HABERLER
Dini Haber
Miras hesabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Miras hesabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ALLAH'TAN BAŞKA HÜKÜM VERENLER: AVLİYE VE REDDİYE

Yazan: FileOzof


ALLAH'TAN BAŞKA HÜKÜM VERENLER: AVLİYE VE REDDİYE

Miras ayetleri modernist kesimden bağnaz kesime kadar herkesi uğraştıran ama bir türlü tatmin edici cevaplar alamadığımız bir konudur.
Bazıları avliye ve reddiye ile bazıları da kendince yorumlarıyla bu işten sıyrılmaya çalışıyor. Bir kere dahi "Tanrı yanılabilir mi?" diye sormuyorlar.
Bu yazımda bu iddialara değinecek ve bu iddiaların ne kadar tutarsız ve boş bir çaba olduğunu göstereceğim.

Biliyorsunuz, daha önce miras ayetlerine değinmiştik. Şimdi gelin miras ayetlerine bir kez daha göz atalım. Sizden ricam elinize bir kağıt bir de kalem alın. Hep birlikte bir hesap yapalım. Zira Tanrı yanılır fakat matematik asla.

Unutmadan ilgili ayetleri şuraya bırakalım.

Kur'an/4:11-12
﴾11﴿ Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. *İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır.* (1)Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. *Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır.* (2)  Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

﴾12﴿ *Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra,* (3) eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. *Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.* (4) Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir. [1]

Bugün bir adam ölmüş ve geriye 3 kız evladını annesini ve babasını mirasçı bırakmış olsun.
Adamın geriye 250.000 TL parası ve 10.000 TL borcu kalsın.
Şimdi adım adım işlemlerimizi yapalım.
1-) 3. maddeye göre öncelikli olarak borcunu ödememiz gerekiyor.

250.000-10.000=240.000

2-) 1'inci, 2'nci ve 4'üncü maddelere göre kız çocuklara 2/3, anneye 1/6, babaya 1/6 ve eşe 1/8 verilmesi gerekir.

Mirasın 3'te ikisi 240.000*2/3 işleminden 160.000  TL'dir ve bunun 3 kıza paylaştırılması gerekir.
Mirası anne ve babaya her biri 1/6 alacak şekilde dağıtırsak 240.000*1/6= 40.000 anneye, 240.000*1/6=40.000 babaya vermemiz gerekir.
Son olarak mirasın 1/8'ini ölen erkeğin karısına verirsek 240.000*1/8=30.000 yapar.

3-) Şimdi bölüştürdüğümüz para miktarlarını toplarsak 160.000 + 40.000 + 40.000 + 30.000 = 270.000 yapar. Elimizdeki para her ne olursa olsun eldeki oranlarla dağıtmaya yetmez. Hangi para miktarı ile denerseniz deneyin paylaştırmak istediğimiz miktar elimizdeki paradan fazla çıkar.

Kısacası yerin ve göklerin ve ikisi arasındakilerin sahibinin verdiği oranların dağıtılması, "bir elmanın yarısını Ali'ye yarısından fazlasını ise Ayşe'ye vermek gibi" imkansız ve karmaşık bir durumdur.

Şimdi geçelim Müslümanların argümanlarına.

*...Bu Amerika'yı yeniden keşfettiğini zanneden bilgisiz inkârcıya hemen bildireyim ki, ortaya koyduğu mesele İslâm'ın ilk devrinden beri bilinmektedir; maksat anlaşılmış, çözüm oluşturulmuş, buna göre uygulama yapılmış ve hiçbir mirasçı mahrûm bırakılmamıştır. "Payların mirastan fazla geldiği" ifade ve düşüncesi bilgisiz inkârcıya aittir, doğrusu ise payların, mirastan değil, hesap gereği olarak paydalar eşitlenince paydadan fazla olabildiğidir. Böyle bir "mirasçılar tablosu" karşımıza çıktığında çözüm, paylar toplamının payda olarak alınmasından ibarettir, çok eski zamanlardan beri bilinen bu hesaplama usûlüne "avl" denmektedir...

...Paylar toplamı 27 olduğuna göre payda da 27'ye çıkarılacak, miras 24'e değil, 27'ye bölünecek ve her bir mirasçı, Kur'ân'da belirtilen payını, 27'de 16, 4, 4, 3 olarak (bu oranlarda) alacaktır.* [2]

Bu iddia mal sahibinin yaptığı paylaşımın sanki elinde 213.333 TL varmış gibi davranmasıdır. Şimdi bu olayı detaylıca matematiğe dökelim.

Daha önceki videoda da ifade  ettiğimiz gibi mirasın 1 çıkması gerekirken oranları topladığımızda 1.125 yani 27/24 çıkmıştı.

Avliye yöntemi oran orantı yöntemiyle ifade edilebilir.
Elimizdeki paranın 240.000 TL olduğunu belirterek hesaba başlayalım.
Örneğin ölen kimsenin eşi için 1/8 yani 30.000 TL verilmesi gerekirdi. Avliye uygularsak bu durum
240.000*3/27 den 26.666 TL çıkar. Fakat sorun şu ki 1/8'in genişletilmiş hali olan 3/24, avliye ile 3/27 olmuştur. Bu durum Allah'ın belirttiği kanunlara aykırıdır. Çünkü Allah 1/8' ini vermesini emrederken Sünni İslamcılar, mirasın 3/27'sini yani 1/9'unu vermiştir.
Normal durumlarda yani Avliye'yi gerektirmeyen miras paylaştırmasında Mirası 24/24 olarak alan bu kesim her ne hikmetse şimdide mirası 24/27 olarak almıştır. Hata iddiasına yönelik argümanlarının devamında hala daha yapılan  cehennem tehditleri bu iddiaların içinin ne kadar boş ve Kur'an'a aykırı olduğunun bir göstergesidir.
Eğer hala daha ne demek istediğimi anlamadıysanız şöyle bir benzetme yapayım. Faraza bir senet imzaladık ve ben size elimdeki paranın 1/8 ini vereceğime söz verdim.Daha sonra benim menajerim hemen bir Avliye yöntemi ile 1/8 yerine elimdeki paranın 1/9'unu size verdi. Şimdi soruyorum. Bu benim adıma yapılmış en büyük ortaklık ve iftira değil midir?
Bununla birlikte İslam dünyasında önemli bir yer edinmiş, birçok hadis rivayet etmiş, tefsir ve "İslam hukuku" konusunda otoriter biri kabul edilen[3], Muhammed'in amcasının oğlu İbn Abbas avliye konusunda fikir birliğine varmamıştır.[4]

Kur'an/5:44
﴾44﴿ Kendilerini Allah’a vermiş olan peygamberlerin ve -Allah’ın kitabını korumaları kendilerinden istendiği için- rablerine teslim olmuş zâhidlerin, bilginlerin yahudiler arasında kendisiyle hükmettikleri, içinde hidayet ve aydınlık bulunan Tevrat’ı elbette biz indirdik. Hepsi onun (hak olduğunun) şahitleri idi. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun da âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. [5]

Bu ayet açıkça gösterir ki Allah'ın indirdiği kuralları değiştirenler, onun söylediklerine uymayanlar kâfir olmuştur. Cehennem tehditleri ile bağıranlar yaptıkları işin inkardan da öte bir şirk olduğunun farkına varmalıdır.

Verilen oranların nispi oranlar olduğunu söylemekse trajikomik bir durumdur.
"Nispi oran" savunucuları şu soruları cevaplamak zorundalar.

1-) Bu oranlar birbirine kıyasla verilen oranlarsa Ömer b. Hattab neden sahabeyi bir araya topladı?

2-) İbn Abbas neden Avliye konusunda icma etmedi ve başka bir çözüm yolu aradı?

3-) Nispi oranlar kesirli şekilde verilmez. Nispi oranlarda payların her biri 1 veya 1'in katı olmak zorundadır. Oranlar neden kesirli bir şekilde verildi?

4-) Nispi oranlar için değişen durumlarda değişen oranlar vermeye gerek yoktur. Nispi oranlar verildiğinde her farklı durumda zaten farklı oranlar çıkar. O halde Kur'an neden farklı durumlarda farklı oranlar verme gereği duymuştur?

Bu soruların cevaplanması yeterli olacaktır...
               
Bir diğer iddia ise bunun matematiksel bir zorunluluk olmasıymış. "Değişen durumlar karşısında sabit oranların payı paydasından zaten büyük ya da küçük çıkabilir." [6] şeklinde de ifade ediliyor. İyi de zaten değişen durumlarda oranlar sabit değil ki. Bunun en büyük kanıtı ekranda görmüş olduğunuz koyu renkle yazılı kısımdır. Bu iddiamı yazının son kısmında kendi uydurduğum bir ayetle destekleyeceğim.

(11) Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. *Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir.* Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Başka bir videoda Reşad Halife'yi Rasul olarak gören Edip Yüksel ise konuyu ilginç olarak bulmuş ve video sahibi önce mirası 1 üzerinden normal bir şekilde hesaplayıp daha sonra kalan para üzerinden hesap yapmış.[7]

Bu paylaşıma yönelik Kur'an'dan getirilen delil ise Nisa suresinin 33. ayetidir.

Nisa Suresi 33. ayet
﴾33﴿ Ana, baba ve akrabanın geride bıraktıklarından her biri için yakın vârisler belirledik. Antlaşma yoluyla yakınlık bağı kurduğunuz kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.

Bu yaklaşım kadını sözleşmeli işçi gibi göstermektir. Halbuki ayetin yorumuna baktığımızda böyle bir şeyi görmemekteyiz. Dahası ayetin kendisinden böyle bir şeyi, tefsir konusunda hiçbir bilgisi olmayan, okuduğunu anlayan biri bile çıkaramaz.
Ayetle ilgili İbn'i Kesir'in tefsirinden ilgili kısma bakalım.

*Allah Teâlâ : «Yeminlerinizin bağladığı kimselere hisselerini verin.» buyuruyor. Sağlam yeminlerle anlaştığınız (karşılıklı yeminleştiğiniz) kimselere; sağlam, kuvvetli yeminlerinizde va'dettiğiniz gibi mirastan hisselerini verin. Bu söz ve anlaşmalarınızda aranızda şahid Allah'tır. Bu; İslâm'ın başlangıcında vardı (mevcûddu). Sonra neshedildi ve (daha önce) ahitleştikleri kimselere karşı sözlerinde durmaları emredildi. Ancak bu âyetin inmesinden sonra benzer bir anlaşma yapmamaları da emrolundu.* [8]

Görüldüğü gibi bu ayetlerden sadece "Söz verdiğiniz gibi mirası dağıtın anlamı çıkar." ve bu ayet, miras ayetleri ile neshedilmiştir.

Diyelim ki bu ayetten bu tarz bir anlam çıkarmak mümkün olsun. Kız sayısının bir olduğu durumda ise kalan miras üzerinden kıza 1/2, anneye 1/6 ve babaya 1/6 oranında miras dağıtılır. Bu durumda ise oranlar toplamı 5/6 eder. Peki her ikisini birleştirirsek ne olur. 1/8 + 1/2 + 1/6 + 1/6  =23/24
Gördüğünüz gibi bu durumda da mirası tam olarak dağıtmak her iki yöntem içinde imkansızdır. Kalan paraya ne olacağı meçhuldür.

Az önce bahsettiğim "matematiksel zorunluluk" iddiasını çürüten ayet ise şöyledir.
Ayete başlamadan önce belirtmeliyim ki değişen durumlar karşısında sabit oranların hep 1 vermesi imkansızdır. Fakat değişen durumlar karşısında "değişen" oranların hep 1 vermesi imkansız değildir. Nitekim Kur'an'da da değişen oranlar karşısında değişen oranlar verilmiş fakat bu oranlar 1'e ulaşamadığı için hatalı olmuştur. İzah etmeye çalıştığımız şey de budur.

Miras Suresi 1. ayet
Ey akıl sahipleri! Eşiniz varsa çocuklara yarısı düşer. Eşi yoksa çocuklara mirasın 2/3'ü düşer. Eşe ise 1/6 düşer. Ölenin çocuğu varsa geriye bıraktığı maldan ana babasının her birine 6' da 1 pay vardır. Çocuğu yok ana babası varsa anasına 1/3 babasına yarısı düşer. Yalnız ana babası varsa her birine yarısı düşer.  Eğer mirasa varis yoksa sadaka olarak dağıtılır. Yoksullar arasında adaletsizlik yapmaktan sakının. Allah sapmayasınız diye ayetlerini böyle açıklıyor. Şüphesiz ki Allah işitendir, bilendir.

SONUÇ
Miras paylaşımın hatalı olduğu apaçıktır.
Yapılan avliye ve reddiye yöntemi bir şirktir ve Kur'an'a aykırıdır. Nitekim İbn Abbas avliye konusunda icma etmemiştir. Matematiksel bir zorunluluk iddiası da yanlıştır çünkü oranlar sabit değildir. %10'luk kısmı oluşturan Şiirler ise ayeti yanlış yorumlamıştır. Ayeti doğru yorumlasalar dahi kızın 1 olduğu durumlarda miras paylaştırılamaz. Sonuç olarak bütün bunlar bir Tanrı'nın sözleri olamaz. Çünkü bir çelişki 1000 mucizeyi aciz bırakır. Gerçeği görmeniz dileğiyle...