HABERLER
Dini Haber
Tanrının dini yoktur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanrının dini yoktur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

NEDEN DEİST OLDUM 2

Yazan: A.Kara
islamda kadın, Kuranda kadın, Neden deist oldum?, deizm, deist, inancımı sorguladım, müslümandım, yaratanın dini, dinler, inanç, körü körüne inanmak, pandeizm, deizme geçiş, din yalan, Tanrı,
Merhabaaa aklını bi türlü dinlerle ilgili düşünmekten alı koyamayan, sorgulayan haculaaar; bildiğiniz üzere daha önce deist oluş sürecimi, neden deist olduğumu "Neden Deist Oldum" adlı yazımda çatır çatır yazmış ve bunun devamının geleceğini söylemiştim. Ahanda şuanda okumakta olduğun klavyesine koduğum yazısı tamda o yazının 2.bölümü olmakta efem (Not: din dersi vermeye gelmiş olanlar varsa lütfen konudan besmele çekerek uzaklaşsın, din dersi vermek amacıyla gönderilen yorumları yayınlamayacağımı açık açık belirtmek isterim)

Şimdiii hazır hava güzelken ve ben kaynamaktan ebemin sidiğine dönmüş çayımı keyifle yudumlarken sırt ağrımında bana verdiği o dayanılmaz hisle beraber neden deist olduğumu anlatmaya devam edivereyim gari.

Öncelikle kafama takılan şeylerden biri Tanrının Muhammed'in cinsel hayatıyla ilgili ayetler göndermesiydi, çok garip geliyodu bana. Peygamber bile olsa bize ne başkalarının cinsel hayatından? Bu kitap ve din insanlığı doğru yola iletmek için gelmemiş miydi? Muhammed' tanınan ayrıcalıklar ile ilgili ayetlerin insanlığa ne faydası var?
Bence Yaratıcı dediğimiz mükemmel varlık kimsenin cinsel hayatıyla uğraşmazdı. Üstelik bu cinsel bazlı ayetlerin bazılarında da peygamberine tanıdığı ayrıcalıkları anlatıyor, kadınlardan bahsederek resmen "alayını karın olarak alabilirsin" diyor :) İslamiyet kadına değer veriyor, köleliği kaldıran dindir falan deniyordu hep; zira bende öyle biliyodum müslüman. Fakat Azhab-50 yi tarafsızca, okuduğumda (tarafsızca okudum, bu çok önemli) hiçte öyle olmadığını anladım. 

Ayrıca kadınlardan bahsedilen "aranızdan isteyenler kendini peygambere hiğbe edebilir" sözünün geçtiği ayeti gördüğümde gözlerime inanamadım; ne demek hiğbe etmek yahu :)? Nasıl yani hiğbe, kadın mal mı ki, yani kendini mal olarak birilerine verebiliyo mu? "All beni alll kendimi sana hiğbe ettim sana günah yok, kaç karın olursa olsun sana serbest al beni aaaaaaalll" Benim bildiğim hiğbe edilebilecek şeyler "mal" lardı.

Bakınız Azhab-50 diyanet meali: "Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan (hiğbe eden), Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir"

Ayetten anlayacağım üzere kadın o kadar değerli ki (ironi) ganimet olarak alınabiliyor; eşya gibi bişey babasını satayım. Ayrıca bazı kadınlar kendini ona bağışlayabiliyor, süper bi olay :) Kendi kendime "oğlum burada enteresan şeyler oluyo" dedim ister istemez. Yaratanın işi gücü bitmiş, tüm derdi peygamberin karıları, ilişkisi ve cinsel hayatı sanki.
Yahu kafası birisine tanıdığı cinsel ayrıcalıklarla dolu olan ve bunu mesaj iletmeye çalıştığı kitabında anlatan yaratıcı olur mu? Hadi tamam "insanlara öğretmek için anlatıyo" falan diyip kendimi kandırmaya çalışayım, tamam da o zaman neden bu ayetlerin çoğunda peygambere verdiği ayrıcalıklardan bahsediyo? Bize ne hacı dayı, biz insanlığa getirisi ne, ne yapalım yani peygambere kadınlar konusunda torpil varsa? Ganimet, hiğbe, bilmem ne... Kadının değeri bu mudur? Savaşta ele geçirilen kadınların ganimet sayıldığı ayet ve bazı diğer ayetlerde beni şoka sokmuş, açken 1 kilo dondurma yemiş gibi hissettirmiştir.

Kadınların kapanması konusunda da ciddi şeyler takıldı kafama. Kadın erkeklerin nefsinden ve tacizinden sakınmak için kapanmak zorundaysa, 40 derece sıcağın altında örtülü gezmek zorunda bırakılıyorsa ve bunu yaratan emrettiyse bana göre burada da ciddi bi adaletsizlik vardı. Yaratıcı keyifle izliyo olmalı "Ooohhh hava sıcaklığını da 42 dereceye ayarladım izle şimdi cümbüşü, birazdan başlar terlemeye. İyi ki erkeğe kapanmayı emretmedim onlar ne güzel don atlet geziyor"
Kadını çöp tenekesinin içine koy, erkek yinede bununla ilgili fantezi kurabilir. Tanrı hem erkeği böyle yaratıp hemde kadınlara kapanın diyorsa kesinlikle ne yaptığını bilmiyor. Kadın orasını burasını kapatacağına erkek gözünü kapatsa ya, daha iyi olmaz mı? Hem bize beynimizden tamamen bağımsız çalışan, atarlı mahalle delikanlısı gibi bi organ ver, hem nefis verdim de, hemde bununla mücadele edin de, şerefsizim bunları yapan ben olsaydım linç girişiminde bulunurdunuz :)

Diğer yandan kader mevzusu, Allah olacak her şeyi, ne yapacağımızı falan biliyosa biz neden sınavdayız? Sınavın sonucu zaten belliyse, kaderimiz zaten yazılmışsa sınava tutulmamız mantık işi mi? Cevap evetse bana acayip mantıksız geldi, "aslında olacak herşeyi biliyo ama aynı zamanda bizi sınıyo" hmmm enteresan. Enam 39 da diyoki "Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar"
Ne güzel işmiş yahu, biz resmen birer kuklayız. Beni iyi yada kötü yola istediği gibi teşvik edebiliyo, ama bu arada beni sınava tabi tutmuş oluyo ve ben güyya kaderimde serbestim öylemi, yahu iyide kendin yönlendirdiydin beni buraya :) Böyle sınav mı olur, bu şuna benzer:
Öğretmen gelip sınıfa yazılı yapacakları kağıtları dağıtmaktadır, ama tüm kağıtlara öğrencilerin alacağı notu aslında yazmıştır ve biliyordur. Üstelik öğrenci sıkışıp "hocam şurası böyle miydi?" dediğinde ister yanlış yönlendirir, ister doğru. Ama hey, durun bakam, o sınav yapıyor, aman Tanrım ne kadar da adaletli ne kadar da mantıklı geldi bana anlatamam.

bana göre Tanrı, deist, deizm, deizm nedir, din, din olmasaydı, dinler, inancımı sorguladım, inanç, islamiyet, körü körüne inanmak, müslüman, Neden deist oldum 2, safsata, Tanrının dini yoktur,

Şimdi bugün islami örgütün birinin başka mezhepten bi çocuğu ikiye ayırdığı bi video izledim. Şaka değil gerçek, videonun etkisinden psikolojim hala düzelemedi diyebilirim. Çocuğu brandanın üzerinde bildiğin ikiye ayıran sakallı bi kaç o-rosbu evladı vardı ve arapça bişeyler geveleyip zafer işareti yapıyolardı. Şimdi bu çocuğun kaderinde soluk borusu, damarları, et parçaları dışarı sarkacak şekilde gerdanının orasından kesilip, aşağı kısmı sakallı adamlarca branda üzerinde sağa sola vurularak kesilmek mi vardı? Merhametli olan Tanrı bunu mu uygun görmüştü? Hmmm... Ne güzel, merhametli olduğunu söyleyen yaratıcıya ne kadar da uygun bir kader tayini, ne kadar da güzel bir merhamet örneği değil mi?
Peki bu gibi durumlara maruz kalan insanların ailelerini yada tepki gösterecek olan halkı nasıl uyutuyolar? Şu gibi sözlerle: "O varya şimdi kesin cennette, Allah onu yanına aldı (oldu canım hatta birde playstation vermişler eline, cennette keyfi bi yerinde ki sorma gitsin)" veya "Melek oldu melek, dinlerin, tarikat ve mezheplerin yıkadığı beyinler yüzünden katledildi değilde, melek oldu melek..." Kör olan insanları yönetmek ve kullanmak için yazılmış ne enteresan şeyler var, sonra bunları insanlara yaratanın kelamı olarak nasıl da yutturmuşlar babasını satayım.

Kafamı karıştıran sayısız şey vardı daha önce de dediğim gibi, yazmaya kalksam destan olur. En basiti çamurdan yaratılma olayı bile İslamiyet, Hristiyanlık gibi dinler yokken, ben taaaa dedemin dedesinin dedesinin dedesinin testislerinde tohumken vardı. Gılgamış destanında çamur kopartıp yazıya fırlatarak Engidu'yu yaratan, Sümerlerin Enuma-Eliş destanında toprağı Kingu'nun kanıyla yoğurarak, Çinli çing çong reyizlerin destanında Tanrıça Nuwa çamuru yoğurarak,  Luxor tapınağının duvarındaki kabartma resimde Tanrı Khnemu çömlek tezgahında (iyi fikir, süper işçilik), Prometheus'un gözyaşlarıyla toprağı çamur haline getirip şekil verdikten sonra ruh vererek insanı yaratması (romantik çocuk) gibi bir sürü antik metin ve inanış var.
Peki Allah orjinal fikir üretememiş miydi de bunlardan alıntı yaparcasına oda çamurdan yaratmaya başlamıştı? Niye yani, niye ille de çamur :)?
Yaratıcı yoktan var edecek kadar kudretliyse zaten yaratması için malzemeye de ihtiyacı olmaz ki, çamurdu, torna tesbihti falan, gerek var mı bunlara? Bu tarz şeyleri araştırıp benzerlikleri öğrendikçe aklımda ister istemez şu fikir oluştu, hani bizde bi söz vardır ya "Delinin biri kuyuya bi taş atmış..." diye, sanırım din denen olgunun daha ilk başlayacağı zamanlarda birisi bu sözü yumurtlayıp "bizim Tanrımız ulu manitu bizi çamurdan yarattı" demiş ve farklı kültürlerden, farklı ülkelerden olan insanlar bu sözü ve dini alıp kendilerine göre uyarlamış, süslemiş ve zamanla insanları nasıl daha iyi yönetiriz diyip dinleri oluşturmuşlar.

Madem lanetleyecektin, haram kılacaktın domuzu niye yarattın ? "Yaaa bunu güzel yaratamadım lanet olsun tipi bişeye benzemedi, silgimi getirin çabuuuuk! -Silgi kalmamış efenim! -Pfff, tamam böyle kalsın bu, sürün bunu üretime" diyip mi lanetledin, olay nedir? Bi faydası olmayacaksa sadece bize yasakladığını söylemek için mi yarattı yani Tanrı bunu? Biz görüp "ıyyy pis hayvan" diyelim diye mi yaratıldı :) ?

İnsanlara vaatler vermeye gelince de dinden iyisini bulamazsınız; ama kuru vaatler tabi, benzin bedava olacak diyen Cem uzan gibi...1000 kere şu ayeti oku, 1500 kere şu duayı okuyup yastığın altına koy bilmemne saçmalıkları, şaka gibi şeyler. Hatta akp seçimi kazansın diye bile böyle şeyler yapanlar var :) Yüce yaratanın başka işi kalmadı da trilyonluk evrende siyasi partilere oy verdirmekle uğraşacaktı: "Tamam, şuan senin duan sayesinde Ahmet'in kaderini değiştirdim, bu seçimde senin dua ettiğin partiye oy atacak" Dinler öyle bir hale geldi ki, trajikomik bir hal var ortada.

Dinimi sorgulamama neden olan şeyler yok mu daha; ohooo olmaz mı dur:
(Bunları yazarken şunu çok iyi biliyom, yine herkes savunmak istediği için bunları işine geldiği gibi anlamaya çalışacak, tıpkı yıllardır bize farklı anlatılan masallar gibi, fakat ben bunu yapacak olsam zaten sorgulama yoluna baş koymazdım)

Yusuf/2: "Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik"
Şimdi bi saniye, kafam karıştı. Anlamamız için onu arapça mı indirdi :)? Hmmm, doğru aslında zaten tüm dünya arapça konuşuyo hatta tek egemen dil arapça şuan. İş başvurularında bile "arapçan var mı?, kaç kur gittin diye soruyolar" Bana kalırsa bunu ya peygamber kendisi yazdı yada yüce dedikleri yaratıcı tüm dünyanın arapça konuşmadığını bilmiyor. E evreni yaratan güç bilgisiz olamayacağına göre? Nanaaaannnttt ! Doğru cevap... 

İhlas 2: "Allah eksiksiz, sameddir. (Bütün varlıklar ona muhtaçtır, o birşeye muhtaç değildir)"
Muhammed 7: "Eğer siz Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz"
Şimdiii bizi yakıp yıkma tehditlerine geçmeden önce bi karar verelim, yaratıcı yardıma muhtaç mı değil mi? Herşeye gücü yetmiyo mu? Yetiyosa neden yardıma ihtiyacı var? Ayak kaydırmak nedir :)?

Kuran 77/23: "Biz ölçtük, biçtik. Biz en iyi biçim verenleriz."
Kuran 95/4: "Muhakkak ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık."
O zaman karnında fazladan kol, bacakla, kafasına yapışık başka, orantısız bi kafayla, dötüne yapışık fazladan işlevsiz bacakla, ikiz doğarak bacaklarının olması gereken yerden birbirine yapışık olarak sorunla yüzleşen çocuklar ne?
Kafasının oranı vücuduna göre 8 kat büyük olanları kim yarattı? Eğer bunlar güzelse, yukarıda nasıl bi güzellik anlayışı var merak ettim doğrusu.

bana göre Tanrı, deist, deizm, deizm nedir, din, din olmasaydı, dinler, inancımı sorguladım, inanç, islamiyet, körü körüne inanmak, müslüman, Neden deist oldum 2, safsata, Tanrının dini yoktur,

Maide 101/102: "Ey müminler, açıklandıkları takdirde zorunuza gidecek konuları sormayın, eğer Kuran inerken bu soruları sorarsanız onlar size açıklanır. Oysa Allah onlara değinmemiştir. Hiç şüphesiz Allah affedicidir, yumuşaktır. Sizden önceki bir ümmet böyle konuları sordu, fakat sonra bunlar yüzünden kafir oldular."
Bence birçok ayet gibi bunu da Muhammed kendisi yazmıştı. Bunun halk arasındaki tabiri şu "Şşş, oğlum çok kurcalama lan" Yaratıcı dedi diyerek yazmışlar ve işlerine karışılmasını bi güzel engellemişler.

Tabi yaz yaz bitiremem böyle yüzleeeeeerce şey var kafamı veli efendi hipodromuna çeviren. Ama enteresan bulduğum bişey daha var, halkımızın çoğu inandığı dinin kitabını okumamış ki :) Anasından, babasından, dıdısının dıdısından duyduğu gibi zannediyolar bu dini. Hoşgörü diniymiş :) Hoşgörü dini olmadığını zaten arap ülkelerini ve ülkem inananlarını görünce anlıyodum, beynim görevini yerine getirip "hani lan hani nerede hoşgörü?" diyodu. İşin diğer komik yanı ise, bu şiddet içeren ayetleri fark edenler bunu diğer inançlı insanlara sorduğunda ise, onları uyutmak için hep şu cevap veriliyor "ama o zamanki şartlar", "ama o ayetin indiği dönem", "ama windows xpnin çıkış tarihi"... Peki bakınca gördüklerim nelerdi?

Tevbe 9/29: "Kitap verilenlerden, Allah`a, ahiret gününe inanmayan, Allah`in ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın."

"İsteyen istediğine inansın herkes özgür, islamiyet hoşgörü dinidir" demeye devam edin siz, bakın ayet gayet açık, Allah'a, harama falan inanmıyosa onlarla savaşın yada haraç alın diyo. Aaah aaah, yaratanın kelamı diye dillendirip duruyolar, nan azıcık kafamı bacaklarımın arasına alıp düşündüğümde şu soru bile geldi aklıma "cizye verene kadar?" Yaratanın cizyeyle (haraç) falan ne işi var; peygamber olduğunu iddia edenlerin işi olmasın ? Evet, öyle zaten... Bu ayetten anladığım şuydu: "Herkes islamı kabul edene kadar onlarla savaş, baskı uygula" Ama a-ma, am,a-ma hoş, hoş-görü? -Yaw he he!

Tevbe 5: "Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder."
Hmmm, iyide hani hoşgörü, hani isteyen istediğine inanıyodu ? Benim dinim bana senin dinin sanaydı? Geçti mi o sezon, ilkbahar yaz kreasyonu mu bu? Namaz kılıp zekat verirlerse serbest bırakın deniyor, ondan sonrada vay efendim hoşgörü falan...
Bunlara benzer onlarca ayet çarptı gözüme (Maide 33, Tevbe 38/39, Tevbe 123, Ali İmran 28 vb. Tabi siz bunların her birine bulmak istedikten sonra bi kulp bulursunuz, ama ben istemiyodum. Bi an şunu fark ettim, benim namaz kılıp, oruç tutarken, dua ederken ve sohbet ederken içinde olduğum din ile (ülkemizde yaşanan din ile) alakası yoktu Kurandaki dinin. İslamiyet bu diye inandığım tüm değerlere ters düşmüştü bi kere Kuran. Fark ettim ki asıl islamiyeti yaşayanlar, Kurana göre yaşayanlar, tıpkı Kuranın emrettiği gibi, tıpkı ışid, taliban, elnüsra, elkaide ve onlarca arap gibi, sırf insanlar başka mezhepten, başka dinden diye onlara işkence edenler, öldürenler, kafasını kesip zafer işareti yapanlardı. Çünkü yukarıdakilere benzer ayetleri bende okuyup gaza gelsem, yan komşumu kesmeye bile giderdim...

bana göre Tanrı, deist, deizm, deizm nedir, din, din olmasaydı, dinler, inancımı sorguladım, inanç, islamiyet, körü körüne inanmak, müslüman, Neden deist oldum 2, safsata, Tanrının dini yoktur,

"He diyeceksiniz ki bu ayetler hangi olaylar üzerine indi biliyomusunuz?" bilmiyorum, bilmekte istemiyorum, çünkü iş kıvırmaya gelince hep ortaya bu durum çıkıyo. Bazı ayetleri düz okunduğu gibi anlarken bazılarını sırf çıkarım için şunun için dediydi bunun için dediydi diye anlayamam, adaletsizlik olur. Diyelim ki farklı durumlar için indi bu ayetler, ne değişecekti? Sonuçta ortada öldür emri olan bir sürü söz var. Düşündüm şöyle bi, eğer bunlar belli olayların üzerine indiyse ve bu yüzyılda o olayları anlamamıza imkan yoksa yada insanlığa bi getirisi yoksa benim gözüme anı yada savaş defteri gibi görünmekteydi.
Kaldı ki "öldür" dediğini insanları yaratan da, onların kaderini tayin eden ve daha onları yaratmadan kaderlerini bildiği halde onları yaratan da oydu.

Koskoca 6 yıllık inanç sorgulama süremde bu kadarcık mı şey vardı yani? Tabi ki hayır. İşin bide hadis boyutu vardı, devlet porno siteleri yasaklayacağına aşağıdaki hadisleri yasaklamalıydı aslında İşine gelene göre gerçek, işine gelmeyene göre yalan olarak adlandırılan hadisler bunlar.

"Peygamber bir gecede dokuz hanımıyla ayrı ayrı cinsel ilişki kurardı" ( Buhari, MuhtasanTecıîd-i Sarih, hadis no: 192.) (İyiymiş)

“Cebrâil bana bir çömlek getirdi de ben ondan içtim ve bunun üzerine bana cinsî münasebette kırk erkek gücü verildi” (IbnSa’din, et-Tabakatu’l- Kübra, s.374) (Bakınız eski tarihte ilk viagra, hemde ilahi viagra)

Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, hanımı Zeynep’le cinsel ilişkiye girerdi.(Buhari, Hibe, 8). (Yorumsuz :D)

"Kocasının yatağa davetini kabul etmeyen ya da GECİKTİREN kadına Allah darılır,ve: ''Ebu Hüreyre (r.a)dan rivaytle: Kocası razı oluncaya kadar Allah dargın kalır ve melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler'' Sahih-i Buhari cilt IxS35-6 hadis no:1337 (Yani erkeğin isteği önemli)

"Hz.Muhammed buyuruyor ki; "Eğer kadın deve sırtında iken kocası kendini cinsi münasebet için isterse kadın kocasına mani olamaz" (İbn-i Mace 1853) (Brazzers bu fikri duysa varya direk bu fikri içeren film çeker, belki de çekmiştir bile)

Şimdi böyle enteresan hadisleri görünce dinden ziyade erotik filmler gelmiyo değildi aklıma. İşin enteresan yanı da burada, çünkü zamanında böyle hadisleri görünce bende şöyle diyodum "ben Kurana bakarım Kuranda yazıyo mu?" Nan iyide namazı da hadislere göre kılıyoruz, işimize gelmeyince hadisler yalan kaka, işimize gelince oh ne ala demek olmazdı, dansözlük yapamazdım içim elvermiyodu ve aklıma 40 tane soru geliyodu bu konuda.

Dediğim gibi ne yazık ki benim ve çevremdeki insanların inandığı islam gerçek islam değildi, bunu fark ettiğimde her ne kadar dünyam yıkılmış olsa da, içimde uyanmış olmanın sevinci de yok değildi hani.

Tabi sorgulayıp tamam böyle değil, bunlar yalan dolan dedikten sonra sorun bitti mi benim için, tabi ki de hayır efem. Bu sefer de "Tanrı varsa neden bu kadar vahşete göz yumuyo, neden dünyada hep kötüler kazanıyo, Yaratıcı varsa ve dünyaya karışmıyosa ne işe yarıyo?" gibi yüzzzzzlerce soru beynime tecavüz etmeye başlamıştı. Fakat önce şunu düşündüm Yaratıcı varsa ve dünyaya sürekli müdahale etmesi gerekiyosa o zaman düzeni düzgün kuramamış, düzgün yaratamamış demek olurdu bu; yani yaratıp sonra karışmaması bile bu yüzden daha mantıklı gelmişti bana. Peki sonra neler olmaya başladı?

Zamanla bu yaratıcı fikri kendime sorup cevap bulamadığım çeşitli sorulardan dolayı kafamda şekillenip durdu, hamur işi yapar gibi yoğurdum da yoğurdum. Sonra dank etti ve şöyle dedim "Peki ya yaratıcı evrense?" Bunun üzerine çok düşündüm ve bana en mantıklı gelen şey bu olmuştu; derken, tana na naaaa. Lan acaba bu delice bişey mi, benim gibi böyle düşünenler var mıdır ki derken fark ettim ki yaratanın evren olduğunu düşünen bir sürü insan var ve tek değilim. Neticede kendi akıl ve vicdanıma göre doğru inancı benimsediğim için içimi huzur kaplamış olsa da araplardan ve arapça olan adımdan nefret etmiş oldum... Öyle işte hacı dayılar, "nasıl deist oldum" serimin 2.yazısını da bitirmiş oldum. Bu yazıyı yazma amacım daha önce de belirttiğim gibi, kendi inancımı nasıl sorguladığım ve değiştirdiğim, nelere takılıp ne gibi aşamalardan geçtiğimi paylaşmaktı; yani çıkıpta bana Papua Yeni Gine'nin müftüsü gibi dini öğüt veya ders içeren yorumlar atarsanız yayınlamayacağımı, dubstep müzik eşliğinde bu yorumları sırf bana itaat etmedikleri için cehenneme atacağımı bildirmek isterim.

DİPNOT: Bazı arkadaşlar bu yazılarımı okuyup bana soru sorma yada konuşma ihtiyacı duyuyolar, bazıları da laf koyup ereksiyon olma ihtiyacı duyabiliyor. Fakat sizin zannettiğiniz gibi bilgisayar başında yatan, hiçbir işi olmayan biri değilim, bundan dolayı her sorunuza, yazdığınıza uzun cevaplar veremeyebilirim, hatta hiç cevap veremeyebilirim. İyi durumdaysam zaten sohbet ediyorum, merak ettiklerinizi cevaplamaya çalışıyorum. Yoğun sırt ve bel ağrıları ile işten eve geldiğimde hiç bir şey yapacak halim olmuyor; kaldı ki cevap vereyim. Bazı arkadaşlar alınganlık yapıyolar (hatta bazıları terbiyesizlik yapıyolar) kısa cevap verince yada "bunu düşünüp sen bulmalısın" diyince sanki onlara ana bacı sövmüşüm gibi bir ruh haline giriyolar. Arkadaşlar ben 444 lü çağrı merkezi işletmiyorum, bir HAYATIM var ve inandırıcı olmasa da ben de İNSANIM ! Lütfen biraz EMPATİ ve HOŞGÖRÜ !!! Bu kadar yazdığım yeter, hadi güle güle...

Yazının diğer serilerini okumak isteyenler aşağıdaki bağlantılara tıklayabilir:
Neden Deist Oldum 1 | Neden Deist Oldum 3

NEDEN DEİST OLDUM ?

Yazan: A.Kara
Neden deist oldum?, deizm nedir, deist, müslümandım, dinler, Tanrının dini yoktur, bana göre Tanrı, Yaratıcı, deizm, mizah, inancımı sorguladım, körü körüne inanmak, din olmasaydı, iyilik, inanç,
Haculaaar, hocalaaar, papazlaaar, rahüpleeer, inananlaaar, az inananlaaaar, psikoya bağlamuşlaaar, şamanlaaar, yahudüleeer, falanlaaar fülanlaaar, öncelikle belirtmek isterim ki bu yazıyı yazma sebebim size laf sokmak, sizden nasihat almak, din kültürü ve ahlak dersi almak yada diğer fesat antin kuntin şeyleri yapmak değildir. Sadece kendi hikayemi, içsel çatışmalarımı ve değişimimi anlatmaktır; günaha giriyosam giren çıkan bana sonuçta :) Tabi yaşadığımız ülkede çoğunluk müslüman olduğundan ve yetiştiğim aile de bu inanca sahip olduğundan yazacaklarımın gidipte peynire tapanlar hakkında olmasını beklemek garip olur. Fakat ben yinede biçok şeye değineceğim. Aslında bu yazıyı yazmaya başlayarak hata ettiğimi biliyorum çünkü bizim insanımız iki şeyi çok sever "Ağzından dini düşürmeyeni", bide "mazlum edebiyatını". Fakat kendimden ödün verecek değilim, bunu da yazıyor olma sebebim aslında biraz deşarj olmak, birazda yaşadıklarımı yaşayanlara yalnız olmadıklarını göstermek :)

1986 doğumlu biri olarak dinden sıyrılma yaşım 25 denebilir. Yani mevzulara bu yaşlarda ayıldım. Bu yüzden de aklım başıma 10 yaşımda geldi desem, 25 yaşıma kadar geçen 15 yılı tamamen zarardan sayıyo, boşa geçirilmiş, kandırılmış hissediyorum. Normalde her ramazan orucumu full tutar, mission complete yapardım. Cumalara gider, ara sıra 5 vakit namazlardan bazılarını da kılardım (sık olmamakla birlikte). Dinimi sorgulamam aslında tamamen yaşayıp yaşamakta olduklarım, dünyaya bakışım ve aile içi boktan durumlar sayesinde başladı (iyi ki de başladı babasını satayım).

Mike Tyson'ı düşün, karşısına da Kasımpaşa'lı Pakizeyi koy ve ortaya çıkacak kavgayı, curcunayı hayal et, işte çocukluğumdan beri öyle bi dalaşmanın içindeyim ki kafam olmuş Minotaur kafası. Bu ve diğer tüm zor zamanlarımda dua edip bişeylerin düzelmesini istedim yıllarca. Çok uzuuun yıllar, bilbo yüzüğü çaldığından beri diyelim biz ona. Neyse efem, öncelikle ardı ardına aparkatlar yemeye başladım:
- Allahım nolur bize huzur ver, aileme huzur ver dedim, işler dahada kötüye gitti, eskisinden de beter oldu yıllar geçtikçe seviye atladı resmen.
- Allahım nolur şu işlerim iyi gitsin dedim, 2 güne kalmadı kapının önüne koydular.
Tabi diğer yandan da nasıl daha iyi müslüman olurum diye uğraşıp Allaha yaklaşmaya çalışırken, bazı şeyleri fark edip, dini sorgulamaya başlarken buldum kendimi.
Yıllarca dikkat ettim, kimseye kötülük yapmasam da, dua etsem de hiç bişey değişmedi ve burada aklıma George Carlin geldi, "hiçbişey değişmeyecekse dua etmenin ne anlamı var ki?". Hatta öyle hissediyodumki son yıllarda, "Tanrım ne olur meteor düşmesin" diye dua etsem evimizin çatısına devasa boyutlarda taş düşücek de altında kalıcam diye korkar oldum. Tabi burada da klasik inanç sistemi giriyodu devreye "seni test ediyo, hayırlı olan bu demek ki, şükret, falan filan inter milan"


Ben önceleri ateistlere, deistlere yada müslüman olmayan herkese karşı internette yardırıyodum diyebilirim; yani biri din aleyhine bir şey dese ona demediğimi bırakmazdım yada "aptal bu" der küçümseyerek bakardım. Şuan bana atılmakta olan bol küfür ve hakaretli yorumlardaki inançlı tiplerden biriydim yani eskiden bende. İnancımı sorgulamaya başladığımda aslında kendimin bile bunu düşünmeye, sorgulamaya totosu yemiyodu diyebilirim :) O yüzden çevrenizdeki bi çok insandan duyduğunuz şu cümlelerle geçiştiriyodum kuşkularımı "yok ya o öyle demek istememiştir" , "o ayet yada hadisin öyle olduğuna inanmıyorum" ve diğer türevleri. Kendimi sorgulamam, içine düştüğüm koca boşluktan çıkmam 4-5 yıl kadar sürdü, düşünmek ve araştırmaktan uykusuz kaldım çok uzun zaman. Aslında sorguladıkça ve sorgulamaktan korkmadıkça bazı şeyleri daha kolay fark edip korkuyu bi kenara bıraktım.

Hocalara baktığımda hepsinin farklı konuştuğunu görüyodum, buda "o apaçık bi kitaptır" ayeti hakkında ister istemez düşünmeye itiyodu beni. Apaçık bi kitap ama bu işe yıllarını vermiş din alimleri bile sürekli tartışma içindeler, biri A diyo biri B, apaçık bi kitapsa daha bu adamlar bile anlayamıyoken bizlerin onu doğru anlayabilmesi beklenebilir mi? Apaçık bi kitap ama en iyi araplar bilir :) Hatta tam olarak anlayabilmek için günümüz arapçası bile yeterli değil.

Neyse ne, sonra cebimdeki 3 kuruşlarla günlerce kevaşe gibi yaşayıp hayatımı sürdürmeye çalışırken b-k gibi paranın içinde harlem dansı yapanları, audisi ile kornaya basıp "kenaraya kaysana ulen" diyip jaka satanları, milyon dolarlık evlerde g-tünü devirip hiçbişey yapmadan yat kalk yapanları, yani durumları çok daha iyi olanları fark ettim. Burada b-ktan bişeyler dönüyodu. Eşitlik neredeydi!
"İstediğine verir istediğine vermez", "böylesi daha hayırlı demek ki", "parası vardır ama mutsuzdur belki (he yav he, her parası olan mutsuz zaten klasik fakir edebiyatı)" gibi sözlerle avunmak yeterli gelmiyodu bana. Eşit olarak salınmadıysak eğer bu dünyaya, bu kadar uçuk farklılıkların arasında, bu adamların b-kunu temizleyerek yaşamanın neresi mantıklı ve adaletliydi ki...

Bi ara özellikle çevremi sentezliyim dedim, hani kim nasıl, kim napıyo, belki acabalardan falan kurtulurum, evime gidip "Nolur beni cehenneme atmaaa" diye korkuyla yalvarırım diye (ama o merhametlidir). Neyse, herkesi güzelce bi süzmeye başladım (gözleriyle yemek anlamında değil); dedikodu yapanlar, namazdan çıkıp g-te bakanlar (herkes öyle demiyorum), gösteriş yapanlar, ibadetle bile ego tatmini yapanlar, şovmenler, fesatlar, arkandan konuşanlar vs... Ahlak'ın dinle olmayacağını hep düşünürdüm zaten, fakat bazı şeyleri görüp yaşadıkça iyice kesinleştirmiş oldum. İnanınca otomatikman insana ahlak download edilip yüklenmesi saçma olurdu zaten. Tamam insanlar 4/4lük değildir, fakat bu insanların yinede bizlerden farklı, daha iyisi olması gerekmez miydi?

Akabinde Filistin'de ölen müslümanlara, Suriye'de katledilen insanlara ve Afganistan'daki zulümlere döndü gözüm (intihar saldırısı yapan, tekbirle kafa kesen mübarekler de gözüme çarpmıyo değildi; tabi onlar müslüman değildir canım, bunlar hep Amerikanın oyunları). Ne zaman baksam ölüyolarda ölüyolar, ölüyolarda ölüyolar, başları sürekli belada, bomba, kurşun, kan,ezilme, bezgin bi hayat (onlar için üzülmediğimi düşünmeyin, vicdan sahibiyim).
Peki bu yüzbinlerce insanın hiçbiri mi dua etmiyodu, hiçbiri mi doğru insan değildi lan? Birinin bile duası kabul olmadı mı katliamların durması için. Eğer bunca müslümanın duası bile işe yaramıyosa ne anlamı vardı Tanrıya dua etmenin? Havaya, karaya, dağa taşa yada herhangi bişeye dua etsen sonuç yine aynı olacaktı, loto oynamak gibi. Eğer gönderdiği dine inananları kollayan bi Tanrı varsa, onun insanları hiçte umursamadığını, geriye yaslanıp bişeyler çizerek bizi izleyip eğlendiğini düşünmeye başlamıştım artık.

deist, deizm, deizm nedir, din, din olmasaydı, dinler, inancımı sorguladım, inanç, islamiyet, körü körüne inanmak, mizah, müslüman, Neden deist oldum?, safsata, Tanrının dini yoktur, Yaratıcı,

Düşündükçe daha birsürü şey dank ediyodu kafama. Mesela doğduğun yerin önemi. En basiti Türkiye'nin %99u müslüman diyorlar dimi (biraz abartı ama olsun), şimdi sıkıntı şurada. %99u müslüman bi ülkede doğduktan sonra Hristiyan olma ihtimalin % kaçtır? %2 mi?
Ne alaka falan diyen varsa kendini camdan aşağı atsın, bal gibide alakası var. Doğup büyüdüğün kültür, daha küçükken sana anlatılan ve inandırılan ve ülkede egemen olan din. Doğal olarak senin bu kadar kalabalığın ve kafası doldurulmuşluğun içinde başka dini seçmen yada sorgulaman düşünülemez bile; çünkü seninki hak din, onlarınki ise yalan dolan dini.
Halbuki Hindistan'da doğmuş olsaydın sana ufakken "söyle bakıyım oğlum: Allah!" demeyeceklerdi, çocukluk hayatın boyunca bu cümledeki Allah yerine sana "Krishna" dedirteceklerdi. Yani o inançla, doğuştan Hindu olarak büyüyecektin.
Malta adasında doğmuş olsaydın orada sonradan müslüman olma olasılığın kaçtı? Bişey diyim mi, aynı, yine %2 falan, hatta dahada düşük. Çünkü oradanın da kültürü ve toplumsal yapısı, din sistemi kendi elindeki insanları tutacak şekilde sürmekte. He şöyle diyebilirsiniz (nasılsa benim tuzum kuru hesabı), "iyide kardeşim, göz var, ağız var, okusalardı da inansalardı". Çakaaal :) Tabiiii yaa tabiii, adamında işi gücü yoktu birden bire senin inancına merak saracaktı dimi :)
Niye sen hiç diğer dinlerin kutsal kitaplarını okudun mu? "Olur mu canım ne gerek var ben inanıyorum zaten". Lan iyide onlarda inanıyo zaten, sıkıntı orda; durduk yere neden gelipte senin dinini incelesin adam. Onlara görede onların dini doğru. Herkese göre kendi dini hak din zaten, sadece bizimkilere göre değil yani :) Houston'da doğan birinin barda birasını tokuşturup pazar günleri günah çıkartmaya gitmesi onlara göre doğru sana göre yanlış.

Sürekli merhametli olduğunu söylerken bi yandan da beni ateşlerin içinde kebap yapacağını ve çeşitli acılarla bunu süsleyeceğini anlatan, kendisinin ibadetimize ihtiyacı olmadığını söyleyen ama her duada onu yücelten, öven sözlerin bulunduğu bi Tanrı / Yaratıcı inancı kafama yatmıyodu. Eğer bir Tanrı varsa ve dinleri microsoft'un yeni windows sürümlerini çıkarttığı gibi piyasaya sürüyosa, burada arada kalan insanlar ne olacak? Onların suçu ne :) ? Tıpkı windows 10 çıktığında windows XP kullanan herkesin gidip onu alamamış olması gibi.
Fakat hayır, bir din çıkıyor, kitabı iniyor, sonra tekrardan yeni din ve yeni kitap geliyor, neden? İstese tek seferde tek din ve tek kitap işini yapamaz mıydı çünkü ne istese hemen yapabildiğine inanılıyor; neden insanları bunca şeylerle uğraştırdı, din savaşlarının ve çatışmaların içinde kan akıtmalarına sebep oldu? Savaş ve ölüm eğlenceli miydi? Tanrının dini olmazdı bana göre; bunları da aklım hiç almıyo, hiç mantıklı gelmiyodu.


Sonrasında huri akımı başladı birdenbire, maşallah. Tüm hocalar hurilerden bahseder oldular, taki cennette gidecek adamın tenasül huzuvlarına (pipiler), 1 adama 75 huri verileceğine kadar. Bu ise zaten inanmama yoluna girmiş olan beni bayır aşağı yuvarlayıp ivme kazandıran şeydi. Dünyada günah ama orada serbest miydi? Hemde 75 huriyle? Enteresan, çok enteresan, bayağı bi enteresan...

Türkçe mealleri okuyunca bazı şeylerin değişeceğini sandım ama ayetlerde ise beynimi keşküle çeviren, gece 4 lere kadar araştırıp okumaktan bilgisayar ekranında mala bağlamama sebep olan şeyler vardı (yine o apaçık bir kitaptır ayeti geliyodu aklıma, çünkü çelişkide kaldığım her ayet hakkında farklı farklı, apaçık olmayan görüşler vardı).
En basiti Enam-108 de "Allahtan başkasına tapanlara sövmeyin" diye emredilirken, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 gibi ayetlerde farklı inançda olanlar ve inanmayanlara "hayvan, hayvandan daha aşağı, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun" gibi sövülüyodu. Burada aklıma bazı sorular geliyodu:
1) Tanrı sövebilir miydi?
2) Sövmeyin diyip sövmesi çelişki değil miydi?
Savaşta ele geçirilen kadının ganimet sayılması ise başka bi karışıklıktı. Yine kendimi teselli edememiştim.

Çocukluğumdan beri aklıma en çok takılan şeylerden biride şeytandı. Çoğu dinde olduğu gibi insanları cehenneme götürmek için görevlendirilmiş, bizimle makara kukara yapıp, oynamasına, aklımızı çelmesine izin verilmiş, bariz bizden daha üstün bi varlık :) Hayat zaten yeterince zordu, neden bize karşı birde şeytan denen düşman yaratıldı ki, bunun için teşekkür mü etmeli bilemedim. Bana sorarsanız şeytan diye bişey yok, asıl şeytan her haltı yiyip "şeytana uydum" diyip suçu şeytana atarak kurtulmaya çalışan insanlar...

Dinlere şöyle bi baktığımda çoğu dinde diğer dinlere karşı düşmanlık beslendiği aşikardı. En basiti Noel bayramı gelirken Kadıköy'deki camiye yazılan "Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır, sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır" ayeti gibi, yada musevilere göre müslüman öldürmenin günahı olmaması gibi diyelim. Yani aslında hepsi insanları bölüp birbirlerine karşı düşmanca şeyler beslemelerine sebep oluyor.
Fakat insanımız böyle işte, yabancı uyruklu birine aşık olunca, yada cüppeli Ahmet gibi fenomen olup tvlerde çıkmaya başlayınca "nolcak canım o ayet öyle demek istemiyo, evine girer çıkarım ziyarete giderim ne olcak" tarzında kıvırırlar. Halbuki ayet çok açık, dost edinmeyin diyo. Herkesin dininde ve kitabında buna benzer söylemler var. Bu da = bölünmüşlük, zamanla düşmanlaşma, savaş, kan, ölüm, bomba ve gözü yaşlı anne-çocuk demekti...

Fakat dediğim gibi herkes işine geldiği gibi anlıyo dinini, kendine göre çekip çeviriyo :) En basiti şuan İran'daki, Suriye'deki müslümanlarla ülkemizdekilerin çoğu birbirinden çok farklıdır. Onlarda yüzü, bacağının ucu göründü diye kadına kezzap atar, değersiz köpekmiş gibi davranırlar, bizde yapılmaz. Adam asarlar, göze göz, dişe diş usulü kol bacak keserler (şeriat kanunları), bizde uygulanmaz. Çünkü toplum ne şekilde geldiyse ve gelenekleri kültürel yapısı neye yön veriyosa inançlarıda ister istemez ona göre değişmeye, şekillenmeye başlıyor. Dinin herkes tarafından bu kadar farklı anlaşılıp yaşanması bile aradığım biçok sorunun cevabıydı aslında.

Neden deist olduğuma gelirsek en büyük sebebi bir yaratıcının varlığına inanıyor olmamdır. Fakat bu yaratan nedir, nasıl bişeydir, yüce bir varlık mıdır, saf enerji midir, yada aklımın alamayacağı bişey midir onu bilemem (ki buda aklımın almadığının göstergesidir).
Fakat yaratan bi güce inanıyorum diye "sınav için dünyaya geldik" klişesine takılamam, bu mudur yani, bunca şey sınav için mi. Yani yaratanın canı sıkılmış demiş ki "du bakam, insanlar yaratayım, şuraya da az dağ koyayım, azda suuuu, heh tamam, şimdi şeytanıda salayım orayaaa, oda tamaaam, azıcıkta felaket falan ekleyeyim update çıkartıp, şu karşıki dağlara da biraz cenderme ekleyeyim, oda tamamdır. Aklıma bir fikir geldi: İnsanları neden sınava tabii tutmuyorum?" Neden sınava tabi tutulalım durduk yere? E hal böyleyse bizi yaratmaması bizim için çok daha iyiydi :)

İyilik kavramı üzerinde de bolca düşünmeme neden oldu. Cüppelinin de dediği gibi "bu kadar müslüman nasıl duruyo sanıyosun, bunca korkutan ayet, hadis olmasa nası başa çıkacaz? (cehennemler, kalbe kadar yakan hiç durmayan, normal ateşten bilmem kaç kat güçlü ateş, 5.seviye ateş topu fırlatan eden zebaniler falan)". Hatta birisi diğerine kötü bişey yapsa, ne derler genelde "sende hiç mi Allah korkusu yok?". İnsanın iyi olması için cehennemden yada Tanrıdan / Yaratıcıdan korkması mı gerekir? Bu durumda samimi iyilikten, gerçek ahlaktan bahsedilebilir mi? Hiç zannetmiyorum. Korktuğu için sevmek, bişeylerden korktuğu için iyi olmak yerine iyi olmak için iyi olurum ben. Mecburiyet hissettiğimden değil, iyi olmayı daha mantıklı ve insancıl bulduğum için iyi olurum; huriler yada nuriler alacağım diye de iyi olamam. Bence iyilik dediğin şey, saf olmalı, içten gelmelidir. Keza ahlakta dinlerle gelmez insana, inanana gökten ilahi bi güç tarafından ahlak yüklenmez. Hayvana, insana tecavüz etmenin, şiddetin ve birçok kötü şeyin ahlaksızlık olduğunu kavramam için bana bir din gönderilmesine gerek yok.

Yazımı bitirirken belirtmek isterim ki tüm inançlara, farklı dinlere sahip herkese saygım var, ama onların bana duyduğu saygı kadar var. Sanal ortamda bize ağıza alınmayacak küfürler yağdıran yada inancım değişti diye beni yok sayan insan benden değil saygı, neticemi bile göremez. Bunun dışında herkesin inanma özgürlüğüne saygım var, zaten en başta kendi ailem ve sevdiğim insanların çoğu müslüman, yani neden ve niye onlara karşı olayım ki? Benim derdim insanların ibadetleri yada inançları ile değil, inançlarının başka insanların hayatına müdahale edip etmemesi, başkalarının hayatını karartıp karartmaması ile.
Keşke dinler hiç olmasaydı, böylece binlerce yıldır insanlar ölmez, gruplaşmazlardı...
Böylece neden deist olduğumu anlatmış oldum (siteye uğrayan mı var babasını satayım? Zaten 3-5 kişi uğruyodu, şimdi bu yazıdan sonra alınganlık gösterip kimse gelmez artık:)). O değilde sırtım çürüdü, parmaklarım gemlik zeytini gibi oldu, bu ne lan yaz yaz bitmedi, vay sakalıma, vay posedionun bişeyleri adına, bu ne ya öldüm öldümmm, kısalta kısalta yazdım yinede kafam kadar yazı oldu... Aranızdan kaçarken sizlere sevdiğim bi sözle veda ediyorum (nan okuyan yoktur ya buraya kadar, neyse):

“Benim ülkem dünyadır, tüm insanlar benim kardeşimdir, iyiyi ve doğruyu yapmak benim dinimdir.”
Thomas Paine

Yazının diğer serilerini okumak isteyenler aşağıdaki bağlantılara tıklayabilir: