HABERLER
Dini Haber

LUT KAVMİ VE EŞCİNSELLİK

Yazan: Kirpi


LUT KAVMİ VE EŞCİNSELLİK


Kuranda eski kavimlerle alakalı bir kaç kıssa anlatılır. Bunların bir çoğu Kurandan önceki yazılı kaynaklarda özellikle Tevratta aktarılmıştır. Fakat Müslümanlar tek gerçek kaynak olarak Kur'an'ı tercih ediyorlar. Bu yazımda sizlerle Kuranda peygamber olduğu iddia edilen Lut ve onun kavminin başından geçen bir olayı aktaracağım. Kuranda Lut'un biyografisi hakkında detaylı bilgi olmadığı için yazımda kaynak olarak Kurandan önceki semavi olduğu iddia edilen kitapları da kullanacağım.

LUT KİMDİR?

Kuranda ve Tevratta Lut'un hayatı hakkında dedesi Azer ve amcası İbrahim hakkında kıssalar anlatılırken kısıtlı bilgiler verilmiştir. Lut'un dedesi Kuranda Azer (Enam 6 / 74)  Tevratta ise Terah olarak geçiyor. Tevrata göre Terah (Azer) 70 yıl yaşamış ve Abraham (Kur'andaki ismi İbrahim) Nahor ve Haran isminde 3 oğlu vardı. Lut Haran'ın oğludur. (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, Bab 11 / 27)  Buna göre İbrahim'in babası olan Azer aynı zamanda Lut'un dedesidir. Bu durumda Lut İbrahim'in yeğeniydi (Mevdudi, Tarih boyunca Tevhid mücadelesi ve peygamberler, Çeviren Ahmet Asrar, Ankara, 1983,cilt 1, s. 430)

Terah’ın (Azer) üç oğlundan biri olan Lut’un babası Haran genç yaşta vefat etmiştir. "Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Keldaniler'in Ur kentinde öldü."( Kitab-ı Mukaddes; Tekvin; Bab 11 / 28)
Çocuk yaştaki Lut’un babası Haran vefat edince Lut’un bakımını amcası İbrahim üstlenir.
Kur'an'da Lut, İbrahim'in zürriyetleri arasında gösterilir. (Enam 6 / 84–86)
Kuranda genelde İbrahim'le ilgili ayetlerin hemen ardından Lut'tan bahsedilmesi onların arasında bir kan bağının olduğu şeklinde yorumlanmıştır fakat Lut'un soyu hakkında ne Kur'anda ne de hadislerde kesin bilgiler bulunmamaktadır. (Abdülhalim Güneş, Kur’an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes’te Hz. Lüt (aş) Kıssası, basılmamış yüksek lisans tezi, s.22)

Tevratta Lut'un kimliği, soyu yaşadığı yer hakkında detaylı bilgi verilmesine rağmen inancıyla ilgili fazla ve kesin bilgiler aktarılmamıştır. İbrahim ve Lut’un doğup büyüdükleri mahal hususunda İslami kaynaklardaki verilerde, yer adları ve üzerinde kurulu şehir veya devletler değişik olsa da tüm bu kaynakların üzerinde ittifakla birleştikleri yer; bu günkü Irak devleti sınırları içerisinde, tarihteki genel bir coğrafi isimlendirme olarak Mezopotamya diye ünlenmiş olan Fırat ve Dicle ırmakları arasındaki bölge içerisinde bulunan ve günümüzdeki adı Tel-El Muhayer olan yer olduğu sanılmaktadır.

İBRAHİM VE LUT'UN YOLLARININ AYRILMASI

Bir sure Mısırda ikamet etmelerine rağmen Tevrattaki anlatıma göre oradaki yöneticiyle (firavunla) İbrahim arasında karısı Sara yüzünden gerçekleşen bir takım tatsız olaylar yüzünden tekrar Kenan'a dönmek zorunda kalıyorlar. Peki bu olay neden ibaret? Tevratın anlattığına göre İbrahim Mısıra geldiğinde karısı Sarayı ablası gibi göstererek mülk ve köle karşılığı Firavuna sunuyor. Firavun da onunla nikah yapıyor. (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, Bab 12 / 11 – 20)
Fakat bu hikaye hakkında Kur'anda bilgi verilmez. Mısır dönüşü malların bölüştürülmesi konusunda İbrahim'le Lut anlaşamaz ve yolları ayrılmış olur. Mısırdan döndükten sonra İbrahim ve Lut'un serveti artmıştı ve dolayısıyla kim yönetici olacak kavgasına başlamıştılar.

Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, Bab 13 / 6 – 9  “Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yaşamalarına elvermedi; yan yana yaşayamadılar. (…) Avram'ın çobanlarıyla Lut'un çobanları arasında kavga çıktı. (…) Avram Lut'a: ‘Biz akrabayız’ dedi, ‘Bu yüzden aramızda da, çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim
Kur'anda İbrahim'le Lut'un Mısıra gidişleri dönüşleri ve kavgalarıyla alakalı hiç bir bilgi yoktur.


LUT NEREDE YAŞADI?

İbrahim ile yolları ayrılan Lut’un, Tevrat çevirilerinde ismi Erden havzası / Şeria havzası / “Sıddım”( Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 14 / 3) vadisi olarak verilen, şimdiki Ürdün ile İsrail arasında kalan vadide bulunan iki büyük şehirden biri olan Sodom’a yerleşir:
“Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti. Sodom'a yakın bir yere çadır kurdu.” ( Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 13 / 12)

Talmûd’daki kayıtlara göre Lut kavminin başlıca kentleri arasında Sodom’un dışında dört şehir daha vardı.( Mevdudi, A.g.e, Ankara, 1983, c. 1, s. 430; Taberî’ye göre bu şehirlerin sayısı beş’tır: “Bu köyler beş tane olup, adları: Sab’a, Şu’ra, Umre, Duma ve Sedum (Sodom) idi. Bunların içerisinde en büyüğü Sedum’du.”;  Mevdudi, bu beş şehrin adlarını şöyle vermektedir.“Sodom şehrinin yanı sıra Gomore, Adma, Sanbuyem ve Zogr kentleri de vardı.”)

Tevrat’ın yaptığı tasvirlerde ise bu havzada iki büyük şehrin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim her iki büyük şehrin krallarının da bulunduğu da kaydedilmiştir: “Sodom Kralı Bera, Gomora Kralı Birşa...” (Kitab-ı Mukaddes,  Tekvin 14 / 2 )

Hz. Lut’un Sodom’u mesken tutmasından sonra bu vadide yaşayan toplulukların kralları ile etrafta yerleşik kavimlerin kralları arasında savaş çıktığını Tevrat anlatımlarından öğrenmekteyiz: “Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Sevoyim ve Bala kralları yola çıktılar. Bu beş kral Siddim Vadisi'nde dört krala (Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Şinar Kralı Amrafel ve Ellaşar Kralı Aryok'a) karşı savaş düzenine girdiler.” (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 14 / 8 – 9 )

Yapılan savaşta Sodom ve Gomora kralları bozguna uğrayarak yenik çıkarlar ve savaş meydanından kaçarlar: “Sodom'la Gomorra kralları kaçarken adamlarından bazıları çukurlara düştüler. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtılar.” (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 14 / 10)
Galip krallar ve savaşçıları Sodom ve Gomorra şehrinin mallarını ganimet, insanlarını köle edinirler. Kralların savaşından yenik çıkan Sodom’da ikamet eden Hz. Lut da bu yenilginin kötü sonuçlarından nasibini alır. Kendisi esir, malları ise ganimet olarak onların eline düşer. (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 14 / 11–12)

Yeğeni Lut’un esir düştüğünü ve mallarının yağmalandığını haber alan Hz. İbrahim, Sodom ve Gomora şehirlerini yağmalayan ve halkını köle yapan krallara savaş açarak onları mağlup eder ve yeğeni Lut’u kurtarır: “Avram (İbrahim) yağmalanan bütün malı, yeğeni Lut'u, Lut'un mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi. (Kitab- Mukaddes, Tekvin 14 / 16)

Kur'an Lut'un bir peygamber olduğunu iddia ediyor fakat önceki semavi kitaplarda Lut'un gerek Sodom ve Gomora şehirlerindeki yaşamından ve ondan önceki dönemde de peygamber olmasıyla ilgili rivayet aktarılmıyor. Örneğin İncil'de Lut peygamber değil dindar ve Tanrıya kulluk eden “Aziz - Saint” statüsünde bir insan olarak aktarılıyor.

İncil, II. Petrus 2 / 7–8  “Ama ilke tanımayan kişilerin sefih yaşayışından azap duyan doğru adam Lut'u kurtardı. Çünkü onların arasında yaşayan bu doğru adam, görüp işittiği yasa tanımaz davranışlar yüzünden doğru yüreğinde her gün ıstırap çekerdi.”

LUT KAVMİNİN SUÇU NEYDİ?

Kur'anda Lut kavminin helak edilmesinin nedeni olarak homoseksüel olmaları gösteriliyor. Örnek ayetlere bakalım.
ARAF(7)/80-84:
﴾80﴿ Lût’u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önce insanlardan hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz?"
﴾81﴿ "Çünkü siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz."
﴾82﴿ Kavminin cevabı, "Onları (Lût ve arkadaşlarını) memleketinizden çıkarın! Çünkü onlar fazla temizlik taslayan insanlar!" demelerinden başka bir şey olmadı.
﴾83﴿ Biz de onu ve karısı dışındaki aile fertlerini kurtardık. Karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.
﴾84﴿ Ve üzerlerine dehşetli bir yağmur (taş) yağdırdık. İşte gör günahkârların sonunun ne olduğunu!

Ayette Lut kavmini homoseksüel olmakla suçluyor ve kendilerinden önce bu işi kimsenin yapmadığını söylüyor. Fakat  tarih boyunca yaşamış tüm toplumların neredeyse tümünde homoseksüellik olmuştur. Homoseksüelizm bırakın insanları, hayvanlar arasında bile görülüyor.
Kur'anda anlatılan kıssanın devamında Lut'un kavmine güzel erkek şekline bürünmüş elçiler gönderildiği aktarılıyor.

Hicr Süresi
﴾67﴿ Şehir halkı sevinerek geldiler.
﴾68﴿ Lût, "Bunlar benim misafirlerim, sakın beni utandıracak bir şey yapmayın?" dedi;
﴾69﴿ "Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!"
﴾70﴿ "Seni el âlemi korumaktan menetmedik mi?" dediler.
﴾71﴿ Lût, "İşte kadınlar, benim kızlarım, (nikâh) yaparsanız" dedi.

Lut'un evine gelen kavmi, erkek şeklinde gelen Allah'ın elçileriyle cinsel ilişkiye girmek istiyor fakat Lut "bunlar benim misafirlerim onlara dokunmayın, cinsel ilişkiye girecek birini arıyorsanız kızlarımı ala bilirsiniz" diyor. Kur'anda Lut kavmiyle ilgili ayetler kısaca şunlardır:
[ARAF (7)/80-84]
[HUD (11)/ 74-83]
[HİCR (15)/ 57-77]
[ENBİYA (21)/74-75]
[ŞUARA (26)/160-175]
[NEML (27)/ 54-58]
[ANKEBUT (29)/28-35]
[SAFFAT (37)/133-138]
[KAF (51)/31-37]
[NECM (53)/ 49-54]
[KAMER (54)/ 33-39]
[TAHRİM (66)/10]

Özetleyecek olursak Lut kavmi eşcinsel eylemlerde bulunuyor Allah da onları öldürerek cezalandırıyor. Lut'un ailesini karısı hariç hepsini kurtarıyor. Peki Lut kavmi eşcinsel olmayı kendileri mi tercih etmişti? Bunun cevabını bulmak için önce eş cinselliğin nedenlerini araştırmamız gerekir.

HOMOSEKSÜELİZM (EŞCİNSELLİK) NEDİR?

Eşcinsellik ( w . Lὁμός - aynı, Lat. Sexus - seks ) - aynı cins veya cinsiyetteki insanlar arasındaki romantizm, cinsel çekim ya da cinsel davranıştır.
 20. yüzyılın başlarına kadar eşcinsellerin hak ve yükümlülükleri halk tarafından bilinmiyordu. Eski zamanlardan beri, eşcinsellik, özellikle Doğu ülkelerinde bir suç olarak kabul edilmektedir.Tüm semavi dinler bu tür bir cinsel hayatı yasaklarlar. Bu nedenle eşcinsellerin yaşadığı alanlarda özel gözetim kurulmuş ve topluma katılımı önlenmiştir. Avrupa da eşcinsellere  genellikle hoşgörülü olunmasına rağmen, Afrika ve Asya'da, bu tarz davranışların cezası genellikle ölüm cezasıydı. 1960 yılında eşcinsellerin hakları geliştirilmeye başlandı. Eşcinsellere toplumda aynı cinsiyetten insanlarla evlenme, seçilme, orduya hizmet etme hakkı verilmeye başlandı. Uzun bir mücadeleden sonra , Ocak 2001'de Hollanda'da eşcinsel erkeklerin evlenmesine izin verildi.  Belçika , İspanya , Kanada , Güney Afrika , Norveç , İsveç , Portekiz ve İzlanda'da da benzer yasalar kabul edilmiştir. İran ,Somali ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerde bu evlilik türü ölüm cezasına neden olabiliyor.

EŞCİNSELLİK BİR HASTALIK MI?

Çok eskilere dayanan ve tıpta geniş tartışmalara neden olan, akıl almayacak yöntemlerle iyileştirilmeye çalışılan eşcinsellik modern zamanlarda artık bilim insanları tarafından bir hastalık olarak görülmemektedir. Son 35 yıldır psikologlar, psikiyatrlar ve diğer ruh sağlığı uzmanları eşcinselliğin hastalık, ruhsal bozukluk veya duygusal bir sorun olmadığını onayladılar. İlk olarak 1973’te Amerikan Psikiyatri Derneği Yönetim Kurulu eşcinselliğin hastalıklar kategorisinden çıkartılmasına karar verdi. Karar, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin bir yıl sonra (1974) yapılan yıllık genel kurulunda üyelerin çoğunluğu tarafından onaylandı. Amerikan Psikiyatri Derneği, 2006’da yapmış olduğu genel kurulunda söz konusu kararı tekrar ifade etti. Benzer şekilde 17 Mayıs 1990 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkardı. 1992’de bu karar, ICD-10 (Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması) listesine resmen kaydedildi. 1994 tarihinden itibaren WHO üyesi tüm ülkeler yeni sınıflandırmayı kullanmaya başladı. Eşcinselliğin bir hastalık, bozukluk ya da eksiklik olmadığını, 3 farklı cinsel yönelimden birisi olduğunu ve doğuştan ya da 3 ile 4 yaşlarına kadar belirlenen, kişinin kendi seçmediği bir durum olduğu tıp bilim tarafından tespit edilmiş ve bu durum kabul görmüş ve eşcinseller çoğu gelişmiş ülkelerde eşcinseller arası resmi evlilik dahil olmak üzere heteroseksüellerin sahip olduğu pek çok hakka kavuşmuştu
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), 1973 yılında eşcinselliği, "Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Klavuzu"ndan çıkarmıştır. Günümüzde APA'nın pozisyonu, objektif ve iyi planlanmış (Sexual orientation and homosexuality APA.org. Erişim: 5 Şubat 2020) bilimsel çalışmalar ve klinik literatür doğrultusunda eşcinselliğin insanların cinselliğinin "pozitif ve normal" çeşitlerinden biri olduğudur. APA'ya göre eşcinselliğin geçmişte bir akıl hastalığı olarak görülmesinin nedeni, akıl sağlığı alanında çalışan profesyonellerin ve toplumun bu konuda taraflı şekilde bilgilendirilmiş olmasıdır.
(Homosexuality was once thought to be a mental illness because mental health professionals and society had biased information. Sexual orientation and homosexuality APA.org. Erişim: 5 Şubat 2020)

1 Ocak 1993 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) eşcinselliği "Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması"ndan çıkarmıştır. ICD-10 maddesi "cinsel yönelim, tek başına, bir rahatsızlık/hastalık olarak kabul edilemez" şeklindedir.(Uluslararası Lezbiyen ve Gey Birliği (ILGA) resmi sitesi ve Helem.net)

BİYOLOJİK FAKTÖRLER

Araştırmacılar genler, doğum öncesi hormonlar ve beyin yapısını kapsayan, cinsel yönelimin gelişimiyle bağlantılı olma ihtimali olan birkaç biyolojik faktör tanımlamıştır.
Bilim adamları cinsel yönelimin tek bir faktör tarafından belirlenmediğine, genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olduğuna[1][2] ve biyolojik faktörlerin genetik faktörlerle erken rahim ortamının kompleks etkileşimiyle bağlantılı olduğuna inanmış, biyolojik teorileri daha çok benimsemiştir. Bilim adamları cinsel yönelimin bir seçim olmadığına inanmaktadır.[1][3][4] Kişi heteroseksüel, eşcinsel, biseksüel ya da aseksüel olmayı kendisi seçmemektedir.

Erken çocukluk deneyimlerinin, ailenin yetiştirme şeklinin, cinsel tacize uğramanın ya da yaşanan kötü olayların cinsel yönelime etki ettiğine dair önemli bir kanıt yoktur ama araştırmalar ebeveynlerin herhangi bir cinsel yönelim hakkındaki düşüncelerinin çocuğun herhangi bir cinsel yönelimle bağlantılı davranışları nasıl deneyimleyeceğine etki edebileceğini bulmuştur.[2][5][6]

Önceden eşcinselliğin aileyle yaşanan kötü deneyimler ya da yanlış bir psikolojik gelişme yüzünden oluştuğu düşünülmüştür ama bu varsayımlar yanlış bilgiye ve ön yargıya dayanmaktadır.[7] Şu anki araştırmalar cinsel yönelimin oluşumundaki biyolojik açıklamaları aramaktadır ama hiçbir tekrarlanan bilimsel araştırma cinsel yönelimin özel bir biyolojik etiyolojisinin olduğunu desteklememektedir. Ama bilimsel araştırmalar heteroseksüel ve eşcinsel kişilerde bir takım biyolojik farklılıklar bulmuştur. Bu biyolojik farklılıklar cinsel yönelimin oluşumuyla aynı temel nedene sahip olabilir.

GENETİK FAKTÖRLER

2010’da İsveç’te 7,600’den fazla ikiz üstünde yapılan bir araştırmada eşcinsel davranış hem genetik faktörlerle hem de kişiye özgü çevresel faktörlerle (örneğin doğum öncesi ortam, hastalık ve travma, akran grupları ve cinsel deneyimler) açıklanabileceğini bulmuştur. Araştırma aynı zamanda ailesel çevre, toplumun tutumu gibi paylaşılmış çevresel faktörlerinde zayıf ama yine de kayda değer derecede etki ettiğini bulmuştur. Kadınların cinsel yöneliminde genetik faktörlerin az derecede etki ettiği, erkeklerin cinsel yöneliminde ise paylaşılmış çevresel faktörlerin hiç etki etmediği görünmüştür. Biyometrik modelin bulgularına göre erkeklerin cinsel yöneliminde genetik faktörler %34-39, paylaşılmış çevresel faktörler %0, kişiye özgü çevresel faktörler %61-66 oranında etki etmektedir. Kadınların cinsel yöneliminde ise genetik faktörler %18-19, paylaşılmış çevresel faktörler %16-17, kişiye özgü çevresel faktörler %64-66 oranında etki etmektedir.[8]

Cinsel yönelim üzerine yapılan kromozom bağlantısı çalışmaları genom boyunca birçok tetikleyici genetik faktörlerin varlığını göstermektedir. 1993’te Dean Hamer ve meslektaşları 76 gay kardeş ve ailelerinin bağlantı analiziyle ilgili bulgular yayınlamıştır.[9]
Hamer ve meslektaşları eşcinsel erkeklerin anne tarafında, baba tarafına göre daha çok gay kuzen ve gay dayıya sahip olduklarını bulmuştur. Bu annesel soyu gösteren gay kardeşler, x kromozomundaki 22 işaretleyici gen kullanılarak X kromozomu bağlantısı test edilmiştir. Başka bir araştırmada test edilen 40 kardeş çiftin 33’ünde Xq28’in uzak bölgesinde benzer aleller bulmuştur. Bu erkek kardeşler için beklenen oran olan %50’den önemli ölçüde daha yüksektir. Bu medyada birçok insan tarafından “gey geni” olarak adlandırılmış, önemli tartışmalara yol açmıştır. 1998’de Sanders ve meslektaşları benzer bir çalışma yapmış gay kardeşlerin baba tarafındaki amcaların %6’sının, anne tarafındaki dayılarınınsa yüzde %13’ünün eşcinsel olduğunu bulmuştur.[10]

2010’da Kore Gelişmiş Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’ndeki bir grup, bir dişi farenin üreme davranışıyla ilgili tek bir genini ortadan kaldırarak cinsel tercihini değiştirmeyi başarmıştır. Dişi fare gen olmayınca diğer dişi farelerin idrarına karşı maskülen bir cinsel davranış ve cinsel eğilim göstermiştir. Bu geni koruyan dişi farelerse erkek farelere cinsel ilgi duymuştur.[11]

2014'te ABD'de Northwestern Üniversitesi’nde Michael Bailey tarafından yapılan bir araştırma, genetik faktörlerin erkeklerin cinsel yönelimini etkilediği ama tamamen de belirleyici olmadığını göstermiştir. 408 eşcinsel erkek kardeş çifti ve aileleri üstünde yapılan araştırmada eşcinsel erkeklerin X kromozomunun Xq28 bölgesinde benzer DNA işaretleri taşıdığı ve bu bölgedeki iki kromozomun erkeklerin cinsel yönelimini etkilediği bulunmuştur. Bu 1993’te yapılan Dean Hamer’ın araştırmasını desteklemektedir. Ayrıca Kromozom 8 adlı bir bölgenin de erkeklerin cinsel yönelimini etkilediği görünmüştür. Araştırmanın bulgularına göre genetik faktörler erkek eşcinselliğinde yüzde 30-40 oranında rol oynarken gerisinden çevresel faktörler sorumlu. Ama Michael Bailey çevresel faktörlerin illaki sosyal olarak sonradan kazanılan anlamı taşımadığı, doğumumuzda DNA’mızda olmayan her şeyin çevresel faktörler olarak kabul edildiğini söylemiştir.[12]

Amerikan Pediatri Akademisi'nin 2004’teki açıklaması şu şekildedir:[13]
Herhangi bir cinsel yönelimin gelişiminin mekanizmaları belirsizliğini sürdürmektedir ama şu anki kaynaklar ve bu alandaki çoğu uzman cinsel yönelimin bir tercih/seçim olmadığını belirtmektedir. Kişi eşcinsel ya da heteroseksüel olmayı kendisi seçmemektedir. Cinsel yönelimle ilgili çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Cinsel yönelim muhtemelen tek bir faktör tarafından değil, genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle oluşmaktadır. Son 10 yılda biyolojik temelli teoriler uzmanlar tarafından daha çok benimsenmiştir. İnsanların cinsel yöneliminin kökeniyle ilgili tartışmalar ve belirsizlik devam etmekle beraber ailenin yetiştirme şeklinin, cinsel tacizin ya da yaşanan kötü olayların cinsel yönelime etki ettiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur.

NÖROLOJİK FAKTÖRLER

1991’de Simon LeVay, hipotalamustaki INAH1, INAH2, INAH3 ve INAH4 adı verilen 4 nöron grubunu incelemiştir. Beynin bu bölümünü önemlidir çünkü bu bölümün hayvanların cinsel davranışlarının düzenlenmesinde rol oynadığı kanıtlanmış ve INAH2 ve INAH3’ün erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterdiği rapor edilmiştir. Araştırma, AIDS yüzünden ölen 19 eşcinsel erkekten, cinsel yönelimleri bilinmeyen ama araştırmacılar tarafından heteroseksüel varsayılan, 6’sı AIDS’ten ölen 16 erkekten, yine araştırmacılar tarafından heteroseksüel varsayılan, 1’i AIDS’ten ölen 6 kadından oluşmaktaydı. Simon LeVay, heteroseksüel erkeklerdeki INAH3’ün büyüklüğünün, eşcinsel erkek ve heteroseksüel kadınlarınınkinin iki katı kadar olduğunu bulmuştur.[14]
2008’deki bir çalışmada, araştırmacılar açıklamasında “Genlerin eşcinselliği etkilediğine dair önemli kanıtlar bulunmaktadır. Düşük başarılı üreme şansı getiren eşcinselliğin popülasyonda nispeten yüksek sıklıkta nasıl devam ettiği bilinmemektedir." demiştir. Araştırmacılar eşcinselliğe yatkın genlerin heteroseksüellere çiftleşme avantajı verdiğini bununda eşcinselliğin evrimini ve popülasyonda devam etmesini açıklayabileceğini öne sürmüştür.[15] 2009’daki bir araştırma, eşcinsel erkelerin anne tarafındaki kadın akrabalarındaki doğurganlığın fazla olduğunu bulmuştur.[16]

HAYVANLARDA EŞCİNSEL DAVRANIŞLAR

Hayvanlar aleminde de eşcinsel davranış sergileyen ya da eşcinsel ilişkiye giren canlılar mevcuttur.[17][18] Sosyal türlerde yaygın olan bu durum özellikle deniz kuşlarında ve memelilerinde, maymunlarda ve büyük insansılarda görülür. Eşcinsel davranış yaklaşık 1500 türde gözlemlenmiş, bunlardan yaklaşık 500'ü kapsamlı olarak incelenmiş ve dosyalanmıştır. Bu keşif, eşcinselliğin "biyolojik geçerliliği ve doğallığı" ile ilgili tartışmalar ve eşcinselliğin birey tarafından alınmış bir "sosyal karar" olduğu tartışmalarını hararetlendirmiştir. Örneğin bazı erkek penguen çiftlerinin hayat boyu çiftleştiği, beraber yuva yaptığı ve yuvarlak taşları yumurta gibi kullandıkları bilinmektedir. 2004 yılında, ABD'nin Central Park Hayvanat Bahçesi'ndeki görevliler, eşcinsel bir erkek penguen çiftinin taştan yumurtasını döllenmiş gerçek bir yumurta ile değiştirmiş, penguen çift yavruyu kendi yavrularıymış gibi yetiştirmiştir. Bu penguenler cinsel ilişkiye girmekte, birbirlerine şarkı söylemekte ve dişi penguenleri şiddetle reddetmektedir.[19]

Drosophila melanogaster sineğinde hayvan eşcinselliğinin genetik kökleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır.[20] Bu çalışmalarda hayvanlarda eşcinsel birlikteliğin ve eşcinsel ilişkiye girmenin iki genden kaynaklanıyor olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.[21] Bu genlerin feromonlar vasıtasıyla ve beyin yapısını değiştirerek davranışları kontrol ettiği düşünülmektedir.[22][23] Bu çalışmada çevresel faktörlerin sinek eşcinselliğindeki rolü de araştırılmıştır.[24][25]

Georgetown Üniversitesi profesörlerinden Janet Mann'ın teorisine göre eşcinsel davranış biçimi -en azından yunuslarda- özellikle erkek bireyler arasındaki tür içi agresyonu azaltan evrimsel bir avantajdır.[26] Bazı hayvan türlerinde doğum öncesinde eşcinselliğin mevcut olduğu yönündeki bazı bulgular, eşcinsel hakları konusunda sosyal ve politik sonuçlar doğurmuştur.[27]

SONUÇ

Gördüğünüz gibi eşcinsellik insanların kendi seçimiyle yaptıkları birşey değildir. Nitekim hayvanlar arasında da eşcinsel eylemler görülmektedir. Genellikle çocuklar doğmadan bazı genetik ve nöroljik faktörlerden dolayı insanlar eşcinsel olabiliyor. Şimdi Müslümanlara soruyorum. Madem insanı Allah'ın yarattığına inanıyorsunuz o zaman insanların anne karnında eşcinsel olarak Allah tarafından yaratıldığına da inanmanız gerek. Zira yapılmış araştırmalarda eşcinselliğin bilinçli olarak seçildiğine dair hiç bir bulguya rastlanmadı bu güne kadar. Şimdi nasıl oluyor da Allah kendisi eşcinsel olarak yarattığını yine kendisi eşcinsel olduğunu gerekçe göstererek öldürüyor? Bir düşünün. Siz bir sınava giriyorsunuz hoca size kopya çeke bilirsin diyor ve sen kopya çekiyorsun. Sonra yine aynı hoca kopya çektiğini gerekçe göstererek seni sınavdan men ediyor. Bu ne kadar mantıklı? Evet bu verdiğim örnek ne kadar mantıksızsa Allah'ın eşcinsel olarak yarattığı birini eşcinsel olduğu için öldürmesi de o kadar mantıksız.

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok