SON YAYINLAR
latest

DİNLERİN KİTAPLARI

kutsal kitap pdf
A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.800 YILLIK ANTİK TÜRK HAZİNESİ

A, Arkeoloji, Saka Türkleri,Türk hazineleri,Macaristanda bulunan Saka Türkü hazinesi,Saka Türkleri hakkında bilinmeyenler,Bozkır kültürü,Türk tarihi, Saka Türk'lerinde madencilik,Türk tarihi, Arkeolojik keşif,
KAZAKİSTAN DAĞLARINDA SAKA TÜRKLERİNE AİT 2.800 YILLIK ANTİK HAZİNE BULUNDU!

Yakın zamanda bulunan hazine sandığı keşfi yapan arkeolog ekibi tarafından paha biçilmez olarak tanımlanmıştır.

Kazakistan dağlarında çarpıcı bir keşif yapıldı. Yerel basında çıkan haberlere göre araştırmacılar Kazakistan 'daki Tarbagatai dağlarının ücra köşesindeki derinliklerinde ağır bir gömü buldular. Bu gömüde yaklaşık 3.000 altın ve değerli metal objeler bulunmakta.

Tutarı hesaplanamayan bu hazinenin geçmişte bir dönem Orta Asya'ya egemen olan Saka Türklerinin kraliyet ailesine ya da asil üyelerine ait olduğuna inanılmaktadır. Araştırmacılar çan şeklinde altın küpeler, altın tabaklar, kıyafetler, zincirler ve değerli taşları barındıran kolyeler ele geçirdiler.

Doğu-Kazakistan bölge başkanı Danial Ahmetov şöyle dedi: "Bu buluntu halkımızın tarihinin tamamen farklı bir tarafını gözler önüne seriyor" dedi.

Ahmetov, antik uygarlığın madencilik, satış ve kuyumculuk konularında gelişmiş becerilere sahip olduğunu açıklayarak ekledi: "Bizler, büyük insanların ve büyük teknolojilerin mirasçılarıyız."

A, Arkeoloji, Saka Türkleri,Türk hazineleri,Macaristanda bulunan Saka Türkü hazinesi,Saka Türkleri hakkında bilinmeyenler,Bozkır kültürü,Türk tarihi, Saka Türk'lerinde madencilik,Türk tarihi, Arkeolojik keşif,

Raporlar giysileri süsleyen bu altın kolyelerin gelişmiş mikro-kaynak teknikleri kullanılarak yapıldığını göstermektedir.

Bu ise bizlere eski Türklerin metalurji alanında büyük bilgiye sahip olduğunu ve mücevher üretim becerileri açısından bulundukları döneme göre olağanüstü bir seviyede olduklarını gösterir. Gelişmiş bir uygarlığın işaretidir.

Araştırmacılara göre bu arkeolojik keşif "bozkır uygarlığı" olarak bilinen Saka'ların düşünülenlerin aksine olağanüstü bir düzeye ulaştıklarının bir kanıtı.

Uzmanlar bu muazzam antik hazineyi keşfetmiş olsalar da kime ait olduğunu henüz bulamadılar.
Ancak arkeologlar yapılan yeni kazıların hazinenin sahiplerini kısa süre içinde ortaya çıkaracağını düşünüyorlar.

Kazılardan sorumlu Profesör Zainolla Samashev şöyle dedi: "Bu mezar höyüğündeki çok sayıda değerli buluntu geçmişte burada hüküm süren bir erkeğin veya bir kadının, Saka toplumundaki üst mertebeden insanların buraya gömüldüğünü düşündürüyor."

Yazan & Çeviren: A.Kara

NEKHBET

A, mitoloji, mısır mitolojisi, Mısır mitleri, Nekhbet, Nekhebet, Nechbet, Mısır Tanrıçaları, Firavunların koruyucusu,Firavunları koruyan tanrıça,Wadjet,Hedjet,Nekhb,Yukarı Mısır
Nekhbet (Nekhebet, Nechbet) Yukarı Mısır'ın koruyucusu ve "İki kadın" firavundan biri olarak (mevkidaşı Wadjet ile birlikte) Nebty isminde ortaya çıktı. Yukarı Mısır'ın hükümdarlığı ile ilgili olarak "Hedjet" (Beyaz Taç) olarak adlandırılıyordu ve düzenli olarak Yukarı Mısır'ı temsil eden bir hanedan işareti olarak ortaya çıkıyordu. Aynı zamanda kraliyet çocuklarının koruyucusuydu. Daha sonraki dönemlerde ise tüm küçük çocukların ve anne adaylarının koruyucusu haline geldi.

Hanedanlık öncesi Mısır'da zaten popüler olduğuna dair bir kanıt var ama özellikle Nekheb kasabasıyla ilişkiliydi (adı "Nekheb'den geliyor"). Ancak Erken Hanedan Dönemi'nde Nekheb ve Nekhen (Yaşlı Horus'un tapınma merkezi) birleşmişti böylece o ve Wadjet firavunun Nebit ismini oluşturmak için birleştirildi böylece Yukarı Mısır'ın temsilcisi olarak pozisyonunu almış oldu.

Piramit Metinlerinde (Beşinci Hanedan'dan) yapılan referanslar Nekhbet'in "Babalar Babası, Anneler Annesi, başından beri var olan ve bu Dünya'nın Yaratıcısı" olan bir ilahe olarak kabul edildiğini doğrulamaktadır. Kralı Nemes'in kukuletasında bir akbaba ya da yılan olarak temsil edildi.

Nekhbet "pr wr" (Büyük Evin Hanımefendisi - Üst Mısır "devlet" tapınağı) olarak biliniyordu. On sekizinci hanedanı döneminde o ve Wadjet tüm kraliyet ailesinin kadınlara koruma teklif etti. Bu ise iki kraliyet yılanının başlıklarına eklenmesiyle belirtildi.

Heqet ve Taweret'in aksine, başlangıçta sadece kraliyet annelerini ve çocuklarını korumak için düşünülmüştü. Zaman zaman ilahi anne ya da firavunun hemşiresi olarak tasvir edilmişti ve çoğunlukla “shen”i (ebediliği temsil eder) ve kraliyet flamasını (Firavun otoritesini temsil eder) elinde tutan kralın üzerinde süzülen bir akbaba formunda ortaya çıkar. Ancak Yeni Krallık sırasında koruduğu insanların kraliyet ailesinin ötesine tüm insanlara kadar genişlediği görünüyor.


Nekhbet'in Yukarı Mısır'ın koruyucusu rolünde Hapi'nin karısı olduğu düşünülüyordu, ama aynı zamanda Horus ve Yukarı Mısır ile de ilişkiliydi. Çünkü sık sık bir kızıl akbaba biçimini aldı ve doğumla ilişkilendirildi aynı zamanda tanrıça Mut ve büyük tanrıça Hathor ile de ilişkili olduğundan dolayı ona "Nekhb'in Büyük Beyaz İncisi" adlı lakap verildi.

Ancak çoğu Mısır tanrısı gibi Nekhbet de daha karanlık bir tarafa sahipti. Çok sayıda tanrıça ile birlikte “Ra'nın Gözü” ile ilişkilendirilmişti. Savaş sırasında firavunların üstünde uçuyor, onları koruyor ve düşmanları tehdit ediyordu. Palermo Taşı 4. Firavun Thutmose'nin koruyucusunun "Nekbet, Beyaz Nekheb" olduğunu doğrulanmaktadır: "Majestelerinin süslerini tutturdu, iki eli arkamdaydı ve Mısır'ın düşmanlarını benim için bir araya getirdi."
Ayrıca diğer tanrılarla olan ilişkilerinde de bu dövüşçü rolünü üstlenmiştir.

Genelde Yukarı Mısır'ın tacını ya da akbaba başlığını takan bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Ancak aynı zamanda bir akbaba başı olan bir kadın, ya da kafasında Beyaz Taç ile bir yılan ya da akbaba olarak tasvir edilmiştir. Bir akbaba biçimini aldığında genellikle kanatlarını açarak durduğu ve "shen"i koruduğu, bazen ise pençesinde ma'at'ın tüylerini taşır. O sıklıkla Wadjet ile birlikte gösterildi ve insan formundayken kendisi ve Wadjet sadece taçlarına bakılarak ayırt edilebilir. Bazen ise firavunu emziren bir inek olarak (Hathor'un bir yönü olarak) resmedilmiştir.

Nekhb'de onu onurlandırmak için bir doğum evi, bir dizi küçük tapınak, kutsal bir göl ve bazı mezarlıkların bulunduğu bir tapınak inşa edildi. 18. yüzyıl Hanedanlığı döneminde büyük inşaat projeleri gerçekleştirilmiştir ve kalıntıların çoğunluğu 29. ve 30. Hanedanlığın firavunlarına aittir.

Kaynaklar:
Bard, Kathryn (2008) Eski Mısır Arkeolojisine Giriş
Kemp, Barry J (1991) Eski Mısır: Bir Medeniyet Anatomisi
Pinch, Geraldine (2002) Mısır mitolojisi
Redford Donald B (2002) Eski Tanrılar Konuşuyor
Watterson, Barbara (1996) Eski Mısır Tanrıları
Wilkinson, Richard H. (2003) Eski Mısır'ın Tüm Tanrıları ve Tanrıçaları
Wilkinson, Richard H. (2000) Eski Mısır'ın Tapınakları
Wilkinson, Toby (1999) Erken Dönem Mısır Hanedanlığı
Ziegler, Christine Editör (2008) Mısır Kraliçesi: Hetepheres'ten Kleopatra'ya

Yazan & Çeviren: A.Kara

TREND OLAN ZAMANDA YOLCULUK İDDİASI

Her gün internette sıkılan halk, insanları eğlendirmek için bir yol buluyor gibi görünüyor. Son zamanlarda zaman yolculuğu fikri üzerine paylaşılan ünlü fotoğrafları oldukça popüler.

Pek çok yorumcu zaman yolculuğunu tartışıyor ve Nicolas Cage, Johnny Depp ve Matthew McConaughey gibi ünlülerin hayal edilebileceğinden daha uzun süredir burada olduğunu iddia ediyor.

Günümüz ünlüleri ile onlarla eşleştirilen eski insanlar arasındaki benzerlikler bazılarına göre oldukça ikna edicidir fakat ıspatlanamayacak bir düşünce olduğu için tüm konu gizemini barındırmaktadır fakat bir gerçek var ki benzerlikleri inkar etmek çok zor :)

Peki bu gerçekten zaman yolculuğunun kanıtı olabilir mi?
Sunulan sayısız imgeler arasında, Karayipler'deki aktör Johnny Depp'in popüler Korsanlar'ı ve ona benzeyen birisinin görüntüsünü görüyoruz.

Depp'in fotoğrafının ilk kez müzisyen büyük-büyükbabasının ve Bay Depp'in inanılmaz benzerliğini fark eden Michael Johnstone tarafından paylaşıldığı ortaya çıktı. Kaptan Sparrow'a ek olarak, Johnny Depp'i kastediyorum.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Eddie Murphy de ona çok benzeyen bir adamla birlikte yer alıyor.
Fotoğraftaki adam Eddie Murphy'ye çok benziyor ve fotoğrafın tarihi 1920'lere kadar uzanıyor.
İnanılmaz benzerlikler göz önüne alındığında birçok kişi fotoğrafların çekildiğini savunuyor.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber



Bir diğer ünlü kişi Hollywood mega yıldızı Nicolas Cage.
1860’lı yıllarda Cage’e benzediği düşünülen bir kişinin resmi de bu konuda tartışılmakta.
Aslında Nicolas Cage'e benzeyen bu görüntüyü görenlerden bazıları onun bir vampir olduğunu bile iddia ettiler :)

Fotoğraflar arasında ayrıca popüler müzisyen Jay-Z'de bulunuyor. Görünüşe göre fotoğraf 1939'da New York'ta Brooklyn sokaklarında çekilmişti. Jay-Z olarak bilinen Shawn Corey Carter ise 4 Aralık 1969'da Brooklyn, New York'ta doğdu.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Neredeyse size Facebook'un Kralı Mark Zuckerberg ve İspanya Kralı IV. Philip'in bir portresini göstermeyi unutuyordum. Ürkütücü olan, tesadüf bile olsa iki kralın bu kadar çok fiziksel benzerliği paylaştığıdır.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Her neyse, öne sürüldüğü gibi uzay gemileriyle zamanda seyahat edenler var mı yok mu bilemem ama bu görüntüler ve internette bulunan sayısız diğer fotoğraf gezegenimizdeki bazı insanlara fiziksel olarak oldukça benzeyebilen birçok insanın var olduğunun kanıtıdır. Bunun devam edeceğinden ve yüzlerce yıl içinde benzer tesadüflere dikkat çekeceğinden de eminim.

Yazan: A.Kara

MUSEVİLİK'TE KÖLELİK

yahudilik, A, din, Musevilik'te kölelik, Tevrat ve Zebur'da kölelik, Yahudilerde kölelik, Seks köleleri, Musevilikte seks kölesi, Musevilikte cariye, Levililer, Mısır'dan Çıkış, Tesniye,
Yahudiler'in kitabı onların Mısır'da köle olduklarını söylüyor. Fakat ironiktir ki kölelikten kurtulan Yahudiler hem kendi halkından insanları hemde dış topraklardan ele geçirdiklerini işçi ve seks kölesi olarak kullanmaya başlıyorlar. Yahudi olan köle ile yabancı bir kölenin durumu farklı olduğu gibi borcu yüzünden kölelik yapanın durumu da değişken. Bu konuda Musevilerin nasıl ayetleri var gelin beraber inceleyelim.

Yahudi Köleler
Bir Yahudi mahkeme emrini vermedikçe ya da kendi kendine gönüllü olarak esaret istemezse bir kişi köle olamazdı (Yad Avadim 1:1). Diğer köleler ise her zaman kendi milletinin dışından alınıyordu.

Mısır'dan Çıkış 21: 2-6
21:2: İbrani bir köle satın alırsan, altı yıl kölelik edecek, ama yedinci yıl karşılık ödemeden özgür olacak.
21:3: Bekâr geldiyse, yalnız kendisi özgür olacak; evli geldiyse, karısı da özgür olacak.
21:4: Efendisi kendisine bir kadın verir ve o kadından çocukları olursa, kadın ve çocuklar efendisinde kalacak, yalnız kendisi gidecek.
21:5: Ama köle açıkça, ‹Ben efendimi, karımla çocuklarımı seviyorum, özgür olmak istemiyorum› derse,
21:6: efendisi onu Allaha yaklaştıracak; ve onu kapıya yahut kapının süvesine yaklaştıracak, ve onun kulağını biz ile delecek, ve kendisine ebediyen hizmet edecektir.

Yabancı köleler
25:44: Ve senin malın olacak köleye ve cariyeye gelince, etrafınızda olan milletlerden, onlardan köle ve cariye satın alacaksınız.

25:45: Ve aranızda oturan gariplerin de çocuklarından, onlardan ve diyarınızda doğmuş olup yanınızda bulunan aşiretlerinden satın alacaksınız; ve sizin malınız olacaktır. (Levililer 25: 44-45).

Fakir & Borçlular
Borcunu ödeyemeyen bir borçlu kendisini alacaklıya esaret edebilir:

25:39: "Ve eğer kardeşin senin yanında fakir düşer, ve kendisini sana satarsa, onu köle gibi çalıştırmıyacaksın." (Levililer)

22:7: "Zengin fakirlere hâkim olur; Ve ödünç alan ödünç verenin kulu olur." (Süleymanın Özdeyişleri)

4:1: "VE peygamber oğullarının karılarından bir kadın Elişaya feryat edip dedi: Kocam kulun öldü; ve bilirsin ki, o kulun RABDEN korkardı; ve alacaklı iki çocuğumu kendisine köle olsunlar diye onları almağa geldi." (2.Krallar)

2:6: "RAB şöyle diyor: İsrailin üç, hattâ dört kat cinayetinden ötürü cezasını geri almıyacağım; çünkü salihi paraya, ve yoksulu bir çift çarığa sattılar" (Amos)

8:6: "fakirleri gümüşe, ve yoksulları bir çift çarığa satın alalım, ve buğdayın süprüntüsünü satalım?" (Amos)

5:5: "Ve şimdi bizim etimiz kardeşlerimizin eti gibidir, oğullarımız onların oğulları gibidir; ve işte, oğullarımızı ve kızlarımızı kölelik altına koyuyoruz, ve kızlarımızdan cariye edilmiş olanlar da var; ve elimizde bir çare yok; çünkü tarlalarımız ve bağlarımız başkalarınındır." (Nehemya)


Suçlular
İade edemeyen bir hırsız "hırsızlığı için satılır"
"Eğer hırsız duvar delerken yakalanırsa, ve vurulup ölürse, onun için kan hakkı yoktur. 3 Eğer onun üzerine güneş doğmuş olursa, kendisine kan hakkı olacaktır; mutlaka ödiyecektir; eğer kendisinin bir şeyi yoksa, o zaman hırsızlığı için satılacaktır." (Mısır'dan Çıkış 22:2-3)

Savaş Esirleri
Çölde Sayım 31:26-27 ve Tesniye 20:10-11 bölümlerinde savaş esirlerinin köle olarak alınabileceğine değinilir, hemen inceleyelim:

31:26-27: "Sen, ve kâhin Eleazar, ve cemaatin atalar evlerinin reisleri, adam olsun hayvan olsun, alınmış olan çapul malının topunu al; 27 ve çapul malını, cenge çıkan cenk erleri, ve bütün cemaat arasında yarı yarıya böl." (Çölde Sayım)

20:10-11: "10. Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.
11. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. (Tesniye)

Kadın Köleler
Bir baba genellikle ev işlerini yapacak bir köle yada seks kölesi olması için (cariye) kızını satabilir, satın alan adam istediği gibi kullanır, isterse evlenebilir yada köle olarak kullanmaya devam eder:

Mısır'dan Çıkış 21: 7-11
21:7: Ve eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, o, kölelerin çıktığı gibi çıkmıyacaktır.
21:8: Eğer kendisine nişanlanmış olan kız, efendisinin gözünde kötü olursa, o zaman geri satın alınması için bırakacaktır; kendisile sadakatsiz davrandı diye onu yabancı kavma satamaz.
21:9: Ve eğer oğluna nişanlarsa, ona kızlar hakkındaki usule göre yapsın.
21:10: Eğer kendisine başka bir kadın alırsa, evelkinin nafakasını, esvabını ve karılık hakkını eksiltmiyecektir.
21:11: Ve eğer bu üç şeyi ona yapmazsa, o zaman meccanen, parasız çıkacaktır.

Kölelerin çocukları
Museviliğe göre "evlatlığın oğlu" , "evde doğan" tabirlerinin geçtiği ayetler kölelerin statüsünün çocuklarına devredildiğini belirtmektedir. Yani kölelikleri kendilerinden çocuklarına geçiyor ve çocukları küçük yaştan itibaren efendilerine hizmet ediyorlar (tabi kim bilir bu hizmetin içinde neler var)

Mısır'dan Çıkış 23:12: "Altı gün kendi işlerini yapacaksın, ve yedinci günde öküzün, ve eşeğin rahat etsinler, ve cariyenin oğlu ve garip dinlensinler diye istirahat edeceksin."

Levililer 22:11: "Fakat kâhinin kendi parası ile satın aldığı can ondan yiyecektir; ve kendi evinde doğanlar onun ekmeğinden yiyeceklerdir."

Yaratılış 17:12: "Ve aranızda evde doğmuş, yahut senin zürriyetinden olmayıp her yabancıdan para ile satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk nesillerinizce sünnet olunacaktır."

KÖLELİĞİN SONA ERİŞİ

Yahudi Köleler
Yahudi köleler sadece altı yıl hizmet eder ve yedinci yılında serbest bırakılmalıdır, bu Mısır'dan Çıkış ve Tesniye'de şöyle geçmektedir:

Mısırdan Çıkış 21:2-4
21:2: Eğer İbranî bir köle satın alırsan, altı yıl hizmet edecek; ve yedincide hür olarak meccanen çıkacaktır.
21:3: Eğer yalnız geldi ise yalnız çıkacaktır; eğer karısı ile geldi ise o zaman karısı kendisile beraber çıkacaktır.
21:4: Eğer efendisi ona bir kadın verir, ve o kendisine oğullar yahut kızlar doğurursa, kadın ve çocuklar efendisinin olacak, ve kendisi yalnız çıkacaktır.

Tesniye 15:12: Eğer İbrani kardeşlerinizden bir erkek ya da kadın size satılırsa, altı yıl size kölelik edecek, yedinci yıl onu özgür bırakacaksınız.

Bu kölelerin bir piyasa değeri vardır, örneğin öküzün bir köleyi öldürmesi halinde öküzün sahibinin kölenin efendisine 30 şekel gümüş ödemesi gerekir, bu arada öldüren öküzün de taşlanması ayrı bir trajikomedidir:

Mısır'dan Çıkış 21:32: "Eğer öküz bir köleyi yahut bir cariyeyi süserse, onların efendisine otuz şekel gümüş verilecek, ve öküz taşlanacaktır."

Ücretsiz çalıştırılan Yahudi kölelerin serbest bırakılmasına üzülen bazı kişilerin olması üzerine şu ayet uydurularak "oh neyseki hakikaten iyi çalışmıştı" demeleri ve köleleri salmaları kolaylaştırılmıştır:

Tesniye 15:18: "18. Kölenizi özgür bırakınca üzülmemelisiniz. Size hizmet ettiği bu altı yıl boyunca ücretli bir işçiden iki kat fazla iş görmüştür. Tanrınız RAB yaptığınız her işte sizi kutsayacaktır."

Eğer köle serbest kalmayı reddederse ve efendisinin hizmetinde kalmak isterse o zaman ustası kulağını deldirir ve bu şekilde köle sonsuza kadar ona bağlanır:

Mısır'dan Çıkış 21:5-6
21:5: Fakat eğer köle açıkça: Efendimi ve karımı ve çocuklarımı seviyorum, hür çıkmıyacağım, derse,
21:6: efendisi onu Allaha yaklaştıracak; ve onu kapıya yahut kapının süvesine yaklaştıracak, ve onun kulağını biz ile delecek, ve kendisine ebediyen hizmet edecektir.

Tesniye 15:16-17
15: 16: Eğer köleniz sizi ve ailenizi seviyorsa, sizden hoşnutsa, ‹Yanınızdan ayrılmak istemiyorum› derse,
15:17: bir biz alıp kölenin kulak memesinden sokarak kapıya geçirin; o zaman yaşam boyu köleniz olarak kalacaktır. Kadın kölelerinize de aynı şeyi yapın.

Eğer Yahudi köle bir yabancıya satılmışsa yakınları fidyesini ödeyerek onu serbest bıraktırabilir:

Levililer 25:47-54
25:47: Ve eğer yanında olan misafir veya garip zenginleşirse, ve kardeşin onun yanında fakir düşer ve garibe, yahut senin yanında olan misafire yahut garibin neslinden birine kendisini satarsa;
25:48: satıldıktan sonra fidyesi verilebilir; kardeşlerinden biri onun için fidye verebilir;
25:49: yahut amcası, yahut amcası oğlu, onun için fidye verebilir, yahut aşiretinden geri kalan yakın akrabasından biri onun için fidye verebilir; yahut eğer eli yeterse, kendisi fidye verebilir.
25:50: Ve kendisini satın alan adamla, ona kendisini sattığı yıldan yubil yılına kadar hesap görecek; ve satılışının bedeli yılların sayısına göre olacak; onun yanında ücretlinin gündelikleri gibi olacaktır. 25:51: Eğer daha çok yıllar varsa onlara göre fidyesinin bedelini satın alındığı paradan verecektir.
25:52: Eğer yubil yılına kadar kalan yıllar az ise, o zaman onunla hesap görecek; fidyesinin bedelini yıllarına göre geri verecektir.
25:53: Onun yanında yıldan yıla tutulan ücretli adam gibi olacak; senin gözün önünde ona sertlikle efendilik etmiyecektir.
25:54: Ve eğer bu suretle fidye verilmezse, o zaman kendisi ve kendisile beraber çocukları, yubil yılında çıkacaklardır.


Yabancı Köleler
Yabancı köleler ebediyen hizmet eder, sahipleri onları kendilerinden sonra çocuklarına miras bırakabilir, yani Museviliğe göre yabancı köle = kalıcı mülktür:

Levililer 25:45-46
25:45: Ve aranızda oturan gariplerin de çocuklarından, onlardan ve diyarınızda doğmuş olup yanınızda bulunan aşiretlerinden satın alacaksınız; ve sizin malınız olacaktır.
25:46: Ve onları kendinizden sonra miras mülk olarak çocuklarınıza bırakacaksınız, daimî kölelerinizi onlardan alacaksınız; fakat kardeşlerinize, İsrail oğullarına, birbirinize sertlikle efendilik etmiyeceksiniz.

Borçlular
Borçlunun borç miktarı ne olursa olsun ilk gelen yubil yılında (bir nevi her 50 yılda bir gerçekleştirilen yıllık Şabat gibi düşünün, toprağın nadasa bırakıldığı, arazi ve evlerin eski sahiplerine devredildiği, kölelerin serbest bırakıldığı bir dönem) serbest bırakılmalıdır:

Levililer 25:40-41
25:40: Senin yanında ücretli adam gibi ve misafir gibi olacaktır; yubil yılına kadar senin yanında çalışacaktır;
25:41: o zaman kendisi, ve kendisile beraber çocukları, senin yanından çıkacak, ve aşiretine dönecek, ve babalarının mülküne dönecektir.

Aynı şey bir fakir için de geçerlidir. O yıl içinde topraklarını ve mallarını geri alırlar:

Levililer 25:10-13
25:10: Ve ellinci yılı takdis edeceksiniz, ve memlekette, orada oturanların hepsine azatlık ilân edeceksiniz; sizin için yubil olacak; sizden her biri kendi mülküne dönecek, ve sizden her biri kendi aşiretine dönecek.
25:11: Bu ellinci yıl size yubil olacak; ekmiyeceksiniz, ve o yılın arttan sürenini biçmiyeceksiniz, ve budanmamış asmanın üzümlerini devşirmiyeceksiniz.
25:12: Çünkü yubildir; size mukaddes olacaktır; onun mahsulünü tarladan yiyeceksiniz.
25:13: Bu yubil yılında sizden her biri kendi mülküne dönecek.

Ayrıca ailesine ve atalarına da geri dönebilirler:
Levililer 25:41: "o zaman kendisi, ve kendisile beraber çocukları, senin yanından çıkacak, ve aşiretine dönecek, ve babalarının mülküne dönecektir."

Fakat biraz da şans işi, çünkü eğer fakir ve borçluysan, yubil yılına da denk gelmediysen köle olarak çalış babam çalış.

Kadın Köleler
Babaları tarafından esaret olarak satılan kadın köleler eğer efendilerinin oğulları onlarla evlenmek istemezse yada evlilik haklarını inkar ederse kadın köle serbest kalır:

Mısır'dan Çıkış 21:8-11
21:8: Eğer kendisine nişanlanmış olan kız, efendisinin gözünde kötü olursa, o zaman geri satın alınması için bırakacaktır; kendisine sadakatsiz davrandı diye onu yabancı kavma satamaz.
21:9: Ve eğer oğluna nişanlarsa, onu kızlar hakkındaki usule göre yapsın.
21:10: Eğer kendisine başka bir kadın alırsa, evelkinin nafakasını, esvabını ve karılık hakkını eksiltmiyecektir.
21:11: Ve eğer bu üç şeyi ona yapmazsa, o zaman meccanen, parasız çıkacaktır.

Ayrıca köleler sebep olunan ağır bedensel yaralanmalar için serbest bırakılmalıdır, kölenin gözüne yada dişine zarar gelirse serbest bırakılması şart koşulur:

Mısır'dan Çıkış 21:26-27
21:26: Ve eğer bir adam kölesinin gözüne, yahut cariyesinin gözüne vurur, ve onu sakat ederse, gözü yerine onu hür olarak salıverecektir.
21:27: Ve eğer kölesinin yahut cariyesinin dişini düşürürse, dişi yerine onu hür olarak salıverecektir. 

Ne kadar düşünceli, merhametli sözler içeren bir kitap ve uygulayan bir halk değil mi? Seks kölesini al kullan, ağzını burnunu kırarsan, dişini döker hatta sakat bırakırsan serbest kalma hakkı ver. Asıl bu yaptıkların için ona ömür boyu bakman gerekirdi. Fakat Musevi Tanrısı anlaşma yaptığı kendi halkı olan İsrailoğullarını üstün gördüğü için maalesef ortada başkalarına karşı merhamet kırıntısı yok bu konuda.

İşin daha da trajikomik yanı, kendilerini de köle olarak esaret altına sokabiliyorlar fakat öyle "kazanma ve çalışma" odaklı bir milletler ki burada herhangi bir milli duygu aramıyorlar, RAB izin verdi diyip eşek sudan gelinceye kadar çalıştırıyor yada seks kölesi olarak kullanıyorlar (tabi ki imkan varsa ilk tercih dışarıdan gelen yabancı köleler)

Yazan: A.Kara

MESENET

A, mitoloji, mısır mitolojisi, Mesenet, Meskhenet, Mesket, Mısır doğum tanrıçası, Mısır doğum tuğlası, Antik Mısır'ın doğum tanrıçası, Mısır tanrıçaları, Kadın tanrılar, Raddjedet,Hatshepsut
Doğum tanrıçası Meskhenet (Mesenet, Meskhent, Mesket, Meshkent) ilahi bir ebe ve doğum evinin koruyucusu idi. Antik Mısırlı kadınların doğum yaparken çömeldiği doğum tuğlası olarak kişileştirildi. Antik dünyada çocuk ölüm oranı yüksekti ve Mısırlılar aile odaklı insanlardı, bu nedenle bir çocuğun doğumu ebeveynler için büyük bir kutlama ve aynı zamanda bir sinirlenme zamanıydı. Sonuç olarak Meskhenet de dahil olmak üzere çok sayıda tanrının yardımına başvurdular. Örneğin, Hatshepsut Deir-El-Bahari'deki morg tapınağının duvarlarına doğumda ona katılan "Khnum, Isis, Nephthys, Bes, Taweret ve Meskhenet" de dahil olmak üzere birtakım tanrılardan bahsetmiştir.

Raddjedet ve üçlüsü (aynı zamanda Khufu ve sihirbaz olarak da bilinir) masalında doğum Khnum, Isis ve Nephthys tarafından yapılmıştır ancak her çocuğun firavun olacağını ilan eden Meskhenet'dir. Böylece Meskhenet sadece bir ebe olamktan çıkmış aynı zamanda bir kişinin kaderini belirleyebilecek bir kader tanrıçası olmuştu. Bu onu Shai (bir kişinin hayatının uzunluğunu belirleyen kader tanrısı) ile bağlar ve aslında ikisi de Renenutet ile birlikte (çocuğa onun gizli adını veren) birlikte tasvir edilir.

Yeni doğmuş bebekleri ve annelerini koruma gücü vardı. Hatshepsut ayrıca Meskhenet'in tıpkı "Ra gibi" onu koruma sözü verdiğini iddia etti. Meskhenet aynı zamanda Ma'at Salonlarında (Shai ve Renenutet ile) göründüğü gibi merhumun karakterine tanıklık ettiği düşünülüyordu. Bu onun korumasının doğumdan ölüme ve ötesine uzandığını ve ölen kişinin öteki dünyada sembolik yeniden doğuşuna da yardımcı olabileceğini gösteriyor. Esna'daki Khnum tapınağında bulunan yazıtlarda Khnum'a eşlik eden ve kötü ruhları kovmak için sihir kullanan "dört Meskhenets"e başvurulduğu görülür.

Meskhenet herhangi bir bölge ya da şehirle ilgili değildi bu yüzden özellikle ona adanmış tapınaklar bulunamadı. Ancak ülkenin her yerindeki doğum tuğlaları üzerinde görünen şekli ile popüler ve saygın bir tanrı gibi görünüyor. Doğum tuğlası üzerinde sıklıkla tasvir edilen ve doğumla yakından ilişkili olan bir başka tanrıça ise inek tanrıçası Hathor'la ilişkiliydi. Dahası Meskhenet'in sembolü bir yavrulamamış ineğin rahimini temsil ettiği düşünülen iki döngüden (halka) oluşuyordu. Onun adı "doğum yeri" anlamına geliyordu ve genellikle bir insan kafasına sahip bir doğum tuğlası ya da bir ineğin rahminden başlık takan bir kadın olarak tasvir edilmiştir.

Yazan & Çeviren: A.Kara

MUHAMMED'İN KARILARI VE CARİYELERİ

hz muhammed evlilikleri, hz muhammed in çocukları,hz muhammed,Muhammed'in cariyeleri,Hz Hatice,Sevde,Aişe,Hafsa,Zeyneb bint Huzeyme,din,A, islamiyet, Reyhane bint Zeyd,Cüveyriye,Marya
Bilindiği üzere gerçekleri görmek istemeyen, Kur'an ayetlerinin yazılış sebeplerinden, hadislerle olan ilişkilerinden, evliliklerin gerçek sebeplerinden habersiz olan müslümanlar Muhammed'in evliliklerine gerekçe olarak "KORUMAK İÇİN" bahanesini sunuyorlar. Peki bakalım bu konuda, Muhammed'in eşleri ve seks köleleri hakkında İslami kaynaklar ne diyor:

KARISI | Hatice bint Hüveylid || Evlenme tarihi Temmuz 595
Kureyş kabilesinden olan Hatice oldukça varlıklı biriydi. Muhammed’i 24 yaşında iken istihdam eden ve ardından evlenme teklif eden Mekke’nin varlıklı bir tüccarıydı (Hatice'nin kendisi evlenme teklif ettiği konusu net değildir bu konuda farklı bilgiler mevcuttur, araştırdıktan sonra ayrıca yazacağım). Muhammed'in 6 çocuğunun annesiydi ve İslam'ın en erken dönemlerinde önemli bir karakterdi. Doğurduğu 6 çocuktan erkek olanlar küçük yaşta hayatlarını kaybetmişti. Muhammed'den önce 2 kocası olmuştu ve 2. kocasının ölümünden sonra kendi adına ticaret yapacak bir erkek görevlendirmeyi tercih ediyordu. İstihdam ettiği bu erkeklerle Şam'a ticaret kervanlarını gönderiyordu. Şam'a düzenlediği seferlerden birinde normalden verdiği paranın 2 katını ödeyerek Muhammed'i kervanı götürmesi için görevlendirmiş, daha sonra ise Muhammed ile evlenmiştir. Yaşadığı süre boyunca Muhammed'in tek karısıydı, 620 yılında öldü.
[Kaynaklar: İbn-İshak 82-83, 106-107, 111, 113-114, 160-161, 191, 313-314 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 | İbn Sa'd 8:9-12, 39, 151-152]

Buradan sonrasına dikkat, Muhammed Haticenin gücünden dolayı o varken başka bir kadın almıyor fakat zengin ve güçlü bir kadın olan Hatice'nin ölümünden sonra durmaksızın kadınlarla evleniyor ve seks köleleri alıyor.

KARISI | Sevde bint Zem'a || Sınırlı haklara rağmen evliler. Evlenme tarihi: Mayıs 620
İslamiyeti erkenden seçen bir tabakçıydı. Muhammed onunla popüler olmadığı ve iflas ettiği bir zamanda evlendi. Eşlerinin en düz ve en yalın olanı olarak (şişman ve çok yavaş olarak tarif edilir) Muhammed onu çekemez hale geldi ve boşanmayı düşündü fakat asıl sebebi yaşlanmış olmasıydı. Sonrasında Muhammed'e bir daha asla kendisi ile yatmayacağını, kendi ile yatması gereken günlerde Ayşe ile yatabileceğini söyleyerek onu evinde kalmaya ikna etti (Sırasını Ayşe'ye verdi).

Konuyla ilgili olarak Muhammed Nisa 128'i haber verdi: "Ve şâyet bir kadın kocasının ilgisizliğinden veya ondan yüz çevirmesinden korkarsa, artık ikisinin arasında sulh (anlaşma) yapılarak ıslah edilmesinde (uzlaşmasında) onların ikisine de bir günah yoktur ve sulh (anlaşma) daha hayırlıdır. Nefsler cimriliğe (kıskançlığa ve hırsa) hazır kılınmıştır (meyilli yaratılmıştır). Ve eğer ihsanla davranır ve takva sahibi olursanız, o taktirde, muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır."
[Kaynaklar: Sahih Buhari 2:26:740 | İbn-İshak 148, 309, 530 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-130, cilt 39, s. 169-170 | İbn Sa'd 8:39-42, 152]

KARISI | Aişe bint Ebu Bekir / Ayşe || Evlenme tarihi: Mayıs 620'de sözleşmesi [nişan] yapıldı, Nisan veya Mayıs 623'te tamamlandı [evlilik]
Muhammed'in en iyi arkadaşı ve baş vaizi Ebu Bekir'in kızıydı. Ebubekir ile Muhammed arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için yapılmış bir evlilikti (o yaşta birini vermenin adına evlilik denirse) Muhammed genç kız kardeşine rağmen 6 yaşındaki Ayşe'yi seçti ve en sevdiği karısı oldu. Bu ilişkinin paedofili yönü İslam'da bu tür evliliklerin kurumsallaştırılmasına neden oldu.
Daha detaylı okumak için: TIKLA

"Peygamber benimle altı (yaşında) bir kızken nişanlandı. Medine'ye gittik ve Beni-el-Haris bin Hazrec'in evinde kaldık. Sonra hastalandım ve saçlarım döküldü. Daha sonra saçlarım büyüdü ve annem, Ümmü Rûmân, salıncakta kız arkadaşlarımla oynarken yanıma geldi. Beni çağırdı, yanına gittim, bana ne yapacağını bilmiyordum. Elimden yakaladı ve beni kapıda bekletti. Soluğum kesilmişti, nefesim yerine geldiğinde biraz su aldı ve yüzümle başımı bu su ile ovdu. Daha sonra beni eve aldı. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunuyordu. Bunlar bana: "Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin!" dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyafetimi düzlediler ve Resûlullah'a teslim ettiler. Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdim ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım. [Sahih Buhari 5.Kitap]"
[Kaynaklar İbn-İshak 116, 223, 279-280, 311, 457, 464-465, 468, 493-499, 522, 535-536, 544, 649-650, 667, 678-688 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 128-131, cilt 39, s. 171-174, Sahih Buhari 5.Kitap]


KARISI | Hafsa bint-i Ömer || Evlenme tarihi: Ocak veya Şubat 625Muhammed'in zengin arkadaşı Ömer'in kızıydı. Kocası Huneys Uhud Savaşı'nda ölünce babası Ömer'in ısrarı ile Muhammed ile evlenmesi önerildi. Muhammed ilişkilerini daha da güçlendirmek için bu sırsatı kaçırmayarak onunla evlendi. Hafsa bugünün standart Kur'ân'ından biraz daha farklı olan, kendi el yazısı ile bir Kur'an yazmıştı.
[Kaynaklar: İbn-İshak 218, 301, 679 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s.131-132, cilt 39, s.174-175 | İbn Sa'd 8:56-60, 152]

KARISI | Zeyneb bint Huzeyme || Evlenme tarihi: Şubat veya Mart 625
Sadaka çalışmalarına olan bağlılığı nedeniyle “Yoksulların Annesi” olarak bilinen orta sınıf bir dul idi. 625’ yılında öldü. Yaşlı birisi olduğu için Muhammed'in onunla iyilik yapmak için evlendiğini söyleyenlerin gözden kaçırdığı şey Muhammed'in zaten 6 yaşındaki Ayşe'ye, diğer karılarına ve seks kölelerine sahip olduğudur. Dolayısı ile bu ve diğer yaşlı kadınlarla evliliği kendini dışarıya daha iyi göstermek ve peygamber olduğu iddiasını yaptığı iyilik gösterişleri ile güçlendirmek içindir.
[Kaynaklar: İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s.138, cilt 39, s. 63-64 | İbn Sa'd 8:82, 152]

KARISI | Ümmü Seleme / Hind || Evlenme tarihi: Nisan 626
Dört küçük çocuğu olan çekici bir dul olan Hind, İslam'ı istemeyen Mekke'deki aristokrat ailesi tarafından reddedildi. Onun inceliği ve pratik bilgeliği bazen Muhammed'in zulümlerini hafifletti. Ali'nin taraftarlarının önemli bir öğretmeni idi.
[Kaynaklar: İbn-İshak 146, 147, 150-153, 167-169, 213-214, 462, 529, 536, 546, 589, 680 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 132, cilt 39, s. 175-177]

KARISI | Zeyneb bint Cahş [Evlatlık oğlu Zeyd'in eski karısı] || Evlenme tarihi: Mart 627
Zeyneb, Muhammed'in evlatlık oğlu Zayd ibn Harithah'ın karısı aynı zamanda Muhammed'in kuzeniydi. Muhammed Zeyneb'e aşık olunca oğlu Zeyd'i ondan evlenmesi için zorladı. Muhammed onunla evlenmesini haklı çıkarabilmek için Zeyd'in öz oğlu olmadığını, dolayısı ile Zeyneb'in onun kayınvalidesi sayılmadığını ve evlenmekte bir sorun olmadığını söyledi. Aynı zamanda çeşitli ayetlerle evliliğini haklı çıkardı ve arkasından konuşanları tehdit etti. Zeyneb deri el sanatlarında başarılıydı. Daha detaylı okumak için: TIKLA
[Kaynaklar: İbn-İshak 215, 495 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 134, cilt 39, s. 180-182 | İbn Sa'd 8:72-81, 152]

CARİYESİ | Reyhâne bint Zeyd || Seks kölesi , Mayıs 627
Reyhâne bint-i Zeyd o dönemde Medine'de yaşamakta olan "Beni Kureyza" isimli Yahudi kabilesindendir. Onun ilk kocası Muhammed'in 627 Nisan'da başını kestiği 600-900 Kureyza erkekteğinden biriydi. Bütün kadınları köleleştirdi ve aralarından en güzeli olan Rayhana'yı kendisi için seçti. Onunla evlenmeyi reddettiğinde ise onu bir cariye olarak yanında tuttu. [Bir seks kölesi olarak alıkonmasına rağmen birçok kesim utanmadan "Muhammed'in karısı" demeye ve aslı astarı olmayan sözde kaynaklar göstermeye devam ediyor] Kendisinin cariye olarak kalmak istemesinin temel sebebi müslüman kadınlar gibi örtünmek istememesi, onurlu bir kadın olarak köleler gibi giyinmek istemesidir:

"Beni nikahlamaktansa, cariyen olarak muhafaza et! Ben bir cariye kadın olarak kalmak isterim, zira hür Müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takınmak istemiyorum." , "...kadın köleler gibi giyinmek istiyorum" [Hamidullah, II, 774, nr. 1117]
Muhammed'den kısa bir süre önce 632 yılında ölmüştür.
[Kaynaklar: İbn-İshak 466 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 137, 141, cilt 39, s. 164-165 | İbn Sa'd 8:92-94, 153, Hamidullah, II, 774, nr. 1117]


KARISI | Cüveyriye bint Haris || Evlenme tarihi: Ocak 628
Bir Arap şefinin olan el-Haris Muhammed'in kabilesine saldırdığında kızı Cüveyriye müslümanların eline esir düşmüştü. Muhammed onunla evlenmeyi düşünmemişti ancak Ayşe, Cüveyriye'nin çok güzel olduğunu, erkeklerin her zaman ilk bakışta ona aşık olacaklarını iddia etti. Muhammed onunla evlendi fakat sebebi onun kabilesinin İslamiyet'e geçişini kolaylaştırmaktı çünkü evlilik ile birlikte akrabalık bağı kurulmuş olacaktı (Osmanlı padihaşlarının yabancı kadınlarla evlenmelerinin sebebi gibi)
[Kaynaklar: İbn-İshak 490-493 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 133, cilt 39, s. 182-184 | İbn Sa'd 8:83-85, 152]

KARISI | Ümmü Habîbe Remle bint Ebî Süfyân || Evlenme tarihi: 628 Temmuz | Yılın başındaki bir vekalet nikahını takiben
Muhammed’e karşı direnişe liderlik eden Mekke şefi Ebu Sufyan’ın kızıydı ve gençliğinde İslam'a dönmüştü. Bu evlilik ile Muhammed, Hudaybiya Antlaşması'ndaki politik aşağılanmasının bir kısmını rakibinin kendi kızını sadakatle komuta edeceğini kanıtlayarak telafi ettiği gibi aynı zamanda Ümmü Habibe ile evlenmesi sayesinde Emevilere akraba oldu. Remle, Muhammed'e adanmış ve ona karşı olan insanların sürtüşmesine sebep olmuştur.
[Kaynaklar: İbn-İshak 146, 527-528, 529, 543 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 133-134, cilt 39, s. 177-180 | İbn Sa'd 8:68-71, 153]

KARISI | Safiyye bint Huyey || Evlenme tarihi: Temmuz 628
Yahudi şefi Huyayy ibn Akhtab'ın güzel kızıydı. Muhammed Arabistan'daki son Yahudi kabilesini yendiğinde Hayber’in en meşhur kalesi olan Şemmus Kalesi'nin kumandanı olan ikinci kocası Kinana öldürüldü. Öldürüldüğünden emin olduktan sadece saatler sonra Muhammed onunla evlendi. Öldürülenlerin arasında babası ve erkek kardeşi de vardı. Önceki saldırılarda ise üç amcası ve birkaç kuzeni öldürülmüştü. Babası ve kardeşinin öldürüldüğü savaşta müslümanlar tarafından esir alındı.

Arabistan'da yöneticilere yani kabile reisleri ve hükümdarlara düşen ganimet payına "Safiyye" denirdi. Zeyneb de savaş sırasında Muhammed'in hissesine düşen bir ganimet olduğundan Safiyye olarak adlandırılmıştı (Bazıları kıvırmaya çalışsa da Kur'anda'da yazdığı gibi savaşta ele geçirilen kadın İslama göre ganimettir).

Bu evliliğin, birkaç yıl sonra Arabistan'dan sürgün edilen Safiye'nin yenilmiş kabilesine faydası yoktu; Gerçek siyasi önemi, Safiyye'nin Muhammed'in hanesindeki varlığının Yahudileri yendiğinin açık bir gösterisi olduğu yönündeydi.
[Kaynaklar: İbn-İshak 241-242, 511, 514-515, 516-517, 520 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 134-135, cilt 39, s. 184-185 | İbn Sa'd 8:85-92, 153]

KARISI | Meymûne bint Haris || Evlilik tarihi: Şubat 629
Muhammed'e evlenme teklif eden Meymune Mekke'den orta sınıf bir dul idi. Çok düzenli ve sakin bir kadın olan Meymune kurallara ve ayinlere tamamen takıntılıydı. Meymune, Abbas bin Abdülmuttalib'in baldızıydı ve Muhammed'i onunla evlenmesi için teşvik ediyordu. Bu evlilik sayesinde Muhammed Meymune'nin kabilesi olan Âmir b. Sa’sa mensupları ile iç içe olma imkanı bulmuş, bu sayede onlardan İslam'ı seçenlerle çevresini büyütmüştü. Yani Meymune ile yapılan evliliğin sebebi cinsellik yada onu koruma fikri değil, daha fazla güç elde etmekti (diğer bazı evliliklerinde de olduğu gibi)
[Kaynaklar: İbn İshak 531, 679-680 | İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 135, cilt 39, s. 185-186 | İbn Sa'd 8:94-99, VIII, 132. 153]


CARİYESİ | Marya / Maria (Mariyah bint Shamoon al-Quptiya) || Seks kölesi, Haziran 629
Marya, Bizansın İskenderiye valisi olan Mısır mukavsının Muhammed'e hediye olarak gönderdiği bir hadım ağası, 1000 miskal altın, kıymetli elbiseler, kumaş, güzel kokular ve iki seks kölesinden biriydi. Güzelliğinden korkan resmi karılarının itirazlarına rağmen Muhammed onu bir cariye olarak yanında tuttu. Bir süre sonra Muhammed onunla nikah yaparak Mısır'da çıkan Bizans-Mısır savaşında avantaj elde etmiş oldu. Çünkü Mısırlılar kendilerinden biriyle evli olduğu için tarafsız davranarak Bizans'a destek olmamışlardır.
Marya Muhammed’e İbrahim adında bir oğul verdi fakat çocuk bir süre sonra öldü. Daha detaylı okumak için: TIKLA
[Kaynaklar: İbn İshak 653 | Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 137, 141, cilt 39, s. 193-195 | İbn Sa'd 8:148-151]

KARISI | Mulayka bint Kaab || Evlenme tarihi: Ocak 630
Ailesi Mekke'nin Müslüman istilasına karşı direndi. Fethi yatıştırmak için Muhammed'e güzel Mulayka'yı gelin olarak verdiler. Fakat Mulayka Muhammed'in ordusunun babasını öldürdüğünü fark ettiğinde kendisine boşanma talebinde bulundu. Birkaç hafta sonra öldü (Ne hikmetse).
[Kaynaklar: Ebu Cafer Taberi cilt 39, s. 165 | İbn Sa'd 8:106, 154]

KARISI | Fatima al-Aliya bint Zabyan al-Dahhak || Evlenme tarihi: Şubat veya Mart 630
O İslam'ın kabul ettirildiği küçük dereceli bir şefin kızıydı. Muhammed sadece birkaç hafta sonra "cami avlusunda erkeklere baktı" diyerek onu boşadı. Fatima hayatının geri kalanında gübre toplayıcı olarak çalışmak zorunda kaldı. Muhammed'in tüm dullarından daha uzun yaşadı.
[Kaynaklar: Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 138, cilt 39, s. 186-188, cilt 9, s. 136-137 | İbn Sa'd 8:100-101, 153]

KARISI | Asma bint Al-Numan || Evlenme tarihi: Haziran veya Temmuz 630
Ailesi evlilik ittifakının Medine'deki olası bir askeri saldırıya karşı koyacağını umduğu Yemen'den bir prensesdi. Ancak Muhammed daha sonra Ayşe'nin oyunlarından dolayı onu boşadı. Esma daha sonra Umm Salama'nın bir erkek kardeşi ile evlendi.
[Kaynaklar: İbn Hişam 918 | Ebu Cafer Taberi cilt 39, s. 188-191, cilt 9, s. 128-130 kısmen Amra bint Yazid ile karıştırılmıştır | İbn Sa'd 8:101-105, 153]

CARİYESİ | Al-Jariya || 627'den sonra
Zaynab bint Jahsh'ın Muhammed'e hediye olarak verdiği yerli bir köle idi.
[Kaynaklar: İbn Kayyim el-Cevziyye 1:114]

KARISI | Amra bint Yazid || Evlenme tarihi: 631
Politik önemi olmayan bir Bedevi idi. Muhammed cüzzam belirtileri olduğunu görünce onu boşadı.
[Kaynaklar: İbn İshak s. 55, İbn Hişam 918, Ebu Cafer Taberi cilt 9, s. 139, cilt 39, s. 187-188 | İbn Sa'd 8:100-101]

CARİYESİ | Tukana al-Quraziya || Muhammed'in hayatının son dönemleri olduğu tahmin ediliyor.
Muhammed'in mağlup ettiği Kureyza kabilesinden özel olarak seçtiği seks kölesiydi. Muhammed'in ölümünden sonra Abbas'la evlendi.
[Kaynaklar:  Majlisi, Hayat al-Qulub 2:52, İbn Kayyim el-Cevziyye 1:114]

Gözleri, vicdanı ve aklı açık olanlar için neyin ne olduğu gayet açık ve ortadadır, bırakın korumak için evlenmeyi, İslam'ın gerçek anlamda köleliği kaldırdığı falan yoktur. Müslümanlar savaşta ele geçirdiği insanları köle-seks işçisi olarak satmış yada kendilerine cariye olarak almışlardır.

BİTİRİRKEN DİPNOT:
Daha açıklayıcı olması için yakın zamanda Muhammed'in eş ve cariyeleri ile ilgili videolar çekmeye başlayacağım. Konuyla ilgili olarak izlemenizi tavsiye ettiğim 3 video kaydımı sizlerle paylaşmak istiyorum:
► Kur'an ve İslam'da Kadın 1
► Kur'an ve İslam'da Kadın 1
► Dinlerde Kadın

Yazan: A.Kara

ANGKOR WAT TAPINAKLARI

Günümüzün ünlü Angkor Wat tapınaklarının Avrupa'daki ilk gerçek raporları, bir İspanyol Fransisken Rahibi Marcelo de Ribadeneyra'nın 1601 yılında yazdığı kitaba dayanır: "ilginç bir şekilde oyulmuş duvarlar" , "büyük duvarlar" ve "Kamboçya Krallığı'nda büyük bir şehir"

Bilgi ona Phnom Penh'in birkaç kilometre kuzeyinde bulunan Kamboçya krallığının başkenti Longvek'e gelen İspanyol ve Portekizli misyonerlerden gelmişti.

Bugün Angkor'un başka hiçbir şeye benzemeyen bir şehir olduğunu biliyoruz.

Bu makalede binlerce antik tapınakla bezenmiş şehir olan Angkor hakkında bilmeniz gereken en önemli şeyleri özetledim.

Angkor Antik Kenti MS dokuzuncu yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında gelişmiştir.

Şehir o kadar büyüktü ki dünya nüfusunun% 0.1 ini 1010 ile 1220 arasında destekledi.

Angkor kelimesi Sanskritçe kelime Nagara'dan türetilmiştir ve "Şehir" anlamına gelir.

Angkor şehri MS 1431'de terk edilmiş ve sonuç olarak doğa tarafından tüketilmiştir.

Büyük bir mega kent olan bu kalıntı Büyük Göl'ün (Tonlé Sap) kuzeyindeki ormanlar ve tarım arazileri arasında bulunur.

Angkor Şehri bir dizi farklı mimari üslubuna sahip bir kültür hazinesidir: Bakheng, Pre Rup, Banteay Srei, Khleang, Baphuon, Angkor Wat, Bayon ve Bayon Öncesi mimarileri.

Angkor Bölgesi'nin tapınakları binden fazladır.



Angkor Wat “tapınak şehri” anlamına gelir.

Angkor Wat'ın dünyanın en büyük tek dini anıtı olduğu söyleniyor.

Angkor Wat II. Kral Suryavarman tarafından 1113 ve 1150 yılları arasında inşa edilmiştir.

Kamboçya’daki Angkor Wat’taki antik inşaatçılar Mısır piramitlerinin hepsinden daha fazla taş kullandılar.

Angkor Wat'da yaklaşık 5 milyon ve belki de 10 milyon kumtaşı bloğu inşa edildiğine inanılıyor.

Bu Angkor'un Mısır'ın bir araya getirdiği tüm piramitlerden çok daha fazla miktarda taş kullandığı anlamına gelir.

Dahası yapıdaki anıtsal alan modern Paris'ten çok daha büyük bir alanı işgal etmektedir.

Angkor ayrıca 200-gülen yüzlü antik tapınak kompleksine "Bayon"a da ev sahipliği yapıyor.

Bayon 54 kulesiyle ve iki yüz Buda yüzüyle tanınıyor, size sanki rahat, sakin ve güzel bir bakışla bakılıyormuş gibi bir his veriyor.

Tapınak, Hinduizm'in başlıca tanrıları olan Vişnu'ya ve Vaishnavizm geleneğinde Yüce Varlık'a adanmıştır.

Angkor Wat Hindu Kozmolojisini mükemmel bir şekilde tasvir eden, her iki tarafında yaklaşık yarım mil uzunluğunda duvarlara sahiptir. Angkor Wat'ın merkezi kulelerinin tanrıların evi sayılan Meru Dağı'nı temsil ettiğine inanılıyor. Tapınağın dış duvarlarının dünyayı çevreleyen dağları temsil ettiği düşünülürken, barındırdığı hendeklerin okyanusların ötesine geçtiğine inanılmaktadır.

Tüm şehir antik Hindu edebiyatında bulunan sahneleri ve tasvirleri gösteren kabartmalara ev sahipliği yapmaktadır.

Angkor döneminde kralın ikametgahı da dahil olmak üzere tüm din dışı yapılar ahşap gibi çürütülebilen malzemelerden inşa edilmişti çünkü "sadece tanrıların taştan yapılmış konutlara hakkı vardı".

Hala şehri öğreniyoruz ve keşfediyoruz. 2007 yılında uluslararası bir araştırma ekibi şehri keşfetmek için uydu fotoğrafları ve diğer modern teknikleri kullanmıştır.

Angkor antik kentinin dünyanın en büyük sanayi öncesi kenti olduğu sonucuna varmışlar, en az 1000 kilometrekarelik bir kentsel yayılımı en iyi bilinen tapınaklara bağlayan ayrıntılı bir altyapı sistemine ev sahipliği yapmışlardır.

Angkor antik dünyadaki en sofistike su yönetimi ağlarından birine ev sahipliği yapıyordu. Bu nedenle birçok bilim adamı şehrin "hidrolik şehir" olduğunu düşünüyor. Bu su yönetim sistemi bölgedeki suyun sistematik olarak stabilize edilmesi, depolanması ve dağıtılması için kullanılmıştır.

1000 yılına kadar Angkor dünyanın en büyük yerleşim bölgelerinden biri olmuş olmalıydı, inanılmaz şehir şebekesi mükemmel düz çizgilere sahip bir düzene sahipti. Uzmanlar şehrin çok rahat bir şekilde 500.000 nüfusa ev sahipliği yapmış olabileceğini, bölgedeki yeni tanımlanmış tarım sistemleri sayesinde şehrin bir milyon kadar insanı desteklediğini kabul ediyorlar.

Angkor'da doğu ve batı bölgesinde bulunan geniş kanallar ve iki büyük yatak vardı; bu da kuraklık dönemlerinde bitkileri sulamak için milyonlarca litre su içerebiliyordu.

Yazan & Çeviren: A.Kara

ANTİK MISIR EL YAZMALARINDAKİ TIBBİ VE BİLİMSEL AYRINTILARIN KEŞFİ

A, Arkeolojik keşif, Arkeoloji, Bilimsel, Antik Mısır el yazmaları, Antik Mısır'da Tıp, Antik Mısırda Bilim, Eski Mısır halkında tıp ve bilim,
Kısa bir süre önce deşifre edilen parşömenler böbrekler hakkında bilinen en eski tıbbi tartışmayı, göz hastalıklarına yönelik tedavileri ve hamilelik testi ile ilgili açıklamaları içermektedir.

“Bilimin tarihinden bahsedildiğinde odak noktası genellikle Yunan ve Roma materyalleri üzerindedir. Ama daha gerilerden, Mısır'dan bir kaynağımız var. Avrupa kıtasında yazılı bir materyal bulunmadığı halde tıp metinlerinden biri 3.500 yıl önce yazılmıştır.

ScienceNordic'in açıklamalarına göre şimdiye kadar tercüme edilmemiş olan eski el yazmaları binlerce yıl önce Mısır'daki bilimsel ve tıbbi uygulamalara ilginç bakış açıları sunuyorlar.

El yazmaları Danimarka'daki Kopenhag Üniversitesi'nde korunan Carlsberg Papyrus Koleksiyonu'nun bir parçası olup yayınlanmamış belgeleri yorumlamak için uluslararası bir araştırmacı ekibi ile işbirliği yapılmaktadır. Kapsamlı Carlsberg Papirüs Koleksiyonu 1.400'den fazla elyazması içeriyor.

Metinlerin çoğu 1939'da üniversiteye bağışlandığı için daha önce tercüme edilememiştir.
Şimdi araştırmacılar metinleri tercüme etmeye ve belgelemeye başladı. Şimdiye kadar sadece tıp hakkında değil binlerce yıl önce Eski Mısır'da uygulanan farklı bilimler hakkında inanılmaz detaylar buldular.

ScienceNordic'in makalesine göre metinler üzerinde çalışan uzmanlar parşömenlerin böbreklerle ilgili bilinen en eski tıbbi tartışmayı, göz hastalıklarına yönelik tedavileri ve hamilelik testinin bir tanımını içerdiğini keşfettiler. Bilim adamları bu metinlerin tıbbi bilgilerin yanı sıra astronomi, botanik ve astroloji referanslarını da içerdiklerini raporladılar.

New York Üniversitesi'nde doktora öğrencisi ve Antik Dünya Çalışması Enstitüsü'nde ve Kopenhag'da yayınlanmamış el yazmaları üzerinde çalışan dört doktora öğrencisinden biri olan Amber Jacob "Böbrekler hakkında tartışmak için bilinen en eski tıbbi metin. Şimdiye kadar bazı araştırmacılar Mısırlıların böbrekler hakkında bilgisi olmadığını düşünüyorlardı ancak bu metinde bildiklerini açıkça görebiliyoruz" dedi.

İlginçtir ki parşömenler antik Mısır'ın astroloji hakkındaki görüşlerini de ortaya koyuyor.

Danimarka Kopenhag Üniversitesi'nde Carlsberg Papyrus Koleksiyonu Başkanı Egyptologist Kim Ryholt bir makalesinde “Bugün astroloji bilim dışı olarak görülüyor ancak antik çağda farklıydı. Geleceği kestirmek için önemli bir araçtı ve merkezi bir bilim olarak kabul edildi ”diye açıklıyor.

"Örneğin bir kralın savaşa gitmek için iyi bir gün olup olmadığını bu yolla önceden kontrol etmesi gerekiyordu" diyor.

"Eski Mısır'da uygulanan tıp, botanik, astronomi, astroloji ve diğer bilimlerle ilgili metinlerin büyük bir kısmı hala yayınlanmamıştır" diye açıklıyor Ryholt.

Yazan & Çeviren: A.Kara

AKHENATON : EN GİZEMLİ FİRAVUN

A,mitoloji, Açıklanamayanlar, mısır mitolojisi, Akhenaton,Akhenaton'un gizemi,Mısır firavunları,Akhenaton insan mıydı?,Nefertiti,Akhenaton dünyalı mıydı?, Yıldız insanları, Mısır ilahları
Eski metinler, Eski Mısır'da yüzlerce yıldır hüküm sürdüğü "Tanrılar" ın eski Predynast dönemi olarak bilinen eski Mısır tarihinde bir zaman tanımlamaktadır. Akhenaten bu döneme ait eski bir Mısır firavunu olabilirdi. Bazı dünya dışı yaşam teorisyenleri onun uzamış kafatasını dünya dışı mirasın bir işareti olarak yorumlarlar.

Eski Mısır gezegenin yüzeyindeki en inanılmaz tarihlerden birine sahiptir. Sadece eski Mısırlıların şaşırtıcı mimari başarıları dikkate değer değildir aynı zamanda farklı bilimlerde sahip oldukları inanılmaz bilgileri de dünya çapında sadece birkaç eski uygarlık tarafından bilinen etkileyici bir ayrıntıdır.

Bununla birlikte Mısır sahip olduğu gizem sadece Giza Platosu'nun Piramitleri ve büyük görkemli Sfenks  değildir, eski Mısır Medeniyetinin esrarengiz ayrıntıları vardır, bunlardan en önemlilerinden biri de: Akhenaton'dur.

Saltanatının beşinci yılı öncesinde IV.Amenhotep olarak bilinen Akhenaton 17 yıl boyunca hüküm süren Mısır'ın on 18. hanedanının Firavun'u idi. En ünlü Antik Mısır Firavunlarından biri olan Tutankamon'un babasıydı. Birçoğu Akhenaton'u dünyanın en büyük ve en etkili dinsel yenilikçilerinden biri olarak görüyor. Birçoğu tüm tarihte ilk tektanrıcı olan, tek bir tanrıya ibadet eden kişiler olarak peygamber olduğuna inandıkları İbrahim, İshak, Yakup ve Muhammed'i düşünür.

Ancak Akhenaton'dan önce çok tuhaf Firavunlar Eski Mısır'a hükmettiler.
Tarihte bu konuda daha fazla anlatabilecek en önemli eski metinlerden biri Eski Mısır'ı yöneten tüm Firavunları listeleyen Torino Papirüs'dür.

Bu liste sadece Eski Mısır'ın 'resmi' tarihi Firavunlarını kapsamakla kalmayıp aynı zamanda Mısır'ın ilk fani Firavunundan önce Mısır'ın topraklarında hüküm süren ve bu topraklardan egemen olan ilahları veya “Tanrılar” ı da kapsamaktadır. 13.000 yıldan fazla zamana dair bilgiler içermektedir. Ana akım akademisyenlerin bu antik metni saf mit olarak nasıl değerlendirdiklerini ve eski metinlerin çoğu detayının niçin gözden kaçtığını görmek büyük bir bilmecedir.

"Sanki ataları veya gelişim dönemleri yok; bir gecede ortaya çıkmış gibi görünüyorlar."
-İngiliz Mısır Bilimci Toby Wilkinson

Hanedan öncesi Mısır'ın gizemli hükümdarlarından bahseden başka bir eski metin ise Palermo Dikilitaşı'dır.

Bu eski dikilitaş binlerce yıl önce Eski Mısır'ın fiziki bir hükümdarı olduğunu öne sürerek Mısırlı Tanrı Horus'a atıfta bulunuyor. Bir başka Mısırlı Tanrı olan Thoth'un M.Ö. 8670'den 7100'e kadar eski Mısır topraklarında hüküm sürdüğü söylenir. İlginç bir şekilde eski İskenderiye Kütüphanesi'nden gelen sınırsız antik metinlere erişen ve Firavun'un eski Mısır tarihini 30 ciltte yazan Mısır Yüksek Rahibi Manetho, Firavun öncesi Mısır döneminde yönetilen ilahi varlıklar için referans oluşturuyor.

Mısır mitolojisine göre Akhenaton Zep Tepi zamanında Dünya'ya gelen tanrılarla birlikte geldi ve bugüne kadar, insanlar hala bu Firavun'un Yıldızlardan geldiğine inanıyordu. "Piramit Metinleri" ne göre ilkel kaostan ve tanrıların dünyayı yönetme biçiminden ortaya çıkan bir dönem vardı. Bu döneme "Zep Tepi" denir.

Bazı araştırmacılar eski Mısır uygarlığının M.Ö. 36.900 yıllarında ortaya çıktığına, cennetten gelen "Tanrıların" firavunların topraklarında hükmettiğine inanmaktadır. Akhenaton'un da onlardan biri olduğuna inanılıyordu.

Pek çok insan tarafından fantastik bir Firavun olarak kabul edilen Akhenaton eski Mısır'ı geleneksel eski Mısırlı çoktanrıcılığından kopan dinleri yeniden inşa etmeye çalışan, tamamen farklı bir dinsel yaşam tarzına götüren hükümdardı.

"Tek bir Tanrı var, babam. Ona gece gündüz yaklaşabilirim." - Akhenaten

Akhenaton Firavun haline geldiğinde önceki tanrıların tüm ikonografilerinin kaldırılmasını emretti. Sadece güneş sembolü olan bir ambleme, kelimenin tam anlamıyla meraklı kollara ya da aşağıya doğru ışınlara sahip bir güneş diske izin verdi.

Aten antik metinlerde ve 12. hanedandan Sinuhe'nin Hikayesinde yaygın biçimde 'Güneş Diski' ile ilişkilendirilen bir ilahtır. Bir kralın göklere yükselerek ve güneş diski ile birleşerek Tanrı olduğu yazılıdır. Yani ilahi beden onun yaratıcısı ile birleşiyor.

Buna göre "gümüş Aten" terimi bazen ayın ifadesi için kullanılmıştır. III. Amenhotep'in saltanatında tıpkı Ra'ya benzer bir şahin başı olarak tasvir edildiğinden dolayı Aten güneşine yaygın bir şekilde tanrı olarak ibadet edilmiştir.

Ancak Akhenaton çok daha gizemliydi ve tuhaf görünümlü bedeni ile sıradan bir firavun değildi. Aslında cennetten gelen gizemli bir lider olabileceğini öne süren teorileri de körükleyen buydu.

Gizemli şekline ek olarak diğer özellikleri uzun bir kafatası, uzun boyun, batık gözler, kalın uyluklar, uzun parmaklar, geriye dönük diz eklemleri, gebeliği ön plana çıkaran önde gelen bir göbek ve kadınsı göğüslerdir.

Garip olan ilk şey uzamış kafatasıdır, onun tüm heykellerinde ve tasvirlerinde bu uzun kafatası görünmektedir. Genel olarak vücudu kadın ve erkeğin bir karışımı gibiydi. Diğer tüm Firavunlar güçlü ve gösterişli figürler olarak tasvir edilirken onun bu şekilde olması garipti. Çünkü Akhenaton güçlü bir tasvir yerine uzamış bir kafatası ile zayıf, tuhaf görünümlü bir varlık olarak tasvir edildi.

Akhenaton kraliyet ikonografisinde kendini “zayıf” Firavun olarak göstertmek için neden emir versin? Gizemli bir şekilde Akhenaton’un eşi Nefertiti de uzun bir kafatasına sahiptir. Başlarına neden olan genetik bir anomaliye mi sahiplerdi yada vücutları genel olarak şekilsiz ve orantısız mıydı? Alternatif olarak bu tuhaf Firavun'un kökenlerine dair bir şey daha var mı? Onun melez bir insan olması mümkün mü? Başka gezegenden gen ve DNA'lara sahip olabilir miydi?

Yazan & Çeviren: A.Kara

MUHAMMED EVLATLIĞININ KARISINI NASIL ALIYOR?

A, din, Hz Muhammed evlatlığının karısı ayet, islamiyet, Muhammed'in evlatlığının karısı hadis,Zeyd'in karısı hadis,Muhammed''in Zeyneb'i alması ayet
Ahzab suresi 37. ayette "Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun" denilmektedir. Peki Muhammed'in içinde gizlediği şey neydi?

Muhammed evlatlığı Zeyd'i ziyarete gittiği bir gün onun evde olmadığını fark ediyor ve o an Zeyd'in kızını uygunsuz bir kıyafetle görüyor. Sonra içindeki duyguları bastıramayan ve ona sahip olma isteği güden Muhammed Zeyd'in evine sürekli gidip geliyor, bir gün dayanamayıp karısını Zeyd'den istiyor.
Bu olay hadiste nasıl geçiyor:
"Resulullah (sav), Zeyd (ra)`e: 'git onu bana (kendinden) iste' dedi. Zeyd gitti, Zeyneb`e geldiği zaman hamurunu yoğuruyordu. Zeyd der ki: 'onu gördüğüm zaman içimde bir zorluk hissettim, ona bakamaz hale geldim. sırtımı ona çevirerek, geri geri yaklaştım ve: 'ey Zeyneb! beni resulullah (sav) gönderdi. seni istiyor' dedim." (Enes, Nikah Bölümü, HadisNo :5615)
Peki tamam Muhammed Zeyd'in karısı Zeyneb'i istedi de, Zeyneb bunu nasıl kabul etti diyebilirsiniz. Bunun da sırrı Ahzab 36'da yatıyor. Çünkü Muhammed ilahi bir adam olarak, Allah'ın elçisi olarak görülüyor ve ne hikmetse Allah yine Muhammed'in cinselliği ve aşk hayatı için Ahzab 36'yı Muhammed'e vahyediyor:
"Allah ve peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur." (Ahzab 36)
Olay üzerine durumu hoş görmeyip dedikoduya ve Muhammed'i çekiştirmeye başlayan, onu ayıplayan halkı susturmak için Muhammed'e yine vahiy gelmektedir. Çünkü her zamanki gibi Allah sürekli Muhammed'i izlemekte ve onun cinsel arzularına yardımcı olmaktadır...
Muhammed Ahzab 60-61. ayetleri ile arkasından konuşanları açık açık tehdit eder:
 "Andolsun ki, eğer münafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve medine'de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. sonra seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar." (Ahzab, 60)
"Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler" (Ahzab 61)
Hal böyle olunca Muhammed yeni karısını ve diğer karılarını korumak için yine Ahzab suresini kullandı: "uygunsuz durmayın, sağa sola bakmayın, örtünün" ayetini ortaya sürerek örtünmeyi getirdi, o da yetmez gibi onları müminlerin annesi ilan edip başkalarıyla evlenmelerinin önüne geçti. Bunu yapmasının sebebi ise nasıl ki o başkasının eşine göz koyup almış, onu uygunsuz görmüş ise, aynı şeyi kendisinin yaşamasını engellemekti.

Komik olan şudur ki İslami kesim evlatlığının karısı ile evlenen Muhammed'i savunmak için saçma sapan kılıflar bulma denemesindedir. Bunlardan en popüler söylem ise: "Muhammed halasının kızı olduğu için Zeyneb'i zaten eskiden beri tanıyordu, neden onu elde etmek için bu kadar beklesin?"

Peki ya Muhammed başta onu isteyecek cesareti eşleri, oğlu yada çevresindekilerin dedikodusu dolayısı ile bulamamış pozisyonunun daha da güçlenmesini beklemişse? yada onu daha önce hoşlanacağı bir şekilde görmemiş, o gün onu görünce içinde farklı duygular uyandıysa?

Yazan: A.Kara

MUHAMMED'İN TÜRKLER İÇİN SÖYLEDİKLERİ

A, islamiyet, Muhammed'in Türkler için söyledikleri, Muhammed'in Türkler hakkında sözleri, Muhammed'in Türkleri övdüğü yalanı, Türkleri aşağılayan hadisler, Buhari hadisleri,
Konuya önce şu 2 ayetle girmek istiyorum:

1) "Ey İsrail oğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın." ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.) [Allah İsrail halkını diğer insanlardan üstün kıldığını söylüyor]

2) "Biz her peygamberi, kendi toplumunun diliyle gönderdik. İlle de böyle yaptık ki, o toplumdan olanlara anlatabilsin." (İbrahim suresi, ayet: 4.) [Her peygamberi kendi toplumunun diliyle gönderdik diyor, fakat Kur'an'da arap ve israillilerin dışında bir tane bile farklı milletten peygamber adı bulamazsın ve bir an için Kur'an'ın hakikaten Tanrı kelamı olduğunu farz edersek, eğer "biz her peygamberi, kendi toplumunun diliyle gönderdik" deniyorsa, Türklerin de öz dili arapça değil ise, o halde Muhammed sadece arapların peygamberidir, Türklerin yada diğerlerinin değil.]

50'den fazla İslam ülkesinin Kur'andan sonra en güvenilir kaynak olarak kabul ettiği Buhari'nin Kitalut-Turk (Türklerle Öldürüşme) Hadislerine bakıldığında arapların ve peygamberlerinin ırkçı olduğu açıkça görülmektedir:

Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş (kalın) derili olan bu toplumla... Kıl giyerler."( Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/ 62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/ 9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/ Babu Gazveti't-Türk. ..)


"Siz (Müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır. " (Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad/ 96; Müslim, e's-Sahih, kitabu'l-Fiten/ 62 hadis no: 2912; Ebu Davud, Sünen, hadis no: 4304; Tirmizi, h. no: 2251; İbn Mace, h. no: 4096-4099)

"Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplulukla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz (müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, kitabu'l-Cihad/95; Müslüm, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).

"Sizinle (siz müslümanlarla), küçük (çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası'nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır." (Ebu Davud, sünen, hadis no: 4305.)

Bunlara benzer Türkleri aşağılayıcı onlarca hadis bulunmaktadır, bu hadislerin ülkedeki müslümanlara zarar vereceğini fark eden Diyanet "Peygamberimizin Çağımıza Mesajları" adlı proje ile bu ve benzeri birçok hadisi ortadan kaldırmış, onun yerine aslı astarı belli olmayan (Buhariye kıyasla) Türkleri öven, güzel gösteren hadisleri pişirerek "Peygamberimizin Çağımıza Mesajları" adı altında piyasaya sürmüştür. Yiyenlere şimdiden afiyet olsun.

Yazan: A.Kara

RUSYA ESKİ CANLILARI GERİ DÖNDÜREBİLMEK İÇİN KLONLAMA TESİSİ KURUYOR

Bilimsel,A,Rusya'nın klonlama tesisi,Rusya mamutları klonlamak için tesis kuruyor,Rusya eski canlıları geri getirmek için tesis kuruyor,Rus bilim adamları,Antik canlıları geri getirme planı
RUSYA TIPKI JURASSİC PARK'TAKİ GİBİ ESKİ CANLILARI GERİ GETİREBİLMEK İÇİN TESİS KURUYOR 

Jurassic Park serisinden tüm filmleri izledim ve onları çok sevdim, demek istediğim, filmlerin mükemmel bir çizimi var. Hatta bu dinozorlara öyle merak salmamışı sağlamıştı ki lisedeki 4 yılım sabah akşam dinozorları araştırmakla geçti (meydan larousse, gelişim haccette, big larousse, semt kütüphaneleri vs.)

Kendinizin sayısız dinozorun serbest olduğu, terk edilmiş bir Jurassic Park'ta mahsur kaldığınızı hayal edin.

Daha da iyisi kendinizi modern bir Jurassic Park'ta hayal edin ve birtakım başarısızlıklardan dolayı klonlanmış dinozorların yollarındaki her şeyi yiyerek koşmaya başladığını.
Neyse ki bu henüz sadece filmlerde oldu.

Ancak ilerleyen teknoloji ile gerçek bir “Jurassic Park” ın var olduğunu görmek ilerde mümkün olacak gibi.

Rusya yerküredeki hayattan silinmiş olan tüylü mamutları ve soyu tükenmiş diğer türlerini geri kazanmayı amaçlayan 4.5 milyon sterlin değerinde (5.9 milyon dolar) yeni bir klonlama tesisi açıyor.

Yakutsk kentindeki "yeryüzü grubu" araştırma merkezinin planları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından Vladivostok kentinde 11-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan 4. Doğu Ekonomik Forumu'nda ortaya çıkacak.

Putin bu yılki oturumun öncesinde şunları söyledi: "Rusya şu anda ileri teknolojilerin gelişmesi ve yenilikçi endüstrileri yaratmak için en rahat koşulları sağladı."


Özel ekonomik bölgeler Uzak Doğu'nun gelişmiş özel ekonomik bölgeleridir ve yabancı yatırımcıların vergi tercihleri ve hükümetin masraflarıyla modernize edilmiş altyapıya sahip basitleştirilmiş bir idari rejim sunmaktadır.

Rus genetikçileri mamutları hayata geri getirmeyi planlamanın yanı sıra farklı nedenden ötürü binlerce yıl önce ortadan kaybolan gergedanlar ve mağara aslanları gibi bir dizi soyu tükenmiş türler üzerinde de çalışmaya istekliler.

Bazıları kutuplardaki donmuş toprağının derinliklerinde yer alan klonlama laboratuarları uzun süredir yaşayan memelileri yeniden geri getirmek için Güney Koreli uzmanlardan oluşan bir ekiple yakın bir şekilde çalışan Rus bilim adamlarının araştırmalarını genişletmeyi amaçlıyor.

Sakha Cumhuriyeti'nin başkenti Yakutsk elmas bakımından zengindir, donmuş hayvanların kalıntıları için sıcak bir noktadır.

Gerçekte, Rusya'da keşfedilen yumuşak dokuları olan Pleistosen ve Holosen hayvan örneklerinin% 80 kadarı bu bölgede ortaya çıkmıştır.

Uzmanlar tarafından belirtildiği gibi, antik hayvanların DNA'sı, on binlerce yıldır donmuş olan bu topraklarda korunabilir. Bu kalıntılardan elde edilen DNA'larla araştırmacıların dünya'yı dolaşan bazı büyük canlıların arkasındaki biyolojiyi daha iyi anlayacağı umuluyor.

Örneğin ilk insanların diş ve kemiklerinden ev yapmak, yiyecek arayışında (avda) kullanmak için silah yapmak için mamutlarla birlikte yaşadıkları düşünülmektedir.

Yaklaşık 6000 kg ağırlığa sahip olan bu hayvanlar yaklaşık 10.000 yıl önce Pleyistosen döneminin sonunda yaşadığı bölgeden kayboldular.

Ancak izole edilmiş popülasyonların Alaska'da St. Paul adasında 5,600 yıl öncesine ve Rusya'daki Wrangel Adasında sadece 4000 yıl öncesine kadar hayatta kaldıklarına inanılmaktadır.

Son çalışmalara göre mamutlar büyük olasılıkla iklim değişikliğinin ve aşırı avın neden olduğu küçülen bir habitat nedeniyle öldürüldü.

Harvard Üniversitesi'nden bir takım da dahil olmak üzere birçok uluslararası proje, eski türleri diriltmek için korunmuş mamut DNA'sını kullanmak için yarışıyor.

Yazan & Çeviren: A.Kara

TEK BİR KAYADAN OLUŞAN HİNDU TAPINAĞI

A, Arkeolojik keşif, Açıklanamayanlar, Tek bir kayadan oluşan Hindu tapınağı, İnanılmaz Hindu tapınağı, İnsan yapımı olmayabilir mi?, Antik tapınaklar, Antik Hindu tapınağı, Kailasa Tapınağı, Arkeoloji
Kısaca: Tapınak bir dağdan oyulmuş, inşaatçılar yukarıdan aşağıya doğru başlayan dikey kazılarla yapmışlar. Bu inşaatlar sırasında dağdan yaklaşık 400.000 ton kaya kaldırıldığı tespit edildi. Tapınak, tek bir kayadan oyulmuş en büyük yekpare tapınaklardan biri olarak kabul edilir.

Hindistan'da tüyleri ürpertecek bir tapınak var. Perili ya da korkutucu olduğu için değil, tasarımı ve inşası insanların yapabileceğini düşündüğümüz her şeyin ötesinde olduğu için.

Tapınağın kendisi 164 metre derinliğinde, 109 metre genişliğinde ve 98 metre yüksekliğindeki bir dağa oyulmuş. Bu, Kailasa Tapınağı'nın gezegendeki tek bir kayadan oyulmuş en büyük TEK TAŞTAN YAPILMIŞ yapılarından biri olduğu anlamına gelir.

Hindistan, Ellora, Maharashtra'da bulunan bu görkemli tapınak Kailasa Tapınağı olarak bilinir. Bazıları bunu Kailasanatha tapınağı olarak adlandırıyor.

Tapınak Hindu ibadetine adanmıştır ve eski Hindistan'daki Rashtrakuta hanedanından 1. Kral Krişna  tarafından inşa ettirilmiştir.

Haklı olarak Kailasa Tapınağı büyüklüğü, mimarisi ve heykeltraşlığı nedeniyle Hindistan'da şimdiye kadar yapılmış en dikkat çekici mağara tapınaklarından biri olarak kabul edilir.

Kailasanatha tapınağı toplu olarak Ellora Mağarası olarak anılan 32 mağara tapınak ve manastırının bir parçasıdır. Kailasa Tapınağı toplamda 16 mağara kaplar.

Yapımlarının genellikle sekizinci yüzyılda başladığı kabul edilir.

Pek çok bilim adamı inşaatın büyük boyutlarıyla ve kendine özgü tasarımıyla birleştiğinde çok sayıda farklı mimari ve heykel düzenine dayanarak Rashtrakuta kralı 1. Krişna'ya atfedildiğine inanırken, bazı akademisyenler yapımında birden fazla kralın hüküm sürdüğünü iddia ediyorlar.

A, Arkeolojik keşif, Açıklanamayanlar, Tek bir kayadan oluşan Hindu tapınağı, İnanılmaz Hindu tapınağı, İnsan yapımı olmayabilir mi?, Antik tapınaklar, Antik Hindu tapınağı, Kailasa Tapınağı, Arkeoloji

DİKEY KAZI
Tapınak feci bir görüntüye sahip. Aslında bu Hindistan'daki en sevdiğim tapınaklardan biri. Etkileyici, farklı ve görkemli görünüyor.

Kailasa Tapınağı'nın en önemli özelliği "Dikey Kazı" dır.

Tapınak inşa edildiğinde oymacılar dağın tepesinden başlayarak aşağı doğru kazıdılar. Rajan, K.V. Soundara "Kaya-Kesme Tapınak Stilleri" kitabında geleneksel yöntemlerin projenin mimarı tarafından tam olarak takip edildiğini ve inşaatçıların tepeden başlayarak kazmalarının ön cepheden kazmaktan daha iyi olduğunu çünkü eğer öyle bir yöntem deneselerdi aynı sonuca ulaşamayacaklarını" söylüyor. Bu gerçek Kailasa'yı diğer tapınaklardan eşsiz ve farklı kılar.

Eski bir efsane Kailasa Tapınağı'nın yapımından bahseder. Katha-Kalpataru'ya göre yerel kral KrişnaYajnavalki (M.Ö. 1470-1535) korkunç bir hastalıktan muzdaripti. Eşi kraliçe, kocasını tedavi etmek için Tanrı Şiva'ya dua etmeye karar verir.

Kraliçe eğer dilek kabul edilirse ve bu tapınağın üstünü görene kadar bir oruç tutmaya ve bir tapınak inşa etmeye söz verdi. Sonunda kral iyileşti ve kraliçe tapınağın hemen inşa edilmesini istedi.

Ancak projeye katılan her mimar, bir shikhara (üstte) ile tamamlanmış bir tapınak inşa etmenin aylar alacağını açıkladı. Daha sonra Kokasa adında bir mimar Kral ve Kraliçe'ye bir hafta içinde bir tapınağın shikharasını (üstünü) göreceklerini açıkladı.

Sonunda Kokasa farklı bir teknik kullanmaya başladı. Yandan oymak yerine tepeye çıktı ve tepeden dikey olarak dağın tepesindem kazmaya başladılar. Sonunda bir hafta içinde shikhara'yı bitirdi.

Kailasa tapınağının en kötü şöhretli unsurlarından biri Kailasa dağını sallayan Ravana'yı tasvir ediyor olmasıdır. Heykel Hindu sanatının en güzel parçalarından biri olarak tanınır ve tapınağın bundan sonra Kailasa olarak bilinmesi olasıdır.

Bazı yazarlar 400 ton taş çıkarılarak yapılan bu tapınağın on sekiz yıl içinde tamamlandığını iddia ediyor. Tapınağın ilk yapım aşamasında her gün yaklaşık 60 ton kaya çıkarıldığı tahmin edilmektedir.

İnşaatçıların günde on iki saatten fazla çalıştıkları, her saat dağdan ortalama 5 ton kayaç çektiği sanılmaktadır.

Tapınağın nasıl planlandığını ve büyük olasılıkla nasıl tamamlandığını bildiğimiz halde, tasarımcıların, mimarların ve inşaatçıların, o zamanlar kendilerine sunulan nispeten sınırlı teknolojiyle nasıl başarabileceklerini tam olarak bilmiyoruz.

Önceki makalelerde yazdığım gibi binlerce yıl önce bu büyüleyici mağaraları kuranların sıradan bir çekiç, keski ve kazmadan daha fazlasına sahip olmuş olmaları çok mantıklı görünüyor.

Yazan & Çeviren: A.Kara

ENKİ

A,mitoloji, sümer mitolojisi, Enki,Enki'nin güçleri,Enki hakkında bilgiler,Sümer Tanrısı Enki, mezopotamya mitolojisi, Babil ve Asur'da Ea,Enki inanışı,Tanrı Enki,Anu ve Nammu'nun oğlu Enki
ENKİ'Yİ ANLATMADAN ÖNCE BAZI KISA BİLGİLER
  • Annesi (Eridu modeli): Nammu (deniz)
  • Babası (Eridu modeli): Anu (gökbaba)
  • Eş ve Yoldaşları: Damkina, Ninhursag, Ki, Ninmah
  • Kız ve Oğulları: Marduk, Dumuzi, Nanshe, vs.
  • Baş Tapınağı: Eridu'daki "E-Engurra"
  • Güçleri: Çok yönlülük, strateji, büyü, el sanatları, bilgelik, neşe
  • Sembolleri: Koç başlı asa, Aşırı su dolu olan ve taşan bir kap
  • Kutsal hayvanları: Keçi balığı, kaplumbağa

ENKİ
Daha sonraları Babil ve Asurlular tarafından Ea olarak bilinen Enki, tüm el sanatları, sihir ve bilgeliğin, derinlerdeki tatlı suların Sümer tanrısıdır. O, Göklerin babası Anu, hava-rüzgar Efendisi Enlil ve Ninhursag-Ki ile birlikte insanlığa dost olan ve Tanrıçalarla etkileşim içinde olan Mezopotamya'nın egemen tanrılarından biridir ve dünya dinleri için her zaman bir etken olmuştur. Enki'nin adı "Dünyanın Efendisi" anlamına gelebilir ancak "KI" Antik Mezopotamya'da, yukarıda An (Gökyüzü ve Gökyüzünün Babası) olan kozmik yapı bakımından aşağıdadır.
Enki'nin eski Sümer dönemindeki tatlı yeraltı suları Apsu / Abzu ile ilişkili olduğu en eski belgelerde  mevcuttur. Onun sıfalarından biri "Nudimmud" yani "Yaratan O"'dur.
Abisi Enlil'le birlikte olan Enki özünde Sümer medeniyetinin temel değerlerini temsil etmektedir. Enlil'in sözleri bunu açıkça göstermektedir ki Enki maddelere form-şekil verir. O, düşünebilen, planlayan ve organize edebilen, aynı zamanda olası çözümlerin daha ötesine geçerek bir şeyi çözmek için Geniş Anlayış ve Büyüyü tavsiye edip kullanabilen, gücünü akıl, zeka ve incelik yoluyla ifade eden bir Tanrıdır. Daha sonra Babil Yaratılış Destanı Enuma Elish'de olduğu gibi Enki, ilkel büyük Tanrılar olan Anshar ve Kishtar'ın oğludur.

Secere açısından Enki, gök tanrısı Anu ve ilkel deniz tanrısı Nammu'nun oğludur, onların kucaklaşmaları sonucu An ve Ki doğmuştur. Enki ve ikiz kız kardeşi Ereshkigal, Anu ve Ki'nin birbirinden ayrı kalması sonucunda gök efendisi Anu'nun gözyaşları dökmesi ve gözyaşlarının Ki'nin sevgili annesi olan dünya'ya ulaşması sonucunda doğmuştur.
Enki'nin yoldaşı Ninhursag-Ki ile de tanımlanabilen Damkina'dır. O Marduk'un babası ve Babil'in  Tanrısıdır. Dumuzi / Tammuz, İnanna / İştar'ın İlahi Damadı, Damu Mezopotamya'nın İlahi Çocuğu, Nanshe tüm balıkların tanrıça ve iyi şeylerin tanrısıdır, tıpkı Ningal gibi. Birçok tanrı listesinde Enki, Anu ve Enlil'den hemen sonra ve Ninhursag-Ki ile eşit olarak üçüncü sırada yer alır. Ayrıca Enki'nin en eski zamanlardan kalmış olan metin, kitabe ve yazıtlarda sahip olduğu kişisel isimleri onaylanmıştır.


Enki'nin ana merkezi Pers denizindeki Sümer'deki en eski şehir olan Güney Mezopotamya'da lagün tabanlı Eridu'ydu. Orada Tapınağını, E-abzu veya E-engurra'yı inşa etti. Gümüş, lacivert taşı, carnelian ve altın ile süslenmiş olan tapınak, bir nehrin kıyısında kurulmuş ve temelleri yeraltına ulaşmıştır. Harika bir binaydı: tuğla işi Enki'nin tavsiyesiydi, çevredeki kamalı çitler ise bir boğa gibi gürlüyordu. Çatı kirişi cennetin boğazı gibi biçimlendi ve insanı tutan bir aslan ağ geçidini oluşturdu. Genel etki canlı boğa olarak tanımlandı.
Enki ayrıca binayı davul ve müzik enstrümanlarıyla doldurdu. Tapınağın etrafını saran kuşlar ve akarsularda sazların arasında dolaşan sazanlarla, meyve ağaçlarıyla dolu keyifli bir bahçesi vardı. Arkeolojik kayıtlar Mezopotamya'daki en eski tapınak ve yerleşim kalıntılarının Eridu'da olduğunu göstermektedir. Sümer Kral Listesi'nde Eridu, "krallıkların göklerden indiği" ya da toprağın ilk hanedanının bulunduğu yerdir. Eridu Mezopotamya tarihi boyunca önemli bir şehir olarak kalmıştır ve Enki tapınakları Ashur, Babil, Isin, Larsa, Lagash, Mari, Nippur, Ur, Uruk vb. yerlerde de bulunabilir. Birçok yıl isimleri tapınakların tadilat ve adanmışlığına işaret eder. Özellikle de Ur III ve Eski Babil dönemlerindeki isimler.

Enki'nin sembolleri arasında en derin sularda yüzebilen ve en yükseklere çıkabilen, kutsal bir hayvan olan keçi balığı,  kaplumbağa, koç kafalı bir asa, taşan suların olduğu bir gemi bulunmaktadır.

Mısır-Mezopotamya paralelliklerine ilgi duyanlar için, Osiris ve Mısır'daki Nil Nehri gibi, Enki de Mezopotamya'ya gelen bereketli tatlı sulara gücünü bahşeder. Nil'in yıllık taşkınlarında ölen ve yeniden dirilen Osiris'ten farklı olarak Enki'nin su gücü asla ölmez ve canlı, neşeli bir güçtür. Gerçekten de Dicle ve Fırat nehirlerinin Enki'nin kendi neslinden çıktığı ve "Suyun derinliklerinin efendisinin, suyollarının verimli kanallarını tohumlarıyla doldurduğu" söylenir (Samuel Samuel Kramer | Sümerler 179).
Bu arada bir not: Meni ve su antik Sümer'de aynı resim karakterlerini paylaşmaktadır.

Enki'nin kutsal sayısı 40'tır ve astrolojik bölgesi gökyüzünde 12 derece güneydir (Balık ve Kova'yı içerir)

ENKİ'NİN GÜÇLERİ
Yale Üniversitesinden Thorkild Jacobsen (1976), Enki'nin ilk olarak tatlı sulardaki nehir ve bataklıklardaki ya da yağmurdaki tatlı güçleri temsil ettiğini ve bu varsayımın Fenikelilerin mektuplarında da tekrarlanacağını belirtmektedir. İkonografide Enki genellikle iki akarsuyun Fırat ve Dicle nehirlerinin omuzlarından aktığı ya da bulunduğu bir vazodan ibarettir. Sümer yolu üzerinde bolca taşan bir Kase taşıdığını söyleyebiliriz. Lakaplarından biri "Toprağın Üretken Yöneticisi"dir. Araziyi verimli kılmada ve gübrelemede öncü rolünü yansıtmaktadır. Bu arada "su" Sümer'de de "meni" anlamına gelir.

İkincisi Enki herşeye şekil veren bir imaj tasarımcısıdır, bu gücü onu sanatçılar ve zanaatkârların hatta bronz işçilerinin, taş kesicilerin, kuyumcular ve mühür kesicilerin (çok önemli) patronu yapmıştır.


Üçüncüsü su her şeyi temizlediği için Enki kirletici kötülükleri yıkama ve arınmanın tanrısıdır. Sümerde ortak bir model olan Enki'nin oğlu Asarluhi bir kötülük keşfetmiştir. Böylece büyü ile olan ilişkisi Evrenin En Yüksek İradesi ile uyum içinde gerçekliği yaratma ve değiştirme potansiyeline sahip gizli bilgiyi vermiştir.

Enki'ye atfedilen dördüncü güç derin sularla ilgilidir. Gerekli iyileşmeyi sağlamak için harekete geçen başkasının hislerini anlama (empati) ve duygu derinliği'dir. Enki O'na gelecek olana yardım etmek için başkasını düşünme vizyonundan dolayı yardım etmeyi asla reddetmez. Buna rağmen onun duyguları, anlayış, zeka ve mizah içerir. Onun sessizliği bile güçlü olan bir akıl, kalp, beden ve ruh halidir. Gerçekten de ihtiyaç duyulduğunda onun sessizce dinlemesi dönem insanları için var olan yardım elidir.

Beşinci güç sevinç ve cinsiyettir. Enki kadınlarla rahat görünüyor, Ninhursag'ın güçlü figürleri ve İnanna'nın Tatlı Suyunun şefkatli gençliğinin karşısındayken bile zafer ve yenilgide nezaket gösterir. Sevinç Mezopotamyalılar tarafından keşfedilen büyük bir güçtür. Ne yazık ki son dönemdeki Mezopotamyalılar tüm sihirbaz tanrıların en büyüklerinin armağanlarından yoksundurlar. Çünkü onlar büyünün mucizevi yaratma gücünü, kadınsılığını reddetme konusunda ısrar etmiş ve ikiye ayrılmışlardır.

Mezopotamya'daki bu semitik etki Madde ve Ruh'un, Cennet ve Dünya'nın arasındaki uçurumu yaratan ikilemleri getirdi. İki ayrı görüşü özellikle de yüksek büyü sanatlarına konusunda birleştirmek mümkün değildi.

Fakat Enki, geleneğin gerçek takipçilerinin kalplerinde, zihninde, bedenlerinde ve ruhlarında yaşayan bir bağlantıya sahipti. Onun için, ilk olarak, gecenin geç saatlerinde müzisyenlerin yıldızların tefekkürüne yol açan şaman / şamanka'yı bulabiliriz. Bu şaman daha sonra Tanrılara ve topluma hizmet etmek için yaşamış olan Adapa bilge bir rahip oldu (Enlil'in vizyonu ve merkezi Nippur olan hükümdar mecazıyla sembolize edilir).

Çünkü sonunda sihirbaz Tanrı'nın en güzel gizeminde O'nun zanaatkar, sanatçı, rahip ve aşık yönleri birin içinde birleşmiştir. Tüm yüzeylere, iş ve yaratıcılığa neşe katar. Elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur, o tüm olasılıkların efendisi, ebedi gençliğin sahibi, sadık bir erkek kardeş, seksi bir aşık, ebedi eşitlik içindeki dişilikle bağlantılı olan bir Tanrıdır.

Yazan & Çeviren: A.Kara