HABERLER
Dini Haber

EBUBEKİR’E BİAT ETMEYEN FATMA’NIN ÖLDÜRÜLMESİ

Yazan: Mehmet W. Gündoğdu
Hz Fatma'nın öldürülmesi, MWG, din, islamiyet, Fatima'nın ölümü, Hz Ebubekir, Hz Ebubekir'in Fatima'yı öldürmesi, İslam cinayetleri, Muhammed'in kızı Fatma

EBUBEKİR’E BİAT ETMEYEN FATMA’NIN ÖLDÜRÜLMESİ

Sitemizin okuyucu ve izleyicilerinden gelen istek üzerine Ali’nin eşi Fatma ile ilgili bilgiler vereceğiz. Ayrıca, Fatma’nın Ömer ve yandaşları tarafından nasıl öldürüldüğünü de kaynaklara dayalı olarak anlatmaya çalışacağız.

İslam’ın kendi kaynaklarına dayanarak ve kaynak gösterdiğimiz halde; Ebubekir ve Ömer konulu yazılarımızda geçen olaylara, Fatma’nın Ömer tarafından öldürülmesi konusuna takılanlar ya da inanmayanlar, hatta hakaret derecesinde yorum yapanlar olduğunu gördük. Öncelikle, okumanın üşengeçliği içinde yazımızı okuyup videolarımızı izleyen herkese teşekkür ederiz. Kötü söz sahibine yaraşır demek istemiyorum. Çünkü çoğu kişiler okumuyor, araştırmıyor ve bilmiyor. Üstelik ortada sorgusuz inanılmış bir din ve cehennemle korkutulmuş bir kitle var. Kimin ne bilgisi varsa yorum yapar ve yalanımız varsa yüzümüze vurur. Bizde yalan, iftira, hiç kimseye hakaret yok. Böyle şeyler insanları küçültür. Bizim yaptığımız; dinlerin kendi kaynaklarından yola çıkıp gerçekleri anlatabilmek. Kimsenin inancını sorgulama gibi bir niyetimiz yok. Toplumlara zararı olmadıkça, herkes neye inanırsa inansın ya da inanmasın hiç kimseyi ilgilendirmez. Ancak bizim ortaya koymak istediğimiz şey; gözü kapalı olarak bilmeden, anlamadan, sorgulamadan bir dine inananları aydınlatmak. Biz vicdanımızın sesine uyarak gerçekleri olduğu gibi yazıyoruz. İnanan inansın, inanmayan kendi bilir.

Şimdi kaynaklara dayanarak Fatma’yı anlatmaya başlıyoruz.
Fatma, kimi kaynaklara göre Hatice’nin Muhammed’den önceki kocasından doğmuştur. Muhammed’in hiç öz çocuğu olmadığından ve Kevser suresinde Muhammed’in soyunun kesik olduğundan bahsedildiğinden, cariye Marya’dan doğan İbrahim’inde babasının belli olmadığını yazıp söyleyenler vardır. Bazı kaynaklarda 40 yaşında Muhammed’le evlenen Hatice’nin 6 çocuk doğurduğu ve 58 yaşındayken Fatma’yı doğurduğu yazılıdır. Ancak bazı kaynaklarda bir kadının 40 yaşından sonra 6 çocuk doğurmasının tıp ve mantığa aykırı olduğu savunulmaktadır. Kimi kaynaklara göre Hatice ile Muhammed’in öz kızıdır. Bazı kaynaklarda Hatice ile Muhammed’den olan tek çocuğun Fatma olduğu da yazılıdır.

Fatma 15 yaşındayken Ebubekir ve Ömer Fatma’yla evlenmek isterler. “Fatma için hak teladan emir bekliyorum” diyen Muhammed, Ebubekir’i de Ömer’i de damatlığa kabul etmez. Daha sonra da Cebrail aracılığıyla Allah’tan buyruk geldiğini söyleyen Muhammed, Fatma’yı Ali’yle evlendirir. Kaynak kitaplar bu olayı çok ayrıntılı olarak anlatırlar. Bu evliliğin “uçtu- kaçtılı” öyküsü özetle şöyle anlatılır. Ali, yakınlarının önerisiyle Muhammed’e gidip utana sıkıla Fatma’yı ister. Muhammed, Ali’nin mal varlığını sorunca, Ali “bir kılıcım bir devemden başka bir şeyim yok” der. Muhammed; “kılıç savaş için, deve binit için sana gerekli, gel cübbede anlaşalım” dedikten sonra konuşmasını “uçtu- kaçtıyla” bitirir. Muhammed, Ali’ye “sevamavatta senin ile Fatma’nın nikâhı kıyılmıştır. Senden önce melek gelip bunu bana duyurdu.” Der. Az sonra Cebrail Muhammed’de gelip; Hak Teâlâ’nın “Habibime selam söyle, hiç üzülmesin. Kızının bütün ihtiyaçlarını cennetten karşılayıp, sadık kuluma vereceğim” haberini bildirir. Muhammed şükür secdesi yaptıktan sonra Cebrail Allah’a gidip yine geri gelir. Cebrail’in yanında Mikail, İsrafil, Azrail ve 1000 Kerübiyun meleği bulunmaktadır. Ellerindeki üstleri bohçalarla örtülü altın tepsileri Muhammed’in önüne koyarlar. Cebrail, Muhammed’e açıklama yapar. ”Ya resullah, Hak Teâlâ sana selam etti. Ben habibimin kızı Fatma’yı Ali’ye verip arşı âlâda onları nikâhladım, habibim de kendi ashabı arasında nikâh etsin. Tepsilerde Fatma için cennet giysileri ve yiyecekleri vardır. Giysileri Fatma giysin, yiyecekleriyle de ziyafet etsin buyurdu.” Deyince Muhammed yine şükür secdesi yapar. Muhammed, Cebrail’e bu işin nasıl olduğunu sorar. Cebrail de anlatır: “Hak teâlânin buyruğuyla bütün cennet kapıları açılıp cehennem kapıları kilitlendi, bütün melekler tuba ağacının altında toplandılar. Hak Teâlâ beni Ali’nin vekili yaptı. Ben de Fatma’nın vekiliyim buyurarak bütün melekleri de tanık yaptı. Böylece arşı âlâda nikâh yapılmış oldu.”

Bazı kaynaklara göre Ali cübbesini Osman’a satmış ve parasını Muhammed’e vermiştir. Bazı hadis kitaplarında da Ali’nin zırhını rehin bırakıp, düğün yemeği verdiği yazlıdır.

FATMA’NIN ÖLÜMÜ-ÖLDÜRÜLMESİ
Fatma en azından Ali kadar cesurdu. Muhammed’in ölümünden sonra kendisine düşen mirası korkmadan, çekinmeden Ebubekir ile Ömer’den istemiştir. Hem de topluluğun önünde ve çok sert bir şekilde hakkını aramış ama karşı tarafın kurnazlığıyla baş edememiştir.  Üstelik bütün baskı ve eziyetlere karşın karı koca Ebubekir’e biat etmemişlerdir. Fatma ve Ali’nin Ebubekir ve Ömer’le barıştıkları bazı kitaplarda yazılıysa da bu barış hiçbir zaman olmamıştır. Üstelik Fatma’yı alamayan Ömer, Ali ile Fatma’nın kızı 9-10 yaşındaki Ümmü Gülsüm’le zor kullanarak evlenmiş, büyüyünceye kadar gerdeğe girmeyeceğine söz vermiştir. Oysa her şeyden habersiz Ümmü Gülsüm Ömer’in yanına vardığında kızın eteğini sıyırıp ayıp yerine bakmış, sözünde de durmamıştır. 56-57 yaşında üstelik sahabeden biri olan Ömer'in bu evliliği yorumlar değişik olsa da birçok kitapta yazılıdır.

Karı koca Ebubekir’e biat etmedikleri için Ebubekir’in isteği üzerine Ömer ve adamları Ali ve Fatmaya etmedikleri eziyet kalmamış ve sonunda Ali’nin evini yakmaya kalkışmışlardır. Ali ile Fatma dövülmüş, bazı kaynaklara göre Hamile olan Fatma çocuğunu kaybetmiştir. Bazı izleyicilerimiz bu olayda Ali’nin neden pasif davrandığını ya da sessiz kaldığını soruyorlar. Ali ne yapabilirdiki? İktidardakilere karşı kendini savunmak kolay iş değildir. Hepsi silahlı kırbaçlı üstelik iktidardan yana olan acımasızlar karşısında ne yapılabilirdi? O anda ortam hiçbir gerekçeye gerek kalmadan bile karı kocanının kellelerinin alınabileceği bir ortamdı.

Fatma kısa bir süre sonra ölmüştür. Eceliyle öldü denilebilir ama öldüğünde vücudundaki yara bereler hâlâ geçmemiş, bu dövme olayından sonra iflah olmamıştır. Kaynak kitaplara göre kefen içinde de olsa vücudunun belli olabileceğinden ve yabancı erkeklerin bunu görmesini istemediğinden cesedinin gece karanlığında, yalnızca aile içindekilerce defnedilmesini vasiyet etmiştir. Ölümü kuşkulu olanların hepsi, örneğin: peygamber Muhammet, Ebubekir, Fatma hep gece defnedildiler. Fatma’nın mezarı kesin olarak belli değildir. Kimilerine göre evinin içine, kimine göre ravzaya, kimine göre de cenneti bâki mezarlığına defnedilmiştir. Ali’nin de mezar yeri de kesin ve belli değildir. Sukiastlar, cinayetler, kabilecilik çekişmeleri birçok kişinin mezarını saklatmıştır.

Sitelerden Derleyebildiğimiz Bazı Kaynaklar:
Mehmet Özgür Ersan - http://blog.milliyet.com.tr/mehmetozgurersan1 - Haz. Peygamber Hakka Yürüyünce Fatma’nın Başına Gelenler. Ahmed b. Ebi Yakub b. Cafer b. Veheb, Tarih-i Yakubi, tercüme, c. 1, s. 375, Beyrut, Dar-ı Sadır. Ebu’l-Hasan Ali b. Ali el-Mesudi, Murucu’z-Zeheb Ve Meadinu’l-Cevher, Tahkik Esed Dağır, tercüme, c. 1, s. 644, Kum, Daru’l-Hicre, çap-ı dovvom, 1409. Tarih-i Kum, s. .194  Sahih-i Buhari, c. 20, s. 447 ve c. 13, s. 135. Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 43, s. 178, 191 ve 214, Müessese-i el-Vefa, Beyrut, Lübnan, 1404 h.k; Menakıb-i İbn. Şehraşub, c. 3, s. 326; Delailu’l-İmame, s. 42. “Ehlisünnet kaynaklarında hz. Fatmanın şehadeti”, سؤال 5256 (سایت: 5512)”.
MECLİSİ, Muhammed Bakır, “Biharu’l-Envar”, Lübnan: Müesese سؤال 5256 (سایت: 5512).tul-Vefa, 1404, kameri, c. 43, s. 195.
TABERİSİ, Ahmet b. Ali, “el-İhticac ala Ehlil-Lücac”, baskı, 1, Meşhet: Neşri Murtaza, 1403, kameri, c. 1, s. 83.“El-Vafi bil-Vefeyat”, 6/17 no: 1444: Şehristani: “el-Milen ven-Nihal”, Beyrut: 57/1, Çapı darul-Marife, 1/57; ve bkz: Subahni, Cafer, “Buhusun fi el-Milen ven-Nihal”, s. 3, s. 248-255. “Biat Gününde Ömer Fatma’nın Karnına vurdu ta ki, karnındaki Muhsin'i düşük yapana kadar”. Aşağıdaki adresten iktibas yapılmış:
“Mizanul-İtidal”, c. 3, s. 459. “Ömer Fatma'yı Mühsin'i düşük yapıncaya kadar sıkıştırdı”

Şia Kaynakları:
Aşağıda zikredilecek rivayetlerin bütünlüğünden istifade ediliyor ki Hz. Muhsin (a.s.) hazreti Zehra’nın (a.s.) çocuklarından idi ve şahadete ulaşmıştır. Hazreti Ali (a.s.) şöyle buyurdu: “Eğer düşük yapmış çocuklarınıza daha isim takmadıysanız kıyamet gününde sizi görürler ve babalarına şöyle derler: Neden bana isim takmadın, oysaki peygamber (s.a.v.) Muhsin’e daha dünyaya gelmeden isim takmıştır”. ( al-Kafi, cilt. 6, sayfa. 18, h. 2, al-Khisal, p. 634.)

Peygamberi Ekrem şöyle buyurdu: “…hazreti Zehra (s.a.) hamile iken dövülecektir. Bu dövme neticesinde hamile olduğu çocuk düşük yapacaktır. Kendisi de ayni dövme neticesinde dünyadan gidecektir…” ( Tarikh al-Tabari, 3:198; Tarikh Abul Fida, 1:156)

Merhum Taberisi şöyle diyor: “…Ebu Bekir Kunfuz’a Fatma’yı dövünüz şeklinde emir gönderdi. Bu emirle iş daha büyüdü ve onu Ali’den uzaklaştırdı. Kunfuz çok şiddetli davranışla sahneye girdi ve kasavet bakımından nihai derecedeki bir kalple peygamberin değerli kızını kapı ile duvar arasında sıkıştırdı bu sıkıştırma o denli şiddetli idi ki o değerli hanımın kaburgası kırıldı ve karnındaki çocuk düşük yaptı!. (Al-Tibrisi, Al-Ihtijaj, cilt. 1, sayfa. 212. Mir’at al-`Uqul, Vol. 5, p. 320.)

Ehlisünnet Kaynakları:
İbrahim b. Seyyar Nazzam-i Mutezile (160-231) ki nazm ve nesr bakımından kelamı güzel olduğu için Nazzam adıyla meşhur olmuştu. Nazzam birkaç kitabında hazreti Fatma’nın evinde gerçekleşen kısayı nakletmiştir. O şöyle diyor: Ömer Ebu Bekir için bay’at toplamak istediği günde Fatma’nın karnına vurdu onun karnındaki çocuk ki ismini Muhsin koymuştu, düşük yaptı! (al-Safadi, Salahuddin Khalil. Waafi al-Wafiyyaat.)

İbn. Ebi Darem olarak meşhur ve kufeli muhaddis olan Ahmet b. Muhammed (vefat 357) öyle birisidir ki Muhammed b. Ahmet b. Hammad-i Kufi onun hakkında şöyle diyor: “O ömrünün tümünde doğru yolda idi”. Bu şahıs (Ebi Darem) naklediyor ki kendisinin huzurunda bu haber nakledildi: Ömer Fatma'ya tekme vurdu ve Fatma'nın karnındaki çocuk ki ismini Muhsin takmışlardı düşük oldu. Ömer Fatma'yı Mühsin'i düşük yapıncaya kadar sıkıştırdı”. (“Mizanul-İtidal”, cilt. 3, sayfa. 459.)

İbn. Sad “Tabakat” ve Belazeri “Ensabu’l-Eşraf”  kitabında şöyle nakletmiştir: Annesi Peygamberin kızı Fatma olan çocuklar şunlardan ibarettir: İmam Hasan (a.s.), İmam Hüseyin (a.s.), Muhsin, Zeynb-i Kübra, Ummu Külsüm-i Kübra. Muhsin hazreti Zehra’nın (a.s.) evine saldırıldığı olayda düşük yaptı. ( Al-Bahr al-Zakhkhar, cilt. 1, sayfa. 221.)

İbn. Esir şöyle diyor: Muhsin küçükken vefat etti. (Al-Imama (el yazması), sayfa. 81)
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok