına basmıştır. Kendi bağlı bulunduğu dinsel inancın dışında kalanlara sevgi ve şefkat göstermekten geri kalmamıştır. Müslümanlığı seçen oğullarının (Ali ile Cafer’in) ve Muhammed’in inançlarına saygı göstermiştir. Söylendiğine göre Muhammed, Mekke dönemindeyken Ebu Talib’in koruması sayesindedir ki yaşamını sürdürebilmiştir.

Ne var ki kendisine babalık eden, kendisini ölümlerden koruyan Ebu Talib’i, İslamdan başka bir inançta öldü diye, cehennemlik bilmiştir. Ve Müslüman kişilerin de kendisi gibi yapmaları için, yani Müslüman imanında ölmeyen ana, babaları ve yakınları hakkında mağfiret dilememeleri için Allah'ın Tevbe suresi 113.ayeti gönderdiğini söylemiştir.

Bu olay Buhari'nin bir hadisinde şöyle geçer (Buhari, Bab 80, hadis 114):

İbn Şihâb şöyle demiştir: Ebû Tâlib'e ölüm alâmetleri geldiği sırada Resulullah ona geldi ve amcasının yanında Ebû Cehl ibn Hişâm ile Abdullah ibn Ebî Ümeyye'yi buldu. Resulullah, Ebû Tâlib'e hitaben: "Yâ amca! Lâ ilahe illefilah kelimesini söyle de, bununla Allah katında sana şehâdet edeyim" dedi.

Ebû Cehl ve Abdullah ibn Ebî Ümeyye:
Yâ Ebu Tâlib! Abdulmuttalib milletinden yüz mü çevireceksin? diye men' ettiler.

Fakat Rasûlullah bu tevhîd kelimesini amcasına arz etmeye devam ediyordu. O iki kişi de mütemâdiyen o sözlerini tekrar ediyorlardı. Nihayet Ebû Tâlib bunlara söylediği son söz olarak:
"O (yânî ben), Abdulmuttalib milleti üzeredir," dedi ve Lâ ilahe ülellah demekten çekindi.

Rasûlullah (S): "İyi bil ki (ey amcam)! Allah'a yemin olsun, ben sana mağfiret dilemekten men edilmediğim müddetçe, senin için muhakkak Allah'tan mağfiret isteyeceğim" dedi.

Akabinde Allah bu hususta şu âyeti indirdi (Tevbe suresi 113.ayet) :
"Müşriklerin cehennemlik oldukları müminler nezdinde açıklık kazandıktan sonra, akraba bile olsalar peygamber de müminler de onların bağışlanmalarını dileyemezler.

Ek olarak şöyle de bir ayet vardır:
Lokman/33. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun.

Yani, Muhammed’in söylemesine göre Allah bildirmiştir ki Müslüman kişi, kafir olan çocuklarına ahirette şefaatte bulunamayacağı gibi, Müslüman imanında bulunan çocuklar da, kafir olarak ölmüş babalarına (ya da analarına) şefaatte bulunamayacaklardır.

İslam kaynaklarına göre bu ayetler Muhammed hazretlerinin anne ve babası için inmişti.

Kasas-56. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

Buhari, Müslim ve müfessirlerin tümüne göre Kasas-56 ayeti Mekki idi ve müşrik olarak ölen Ebu Talib için yazılmıştı.

Ebu Talib, ölüm döşeğinde iken, peygamber yanına gelip “İman et” diye buyurdu. Ebu Talib “Ben şimdiye kadar inanmamışken Kureyş’in kadınlarına ‘Korkusundan iman etti’ dedirtmem” diye cevap verdi. Öleceği zaman bir şey söyledi. Fakat hâlsiz olup sesi yavaş çıktığından herkes işitemedi. Yakınında bulunan Abbas Kardeşim iman etti dediyse de Peygamber “Ben işitmedim” buyurdu.

Kur’an’a göre inanmayanlar ebedi cehennemlik. İnananların dünyada yaptıkları iyi ve kötü işlerin değerlendirileceği belirtilirken, inanmayanların yaptıkları tüm iyi işlerin boşa gittiği ve değerlendirilmeyeceği belirtiliyor. Bu durumda hayatı boyunca Muhammed’e bakan, büyüten ve onu koruyan Ebu Talib de ebedi cehennemlik.

Peygamberin düşünmediği amcasını başkaları düşünüyor ve kimisi ölürken iman ettiğini, kimisi de onun cezasını hafifleten hadisleri uyduruyor.

Cehennemde en hafif azap Ebu Talib’e yapılır. Ayaklarında ateşten iki nalın olacak, bunların sıcaklığından beyni kaynayacaktır. [Müslim] (Ebu Talibin diriltilerek iman ettiği Muhtasarı Kurtubi’deki hadis-i şerifte bildirildi.)

Said Nursi ise Ebu Talib için cehennemde bir cennet köşesi ayırmış:

Evet, ciddî bir surette Cenâb-ı Hakkın Habib-i Ekrem’ini sevmiş ve himaye etmiş  asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir iman getirmemesi üzerine, Cehenneme gitse de, yine Cehennem içinde bir nevi hususî cenneti, onun hasenatına mükâfaten hâlk edebilir.
Kışta bazı yerde baharı hâlk ettiği ve zindanda, uyku vasıtasıyla, bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir” (Mektubat s. 375-376).

Said Nursi’nin bu iddiasının dayanağı Zahzah hadisidir.

Buharî ve Muslim gibi bazı yazarlar, Süfyan b. Said-i Sevrî, Abdulmelik b. Umeyr, Abdulaziz b. Muhammed Deraverdî ve Leys b. Sa’d gibi ravilerden naklen aşağıdaki iki hadisi aktarırlar:

“Ebu Talib’i ateş katmanları arasında gördüm ve onu bir zahzaha (çukura) naklettim.”

“Belki kıyamet günü Ebu Talib’e şefaatim fayda verir de onu, derinliği incik kemiklerine kadar olmakla birlikte beynini kaynatan ateşten bir zahzaha (çukura) koyarlar.”
(Sahih-i Buharî, c.5, Ebvab-u Menakıb, Bab-u Kıssat-i Ebî Ta-lib, s.52, Mısır basımı ve c.8, Kitab'ul-Edeb, Bab-u Künyet'il-Müşrik, s.46)

Ebu Talib’in diriltilerek iman ettirildiğini dahi uyduran hadisler mevcuttur. Yukarıdaki Müslim’e ait hadisin aşağıdaki hadisle neshedildiği iddia edilir:

“Amcam Ebu Talib, diriltildi ve iman etti.”
(Kurtubi’den naklen İbni Hacer-i Mekki’nin Nimet-ül-kübra kitabından)

Bu hadis Şifa-i şerif şerhinde de vardır. İmam-ı Süyuti, Ebu Talib’in imanlı olduğunu iddia eden bir kitap yazıp, 12 hadis âliminin ismini vererek uydurmasını ispatlamaya kalkışmıştır. (Mirat-ül harameyn s.1096-1112)

Tabi bunların inandıkları Allah’ı mı yoksa insanları mı kandırmaya çalıştıkları hakkında bir yorumda bulunamıyoruz. Ama Ebu Talib gibi bir insana imansızlığı ve ebedi cehennemi yakıştıramadıkları ve omuzlarında bir yük gibi durduğu anlaşılıyor.

Bu yük, özellikle Şiileri rahatsız ettiğinden onlar tüm bu hadisleri yalanlıyor ve ayetlerin Ebu Talib’le ilgisi olmadığını öne sürüyorlar. Onlara göre Ebu Talib iman etmiştir. Örneğin;

Ebuzer-i Gıfarî, Ebu Talib hakkında şöyle demiştir: “Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin olsun ki Ebu Talib, Müslüman olmadan dünyadan göçmedi.”

Ne demişler: “Dilin kemiği yok.” Bunların hepsi İslam kaynaklarından. Ama bakınız aynı konuda kaç farklı sonuç çıkıyor bu kaynaklardan:

a- Ebu Talib müşrik olarak ölmüştür ve ebedi cehennemliktir.
b- Ebu Talib cehennemliktir ama en hafif azap ona yapılacaktır.
c- Ebu Talib cehennemliktir ama cennet gibi serin bir çukura sahip olacaktır.
d- Ebu Talib müslümandır ve cennetliktir.

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok