HABERLER
Dini Haber

AVUSTRALYA'DAKİ YANGINLAR ALLAH'IN CEZASI MI?

Yazan: Kirpi


AVUSTRALYA'DAKİ YANGINLAR ALLAH'IN FELAKETİ Mİ?


BBC'de yer alan habere göre, yerli Aborjin halkının yaşadığı Anangu Pitjantjatjara Yankunytjatjara (APY) bölgesinin yerel idaresi, pazar günü başlatılan deve itlafının beş gün sürdüğünü ve 5 bin yabani devenin öldürüldüğünü açıkladı.
APY yerel yönetimi, hayvan hakları savunucularının tepkilerine karşın bölgede yaşanan kuraklığı gerekçe göstererek develeri itlaf etme kararı almıştı.
Müslüman hayvan severler hemen Kurandaki deve ayetini delil getirerek Avustralya'nın başına gelen yangının Allah'tan gelen bir bela olduğunu konuşmaya başladılar.

Hud Suresi, 64. ayet: "Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah'ın devesi; onu serbest bırakın, Allah'ın arzında yesin. Ona kötülük vermek niyetiyle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azap sarıverir."
A'raf Suresi, 77. ayet: Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vadettiğin şeyi getir, bakalım.

Ayette Allah delil olarak bir deve veriyor ve insanlardan ona dokunmamalarını istiyor. Fakat insanlar bu emre itaatsizlik yaparak deveyi öldürüyorlar.  Bundan sonra Allah Semud kavmine üç gün mühlet verip ardından onları topyekun helak ediyor.
(Kaynaklar: Neml suresi 49-83 ayetler. Taberi, Camiul-Beyan, Mısır 1968, VIII, 224 vd.; İbn Kesir, a.g.e., III, 434 vd.; İbnu'l-Esir, a.g.e., İ, 89)

Müslümanlar bu hadisleri ve ayetleri delil getirerek Avustralya'daki yangınların Allah'ın gönderdiği bir felaket olduğunu iddia ediyorlar.  İşin garip tarafı bu mantığa göre Allah 5 bin deve için gönderdiği belada milyonlarca hayvanı öldürüyor.

DÜNYA DOĞAYI KORUMA VAKFI (WWF)

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Avustralya, yaptığı en son açıklamada 1,25 milyar hayvanın hayatını kaybettiğini tahmin ettiklerini belirtti.

Yani Allah 5 bin devenin kısasını 1.25 milyar hayvan öldürmekle almış oldu, ki onların içerisine develerde dahil. Belayı veren Allah insanları cezalandırayım derken milyonlarca hayvanı ve ağacı cezalandırıyor. Belli ki hayvanlara kızmış neden deve kardeşleriniz korumadınız diye. Tabi ki bu bir şaka, asıl meselemize dönecek olursak geçenlerde bir Müslümanla tartışmam esnasında bana "develeri öldürmek gerekmiyordu en azından başka türlü değerlendirebilirlerdi" dedi. Farklı değerlendirmeye örnek vermesini istediğimde "mesela keserek etlerini deve eti tüketen Müslüman ülkelere satabilirlerdi" dedi. Fakat benim “sen kafir devletin kestiği eti yer misin,” sorumun üzerine bana “Müslüman devletlere verseydiler onlar kesip etini değerlendirebilirdiler” diye cevap verdi.  Şimdi komik olan şu. Su kaynaklarını korumak ve kontrolsüz çoğalmasını kontrol altına almak için develerin avlanacağını bir ay önceden duyurmuştular. Hangi Müslüman devlet develeri bize verin biz en iyi şekilde değerlendirelim dedi? Avustralya hükumetine  böyle bir talepte bulunan bir tane Müslüman devleti oldu mu? Tabi ki HAYIR. Şimdi siz talepte bulunmadığınız halde neden develeri öldürdünüz diyemezsiniz? Avustralya da yaşayan insanların deve eti yeme kültürü olmadığı için onları kesip etini satmak diye bir seçenek olamaz ortada. Ayrıca develerin avlanmasına yaygara koparan aktivistler yarın o develer yüzünden azalan su kaynakları için yaygara koparacaktı. Beni yanlış anlamayın ben hayvan katliamını hoş gören biri değilim. Fakat eğer bariz bir sorun varsa ve onun çözüm yolu hayvanların kontrolsüz çoğalmasının önlemini almaktan geçiyorsa buna karşı çıkmam.

Zaten APY Yönetim Kurulu üyelerinden Marita Baker, "İnanılmaz bir sıcak altında sıkışıp kalmıştık. Dışarı dahi çıkamıyorduk. Develer her yeri işgal etmişti. Klimalardan dahi su içiyorlardı. Sokaklar develerle dolmuştu. Çocuklarımızın güvenliği için endişeliydik" derken Avustralya hükumeti "İtlafa son seçenek olarak başvuruldu. Operasyon sırasında hayvanların acı çekmemesi sağlandı" diyor. Yani tamamen zorunlu bir olay, bir çiftçinin ürünleri korumak için tarlayı basan bazı canlıları itlaf etmesi gibi.

Avustralya'da orman yangınları neredeyse her yıl görülen bir şey. Fakat bu yangının büyük bir coğrafyayı etkilediği ve önceki yangınlardan büyük olduğu doğru. Peki yangınların sebebi ne? Bu konuda bir kaç teori var. Kuraklık, rüzgarlar , şimşekler, kundakçılık, kazalar ve HOD. Kundakçılık ve kazalar konusunda her hangi bir bulguya rastlanmadığı için bu örnekler içinde en doğrusu benim fikrimce HOD.

HOD NEDİR?



Hint Okyanusu Dipolü veya Hint Okyanusu çift kutupluluğu (HOD)  deniz suyu sıcaklıklarındaki değişime bağlı olarak bir kesimin daha çok yağmur almasına, bir kesimin de daha az yağmur almasına neden olan bir hava olayıdır. Pozitif Hint Okyanusu Dipolü ve Negatif Hint Okyanusu Dipolü olmak üzere iki şekilde görülür.
Daha basit anlamıyla söylemek gerekirse Hint okyanusunda Afrika ve Avustralya kıt'aları arasında bir tahterevalli düşünün. Bu tahterevallinin bir ucunda soğuk su (Pozitif Hint Okyanusu Dipolü) diğer ucunda sıcak şu kütlesi (Negatif Hint Okyanusu Dipolü) var.  Üç beş senede bir bu döngü rüzgarlar nedeniyle yer değiştiriyor. Sıcak su Avustralya kıyılarına geldiğinde buharlaşma oluyor ve kıta bolca yağmur aldığında Afrika'da kuraklık oluyor. Soğuk su kütlesi Avustralya'ya geldiğinde ise buharlaşma olmadığı için  kuraklık dediğimiz dönem başlıyor ve Afrika, Hint okyanusu boyunca olan kıyı şeridi bolca yağmur alıyor.  Bu tamamen doğal bir olaydır ve milyonlarca senedir böyle devam ediyor. Fakat son yıllarda bilim insanlarının çokça konuştuğu Küresel Isınma nedeniyle bu doğal döngüde öz dengesini kaybetmeye başlamış ve soğuk su kütleleri Avustralya kıyılarında gerekenden fazla kaldığı için yağmur almayan kıt'ada kuraklık hala devam ediyor. Bunun sonucunda da yangınlar her zamankinden daha önce başlamış ve kurak havanın devam etmesi yüzünden gerekenden fazla sürünce şiddeti ve yayılma alanı her zamankinden daha fazla olmuştur. Avustralya'da kuraklığa neden olan bu doğal döngünün bozulması Afrika'nın gereğinden fazla yağmur almasına, bu yüzden de sel ve taşkınlar yaşamasına neden olmuştur. Zaten Avustralya'da bir "yangın mevsimi" kavramı vardır. Yangınlar yılın belli dönemlerinde başladığı gibi yine yılın belli dönemlerine kadar devam ediyordu. Oysa şimdi doğal sürecin dengesinin değişmesi sonucunda yangınların zamanı da uzamış oluyor.



Yangınların artmasının bir diğer nedeni yangın zamanı ortaya çıkan dumanın Güney Amerika üzerinden dolaşarak yeniden Avustralya üzerinde toplanması ve devam eden yangından çıkan dumanlarında ona katılarak "Pyro Cumulonimbus" ismi verilen bulutların oluşmasıdır. Bu bulutlardan çıkan şimşekler yeni bölgelerde yeni yangınların çıkmasının başlıca sebeplerinden biridir. Bu bulutların bir diğer özelliği ise sağanak yağışlardır ki oda kıt'anın farklı bölgelerinde taşkınlara ve sellere neden olabiliyor.

Sonuç olarak Avustralya'da ortaya çıkan yangınlar ve seller Allah'ın bir cezalandırması değil insanların yüzyıllardır tabiata verdiği hasarın sonucu olarak başımıza bela olan Küresel Isınma faktörüdür. Fakat bunlar daha iyi günlerimiz. Eğer doğaya saygı duymayı öğrenemezsek ve kendimizi doğadan üstün görmeyi bir kenara bırakmazsak çok daha ağır doğal afetler bizleri bekliyor.
Gezegenimiz bizim bazı eylemler sonucu bozduğumuz doğal dengeyi bir şekilde düzeltecek fakat korkarım ki düzeltmeye başladığı zaman insan ırkı toptan ortadan kalkacaktır. Zira doğanın kendini koruma mekanizması devreye girdiğinde onun ne kadar agresif olduğunu tarihteki olaylardan biliyoruz.

"Tabiatın isteklerini anlamazlıktan gelen, cezasını görür."
-Honore de Balzac

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok