HABERLER
Dini Haber

EVRENİN GENİŞLEMESİ MUCİZESİ (!)

Yazan: Kirpi


EVRENİN GENİŞLEMESİ MUCİZESİ (!)


Eski masallarla  Kur'an'ı kurtarma çabaları artık sonuç vermediği gibi başta Caner Taslaman gibi modernist Müslümanlar Kur'an'ı bilime uyarlamak için ayetleri manalarından kopararak sahte mucizeler üretmeye çalışıyorlar. Fakat yaptıkları şey hem kendilerini hemde dini komik bir duruma sokuyor. Örneğin sayın Caner Taslaman neredeyse tüm tartışma programlarında Kuranda evrenin genişlediği yazılıyor modern bilimin 1950 yılında bulduğunu Kuran 1400 sene önce söylemiş diye beyanda bulunuyor. Her ne hikmetse bu güne kadar Kuranda evrenin genişlemesini kimse görememiş fakat şimdi Caner bey bunu görmüş ve bizlere anlatıyor. Fakat geçenlerde çok ilginç bir videoyla karşılaştım sizinle videonun konusunu paylaşmak istiyorum. Abbas Güçlü ile Genç bakış programında genç bir arkadaşımız olan Buğra Caner beye bir soru soruyor. Soru özetle şöyle.

“Şu anki bilimsel gerçekliklerin Kur'an'da var olduğunu söylüyorsunuz. Bilim teoriler üzerine kurulu olduğu için bunlar yarın bir gün yanlışlanabilir. Bugün siz bir bilimsel gerçeğin Kur'an'da olduğunu savunuyorsunuz ama yarın bu bilimsel gerçek yalanlanırsa o zaman tavrınız ne olacak? Ben mi yanlış yaptım diyeceksiniz yoksa Kur'an mı yanıldı diyeceksiniz?”
Bu soruya Caner Taslaman'ın cevabı aynen şu şekilde oldu . “Tabi ki de ben yanlış yaptım derim”

Bunun konumuzla ilgisi ne onu söyleyeyim. Yani bugün Caner bey bilimde evrenin genişlemesi teorisinin Kur'an'da olduğunu savunuyor ama yarın biri çıkıp "yanlış yaptık, aslında evren genişlemiyor, sabit" derse o zaman Caner bey "ben de yanıldım, Kur'an'da evrenin genişlemesi yazmıyormuş" diyecek. Peki bu nabza göre şerbet değilse nedir Caner Bey?

Konumuza dönecek olursak dediğim gibi modernist Müslümanlar bazı bilimsel buluşları bakın işte 1400 yıl önce Kuranda yazılmış diyerek İslamın nakil değil akıl dini olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar. Fakat bu bilim dolu kitaptan şimdiye kadar hiç bir bilimsel buluş yapılamamış. Hiç bir bilim adamı da Kur'an okuyarak bilim insanı olamamış. Hep kafir dedikleri insanların yaptıkları bilimsel çalışmaları ayetleri eğip bükerek Kur'an'a uyarlamaya çalışmışlar. Bu çalışmalardan biri de Edwin Hubble tarafından kanıtlanan genişleyen evren çalışmasının Kur'an'a uyarlanmasıdır.

GENİŞLEYEN EVREN

Vesto Slipher (1875-1969), 1912 yılında galaksilerden gelen ışığın tayfını incelemeye başladı ve birçok galaksinin tayfı üzerindeki siyah çizgilerin olmaları gereken yerden kırmızı uca doğru kaydıklarını buldu. Bu olay, kırmızıya kayma olarak bilinmektedir. Ancak incelemeyi genişleten ve kırmızıya kaymanın nedenini bulan kişi, o dönemin en büyük gözlem evi olan Wilson Gözlemevi'nde çalışan Amerikalı astronom Edwin Hubble (1889-1953) oldu. Hubble’ın bilim tarihine geçen yardımcısı ise hiçbir eğitimi olmayan Milton Humason’du (1891-1972). Hubble, tayftaki kırmızıya kaymanın galaksilerin uzaklaşmasının bir sonucu olduğunu buldu. Buna göre uzaklaşan cisimden gelen elektromanyetik dalganın dalga boyu, uzaklaşma hızına bağlı olarak artar. Ama Hubble'ın en büyük başarısı, kırmızıya kaymanın, yani uzaklaşma hızının uzaklık ile orantılı olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Başka bir ifadeyle bir galaksi ne kadar uzaksa o kadar büyük bir hızla uzaklaşmaktadır.

KUR'AN'DA GENİŞLEYEN EVREN

Ve-ssemâe beneynâhâ bi-eydin ve-innâ lemûsi’ûn(e)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.

Öncelikle ayetin orjinal metninde yani Arapçasında "ONU" zamiri bulunmuyor.  Bu sonradan ilave edilmiştir. Ayeti evrenin genişlemesi bilgisine yamayabilmeleri için yapılmıştır. Fakat anlaşılmasın diye parantez içine almamışlar.
Bizim gibi araştırmacıların eleştirileri üzerine Diyanet İşleri hatasını düzelterek şu şekilde çevirmiştir.

Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
İşin garip tarafı Zariyat 47 ayetini 1950 yılından Edwin Hubble evrenin genişlediğini bulmadan önce neredeyse tüm tefsirciler  “biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.” Diye çevirmişler. Örneğin Kurtubi'nin tefsirine bakalım.

"Kudret ve kuvvetle" buyruğu, İbn Abbas ve başkalarından gelen rivayetlere göre kuvvet ve kudretle diye açıklanmıştır.

"Ve muhakkak biz genişleticileriz" İbn Abbas "güç yetirenleriz, kudret sahibi olanlarız, biz genişlik sahibi olanlarız" diye açıklamıştır. Semavi ve başka varlıkları yaratmak dolayısı ile, yaratmayı dilediğimiz herhangi bir şey sebebiyle bize darlık verilmesi söz konusu değildir. Şöyle de açıklanmıştır: Bizler yarattıklarımızın rızıklarını genişletenleriz. Bu açıklama da İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir. "Güç yetirenleriz" diye açıklamıştır. Yine rivayete göre; Biz yağmur ile rızkı genişletenleriz, diye açıkladığı nakledilmiştir.
ed-Dahhak dedi ki: Biz sizi zengin kılanlar, ihtiyaçtan kurtaranlarız demektir Bunun delili de "Eli geniş olan kendi halince (Bakara 2/236) buyruğunda aynı kökten gelen lafzın "zengin olan" anlamında kullanılmış olmasıdır.

Kurtubi dedi ki: Biz yarattığımız varlıklar üzerinde geniş lütuf sahibiyiz, demektir. Anlamlar birbirine yakındır.

Bizler sema ile arz arasında bir genişlik yarattık, diye de açıklanmıştır.

el-Cevheri dedi ki: "Adam bolluk ve genişlik içinde doğdu" demektir. Yüce Allah'ın "Ve biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak biz genişleticileriz" buyruğunda da aynı anlamdadır. Yani biz muhtaç olmayan ve güç yetirenleriz demektir. Bu açıklama bütün görüşleri kapsamaktadır.
[İmam Kurtubi, Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 16/379-381]

Kurtubi ilgili ayeti genişlik sahibi kimseleriz diye tefsir etmiş. Kur'an'ın bütününe baktığımızda bu çevirinin daha doğru olduğunu görüyoruz.
Eğer örnek verecek olursak Kur'an'da evrenin genişlediğini iddia ediliyorsa o zaman Kur'an'ın bazı ayetleri çelişkili duruma düşüyor.

Âli İmrân Süresi 133: Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.!

Eğer Kur'an'da evrenin genişlediği bildirilmiş olsaydı o zaman Ali İmran süresinde cenneti anlatırken onun genişliği hakkında bu sabit ölçüler verilmezdi. Nitekim evrenin genişlediğini düşünürsek o zaman cennetinde durmadan devamlı olarak genişlediğini kabul etmemiz gerek. Fakat ne Kur'an'da ne de diğer İslami kaynaklarda böyle bir bilgi yok. Bir şeyle bir şey arası kadar diye bilmek için o iki şeyin sabit bir mesafesinin olması gerekir.

Her şey O'nun katında bir ölçü iledir. (Ra’d Suresi, 8)
Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir. (Furkan Suresi,2)

Her şeyi ölçüyle düzenle yarattığını iddia eden Allah'a sizler ölçüsüz ve sürekli genişleyen sabit olmayan bir evren modelini nasıl uygun buluyorsunuz doğrusu aklım almıyor.

KUR'AN DIŞI KAYNAKLAR

Kur'an'da evrenin genişlemesi yazılmış olsa bile bu bir mucize olamaz. Zira Kur'an'dan daha eski kaynaklarda evrenin genişlemesine dair bilgiler aktarılmış zaten. Örneğin Tevratta göğün genişlemesi hakkında çokça bahsedilmiştir.

Eyüp 9:8 O'dur tek başına gökleri geren,denizin dalgaları üzerinde yürüyen.
Yeşaya 40:22 Gök kubbenin üstünde oturan Rab'dir, Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir. Gökleri perde gibi geren,oturmak için çadır gibi kuran O'dur.
Yeşaya 42:5 Gökleri yaratıp geren, yeryüzünü ve ürününü seren, Dünyadaki insanlara soluk, Orada yaşayanlara ruh veren Rab Tanrı diyor ki…
Yeşaya 44:24-28 Sizi kurtaran,size rahimde biçim veren Rab diyor ki, "Her şeyi yaratan, gökleri yalnız başına geren,yeryüzünü tek başına seren...
Yeşaya 51:13 Sizi yaratan, gökleri geren,dünyanın temellerini atan Rab'bi nasıl olur da unutursunuz?
Yeşaya 45: 12 Dünyayı ben yaptım,üzerindeki insanı ben yarattım. Benim ellerim gerdi gökleri,bütün gök cisimleri benim buyruğumda.
Yeşaya 48: 13 Yeryüzünün temelini elimle attım,gökleri sağ elim gerdi.Onları çağırdığımda birlikte önümde dikilirler.

Müslümanların "işte bak Tevratta söylüyor, Tevrat ta Allah'ın kitabı" dediğini duyar gibiyim ama durun biraz. Hani Tevrat değiştirilmişti? Hani Tevrat güvenilmezdi? Ayrıca dikkat ettiyseniz Yeşaya 45: 12 ve Yeşaya 48: 13 bölümlerinde Allah'ın elinin olduğu anlatımı mevcut. Kur'an'da da bu konuya vurgu yapan ayetler mevcuttur. Misal verecek olursak:

Zümer 67: Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucundadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.

Gördüğümüz kadarıyla Kurandaki göklerin yaratılış ve yok ediliş serüveni tümden kötü hazırlanmış bir Tevrat kopyasıdır.

Tevrattan önce de göklerin genişlemesi hakkında bilgi veren kaynaklar mevcuttur.  NTV yayınlarının Mitoloji isimli kitabında aynen şu cümleler yer alıyor:
Kadim Çin halkının bilgeliğini ortaya koyan hususlardan biri, Çin mitolojisinin önemli bir kozmik kavrama, yani evrenin genişlemesine değinmesidir. (Ntv Yayınları-Mitoloji-3.Baskı,sayfa 330,4.Paragraf)

Fakat bu bilginin, yani evrenin genişlemesi bilgisinin kaynağı Çinlilerden de eskiye dayanıyor. Bu bilgiye ilk rastladığımız kaynak Hindu Kutsal metinleri olan Brahma Purana'dır:

"Then he began creation with Plasma, which created smoke. From that smoke the entire universe came into existence. Then the universe began to expand by the Will of Brahma and it will go on to do the same in future. He then made 'Heavens and Earth 'from the Golden part of egg ". (Brahma Purana)

O yaratışa Plazma ile başladı,dumanı yarattı.Tüm evren dumandan meydana geldi. O zaman evren Brahma’nın arzusuyla genişlemeye başladı ve gelecekte de genişlemeye devam edecek. Daha sonra O, yumurtanın altın parçasından ”Gökleri ve Yeri” yarattı.

Gördüğünüz gibi Kur'an'ın genişleyen evren modeli Tevrattan kopyadır. Tevrat da bunu kendinden önceki kutsal denen metinlerden kopyalamıştır. Sonuç olarak evrenin genişlemesi bilgisi Kur'an'a kendinden önceki dinlerin kutsal metinlerinden kopyala yapıştır yoluyla geçmiştir. Ne ayıp...

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok