Din ve Mitoloji: Dini Haber
HABERLER
Dini Haber
Dini Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dini Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

FİLİPİN DEVLET BAŞKANINDAN KİLİSEYİ BOŞLAYIN AÇIKLAMASI

Dini Haber, Haberler, Filipin Devlet Başkanından Kilise Karşıtı Söylem, Rodrigo Duterte kiliseye gitmeyin dedi, Filipin Devlet Başkanı "Bu nasıl din, nasıl tanrı?", Piskoposların yolsuzlukları, Rodrigo Duterte
FİLİPİN DEVLET BAŞKANINDAN HALKA ÇAĞRI
Daha önceleri "Tanrının varlığını ıspatlayan olursa istifa edeceğim" diyen, popüler liderler arasında adını duyuran Filipin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, belediye aşkanlığı yaptığı Davao kentindeki bir törende halka seslenerek katolik kiliselerinin ayinlerine gitmeyin çağrısında bulundu ve sebep olarak ise kilisenin öğretilerinin bulunduğumuz çağdan kopuk, geri kalmış olmasını ve din adamlarının da sürekli yolsuzluk yaptığını gösterdi.

 Rodrigo, kiliseye gitmeyin dedikten sonra ise şu tavsiyede bulundu:
"Kendi evinizde bir ibadethane kurun, o budalalara (din adamları) para ödemek için kiliseye gitmeyin" dedi ve öğretilerine çağdışı dediği Vatikan için şunları ekledi:
"3000 yıl önce yaşamış olanlar nasıl olacak da bugün yaşananları öngerecek yada yansıtacaklar? Bugünün dünyası hakkında ne biliyorlar ki?"

Rodrigo D. daha önce Papa Françis'e O.Ç. ve tanrıya da salak diyerek bazılarını şaşırtmıştı, bu sefer ise kiliselerin cemaatlerine seslenerek onlara piskoposlara para vermeyin dedi. Sebep olarak ise piskoposların hem yolsuzluk yaptığını hem de bu da yetmezmiş gibi devlettten makam arabası talep ettikelerini dile getirdi.

Bazılarınız neden özellikle katolik kilisesi hakkında konuşmuş diyebilir, bunun sebebi Filipinlerin en kalabalık katolik nüfusuna sahip olan ülke olması. Sırf katolik öğretilerinden dolayı insanların büyük çoğunluğu birbirinden boşanamıyor veya kürtaja başvurmuyor.

BU NASIL DİN?
Rodrigo yazın gerçekleştirdiği bir konuşmasında ise şöyle demişti:

“Adem onu (elmayı) yedi ve sonra kötülük doğdu… Kim bu aptal Tanrı? Eğer durum buysa o (Tanrı), aptal bir o… çocuğu.  Mükemmel bir şey yaratıyorsunuz ve sonra baştan çıkartan ve işinizin üstünlüğünü yok edecek olan bir olay tasarlıyorsunuz.”

“Bu anneniz ve babanızın günahıydı. Siz daha doğmamıştınız ama yine de ilk günaha sahipsiniz. Ne biçim bir din bu? Bunu kabul edemem.”

HİNDİSTAN'DA 4 YAŞINDAKİ ÇOCUK TOPLU TECAVÜZE UĞRADI

haber, Dini Haber, Haberler, Tecavüz haberleri,Hindistan'da tecavüz,Tecavüzcüye idam yasası,Hindistan'da 4 yaşındaki çocuğa toplu tecavüz,din, Cinsel istismar,
Yılan sokması nedeniyle Uttar Pradeş eyaletinde yoğun bakımda yatan ve tedavi görmekte olan 4 yaşındaki bir kız çocuğu 5 adamın toplu tecavüzüne uğradı, olay sonrası soruşturma başlatıldı.

Tecavüzün anlaşılması ise ilk olarak kız çocuğunun büyükannesine bir hemşir ile 4 adamın kendisine saldırdığını söylemesi ile ortaya çıktı. Yakalanan bir kişi gözaltında fakat diğerleri aranıyor.

Tecavüz vakalarının artması nedeniyle cezaları ağırlaştıran Hindistan'da tecavüz vakaları durmuyor. Daha önce de Yeni Delhi'deki bir otobüs yolculuğunda bir öğrenci toplu tecavüze maruz kalmış ve sonrasında tecavüzcüleri tarafından öldürülmüştü. 

12 yaşından küçüklere tecavüzün cezasının idam olduğu Hindistan'da yetişkinlere tecavüzün cezası ise 20 yıla çıkarılmasına olanak tanınmıştı.

Haber Tarihi: 05.11.2018
Kaynak: BBC

Admin Notu: Benzerliklerin farkında mısınız? Cinsel açlığın, tecavüz vakalarındaki yüksekliğin? Hindistan halkı ile ülkemizdeki halkın eğitim seviyesinin benzerliğinin? Oranın da dinin baskın halde yaşandığı bir toplum olduğunun farkında mısınız?

Hatta gördüğünüz gibi tecavüz yasasını yaşa göre kategorize etmişler. Bu absürd yasa eğer hatırlıyorsanız aynı şekilde günümüz hükümeti tarafından önerilmiş, halk tarafından "tecavüze uğrayanın yaşı mı olur, yaş ayrımı olmasın" tepkileri yükselmişti.
Ülkemizde tecavüz suçu için idam yasası isteniyor, idam cezası olan Hindistan'da tecavüz vakaları yine de durmuyor.

Bu ne demek?
Her zaman dediğim gibi, ceza ile bir işi çözemezsiniz. Ne ceza verirseniz verin bir öküz yine öküzdür. Önemli olan onu daha çocukken düzgün bir eğitim ile (aile + okul) büyütmek, hayatlarını din adı altında kısıtlamamaktır.
Yoksa istenirse tecavüz edenin üzerine göktaşı düşüreceğiz diyin, öküz yine öküzdür, yine de tecavüz eder.

EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM...

DEİZM DERNEĞİ BAŞKANI İLE RÖPORTAJ

Deizm Derneği röportaj, Deizm derneği ile röportaj, Dini Haber, Haberler, Tanrı kimdir, Yaşamın amacı, deizm, Dine neden inanmıyorsunuz, Röportaj, A, Adem ve Havva, Deizm röportaj, deizm nedir,
Merhaba dostlar, yakın zamanda kurulmuş olan Deizm Derneği'nin başkanı Özcan Pali ile röportaj gerçekleştirdim ve ona sosyal medyada merak edilen yada ağızlarda gevelenen soruları yönelttim (hatta bazılarını sorarken sorunun saçma olduğunu biliyordum ama maalesef bu soruların internette yazıp çizen, karalama kampanyası yapan kekolar için cevaplanması gerekiyordu).
Dernek başkanına zaman ayırdığı için teşekkür ederken sizleri de röportaj ile baş başa bırakıyorum.

Sosyal medyada deizmi sapıklık gibi göstermek için, bu derneği hükumetin kurduğu gibi birkaç iddia gördüm. Birde sizden dinleyelim.

Aslında bu söylemler yersiz değil. Birilerinin böyle düşünmesi çok makul çünkü tarih oldukça fazla komplonun kurulduğunu bize öğretir. Bu iddiaları ben de duysaydım yeni kurulmuş bir derneğe temkinli yaklaşırdım. Çünkü böyle diktatörlüğe giden bir hükumetten de ancak böyle kurnazca planlar beklenir. Ancak yine de böyle söylentileri benim bir şeyler söyleyerek ortadan kaldırmam suni bir çaba olur. Bu, Kur'an’ın tanrı sözü olduğunu iddia eden bir kişinin kanıt olarak “kitap öyle diyor” demesi gibi komik olurdu. Ancak madem soruldu yine de cevaplayayım.
  1. Öncelikle temkinli olun, evet bu yeni kurduğumuz dernek sizlerin de dediği gibi bir böyle olabilir,
  2. Ancak ipuçlarının bunu böyle göstermediğini görün. Mesela kurucu üyelerden 3 tanesi zaten Ateizm Derneği’ne üyeler ve uzun süre Etkinlik Komisyonlarında yer aldılar ve canla başla çalıştılar.
  3. Bir diğer ipucu, dinsel geçmişleri, kariyerleri ve hiç siyasi ve bürokratik geçmişlerinin olmaması. Ayrıca hiçbiri devlet dairesinde bile çalışmış değil. 
  4. Ve diğer ipucu ise, dernek kurucularının 6 tanesi birbirlerini en az 20 senedir tanıyor olmaları ve aynı semtte oturmaları. Diğer 6 tanesi ise daha yakın zamanda tanışıp dost oldukları kişiler. Sanırım en azından bu ipuçları kaygıları giderecektir.
Deizm, ateizmden önceki duraktır sözü ile ilgili düşünceniz nedir? Sizce deizm bir aşama mı?

Hayır değil. Eğer öyle olsa idi. Dünya’nın çoğu seküler yaşam tarzını seçen deistlerden olmazdı.

Aslına bakarsanız Ateizm, kendisinde “Yaratıcı yoktur” dogmatik öğretisini taşıdığı ve mutlak hakikatin de bu olduğunu söylediği sürece, dinlerden farkı olmayacaktır.

Deizm ise doğal bir düşünce, inanç veya felsefe biçimidir. Kendisi mutlak hakikati bulduğunu söylemeden evrenin bir yaratıcısı olduğuna kanaat getirir.  Dinlerin öğrettiği gibi Yaratıcının insani nitelikte olduğunu söyleyenlere karşı, biz deistler de “öyle tanrı yok” diyerek, dinlerin tanrılarına karşı ateistiz. Ancak evrenin var edene karşı da değiliz. Deizm hiç kesimizi zorlamadan ve argümanlara dahi daha ihtiyaç duymadan akıl, mantık ve sağduyu ile varılan en doğru düşünce biçimidir. Böyle söylemler şunu söylemeye benzer. “CHP ye oy verenler en sonunda komünist olurlar” gibi oldukça temelsizdir.

Deizmin türleri var mı?

Evet. Bazı deistler Tanrının yaratma eylemini değiştirmeden, onun niteliğinde düşünsel bir tahminde bulunarak bazı alt deist düşünce biçimini edinirler. Spiritüel Deizm, PanDeizm, PanenDeizm vs. Burada bunların anlamlarını söylemek yerine en kolay WikiPedia’ya bakmalarını tavsiye ederim.


Türkiye'de dinsiz olmanın zorlukları neler?

Dinsiz olmak öncelikle toplumda hakaret niteliği taşımaktadır. Bunun önemli bir nedeni öğretilen egemen din anlayışından gelir. Egemen din anlayışı Sünni İslam’dır. Ve bu inanca göre dinden çıkmak Allah’a hakaret ve ihanettir ve sonu ebedi cehennemdir. Şimdi bu öğretiye göre inançlı bir kişi, dinsiz bir kişiye nasıl bakar. Tabi ki kendi Allah’ı dinsize nasıl bakıyorsa öyle. Peki kendi Allah’ı dinsize nasıl bakıyor. Hain ve cehennemde ebediyen yanmayı hak etmiş biri. O halde inançlı bir kişinin, dinsiz bir kişiye kendi tanrısından daha merhametli olmasını bekleyemeyiz. O nedenle oldukça zor olmasının yanında düşüncelerinizi söylemenin hayati tehlikesinin olduğu bir toplumda yaşıyoruz.

İş yerinde düşüncelerinizi açıklamak işinizden olmanıza neden olabilir. Bu gerçekleşmezse size mobig uygulanır. Bu da olmazsa zaten iş arkadaşlarınız tarafından dışlanırsınız.

Aile durum daha da zordur. Hele alevi bir aileden çok inançlı ailelerde durum daha da vahim hal alabilir. Baba, cehennemi hak eden bir kafirin evde yaşamasına müsaade etmez. Bu hem inançlarına aykırıdır hem de komşulara ve akrabalara karşı utançtır. Dayak, baskı ve evden atma ve evlatlıktan reddetmeye kadar giden acı dolu bir yolculuk başlayabilir. Anne ise gözyaşları ve psikolojik baskı uygulayarak zaten yaralar. Laik ve demokratik bir ülkede yaşıyor olsak da iktidarın dindar ve dini kürsülerin ve cemaatlerin oldukça baskın olduğu ülkemizde durum bu şekildedir.

Bilindiği gibi deizm sapıklıktır gibi açıklamalar yapıldı. Deizmde sapık yakıştırmasını hak edecek bir durum var mı?

Bir kişinin hiçbir dine girmemesi sapıklık olabilir mi diye sormak lazım. Şöyle diyelim bir kişinin Müslümanken Hristiyanlığı seçmesi konu olsaydı Diyanet İşleri Başkanı aynı açıklamayı yapar mıydı? Hayır yapmazdı. O halde bu şu anlama geliyor. “Hangi dine giriyorsan gir sorun yok ama bir din seçmezsen sen sapıksın”

Bu anlayış bozuk bir zihniyetten gelir. Şöyle düşünülüyor. “İnsanların bir dini olmazsa, tüm kötülükleri yaparlar.” Bu anlayış çarpık bir anlayış. Bunu böyle söyleyenlere şu soruyu sormak lazım. “Sizler bir tarikata bağlı olmazsanız kötü biri mi olursunuz.?” Cevap Hayırdır. Ülkemizde Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile toplumsal gelişme sağlandığını hatırlatalım. Üstelik öyle olsaydı dinsiz yaşayan Avrupalıların ülkeleri oldukça tehlikeli ülkeler arasında olurdu. Deizm sapıklıktır iddiası oldukça asılsız, yersiz korku ve cehaletten gelir.

Derneğe üye olmak için neler gerekiyor? Üyelik ücreti ne kadar ve neden alınıyor?

İstanbul dışında olsanız bile bu, derneğe üye olmanıza bir engel değil.

Üye olmak için www.deizmdernegi.org sitemizden başvuru formunu indirip doldurmanız yeterli. Bu forma ekleyeceğiniz, 1) Resim, 2) Kimlik sureti, 3) E- devletten çıkartabileceğiniz ikamet belgesi yeterli. Bunları 3 şekilde kolayca bize yollayabilirsiniz:
1) Kargo
2) Elden
3) E-mail adresimize (deizmdernegiistanbul@gmail.com)

Ben derim ki en kolayı telefonunuzla bu 3 belgenin resmini çekin ve e-mail atın. Bu 10 dakikanızı alır. Yani derneğimize 10 dakikada üye olabilirsiniz. Aidatları sembolik tutuk. Aylık 10 TL'dir.

Deizm derneği neden gerekliydi?

Biz deistler dinsel baskı yaşıyoruz gerçekten. Fiziksel olarak yaşamak bir anlam katmaz insana. Düşünceleri ile vardır insan. Kendi ifade edemediği bir yerde yaşamak insan hakları ihlalidir ve zulümdür. Aslında düşüncelerimi açıklamak zulmü şöyle dursun, fiziksel ve dinsel baskı bizleri daha da yaşanılamaz kılar. Bu yaşamak gibi, nefes alamamak gibi bir şey.


Çoğu deist bir dernek kurulmasına ihtiyaç olunmadığını söylüyor, neden bu derneği kurdunuz, neden gerek vardı?

Böyle söylemelerini dar görüşlü olmalarına bağışlıyorum. Bunu bütün taraftarların Galatasaraylı olmalarını sağlayıp, takımı rakipsiz bırakmak gibi anlamsız bir girişime benzetiyorlar olabilirler. Ama iş öyle değil. Böyle dar görüşlü düşünenlere şu soruları sormak lazım.
  1. Anonim veya başka kötü niyetlerle yalanlar ve düşmanlıklarla dolu bir dinin varlığına devam etmesini arzuluyor musunuz?
  2. Çevrenizi saran dinin biat etme baskısı size çekici geliyor mu?
  3. Dinsel baskı görmek istiyor musunuz?
  4. Dinsel kölelik altında ezilen, batıl inanışlarla türlü korkular yaşayan, kendi bağnaz dinsel yaşamlarıyla başkalarını baskılayan insanların toplumda var olması ve artması sizi memnun ediyor mu?
  5. Hiçbir dine ait olmadan yaşayan, ama teşkilatlanmamış, dernekleşmemiş bir ortamdaki boşluktan yararlanan Diyanetin, toplum üzerinde egemen güç olma ve cemaatlerinin inançlarını toplumun inançları gibi gösterme, bazı sinsi retoriklerle kanalize etme girişimleri sizi mutlu ediyor mu?
  6. Dinsel karanlıkta yaşayan oldukça muhafazakâr insanların arasında yaşarken, onların ibadetlerini benimsemediğinizden, yerine getirmediğinizden dolayı hor görülmeye devam etmek istiyor muşunu?
  7. Eğer bu sorulara “Hayır” diyorsanız o halde neden bizler gibi derneklerin olması gerektiğini de cevaplamış olursunuz.
Eğer cevap vermekte yine zorlanıyorsanız biz cevabı verelim. Bizler insanların insanların ürünü olan dinlerden arınmasını, ayrılmaları ve batıl olan inançlarından gelen korkularından kurtulmalarını, tutsak oldukları inançları yüzünden başkalarının hayatlarını zehir etmemelerini, böylece din ve mezhep savaşlarına girmemelerini, laik devlet ve seküler toplum oluşmasını sağlayarak, ülke dünya barışına katkıda bulunmak istiyoruz.

Deklarasyonunuzda “Adem ve Havva gibiyiz” diyorsunuz. Adem ve Havva’ya inanıyor musunuz?

Bir metni gözden geçirirken, metnin ruhunu ve söylemek istediği şeyi iyi anlamak lazım. Eğer tek boyutlu okursanız her kelimeye takılır, arkasında aslında ne denmek istendiğini anlayamazsınız zaten.

Deklarasyonda “Adem ve Havva gibiyiz.” dedik. Ancak bu deklarasyon Ateist veya Agnostiklere hitaben hazırlanmadı. Bu deklarasyon inançlı kişilere karşı bir beyandır. Böyle olunca, bizlere sapık diyenlerin aslında kendi inandıkları Adem ve Havva’ya da sapık demiş olduklarını anlatmak istedik. Yani onların yanlış düşündüklerini, yine onların Adem-Havva öğretisi üzerinden göstermek istedik. Bunu anlamak bu kadar zor olmasa gerek. Şöyle düşünün, bizler deklarasyonumuzda “Biz deistler büyük bir aileyiz, her tür dinsel baskıya karşı Süpermen kadar güçlüyüz.” deseydik, o halde sizler bizlerin Süpermen’e de inandığımızı düşünecektiniz. Bu çok komik bir dar bakış açısı.

Bu derneği devletin, insanları fişlemek için açtığını düşünüyorum. Siz de polis olabilirsiniz?

Böyle düşünmek ile haklı olabilirsiniz. Netice de böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ancak şöyle düşünün. 12 Kurucu üyenin hepsi mi polis? Değil ise bir iki polis deistleri kandırarak dernek kurmaya mı kalkıştı? Komplo teorinizi bir an için makul bulsak dahi, iç işleri ve valilik tarafından onaylanmış bir derneğin içinde bulunmak, anayasal hakkımızı kullandığımız sürece ne sakıncası olabilir. Ayrıca zamanında Ateizm Derneği için de böyle düşünülmüştü. Ancak bunu böyle olmadığı derneği kuranların geçmişinden açıkça belli olur. Bir araştırma yapıldığında bunun böyle olmadığına çok rahat kanaat getirilebilir ancak hiçbir araştırma yapmadan veya yapmak istemeden peşin olarak bunu söylemek, Cumhurbaşkanı’na ABD ajanı demek kadar kolaydır.

Bu derneği madem açtınız, inancınız gereği o zaman kendi haline bırakabilirsiniz şimdi?

Bu soruyu bir deistin sorduğunu düşünemiyorum. Olsa olsa deizmi anlayamamış bir inançlı sormuştur. Deizm dindarlar arasında sanıldığı gibi, bir tanrının dünyayı yaratıp bir kenara çekildiği gibi bir inanç değildir. Öyle olsaydı deizm temelden saçma ve mantıksız olurdu. Böyle düşünüyor olanlarından dolayı deizm elbette öyle gelecektir. Deizm, tarihsel bir süreç geçirmiştir. Şu an Modern Deizm sürecindeyiz. 1800’lü yıllarda Hristiyanlıktan bağlarını koparmış ve dinsiz bir şekilde yaşayan deistler, yaratıcıyı yine de dinlerdeki gibi bir tanrı olarak betimlediler. Dinlerin hakikat olmadığı sonucuna vardıktan sonra Tanrı tanımı ile pek fazla ilgilenmediler ve Tanrı tanımı yine insan biçimci yani antropomorfik olarak kaldı. Öyle olunca tanrının neden müdahaleci olmadığı konusundaki soru sürüncemede kaldı ve cevaplanmadı, cevaplanmaya da pek meraklısı olmadı. Zaman ilerledikçe Deizm felsefesi, evrimsel kanıtlar ve diğer bilimsel kanıtlarla kendini bu konuda kendini daha da ileri götürerek olgun bir hal aldı.  Modern Deizmde antropomorfik bir tanrı düşüncesi yok. Yani Deizmdeki tanrı tanımı dinlerdeki gibi insan biçimci, duyguları ve insani nitelikleri olan bir tanrı değil. Bunun yerini aşkın yani insanüstü, doğa ve evren üstü bir bizim tanımlama yapamayacağımız bir tanrı anlayışı var ki bu da tam yerindedir. Çünkü tarih boyunca insanlar putlardan yaptıkları tanrılara bile kendi insani niteliklerini vermişlerdir. Şimdiki deizmdeki bu tanrı anlayışından sonra kimse onun evreni yaratıp bir kenara çekildiği gibi insani davranış tarzını ona yükleyemez. Dolayısı ile tanrı yaratmış bir kenara çekilmiş değil, o yaratma eyleminde bulunmuş bir güç, bir nedendir. Bu tanımdan sonra onun müdahaleci mi, değil mi konusunda şöyle söyleyebiliriz. İnsanlık tarihi, yaşanan acılar ve ıstıraplarla dolu insanlık tarihi bize şunu gösteriyor ki, insanlığı düşünen ve onunla ilgilenmek isteyen bir tanrı hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Müdahale diye konu edinenler tarihte geçmez sadece dinsel masal kitaplarında geçer. İkincisi, söz konusu tanrının, şu an bile, günlük yaşamımızla ilgileniyor olduğuna dair kanıt sunamayız. Müdahaleyi beş duyu organımızla algılayamıyoruz. Ve bilimsel, sosyal ve toplumsal bulgularımız yok. İnsanlar yine hala savaş, yoksulluk, adaletsizlik, hastalık ve daha çok sayabileceğimiz sıkıntılarla kendi çözümlerini üreterek mücadele ediyorlar. Asıl Tanrıya insani niteliklerini yükleyen ve kıyamete kadar dünyaya karışmayan bir şekilde tarif eden İslam'ın ve diğer dinlerin anlayışıdır ve oldukça mantıksızdır.


Bir Allah’ın varlığına inanıyorsunuz madem, neden O’nun bir din göndermediğine inanmıyorsunuz?

Olağan üstü şeyler, olağan üstü kanıtlar gerektirir. Dinler şimdiki insanlık için oldukça ilkel kalıyor. Şimdi birkaç örnek soru ile bu dinlerin tanrıdan mı yoksa zamane insanlardan mı geldiğine siz karar verin.
  1. Köleliği kim kaldırdı, Tevrat, Zebur, İncil, Kur’an mı yoksa Amerika Yurttaş Hakları ve diğer bildirgelerle insanlar mı?
  2. Çocuk haklarını kim en iyi savunuyor mu, söz konusu dinlerin kitapları mı Çocuk Hakları Bildirgesi ile insanlar mı?
  3. Kadınları cariyelikten kurtaran ve toplumun her alanında üretime katılmasını sağlayan söz konusu kitaplar mı yoksa insanların oluşturduğu medeni haklar mı?
  4. İnsanların refah ve konforuna hizmet eden bilimsel bulgu ve gelişmelere dinsel kitaplar mı neden oldu yoksa, dinlerden sıyrılan bilim adamları mı?
  5. İnsanlar daha çok dindar olurlarsa mı barış gelir dünyaya yoksa dinlerden sıyrılınca mı?
Bu sorular eğer eğer din değil, dinlerden sıyrılmış ve dini referans almayan insanlık yaptı diyorsanız, zaten bunları başaramamış dinlerin evreni ve kainatı yaratan bir tanrının eseri olmayacağını cevaplamış olursun.

Cehenneme inanmıyorsanız kötülük yapanın yanına yaptıkları kötülükler kar mı kalacak?

Yaşama dinsel pencereden bakarsanız, inandığınız insansı tanrıdan bir cezalandırma beklersiniz. Ancak yaşamın doğasını gözlemleyin. Doğadaki canlılar bir yaşam mücadelesi içindeler. Bütün canlılar birbirlerini yemekteler. Aynı türler bile kendi içinde savaş halindeler. Bir kaplanın bir ceylanı parçalamasından dolayı ceza almasını bekleyemezsiniz. Kendi içlerindeki mücadele kendi içlerinde kalır. Biz insan oğlunun da yaptıkları aramızda kalır. Buna tedbir olarak kanun ve nizamlar yaparken kendi içimizde cezalandırma yöntemini geliştirmişiz. Toplum içinde belirlediğimiz kanunları çiğneyenler olursa kendi oluşturduğumuz kanunlarla cezalandırıyoruz. Üstelik kötülükler görecelidir. Geçmişte ülkelerin ülkelere saldırması çok doğaldı ve suç değildi. Birleşmiş Milletlerin Kurulmasından sonra konulan kanunlar sayesinde çıkar amaçlı savaş açan ülkeleri kötülük yaparak suçlamış olduk. Bir yerde kanun konmamış ise yapılanlar suç değildir. Kanun konulduğu için eylemleri suç sayıyoruz. Adolf Hitler’in yaptığı kötülüklerden örnek vererek onun nasıl olurda deist düşünceye göre ceza almayacağını soruyorlar. Adolf Hitler’i savaş ilan edip işgalci olarak suç işlediğini ve tanrısal adalet ile cezalandırılmasını arzu edenlere, Osmanlı Padişahlarının da aynı şeyi, fetih arzusu ile yaptığını hatırlatmak isteriz. Ama Adolf Hitler’i katil ilan edip Osmanlı işgallerini fetih diye anmalarının nedeni, birinde birleşmiş milletlerin olmayışı diğerinin oluşudur. Birleşmiş Milletler yokken kötülük değildi, yasa koyucu olarak Birleşmiş Milletler olunca kötülük sayıldı. O halde sonuç şudur. Kötülük nesnel değil özneldir ve tarih içerisinde ve toplumdan topluma değişir ve kötülük yapanlar cezalarını oluşturduğumuz kanunlar sayesinde cezalandırılır. Kanundan kaçanlar ise ölünce bir yerlere kar götürmeyecekler. Onların suçları ya hapistir ya da kanundan kaçak yaşamaları gibi zorlu yaşamlarına mal olur ve bununla beraber vicdanları iyi bir yaşam sürdürmelerini engeller. Dahası suç işlemiş kişilerin kanundan kaçmaları da bizlerin, adalet sistemimizin acizliğidir. Kötülük konusunda son sözümüz şudur. Biz insanlık ailesi olarak birbirilerimize yaptığımız kötülük doğanın ve doğada yaşayan diğer canlıların ilgi alanı olmadığı gibi yaratıcının da müdahalesini gerektirmediğini görüyoruz.  Kol kırılır içinde kalır.

Yaşamın amacı nedir sizce?

Evrimsel süreç ne için yaşadığımızı değil nasıl yaşamamız gerektiğini söyler. Bazılarına göre yaşamın amacı neden yaşadığımızdır, bazılarına göre de nasıl yaşadığımız yaşamın amacıdır. Yaşamın amacının neden yaşadığımız sorusuna verilecek cevap olduğunu söylüyorsanız, bunun cevabının evreni var edende saklı olduğunu ve “Meraklanmayın güvenli ellerdeyiz.” demekle yetineceğimizi söylemek isteriz.

Tanrı kimdir?

Tanrının kim olduğu sorusu, dinlerin antropomorfist anlayışının ürünü. Bizler tanrıyı kişi olarak görmek zorunda değiliz. Dinlerin anlayışıdır bu. Tanrı bir kişi midir, şahıs mıdır ki biz onun kim olduğunu söyleyebilelim. Kendisinin bizlerle etkileşim halinde olduğu kadar biz onunla etkileşim halinde olabiliriz. Başka türlü Tanrının niteliği hakkında öznel düşüncelerden öteye geçemeyiz. Belki de tanrının kim olduğu sorusu yerine tanrının ne olduğu sorusu doğrudur. Dolayısı ile bu bilgiye sahip olamayız şimdilik. Ama tanrının, “Evreni Yaratıcısı” olarak veya ”Evreni var eden” olarak belki de “Varlığımızın Nedeni” diye tanımlayabiliriz. Bu tanımlardan öteye geçmek dinsel öğreti uydurmaktan öteye geçmez.

Tanrının bizi ve evreni yaratmaktaki amacı nedir?

Bunu bilmek tanrının ne veya kim olduğu ve neden var olduğu sorusu ile aynı gizeme sahiptir. Bu sorulara cevap veremiyoruz, verseydik neden var olduğumuz sorusuna da yanıt bulurduk. Dediğimiz gibi tanrı ile etkileşimde olduğumuz kadar onun hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Tarih kendisinin bizlerle etkileşim halinde olduğunu nesnel olarak ispatlayamamıştır.

Neden bir Tanrıya inanmak zorunda hissediyorsunuz?

Bu soruya bir soru ile cevap arayalım. Sizler evrende başka yaşam formları olduğuna inanıyor musunuz? İnanıyorsanız neden inanmak zorundasınız? Sizlerin şöyle cevaplandırdığını duyar gibiyim. “Bizler evrende başka yaşam formları olduğuna inanmak zorunda değiliz. Sadece milyarlarca galakside neden yalnız olduğumuzu düşünelim ki. Netice de biz varsak, başka galaksilerde başkaları da vardır.” Diye bir mantık yürüterek bir sonuca varırsınız. Bizler bir tanrıya inanmak zorunda olduğumuzdan dolayı değil. Sadece biz var isek onun da olduğu makul ve mantıklı. Hem evrende neden hiçbir şey yerine bir şeyler var? Bu soru, bir Yaratıcının olduğu konusunda bize mantıksal bir çıkarım sağladığı için onun olduğunu düşünüyoruz.

Röportajı Gerçekleştiren: Din ve Mitoloji (A.Kara)
Röportaj Yapılan Kişi: Deizm Derneği Başkanı Özcan Pali

DEİZM DERNEĞİ KURUCU ÜYELERİNİN İNANÇ SERÜVENLERİ

Deizm Derneği, Deizm Derneği Kurucu Üyelerinin İnanç Serüvenleri, Deizm Derneği Kurucuları, Dinden çıkış hikayesi, Nasıl deist oldular,
1) Özcan Pali- 1978 Erzincan doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olan Özcan Pali, 9 yaşından itibaren, Aleviliği bir türlü benimseyemez ve her zaman İslam dışı, İslam’a yama yapılmaya çalışılan bir mezhep olarak görür. Dinin beş şartını yerine getirmenin daha doğru olabileceğini düşünse de ülkedeki bağnazlıktan dolayı, inançta kendine sığınacak yer bulamaz. 18 yaşında Yehova’nın Şahitleri ’nin Hristiyan Cemaati ile tanışır. 6 ay inceleme ve araştırma sonucu hakikati bulduğunu düşünür. Vaftiz olur ve Kadıköy Cemaatinde 17 sene, sokak ve kapı-kapı dergi ve broşür dağıtarak misyonerlik faaliyetinde bulunur. Cemaatte Hizmet Yardımcısı ve İhtiyar olarak atanır. Ancak, 2013 senesinde, bir olay onu dinsel hayal kırıklığına uğratır. Ve bu olay, iman ettiği dinsel öğretileri tekrar sorgulamasına neden olur. Artık incelemelerini imanla değil sorgulamayla ve bilimsel disiplinlerle yapmaya karar verir. İman ettiği için bilinçaltında hep bastırdığı şüpheler artık bastırılamaz hal almıştır. Kutsal Kitabı (Tevrat, Zebur, İncil’i) derinlemesine inceledikçe, bilim ile uyuşmadığını, akıl ve mantık ile bağdaşmadığını görür ve Tanrı’nın sözü olamayacağına kanaat eder. Cemaat İhtiyarlığından istifa eder ve gönül vermiş olduğu cemaatten ayrılır. O ayrılış kendisini Deist yapar ve dinsel karanlıkta esarette olanlara yardımcı olmak için, kendisinde Deizm Derneğini kurma fikrini doğurur. Sosyal Medya hesapları açar ve 2014’de Ateizm Derneği’ne bir Deist olarak üye olur ve Deizm Derneği için lobi faaliyetlerine başlar. lgbt’li bir birey olan ve SPoD LGBTİ derneğine de üye olan Özcan Pali, birçok ateist ve deist dostlar edinir. 2018 Haziran’ında diğer kurucu üyeler ile Deizm Derneği’nin kurulmasına katkı sağlar.

2) Nurşen Kara – 1990 Gaziantep doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olan Nurşen Kara, anne babasından mirasla aldığı inancın ibadetlerini yerine getirmekte gayretliydi. İlerleyen zaman, ibadetlerin insanoğluna bir şey katmadığına kanaat getirmesine neden olur. Onun için, dünyada onca kötülüklerin olup bitiyor olması, gökte bir tanrıyı anlamsız kılar. Ayrıca dinsel bağnazlıklar ve dinsel baskılar, yaratıcının varlığını makul bulsa da dinlerin tanrısal kaynaklı olamayacağını düşünür. Gökte bir Efendinin değerini sorgulamaya başlar. Evreni var eden bir Tanrıyı mantıklı bulsa da dinlerin öğrettiği özelliklerde bir yaratıcının olamayacağı kanaatine varır. Adak ve kurban kesimleri, çocuk yaşındaki psikolojisine zarar verir. 18 yaşına geldiğinde, çevresinden farklı düşündüğünü ama buna bir isim koyamadığını fark eder. 20 yaşında ise inandığı kutsal kitabı derinlemesine okur, araştırır. Kitaptan okuduğu bilgilerin çelişkili ve bilim dışı olduğunu fark eder ve artık ailesinin sahip olduğu inanca mensup olmadığını fark eder. Deizm ’in ne demek olduğunu araştırır ve kendisinin Deist olduğunu fark eder. Ailesine bunu paylaşır ve kabul görmez. İlerleyen zaman içinde ailesi, kendisini mantıklı bulur ve anlayışla karşılar. Bağnaz olan dostları ilişkilerini bitirseler de bazıları saygı duyar ve dostluklarına devam ederler. 2016’da İstanbul’a taşındığında, kendi gibi deist dostlarla tanışır ve Deizm Derneği kurulma fikrini destekler.

3) Ahmet Yurtseven – 1991 İstanbul doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olan Ahmet Yurtseven’in meraklı yapısı onu mantıklı düşünmeye zemin hazırlar. Çevresinde öğretilen dinsel öğretiler ve anlatılan dinsel hikayeleri benimseyemez, içselleştiremez ve daha 14 yaşındayken, henüz düşünce yapısına isim koyamasa da bir deist olarak kendini doğal hisseder. İlerleyen yaşı ve artan merakı, her konuda bilgi sahibi olmaya iter ve açlık hissi veren merakını doyurmaya çalışır. Öğrendiği gerçeklerden sonra dinsel inançların, bilimle uyuşmadığını ve insan zekâsı ile bağdaşmadığı sonucuna varır. 17 yaşında kendini deist olarak tanımlar ve öyle yaşar. 27 yaşına geldiğinde yıl 2018’dir ve Deizm Derneği kurma fikrinin taşıyan dostlarla tanışmış olur ve bu cesareti gösterir.

4) Orhan Ağdaş-1986 Erzurum doğumlu.
Sünni muhafazakâr bir ailede yetişen Orhan Ağdaş, dindar biriydi. Deist olan bir akrabasının kutsal kitap çelişkileri üzerine konuşmalarına tanık olur ve inanmak istemez. İçsel tepkilerle karşılık veren Ağdaş, bu iddiaları incelemek ister ve küçük çaplı kişisel araştırmalar yapar. Öğrenmiş olduğu şeyler, onun, inanmış olduğu öğretiler hakkında iyice şüphe duymasına neden olur. İnandığı kutsal kitabının detaylarına odaklandır ve din-bilim çatışmasını görür. İnkâr edilemez bilimsel kanıtlar inançlarını şekillendirmeye başlar. Dinsel eleştirilerde bulunan dostlarla tanıştıktan sonra, akıl, mantık ve sağduyu ile ana babasından miras ile edinmiş olduğu dinsel öğretilerin tanrısal kaynaklı olamayacağı sonucuna varır. Dini inançlardan oldukça soğuyan Orhan Ağdaş, Deist düşünce biçimini makul bulur ve kendini Deist olarak tanıtır. 2018 Haziran’ına gelindiğinde Deizm Derneği’ni hayata geçirmeyi ihtiyaç olarak görür ve kurucular arasında yer alır.

5) Mustafa Çay – 1991 Erzincan doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olan Mustafa Çay, 15 yaşında, memleketindeki Cem Evinde, ibadetlerde üç yıl boyunca istekle görev alır. 18 yaşında İstanbul’a taşındıktan sonra yine bir yıl boyunca ibadetlerde ve folklor ekibinde görev alarak inancının bulunduğu topluluğu destekler, katkıda bulunur. Siyaset ile uğraşmaya başlar ve aktif görev alır, Siyaset ile meşguliyeti onun dinsel öğreti ve ibadetleri düşünmesine neden olur. 22 yaşından sonra ibadetleri ve dinsel öğretileri artık anlamsız ve mantıksız bulur ve pratik yaşam ile bağdaşmadığını fark eder. Ateizm felsefesi konusunda birtakım kişisel incelemesinden sonra, kendini ateist olarak adlandırır ve bu Ateizm Derneğine üye olmasına sağlar. Tanışma toplantılarında ve benzer etkinliklerde yer alır. Zaman ilerledikçe deist dostlarla da tanışır ve mantıklı çıkarımlarda bulunur ve Deist bir düşüncenin akla daha yatkın olduğu sonucuna varır. Deist felsefe çıkarımlarını makul ve mantıklı bulur. Ayrıca, düşünceye mal olan, “Kutsal Kitabımız vicdanımız, iyilik yapmak dinimizdir” sözünü anlamlı bulur ve kendini deist olarak tanımlar. Zamanla deist dostların teşvikini olumlu karşılık verir. 2018 Haziran’ında Deizm Derneğinin kurulmasına katkı sağalar.

6) Aypars – 1986 İstanbul doğumlu.
Oldukça tutucu, muhafazakâr Sünni bir ailede doğan Abdullah Kara, ailesi tarafından inançlı biri olarak yetiştirilir. 25 yaşlarına kadar inancının gereği olan, oruç, namaz ve diğer ibadetleri gayretle yerine getirir. Arapça bilmez ve ezberlediği şeylerin basmakalıp tekrarlardan başka bir şey olmadığını düşünür. Bu onu rahatsız eder ve daha iyi bir Müslüman olabilmek için Kutsal Kitabını kendi dilinde, Türkçe okumak ister. Okudukça, bir zamanlar Arapça okuduğu kitabın üzerindeki kutsallık, derinlik, maneviyat yıkılıverir ve okuduğu şeyler kendisini derinden sarsar. Tercümeleri birbirleri ile karşılaştırır ama bu, sarsılan imanını kurtaramaz. O yaşına kadar iman ettiği kitaptaki sözlerin, evreni var eden bir yaratıcıya ait olamayacağını düşünür. İmanını oluşturan dev çınar yıkılmış, ana sütunlar dağılmış şekilde korku dolu günler geçirir. Yaşama amacını kaybeder ve depresyona girer. Ancak cesareti elden bırakmaz ve sağduyulu davranır. O an hakikatin ne olduğunu bilemez ancak insanlara verilenlerin hakikat olmadığını fark eder. Araştırmalarını yoğunlaştırır, Tevrat, Zebur ve İncil diye bilinen diğer kutsal kitapları da inceler. Öğretilerin başka kitaplardan kopya edilerek revizyona uğradığına kanaat eder. Sümerlileri ve o dönemin antik dinlerini de gözden geçirir. Dinlerin, yaşama anlam vermek içi insanlar tarafından doğal olarak oluşturulmuş folklorik hikayeler olduğu sonucuna varır. Mantık dışı da olsa, inanmak isteyen insanların, dinlerinde yine de bir tanrısallık çıkarıp inanıyor olduğunu fark eder. Bunun en iyi örneği ailesinde görür. 2012 yılında 26 yaşındadır. İmanını yitirdiğini ve artık inançlı biri olmadığını ailesine açıklamak durumunda kalır. Anne-babası bundan derinden etkilenir ve Abdullah Kara, kendisini bekleyen üç yıl boyunca ailesinden baskı görür, hakaretlere maruz kalır ve evlatlıktan reddetmeye kadar giden tehditler alır. İmanın baskılarla geri gelemeyeceğini ailesine anlatmaya çalışır ancak zamanlar durum hafiflese de değişmez. Kendisi, deist bir felsefeyi makul bulur ve yaşama panDeist bir pencereden bakmayı tercih eder. 2015 yılından beri Deizm Derneği’nin tüzel kişilik kazanması için çaba harcar ve 2018 Haziran’ında deist dostları ile bu girişimi başlatır ve kurucu üye olarak katkı sağlar.

7) Ü. Uluhan – 1956 İzmit doğumlu.
Muhafazakâr Sünni bir ailenin çocuğu olan Ümit Uluhan, ailesinin dindar oluşu ve babası tarafından dinsel baskıya uğraması, kedisini dinsel konularda düşünmeye sevk eder. İnancının temelini oluşturan Kutsal Kitabının Türkçe çevirisini okumaya başlar ve bu, zihninde oldukça biriken sorular oluşmasına neden olur. Dinsel öğretilerle anlatılan Tanrı anlayışı ile, zihninde olması gereken tanrı anlayışının oldukça tutarsız olduğunu fark eder. Dinlerden önce, Yaratıcı olgusunun sorgulanması gerektiğini düşünür ve tüm dinsel inançlarını terk eder. “Tüm dünya vatanım, bütün insanlar kardeşim ve iyilik etmek dinimdir” anlayışını da benimser ve kendinin Deist olarak tanımlar. 2018 Haziran ayında Deizm Derneğinin bu ülke için büyük bir kazanım olacağına inanır ve tanıştığı dostlarla Deizm Derneğinin kurulmasına katkı sağlar. Açık düşüncesi kendisi sorun olmasa da ailesini düşünerek güvenlik protokolü gereği arka planda kalmayı tercih eder.

8) Sinan Sezen – 1990 Tokat doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olan Sinan Sezen’in, dinsel öğretilere karşı bakış açısı siyasetle ilgilendiği uzun zaman içerinde şekillendi. Dini kitapları etraflıca okuyamasa da öğretiler ve ibadet şekilleri konusunda mantık dışılığı fark eder. Alevi ibadethanelerdeki ibadetlerin anlamını ve değerini sorgular. Mantıksal çıkarımlarda bulunur. Düşünceleri onu ismini bilmediği bir düşünce biçimine götürür. Araştırdıkça sahip olduğu düşüncenin Deizm olduğunu fark eder ve kendini Deist olarak tanımlar. Deist dostları ile beraber Deizm Derneği’nin kurulmasını destekler.

9) Ersin Solmaz – 1990 Tokat doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ersin Solmaz, din ile ilgili farkındalığı başladığı tarihten itibaren sürekli olarak din olgusunu sorgular ve 2008 yılı itibariyle kararlı incelemelerine başlar. 2 yıl boyunca birçok dinle tanışır ve bu süre sonundaki incelemeleri çerçevesinde kendisini Deist olarak tanımlamaya ve tanıtmaya başlar. 2018 yılına kadar çevresinden gördüğü eleştirilere, yargılamalara, baskılara karşı inancını tek başına savunmak durumunda kalır. Bu süreç boyunca dernekleşmenin önemini fark eder ve 2018 yılında kurucu üye olarak Deizm Derneği’nin kurulmasında rol alır.

10) Görkem Kara – 1987 İstanbul doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu ve uzun yıllar alevi kültürüne bağlı kalmış olan Görkem Kara, gelenekleri sürdürmüş, cem evlerinde ibadetlere, sohbetlere, cemlere katılmıştır. İlerleyen zamanda, Sünni merkezli din anlayışının oldukça mantık dışı bulur. Alevi inancının da İslam dışı bir mezhep olduğunu fark eder. Ancak Sünni anlayışı da kendine yakın hissetmez. Doğadaki tasarım ve gerçekleşen olaylar, yaratma eyleminde bulunan birinin olduğuna kanaat getirmesine neden olsa da dinlerin tanrısal kaynaklı olamayacağı sonucuna varır. Evet, evrenin bir yaratıcısının olduğuna kanaat eder ve 2018 Haziran ayında diğer kurucu üyeler ile Deizm Derneğinin kurulmasına katkı sağlar.

11) Eren Solmaz – 1995 İstanbul doğumlu.
Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Eren Solmaz, dinsel bağnazlığın olmadığı Alevi mahallesinde yaşar. Dinin aile ve çevresinde baskın olmamasının rahatlığı ile büyür. Ailesinden dinsel yönlendirmeler almaksızın, ülkenin dinsel durumunu gözlemler. Dinin baskın olduğu coğrafyalarla, dinin hiç baskın olmayan coğrafyaları karşılaştırır ve dinsel egemenliğin ilerlemeye engel teşkil ettiği mantıklı sonucuna varır. İnançların sosyal hayata baskınlığı insanları ayrıştırdığını ve tehlikeli bireyler halinde getirdiğini gözlemler. Toplumun benimsediği dinsel öğretilerin akla ve bilime aykırı olduğunu görür. Deist çevrede büyümenin avantajı, onun Deist düşünmenin oldukça mantıklı olduğunu düşünmesine neden olur. Müstakbel hısım akrabalardan baskı göreceğini düşünerek Deist olduğunu kendi ailesine saklasa da deist yaşam biçiminin en doğal yaşam biçimi olduğuna karar verir ve dinsel baskı altındaki insanların kurtulmalarına katkı sağlamak için Deizm Derneği’nin kurulmasını destekler. Ve Deizm Derneği’nin kurulmasında pay edinir.

12) T. Ergül – 1990 Bursa doğumlu.
Oldukça Sünni muhafazakâr bir ailenin çocuğu alan T.E. dinsel doğmaların oldukça tehdit edici bir ortamında yetişir. 28 yaşında dinlerden tümüyle ayrılmış olmasına rağmen anne babasının dinsel baskıdan dolayı, ayrılmış olduğu dinin ibadetlerini 5 vakit yerine getirmek zorunda kalır ve bu, kendisini iki yönlü bir yaşam sürdürmek sorunda bırakır. Bu baskılara çok fazla katlanamaz ve evinden ayrı yaşamaya karar verir. Deizm Derneği’nin kurulmasına katkı sağlaya istekle cevap verir ancak güvenlik ve diğer protokoller gereği kapalı kimlikle arka planda kalmayı tercih eder.

DEİZM DERNEĞİ KURULDU

Deizm Derneği "Türkiye'yi Deistirelim!" sloganı ile resmi olarak kuruldu.

12 Kurucu üye 18.09.2018 tarihinde İstanbul Valiliği tarafından onaylanan tüzüklerini alarak Deizm Derneği'ni resmen kurdular.

Deizm Derneği başkanı Özcan Pali herhangi bir dine mensup olmadıkları yüzünden ağır hakaretlere uğradıklarını, onurlarının incitildiğini ve hükümetin başındakilerin onlara "sapık" bile dediğini dile getirdi ve ekledi "Bizler Adem ve Havva gibiyiz, onlar da hiçbir dine inanmıyor sadece Allah'a inanıyorlardı, kitap yada peygamberleri yoktu. Eğer bize sapık diyeceklerse inandıkları Adem ve Havva'ya da sapık demiş olurlar".

Derneğin İnternet Sitesi: http://deizmdernegi.org

DENİZLİ'DE 14 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA CİNSEL İSTİSMAR

Dini Haber, Haberler, Artan çocuk tecavüz haberleri, Denizli'de 14 yaşındaki çocuğa cinsel istismar,Denizlide Suriyelilerin tecavüz ettiği çocuk,Denizli'de cinsel istismar suçu,Denizli haber
Denizli'de 14 yaşındaki bir kız çocuğuna bir grup tarafından cinsel istismarda bulunulduğu bizzat Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklandı. 1'i Türk 6'sı Suriyeli 7 kişi tutuklandı, 3 kişi ise hala aranıyor.

Denizli halkı tepki gösterince çıkan olaylar sonucu 5 kişi gözaltına alındı.

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyla ilgili açıklaması:
Geçen salı günü, Kale Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan ihbar ve müracaatta, 14 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik 10 kişinin nitelikli cinsel istismar suçunu işledikleri iddia edildi. Bunun üzerine derhal, Kale Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Mağdurun cinsel istismara dair raporları aldırıldı. Beyan doğrultusunda şüphelilerden 1'i Türk vatandaşı, 6'sı ise Suriye uyruklu olmak üzere toplam 7 kişi yakalandı. Bu kişiler, Kale Sulh Ceza Hakimliği'nce, sorgularının ardından tutuklandı. Olaya karıştıkları iddia edilen diğer 3 kişinin ise kimliklerinin tespiti ve yakalanmaları için çalışmalar sürüyor.
SURİYELİ AİLELER TAHLİYE EDİLİYOR
Denizli halkı bu suçu işleyenlerin kendilerine teslim edilmesini istediler, olayların kontrolden çıkması ihtimali üzerine Kale'ye Denizli çevrelerinden polis ve jandarma takviyesi yapılırken bölgede yaşayan 30 Suriyeli aile güvenlik nedeniyle tahliye edildi.

Konuyla ilgili Kale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yayın yasağı getirildi.

Haber Tarihi: 11.10.2018
Kaynak: CNN Türk, T24, Sputnik, Yeniçağ, Haber Denizli, Oda Tv

RAHİPLERİ CİNSEL İSTİSMARDAN SORUMLU TUTMAK NEDEN ZOR?

Dini Haber, Haberler, Cinsel istismar, Kiliselerdeki cinsel istismarlarda artış, Kilise cinsel istismar,Papa Francis'in mektubu,Vatikan cinsel istismar
Büyük bir jüri raporu kısa süre önce Katolik Kilisesi'nde çocuk cinsel istismarının şaşırtıcı düzeylerini buldu. Altı piskoposluk bölgesinde 1000'den fazla çocuğun cinsel tacizini ortaya çıkardı ve 301 rahibe olayın faili olarak isimlendirildi. Ayrıca dini görevlilerin suistimali göz ardı ettikleri de kayıtlara geçti.

Buna karşılık, Roma Katolik Kilisesi başkanı Papa Francis "Tanrı'nın İnsanları" na hitaben bir mektup yazdı:
"Utanç ve tövbe ile, bir topluluk olarak olmamız gereken yerde olmadığımızı, zamanında hareket etmediğimizi, birçok canlıya verdiğimiz zararın büyüklüğünü ve ağırlığını kabul ediyoruz. Küçüklere hiç ilgi göstermedik; Onları terk ettik."
2001'den beri merkezileşme hareketinde Vatikan, piskoposun çocuk cinsel istismarına ilişkin tüm kanıtlanmış iddialarını İnanç Doktrini için Cemaatine göndermesini şart koştu. İnanç Doktrini için Cemaat Vatikan'da bulunur ve genellikle güçlü bir Kardinal tarafından yönetilir.
İşi "inancı teşvik etmek ve korumak"tır.

İnanç Doktrini Cemaati, piskoposun standart bir duruşma yürütmesini, bir kişinin kendi başına gerçekleştirmesini veya görevden alma veya görev devamının kabul veya reddetmesini söyler. Rahipler kararlara ve cezalara itiraz edebilirler. Vatikan bazen rahipleri kovmak isteyen piskoposları bile geçersiz kılar.

Tamamen kendi yetkileri dahilinde olmasına rağmen Papa Francis kanuna aykırı çocuk cinsel istismarı konusunda Kanun Kurallarını değiştirmemiştir.

Haber Tarihi: 29/08/2018
Kaynak: RNS

BAPHOMET HEYKELİ MİTİNGİ

Dini Haber, Haberler, Baphomet Heykeli Mitingi,Satanistlerin ABD'de diktiği Şeytan heykeli,Arkansas Baphomet heykeli,Şeytan kilisesi,Baphomet heykeli,Satanist mitingi
Baphomet isimli keçi başlı, kanatlı şeytan figürünün dev bronz heykeli ABD'nin Arkansas Eyalet Meclisinin bulunduğu kongre alanın önüne yerleştirildi.

Perşembe günü düzenlenen İlk Değişiklik yürüyüşüne yaklaşık 150 kişi katıldı. Satanizm Tapınağı konuyla ilgili olarak "10 Emir Anıtı insanların dini özgürlüklerini kısıtlıyor, yanında gülümseyen çocukların olduğu 7 metre uzunluğundaki bir heykele bile dini tolerans gösteremiyorlar" dedi.

Mitingi düzenleyen Arkansas eyaleti Satanizm sorumlusu konuyla ilgili şöyle dedi: "Eğer dini anıtlardan herhangi birine izin vermiyorsanız o halde herhangi bir dine ait hiçbir anıta izin verilmemelidir"

2017 yasalarından dolayı kurulmasına izin verilmeyen Baphomet heykeli geçen Perşembe günü kaldırıldı.

Arkansas'daki On Emir Anıtı ise Cumhuriyetçi Jason Rapert tarafından desteklenmiş ve 2017'de sessizce kurulmuştu. Kurulmasından 24 saat geçmeden bir adam arabası ile anıta çarparak kaza yaptı ve aracı parçalara ayrıldı. Aynı adam Oklahoma eyalet başkenti dışındaki bir başka On Emir anıtını daha imha etti.

Oklohama Yüksek Mahkemesi'nin On Emir tapınağını da yasalara aykırı bulup kaldırması sonucunda Satanizm Tapınağı da Baphomet heykelini kurmak için başlattığı kampanyasını sonlandırdı.

Haber Tarihi: 18/08/2018
Kaynak: RNS

KİLİSELER BAĞIŞ İÇİN KART OKUYUCU KULLANMAYA BAŞLADI

Dini Haber, Haberler, Kiliseler kart okuyucu kullanmaya başladı,Kiliseye kart ile bağış,Bağış için kredi kartı kullanımı,İngiltere Kilisesi,ABD Kiliseleri,Kiliselere dijital bağış
DOKUN VE DUA ET!
KİLİSELER BAĞIŞ İÇİN KART OKUYUCU KULLANMA BAŞLADI

Dünya genelindeki binlerce Hristiyan kilisesi artık insanlar üzerinde nakit olarak para taşımadığından bağış toplamak için taşınabilir kart okuyucular veya uygulamalar kullanmaya başladı.

İngiltere Kilisesi'ne artık yaklaşık 16.000 dini alanın artık taşınabilir kart okuyucularına erişebileceğini söylüyor. ABD'de ise yüzlerce kilise sadık takipçilerinin bağış yapabilmesi için kartlarını kullanabilecekleri kulübeler kurdu. Ayrıca kiliseler için paranın herhangi bir zamanda gönderilebileceği akıllı telefon uygulamalarını popülerleşmeye başladı.

İngiltere'nin ulusal yönetim kurulu başkanı John Preston, “Özellikle para taşımayan genç kilise takipçileri için işlerimizi hızla değiştiriyoruz ve tüm nesillerin ibadet yerlerinden en iyi şekilde yararlanmasını istiyoruz” dedi.

Teknolojiler, web sitesi üzerinden yapılan bağışlardan uygulamalara ve kilisede oluşturulan fiziksel ekranlara kadar çeşitlilik göstermektedir. Temassız kart okuyucusu ise özellikle İngiltere Kilisesi'nin  benimsediği daha yeni bir evrimdir.

Graham Hunter konuyla ilgili şöyle diyor:
"İncil tanrıyı baş teknik subay, baş tekniker, geleceğe dair bir mimar olarak tanımlar. Yani böylece Tanrı yaratıcı ve yeni teknolojiler üretiyor dolayısı ile biz de öyle yapmalıyız"

Haber Tarihi: 07/08/2018

AZINLIK CEMAATLERİNİN ORTAK AÇIKLAMASI

Haberler, Dini Haber, Azınlık cemaatleri, Azınlık cemaatlerinin liderlerinin bildirgesi, Rum Ortodoksları, Ermeni Patrik Vekili, Türkiye Hahambaşı,
Türkiyedeki azınlık cemaatlerinin önde gelenleri, bir bildirge yayınlayarak farklı dindeki topluluklara baskı yapılmadığını, bunun bir yalan olduğunu ilettiler.

Ülkede farklı dinlere mensup olanlara karşı bir baskı olmadığına dair bildirge yayınlayan temsilcilerden bazıları şöyle: Patrik 1. Bartholomeos (Rum Ortodoksları Patriği), Başpiskopos Aram Ateşyan (Türkiye Ermenileri Patrik Vekili) ve Rav İsak Haleva (Türkiye Hahambaşısı).

Kamuoyundaki bazı siyasi ifadelerde konuşulan, farklı inançtan insanların özgürlük ve ibadetlerine dair kısıtlamalar olduğu yönündeki iddialar için şu yanıt verildi:

"Ülkemizde asırlardan beri yerleşik farklı din ve inanç mensubu kadim toplumların dini temsilcileri ve vakıf yöneticileri olarak inancımızı özgürce yaşamakta ve geleneklerimize göre ibadetlerimizi özgürce yerine getirmekteyiz. Baskı olduğunu iddia eden ve/veya ima eden beyanlar tamamen asılsızdır ve maksadını aşmaktadır.   

Geçmişte yaşanılan birçok sıkıntı ve mağduriyet zaman içinde çözüme kavuşturulmuştur. Geliştirilmesini arzu ettiğimiz konular hakkında ise karşılıklı iyi niyet ve çözüm iradesi ile devletimiz kurumları ile devamlı istişare etmekteyiz. Kamuoyuna doğru yönde bilgilendirme yapmanın sorumluluğu ve bilinci ile bu ortak açıklamayı yapmaktayız."

Haber tarihi: 31.07.2018