SON YAYINLAR
latest

ARKEOLOJİK KEŞİF

Arkeolojik keşif
islamiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islamiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İLK UZAYA ÇIKIŞ VE MÜSLÜMAN İDDİASI

din,Müslüman takiyesi, sizden gelenler, Kur'an'ın gizemleri, islamiyet, Kur'an'da uzay yolculuğu,Takiye,Meryem suresi,Kur'an'da Sputnik
Takiyeci hanım burada Meryem suresinin uzaydan hatta ilk uzay yolculuğundan bahsettiğini yani bunun önceden bilindiğini ve Kur'an'da yazdığını söylemiş. Peki bakalım Meryem suresinde ne yazıyor:
54 Bu kitapta İsmâil’i de okuyup an. O gerçekten sözüne sadıktı; elçi-peygamberdi.
55 Halkına namazı ve zekâtı emrederdi ve rabbinin rızâsına ermişti.
56 Kitapta İdrîs’i de okuyarak an. Hakikaten o, pek doğru bir insandı ve bir peygamberdi.
57 Onu üstün bir konuma getirdik.

Şimdi ayetlere bakınca olayın hiçte iddia edildiği gibi olmadığı aşikar. Birini üstün bir konuma getirdik demek onu uzaya gönderdik anlamına gelmez. Kaldı ki uzaya gönderdik desin, 56.ayette üstün konuma getirilen kişinin İdris olduğu söyleniyor. Yani 57.ayette üstün konuma getirdik dediği kişi babam değil, 56.da da yazdığı üzere İdris.
Peki Kur'an bu ayette Rusların yaptığı ilk uzay yolculuğundan bahsediyor diyen hanımefendiye sormak istiyorum İdris Rus muydu? İdris 1900'lerde mi yaşadı?

Yani Kur'an bu ayette uzay yolculuğundan falan bahsetmez. Rusların uzaya gidişini falan bilmez. Burada İdris'e makam olarak verilmiş ayrıcalıktan bahsedilir (bilindiği üzere İbrahimi dinin tanrısı sürekli birilerini diğerlerinden üstün kılmayı sever).

Yani 57. ayete bakıp böyle bir anlam çıkarmak neyin kafasıdır bilmiyorum. Komik bir şekilde Rusların Sputnik 1'inden haber veriyor demeye getirmişsiniz ama yukarıda da yazdığım şekilde her yönden FOS bir iddia.

Komik olan ise Sputnik'in fırlatılma tarihini de yanlış biliyor olmaları, doğru tarih 4 Ekim 1957, saat 19:28'dir.

Yani sizin mantığınızla gizem aramaya kalkarsak bu tarihe göre 19, 28 yapıyor.
Peki bakalım Meryem suresi 28. ayetinde uzaydan mı bahsediliyor:
28 "Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam, annen de iffetsiz değildi."

Evet hakikaten uzaydan bahsediyormuş... Çoğu zaman olduğu gibi iffet, namus, cinsellik vs. Yani konu uzay değil, cinsellik...

SİZDEN GELENLER | Yazan: Agir Han

Eleştirisel bakış açısı ile her din ve inanca ait yazılarınızı, inancınızın değişim sürecini anlattığınız sorgulama süreçlerinizi dinvemitoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
  • Bu yazılar biz-siz gibi sorgulama evresine girmiş herkese mutlaka biraz olsun ışık tutacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazılar sitemizde adınızla veya takma adınızla yayınlanacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazının başka bir internet sitesinde yayınlanmamış olması gerekmektedir. (KOPYA içeriğe karşı olduğumuzdan, sitemizdeki tüm içerikler özgündür)

HİLAL VE YILDIZIN TARİHİ

A, din, islamiyet, Antik semboller, Hilal ve yıldız, Hilal ve yıldız sembolü, İslamiyetin sembolü, Camilerin tepesindeki ay, Ay tanrısı Sin ve İslam, İştar, Şamaş, Mezopotamya'da hilal ve yıldız,
Hilal ve yıldızın birlikte (ortak) kullanımı ilk olarak İsrail'dir ve antik İsrail krallığında yanyana kullanılmışlardır. MÖ. 13-14. yüzyıllarda Moabites tarafından kullanılmış olan bu sembol kendisine ait olan mühürlerde sıkça göze çarpmaktadır.

İslamiyetin sembolü olan hilal ve yıldız figürü aynı zamanda antik Sümer'de de en çok kullanılan öğelerdendir. Hilal, Ay Tanrısı "Sin"i temsil ederken yıldız ise Ishtar (İştar)'ı aynı zamanda Roma mitolojisindeki Venüs'ü sembolize eder.
Antik Sümer'de bu iki sembole ek olarak "Şamaş" adı verilen bir güneş diskinin de kullanımı yaygındır. Sümer medeniyetinde bu 3 sembol kullanılırken:
Ay: Sin'i, yıldız: İştar'ı, güneş: Şamaş'ı temsil etmektedir. (Arap diline Şems -güneş- olarak geçen Şamaş Asur ve Babil'de güneş tanrısı olarak tapınılmış bir ilahtır)

Hilal ve yıldızın bir arada kullanımı Mezopotamya medeniyetlerinde de görülmektedir. M.Ö. 147'de Kral 1. Mithridates, M.Ö. 58-38'de 2. Orodes ve M.Ö. 38-2'de 4. Phraates tarafından basılmış olan antik paralarda bu semollerin kullanılmış olduğu görülmektedir.
Kaldı ki yukarıda sayılan kişiler kullanmadan tam 2 milenyum yıl önc Elam devleti tarafından da kullanılmış, Babil mitolojisindeki zamanın ve ayın tanrısı Sin, güneşin kudretli hakimi, yeryüzü ve cennetin yargıcı olduğuna inanılan Şamaş ve yıldız tanrısı İştar sembolize edilirken bunlar babil krallarının güçlerinin kaynağı olarak kullanılmıştır (antik Mısır'da firavunların gücünü tanrıdan aldığını söylemesi gibi).

Fakat bu sembollerin İslam öncesi kullanım yerleri ve onlara ne şekilde tapınıldığı bilinmesine rağmen hiçbir Müslüman:
"Neden İslamiyet'in sembolü de "hilal"dir?
"Putperestliğe tepki olarak doğduğu söylenen bir din neden kendinden önceki putperestlerin kullandığı sembolleri aynen kullanmaya devam eder?"
diye düşünmüyorlar...

Kaynaklar:
Irving L. Finkel, Markham J. Geller, Sumerian Gods and Their Representations, Styx, 1997, p71,
André Parrot, Sumer: The Dawn of Art, Golden Press, 1961,
A.H. van Zyl, The Moabites, Brill, 1960, pp 111-112, pp 157-158,
Othmar Keel, Christoph Uehlinger, Gods, Goddesses, and Images of God in Ancient Israel, Fortress Press, 1998, p322,
John Hansman, "The great gods of Elymais" in Acta Iranica, Encyclopédie Permanente Des Etudes Iraniennes, v.X, Papers in Honor of Professor Mary Boyce, Brill Archive, 1985, pp 229-232,
Michael R. Molnar, The Star of Bethlehem, Rutgers University Press, 1999, p78

Yazan: A.Kara

İSLAM EVRENSEL MİDİR?

Aftiel, din, islamiyet, İslam evrensel midir?, İslam tüm insanlığı kapsar mı?, Kur'an evrensel midir?, Kur'an'da cinler, Arap inanışında cinler, Marid cini, Cinler
İslamistler İslam dininin her döneme ve bölgeye hitap edebileceğini öne sürerler. Acaba bu iddialarının doğruluk payı ne kadar? Dedikleri gibi evrensel bir kitap mı yoksa 6-7. yy. Arap kültürüne mi ait?

En’am 92. ayete bakacak olursanız Kur’an ın tüm dünyaya hakim olmak gibi bir amacının olmadığını fark edersiniz. Bahsi geçen ayette Kur’anın Mekkeye (oradaki deyim ile şehirlerin anasına) ve çevresine indiği anlatılmaktadır. Eğer Kur’an dedikleri gibi evrensel bir kitap ise Tanrı neden bu kadar yerel bir amaçla konuşmuştur?

Hicab. Yani baş örtüsü veya türban. Bu İslamiyet öncesinde Arapların kullandığı bir kıyafettir. İslamiyetten sonra ise kullanımı erkeklerin kadınları görüp etkilenmemesi için kadınlara zorunlu kılınmıştır(!). Yine Tanrı Arap kültüründen bir ögeyi kullanarak kendi istediğini gerçekleştirmiştir. Üstelik amacını başaramamıştır bile. Tesettür giymenin asıl amacı kadını gösterişten uzak tutmak ve erkeklerden sakınmasını sağlamaktır. Ancak günümüz Müslüman erkeklerinin kızları ve eşleri (Müslüman kadın demedim farkındaysanız çünkü Müslüman kadın diye bir şey yoktur. Müminlerin hanımları ve kızları vardır ki bu da başka bir günün konusu) tesettür takmakla beraber bir kova makyaj malzemesi kullanmaktadır veya sadece baş örtüsü takıp günlük giyilebilecek kot pantolon veya tişört giymektedirler. Bu durumda tesettürlü olmanın ne anlamı kaldı ki?

Diğer bir İslamiyet öncesi Arap kültürü ögesi ise cinlerdir. Bildiğiniz üzere cinler Kur’anda büyük bir yer kaplamaktadır. Ancak onlar da diğer birçok içerik gibi İslamiyet ile birlikte gelmemiştir. İslamiyetten önce de var olan “Marid” vb. Arap mitolojisi varlıklarındandır. Arap mitolojisinde cinler elementlerle özdeşleştirilmiştir. Ancak bu elementler bizim şu anki kullandığımız elementler tabloundakiler değildir elbet. Su, toprak, ateş ve havadır. Marid dediğimiz varlık da su cinidir. Diğer cinlerin arasında en güçlü olan ama en az bulunan cindir. Eğer İslamiyet dedikleri gibi eski cahiliye dönemini yıkıp yerine daha akılcı bir durum getirdiyse dilekleri yerine getirdiklerine inanılan ve varlıklarına dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmayan bu varlıkları neden kendi sözleri içerisine sokmuştur?

İslami cezalar da yine eski yüzyıllardan kalma cezalardır. Suçluyu yere yatırıp falakaya tutmak, taşlayarak öldürmek, kafasını kesmek, ellerini çapraz şekilde kesmek. Tamamı ya canicedir ya da anlamsız ve çocukçadır. Tanrı resmen utanmasa kafalarını bir tahtaya geçirip domates fırlatın diyecektir. Günümüzde ötenazi hakkında tartışmalar yapılırken İslam zina cezası olarak ayaklara halk arasında sopa vurulması cezasını uygun görüyor. Şimdi lütfen söyler misiniz bunun neresi evrensel?

Zuhruf suresi 3. ayete bakacak olursanız Tanrı bizim Kur’anı daha iyi anlamamız için onu Arapça indirdiğini söylediğini görürsünüz. Günümüzde bile 7.53 milyar insan arasından sadece 220 milyon kişi konuşuyor. Yani dünyanın büyük bir kısmı Arapçadan bihaber. Peki bu durumda Tanrı neden Kur’an ı en çok konuşulan dillerden birinde göndermedi? Mesela Çinceyi konuşan 1.3 milyar kişi var. Tanrı en azından Çince gönderseydi dünyanın yaklaşık olarak çeyreği sıkıntı çekmeden Kur’anı anlayabilir ve üzerine düşünebilirdi.

Ayrıca Kur’anın Türkçeye çevrilmemesi, çevrilse bile Türkçe okunmaması da bu dinin bir Arap dini olduğunun diğer bir göstergesidir. İlla Kur’an ı Arapça okuyacaksın. Türkçe veya başka bir dilde okursan anlamını mı yitiriyor? Ya da tam çevrilemiyor diye mi Arapça okuman lazım? İyi de zaten çevrilemiyorsa nasıl bu anlamadığımız kitaptan sorumlu tutuluruz?

Kur’an 6-7. yy. Arabistan yarımadası yaşamını günümüze ve ülkemize aşılamayı günümüzde gayet iyi de başarıyor. Normal bir günde bedevi gibi gezenler mi dersiniz, karalar içinde suratı bile görünmeye kadınların etrafta korku filmi unsuru gibi gezmesi mi dersiniz her şey var.

Bir sonraki yazıma kadar modern kalın, mantıklı kalın.

Yazan: Aftiel

DİNİ REFORME ETMEYE ÇALIŞMAK NE KADAR MANTIKLI?

Aftiel, Caner Taslaman,İslami reformistler,Dini reformistler,Deve sidiği,Edip Yüksel,Martin Luther ve Protestanlık,din, islamiyet, İslami reform,İslamı güzel gösterme çabaları
Çoğunuz şu hikayeyi duymuşsunuzdur:
Zamanında Roma Katolik Kilisesi insanlara cennetten arsa satıyordu. İnsanlar yeterli ücreti ödediğinde cennetteki yerleri hazır oluyordu. Ancak bu fikir bazı kişilere anlamsız geldi.

Günlerden bir gün bir kişi kiliseye gelip sorar: “Cehennemden de arsa satıyor musunuz?”.

Cevap evettir. Ama kim cehennemden bir arsa almak ister ki diye düşünürler. Daha sonra ise çok ucuz bir fiyata bu kişi bütün cehennemi alır.

Cehennemin tapusuyla binlerce insana seslenir: “Bundan sonra kimse kiliseden cennet toprağı satın almasın. Çünkü cehennemin sahibi benim ve hiçbirinizin oraya giriş hakkı yok.”

Bunun üzerine kilise bu kişinin peşine düşer ancak bu kişi sığındığı kral sayesinde kiliseden kurtulur ve Protestanlık mezhebini kurar. Bu kişi Martin Luther'dir.

Bu hikayenin gerçeklik payı var mı bilmiyorum ancak gerçek olmasa bile günümüzde bu şekilde çalışan reformistler yok mu? Var. O zaman onlardan konuşalım.

İnsanlar ilerleyen zamanla dinin içindeki bazı saçma şeyleri görmeye başlıyorlar. Bir kısmı dinden çıkıyor, bir kısmı bunları görmezden geliyor, bir kısmı ise ikisini de yapamayacak kadar korkak ve kararsız olduğu için dinini kendi kafasına göre yamalıyor. Bizim ele alacağımız kişiler bu son grup.

Martin Luther (Tekrar söylüyorum. Hikaye eğer gerçekse geçerli bunlar.) madem dinin saçmaladığı noktaları tespit etti, neden toptan bu dini reddetmek yerine reforme etmeye çalıştı ki? Neden? Neden temelleri parçalanmış olan bir binanın temellerine hala çimento ile yama yapmaya çalışırsın ki? En mantıklısı o binayı yıkıp daha sağlam temellere dayanan bir bina yapmak değil midir?

Aynı soruyu bugün İslamı reforme etmeye çalışan Caner Taslaman, Edip Yüksel gibi kişilere de sormak isterim. Madem bu dinin saçma yönlerini görecek kadar cesursunuz, neden onu reddedemeyecek kadar korkak davranıyorsunuz? Caner Taslaman bey TV programlarına çıkıp Müslümanlara deve sidiği sunmayı biliyor. Ancak kendisi de Müslüman olduğunu iddia ederken o sidiği sanki yabancı birine sunar gibi sunuyor.

İslamda kadını dövmek yoktur, İslamda kadın erkek eşittir, İslam mantık dinidir, Kuranda bilimsel mucizeler vardır… Peki İslam böyle bir din mi? Siz Kur'an inmeye başladığında, İslam yayılmaya başladığında insanların kendini bilime ve felsefeye adadığını, kadınların yüksek mevkilere gelip rahatça yaşayabildiklerini, mantıksız uydurma hurafelerin terk edilip akılcı bir yaşam tarzının elde edildiğini mi düşünüyorsunuz?


Neden günümüz laik yaşantısı İslam sanılıyor? Eğer sen dışarıda istediğin gibi gezebiliyorsan, sevdiğin kişi ile sinemaya gidebiliyorsan, karşı cinsle eşit şartlarda okuyabiliyorsan, dinden çıktığın zaman kimse sana karışmıyorsa teşekkür etmen gereken kişi peygamber değil. Bu dinin getirisi değildir. Bu laik cumhuriyetin getirisidir.

Bu reformistler Kuranın kendilerine yeterli olduğunu iddia ediyorlar. Peki kardeşim. Uygulayalım mı Kuranda yazanların hepsini? Öldürelim dinden çıkanları. Kadınlardan hicab takmayanları sopayla dövelim. Kadına erkeğin yarısı kadar miras verelim. Var mısınız bunlara?

Aaa tabi unutmuşum. O gerçek İslam değil. Kuranda aslında orada öyle demek istemiyor.

E binlerce yıldır Araplar bunları yaşıyor ve yaşatıyor?

Ama onlar gerçek İslamı yaşamıyorlar. Onlar kendi dilinde yazan kitabı anlayamamışlar. Bir tek siz (Arapça bile bilmeyen) birkaç kişi en iyi şekilde anlıyorsunuz. Gerçek İslam tamamen modern bir bakış açısına sahiptir. Hiç akıl dışı işlere girişmemiştir bu din.

Hem tanrı korkunuzu yenemiyorsunuz hem de yaşam şeklinizden ödün veremiyorsunuz. Ancak gerçekten İslamı yaşayan kişilere gidip “Ben sizin dininizin kafiriyim.” derken hiç sıkıntı yaşamıyorsunuz. İstediğiniz kadar reddedin. İstediğiniz kadar değiştirmeye çalışın. İslam dini 6-7. yy. Arap dinidir. Dibine kadar Arap kültüründen oluşmaktadır. Evrensel hiçbir şey içermez. O dönemde Araplar neyi iyi görmüşse o yazılıdır Kur'an'da.

Bu akımı takip edenlerin sebebi de aynıdır. Bir yandan korkuyor bir yandan da böyle yaşamak istemiyorlardır. Çünkü gerçek İslama göre yaşayanlar birebir 6-7. yy. Araplarının hayatını yaşarlar. Gençler de bu yüzden bu hayat biçimi ile yaşamak istemiyor, ancak küçüklükten itibaren korkuyla yetiştirildikleri için de dinlerini terk edemiyorlar. O yüzden içlerini rahatlatmak için bu akıma kaptırıyorlar kendilerini.

İslamı radikal olarak yaşayanların bakış açısından bile daha tehlikelidir bu bakış açısı. Çünkü radikaller ne kadar ekstrem şeyler ile uğraşsalar da bu kişilere yeterli kanıt gösterdiğinde dini terk etmeye kadar varan bir sürece girerler. Ancak reformistler bu yolun sonuna bir duvar örüyorlar. Tehlikeli olmalarının sebebi de bu. İnsanları din denen hurafeler bütününü reddetmekten alıkoyarak onlara dini süsleyip püsleyerek yeniden satıyorlar.

Zaten bu kişilerin dürüstlükleri de ortadadır. Kendi uydurdukları doğrulanamaz veya anlamsız mucizeler ile avuturlar kendilerini. Bunun yanında bütün radikal ayetleri de kafalarına göre yeniden yazarlar. Bunu yaparken acaba inandıkları tanrıdan da mı korkmuyorlar?

Ayrıca bu bakış açısının yaygınlaşmasının asıl sebebi dinin artık bitmek üzere olmasıdır. Ülkemizde non-teizm çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Dinden para kazanan ve kazanmaya devam etmesi gereken insanlar da bu yüzden bu ayrılışı bir şekilde durdurmalı. Bunu da onların istediği yaşama şeklini onlara çarpıtarak vererek başarıyorlar.

Bir sonraki yazıma kadar sağlam temelli rasyonel fikirlerle kalın.

Yazan: Aftiel

TESLİMİYET DİNİ İSLAM

din, islamiyet, Aftiel, Teslimiyet dini,İslamiyette soru sormak,Müslümanın sorgulaması yasaktır,Düşünmek ve İslam,İslamiyet ve sorgulamak,Maide 101,Kehf 54,Maide 102,Bakara 108
İslamın kelime anlamı konusunda bazı tartışmalar var. Bazıları selam kökünden türediğini söyler, bazıları barış anlamına geldiğini söyler. Bazıları ise Müslümanın “teslim olmuş kişi” anlamına geldiğini söylerler.

Bazıları İslamın akıl dini olduğunu ve bize sorgulamamızı emrettiğini söyler. Bazıları ise teslimiyet dini olduğunu, mantık dini olmadığını söyler. Bakalım Kur’an bu konuda ne diyor.

Maide 101: “Ey iman edenler, size açıklanınca fenanıza gidecek şeyleri sormayın! Oysa Kur'an indirildiği esnada sorarsanız, onlar size açıklanır. Allah onları şimdilik affetmiştir. Allah, çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.” (Elmalılı Sadeleştirilmiş)

Yani diyor ki ey iman edenler, sakın Kur’andaki bazı şeyleri kurcalamayın hoşunuza gitmeyebilir. Ama tam indiği sırada sorarsanız peygamber size onun açıklamasını yapar(!). Tıpkı bizim Caner Taslaman gibi değil mi bu? Yani işine geldiğinde ayetleri senin görmeni istediği şekilde bükme olayından bahsediyorum. Ne olacaktı peki bir kişi çıkıp peygamberi ayeti getirdiği sırada sorgulasaydı? Gerçekten peygamber ona sakince cevap verir miydi? Ya da peygambere kimlerin helal olduğunu anlatan ayet inerken biri sorsa “Yahu peygamberimiz, neden bunlar sadece sana helal de bize değil?”. Hani peygamber insanları kendinden birini peygamber olarak görsün diye insanlar arasından seçilmişti? E bunun neresi adil(!)?

Kehf 54:” Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.” (Diyanet İşleri)

Yani diyor ki Allah “Ne yapsak yaranamıyoruz yahu(!)”. Acaba bu ayet ne tür bir durumda indi? E hani ayet inerken sorgulamak serbestti hocam? Neden hala insanların düşünmeye tartışmaya olan düşkünlüğü seni rahatsız ediyor? Şunun ne kadar saçma olduğunun farkında mısınız: “İnsanların düşünmeye düşkün olması kötü bir şeydir” düşüncesi kadar saçma bir düşünce var mı? Düşünmeyi, tartışmayı sevmemiz bizi tarihte buraya kadar tek şeydi. Aklını kullanan herkes tartışmaya açık olmalıdır değil mi? Ama nedense tanrı bundan rahatsız oluyor. Bak tanrı bir fikrim var. İnsanları bu şekilde yaratmayabilirdin. Yani yine suç sende.


Maide 102: "Nitekim, böyle meseleleri sizden evvel bir topluluk sordu da sonra bu yüzden kafir oldular." (Elmalılı Sadeleştirilmiş)

Çok ilginç. Hem tanrı bize benim sözlerim size gelirken sorgulayın diyor, hem de diyor ki bak sizden önce de soranlar oldu ama onların sonu pek iyi olmadı. O yüzden siz de sormayın. Bu yalanını örtmeye çalışan birinin kuracağı türden bir cümle değil midir? Yani bak beni sorgula ama son sorgulayan adamın sonu çok da iyi olmadı yani. Anladın mı? Şimdi sen de sorgulayabilirsin diyorum ama bence sorgulama. Harika bir korkutma ve bastırma yöntemi değil mi?

Bakara 108: ” Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.” (Diyanet İşleri)

Yine benzer bir kullanım. Bakın sizden önce sorgulayanlar da vardı onlar yanıyor şu an. E hani İslam sorgulanabilir bir din idi? Neresini sorgulamamızı istiyor tam olarak? Peygamber sorgulanmıyor. Peki insan sorgulayamadığı bir şeyi kabul mu etmeli? Bazı pelerinli hocaların dediği gibi kendimizi teslim mi etmeliyiz dine?

Hadi bir örnek verelim. Bu hoca evinde otururken yanına gittim. Ona benim tanrının yeni elçisi olduğumu söyledim. Doğal olarak olamayacağımı, Muhammed peygamberin son peygamber olduğunu söyleyecektir.
Ben de ona Nahl suresi 101. ayeti gösteririm bu durumda:
“Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygambere, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.” (Diyanet İşleri)

Tanrı ayetlerini değiştirdi pelerinli bilmem ne hoca. Şimdi bana teslim olmanızı istiyorum. Ne? Beni mi sorgulayacaksınız? Neden? Kendi dinini sorguladın da sıra bana mı geldi? Hayır teslim olacaksınız. Benim dinim teslimiyet dinidir. Sakın ola beni sorgulamayın. Daha önce peygamberini sorgulayanlar kafir oldu. Siz de mi kafir olanlardansınız? Hayır mı? Güzel. Zaten benim dinim akıl mantık dini değil. Ama bana inanırsanız size cennette “kadın” var kadın. Hem de en sevdiğinizden. “Göğüsleri henüz tomurcuklanmış kızlar”.

Sizce böyle bir konuşma geçer miydi? Sanmıyorum. Pelerinli bilmem ne hoca aniden dünyanın en büyük septiği haline gelirdi bence. Aniden beni sorgulamaya ve dediklerim arasında açık aramaya başlardı. Belki fetva verirken arada benimle ilgili espri yapardı.

Ama konu kendi inancına gelince kimse bir şeyi sorgulamıyor. Teslim oluyorlar. Şimdi size soruyorum: İslam kelimesinin anlamı barış mı, selam mı yoksa TESLİMİYET mi?

Akıl insanların evrimsel tarihte tek silahı olmuştur. Elinizdeki tek silahı kullanmanızı engelleyecek kişiler ve düşünceler sizin en büyük düşmanınız değil midir? Konu teslimiyet olduğunda bunu neden sadece dininize uyguluyorsunuz? Mesela evinize gelen dolandırıcılara neden direkt paralarınızı vermiyorsunuz? Sorgulayanların sonu iyi olmadı değil mi? Sorgulama teslim ol. Bak bir anda teslimiyet sana neler yaptı.

Bu tür nedenlerden dolayı hiçbir şeye teslim olmayı kabul edemeyiz. Her şey sorgulanabilirdir. Eğer bir şeyi sorgulamanız izin verilmiyorsa o kesinlikle, şüphesiz kusurludur ve kusurlarını görmeniz istenmiyordur.

Bir sonraki yazıma kadar aklınızla, sorgulama yeteneğinizle kalın.

Yazan: Aftiel

KUR'AN'DA OLMAYANLAR VE MUHAMMED'İN İLAHLAŞMASI

sizden gelenler, din, islamiyet, Kur'an'da olmayanlar, Hz Muhammed'in ilahlaşması, Muhammed ve Allah, Salli Barik, Allahümme Salli, Süphaneke, Ettehiyyatü, Ayet zannedilen sözler, Selanın anlamı, Sela,
Müslümanım diyen 1000 kişiye sorun 999'u Bunlar KURAN ayetleri der:
- ALLAHÜMME SALLİ/BARİK.
- SUPHÂNEKE.
- ETTEHİYÂHÛ.

Bunlar KUR'AN'DA YOKTUR Ama günde 5 vakit namazda, cenaze, bayram ve cuma namazlarında okunur. 57 İslam Ülkesi içinde Sadece TÜRKİYE'DE...

Halbu ki üçü de HADİSTİR ve 8-9. yy'da yazılmıştır.
Üstelik 5 vakit namazda ve bayram ile cuma namazında okunduğu yetmiyormuş gibi CENAZE namazında da okunan ALLAHÜMME SALLÎ/BARİK ne diyor biliyor musunuz?
"Allah'ım İbrahime verdiğin rahmeti, bereketi zenginliği Muhammed'e, Ailesine ve Sülalesine de ver"
Gömerken bile Araplar için Allah'a yalvarıyorlar...

SELÂ VE ANLAMI
"Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Habiballah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!
Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!
Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!"

MEALİ
"Ey Allah'ın Resûlu, salat-u selam senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Habibi, salat-u selam senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Arşının Nuru, salat-u selam senin üzerine olsun!
Ey Allah'ın Mahlukatının Hayırlısı, salat-u selam senin üzerine olsun!
Ey Öncekilerin ve Sonrakilerin Efendisi, salat-u selam senin üzerine olsun!
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah İçindir!"

Öncekilerin ve sonrakilerin efendisi Muhammed mi ? Muhammed'i öyle bir ilahlaştırıyorlar ki İslam tanrısı Allah Muhammed kadar övgü ve sevgi görmüyor İslam dininde. Allah gerçekten Muhammed in gölgesinde kalmış bunu gerçekten mecazi anlamda değil reel anlamda söylüyorum.

SİZDEN GELENLER | Yazan: İsimsiz

Eleştirisel bakış açısı ile her din ve inanca ait yazılarınızı, inancınızın değişim sürecini anlattığınız sorgulama süreçlerinizi dinvemitoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
  • Bu yazılar biz-siz gibi sorgulama evresine girmiş herkese mutlaka biraz olsun ışık tutacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazılar sitemizde adınızla veya takma adınızla yayınlanacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazının başka bir internet sitesinde yayınlanmamış olması gerekmektedir. (KOPYA içeriğe karşı olduğumuzdan, sitemizdeki tüm içerikler özgündür)

SÜNNETİN KÖKENİ VE TARİHİ

[Antik Mısır'da M.Ö. 1360 yılında 18.Hanedan 3.Amenhotep döneminde Luxor bölgesindeki Khonspekhrod Tapınağı'nın kuzey duvarındaki kayanın üzerine sünnetin yapılışını gösteren bir kabartma oyulmuştur.]

ERKEK SÜNNETİNİN TARİHİ
Erkek sünneti hakkındaki en eski belgesel kanıtlar eski Mısır'dan gelmektedir.
[Tomb artwork from the Sixth Dynasty (2345–2181 BCE) shows men with circumcised penises, and one relief from this period shows the rite being performed on a standing adult male. The Egyptian hieroglyph for "penis" depicts either a circumcised or an erect organ. The examination of Egyptian mummies has found some with foreskins and others who were circumcised.]
Sünnet, evrensel olmasa da eski Semitik halklar arasında yaygındı.
[The book of Genesis records circumcision as God's covenant/command to Abraham. It was to be performed by the male child's eighth day after birth. Herodotus, writing in the 5th century BCE, lists the Colchians, Ethiopians, Phoenicians, and Syrians as a circumcising cultures.]
Ancak Büyük İskender'in fethinin ardından Yunanların sünnetten hoşlanmaması daha önce sünnetin uygulandığı pek çok halk arasında uygulama sıklığının azalmasına neden oldu.
[The writer of the 1 Maccabees wrote that under the Seleucids, many Jewish men attempted to hide or reverse their circumcision so they could exercise in Greek gymnasia, where nudity was the norm. First Maccabees also relates that the Seleucids forbade the practice of brit milah (Jewish circumcision), and punished those who performed it – as well as the infants who underwent it – with death.]

Sünnetin alt-ekvatoryal Afrika'da çeşitli etnik gruplar arasında antik kökleri vardır ve hala savaşçı statüsüne ya da yetişkinliğe geçişlerini sembolize etmek için ergenlik çağındaki erkek çocuklara sünnet uygulanmaktadır.
[Marck, J (1997). "Aspects of male circumcision in sub-equatorial African culture history". Health Transit Review. 7 (supplement): 337–360. PMID 10173099.]

Yahudilikte sünnet geleneksel olarak doğumdan sonraki sekizinci günde erkekler arasında uygulanmaktadır. Erkek sünneti çoğu zaman ayinlerin karmaşık bir geleneğinin bir parçası olarak batılı gezginler ile ilk temas sonrası Avustralyalı Aborijinler ve Pasifik adalıları arasında ortak bir uygulama haline gelmiştir. Geleneksel olarak hala nüfusun bir kısmı tarafından uygulanmaktadır.
[Morrison J (1967). "The origins of the practices of circumcision and subincision among the Australian aborigines". The Medical Journal of Australia. 1 (3): 125–7. PMID 6018441.]

KÖKENLERİ
Erkek sünnetinin ilk çıkış noktası kesin olarak bilinmemektedir ve çeşitli şekillerde başlamış olabileceği öne sürülmüştür:
  1. Dini bir fedakarlık olarak,
  2. Bir çocuğun yetişkinliğe girmesini işaret eden bir geçit töreni olarak (Örneğin Antik Mısır, Afrika ülkeleri vs.)
  3. Doğurganlığı sağlamak için bir sempatik sihir formu olarak,
  4. Cinsel hazzı azaltmanın bir yolu olarak,
  5. Düzenli yıkanmanın mümkün olmadığı durumlarda hijyene yardımcı olarak,
  6. Daha yüksek sosyal statülere işaret eden bir araç olarak,
  7. Düşmanları ve köleleri aşağılama aracı olarak,
  8. Bir topluluğu diğer komşularından ayırmanın bir aracı olarak,
  9. Mastürbasyon veya diğer toplumsal olarak yasaklanmış cinsel davranışları engellemenin bir aracı olarak,
  10. Aşırı zevkten kaçınmanın bir yolu olarak,
  11. Bir erkeğin kadınlara çekiciliğini arttırmanın bir yolu olarak,
  12. Kişinin acıya dayanma yeteneğinin bir kanıtı olarak,
  13. Önemli bir liderin eksik bir sünnet derisinin nadir doğal oluşumunu kopyalamak, ["SHEM". The Jewish Encyclopedia. Retrieved 2013-12-17] , [Amin Ud, Din M (2012). "Aposthia-A Motive of Circumcision Origin". Iranian Journal of Public Health. 41: 84. PMC 3494220 Freely accessible. PMID 23193511]
  14. Şeytanları kovmak için bir yol olarak, [Alphabet of Ben Sirah, Question #5 (23a–b)]
  15. Şünnet derisi tarafından üretilen smegmadan (cinsel organların kıvrım yerlerinde topaklanan kirli beyaz madde) iğrenme görüntüsü olarak.
Sünnetin farklı nedenlerle farklı kültürlerde bağımsız olarak ortaya çıkması mümkündür.

Sünnet derisine birtakım sihirli özellikler atfedildiğini söylemiştim. Sünnet derisi çoğunlukla sarımsak ve soğanla birlikte bir ipe tutturulur ve yarası iyileşene kadar sünnetli çocuğun boynuna ya da ayak bileği etrafına asılırdı. [Dānešvar, I, pp. 31, 59]

Şiraz'da (İran'da bir şehir) sünnet derisi 40 gün boyunca bekleyerek kuruması ve toz haline gelmesi için çocuğun ayak bileğine konur. Toz haline getirildikten sonra nabit denen bir şeker ile karıştırılır ve çocuğa verilir. [Dānešvar, II, s. 56]

Benzer bir uygulama Horasan'da yapılmaktadır. Amacının yeniden diriliş gününde çocuğun sağlam bir şekilde dirilmesini sağlamak olduğu bildirilmektedir. [Šakūrzāda, s.167; Massé, Croyances, s. 53]
Sünnet derisinin bazen tavuklara veya horozlara verildiği de görülmektedir, sebebi ise çocuğun bir savaşçı olarak büyüyeceğine inanılmasıdır. [Katīrāʾī, s. 41-42 | Šakūrzāda, s. 167 | Hedāyat, s. 195]

Sünnet derisinin bir Yahudi dükkan yada evine atılmasının çocuğun üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahip olduğuna; onu gömmenin ise çocuğu bilge ve ihtiyatlı yapacağına inanılmaktadır. [Katīrāʾī, s. 41-42].
Kadınlar sünnet derisini çok istiyorlardı çünkü yutulmasının çoraklığı tedavi edeceğine ya da erkek çocuğa hamile kalmalarına yardımcı olacağına inanıyorlardı. [Dānešvar, I, s. 31, II, s. 56; Katīrāʾī, s. 41; Hedāyat, s. 116; Šakūrzāda, p. 167]

Sünnet derisinin sihirli olduğu inancı nedeniyle yutulmasına Orta Doğu'daki Yahudi ve Arap kadınları arasında rastlandığı kanıtlanmıştır. [Patai, 1987, s. 160; Westermark, II, s. 427; Legey, s. 107, 175]
Ayrıca kadınların sünnet olan çocuklarının kurulmuş ve toz haline getirilmiş sünnet derilerini kocalarının yemeğine bir aşk büyüsü olarak gizlice koydukları bilinmektedir. [Massé, Croyances, s. 53]

SÜNNETİN ANTİK DÜNYADAKİ KÖKENLERİ
Altıncı Hanedanlığın (M.Ö. 2345–2181) Mısır'daki türbesinin sünnet konusunda en eski belgesel kanıt olduğu düşünülmüştür. Sünnete dair en eski tasvir Saqqara'daki kabristanda bulunan (M.Ö. 2400) yarı kabartma bir antik kitabın okunmasıyla birlikte su yüzüne çıkmıştır. Kabartmada şu gibi yazılar bulunmaktadır:
"Merhem onu kabul edilebilir hale getirmektir."
"Düşmemesi için onu tutun".

En eski yazılı metinde toplu sünnet tarifi vardır ve burada Uha adlı bir 23 yaşındaki Mısırlı bir adamın sünnet acısına tahammül etme kabiliyetine sahip olduğu yazar. Bu antik metnin okunabilen kısımlarında toplu sünnete dair şöyle bir kısım göze çarpmaktadır: "Ben 120 adamla birlikte sünnet olunduğumda..."
[Gollaher 2000, s. 2]

Ankhmahor'un mezarındaki gözden geçirilmeye değer bir tasvir vardır. Kral Teti'nin (M.Ö. 2355-2343) hüküm sürdüğü 6.hanedanlık döneminde eski Mısır'daki sünnet eylemlerine dair en eski tasvirdir.

Ankhmahor'un mezarı küçüktür fakat yüksek rütbeli biri olduğundan mezarı kabartma oymalar ile güzelce dekore edilmiştir. Teti'nin piramit alanında bulunur. Onun sıfatları bütün kralların çalışmalarının gözetmenlerini ve iki hazinenin gözetmeni olan Maat rahibi ve lektör rahibini içeriyordu.
[Kanawati, N. ve A. Hassan 1997: 11-12]

Bu kabartma sünnet olan iki adamı gösteriyor. Bu sahne önceleri farklı şekillerde yorumlanmıştı fakat sağdaki çıplak adamın şu sözlerinin yazılı olduğu yazıt sayesinde yanlış anlaşılmaların üstesinden gelinmiş oldu: sin (günah) wnnt r mnx yani: "kesmek, gerçekten, iyice". Onun önünde diz çökmüş olan adam ise şöyle diyor: iw (.i) r irt r nDm: "Dikkatlice devam edeceğim".

Solda çıplak erkeği tutarak orada sabitleyen bir adam diğer tarafta onun önünde sünneti gerçekleştirmek için diz çöken biri var. Diz çökmüş adamın önündeki glifler onu bir Hm-kA yani ölüm rahibi olarak tanımlıyor. Yazıtta ayaktaki adama sünnet olacak kişiyi sabitlemesi söyleniyor: nDr sw m rdi dbA.f yani "Çabuk tut onu. Bayılmasına izin verme". Sabitleyici de şunları söylüyor: iri.i r Hst.k: "İstediğiniz gibi yapacağım".
[Nip Tuck: circumcision in ancient Egypt]

M.Ö. 5. yüzyılda Herodotus Mısırlıların “temizlik için sünnet yaptıklarını, temizlik fikrinin alımlı olmaktan çok daha iyi olduğunun düşünüldüğü dolayısı ile temizlik amacı gözeterek uyguladıklarını” yazmıştır.
[Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2.]

Gollaher ise eski Mısır'daki sünnetin çocukluktan yetişkinliğe geçişin bir işareti olarak görmüştür. Vücuttaki değişimin ve sünnet ayininin çok eski antik gizemlere erişim hakkı sağladığından bahseder. (Ayrıca bkz. Clement of Alexandria, Stromateis 1.15)

Sünnet sonrası erişim hakkı kazanılan bu gizemlerin neler olduğu yani içeriği belirsizdir ancak büyük olasılıkla Mısır dininin merkezinde bulunan efsane, dua ve büyülü olduğuna inanılan sözlerdir. Örneğin Mısır Ölüler Kitabı güneş tanrısı Ra'nın kendini kestiğini ve ondan akan kanın iki küçük koruyucu tanrıyı yarattığını anlatır. Mısriyat Uzmanı Emmanuel Vicomte de Rougé bunu bir sünnet eylemi olarak yorumlamaktadır.
["Circumcision (Sünnet)" Encyclopædia Britannica 1902 (10. baskı)]

Sünnetler ayin eşliğinde taş bıçak kullanılarak halka açık bir törenle gerçekleştiriliyordu. Toplumun üst kademeleri arasında daha yaygın olduğu düşünülmekte olup yaygın olmasada sosyal düzenin aşağı kısmının da sünnet prosedürünü gerçekleştirdiği bilinmektedir.
[Gollaher 2000, p. 3]
Mısır hiyerogliflerinde "penis" sünnetli ve dik biçimde tasvir edilmiştir.

Eski Mısır'da, dulların-definlerinde acımasız bir şekilde her iki cins için tören yapılır ve sünnet bir kurban ayini olarak onların doğurganlık tanrılarını memnun etmek için uygulanıyordu. Eski Mezopotamya'da ise genç çocukların genital organının vahşice kesildiği ve doğurganlık tanrıçasını memnun etmek için sunulduğu şenlikler vardı.

Sünnet ayrıca Mısır'da ve çevresinde yaşayan bazı Semitik halklar tarafından da benimsenmiştir. Herodotus sünnetin sadece Mısırlılar tarafından benimsenmediğini, Kolyanlar, Etiyopyalılar, Fenikeliler, 'Filistinli Suriyeliler', 'Thermodon ve Parthenius nehirlerinin çevresinde yaşayan Suriyeliler ve onların komşuları Makronlar tarafından da benimsenerek uygulandığını bildirmiştir. Ancak “Yunanlılar Fenikeliler ile ticaret yapmaya geldiklerinde Mısırlıların bu geleneği takip etmekten vazgeçip çocuklarının sünnetsiz kalmasına izin verdiklerini” de belirtmektedir.
[Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2]

İncil'deki Yaratılış bölümüne göre Tanrı İbrahimden kendisini, ev halkını ve kölelerini sünnet etmesini ve bunu aralarındaki sonsuz bir antlaşma olarak görmesini söyledi. Sünnet edilmeyenlerin ise kendi halklarından ilişiği kesilecekti.
Bakalım bu konu Yaratılış 17:10-14'de nasıl geçiyor:
10. Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutacağınız ahdim budur; aranızda her erkek sünnet olunacaktır.
11. Ve gulfe etinizde sünnet olunacaksınız; ve sizinle benim aramdaki ahdin alâmeti olacaktır.
12. Ve aranızda evde doğmuş, yahut senin zürriyetinden olmayıp her yabancıdan para ile satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk nesillerinizce sünnet olunacaktır.
13. Ve senin evinde doğmuş olan, ve senin paranla satın alınmış olan mutlaka sünnet olunacaktır, ve ahdim ebedî bir ahit olarak sizin etinizde olacaktır.
14. Ve gulfe etinde sünnet olunmamış sünnetsiz erkek varsa, o can kendi kavmından kesilecektir; o benim ahdimi bozmuştur.
İncil'de bulunan sözleşmeler genellikle bir hayvanı parçalayarak mühürlenmektedir; bunun anlamı, sözleşmeyi bozan şahıs veya tarafın benzer bir kadere maruz kalacağıdır. İbranice'de bir antlaşmayı mühürlemek anlamına gelen fiilin karşılığı tam anlamıyla "kesmek"tir. Yahudi akademisyenler tarafından sünnet derisinin kesilmesinin sembolik olarak bu tür bir antlaşmayı temsil ettiği varsayılmaktadır.
[Mark Popovsky (2010). "Circumcision". In David A. Leeming; Kathryn Madden; Stanton Marlan. Encyclopedia of Psychology and Religion. New York: Springer. pp. 153–154.]

Yeşu 5:4-7'ye göre Musa sünnetli olmayabilir hatta onun oğullarından birinin ve çölde seyahat ederken onu takip edenlerin bir kısmının sünnetli olmadığı anlatılır.
4. Ve Yeşuun sünnet etmesinin sebebi şudur: Mısırdan çıkan bütün kavm, erkekler, bütün cenk adamları, Mısırdan çıktıktan sonra çölde, yolda öldüler.
5. Çünkü çıkmış olan kavmın hepsi sünnetli idiler; fakat Mısırdan çıktıktan sonra çölde, yolda doğmuş olan kavmdan kimseyi sünnet etmediler.
6. Çünkü bütün millet, Mısırdan çıkmış olan cenk adamları bitinciye kadar İsrail oğulları, kırk yıl çölde yürüdüler, çünkü RABBİN sözünü dinlemediler; bize vermek üzre RABBİN atalarına and ettiği diyarı, süt ve bal akan diyarı, onlara göstermemek üzre RAB onlara and etti.
7. Ve onların yerine yetiştirdiği oğullarını Yeşu sünnet etti; çünkü sünnetsizdiler, çünkü yolda onları sünnet etmemişlerdi.
Mısır'dan Çıkış 4:23-26'da ise Tanrı Musa'nın karısı Zipporah'ı Musa'yı öldürmekle tehdit edince tüm oğullarını sünnet ettiriyor:
23. ve sana dedim: Oğlumu salıver ki, bana ibadet etsin; ve onu göndermek istemedin; işte, ben senin oğlunu, senin ilkini öldüreceğim.
24. Ve yolda konakta vaki oldu ki, RAB ona rast geldi, ve onu öldürmek istedi.
25. Ve Tsippora keskin bir taş alıp oğlunun gulfesini kesti, ve onun ayaklarının dibine attı; ve dedi: Gerçekten sen bana kan güveyisin.
26. Ve RAB onu bıraktı. O zaman kadın dedi: Sünnet sebebile kan güveyisin.
HELENİSTİK VE YAHUDİ KÜLTÜRÜNDE SÜNNET
Hodges'e göre antik Yunan'da insan formunun estetiği, sünneti "zaten mükemmel şekilli bir organın bir parçalanması" olarak değerlendiriyordu. Dönemin Yunan sanat eserleri, Satir (yarı keçi yarı insan) ve barbar tasvirleri hariç olmak üzere genelde penisleri sünnet derisi (bazen zarif detaylarda) ile birlikte yani sünnetsiz olarak resmetmiştir.
[Hodges, F. M. (Fall 2001). "The ideal prepuce in ancient Greece and Rome: male genital aesthetics and their relation to lipodermos, circumcision, foreskin restoration, and the kynodesme". The Bulletin of the History of Medicine. 75 (3): 375–405. doi:10.1353/bhm.2001.0119. PMID 11568485.]

Sünnetli penisin doğru olan birşeyi bozmak olarak görülmesinden dolayı Helenistik dönemlerde daha önce bunu uygulamış olan birçok halk arasında bile sünnet sayılarında azalma oldu.

Mısır'da ise sadece papaza ait kast sınıfı sünneti devam ettirdi ve 2. yüzyıla gelindiğinde Roma İmparatorluğu'ndaki sünnet olan tek grup Museviler, Yahudi Hıristiyanlar, Mısırlı rahipler ve Nabatlı Araplardı. Sünnet Yahudi olmayanlar arasında o kadar az görülen bir durumdu ki sünnet Roma mahkemelerinde Yahudiliğin kesin kanıtı olarak görülüyordu.
Roman tarihçi Suetonius, Domitian 12.2'de 90 yaşındaki bir adamın soyulduğu bir mahkeme sürecini anlatmaktadır. Adamın soyulmasının sebebi ise Roma'nın Yahudilere uyguladığı kafa vergilerinden kaçıp kaçmadığına karar vermektir. Bu yüzden adam mahkeme önünde çıplak kalacak şekilde bırakılmış, sünnetli olup olmadığına bakılmıştır.
[Suetonius (translated and annotated by J. C. Rolfe) (c. 110). "De Vita Caesarum-Domitianus". Ancient History Sourcebook at fordham.edu. Retrieved 2008-04-09. The Romans applied the term curtus (lit., "cut short") to circumcised men at least in poetic contexts, e.g. at Horace, Sermones i.9.70.]

Hellenistik dünyanın kültürel baskısı altında yapılan sünnetlerde oldu: Yehudalı Kral John Hyrcanus İdilleri fethettiğinde onları sünnetli olmaya ve Yahudiliğe geçmeye zorladı fakat onların ataları olan Edomitler Helenistik dönem öncesinde zaten sünneti uygulamışlardı.

Bazı Yahudiler Makkabiler 1'de anlatıldığı gibi sünnet durumlarını saklamaya çalıştılar. Bunun temel sebebi sosyal, ekonomik çıkarları kaybetmemek ve spor salonlarında egzersiz yapıp, spor müsabakalarında yarışabilmekti.
Eskiden sünnet edilmiş bir penisin sünnetsiz gibi görünmesini sağlayan teknikler M.Ö. 2. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu teknikte sünnet derisinin kalıntılarından bir kısmı zamanla penis ucunu kaplaması için yeterince gerilmiş hale gelene kadar bakırdan yapılmış bir ağırlıkla asılırdı. 1. yüzyıl yazarı Celsus yaptığı bilimsel incelemesi "De Medicina"da sünnet derisi restorasyonu için 2 teknik açıkladı.
[Rubin, J. P. (July 1980). "Celsus' decircumcision operation: medical and historical implications". Urology. 16 (1): 121–4. doi:10.1016/0090-4295(80)90354-4. PMID 6994325.]

Bunlardan birinde cilt penis ucunun tabanı etrafında kesilerek gevşetiliyor, daha sonra deri penis ucunun üzerine geriliyor ve sünnetsiz bir penis görünümünü verilerek iyileşmeye bırakılıyordu. Bu uygulama mümkündü çünkü İncil'de Milah olarak isimlendirilen sünnet antlaşması nispeten küçük bir sünnetti. Bu sünnete göre sadece penis ucunun ötesine uzanan sünnet derisinin kesilmesi gerekiyordu. Buna karşılık olarak Yahudi dinî yazarları 1. Makkabiler ve Talmud'daki İbrahim'in antlaşmasından dolayı bu tür uygulamaları kınadılar.
[Hall, R. G. (August 1992). "Epispasm: circumcision in reverse". Bible Review: 52–7.]

Bu girişimler ve diğer nedenlerden ötürü sünnet prosedürüne ikinci bir radikal adım eklenmiştir. Bu işlem "Brit Peri'ah" olarak adlandırılmıştır. Bu aşamada sünnet derisi, daha sonra denilen pebis ucunun arkasındaki sırtına kadar kesiliyor sonra birtakım işlemlerle penis ucunun altından yeni derinin gelmesi sağlıyordu.
[Peron, James E. (Spring 2000). "Circumcision: Then and Now". Many Blessings (volume III). pp. 41–42.]

Daha sonra Talmud döneminde (M.S. 500-625) Metzitzah olarak bilinen üçüncü bir yöntem uygulanmaya başlandı. Bu aşamada mohel (yahudilerde sünneti yapan kişi) kötü olduğuna inanılan kanları çıkarmak için ağzıyla sarılı sünnetten kan emerdi. Tüberküloz ve zührevi hastalıklar gibi enfeksiyonların gerçekleşme olasılığını artırdığı için çok sonraki dönemlerde moheler bebeğin penisi üzerine kan emmek için bir cam tüp yerleştirip onu kullanırlardı. Birçok Yahudi sünnet ayininde Metzitzah'ın bu aşaması ortadan kaldırılmıştır.
[Peron, James E. (Spring 2000). "Circumcision: Then and Now". Many Blessings (volume III). pp. 41–42.]

İlk Makkabiler "Brit milah"ın uygulanmasını yasakladığını, bunu yapanların ve bu işleme tabi tutulan bebeklerin bile ölümle cezalandırdığını söylüyor.

1. yüzyıl yazarlarından Yahudi Philo Judaeus (M.Ö. 20 - M.S. 50) sağlık, temizlik ve doğurganlık da dahil olmak üzere çeşitli gerekçelerle Yahudi sünnetini savundu.
[Philo Judaeus. "A Treatise on Circumcision". thriceholy.net. Retrieved 2008-04-09.]

Ayrıca sünnetin mümkün olduğu kadar erken bir zamanda yapılması gerektiğini düşünerek kişinin kendi özgür iradesiyle yapılmasının mümkün olmayacağını düşünmüştür. Sünnet derisinin spermin vajinaya ulaşmasını engellediğini ve bu nedenle de milletin nüfusunu arttırmanın bir yolu olarak yapılması gerektiğini iddia etmiştir. Ek olarak sünnetin cinsel hazzı azaltmak için etkili bir yol olduğunu ve yapılması gerektiğini belirtti.
[Gollaher 2000, p. 13]

Yahudi filozof Maimonides (1135–1204) sünnetin imanın tek göstergesi olduğu konusunda ısrar etti. Kendisine yapmanın “çok zor bir şey” olduğunu ancak “bazı dürtüleri bastırmak” ve “ahlaki açıdan kusursuz olanı” başarmak olarak sünneti onayladı. Zamanın bilgeleri sünnet derisinin cinsel hazzı arttırdığını fark etmişti. Maimonides koruyucu derinin kesilmesinin ve kan kaybının penisi zayıflattığını, böylece bir erkeğin şehvetli düşüncelerini azaltmada ve daha az zevkli bir şekilde seks yapmada etkili olduğunu belirtmiştir.
[Gollaher 2000, p. 21 | The Guide of the Perplexed. Translated and with an Introduction and Notes by Shlomo Pines. Chicago: Univ. of Chicago Press, 1963, Part III, ch. 49, p. 609.Moses Maimonides (translated by Shlomo Pines) (1963). "Guide to the Perplexed by". University of Chicago. Retrieved 2008-09-25 | Maimonides, Moses (translated by Michael Friedländer) (1885). The Guide of the Perplexed. London: Trübner and co. pp. 267–9. ISBN 0-524-08303-7 | Lisa Braver Moss. "Circumcision: A Jewish Inquiry". Beliefnet. Retrieved 2008-04-09]

13. yüzyılda Maimonides'in Isaac ben Yediah adlı Fransız öğrencisi sünnetin bir kadının cinsel isteğini azaltmanın etkili bir yolu olduğunu iddia etti. Sünnet olmamış bir adamla birlikte her zaman orgazm olduğunu ve böylece cinsel iştahının hiçbir zaman yerine gelmediğini ancak sünnetli bir adamla "orgazmda büyük ısı ve yanma nedeniyle" hiç zevk almadığını söyledi.
[Davis, Dena S. (Summer 2001). "Male and female genital alteration: a collision course with the law". Journal of law-medicine. 11: 487–570 | Gollaher 2000, p. 22]

SÜNNETİN HRİSTİYAN DÜNYASINDAKİ DÜŞÜŞÜ
Elçilerin İşleri 15'de Kudüs Konseyi Hristiyanlığa yeni geçenlerde sünnetin gerekip gerekmediği konusunu ele aldı. Hem Simon Peter hem de James Just Yahudi olmayanların dine geçişinde sünnete ihtiyaç olmadığını söyleyince tüm konsey sünnetin gerekli olmadığına karar verdi.

Ancak, Elçilerin İşleri 16 ve Pavlus'un Mektuplarındaki birçok referans uygulamanın hemen ortadan kaldırılmadığını göstermektedir. Örnek olarak bazı ayetleri inceleyelim:

Elçilerin İşleri 16:1–3' de Pavlus'un bir Yunan'ı sünnet ettirdiğini görüyoruz:
1. Pavlus, Derbe ve Listra’ya da uğradı. Listra’da Timoteos adında bir İsa öğrencisi vardı. Annesi imanlı bir Yahudi, babası ise Grek’ti.
2. Listra ve Konya’daki kardeşler ondan övgüyle söz ediyorlardı.
3. Timoteos’u kendisiyle birlikte götürmek isteyen Pavlus, oralarda bulunan Yahudiler yüzünden onu sünnet ettirdi. Çünkü hepsi, babasının Grek olduğunu biliyordu.
Romalılar 3:2'de Tarsuslu Paul Yahudi sünnetini övüyor gibi görünmektedir:
1. Öyleyse Yahudi’nin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?
2. Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrı’nın sözleri Yahudiler’e emanet edilmiştir.
Fakat bununla çelişir bir şekilde 1.Korintliler 7:18-19'da sünnet önemli değildir vurgusu yapılır:
18. Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.
19. Sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmektir. 
Galatyalılar 6:11-13'de ise sünnet ettirmek isteyenleri etiyle övünmekle suçluyor ve sünnet karşıtlığı artışa geçiyor:
11. Bakın, size kendi elimle ne denli büyük harflerle yazıyorum!
12. Bedende gösterişe önem verenler, yalnız Mesih’in çarmıhı uğruna zulüm görmemek için sizi sünnet olmaya zorluyorlar.
13. Oysa sünnetlilerin kendileri bile Kutsal Yasa’yı yerine getirmiyor, sizin bedenlerinizle övünebilmek için sünnet olmanızı istiyorlar.
Daha sonra ise Filipililer 3:2'de Hristiyanları "bozulmaya" karşı uyarıyor:
2. Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden sakının; o sünnet bağnazlarından sakının!
3. Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.
Yahudi Hristiyanlar "sünnet olanlar" veya sünnetli Hristiyanlar olarak adlandırılırken sünnet daha çok Yahudi erkeklerle ilişkilendirilmiştir. Sünnetli-sünnetsiz terimleri genel olarak Yahudiler ve Yunanlılar anlamına gelmekteydi.
[Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages]

Bununla birlikte, 1. yüzyıla ait Iudaea Eyaleti'nde artık sünnetli olmayan bazı Yahudiler, ve bazı Yunanlılar ve Mısırlılar, Etiyopyalılar ve Araplar gibi başkaları da vardı. Thomas'ın 53. Müjdesi'ne göre İsa şöyle diyor:
53. Havarileri ona dediler : Sünnet faydalı mı değil mi ? Onlara dedi: Eğer faydalı olsaydı, babaları onları daha annelerindeyken sünnet ederdi. Ama Ruh’taki gerçek sünnet çok faydalı.!
Thomas 53 ile Pavlus'un Romalılar 2:29'u, Filipililer 3:3, Korintliler 7:19, Galatyalılar 6:15 ve Koloseliler 2:11–12 arasında paralellikler bulunmaktadır.

Yuhanna 7:23'de İsa Şabat gününde uyguladığı şifa için onu eleştirenlere cevap veriyor:
23. Musa’nın Yasası bozulmasın diye Şabat Günü biri sünnet ediliyor da, Şabat Günü bir adamı tamamen iyileştirdim diye bana neden kızıyorsunuz?
Kudüs İncili: Şimdi eğer bir adam Musa'nın Yasası'nın bozulmaması için Şabat günü sünnet edilebiliyorsa bir erkeği Şabat gününde sağlıklı ve eksiksiz yaptığım için bana neden kızgınsın?

Bu pasaj penisin sünnet edilmesinin onu iyileştirdiği üzerine gelişen Tanrısal inanca yada sünnet uygulaması üzerine bir eleştiri olarak görülmüştür.
[Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages.]

Avrupalılar Yahudiler hariç erkek sünnetini hiç uygulamamışlardı fakat silahlı seferberlik kralı Wamba'nın sivil topluma karşı zulüm yapan herkesi sünnet ettirdiği Vizigot İspanya'sında nadir bir istisna meydana gelmiştir.
[Julian of Toledo. Historia rebellionis Paulli adversus Wambam Gothorum Regem (in Latin). p. 10. reprinted in Jacques Paul Migne, ed. (1862). Patrologiæ cursus completus, seu bibliotheca universalis, integra, uniformis, commoda, oeconomica, Omnium SS. Patrium, Doctorum scriptoriumque, eccliasticorum. pp. 771–774.]

Koptik (Mısır'ın en eski halkıKıptiler/Koptlar) ve Katolik uygulamalarının uzlaştırılması girişimi kapsamında Katolik Kilisesi sünneti ahlaki bir günah olarak görerek kınadı ve 1442'de Basel-Floransa Konseyi'nde sünnet uygulamasına karşı emir verdi.
["Eccumenical Council of Florence and Council of Basel". EWTN Global Catholic Television Network Library. Retrieved 2016-04-08]
Birleşmiş Milletler Aids Programı (UNAIDS)'na göre bu konseyde Papa sünnetin sadece Hıristiyanlar için gereksiz olduğunu belirtti;
["Male Circumcision: context, criteria and culture". UNAIDS. 2007-02-26. Retrieved 2016-04-08]

18. yüzyılda Edward Gibbon sünneti yalnızca Yahudiler ve Türkler tarafından uygulanan "tuhaf bir sakatlama-bozma" olarak ve "acı verici, sıklıkla tehlikeli bir ayin" şeklinde nitelendirdi... (R. Darby)
[Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6]

Londra'da 1753'te Yahudilere eşit haklar vermek için bir öneri yapıldı. Yahudilere eşit haklar verilmesinin evrensel sünnet anlamına geldiği korkusunu yayan zamanın broşürcüleri tarafından şiddetle karşı çıkıldı. Erkekler korunmaya ve savunmaya çağrıldı:

"Mülkünüzün en iyisini" ve onun tehdit altındaki sünnet derilerini koruyun! Seksle ilgili popüler inançların, erkeklikle ilgili korkuların ve Yahudiler hakkındaki yanlış kavramların sıradışı bir şekilde dışa vurulması aynı zamanda dönemin erkeklerinin kendi üreme organlarını ve sünnet konusunu nasıl dikkate aldığının çarpıcı bir göstergesiydi. (R.Darby)
[Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6]

Bu olumsuz tavırlar 19. yüzyıla kadar devam etti. İngiliz kaşif Sir Richard Burton, "Hristiyan aleminin sünnet uygulamasından korktuğunu ve nefret ettiğini" gözlemledi.

İSLAM TOPLUMLARINDA SÜNNET
Kur'an'da sünnet ile ilgili herhangi bir ayet-sure GEÇMEMEKTEDİR! Bunu okuyunca bana küfretmeye kalkacak olan dostlardan rica ediyorum Google'a "Kur'an'da sünnetten bahsedilir mi?" yazıp arasınlar yada gidip en güvendikleri hocalarına sorsunlar, hiç olmadı evdeki Kur'an'ı açıp baksınlar. Görecekler ki kesinlikle hiçbir ayette sünnetten bahsedilmemektedir.
Sünnet uygulaması sadece bazı hadislerde geçmektedir. Bu yüzden de hadislere inanmam, güvenmem yada "benim için tek kaynak Kur'an'dır" diyen arkadaşlarımızın içinde oldukları çelişkiyi görmeleri gerekir. Ayrıca eğer sünnet bu kadar önemli ise Muhammed'in cinsel hayatını, eşleri ile sevişme sıralarını, oruçluyken seks yapıp yapmamayı anlatan bir yaratıcının bu kadar önemli olduğuna inandığınız sünnet konusu hakkında hiçbir ayet göndermemiş olması düşünmeniz gereken apayrı bir eksiklik-çelişkidir.

Şimdi sünnetin geçtiği bazı hadislere bakalım:
  1. “Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” [Buhari, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 5]
  2. “Benim halifelerim benden sonra gelip sünnetimi öğretendir.” [Heysemi, Zevaid, 1:126]
  3. “Kim sünnetimle amel etmek, bir bidatı ortadan kaldırmak için benden bir hadis rivayet ederse o kimseye cennet vardır.” [Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No: 8363]
  4. “Kim benim adıma yalan uydurursa veya benim bir sünnetimi reddederse cehennemde kalacağı yeri hazırlasın.” [Aliyyu’l-Muttaki, Kenz, 1:94]
  5. Abdullah b. Ömer (ra) “İlim üçtür: Şeriatı anlatan Allah’ın kitabı, Resulullah’ın sünneti ve kesin bilmediği hususlarda bilmiyorum demektir.” [Heysemi, Zevaid, 1:172]
  6. “Benden sonra ümmetim için en çok korktuğum şey Kur’ân’ı asıl mânâsından saptırarak hevasına göre tevil etmeleridir. Bir de Kur’ân’ı anlamada kendilerini başkalarından daha ehil görenlerdir. Zira onlar başkalarının ilminden faydalanmaz ve istişare etmezler.” [Heysemi, Zevaid, 1:187; Kenz, 10:187]
  7. “Bir toplum bir bidat ihdas edince bir sünneti ortadan kaldırmış olurlar. Öyle ki her yeri bidalar kaplar da sünnetler ortadan kalkar.” [Müsned-i Ahmed, 4:105; Heysemi, Zevâid, 1:188]
  8. “Bidaların istilası zamanında kim sünnetime sarılırsa ona yüz şehidin sevabı vardır.” [Münzirî, Terğîb ve Terhîb, 1:41; Taberânî, Mecmeu’l-Kebîr, H. No:1394; Kenz, 1:100; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282]
  9. “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak ve bunlardan ancak benim ve Sahabelerimin yolunda olanlar kurtulacaktır.” [Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizi, İman, 18; Darimi, Siyer, 75; İbn-i Mâce, Fiten, 17]
Hatta bazıları Muhammed'in “Peygamber” olduğunun anlaşılması için sünnetli doğduğu efsanesine inanmaktadırlar çünkü inanışa göre Allah onu mükemmel bir biçimde yaratmıştır. [Gollaher. pg. 45.]
Bu inanış ise apayrı bir çelişki içerir çünkü eğer Allah Muhammed'i kusursuz yani sünnetli yarattı ise, Allah'ın sünnetsiz yarattığı insanlar kusurlu mudur? Hani Allah kusursuz ve eksiksiz yaratandı? hani hata yapmaz, eksik yaratmazdı?

Konuyla ilgili inandığınız kitaptan bir ayet vereyim:
"Onları -ne olursa olsun şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.‘ Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." [Nisa 119. ayet]

Bazı Müslümanlar ise Eski Ahitte yazanların geçerli olduğunu, bu nedenle İbrahim ile Tanrı arasındaki sünnet anlaşmasına bağlı kalınması gerektiğini düşünürler. (İslam tek dindir diyip diğer dinleri karalayanların, Kur'an dışındaki tüm kitaplar bozulmuştur diyenlerin yaşadığı bir diğer büyük çelişki)

Kaldı ki Kur'andan önceki kitapları geçerli saymayı deneyecek Müslümanlar için şöyle bir ayet var:
"Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?" [Maide 50. ayet]

Bunca kaynaktan ve araştırmadan anlaşılıyor ki sünnet Yahudilere antik Mısır toplumundan, İslamiyete de Yahudilerden geçmiştir. "Sünnet" tıpkı İslamiyetteki ve Kur'an'daki birçok şey gibi başka geleneklerden alınmış, ihrac edilmiştir.

Kaynaklar:
Gollaher 2000, p. 2 | Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2 | "Circumcision (Sünnet)" Encyclopædia Britannica 1902 (10. baskı) | Gollaher 2000, p. 3 | Yeşu 5:4-7 | Yaratılış 17:10-14 | Mısır'dan Çıkış 4:23-26 | Hodges, F. M. (Fall 2001). "The ideal prepuce in ancient Greece and Rome: male genital aesthetics and their relation to lipodermos, circumcision, foreskin restoration, and the kynodesme". The Bulletin of the History of Medicine. 75 (3): 375–405. doi:10.1353/bhm.2001.0119. PMID 11568485 | Suetonius (translated and annotated by J. C. Rolfe) (c. 110). "De Vita Caesarum-Domitianus". Ancient History Sourcebook at fordham.edu. Retrieved 2008-04-09. The Romans applied the term curtus (lit., "cut short") to circumcised men at least in poetic contexts, e.g. at Horace, Sermones i.9.70 | Rubin, J. P. (July 1980). "Celsus' decircumcision operation: medical and historical implications". Urology. 16 (1): 121–4. doi:10.1016/0090-4295(80)90354-4. PMID 6994325 | Hall, R. G. (August 1992). "Epispasm: circumcision in reverse". Bible Review: 52–7 | Philo Judaeus. "A Treatise on Circumcision". thriceholy.net. Retrieved 2008-04-09 | Gollaher 2000, p. 13 | Gollaher 2000, p. 21 | The Guide of the Perplexed. Translated and with an Introduction and Notes by Shlomo Pines. Chicago: Univ. of Chicago Press, 1963, Part III, ch. 49, p. 609.Moses Maimonides (translated by Shlomo Pines) (1963). "Guide to the Perplexed by". University of Chicago. Retrieved 2008-09-25 | Maimonides, Moses (translated by Michael Friedländer) (1885). The Guide of the Perplexed. London: Trübner and co. pp. 267–9. ISBN 0-524-08303-7 | Lisa Braver Moss. "Circumcision: A Jewish Inquiry". Beliefnet. Retrieved 2008-04-09 | Davis, Dena S. (Summer 2001). "Male and female genital alteration: a collision course with the law". Journal of law-medicine. 11: 487–570 | Gollaher 2000, p. 22 | Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages | Julian of Toledo. Historia rebellionis Paulli adversus Wambam Gothorum Regem (in Latin). p. 10. reprinted in Jacques Paul Migne, ed. (1862). Patrologiæ cursus completus, seu bibliotheca universalis, integra, uniformis, commoda, oeconomica, Omnium SS. Patrium, Doctorum scriptoriumque, eccliasticorum. pp. 771–774 | "Eccumenical Council of Florence and Council of Basel". EWTN Global Catholic Television Network Library. Retrieved 2016-04-08 | "Male Circumcision: context, criteria and culture". UNAIDS. 2007-02-26. Retrieved 2016-04-08 | Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6 | The writer of the 1 Maccabees wrote that under the Seleucids, many Jewish men attempted to hide or reverse their circumcision so they could exercise in Greek gymnasia, where nudity was the norm. First Maccabees also relates that the Seleucids forbade the practice of brit milah (Jewish circumcision), and punished those who performed it – as well as the infants who underwent it – with death | The book of Genesis records circumcision as God's covenant/command to Abraham. It was to be performed by the male child's eighth day after birth. Herodotus, writing in the 5th century BCE, lists the Colchians, Ethiopians, Phoenicians, and Syrians as a circumcising cultures | Tomb artwork from the Sixth Dynasty (2345–2181 BCE) shows men with circumcised penises, and one relief from this period shows the rite being performed on a standing adult male. The Egyptian hieroglyph for "penis" depicts either a circumcised or an erect organ. The examination of Egyptian mummies has found some with foreskins and others who were circumcised | Marck, J (1997). "Aspects of male circumcision in sub-equatorial African culture history". Health Transit Review. 7 (supplement): 337–360. PMID 10173099 | Morrison J (1967). "The origins of the practices of circumcision and subincision among the Australian aborigines". The Medical Journal of Australia. 1 (3): 125–7. PMID 6018441 | "SHEM". The Jewish Encyclopedia. Retrieved 2013-12-17 | Amin Ud, Din M (2012). "Aposthia-A Motive of Circumcision Origin". Iranian Journal of Public Health. 41: 84. PMC 3494220 Freely accessible. PMID 23193511 | Alphabet of Ben Sirah, Question #5 (23a–b) | Kanawati, N. ve A. Hassan 1997: 11-12 | Nip Tuck: circumcision in ancient Egypt | Dānešvar, I, pp. 31, 59 | Dānešvar, II, s. 56 | Šakūrzāda, s.167; Massé, Croyances, s. 53 | Katīrāʾī, s. 41-42 | Šakūrzāda, s. 167 | Hedāyat, s. 195 | Katīrāʾī, s. 41-42 | Dānešvar, I, s. 31, II, s. 56; Katīrāʾī, s. 41; Hedāyat, s. 116; Šakūrzāda, p. 167 | Patai, 1987, s. 160; Westermark, II, s. 427; Legey, s. 107, 175 | Massé, Croyances, s. 53 | Buhari, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 5 | Heysemi, Zevaid, 1:126 | Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No: 8363 | Aliyyu’l-Muttaki, Kenz, 1:94 | Heysemi, Zevaid, 1:172 | Heysemi, Zevaid, 1:187; Kenz, 10:187 | Müsned-i Ahmed, 4:105; Heysemi, Zevâid, 1:188 | Münzirî, Terğîb ve Terhîb, 1:41; Taberânî, Mecmeu’l-Kebîr, H. No:1394; Kenz, 1:100; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282 | Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizi, İman, 18; Darimi, Siyer, 75; İbn-i Mâce, Fiten, 17 | Nisa 119 | Maide 50

Yazan & Çeviren & Derleyen: A.Kara

BİR ATEİST'TEN MÜSLÜMANLARA MEKTUP

Düşünce katılığı yaşayanlar yani inançlılar değişime kapalıdırlar. İman etmiş olan insanlar düşünmez. Onlar, kendilerine sunulanı bilgi eksikliğinden akıl süzgecinden geçiremediklerinden dolayı mantıklarına uygun olsun veya olmasın inanırlar. Bilgiyle değil, korku ve çoğunluğun inandığı şeye göre karar verirler. Bu karar kendilerine ait değildir. Bunu çevre ve otorite belirler.

Böyle bir insan öğrenmekle ve okumakla ilgilenmez bu yüzden kendisini geliştirmez, yeniliğe ve değişime tümden kapalıdır, bulunduğu yerde kalır. Fakat sorgulayan değişime ve ilerlemeye açık kişi, okuyan kişidir ve bu kişiler yerde gördüğü bir kağıt parçasından bile birşey öğrenir. Bir insanın gelişimi farkındalık bilincinin oluşmasıyla mümkündür. Zeka her canlıda doğuştan vardır. Akıl edinilmiş olan saf (rasyonel) bilginin desteği ile işlev görür. Beyin motordur. Bu motorun yakıtı bilimsel, rasyonel bilgidir. Kutsal yalanlarla donatılan bir beyin realiteden kopmuş demektir. Yani yalanla donatılan bir beyin, benzinli bir aracın motoruna dizel yakıt doldurmak gibidir. Motoru bozacaktır.

Bilgi ile desteklenmeyen akıl verimsiz kalır. Kendini inancını ( din ) mükemmel gören, bundan başka hiçbir gerçek aramayan bir kimse, cahil kalmaya mahkumdur. Hakikat dinlerde değil, hakikat evrendedir, doğadadır, canlıdadır, ama onu görmek için din örtüsünü kaİdirmak zorundasın. Din insanı kendi inancından olmayan herkese, doğaya ve canlıya düşman eder. Örtüyü kaİdirabilirsen sahte oİanı ve kendini keşfedersin; bu yüzden cesaretini ptla ve sorgula sahte oİani tanıdığın an o ortadan kaİkar, hakikat açığa çıkar. İnsanı doğru eyİeme sevk eden din değil sevgidir. İnancının sana gerçekleri sunduğunu ve seni ahlaklı bir insan yaptığınıyorsun. Bir düşün, kendi inancından olmayan insanalara karşı hoşgörülü olabiliyor musun?

Onları dost edinebiliyor musun? Onları sevebiliyor musun? Yoksa sadece senin inandığın şeye inanmadığı için ondan nefretmi ediyorsun? Gerçeklerle yüzleşmeye korktuğun sürece yalanlarla yaşamaya, cahil, kandırılmaya ve sömürülmeye kalmaya mahkumsun. İnsan olmanın olmazsa olmaz koşulu gerçeklerle yüzleşmektir. Korkak insanlar yalanlara, cesur insanlar gerçeklere sarılır.


İnsanı "insan" yapan inancı değil bilincidir.
Bilinçli olabilmek için temel şart cesur ve dürüst olmaktır.
Cesaretini topla ve inancını sorgula, insanları çıkarın ve inancından olduğu içind eğil, dürüst oldukları için sev.
Bunu asla unutma dürüst ve cesur olmayanlar bilinçlenemez.
Bilinç "sevgi"nin diğer adıdır.

Bilinçlenemeyen sevemez, sevemeyen insanlaşamaz.
İnsan olmak, Hristiyan, Musevi, Müslüman olmak demek değidlri. Çünkü bu üç dine mensup insanlar birbirilerinden nefret eder.
MÂİDE-51 - Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır.
Seni başka insanlardan uzak tutan, onları dost edinmene engel olan, onların güzel yanlarını görmeni engelleyen, onlara karşı sevgisiz ve tahammülsüz olman, hatta kin ve nefret duyman, öldürmeyi arzulaman, sana ait olan düşünceler değil, inancının sana dayattığı yalanlardan dolayıdır. İnancın senin yaşamının bile değersiz olduğunu söylüyor sana.
TEVBE Süresi 111 -Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler.
Şimdi korkma ve bir düşün; kahinatı yaratan bir Tanrı neden yarttığı insanları birbirine öldürtsün?
ALİ İMRAN Suresi 47. ayet - O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir"
BAKARA Suresi 117. ayet - Bir şeyi dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir. ... Bir işin olmasını dilerse "ol" der ve olur!
Ol dediğinde her şey hemen oluveriyor ise ol dediğinde neden ölmesin? Neden sana ihtiyaç duyuyor yarattıklarını öldürmek için? Hani nerede ecel? Sen Azrail misin? Yada şöyle düşün; Tanrı kullarından birini veya bir kaçını öldürmeye karar verdi, ama kendisi yaratabiliyor fakat öldüremiyor, Azrail`i veya seni görevlendiriyor. İnsanı yaratmakmıdır daha zor olan, yoksa öldürmekmidir? Tanrı bu kadar aciz mi? Yarabiliyor ama öldürmek için birilerine ihtyiac duyuyor? İnancın sana bu dünyanın yalan olduğunu söylüyor. Bu dünyadadaki yaşamından başka bir yaşamın olmayacak ne senin ne de diğer insanların. Onlarla düşman değil, dost ol ve doğa, canlılar ve insanlar ile ahenk içinde yaşa.

SİZDEN GELENLER | Yazan: Soraya Yıldız

Eleştirisel bakış açısı ile her din ve inanca ait yazılarınızı, inancınızın değişim sürecini anlattığınız sorgulama süreçlerinizi dinvemitoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
  • Bu yazılar biz-siz gibi sorgulama evresine girmiş herkese mutlaka biraz olsun ışık tutacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazılar sitemizde adınızla veya takma adınızla yayınlanacaktır.
  • Gönderdiğiniz yazının başka bir internet sitesinde yayınlanmamış olması gerekmektedir. (KOPYA içeriğe karşı olduğumuzdan, sitemizdeki tüm içerikler özgündür)

MUHAMMED'İN EŞLERİ VE CARİYELERİ

hz muhammed evlilikleri, hz muhammed in çocukları,hz muhammed,Muhammed'in cariyeleri,Hz Hatice,Sevde,Aişe,Hafsa,Zeyneb bint Huzeyme,din,A, islamiyet, Reyhane bint Zeyd,Cüveyriye,Marya
Bilindiği üzere gerçekleri görmek istemeyen, Kur'an ayetlerinin yazılış sebeplerinden, hadislerle olan ilişkilerinden, evliliklerin gerçek sebeplerinden habersiz olan müslümanlar Muhammed'in evliliklerine gerekçe olarak "KORUMAK İÇİN" bahanesini sunuyorlar. Peki bakalım bu konuda, Muhammed'in eşleri ve seks köleleri hakkında İslami kaynaklar ne diyor:

KARISI | Hatice bint Hüveylid || Evlenme tarihi Temmuz 595
Kureyş kabilesinden olan Hatice oldukça varlıklı biriydi. Muhammed’i 24 yaşında iken istihdam eden ve ardından evlenme teklif eden Mekke’nin varlıklı bir tüccarıydı (Hatice'nin kendisi evlenme teklif ettiği konusu net değildir bu konuda farklı bilgiler mevcuttur, araştırdıktan sonra ayrıca yazacağım). Muhammed'in 6 çocuğunun annesiydi ve İslam'ın en erken dönemlerinde önemli bir karakterdi. Doğurduğu 6 çocuktan erkek olanlar küçük yaşta hayatlarını kaybetmişti. Muhammed'den önce 2 kocası olmuştu ve 2. kocasının ölümünden sonra kendi adına ticaret yapacak bir erkek görevlendirmeyi tercih ediyordu. İstihdam ettiği bu erkeklerle Şam'a ticaret kervanlarını gönderiyordu. Şam'a düzenlediği seferlerden birinde normalden verdiği paranın 2 katını ödeyerek Muhammed'i kervanı götürmesi için görevlendirmiş, daha sonra ise Muhammed ile evlenmiştir. Yaşadığı süre boyunca Muhammed'in tek karısıydı, 620 yılında öldü.
[Kaynaklar: İbn-İshak 82-83, 106-107, 111, 113-114, 160-161, 191, 313-314 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 | İbn Sa'd 8:9-12, 39, 151-152]

Buradan sonrasına dikkat, Muhammed Haticenin gücünden dolayı o varken başka bir kadın almıyor fakat zengin ve güçlü bir kadın olan Hatice'nin ölümünden sonra durmaksızın kadınlarla evleniyor ve cariyeler alıyor.

KARISI | Sevde bint Zem'a || Sınırlı haklara rağmen evliler. Evlenme tarihi: Mayıs 620
İslamiyeti erkenden seçen bir tabakçıydı. Muhammed onunla popüler olmadığı ve iflas ettiği bir zamanda evlendi. Eşlerinin en düz ve en yalın olanı olarak (şişman ve çok yavaş olarak tarif edilir) Muhammed onu çekemez hale geldi ve boşanmayı düşündü fakat asıl sebebi yaşlanmış olmasıydı. Sonrasında Muhammed'e bir daha asla kendisi ile yatmayacağını, kendi ile yatması gereken günlerde Ayşe ile yatabileceğini söyleyerek onu evinde kalmaya ikna etti (Sırasını Ayşe'ye verdi).

Konuyla ilgili olarak Muhammed Nisa 128'i haber verdi: "Ve şâyet bir kadın kocasının ilgisizliğinden veya ondan yüz çevirmesinden korkarsa, artık ikisinin arasında sulh (anlaşma) yapılarak ıslah edilmesinde (uzlaşmasında) onların ikisine de bir günah yoktur ve sulh (anlaşma) daha hayırlıdır. Nefsler cimriliğe (kıskançlığa ve hırsa) hazır kılınmıştır (meyilli yaratılmıştır). Ve eğer ihsanla davranır ve takva sahibi olursanız, o taktirde, muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır."
[Kaynaklar: Sahih Buhari 2:26:740 | İbn-İshak 148, 309, 530 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 | İbn Sa'd 8:39-42, 152]

KARISI | Aişe bint Ebu Bekir / Ayşe || Evlenme tarihi: Mayıs 620'de sözleşmesi [nişan] yapıldı, Nisan veya Mayıs 623'te tamamlandı [evlilik]
Muhammed'in en iyi arkadaşı ve baş vaizi Ebu Bekir'in kızıydı. Ebubekir ile Muhammed arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için yapılmış bir evlilikti (o yaşta birini vermenin adına evlilik denirse) Muhammed genç kız kardeşine rağmen 6 yaşındaki Ayşe'yi seçti ve en sevdiği karısı oldu. Bu ilişkinin paedofili yönü İslam'da bu tür evliliklerin kurumsallaştırılmasına neden oldu.
Daha detaylı okumak için: TIKLA

"Peygamber benimle altı (yaşında) bir kızken nişanlandı. Medine'ye gittik ve Beni-el-Haris bin Hazrec'in evinde kaldık. Sonra hastalandım ve saçlarım döküldü. Daha sonra saçlarım büyüdü ve annem, Ümmü Rûmân, salıncakta kız arkadaşlarımla oynarken yanıma geldi. Beni çağırdı, yanına gittim, bana ne yapacağını bilmiyordum. Elimden yakaladı ve beni kapıda bekletti. Soluğum kesilmişti, nefesim yerine geldiğinde biraz su aldı ve yüzümle başımı bu su ile ovdu. Daha sonra beni eve aldı. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunuyordu. Bunlar bana: "Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin!" dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyafetimi düzlediler ve Resûlullah'a teslim ettiler. Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdim ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım. [Sahih Buhari 5.Kitap]"
[Kaynaklar İbn-İshak 116, 223, 279-280, 311, 457, 464-465, 468, 493-499, 522, 535-536, 544, 649-650, 667, 678-688 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-131, cilt 39, s. 171-174, Sahih Buhari 5.Kitap]


KARISI | Hafsa bint-i Ömer || Evlenme tarihi: Ocak veya Şubat 625Muhammed'in zengin arkadaşı Ömer'in kızıydı. Kocası Huneys Uhud Savaşı'nda ölünce babası Ömer'in ısrarı ile Muhammed ile evlenmesi önerildi. Muhammed ilişkilerini daha da güçlendirmek için bu sırsatı kaçırmayarak onunla evlendi. Hafsa bugünün standart Kur'ân'ından biraz daha farklı olan, kendi el yazısı ile bir Kur'an yazmıştı.
[Kaynaklar: İbn-İshak 218, 301, 679 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s.131-132, cilt 39, s.174-175 | İbn Sa'd 8:56-60, 152]

KARISI | Zeyneb bint Huzeyme || Evlenme tarihi: Şubat veya Mart 625
Sadaka çalışmalarına olan bağlılığı nedeniyle “Yoksulların Annesi” olarak bilinen orta sınıf bir dul idi. 625’ yılında öldü. Yaşlı birisi olduğu için Muhammed'in onunla iyilik yapmak için evlendiğini söyleyenlerin gözden kaçırdığı şey Muhammed'in zaten 6 yaşındaki Ayşe'ye, diğer karılarına ve seks kölelerine sahip olduğudur. Dolayısı ile bu ve diğer yaşlı kadınlarla evliliği kendini dışarıya daha iyi göstermek ve peygamber olduğu iddiasını yaptığı iyilik gösterişleri ile güçlendirmek içindir.
[Kaynaklar: İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s.138, cilt 39, s. 63-64 | İbn Sa'd 8:82, 152]

KARISI | Ümmü Seleme / Hind || Evlenme tarihi: Nisan 626
Dört küçük çocuğu olan çekici bir dul olan Hind, İslam'ı istemeyen Mekke'deki aristokrat ailesi tarafından reddedildi. Onun inceliği ve pratik bilgeliği bazen Muhammed'in zulümlerini hafifletti. Ali'nin taraftarlarının önemli bir öğretmeni idi.
[Kaynaklar: İbn-İshak 146, 147, 150-153, 167-169, 213-214, 462, 529, 536, 546, 589, 680 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 132, cilt 39, s. 175-177]

KARISI | Zeyneb bint Cahş [Evlatlık oğlu Zeyd'in eski karısı] || Evlenme tarihi: Mart 627
Zeyneb, Muhammed'in evlatlık oğlu Zayd ibn Harithah'ın karısı aynı zamanda Muhammed'in kuzeniydi. Muhammed Zeyneb'e aşık olunca oğlu Zeyd'i ondan evlenmesi için zorladı. Muhammed onunla evlenmesini haklı çıkarabilmek için Zeyd'in öz oğlu olmadığını, dolayısı ile Zeyneb'in onun kayınvalidesi sayılmadığını ve evlenmekte bir sorun olmadığını söyledi. Aynı zamanda çeşitli ayetlerle evliliğini haklı çıkardı ve arkasından konuşanları tehdit etti. Zeyneb deri el sanatlarında başarılıydı. Daha detaylı okumak için: TIKLA
[Kaynaklar: İbn-İshak 215, 495 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 134, cilt 39, s. 180-182 | İbn Sa'd 8:72-81, 152]

CARİYESİ | Reyhâne bint Zeyd || Mayıs 627
Reyhâne bint-i Zeyd o dönemde Medine'de yaşamakta olan "Beni Kureyza" isimli Yahudi kabilesindendir. Onun ilk kocası Muhammed'in 627 Nisan'da başını kestiği 600-900 Kureyza erkekteğinden biriydi. Bütün kadınları köleleştirdi ve aralarından en güzeli olan Rayhana'yı kendisi için seçti. Onunla evlenmeyi reddettiğinde ise onu bir cariye olarak yanında tuttu. [Bir seks kölesi olarak alıkonmasına rağmen birçok kesim utanmadan "Muhammed'in karısı" demeye ve aslı astarı olmayan sözde kaynaklar göstermeye devam ediyor] Kendisinin cariye olarak kalmak istemesinin temel sebebi müslüman kadınlar gibi örtünmek istememesi, onurlu bir kadın olarak köleler gibi giyinmek istemesidir:

"Beni nikahlamaktansa, cariyen olarak muhafaza et! Ben bir cariye kadın olarak kalmak isterim, zira hür Müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takınmak istemiyorum." , "...kadın köleler gibi giyinmek istiyorum" [Hamidullah, II, 774, nr. 1117]
Muhammed'den kısa bir süre önce 632 yılında ölmüştür.
[Kaynaklar: İbn-İshak 466 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 137, 141, cilt 39, s. 164-165 | İbn Sa'd 8:92-94, 153, Hamidullah, II, 774, nr. 1117]

KARISI | Cüveyriye bint Haris || Evlenme tarihi: Ocak 628
Bir Arap şefinin olan el-Haris Muhammed'in kabilesine saldırdığında kızı Cüveyriye müslümanların eline esir düşmüştü. Muhammed onunla evlenmeyi düşünmemişti ancak Ayşe, Cüveyriye'nin çok güzel olduğunu, erkeklerin her zaman ilk bakışta ona aşık olacaklarını iddia etti. Muhammed onunla evlendi fakat sebebi onun kabilesinin İslamiyet'e geçişini kolaylaştırmaktı çünkü evlilik ile birlikte akrabalık bağı kurulmuş olacaktı (Osmanlı padihaşlarının yabancı kadınlarla evlenmelerinin sebebi gibi)
[Kaynaklar: İbn-İshak 490-493 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 133, cilt 39, s. 182-184 | İbn Sa'd 8:83-85, 152]

KARISI | Ümmü Habîbe Remle bint Ebî Süfyân || Evlenme tarihi: 628 Temmuz | Yılın başındaki bir vekalet nikahını takiben
Muhammed’e karşı direnişe liderlik eden Mekke şefi Ebu Sufyan’ın kızıydı ve gençliğinde İslam'a dönmüştü. Bu evlilik ile Muhammed, Hudaybiya Antlaşması'ndaki politik aşağılanmasının bir kısmını rakibinin kendi kızını sadakatle komuta edeceğini kanıtlayarak telafi ettiği gibi aynı zamanda Ümmü Habibe ile evlenmesi sayesinde Emevilere akraba oldu. Remle, Muhammed'e adanmış ve ona karşı olan insanların sürtüşmesine sebep olmuştur.
[Kaynaklar: İbn-İshak 146, 527-528, 529, 543 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 133-134, cilt 39, s. 177-180 | İbn Sa'd 8:68-71, 153]

KARISI | Safiyye bint Huyey || Evlenme tarihi: Temmuz 628
Yahudi şefi Huyayy ibn Akhtab'ın güzel kızıydı. Muhammed Arabistan'daki son Yahudi kabilesini yendiğinde Hayber’in en meşhur kalesi olan Şemmus Kalesi'nin kumandanı olan ikinci kocası Kinana öldürüldü. Öldürüldüğünden emin olduktan sadece saatler sonra Muhammed onunla evlendi. Öldürülenlerin arasında babası ve erkek kardeşi de vardı. Önceki saldırılarda ise üç amcası ve birkaç kuzeni öldürülmüştü. Babası ve kardeşinin öldürüldüğü savaşta müslümanlar tarafından esir alındı.

Arabistan'da yöneticilere yani kabile reisleri ve hükümdarlara düşen ganimet payına "Safiyye" denirdi. Zeyneb de savaş sırasında Muhammed'in hissesine düşen bir ganimet olduğundan Safiyye olarak adlandırılmıştı (Bazıları kıvırmaya çalışsa da Kur'anda'da yazdığı gibi savaşta ele geçirilen kadın İslama göre ganimettir).

Bu evliliğin, birkaç yıl sonra Arabistan'dan sürgün edilen Safiye'nin yenilmiş kabilesine faydası yoktu; Gerçek siyasi önemi, Safiyye'nin Muhammed'in hanesindeki varlığının Yahudileri yendiğinin açık bir gösterisi olduğu yönündeydi.
[Kaynaklar: İbn-İshak 241-242, 511, 514-515, 516-517, 520 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 134-135, cilt 39, s. 184-185 | İbn Sa'd 8:85-92, 153]

KARISI | Meymûne bint Haris || Evlilik tarihi: Şubat 629
Muhammed'e evlenme teklif eden Meymune Mekke'den orta sınıf bir dul idi. Çok düzenli ve sakin bir kadın olan Meymune kurallara ve ayinlere tamamen takıntılıydı. Meymune, Abbas bin Abdülmuttalib'in baldızıydı ve Muhammed'i onunla evlenmesi için teşvik ediyordu. Bu evlilik sayesinde Muhammed Meymune'nin kabilesi olan Âmir b. Sa’sa mensupları ile iç içe olma imkanı bulmuş, bu sayede onlardan İslam'ı seçenlerle çevresini büyütmüştü. Yani Meymune ile yapılan evliliğin sebebi cinsellik yada onu koruma fikri değil, daha fazla güç elde etmekti (diğer bazı evliliklerinde de olduğu gibi)
[Kaynaklar: İbn İshak 531, 679-680 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 135, cilt 39, s. 185-186 | İbn Sa'd 8:94-99, VIII, 132. 153]

CARİYESİ | Marya / Maria (Mariyah bint Shamoon al-Quptiya) || Haziran 629
Marya, Bizansın İskenderiye valisi olan Mısır mukavsının Muhammed'e hediye olarak gönderdiği bir hadım ağası, 1000 miskal altın, kıymetli elbiseler, kumaş, güzel kokular ve iki seks kölesinden biriydi. Güzelliğinden korkan resmi karılarının itirazlarına rağmen Muhammed onu bir cariye olarak yanında tuttu. Bir süre sonra Muhammed onunla nikah yaparak Mısır'da çıkan Bizans-Mısır savaşında avantaj elde etmiş oldu. Çünkü Mısırlılar kendilerinden biriyle evli olduğu için tarafsız davranarak Bizans'a destek olmamışlardır.
Marya Muhammed’e İbrahim adında bir oğul verdi fakat çocuk bir süre sonra öldü. Daha detaylı okumak için: TIKLA
[Kaynaklar: İbn İshak 653 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 137, 141, cilt 39, s. 193-195 | İbn Sa'd 8:148-151]

KARISI | Mulayka bint Kaab || Evlenme tarihi: Ocak 630
Ailesi Mekke'nin Müslüman istilasına karşı direndi. Fethi yatıştırmak için Muhammed'e güzel Mulayka'yı gelin olarak verdiler. Fakat Mulayka Muhammed'in ordusunun babasını öldürdüğünü fark ettiğinde kendisine boşanma talebinde bulundu. Birkaç hafta sonra öldü (Ne hikmetse).
[Kaynaklar: Ebu Cafer Taberi cilt 39, s. 165 | İbn Sa'd 8:106, 154]

KARISI | Fatima al-Aliya bint Zabyan al-Dahhak || Evlenme tarihi: Şubat veya Mart 630
O İslam'ın kabul ettirildiği küçük dereceli bir şefin kızıydı. Muhammed sadece birkaç hafta sonra "cami avlusunda erkeklere baktı" diyerek onu boşadı. Fatima hayatının geri kalanında gübre toplayıcı olarak çalışmak zorunda kaldı. Muhammed'in tüm dullarından daha uzun yaşadı.
[Kaynaklar: Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 138, cilt 39, s. 186-188, cilt 9, s. 136-137 | İbn Sa'd 8:100-101, 153]

KARISI | Asma bint Al-Numan || Evlenme tarihi: Haziran veya Temmuz 630
Ailesi evlilik ittifakının Medine'deki olası bir askeri saldırıya karşı koyacağını umduğu Yemen'den bir prensesdi. Ancak Muhammed daha sonra Ayşe'nin oyunlarından dolayı onu boşadı. Esma daha sonra Umm Salama'nın bir erkek kardeşi ile evlendi.
[Kaynaklar: İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 39, s. 188-191, cilt 9, s. 128-130 kısmen Amra bint Yazid ile karıştırılmıştır | İbn Sa'd 8:101-105, 153]

CARİYESİ | Al-Jariya || 627'den sonra
Zaynab bint Jahsh'ın Muhammed'e hediye olarak verdiği yerli bir köle idi.
[Kaynaklar: İbn Kayyim el-Cevziyye 1:114]

KARISI | Amra bint Yazid || Evlenme tarihi: 631
Politik önemi olmayan bir Bedevi idi. Muhammed cüzzam belirtileri olduğunu görünce onu boşadı.
[Kaynaklar: İbn İshak s. 55, İbn Hişam 918, Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 139, cilt 39, s. 187-188 | İbn Sa'd 8:100-101]

CARİYESİ | Tukana al-Quraziya || Muhammed'in hayatının son dönemleri olduğu tahmin ediliyor.
Muhammed'in mağlup ettiği Kureyza kabilesinden özel olarak seçtiği seks kölesiydi. Muhammed'in ölümünden sonra Abbas'la evlendi.
[Kaynaklar:  Majlisi, Hayat al-Qulub 2:52, İbn Kayyim el-Cevziyye 1:114]

Gözleri, vicdanı ve aklı açık olanlar için neyin ne olduğu gayet açık ve ortadadır, bırakın korumak için evlenmeyi, İslam'ın gerçek anlamda köleliği kaldırdığı falan yoktur. Müslümanlar savaşta ele geçirdiği insanları köle-seks işçisi olarak satmış yada kendilerine cariye olarak almışlardır.

Yazan: A.Kara