HABERLER
Dini Haber

ALLAH’IN KAYIP KİTAPLARI : FURKAN VE SUHUFLAR

Yazan: Serdar Kaangil


ALLAH’IN KAYIP KİTAPLARI : FURKAN VE SUHUFLAR


İslam’ın amentüsünde Allah’ın kitaplarına iman vardır.
Ama ne hikmetse Allah’ın kitaplarının hiçbirinin orijinali ortada olmadığı gibi birçoğundan da hiç eser yoktur.
Kur’an’ın orijinalinin taş, hayvan derisi, kemik ve yaprak gibi ilkel malzemelere yazıldığı ve bunların yok olduğu iddia edilir.
Ne var ki bu ilkel orijinallerden toplanan ilk kitabın da yakıldığı rivayet edilir.
Eldeki Kur’an’ların ise kaynağının ne olduğu, neye göre yazıldığının bir dayanağı, delili yoktur.

Aynı şekilde Tevrat’ın da orijinali yoktur. Orijinalini kimin yazdığı, içeriğinin ne olduğu belirsizdir.
Asıl Tevrat’ın yitirildiği, MÖ. 500’lerde Ezra adında bir hahamın Tevrat’ı yeniden yazdığı iddia edilir.

İncil’de durum daha da karışıktır. İsa’ya indirildiği iddia edilen bir İncil yoktur. Yüzlerce İncil hikayesi arasından 4 tanesi uygun olarak seçilip Kilise tarafından onaylanmış ve kutsal kitap olarak kabul edilmiştir.

Zebur diye adlandırılan ve Davud’a indirildiği söylenen kitap ise, Musevi ve Hristiyanların peygamber olarak görmedikleri ve sadece büyük bir kral olarak kabul ettikleri Davud’a ait aşk şiirleri ve ilahilerden oluşan bir kitaptır.

Müslümanlar dört kitaba inandırılmıştır ama Kur’an’da 4 değil daha fazla kitaptan bahseder.
Tevrat diye bahsedilen Tanah adı verilen ve Hristiyanlarca Eski Ahid denen bütün kitabın ilk 5 kitabıdır. Tanah’ın tamamı ise 39 kitaptan oluşur ki bunların içinde Süleyman, Eyüp, Yunus, gibi peygamberlerin ve kralların da kitapları mevcuttur.

Ortada olmayanlardan biri de on emir levhaları’dır. Musa’ya indirildiğine inanılan bu levhalar da kayıptır. Ayrıca Kur’an’a göre kitapların haricinde kimi peygamberlere suhuflar (sayfalar) verilmiştir. Örneğin;

A'lâ suresi 18-19: Bu, elbette önceki suhuflarda, İbrâhim ile Mûsâ’ya verilen suhuflarda da vardır.

Kur’an’da Tevrat’ın açık olarak Musa’ya verildiği yazılmaz. Tevrat geçen yerlerde hep Musa anıldığı için İslam, Tevrat’ın musa’ya verildiğini bildirir. Bu ayetteki Musa’ya verilen suhuftan, Tevrat’ın sayfaları kastedilebilir belki. Ama ayette İbrahim’e verilen suhuftan da bahseder ki; İbrahim’e ait bir suhuf da mevcut değildir, varsa o da kayıp kitaplar arasındadır.
Bunun yanında Musa’ya ve İbrahim’e verilen suhuflardan, Tevrat’taki kendilerine ait kısımlar kastediliyorsa; Bu kısımlar onların hikayelerini anlatır ki onlara verilen kitaplar olamaz.

Kur’an’dan önce Muhammed Hazretlerinin bir kitabı daha mı vardı?

Kur’an’daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş.
Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür.
Miraç’ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir.
Ama Alak suresi ilk gelen surelerdendir ve içinde namazdan bahseder.

Alak suresi 9-10: Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

Eğer Alak suresi ilk surelerdense, namaz bundan önce emredilmiş olmalıdır.

Bir başka örnek Kalem suresinde geçen “Eskilerin Masalları derler” ifadesidir.
Kalem suresi de ilk yıllarda gelen surelerdendir ve o sureden önce İbrahim’in, Musa’nın vb. peygamberlerin hikayeleri anlatılmamıştır.

Kalem suresi 15: Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.

Demek ki daha önce bu masallar anlatılmış ve Kureyşliler de burun bükmüş: “Eskilerin masalları” diyerek.
Bu durumda insan düşünmeden edemiyor. “Daha önce Kureyşlilere okunan bir başka kitap mı vardı?” diye.
Bunu destekleyen bir ayet de var üstelik:

Nisa 136: Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir.

Ayete dikkat edilirse; “Daha önce indirdiği kitaba da” diyor.
“Kitaplara” deseydi, Tevrat,ı, Zebur’u ve İncil’i anlardık.
Ama tekil kullanıyor, “kitaba” diyor.
Ya ortada bir yazım hatası vardır ki bu da Allah’tan geldiğine inanılan bir kitap için bir çelişkidir. Ya da bilinçli kullanılmıştır ve Kur’an’dan önce Kureyş’e ait bir kitap daha mevcuttur.

Kureyş’te Kur’an’dan önce bir kitap daha varsa bu kitaba ne olmuştur?
Yoksa batılı yazarların Ur-Quran diye adlandırdıkları bir ön kitap iddiası doğru mudur?
Tevrat’ta şöyle bir ayet vardır:
Çölde Sayım Bab 21, 13-15: Oradan da ayrılıp Amorlular’ın sınırına dek uzanan çölde, Arnon Vadisi’nin karşı yakasında konakladılar. Arnon Moav’la Amorlular’ın ülkesi arasındaki Moav sınırıdır. RAB`bin Savaşları Kitabı`nda şöyle yazılıdır: "...Sufa topraklarında Vahev Kenti, vadiler, Arnon Vadisi, Ar Kenti’ne dayanan ve Moav sınırı boyunca uzanan vadilerin yamaçları ...”

Fakat Eski Ahit’te "RAB`bin Savaşları Kitabı" adında bir kitap yoktur.
“Rab’bin Savaşları” diye bir kitaptan bahsediliyorsa bu kitaba ne olmuştur?

Kur’an’da İdris peygamber’den bahsedilir. Ve onun yüksek bir mevkiye alındığını yazar.
İdris’in adı İncil ve Tevrat’ta Hanok olarak geçer. Ezoterik metinlerde Hermes olarak biliriz onu, Terzi Hermes. İslam’a göre İdris’e 30 sayfalık bir suhuf verilmiştir. Tevrat’ta Tanrı’nın onu yanına aldığını yazar. Onun da kitabından bahsedilir.
Hanok’a ait 2 kitap bulunduğu öne sürülür. Biri Hanok’un Kitabı, diğeri Hanok’un Sırlar Kitabı.

Orhan Hançerlioğlu, Yunan Kaynaklarında Hanok’un 42 kitabından bahsedildiğini ama bu değerli papirüslerin kayıp olduğunu yazar.

1945’lerde bulunan Kumran ve Nag Hammadi tomarları arasında Hanok’a ait bir kitabın da olduğu söylenir. Düşmüş meleklerden ve kafa karıştırıcı bilgilerden söz edildiği için Vatikan bu kitaba sıcak bakmaz.

Bir başka iddia ise Tevrat’ın %40’nın kayıp olduğu ve 196 sayfalık bu kayıp kısmı bulmak için seferber olunduğu söylentisidir.

Burak Eldem ise kayıp kitaplar konusundaki araştırmasında bu sır dolu kitapların Mason üstatların elinde olduğunu öne sürüyor. İddiasına göre bu kitapların yazarları bilge kadınlar ve kökeninde de ana tanrıça inancı var.

Gelelim Furkan’a.
Müslümanlar Furkan denince Kur’an anlarlar.
Furkan’ı Kur’an’ın bir başka ismi zannederler.
Çünkü İslam’da öyle kabul edilmiş, insanlar da böyle bilgilendirilmişlerdir.
Ama yalandır, yanlıştır. İnceleyelim, görelim:

Furkan suresi 1.ayet: Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indirenin şanı yücedir.
[Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ]

Meallere baktığınızda bazı mealcilerin “Kulu Muhammed’e Furkan’ı indiren” diye yazdığını göreceksiniz. Halbuki ayette Muhammed geçmez. Yanıltma da bu ayetle başlar.

“Furkan” sözcüğünün geçtiği bir başka sure Ali İmran’dır.

Ali İmran suresi 3 ve 4.ayetler: Sana öncekileri doğrulayan kitabı bir hak ile parça parça indirdi. VeTevrat’la İncil’i de indirmişti. Daha önce de hidayete erdirici Furkan’ı da o indirdi. Muhakkak ki onlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ettiler. Onlar için şiddetli azap vardır. Ve Allah Azîz’dir, intikam sahibidir.
[Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân, innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd, vallâhu azîzun zuntikâm.]

3. ayetin ilk cümlesinde Kur’an’dan bahsedildiği belli.  Çünkü “Sana kitabı peyderpey indirdi” diyor. Devamında “Tevrat ve İncil’i de indirmişti.” dedikten sonra Furkan’dan bahsediyor.
Ve “Ondan önce de, daha önce de” diyor. Yani Tevrat ve İncil’den önce.
Öyleyse şunu bir kenara yazabiliriz:
Furkan, Tevrat ve İncil’den önce indirilmiştir.
Kitaplardan bahsettiğine göre Furkan da bir kitaptır.

Acaba gerçekten öyle midir?
Şimdi Furkan’ın geçtiği diğer ayetleri görelim:

Bakara 53: Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve Furkan’ı vermiştik.
[Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn]

Ayette Tevrat ve İncil’den önce gelmiş olan Furkan’ın Musa’ya verildiğini okuyoruz. Musa’ya ayrıca kitap da verilmiş. Musa’ya verilen kitabı Tevrat olarak biliriz ama Kur’an’da açık olarak Tevrat’ın Musa’ya verildiği yazılı değildir.

Enbiya 48: Andolsun ki biz takva sahiplerine bir ışık ve bir öğüt olsun diye Musa ve Harun’a Furkan’ı vermiştik.
[Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn]

Bakara 53 ve Enbiya 48 ayeti bizi, “Acaba Furkan 10 emir levhaları mı?” diye düşündürüyor.
Ama acele etmeyelim.

“Furkan” sözcüğünün geçtiği bir ayet daha vardır:
Enfal 41: Eğer Allah’a ve iki topluluğun (ordunun) karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimiz Furkan gününe inanıyorsanız, ganimet olarak aldığınız birşeyin beşte birinin muhakkak ki Allah’ın ve Resûl’ün ve yakınlarının ve yetimlerin ve miskinlerin ve yolculukta olanların olduğunu biliniz. Ve Allah, herşeye kaadirdir.
[Va’lemû ennemâ ganimtum min şey’in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem’ân, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr.]

Bu ayet, kafamızı biraz karıştıracak.
“Kulumuza indirdiğimiz Furkan günü” ne demek?
İki ordunun karşılaşmasından ve ganimetten bahsettiğine göre kulumuz dediği Muhammed hazretleri. Demek ki Muhammed hazretlerine verilmiş bir Furkan günü var.
Öncelikle şunu belirtelim. Bundan önceki ayetlerde tek başına bir Furkan sözcüğü vardı. Bu ayette ise “Yevmel Furkanî” olarak geçiyor. Bu bir kelime benzerliği olabilir. Örneğin Kitabın adı Kurtuluş ya da zafer anlamındadır. Bir ayette de kurtuluş günü ya da zafer günü olarak geçebilir.

Bu noktada Furkan’ın kelime anlamını bulmaya çalışalım.
İslam’a göre Furkan’ın anlamı doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran demektir. Bu anlamla ilişkilendirilmesinin nedeni Furkan’la fark, tefrik kelimelerinin benzeşmesidir. Ama mealcilerin bu anlam vermesi doğru değildir.
Kur’an’daki bazı sözcüklerin Arapça olmadığını, Aramice, Süryanice, İbranice olduğunu biliyoruz.
Süryanice’de Furkano diye bir sözcük var ki esenlik-kurtuluş anlamına geliyor.
Bu anlam, Enfal 41’deki savaşla ilgili ayetteki furkan gününü açıklamaya yetiyor.
Öyleyse ayetteki furkan günü, zafer günü, kurtuluş günü, esenlik günü anlamındadır.
Dolayısıyla bu ayetteki furkan günü’nün, önceki ayette geçen Furkan’la ilgisi olmayabilir.
Çünkü o ayetlerde Furkan’ın bir kitap olduğu iması var. Kur’an’la, Tevrat ve İncil’le birlikte zikrediliyor.

Şimdi bir de şu ayete bakalım:

Enfal 29: Ey iman edenler; Allah’tan korkarsanız O, size bir furkan verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Bu ayetten ise Furkan’ın iman sahiplerine de verilebilen bir şey olduğunu anlıyoruz.
Bu durumda birkaç olasılık var.
1.si Furkan, Musa’ya ve Harun’a verilmiş olan 10 emir levhaları ya da Tevrat haricindeki bir suhuf, bir ön kitaptır.
2.si Furkan, Hem Musa ve Harun’a, hem de Muhammed’e verilmiş olan zaferdir, kurtuluştur, esenliktir.

3.sü Furkan, bazı peygamberlere ve takva sahibi müminlere verilen özel bir yetenektir. Bu yetenek duyugörü-duyu ileti gibi, sezgi gücü gibi, ileriyi görme gibi bir özellik olabilir.

1. olasılık güçlü olandır. 2.si ise zayıf olmakla birlikte ihtimal olarak yer verilmesi gerekir. Çünkü Musa ve Harun’un da kurtuluş ile, esenlik ile ilgili olarak Mısır’dan çıkışları, Firavun’dan kurtuluşları hikayesi vardır. 3.sü ise Enfal-29’la ihtimal kazanmaktadır.

Bu sonuca göre Furkan, Kur’an değildir. Kur’an’la hiç ilgisi yoktur.
Muhammed hazretlerine verilen Furkan değil, Furkan günüdür, yani zafer-kurtuluş günüdür. Ve diğer iman edenlere de verilebilen özellikte bir şeydir.

Ayrıca Furkan, Musa’ya ve Harun’a verilen kitap benzeri bir nesnedir ki muhtemelen 10 emir levhalarıdır. Ama eğer bir kitapsa; ortada yoktur, kayıptır.

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok