HABERLER
Dini Haber
Yıldız insanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yıldız insanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AFRİKALILARIN ESRARENGİZ İNSAN IRKI

Hazırlayan: A.Kara
mitoloji, Afrika Mitolojisi, Cwezi, Cweziler, Afrika efsaneleri, Dünya dışından gelenler, Yarı tanrılar, Afrika inanışları, Cwezi insanları, Yıldız insanları, A,

ANTİK, ESRARENGİZ İNSAN IRKI CWEZİ

Antik Cwezi veya Chwezi olarak da bilinen Bachwezi halkı efsanelerin günümüz Tanzanya'sının kuzeyindeki modern Uganda, Sudan gibi geniş bir alanı kapsayan Kitara İmparatorluğu'na (Güneş İmparatorluğu) hükmettiğini söylediği bir grup insandı. Bu bölgeler arasında MÖ 10.000'den 1.500 tarihleri aralığındaki Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Burundi, Zambiya ve Malavi bile vardı. İmparatorluk 1300'lerde çeşitli özerk devletlere parçalanmaya başladı; Kutsal bir inek olan Bihogo'nun ölümünün imparatorluğun sonunu getireceği kehanetine inanan birtakım kişiler bulunmaktaydı.

İnanışa göre birkaç nedenden dolayı olağanüstü insanlardı. Çok sayıda farklı fiziksel özellikleri vardı; Alışılmadık derecede uzun boyluydular ve kafaları belirgin bir şekilde insan dışı bir biçime sahipti. Bu durum bazı insanların sıradışı görünümlerinden dolayı onların yarı tanrı olduklarına kanaat getirmelerine neden oldu. Bazıları ise onların dünya dışındaki bir gezegenden gelen antik ırklardan olduklarını savundu. Fiziksel görünümlerine ek olarak insani yeteneklerin ötesinde, doğaüstü becerilere sahip oldukları söylenir.

Hatta kriz zamanlarında yardım etmeleri için çağrıda bulunan Ugandalılar tarafından onlara ibadet bile edildi. Hala Cwezi'lere tapınan Ruandalılar ve Burandi halkı onlara “tanrı olarak inen insanlar” anlamına gelen "Ibimanuka" diyor.

Onlara Ankole, Toro, Doğu Kongo, Buganda ve Tanzanya'daki kabileler tarafından tapılmaktadır. Bu kadar çok insan onların doğaüstü güçleri, özel yetenekleri olan insanlar ya da dünya dışı varlıklar olan yarı tanrılar olduğuna ikna olmuş durumdalar.

CWEZİ'NİN POTANSİYEL KÖKENLERİ
Kalan Cwezi hakkında en sık alıntı yapılan bilgi kaynağı, Afrika Büyük Göller bölgesindeki etnik bir grup olan Tutsi'nin sözlü anlatılarıdır ve kökenleri hala tartışmalı bir konudur. Bazı insanlar Mısır'dan geldiğiklerine inanırken, Tutsi, Cwezi'leri Kush, Nubian ve Hhamityan krallıklarının doğrudan ataları olarak tanımlar. Ayrıca Kamitik ve Sudan tanrılarıyla aynı kültürel grubun akrabaları olarak tanımlanmıştır.

Günümüzde eski kültürlerin varlığını ve davranışlarını kanıtlamak için fiziksel kanıtlara çok daha fazla güveniliyor (ki mantıklı olan bu). Antik kalıntıların varlığı bu gizemli ve tartışmalı ırkın var olup olmadığını ve potansiyel kökenlerini tespit etme imkanı sağlıyor.

Birçok modern bilim adamı Cwezi'lerin Batı Uganda'ya MS 500 civarında geldiğine inanıyor. Nil Nehri'nin kuzeyinden göç ettiler ve daha organize sosyal yapıları beraberlerinde getirdiler ve doğu Afrika'da krallıklar kurdular. Eksantrik ve oldukça tartışmalı bir Afrika yazarı olan Gakondo, bu teorinin yanlış olduğunu, sömürge döneminde bölgede egemen olan batılıların orada yaşayan halkın üzerindeki etkilerinin sonuçları olduğuna ve bu inanışın gerçek olmadığına inanıyor.

Ayrıca Gakondo, bu olayların alternatif bir versiyonunu sunuyor:
Cwezi halkının Batılı alimlerin iddia ettiği gibi George Gölü ve Albert Gölü çevresindeki bölgelerle sınırlı olmadığını, aslında günümüz Ruanda'sını, Burundi, Karagwe, Doğu Kongo, Uganda'nın bazı bölgeleri ve Kenya'nın Kano ovalarını da kapsayan geniş bir bölgeye yayılan eski Kitara İmparatorluğu'nun yöneticileri olduğunu iddia ediyor.

Cwezi'lerin çok sayıda modern Afrika krallığının, Toro, Ankole, Buganda, Ruanda ve Burundi'nin ve hatta Kongo ve Zanj gibi bazı krallıkların ataları olduğunu savunuyor.

DÜNYA DIŞI CANLI MI? YARI TANRI MI?
Coğrafi kökenleri ve Cwezi halkının yayılışı zaten tartışmalı bir konudur ancak başlıkta yer alan argüman onların bilinen diğer antik kültürler gibi olmadıkları gerçeğiyle daha da karmaşıklaşır. Cwezi evrensel olarak hem görünüm hem de davranışta olağanüstü olarak tanımlanır ve “bir ayağı dünyada bir ayağı yıldızlarda” inancı ile başka bir gezegenden gelen ziyaretçiler oldukları yönündeki spekülasyonlara yol açmıştır. Halkın bir kesimi onların alışılmadık görünüm ve davranışlarının nedenini yarı tanrı veya dünya dışından olmalarına bağlıyor.

Cwezi'lerin geleneksel tanımları onların oldukça uzun, koyu kahverengi bir cilde sahip (CC Wrigley'in anlattığı bir masalda onları beyaz olarak tanımlaması hariç) olduğu bir ırk yönündedir. Bu ırka dair inanış Afrika'daki insanlara bakıldığında çok istisnai gibi görünmüyor ancak bu fiziksel açıklamaların ışınlanma yeteneği ve telekinezi gücü gibi doğaüstü yeteneklerin hikayeleriyle birleştiği görülmektedir.

SÜPER GÜÇLERİN KANITLARI
Cwezi'lerin insanüstü yeteneklere sahip olduğuna dair kanıt olarak belirtilen şeylerden biri piramitlerin inşasıdır. Güney Sudan'daki topraklarından çok uzun mesafedeki Kahire'ye taşınan 30 tonluk kaya bloklarından inşa edildiler.

Bunun için daha geleneksel açıklamalar, köle emeğinin (İsrailli ve yerli köleler) kullanılması ve bu sayede binlerce işgücüne ulaşılmış olmasıdır. Ancak Cwezi'lerin doğaüstü varlıklar olduğu teorisinin savunucuları bu devasa blokların köleler tarafından yüzlerce kilometreden sürüklenerek taşınmadığına, Cwezi'lerin telekinetik yetenekleri ile yerlerine taşındığına inanıyorlar. Ayrıca blokların taş ocağından çıkarılmadığına ve dönem insanlarının temel aletleriyle kesilmediğine, Cwezi'lerin günümüzde bilinmeyen bir tür gelişmiş veya sihirli teknolojiyi kullanarak blokları kolayca olması gerektiği şekillerde ürettiklerine inanıyorlar. Eğer bu teori doğruysa Cwezi'lerin Mısır'da ortaya çıktığı teorisinin doğru olduğunun bir kanıtı da olabilir.

Ancak bu sadece inanış, efsane ve teoriden ibaret...

AKHENATON : EN GİZEMLİ FİRAVUN

A,mitoloji, Açıklanamayanlar, mısır mitolojisi, Akhenaton,Akhenaton'un gizemi,Mısır firavunları,Akhenaton insan mıydı?,Nefertiti,Akhenaton dünyalı mıydı?, Yıldız insanları, Mısır ilahları
Antik metinler, Eski Mısır'da yüzlerce yıldır hüküm süren "Tanrılar" için özellikle hanedanlık öncesi dönem olarak bilinen bir zamanı tanımlamaktadır. Akhenaton bu döneme ait eski bir Mısır firavunu olduğu düşünülmektedir. Bazı dünya dışı yaşam teorisyenleri onun uzamış kafatasını dünya dışı mirasın bir işareti olarak yorumlarlar.

Eski Mısır gezegenin yüzeyindeki en inanılmaz tarihlerden birine sahiptir. Sadece eski Mısırlıların şaşırtıcı mimari başarıları dikkate değer değildir aynı zamanda farklı bilimlerde sahip oldukları inanılmaz bilgileri de dünya çapında sadece birkaç eski uygarlık tarafından bilinen etkileyici bir ayrıntıdır.

Bununla birlikte Mısır sahip olduğu gizem sadece Giza Platosu'nun Piramitleri ve büyük görkemli Sfenks  değildir, eski Mısır Medeniyetinin esrarengiz ayrıntıları vardır, bunlardan en önemlilerinden biri de: Akhenaton'dur.

Saltanatının beşinci yılı öncesinde IV.Amenhotep olarak bilinen Akhenaton 17 yıl boyunca hüküm süren Mısır'ın on 18. hanedanının Firavun'u idi. En ünlü Antik Mısır Firavunlarından biri olan Tutankamon'un babasıydı. Birçoğu Akhenaton'u dünyanın en büyük ve en etkili dinsel yenilikçilerinden biri olarak görüyor. Birçoğu tüm tarihte ilk tektanrıcı olan, tek bir tanrıya ibadet eden kişiler olarak peygamber olduğuna inandıkları İbrahim, İshak, Yakup ve Muhammed'i düşünür.

Ancak Akhenaton'dan önce çok tuhaf Firavunlar Eski Mısır'a hükmettiler.
Tarihte bu konuda daha fazla anlatabilecek en önemli eski metinlerden biri Eski Mısır'ı yöneten tüm Firavunları listeleyen Torino Papirüs'dür.

Bu liste sadece Eski Mısır'ın 'resmi' tarihi Firavunlarını kapsamakla kalmayıp aynı zamanda Mısır'ın ilk fani Firavunundan önce Mısır'ın topraklarında hüküm süren ve bu topraklardan egemen olan ilahları veya “Tanrılar” ı da kapsamaktadır. 13.000 yıldan fazla zamana dair bilgiler içermektedir. Ana akım akademisyenlerin bu antik metni saf mit olarak nasıl değerlendirdiklerini ve eski metinlerin çoğu detayının niçin gözden kaçtığını görmek büyük bir bilmecedir.

"Sanki ataları veya gelişim dönemleri yok; bir gecede ortaya çıkmış gibi görünüyorlar."
-İngiliz Mısır Bilimci Toby Wilkinson

Hanedan öncesi Mısır'ın gizemli hükümdarlarından bahseden başka bir eski metin ise Palermo Dikilitaşı'dır.

Bu eski dikilitaş binlerce yıl önce Eski Mısır'ın fiziki bir hükümdarı olduğunu öne sürerek Mısırlı Tanrı Horus'a atıfta bulunuyor. Bir başka Mısırlı Tanrı olan Thoth'un M.Ö. 8670'den 7100'e kadar eski Mısır topraklarında hüküm sürdüğü söylenir. İlginç bir şekilde eski İskenderiye Kütüphanesi'nden gelen sınırsız antik metinlere erişen ve Firavun'un eski Mısır tarihini 30 ciltte yazan Mısır Yüksek Rahibi Manetho, Firavun öncesi Mısır döneminde yönetilen ilahi varlıklar için referans oluşturuyor.

Mısır mitolojisine göre Akhenaton Zep Tepi zamanında Dünya'ya gelen tanrılarla birlikte geldi ve bugüne kadar, insanlar hala bu Firavun'un Yıldızlardan geldiğine inanıyordu. "Piramit Metinleri" ne göre ilkel kaostan ve tanrıların dünyayı yönetme biçiminden ortaya çıkan bir dönem vardı. Bu döneme "Zep Tepi" denir.

Bazı araştırmacılar eski Mısır uygarlığının M.Ö. 36.900 yıllarında ortaya çıktığına, gökyüzünden gelen "Tanrıların" firavunların topraklarında hükmettiğine inanmaktadır. Akhenaton'un da onlardan biri olduğuna inanılıyordu.

Pek çok insan tarafından fantastik bir Firavun olarak kabul edilen Akhenaton eski Mısır'ı geleneksel eski Mısırlı çoktanrıcılığından kopan dinleri yeniden inşa etmeye çalışan, tamamen farklı bir dinsel yaşam tarzına götüren hükümdardı.

"Tek bir Tanrı var, babam. Ona gece gündüz yaklaşabilirim." - Akhenaten

Akhenaton Firavun haline geldiğinde önceki tanrıların tüm ikonografilerinin kaldırılmasını emretti. Sadece güneş sembolü olan bir ambleme, kelimenin tam anlamıyla meraklı kollara ya da aşağıya doğru ışınlara sahip bir güneş diske izin verdi.

Aten antik metinlerde ve 12. hanedandan Sinuhe'nin Hikayesinde yaygın biçimde 'Güneş Diski' ile ilişkilendirilen bir ilahtır. Bir kralın göklere yükselerek ve güneş diski ile birleşerek Tanrı olduğu yazılıdır. Yani ilahi beden onun yaratıcısı ile birleşiyor.

Buna göre "gümüş Aten" terimi bazen ayın ifadesi için kullanılmıştır. III. Amenhotep'in saltanatında tıpkı Ra'ya benzer bir şahin başı olarak tasvir edildiğinden dolayı Aten güneşine yaygın bir şekilde tanrı olarak ibadet edilmiştir.

Ancak Akhenaton çok daha gizemliydi ve tuhaf görünümlü bedeni ile sıradan bir firavun değildi. Aslında cennetten gelen gizemli bir lider olabileceğini öne süren teorileri de körükleyen buydu.

Gizemli şekline ek olarak diğer özellikleri uzun bir kafatası, uzun boyun, batık gözler, kalın uyluklar, uzun parmaklar, geriye dönük diz eklemleri, gebeliği ön plana çıkaran önde gelen bir göbek ve kadınsı göğüslerdir.

Garip olan ilk şey uzamış kafatasıdır, onun tüm heykellerinde ve tasvirlerinde bu uzun kafatası görünmektedir. Genel olarak vücudu kadın ve erkeğin bir karışımı gibiydi. Diğer tüm Firavunlar güçlü ve gösterişli figürler olarak tasvir edilirken onun bu şekilde olması garipti. Çünkü Akhenaton güçlü bir tasvir yerine uzamış bir kafatası ile zayıf, tuhaf görünümlü bir varlık olarak tasvir edildi.

Akhenaton kraliyet ikonografisinde kendini “zayıf” Firavun olarak göstertmek için neden emir versin? Gizemli bir şekilde Akhenaton’un eşi Nefertiti de uzun bir kafatasına sahiptir. Kafa taslarının böyle görünmesine neden olan genetik bir anomaliye mi sahiplerdi? Yada vücutları genel olarak şekilsiz ve orantısız mıydı? Alternatif olarak bu tuhaf Firavun'un kökenlerine dair bir şey daha var mı? Onun melez bir insan olması mümkün mü? Başka gezegenden gen ve DNA'lara sahip olabilir miydi?

Yazan & Çeviren: A.Kara

KACHİNALAR

Hazırlayan: A.Kara
Kachina, Hopi, Zuni, Tiwa (Hopi Reservation), Acoma ve Laguna ile batı bölgesi arasındaki Pueblo Kızılderililerinin dinlerinin ve kozmonolojilerinin en önemli elementiydi.

Daha sonraki zamanlarda, Kachina kültü Pueblo kabileleri arasından doğuya doğru yayılır, örneğin Laguna kabilesinden Isleta kabilesine.

Sonunda Kachina -İzleyiciler - sadece din ve kozmolojinin değil, günlük hayatın kutsal bir parçası oldular. Hopi'de (Kachina) "qatsina" kelimesi, kelimenin tam anlamıyla “yaşam taşıyıcısı” anlamına gelir ve doğal dünyada var olan herhangi bir şey olabilir.

Bir kachina her şey olabilir; Bir elementten niteliğe, doğal bir fenomene veya bir konsepte kadar her şey. Ama bunu düşündüğünüzde, dünyaya göre çevrilmiş anlamı "hayat taşıyıcısı" ya da "hayatı veren" anlamına gelir.

Sadece Kuzey Amerika'ya değil, Güney ve Orta Amerika'daki sayısız yaratılış hikâyesine bir göz atarsak, gök tanrıları veya insanlarının insanı yaratışının, bilginin ve medeniyetin başlangıcının olduğunu görebiliriz. Bu bağlamda, mitlere bakarak düşünürsek, Kachina'nın "hayat veren" olabileceğini kabul edebiliriz.
Zuniler için Kachina, gökten gelen ve Zunileri Dünya'ya götüren tanrılardır.

A, mitoloji, din ve mitoloji, Açıklanamayanlar, Ufolar dair antik bulgular, Dünya dışı yaşam, Antik astronot, Yıldız insanları, Dünya dışı yaşam kanıtları, Kachina,Kachinalar

KAVRAM
Kachina kavramı üç farklı boyuttan oluşur: doğaüstü varlık, kachina dansçıları (dini törenlerde kachinas'ı temsil eden topluluğun maskeli üyeleri) ve kachina bebekleri [çocuklara hediye olarak verilen kachinaların benzerliklerine oyulmuş küçük bebekler).

Birçok yazar, bu inanılmaz yaratıcıları gerçek dünyadaki ruhlar veya şahsiyetler olarak tanımlar. Aslında, efsaneye göre, bu ruhlar her yılın ilk yarısında Hopi köylerini ziyaret ediyor.

Her bir toplumda kakinanın panteonu değişir. Güneş, yıldızlar, fırtınalar, rüzgar, mısır, böcekler ve diğer birçok kavram kachina olabilir.

KÖKENLERİ
Kachina'nın kökenleri, bilginler için derin bir gizem olmaya devam ediyor. Kimse nereden geldiklerini bilmiyor, ama Hopi'nin yerel efsanelerine göre, Kachinalar yeraltından doğruca Hopi kabilesine gelen yardımsever ruhsal varlıklardır.

YAĞMUR GETİRENLER
Hayatın taşıyıcısı olarak anılmalara ek olarak, Kachinalar yağmurun ve Hopi'nin yaşamının tüm nimetlerini getirmekten sorumludurlar.

Sonunda Hopi, Kachina adındaki bu yardımsever manevi varlıklara olan saygı ve hürmetlerini kaybedince onların yeraltı dünyasına geri dönmelerine sebep oldular.

MERASİM
Kachina'lar dünyadan ayrılmadan önce kabilelerin genç erkeklerine, törenleri, maskeleri ve kostümleri nasıl yapacağını gösterdiler. Antik Hopi, Kachina'ları eski zamanlardan beri yapılan törenlerle onurlandırmaktadır. Zuniler her yıl Shalako festivali olarak anılan bir törene katılıyorlar.
Kachina'ları temsil etmek için geleneksel kostümler giymiş olan Kızılderililer, tanrıların yeryüzüne gelişini kutlarlar.

MASKE, KOSTÜM VE GELENEKLER
ANTİK ASTRONOTLARA YAPILAN İBADETLER Mİ?
Kachina'ların maskeleri son derece ilginçtir. Yaşamın verdiklerini temsil ediyorlar. Bazı antik astronot kuramcıları kachina maske ve kostümlerini diğer başka dünyadan gelen ziyaretçi kostümleri olarak tanımladılar.

Kachina maskelerinin kendine has tasarımına bakarsak, neredeyse kask olarak görünüyorlar. Buna ek olarak antik astronot kuramcıları tüm vücuda giyilen bu uyumlu kıyafetlerin takım elbise türü olarak yorumlayabileceğini iddia ettiler. Bazı Kachina maskeleri vizörlü (önü açılıp kapanabilen) bir kask görünümündedir.

WUYA
En önemli Kachina'lar Wuya diye isimlendirilenlerdir. Hopi'ye göre, bu sözcük genellikle manevi varlıkları temsil etmek için kullanılır (Beşinci Dünya olan Taalawsohu ile bağlantılı olduğu söylenir), bebekler ya da tören dansı için Kachina'lar gibi giyinen insanlar, tüm yönleri bu inancın somutlaştırılmış halidir.

EFSANELER
Şiirleri, efsaneleri ve Güneybatı Amerika'daki Kızılderili kabilelerinin hikayelerini incelersek, yıldız insanlarının efsanelerini buluruz. Yıldız halkının dünyaya gelerek tohum ektikleri ve gezegenden uçan gemileri ile ayrıldıkları anlatılır. İnsanlara sorulduğunda birçoğunun uzaylıların varlığına inandığını görmek mümkündür.

MAVİ YILDIZ KACHİNA
Frank Waters'ın 1961'de yazdığı “Hopi Kitabı”na göre, eski Hopi mitolojisi, Mavi Yıldız Kachina ya da Saquasohuh'un, mavi bir yıldız şeklinde görünerek yeni dünyanın başlangıcını simgeleyeceğini göstermektedir.

Blue Star Kachina, bir dizi yazar tarafından “Arınma Günü”nünden önceki dokuzuncu ve son işaret olarak anılmaktadır. Bugün ise dünya gezegeninin arındırılmasına yol açacak bir felaket ya da “dünyayı çeken bir felaket” olarak tanımlanıyor. Büyük bir sel gibi bir şey.

BİTİRİRKEN
Kachina'lar tıpkı Anunnakiler, Paskalya adasının Maoi heykelleri ve diğer birçok antik astronot kanıtı gibi, benzer anlatım ve özelliklere sahiptirler. Dikkat ederseniz bahsedilen özellikleri, insanı yaratmaları, dünyaya tohumlar ekip (bir şeyler başlatıp, öğretip) sonra uzay gemileri ile ayrılmaları gibi birçok konu, Anunnaki yazıtları (Enki'nin 14 tableti) ile örtüşmektedir.
Yani antik dönemde gezegenimiz dünya dışı başka canlılar tarafından ziyaret edildi mi bu belkide şuan bir sır olmaya devam edecek, fakat bilim daha da ilerledikçe eminim ki bu sorunun cevabı net olarak bulunabilecek.
Fakat şu bir gerçek ki, dünyanın çok farklı bölgesindeki, çok farklı antik kabileler ve toplumların arkada bıraktığı bulgular bana "evet, mutlaka dünyaya müdahalede bulunuldu" dedirtiyor. Çünkü teknoloji ve iletişimin olmadığı bir çağda, dünyanın uzak köşelerindeki farklı insanların, benzer şeylerden bahsetmesi "şans eseri" olamaz.

İlgili yazılardan bazıları:

GİZEMLİ NAZCA ÇİZGİLERİ YILDIZ İNSANLARINA BİR MESAJ MI ?

Peru'da faaliyet gösteren havayollarında uçuş gerçekleştiren yolcuların 1927'de Nazca çölünün zemininde fark ettikleri işaretler ve büyük rakamlar sanki yukarıdan gelenleri ağırlıyor gibiydi. Bu semboller yeryüzünde iken fark edilmiyor, ancak çok yüksekten bakıldığında anlaşılıyordu.

Dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle dolu uçaklar hızla Nazca'nın gökyüzünü fethederek bölgede 100'den fazla tasarımı keşfetti. Bu garip geoglifler hayvanları, ilginç geometrik tasarımları ve hatta insansı figürleri betimliyorlardı.

Açıklanamayanlar,A, antik çağ, Nazca Çizgileri,Yıldız insanları,Uzaylılar var mı?,Uzaylılar geçmişte dünyayı ziyaret etti mi?,Gizemli yerler,Nazca Sembolleri,Gizemli geoglifler, Antik tarih, din ve mitoloji,

Ancak, belki de Nazca ile ilgili en heyecan verici şeylerden biri, bu çizimlerin 320 km'lik bir alana dağılmış olmasıdır.

Bu rakamlar muazzamdır ve onları sadece gökyüzünden fark edebilirsiniz. Eğer zeminde duruyorsanız, çizimler görülemez, hiçbir şey fark edilemez. Bu yüzden bu çizimlerin amacı neydi? sorusu üzerinde duruluyor. Nazca'da sadece uçarken görebileceğiniz 150'den fazla geometrik şekil bulunuyor.

Nazca'da bulunan en büyük figür yaklaşık. 1000 fit yüksekliğinde ve en uzun olanı 14,4 km uzunluğunda. Peki neden Nazca? Nasıl ve hangi amaçla inşa edilmişler?

Arkeologlara göre, bu gizemli çizimlerin 1.ve8. yüzyıllar arasında bölgede yaşayan Nazca halkı tarafından yaratıldığına inanılıyor.

Çizgiler çöl yüzeyini oluşturan kırmızımsı demir oksit çakıl taşlarının dikkatli bir şekilde taşınmasıyla oluşturulmuşlar. Çizgilere bakıldığında kireçlenmiş ve erozyona dirençli yapısıyla yüksek miktarda kir içeren bir yapı ortaya çıkmıştır.

Bu hatların bu kadar uzun süre hayatta kalmasının nedeni, bölgedeki hava koşullarının uygun olması, yağışın çok az ve rüzgarın neredeyse hiç olmamasıdır. Eğer bugün Nazca'ya giderseniz ve yere bir şey çizerseniz uzun bir süre orada kalacaktır.

Açıklanamayanlar,A, antik çağ, Nazca Çizgileri,Yıldız insanları,Uzaylılar var mı?,Uzaylılar geçmişte dünyayı ziyaret etti mi?,Gizemli yerler,Nazca Sembolleri,Gizemli geoglifler, Antik tarih, din ve mitoloji,

Bugün sormamız gereken soru, eski Nazca halkının bu çizimleri ne amaçla yaptıklarıdır. Bu figürlerin gökyüzündeki büyüklüğünü gerçekten takdir edilesidir ama bu çizimlerin yapıldığı zamanlarda uçak yoktu, bu yüzden bunu kimin için tasarladıkları düşünülmesi gereken kısımdır. Onlara rehberlik edecek bir şeye ya da birine ihtiyaç duymaları gerekirdi, çünkü bu çizgiler kesin, net ve doğrular. Çizimlerin nasıl ilerlediğini, doğru olup olmadığını gözlemlemek için bir yola sahip olmadan onların böyle bir doğruluğa ulaştığına inanmak zordur, bir şekilde yönlendirilmiş olmalıdırlar.
Öylece başlayarak hata yapmadan 1000 metreden fazla veya 8km'nin üzerinde bir rakam çizemezsiniz.

Nazca çizgilerinin sebebi olarak dünya dışı varlıklar gösterilebilir mi? Birçok araştırmacı için cevap evettir. Çünkü insanlık tarihinin o döneminde, uçabilme yeteneğine sahip olabilecek tek şey dünya dışı varlıklardı (bu varlıklar birçok antik dönem eserinde, yaşam bölgelerinde de resmedilmiştir. En basit örneği ise Mısır piramitlerinin yüzeyindeki çizimlerdir).

Nazca'nın bazı bölümleri oldukça gizemlidir. Son derece hassas üçgenler gibi inanılmaz tasarımlara sahiptir. Üçgenlerin bazıları, inanılmaz bir güçle zeminden en az 30 inç aşağı iten bir şey tarafından yapılmış gibi görünüyor. Eski Nazca halkı bunu yapabilir mi? Nasıl yapacaklar, ayaklarıyla iterek mi? Çölün içine altı 9,6 km'lik “mükemmel” bir üçgeni nasıl indirirsiniz?

Sizce bu çizgilerin amacı nedir? Uzaydan gelen ziyaretçiler için “navigasyon” belirteçleri olarak kullanılmış olabilirler mi? Ya da yerlilerin yaptığı bu çizgiler binlerce yıl önce onları ziyaret edenleri tanrı bilip onları anmak için mi yapıldı?

Açıklanamayanlar,A, antik çağ, Nazca Çizgileri,Yıldız insanları,Uzaylılar var mı?,Uzaylılar geçmişte dünyayı ziyaret etti mi?,Gizemli yerler,Nazca Sembolleri,Gizemli geoglifler, Antik tarih, din ve mitoloji,

Efsaneye göre gizemli İnka yaratıcısı tanrı Viracocha geçmişte Nazca Çizgileri ve glifleri için canlıları görevlendirdi.

Bazı efsaneler, Nazca hatlarının Viracocha'nın kendisi tarafından yaratıldığını söyler.

Viracocha Quetzalcoatl ve Kukulkan'a benzeyen Tanrı Andes'in öğretmeniydi.

Viracocha, İnka panteonunun en önemli tanrılarından biriydi ve her şeyin yaratıcısı ya da her şeyin yaratıldığı ve denizle yakından ilişkili olan bir madde olarak görülüyordu.

Juan de Betanzos tarafından kaydedilen efsaneye göre, Viracocha karanlıkta olduğu zaman Titicaca gölünden yükseldi ve ışık getirdi.

Erich von Daniken’in Nazca Hatları’yla ilgili tartışmalı teorileri, Nazca’ya seyahat etmek ve Nazca halkının kültürünü, hayatını ve tarihini incelemek için yüzlerce insanı ateşledi.

Çok sayıda tasarımda ilginç kalıplar bulmuş bazı akademisyenler vardır ve Nazca'da uygulananların geometrinin bilinen en eski örneklerinden biri olabileceği sonucuna varmışlardır.

Nazca'nın en ilgi çekici tasarımlarından biri şüphesiz örümceği temsil eden çizgidir.

Örümceğin bir bacağı uzatılmış bir çıkış yoluna sahiptir. Bu yer kabartmasını alıp çevirip döndürürerek ayna etkisini gösterirseniz, gözlemlediğiniz şey, Nazca örümceğinin Orion Takımyıldızını temsil etmesi ve uzun örümcek bacağının dünyanın en yakın komşularından biri ve en parlak yıldız olan Sirius yıldızını temsil etmesidir.

Burada bulunan şey, sadece gökten görülebilen ve yıldızları ve takımyıldızları temsil eden bir örümcek tasviridir.

Nazca'da bu karmaşık geoglifleri tasarlayan kişi, astronomi ve geometri hakkında mükemmel bir bilgiye sahip olmalıydı ve dünyadaki diğer birçok eski kültür gibi, Orion ve Sirius'un önemli olduğunu biliyordu.

Dresden Üniversitesi'nden uzmanlar Nazca çizgileri üzerinde çalıştılar. Manyetik alanı ölçtüler ve Nazca'daki bazı geogliflerin altındaki manyetik alanda değişiklikler tespit ettiler.

Ayrıca Nazca'daki testlerin yapıldığı sırada Nazca'daki bilim adamları tarafından elektrik iletkenliği ölçüldü ve elektrik iletkenliğinin hatlara göre 8000 daha yüksek olduğunu gösterdi.

Açıklanamayanlar,A, antik çağ, Nazca Çizgileri,Yıldız insanları,Uzaylılar var mı?,Uzaylılar geçmişte dünyayı ziyaret etti mi?,Gizemli yerler,Nazca Sembolleri,Gizemli geoglifler, Antik tarih, din ve mitoloji,

Peru'daki Nazca'nın Çizgileri ve Geogliflerinde deniz kuşu, el, pelikan, akbaba, dev, balina, örümcek, maymun, köpek, akrep, sinek kuşu gibi simgeler var. Bazı çizgilerin 8 fit altında manyetik alan anomalileri (kuraldışılık) var. Nazca'da onu Dünya üzerinde başka herhangi bir yerden farklı kılan bir şey var ama bizler henüz onun ne olduğunu bilmiyoruz.

Bir diğer sorulması gereken soru, nitratın geçmişte Nazca'yı ziyaret edebilecek “diğer dünya” ziyaretçileri için özel bir önemi olup olmadığıdır. Günümüz teknolojisinde nitrat pek çok ilginç şeyde kullanılmaktadır; Örneğin nitrat uzay yolculuğunda kullanılmaktadır.

Nazca sonsuz gizemlere sahip, ama cevaplar yetersiz. Asıl önemli olan bu devasa yaratıcılık ve geometri gösterisini gerçekten anlayabilecek miyiz? Bir şey kesin, Peru'nun bu bölgesi arkeologlar, bilim insanları ve tarihçiler için ilgi alanı olmaya devam edecektir.

Yazan & Çeviren: A.Kara