HABERLER
Dini Haber

KUR'AN'DA EVRENİN GENİŞLEMESİ (!) #2

Yazan: Kirpi
KUR'AN'DA EVRENİN GENİŞLEMESİ |2

Modernist Müslümanların uydurduğu Kur'an'da evrenin genişlemesi mucizesiyle ilgili bir makale yazmıştım. Fakat bazı Müslümanlar hala ayetleri eğip bükerek bu sözde mucizelerini kurtarmaya çalışıyorlar. Bu makalede, bu sözde mucize için son noktayı koyacağız. Caner Taslaman gibi Müslümanlara da istedikleri platformda bu mucizeyi tartışmaya hazır olduğumu belirtmek isterim.

Öncelikle şunu ifade etmemiz gerek. Kur'an'ın hiç bir ayetinde "evren" diye bir şey yok. Peki bu yanlış nerden kaynaklanıyor? Tabi ki Diyanet İşlerinden. Diyanet işleri yeni mealinde Bakara 255. ayetini çevirirken parantez içinde evren kelimesi kullanmış.

Bakara 255 Diyanet İşleri Meali (Yeni)
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Diyanet İşleri burada parantez içinde ayette olmayan evren kelimesini ortaya sıkıştırmış. Oysa burada kullanılan kelime السَّمٰوَاتِ fî-ssemâvâti kelimesidir.  Bu kelime Arapçada gök (sema) anlamına geliyor. Müslümanlar her ne kadarda bu hem gök hem de evren anlamına geliyor deseler de bu yanlıştır. Neden yanlış olduğunu az sonra öğreneceksiniz. Öncelikle Arapçada evren kelimesi şudur: كون (kawn).
Google görsel arama bölümüne Arapça hem gök hem de evren kelimesi yazdığımızda şu sonuç ortaya  çıkıyor.

كون (Kawn) Evren

سماء (Sama) Gök


Gördüğünüz gibi Google resim arama bölümüne كون (kawn) yazdığımızda bildiğimiz evren, سماء (sama) yazdığımızda gökyüzü çıkıyor. Bunu kendinizde kontrol edebilirsiniz. 
Şimdi önceden de belirttiğim gibi Kur'an'da كون evren diye bir kelime yok. Kur'an'da kelime arama sitelerinde bu kelimeyi arayarak hiçbir ayette yer almadığı gerçeğini kendiniz de görebilirsiniz.


Kuranda "gökler" kelimesi kullanılıyor. Şimdi Kur'an'da bu kelimenin kullanıldığı ayetlerin listesine bakalım:
  • Bakara-33,107,116,117,164,255,284
  • Ali İmran-29,83,109,129,180,189,190,191
  • Nisa-126,131,132,170,171
  • Maide-17,18,40,97,120
  • Enam-1,3,12,14,73,75,79,101
  • A’râf-54,158,185,187
  • Tevbe-36,116
  • Yûnus-3,6,18,55,66,68,101
  • Hûd-7,123
  • Yûsuf-101,105
  • Ra’d-2,15,16,
  • İbrahim-2,10,19,32
  • Hicr-85
  • Nahl-3,49,52,73,77
  • İsrâ-55,99,102
  • Kehf-14,26,51
  • Meryem-65,93
  • Tâ-Hâ-4,6
  • Enbiyâ-19,30,56
  • Hac-18,64
  • Mü’minûn-86
  • Nûr-35,41,42,64
  • Furkân-2,6,59
  • Şu’arâ-24
  • Neml-25,60,65,87
  • Ankebût-44,52,61
  • Rûm-8,18,22,26,27
  • Lokman-10,16,20,25,26
  • Secde-4
  • Ahzâb-72
  • Sebe’-1,3,22,24
  • Fâtır-1,38,40,41,44
  • Yâsîn-81
  • Sâffât-5
  • Sâd-10,66
  • Zümer-5,38,44,46,63,68
  • Mü’min-37,57
  • Şûrâ-4,11,12,29,49,53
  • Zuhruf-9,82,85
  • Duhân-7,38
  • Câsiye-3,13,22,27,36,37
  • Ahkâf-3,4,33
  • Fetih-4,7,14
  • Hucurât-16,18
  • Kâf-38
  • Zâriyât-47
  • Tûr-36
  • Necm-26,31
  • Rahmân-29,33
  • Hadîd-1,2,4,5,10
  • Mücâdele-7
  • Haşr-1,24
  • Saff-1
  • Cum’a-1
  • Münâfikûn-7
  • Teğâbun-1,3,4
  • Nebe’-37
  • Bürûc-9

Listesini verdiğim ayetlerin hepsinde السَّمٰوَاتِ (ssemâvâti) kelimesi kullanılmış, buda gök(ler) anlamına gelir. Müslümanlar her ne hikmetse tüm ayetlerde bu kelimeyi gök diye anlarken Zâriyât 47'de evren olarak anlamayı tercih ediyor. Gerekçe olarak ise bu kelimenin hem bildiğimiz gök(sema) hem de evren (uzay) anlamlarına gelebileceğini söylüyorlar. Fakat bu kelimeyi hem bildiğimiz gök (sema) hem de evren olarak anlamak Kur'an içinde bazı sıkıntılara neden olur. Örneğin Rahman suresi 33.ayete bakalım:

Rahmân Suresi 33. Ayet
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ

Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.

Şimdi Zariyat 47 ayetinde evren diye çevrilen السَّمٰوَاتِ (ssemâvâti) kelime aynı şekilde Rahman 33'de de kullanılmış. Bu kelimeyi Zariyat suresinde evren diye anlamamızda bir sakınca olmadığı gibi Rahman 33 ayetinde de bu şekilde anlamamızda bir sakınca olmaması gerek. Hal böyle olunca sizin Rahman suresi 33 ayette anlatılan Evrenin ve Yerin bucaklarını (köşelerini) bizlere göstermeniz gerek. Zira bildiğiniz gibi sonsuz evrenin ve geoit şekilli bir dünyanın bucağı (köşesi) olamaz. Yani Allah'ın geometri bilgisi bu kadar mı zayıf? 
Abdulbaki Gölpınarlı, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Hasan Basri Çantay, Kadri Çelik gibi mealciler bu ayeti “göklerin ve yerin bucakları” diye çevirmelerine rağmen bir çok Müslüman buna itiraz ederek ayette bucak diye bir şeyin olmadığını söylüyorlar.
Örneğin Diyanet İşleri bahsi geçen ayeti eski mealinde “Göklerin ve yerin çevresini”, yeni mealindeyse  “Göklerin ve yerin uçları” diye çevirmiş. Hiç fark etmez. İster bucakları deyin ister etrafı yada uçları. Eğer gökler kelimesi evren (uzay) olarak anlam taşıyorsa yine yanlıştır. Zira uzayın bucağı, çevresi, uçları yok. Sonsuzdur.
Burada Evren 13.8 milyar yaşında onun için sınırı 13.8 milyar ışık yılı uzaklıkta diye bir eleştiri yapabilirsiniz. Fakat üzülerek söylemem gerekir ki bu yanlış. Eğer evren durağan bir halde olsaydı siz eleştirinizde haklı olurdunuz fakat evren sürekli genişliyor. Sürekli genişleyen bir evrende bucak, sınır, etraf, diye kavramlar kullanmak mantıksal ve bilimsel hata olur.

Fakat bu sıkıntı bir tek Rahman 33 ile sınırlı değil. Başka ayetlere bakalım.

Bakara Suresi 29. Ayet
هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bu ayette de aynı kelime kullanılmış. Buradaki gök kelimesini evren diye anlarsak o zaman evrenin (uzayın) 7 katlı olduğunu ispatlamanız gerek. Müslümanlar genellikle bu ayetleri atmosferin 7 katlı olmasıyla ilişkilendiriyorlar. Fakat atmosferin 7 katı yok. Atmosfer 5 katmandan oluşuyor: 1.TROPOSFER, 2. STATOSFER, 3. MEZOSFER, 4. TERMOSFER, 5. MAGNETOSFER

Müslümanlar genellikle İYONOSFER ve EKSOZFER'i ayrıca birer tabaka olarak sayıyorlar fakat bunlar Termosferin içinde bulunan bölümlerdir. Eğer alt katmanları da ana birer katmanmış gibi sayacaksak toplam rakam 10'u bile geçer.   Yani anlayacağınız bu ayetteki gök kelimesini atmosfer için de uzay için de kullansan problemli. Zira atmosfer için kullanamazsın çünkü atmosferin 7 katı yok. Uzay için kullanamazsın çünkü onun da 7 katı yok. Var diyorsanız buyurun ispat edin.

Bir başka ayete bakalım:

Mâide Suresi 17. Ayet
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًاۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

"Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.

Ayette Zariyat suresindeki aynı kelime kullanılmış: السَّمٰوَاتِ (ssemâvâti). Şimdi bu kelime hem gökyüzü hem de evren (uzay) manaları veriyorsa o zaman Allah dünyayla uzayı farklı şeyler olarak algılıyor. Baksanıza, “Göklerin, yerin ve arasındakilerin”  şeklinde bir cümle kurarak yerin (yani dünyanın) uzaydan ayrı olduğunu sanıyor. Oysa yer (dünya) uzayın bir parçasıdır. İki şeyin arasındakilerden konuşabilmek  için o iki şeyin birbirinden bağımsız olması ve o iki şeyin kendilerine ait bağımsız bir mekana sahip olması gerek.
Örneğin İstanbul ile Ankara arasında dediğimizde her iki şehrin kendilerine ait mekanı var ve biz o mekanın sınırlarını algılayabiliyoruz. Bu nedenle onlar arasında olanlar için bir yorum yapabiliyoruz. Fakat uzay için mekan terimini kullanamayız. Çünkü uzayın bir sınırı yok ve dünya zaten uzayın içinde bulunuyor. Dünya ile uzay arasındakiler demek “İstanbul'la Türkiye arasındakiler” demeye benziyor. Yani mantık hatası.

SONUÇ
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Zariyat  47'deki وَالسَّمَٓاءَ (Ve-ssemâe)  kelimesi evren (uzay) anlamına gelemez. Geliyor derseniz o zaman yukarıda listesini verdiğim ayetlerin hepsinde kullanılan aynı kelimeyi evren (uzay) diye çevirmeniz gerek. Bunu yapınca da  Rahman 33'deki uzayın bucaklarını göstermeniz gerek. Bakara 29'daki 7 katlı uzayı ispatlamanız gerek. Maide 17'de uzayla dünya arasında bir şeyler nasıl olabiliyor bunlara mantıklı açıklamalar getirmeniz gerek. Bunları yapabilecek birileri varsa buyursun yapsın bizde inceleyip ona göre karar verelim.

« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »