HABERLER
Dini Haber

EMPERYALİZMİN TARİHSEL GELİŞİMİ-9

Yazan: Sedat Karadayı
EMPERYALİZMİN TARİHSEL GELİŞİMİ-9
ANTİKOMÜNİST HAREKETİN DİNSEL KURUMLARI : “GÜLEN HAREKETİ”

ADANA 1905; 13 Aralık günü Adana’nın zengin bir ailesi bir erkek çocuğa sahip olmuştu. Baba Mustafa Rıfat Bey Kurtuluş Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyetinin Çukurova sorumlusuydu. Anne Tayyibe Hanım ise Adana’nın ünlü ailelerinden Ramazanoğlu ailesinin kızıydı. Oğullarına Kasım adını verdiler. Küçük Kasım ilkokulu Adana Turan mektebinde okudu.

İSTANBUL 1918; Sevr antlaşmasından sonra Fransızlar Çukurova’yı işgal edince aile İstanbul’a taşındı. Küçük Kasım 13 yaşında İstanbul’da Mekteb-i Sultani’ye 17 yaşında da Robert Kolejine gitti ve 21 yaşında mezun oldu. Bu sırada aile, soyadı kanunu çıktığında yaşadıkları coğrafyadan kendilerine bir isim bulup Gülek soyadını aldılar. Baba Rıfat Gülek oğlu Kasım’ın ilk dini eğitimini yakın arkadaşı CHP’li Prof. Dr. Şemseddin Günaltay’dan almasını sağladı.

PARİS 1926; 1926 yılında 21 yaşında Robert Kolejinden birincilikle mezun olan Kasım Gülek, yüksek öğrenim için Paris Siyasal Bilgiler (Paris Ecole Des Sciences Politiques) okuluna gönderildi. 27 yaşında bu okuldan mezun oldu. Robert Kolejinde Amerikalı yetkililerin dikkatini çekmiş olan genç Kasım Gülek, Rockefeller Bursunu kazanarak Paris sonrası ABD Columbia Üniversitesine İktisat alanında doktora yapmaya gitti. Böylece ABD’nin etki alanına girmiş oldu. Amerikalıların Osmanlı tarzı “Devşirme” planları bitmemişti ki ardından yine bir Rockefeller bursu ile bu kez İngiltere Cambridge Üniversitesinde Ekonomi alanında ardından da Berlin Üniversitesinde Hukuk alanında doktorasını tamamladı.

İSTANBUL 1934; Kasım Gülek tüm eğitimlerini tamamlayarak 1934 yılında 29 yaşında Türkiye’ye döndüğünde babası tarafından Mustafa Kemal Atatürk ile tanıştırıldı. Atatürk, babası Rıfat Gülek’i çok sever ve sayardı. Özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında eczacı Rıfat Bey’in Cumhuriyet ordusuna karşılıksız yaptığı tıbbi yardımları unutmamıştı. Bu yüzden sevdiği ailenin evladı olan bu genç ve zeki gencin CHP’ye üye ve Türkiye’ye faydalı birey olmasını istedi. Kasım Gülek CHP’ye üye oldu ve yedek subay olarak askere gitti. Askerlik dönüşü Adana’da aile şirketi Gülek Ltd. Şti’nin Genel Müdürü olarak ticaret ve çiftçilikle uğraştı. 1940 yılında vefat eden CHP Bilecik Milletvekili Besim Ömer Akalın’ın yerine yapılan seçimlerde milletvekili seçildi. 1942 yılında da CHP’de Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi seçildi.

ERZURUM 1941; 27 Nisan’da Pasinler’in Korucuk köyünde bir bebek dünyaya geldi. Köyün camisinin imamı olan babası Remzi Gülen, oğlunun adını Fethullah koydu. Küçük Fethullah, 1945’ten itibaren kuran öğrenmeye başladı. 1946 yılında İlkokula gitti. Babasının başka bir köye imam olması sebebiyle 1949 yılında İlkokulu ve eğitimini bıraktı. Tek sahibi olduğu ilkokul diplomasını daha sonra dışarıdan gireceği sınavla alacaktı.

ANKARA 1947; Milletvekilliği sırasında 1947-1948 arası Bayındırlık Bakanı, 1948-1949 arası Ulaştırma Bakanı oldu. 1949 yılında kendisine bilgi verilmeksizin Devlet Bakanı yapılmasına tepki gösterip istifa etti. Bu tarihten sonra parti içinde İnönü’ye muhalif oldu. Kasım Gülek bu yıldan itibaren dünya siyasetinde yükselişe geçti. 1949’da Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkan Yardımcısı, daha sonra BM Kore Komisyonu Başkanlığına atandı. Bu görevindeki hizmetlerinden dolayı “Kore Üstün Hizmet Madalyası” almaya hak kazandı. Bu noktada kenara not etmekte fayda var; Kasım Gülek madalyayı ABD teklifiyle Amerikalıların sayesinde aldı. Bu süreçte babasının İslami dini eğitim aldırdığı Kasım Gülek, Kore’de Moon Tarikatı üyesi olmuştu.

ZONGULDAK 1948; 1945 yılında İsmet İnönü’nün Sovyetler Birliği korkusu nedeniyle ABD’ye yanaşmasıyla beraber ülkenin yönetimi konusunda tavizler vermeye başladı. Böylece ABD, Emperyalist uygulamalarını başlatabilecek uygun ortamı sağlamış oldu. ABD’nin bu dönemde Türkiye’de yıldızı parlamış, milletvekili ve gazeteciler (O dönemde basın dışında başka medya grubu yoktu) ile etkin ilişkilerini yürütmekteydi. Amerikancı ideoloji bu ilişkiler sonucunda ilk anti-komünist çalışmalarını gerçekleştirdi. Milliyetçi görüşe sahip Demokrat Parti üyesi Fethi Tevetoğlu (Tarkan’ın babasının amcası), Demokrat Parti kurucularından milliyetçi ve gazeteci İlhan Egemen Darendelioğlu, Nur Cematinin kurucu üyelerinden ve Saidi Nursi’nin avukatı Bekir Berk gibi isimler “Komünizmle Mücadele Derneğini” kurdular. Dernek ilk kuruluş başvurusunu 1948 yılında Zonguldak ilinde yaptı. Ancak faaliyete geçebilmesi için 2 sene beklemesi gerekti. Dernek 1950 yılında faaliyete başladı.

ANKARA 1950; Kasım Gülek’in yükselişi devam ediyordu. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin zaferi sırasında Kasım Gülek milletvekili seçilemedi ama başka bir el onu NATO Parlamenter Asamblesi üyeliğine seçiverdi. Aynı el ona CHP’deki statüsü için de yardımı oluyordu. İsmet İnönü’nün adayı Nihat Erim’e karşı zafer kazanarak 9 yıl boyunca CHP Genel Sekreteri oldu.

ERZURUM 1951; İlkokulu bırakmak zorunda kalan Fethullah, başka bir ilkokula devam etmek yerine babasından Arapça, Hacı Sıtkı Efendiden Kuran dersleri aldı. Daha 1951 de 10 yaşındayken hafızlığını tamamlamıştı.

ANKARA 1953; 22 Haziran’daki seçimlerde Kasım Gülek yeniden Genel Sekreter seçildi. Bu dönemde CHP’de İnönü’den sonra 2. Adam durumundaydı. Gülek bu dönemde köy köy eşek sırtında sıkça çıktığı memleket gezilerinde sürekli olarak Demokrat Partiyi eleştirdiği için kendisine yasal baskı uygulanıyordu. Her seferinde verdiği zekice cevaplarla bunları bertaraf etmesi ona seçmenlerden ve diğer milletvekillerinden sevgi ve saygı duyulmasını sağladı.

EDİRNE 1959; 1959 yılına kadar çeşitli din hocalarından ders alan Fethullah Gülen 1959 yılında Edirne’ye gitti ve Üç Şerefeli Camide 4 yıl süre ile imamlık yaptı.

ANKARA 1959; 28 Eylül günü Kasım Gülek, CHP Genel Sekreterliğinden istifa etmek zorunda kaldı. Buna sebep olan 2 olaydan birincisi Atatürk’ün altın sigara tabakasına el koymasıydı. Ama asıl konu NATO toplantısına katılmak için NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Albay Johannes J. Fens’e yazdığı mektuptan dolayıydı. Yazdığı mektupta davet edilen CHP’li Nüvit Yetkin’i karalayarak onun yerine kendisinin davet edilmesini istemişti.

ANKARA 1960; Demokrat Parti, ABD’den istediği maddi yadımı alamayınca yönünü Sovyetler Birliğine çevirdi. Hatta bu konuda ikili görüşmeler bile yapmıştı. ABD ise Menderes’in bu davranışını hainlik olarak değerlendirip ipini çekiverdi. 1960 yılında yapılan askeri darbe ile Demokrat Partinin miadı dolmuştu.

Edirne’de görevi biten Fethullah Gülen 10 Kasım 1961 tarihinde Ankara, Mamak’taki askeri birliğine teslim oldu. Askere 6 gün geç gitmişti. Bu 6 gün boyunca Ankara’da Salih Özcan ile görüşmekteydi. Salih Özcan, Saidi Nursi’nin bilinen 5 öğrencisinden biriydi. Görüşmeler daha sonra da devam edecekti. Gülen’in askeri birliğe teslim eden kişi Üsteğmen Mehmet Mutlu idi. Mehmet Mutlu Gülen’e hamilik yaparak birliğine teslim edip, konumunu ve önemini belirterek hem 6 günlük gecikmeden dolayı ceza almasını önledi hem de İstihbarat bölüğünde telsizci olarak görevlendirilmesini sağladı.

Fethullah Gülen bir süre sonra İskenderun’a gönderildi. Buradaki görevi sırasında sarılık olduğu gerekçesiyle 3 ay hava değişimi alıp Erzurum’a gitti. Erzurum’da bulunduğu süre içerisinde camilerde vaaz verdi. Süresi yetmeyince 1 ay daha uzattığı izin ile vaaz vermeye devam etti. Yine 7 gün gecikerek geldiği birliğinden 1963 yılında terhis olup yeniden Erzurum’a döndü.

Türkiye’de görev yapan CIA, her türlü fikir ve düşünce yapısına sahip gruplarla iş birliği içindeydi. Hatta bu amaçla yapılanmaları organize ediyordu. Bir taraftan Milliyetçi (Ülkücü) gruplarla yapılanma sağlarken diğer taraftan Radikal dinci grupları da kontrol edebiliyordu. Bunların yanında demokrat liberallerle ya da sol görüşlü demokratlarla da ilişkisini kesmiyordu. Hem de tüm bu grupları birbirine düşman yaparak amacına ulaşabiliyordu.
27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbeden sonra Komünizmle Mücadele Derneği’nin 7 şubesi kapatılmıştı. Darbeden sonra aynı dernek bu kez Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği olarak yeniden kuruldu. Derneğin yönetiminde aydın ve liberal demokratlar bulunuyordu. Ancak şubelerde radikal dincilere de görev verilmekteydi. 1963 yılına kadar faaliyete geçirilen 20’den fazla şubenin bazılarında radikal dinciler de bulunmaktaydı. Erzurum’da kurulan şubenin kurucu üyeleri arasında Fethullah Gülen, Diyarbakır şubesinin kurucu üyeleri arasında ise Recai Kutan vardı. Bu çalışmalara CIA “Yeşil Kuşak Projesi” adını vermişti.

Erzurum’da işi biten Gülen ailesinin evlendirme isteklerine karşı gelerek yeniden görev yeri Edirne’ye döndü. Bu kez 3 Şerefeli Cami yerine Dar’ül Hadis caminde kuran kursu öğretmenliği ve fahri imamlık görevine başladı. Bu arada Eski Camide konuşmalarına devam ediyordu. Bu konuşmalarından dolayı birkaç kez karakola çağrılıp ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Konuşmalarına devam edince karakoldan uyarılarak serbest bırakıldı. Hala konuşmalarına devam edince mahkemeye sevk edildi ancak ceza almadan yine serbest bırakıldı. En büyük arzusu İzmir’e gitmekti bu yüzden İzmir’e tayinini istedi ancak başaramadı. İzmir’e gidemeyince, Edirne’de de faaliyetlerini sürdüremeyeceğinden dolayı Kırklareli’ne tayinini istedi. Edirne’deki faaliyetlerini Kırklareli’nde sürdürdü. En büyük arzusu olan İzmir tayini ise Mart 1966’da gerçekleşti.

Türkiye Komünizmle Mücadele Derneğinin son dönemlerdeki fahri başkanlığını askeri darbenin lideri Cemal Gürsel yapmaktaydı. Ancak 16 Temmuz 1965 tarihinde Türkiye İşçi Partisinin düzenlediği Bursa mitinginde yapılan saldırıdan sonra başkanlıktan ayrıldı. Bu tarihten itibaren başkanlığına İhsan Egemen Darendelioğlu’nun geçmesiyle dernek faaliyetleri yaygınlaştı. Bu tarihlerde 27 olan şube sayısı kısa sürede 110’a çıktı. Derneğin bir alt grubu olarak kurulan gençlik örgütüne Milli Türk Talebe Birliği adı verilmişti. Birliğin genç ve sağcı üyeleri sahada yani sokaklarda, meydanlarda aktif görev yapmaktaydı. Görevleri karşıt fikirlere saldırmak, halkı kışkırtmak ve olay çıkartarak anarşi yaratmaktı.

Kasım Gülek 1967 yılında yapılan Genel Sekreterlik seçimlerinde rakibi olan Bülent Ecevit’e kaybedince CHP’den istifa ederek ayrıldı. Artık Kasım Gülek için yeni bir dönem başlıyordu. 1968 yılında NATO Parlamenter Asamblesi Başkanlığına seçildi. Bu görevi sırasında Vatikan’a giderek Papa 6. Paul’u ziyaret etti. Bu yöntem CIA’in yöntemiydi. Yıllar önce Opus Dei, Papa’nın rızasını almış ve onu yeryüzündeki her şeyden üstün tutmuştu. Daha sonra Moon Tarikatı lideri Sun Myung Moon da Papa’nın onayını almıştı. Şimdi sıra Kasım Gülek’teydi. Yıllar sonra da bu yola Fethullah Gülen gelecekti. Papa 6. Paul ile yaklaşık 1,5 saat görüşen Gülek, Türkiye’ye döndükten sonra Tarsus’ta (Aziz Paulus’un doğduğu kent) Saint Paul Cemiyetinin kurulmasını gerçekleştirdi. Amaç her zamanki gibi “Dinler arası Diyalog” olarak geçiyordu. Yine her zaman olduğu gibi Papa, Kasım Gülek’e diyalog çalışmasından dolayı Nişan verecekti ancak ömrü yetmeyince nişan, kızı Tayyibe Gülek’e verildi.

İzmir’in ABD ve CIA için ayrı bir önemi vardı. NATO’nun Müttefik Kara Komutanlığı İzmir Buca’daydı. O güne kadar yalnızca camilerde vaaz veren Fathullah Gülen, İzmir’de ilk kez Opus Dei’de ya da Moon tarikatında olduğu gibi gençlere yönelmişti. 1968 yılında oluşturmak istediği Gençlik Kampı için ihtiyacı olan parayı kendisine inanan müritleri tüccarlardan topladığı 3000 liralık senetlerle sağladı. Bu senetleri kırdırarak nakde çevirip ilk kampını oluşturmayı başardı. Kamplarda gençlere yaptığı öğretilerde din dersi vermiyordu. Gençleri komünizme karşı savaşacak duruma getirmeye çalışmaktaydı. Yani amacı İslam’a hizmet değil CIA’e hizmetti.
İzmir Kestanepazarı’ndaki faaliyetlerine bölgede bulunan İmam Hatip Lisesi ve Yüksek İslam Enstitüsü öğrencilerini de dahil etti. Ayrıca Milli Türk Talebe Birliği ile de doğrudan ilişki kurmaktaydı. Bu süre içinde İzmir’de kendisine yakın hissettiği öğrencileri ile “Diriliş Derneği” isimli bir dernek kurup, çalışmalar yaptı. Ancak dernek çalışmaları istediği gibi ilerlemeyince İzmir’de yeni hücre evler (Buca, Bornova, Hatay semtlerinde) oluşturup buralara yoğunlaşarak faaliyetlerini hücre evlerde sürdürdü. Fethullah Gülen’in Mason Locası ile ilişkileri ilk kez 1969 yılında başladı. Bu dönemde yaptığı çalışmalar karşısında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası tarafından Taltif Madalyası ile ödüllendirildi.
2,5 senelik çalışmalarından sonra Fethullah Gülen İzmir’deki resmi memur olarak devam ettirdiği çalışmalarını bırakmıştı. Ancak CIA adına yaptığı çalışmalarına devam ediyordu. 1971 yılında gerçekleşen 12 Mart muhtırası sonrasında hakkında tutuklama kararı çıkarılan Gülen hapse atıldı.
Yazan: Sedat Karadayı
« ÖNCEKİ YAYIN
SONRAKİ YAYIN »