HABERLER
Dini Haber

ALLAH BİLE PEYGAMBERİNE SALAT EDER

Yazan: Kainatta Toz Zerresi
KTZ, din, Allah peygambere salat ediyor, Allah neden Muhammed'e salat eder, Muhammed'e salat, Bu nasıl Tanrı?, Kur'an'daki çelişkiler, islamiyet, Ahzab 56, Hz.Muhammed, Allah,

ALLAH BİLE PEYGAMBERİNE SALAT EDER


Ahzab 56: "Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun."

Hadis (Peygamberin sözü): "Yanında adım zikrolunup da bana salavat getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün."  Kaynaklar: (Tirmizi,  Daavat, 100; Ahmed b. Hanbel, II/254)

Peygamberin sözü: "Allah Teâlâ benim için iki melek görevlendirmiştir. Ben bir Müslümanın yanında anıldım da bana salavat getirdi mi, mutlaka o iki melek ona 'Allah seni bağışlasın' derler. Allah Teâlâ ve diğer melekleri de o iki meleğe cevap olarak 'Amin' derler. Bir Müslümanın yanında adım zikrolunduğunda da bana salavat getirmedi mi, mutlaka o iki melek: 'Allah seni bağışlamasın' derler. Yüce Allah ve öteki melekleri de o iki meleğe cevaben 'Amin' derler." Kaynak: (İbn Kesir, II/515)

Samimiyet denilen ve dünyanın her yerinde geçerli olan, kabul edilen ve tanınan  insan davranışının İslâmiyet’te önemi ve yeri nedir? Ahzab 56’da açıkça ve açıkça görülüyor ki Muhammed Peygamberi zorla bir anma ve onu ümmetine ya da Müslüman âlemindeki her kese zoraki bir sevdirme çabası var. Bu nasıl bir tutum? Allah’ın ve Meleklerin Peygambere sâlât etmesinin saçmalığını bir kenara koyalım, o da apayrı bir konu. Hem hadisler hem de yukarıdaki ayet göz önüne alındığında Allah ne yapmaya çalışıyor? Bir kimseyi zoraki olarak anmanın ya da andırmaya çalışmanın gayreti nedir? Ayette deseydi ki: “Vefalı ve ince ruhlu kullarım, benim dinimi tebliğ eden Peygamberi içten anar ve ona selâm gönderirler, ne güzel mümindir onlar” dese, üzerine söyleyecek hiçbir sözüm olmayacağı gibi “tam da bir İlâha yakışır incelikte bir cümle” derdim  ve tek bir kelimesini bile eleştirmeye lüzum görmezdim. Kulunun kendisine tapınmak için bir sürü ibadeti zorunlu kılan adının Allah olduğuna inanılan İlâh bir de kalkıyor, “bana ibadetiniz, beni anmanız yetmeeeeeez, benim Peygamberimi de anacaksınız, ona da sâlât okuyacaksınız” diyor. Emir üzerine Peygamberine sâlât ve selâm okumayınca ne olur? Peygamberin nuru, öte alemde eksik mi kalır? Farz edin kul, yani Müslüman bu ayeti okuyunca emir üzerine Peygamberin adını anıp ona selâm gönderiyor ama içinden gelmiyor fakat yine de bu Müslüman, zoraki de olsa kendini zorlayıp Peygamberinin adını anmaya devam ediyor. Bu anma ve selâm yollama işini ağzından ses çıkartarak değil de içinden yani düşünsel olarak bile yapsa adam bunu mecburiyetten yapıyor, ayetteki emir üzerine. Bu adamın bu selâmı gönderişinin samimiyeti konusunda ne söyleyebiliriz?

İçinden geldiği için yapmıyor hatta zorlanıyor. Emir üzerine, yapmak zorunda kalıyor. Namaz, hac gibi vazifeler de Allah’a yapılması gereken ibadetler. Kur’an’da bazı müminlerin içinden gelerek ve kalbi titreyerek namaz kıldığını ve o namazların en güzel ve en kabul olunan  namaz  olduğu yönünde hem ayetler hem de hadisler var. Bunun mantığını biraz düşünelim. Namaz kılıyorum ama zoraki kılıyorum kardeşim. İçimden geldiği için değil, zorunlu olduğu için. Namaz kılarken kalbim Allah’a karşı pır pır edip titremiyor, ne yapayım? Zoraki olarak bunu samimiyete, içtenliğe dayandırmaya mı çalışayım? Kendimi zorlayım mı? Bir erkek, bir kadını  zorla sevebilir mi? Bir  kadın bir erkeği zorla sevebilir mi? Bir kadın, hoşlanmadığı bir erkeğe yanaşmaz, onu sevmez ama insanlık gereği nezaketini bozmaz, kibar davranır. Allah kullarından ne istiyor? Müslümanların, kendisine ve Peygamberine karşı nazik olmalarını mı yoksa “Beni sev, Peygamberi mi de sev. Beni sevenler, benim katımda apayrı, sevmeyenler ise sevmeye çalışsın, bunun için çaba göstersin, uğraşsın.” KULLARINDAN İLGİ, SEVGİ VE SAMİMİYET DİLENEN BİR İLÂH!

Bir kadın kocasını sevemiyor ve günün birinde kocasına ve yakın birkaç kişiye bu durumu anlatıyor. Gururdan ve Onurdan eksik olan koca kükrüyor “sen nasıl olur da beni sevmezsin be kadın?”, arkadaşları ve anne babası da bu durumda kadını suçluyor  “o senin kocan, niye sevmiyorsun, çaba sarf et seversin hem sevsen deeee, sevmesen deeeee o adamla ömür boyu evlisin, boşanma moşanma yok unut. Kocanı sevmek içinden gelmiyorsa bile içinden geliyormuş gibi, seviyormuş gibi yapacaksın.”. Kadıncağız, boşanamayacağı adama karşı ne yapacağını şaşırır ve sonunda seviyormuş gibi davranmaya başlar. Adam eve gelince “hoş geldin” der. “Akşam sana hangi yemeği yapayım” diye sorar. Kocasına zoraki olarak “seni çok seviyorum” der. Der ama evde huzursuzluk çıkmasın diye der. Öyle icap ettiği için yoksa adamı sevdiği için değil. Koca da, “hah, hanım beni sevmeye başladı, hali hareketi davranışı değişti, düzeldi”   der ve yaşantısına kasıla kasıla devam eder.

Allah’ı ve Peygamberi zoraki olarak seveceksin. Sevemiyorsan da seviyormuş gibi yapıp iki de bir isimlerini anacaksın, Namazını kılacaksın, buyruklarını yerine getireceksin. Müslümanlıktan çıkmak felan yok, unut. Hem Müslüman olacaksın hem de Allah’ı ve Peygamberi seveceksin, sevemiyorsan da seviyormuş gibi yapacaksın yoksa cehennemi boylarsın ya da Allah’ı ve Peygamberi içinden gelerek  seven kulların aldığı ödülden çok daha azını  alırsın. O yüzden ne yap yap, sev, sevmeye çalış. Ha sen eğer “sevemiyorum” diyorsan o zaman düşünelim düşünelim… Ne olabilir? Neden sevemiyorsun? Buldum!
  • Allah’ü Teala muhtemelen senin kalbini, kulaklarını mühürledi ya da
  • Sen asi ruhlu, dinine imanına karşı gelen ya da ne bileyim doğuştan gelen bir özellikle Müslümanlığa uygun bir adam değilsin veya
  • Cehennemliksin. Hani şu insanların büyük kısmı cehennem için yaratılmış ya! Ya da cehhem, insanlar için yaratılmış! Yani kaderinde cehenneme girmek yazıyor.
  • Allah’ı ve Peygamberi sevmek ve isimlerini anmak istemiyorsun. Eğer ister isen mutlaka içinden gelir ve severek yaparsın.
Peki o zaman istemek nedir? İnsanın içinden gelen bir şey mi yoksa birilerinin sana verdiği emri yerine getirmek için istiyormuş gibi davranman ve zaman içinde bu davranışı alışkanlığa dönüştürmen mi?
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »

Hiç yorum yok