SON YAYINLAR
latest

DİNLERİN KİTAPLARI

kutsal kitap pdf
A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ŞİNTOİZM'DE SAFLIK

Şintoizm, Şintoizm'de saflık, Şintoizm dini, Japonların dini, Şinto dini, Japon inançları,Her insan temiz doğar,Japonların inanışları, uzakdoğu dinleri, Şintoizm'de kirlenme,Kötü ruh, A,din,
Şintoizm'de "Saflık" iyi ve kötünün anlayışının kalbinde yer alır.
Şintoizm'deki kirlilik insanı kami'den ayıran her şeyi ve musubiyi, yaratıcılığı ve uyum gücünü ifade eder. Bizi çürüten şeyler tsumi - kirlilik veya günahtır.

Şintoizm'de saflık çok önemlidir, bu durumu Brandon Toropov ve Luke Buckles şöyle izah eder:
Batı'da 'saflık sofuluğun sonraki adımı' olduğunu söyledik ama Japon anlayışı için "saflığın sofuluktan farklı olmadığını' söyleyebiliriz.
-Brandon Toropov ve Luke Buckles O.P.
İNSAN SAF, TEMİZ DOĞAR
Şintoizm insanın kötü ya da kirli doğduğunu kabul etmez; Aslında Şintoizm insanların saf doğduklarını ve ilahi ruhta iştirak ettiklerini belirtmektedir.

Kötülük, kirlilik ya da günah daha sonraki yaşamda ortaya çıkan ve genellikle basit temizlik ya da arınma ayinleriyle kurtulabilinen şeylerdir.

KİRLİLİĞİN NEDENLERİ
Kirlenme - tsumi - fiziksel, ahlaki veya manevi olabilir. 'Tsumi', İngilizce 'günah' kelimesi ile aynı anlama gelir ancak günahtan farklıdır çünkü insanların kontrolünün ötesinde olan şeyleri içerir ve onlara kötü ruhların neden olduğu düşünülür. Eski Şintoizm inancında tsumi hastalığı, felaketi ve hatayı da kapsıyordu. Özellikle ölüm veya ölü ile bağlantılı herhangi bir şey kirletici olarak kabul edilir.

Yazan & Çeviren: A.Kara

SEKHMET (SAKHMET)

A,mitoloji, mısır mitolojisi, Sekhmet,Sekmet,Sakhmet, Mısır Tanrıçaları, Antik mısır tanrıları, Ra'nın gözü, Hathor,Ra,Ptah,Nefertum,Ma'at,Denge ve adalet,Aslan başlı tanrıça
Sekhmet (Sakhmet) bilinen en eski Mısır tanrılarından biridir. Adı antik Mısırda "güç, kuvvet" anlamına gelen bir sözcük olan "Sekhem" den türetilmiştir ve genellikle "Tek Güçlü" veya "Güçlü Olan" olarak tercüme edilir. Bazen aslan başlı bir kadın olarak tasvir edilirken zaman zaman başındaki güneş diski ile de tasvir edildiği görülür. Onun oturur vaziyetteki heykellerinde elinde yaşam "ankh"ını tuttuğu görülür fakat yürürken ya da ayakta durduğunda genellikle kuzey ile bağlantılı olduğunu düşündüren papirüs (kuzey ya da Aşağı Mısır'ın sembolü) ağacından oluşturulmuş bir asa tutar. Ancak bazı akademisyenler bu ilahenin aslanların daha bol olduğu bir bölge olan Mısır'ın güneyindeki Sudan'dan taşındığını iddia ediyorlar.

O sık sık Hathor'la (sevinç, müzik, dans, cinsel tutku, hamilelik ve doğum tanrıçası) ilişkilendirilmişti. Bu ortaklıkta dostu Hathor'un sert bir yönü olarak görüldü. 2. Amenemhet  tarafından Sekhmet-Hathor'a, Kom el Hisn'de (Batı Deltası'ndaki Imau) bir tapınak inşa edildi ve burada Hathor ile Sekhmet "Imau'nun Hanımı" olarak anıldı. Imau, doğuya doğru kaymış olan Nil'in bir kolunun yakınında bulunuyordu ama eski zamanlarda bu kasaba Libya sınırına giden yolda çölün kenarındaydı. Açıkçası Sekhmet'in bu sınırı koruyacağı umuluyordu.

Sekhmet'in ana tarikat merkezi onun yoldaşı Ptah (yaratıcı) ve Nefertum (şifacı) ile birlikte ona "yıkıcı" olarak tapıldığı Memphis'te (Men Nefer) bulunuyordu.

Sekhmet gün ortası güneşinin kurutan sıcaklığı ile temsil edildi. Bu açıdan bazen “Nesert” yani alev olarak adlandırıldı ve korkunç bir tanrıçaydı. Ancak arkadaşları için vebayı önleyebilirdi. Doktorların koruyucusuydu. Şifacılar ve rahipler yetenekli doktorlar haline gelmişlerdi. Sonuç olarak bazen “terörün tanrısı” olarak adlandırılan korkunç tanrı, “yaşam kadını” olarak da biliniyordu. Sekhmet'den Ölüler Kitabı'nda hem yaratıcı hem de yıkıcı bir güç olarak bir çok kez bahsetmişti ama her şeyden önce o Ma'at'ın (Denge yada Adalet) koruyucusuydu.

Ayrıca "Vebanın Hanımefendisi" ve çölle uyumlu olduğunu gösteren bir biçimde "Kızıl Leydi" olarak da biliniyorken onu kızdırdıranlara karşı veba gönderebileceği düşünülüyordu. İktidarının merkezi Mempis'ten Tibet üçlüsünün krallığına kaydığında (Amun, Mut, ve Khonsu) Sekhmet'in nitelikleri bazen bir aslan biçimini alan Mut'un içine çekildi.

A,mitoloji, mısır mitolojisi, Sekhmet,Sekmet,Sakhmet, Mısır Tanrıçaları, Antik mısır tanrıları, Ra'nın gözü, Hathor,Ra,Ptah,Nefertum,Ma'at,Denge ve adalet,Aslan başlı tanrıça

O ayrıca "Ra'nın gözü" unvanı verilen tanrıçalarla da ilişkiliydi. Efsaneye göre Ra öfkelendi, çünkü insanlık yasalarını takip etmiyor ve Ma'at'ı (adalet veya denge) korumuyordu. Kızının bir yönü olan "Ra'nın gözü"nü göndererek insanlığı cezalandırmaya karar verdi. Kaşlarındaki bir üreden Hathor'u yolarak onu aslan şeklinde dünyaya gönderdi. Sekhmet "Ra'nın Gözü" oldu ve onun yıkımını başladı. Tarlalar insan kanıyla doldu. Ancak Ra zalim bir tanrı değildi ve katliamın görüntüsü pişman olmasına neden oldu. Ra ona durmasını emretti ama o kana susamıştı ve dinlemiyordu. Ra, yoluna 7,000 sürahi bira ve nar suyunu yoluna döktü. O "kan"ın içinde boğulurcasına patlayacak kadar içti, çok sarhoş oldu ve üç gün boyunca uyudu. Uyandığı zaman ise insanları katletme arzusu dağıldı ve insanlık kurtarıldı. Efsanenin başka bir versiyonunda ise Ptah uyanışta gördüğü ilk şeydir ve anında ona aşık olur. Onların birliği (yaratılış ve yıkım) Nefertum'u (şifa) yaratır ve Ma'at'ı yeniden kurar.

Her yıl Hathor-Sekhmet'in bayram gününde insanlığın kurtuluşu anıldı. Herkes nar suyuyla lekelendirilmiş bira içti ve "Tanrıça ve ölümün hanımefendisi, merhametli olan, isyanın yıkıcısı, büyülü olan" sıfatlarıyla ona taptılar. Batıya bakan Sekhmet heykeli kırmızı renkte giyindirilirken, doğuya bakan Bast yeşil renkte giydirilir. Bast bazen Sekhmet'in muadili (ya da efsaneye bağlı olarak ikizi) olarak görülüyordu. Sekhmet Yukarı Mısır'ı temsil ederken Bast Aşağı Mısır'ı temsil ediyordu.

Sekmet krallık ile de yakından ilişkiliydi. Sıklıkla firavunun ve piramit metinlerinin koruyucusu olan aslan tanrı Maahes'in annesi olarak tanımlanıyordu ve Firavun'un Sekhmet tarafından tasarlandığını ileri sürülüyordu. Örneğin bir kabartma Sekhmet tarafından emzirilen Firavun Niuserre'yi tasvir eder. Bu antik efsane Seti Tapınağındaki Yeni Krallık kabartmalarında yankılanır. Burada Hathor tarafından emzirilen firavun tasviri vardır ve "Sekhmet'in malikanesinin hanımı" başlığı yazılıdır. 2. Ramses (Seti'nin oğlu) onu savaştaki gücünün bir sembolü olarak kabul etti. Kadesh Muharebesini tasvir eden duvar süslerinde Sekhmet atın üstündedir ve alevleri düşman askerlerini yakmaktadır. Ancak özellikle bir Firavun'un Sekhmet ile ilgili takıntısı olduğu görülmektedir. 3. Amenhotep (Akhenaten'ın babası) Karnak'taki Büyük Amun Tapınağı'nın güneyinde Mut'un tapınağının bulunduğu semtte yüzlerce Sekhmet heykeli yaptırdı. Yılın her günü için bir tane olduğu ve her gün kurbanlar sunulduğu düşünülüyor..

Kaynaklar:
Bard, Kathryn (2008) An introduction to the Archaeology of Ancient Egypt
Goodenough, Simon (1997) Egyptian Mythology
Kemp, Barry J (1991) Ancient Egypt: Anatomy of a Civilisation
Lesko, Barbara S (1999) The great goddesses of Egypt
Pinch, Geraldine (2002) Handbook Egyptian Mythology
Redford Donald B (2002) Ancient Gods Speak
Watterson, Barbara (1996) Gods of Ancient Egypt
Wilkinson, Richard H. (2003) The Complete Gods and Goddesses of Ancient Egypt
Wilkinson, Richard H. (2000) The Complete Temples of Ancient Egypt

Yazan & Çeviren: A.Kara

ŞABAT GÜNÜ

yahudilik, A,din,Şabat, Şabat günü, Yahudilerin tanrıyla anlaşması, Yahudilikte Şabat,Musevilerin Şabat günü,Yahudilerle anlaşma yapan tanrı,Yehova, Yehovanın Şabat emri,Musevilikteki çelişkiler
Bilindiği gibi neredeyse her dinin özel günleri vardır. İnsanlar kendi dinlerini oluştururken içine halka kendini özel hissettirecek yada onları manevi olarak besleyip kendi dininden olmayanlardan ayıracak gün ve ayinler belirlemişlerdir. Aynı durum Musevilik'te de mevcuttur.

Musevilik inancında tanrı tıpkı bir insanmış gibi ve sanki tapınılmaya ihtiyacı varmış gibi yahudi halkı ile karşılıklı bir anlaşma imzalamıştır (bu anlaşmanın imzası da sünnet olmaktır denebilir). Bu anlaşma yahudiler arasında Şabat isimli özel günü oluşturmuştur.

TANRI TARAFINDAN EMREDİLEN ŞABAT GÜNÜ
Şabat yahudilerin dinlenme günü olan Cumartesi günüdür. Her hafta dindar yahudiler, yahudi kutsal gün olan Şabat'a uyar, yasalarını ve adetlerini muhafaza ederler.

Şabat, Cuma günü akşam vakti başlar ve cumartesi günü akşam saatlerine kadar sürer. Pratik açıdan anlatılacak olursa Şabat Cuma günü gün batımından birkaç dakika önce başlar ve cumartesi günü güneş battıktan sonra bir saat kadar daha devam eder yani yaklaşık 25 saat sürer.

Yehova (yahudi tanrısı), yahudi halkına Şabat'a uymalarını ve on Emir'in dördüncüsü olarak onun kutsallığının bilinmesini emretti.
10 Emir'in dördüncüsü şu şekildedir:
"Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın!"

Dinlenme günü fikri Tevrat'taki Yaratılış hikayesinden gelir: Tanrı evreni 6 günde yarattıktan sonra haftanın yedinci gününde dinlenir ve bu günü yahudilere hediye eder, dolayısıyla Yahudiler Şabat günü hiçbir iş yapmaz ve dinlenirler.

Yahudiler genellikle Sabbath için İbranice olan ve din için İbranice kelimeden gelen Şabat gününü ararlar.

SÖZLEŞMENİN HATIRLATICILARINDAN BİRİ
Bilindiği gibi Yahudi inancında, kutsal saydıkları kitapları Tevrat'ta da yazdıkları gibi tanrı ile yapılmış bir anlaşma vardır. Şabat, tanrı ile yahudi halkı arasındaki bu anlaşmanın bir parçasıdır, o günü kutlamak yapılan antlaşmanın bir hatırlatıcısı olduğu gibi tanrının vaadlerini, verdiği sözleri tuttuğu için bir sevinme günüdür.


TANRIDAN BİR HEDİYE
Çoğu yahudi hafta boyunca Şabat'ı dört gözle bekler. Çünkü Şabat gününü Tanrı'nın, seçtiği insanlara, gündelik şeylerden özel hissetmek için zaman ayırdıkları bir "gün hediyesi" olarak görüyorlar.

Bu özel gün bir durgunluk zamanıdır. Şabat, televizyonun olmadığı, telefonlara bakmak ya da yoğun bir çalışma programına koşmak zorunda kalınmadığı bir gündür. İnsanlar o gün iş veya başka stres verici şeyler hakkında düşünmezler.
Bu güne özel geleneksel selamlar vardır. Bunlar İbranice "Şabat Şalom" Yidiş (Eskenazi) dilinde "Gut Shabbos"dur.

ŞABAT GÜNÜ GELENEKLERİ
O gün iş yapmamak için ve Şabat'ın özel olmasını sağlamak için Şabat günü gelmeden alışveriş, temizlik ve yemek pişirme gibi tüm işler cuma günü bitmiş olmalıdır.

İnsanlar Şabat için giyinir ve Şabat'ı bir zevk haline getirme emrini yerine getirmek ve her şeyin düzenlendiğinden emin olmak için büyük sıkıntıya girerler.

Şabat mumları cuma günü gün batımında yakılırlar. Genellikle bu ayini yerine getiren kişi evin kadınıdır. Bu bölüm yahudi gelenek ve töreninin ayrılmaz bir parçasıdır.

Mumlar şamdanlara yerleştirilir. Her bir Şabat'ın başlangıcını işaret ettikleri gibi aynı zamanda iki emir olan Zachor (Şabat'ı hatırlamak) ve Shamor'u (Şabat'a uymak) temsil ederler.

Mumlar yandıktan sonra yahudi aileler şarap içmeye başlarlar. Şabat şarabı tatlıdır ve genellikle Kiddush Kupası olarak bilinen özel bir kadehden içilir. Şabat'ta şarap içmek sevinç ve kutlamayı sembolize etmektedir.

Ayrıca o gün örgü şeklindeki yumuşak, yumurtalı bir ekmek olan "challah" yemek de bir gelenektir. Bizim pastanelerimizdeki açmaya çok benzemektedir, tek farkı şeklinin örgü gibi olmasıdır. Challah sadece Şabat günü ve yahudi dini bayramlarında yenir fakat yahudilerin "hamursuz günü" bunların dışındadır.

Yahudi kanunları gereğince Şabat günü her yahudi üç öğün yemek zorundadır. Bu yemeklerden biri mutlaka ekmek içermelidir. İtaatkar olan yahudiler genellikle Şabat yemeğinin en başında challah ekmeği yerler.

Challah yenilmeden önce aşağıdaki dua okunur:
"Baruch atah Adonai, Eloheinu Melech ha'olam, hamotzi lechem min ha'aretz."
Anlamı şudur:
"Yüce tanrınız, Efendimiz, Dünyaya ekmeği getiren kâinatın kralı."

Bunun dışında iyi dilekler dilenir, çeşitli dualar edilir, şarkılar söylenir. Ailelerin ise çocuklarını Şabat gününde kutsaması bir gelenektir.

Kaynaklar: BBC, Wikipedia, Wikiwand ve bazı yahudi platformları.

Yazan & Çeviren & Derleyen: A.Kara

SÜNNETİN KÖKENİ VE TARİHİ

[Antik Mısır'da M.Ö. 1360 yılında 18.Hanedan 3.Amenhotep döneminde Luxor bölgesindeki Khonspekhrod Tapınağı'nın kuzey duvarındaki kayanın üzerine sünnetin yapılışını gösteren bir kabartma oyulmuştur.]

ERKEK SÜNNETİNİN TARİHİ
Erkek sünneti hakkındaki en eski belgesel kanıtlar eski Mısır'dan gelmektedir.
[Tomb artwork from the Sixth Dynasty (2345–2181 BCE) shows men with circumcised penises, and one relief from this period shows the rite being performed on a standing adult male. The Egyptian hieroglyph for "penis" depicts either a circumcised or an erect organ. The examination of Egyptian mummies has found some with foreskins and others who were circumcised.]
Sünnet, evrensel olmasa da eski Semitik halklar arasında yaygındı.
[The book of Genesis records circumcision as God's covenant/command to Abraham. It was to be performed by the male child's eighth day after birth. Herodotus, writing in the 5th century BCE, lists the Colchians, Ethiopians, Phoenicians, and Syrians as a circumcising cultures.]
Ancak Büyük İskender'in fethinin ardından Yunanların sünnetten hoşlanmaması daha önce sünnetin uygulandığı pek çok halk arasında uygulama sıklığının azalmasına neden oldu.
[The writer of the 1 Maccabees wrote that under the Seleucids, many Jewish men attempted to hide or reverse their circumcision so they could exercise in Greek gymnasia, where nudity was the norm. First Maccabees also relates that the Seleucids forbade the practice of brit milah (Jewish circumcision), and punished those who performed it – as well as the infants who underwent it – with death.]

Sünnetin alt-ekvatoryal Afrika'da çeşitli etnik gruplar arasında antik kökleri vardır ve hala savaşçı statüsüne ya da yetişkinliğe geçişlerini sembolize etmek için ergenlik çağındaki erkek çocuklara sünnet uygulanmaktadır.
[Marck, J (1997). "Aspects of male circumcision in sub-equatorial African culture history". Health Transit Review. 7 (supplement): 337–360. PMID 10173099.]

Yahudilikte sünnet geleneksel olarak doğumdan sonraki sekizinci günde erkekler arasında uygulanmaktadır. Erkek sünneti çoğu zaman ayinlerin karmaşık bir geleneğinin bir parçası olarak batılı gezginler ile ilk temas sonrası Avustralyalı Aborijinler ve Pasifik adalıları arasında ortak bir uygulama haline gelmiştir. Geleneksel olarak hala nüfusun bir kısmı tarafından uygulanmaktadır.
[Morrison J (1967). "The origins of the practices of circumcision and subincision among the Australian aborigines". The Medical Journal of Australia. 1 (3): 125–7. PMID 6018441.]

KÖKENLERİ
Erkek sünnetinin ilk çıkış noktası kesin olarak bilinmemektedir ve çeşitli şekillerde başlamış olabileceği öne sürülmüştür:
  1. Dini bir fedakarlık olarak,
  2. Bir çocuğun yetişkinliğe girmesini işaret eden bir geçit töreni olarak (Örneğin Antik Mısır, Afrika ülkeleri vs.)
  3. Doğurganlığı sağlamak için bir sempatik sihir formu olarak,
  4. Cinsel hazzı azaltmanın bir yolu olarak,
  5. Düzenli yıkanmanın mümkün olmadığı durumlarda hijyene yardımcı olarak,
  6. Daha yüksek sosyal statülere işaret eden bir araç olarak,
  7. Düşmanları ve köleleri aşağılama aracı olarak,
  8. Bir topluluğu diğer komşularından ayırmanın bir aracı olarak,
  9. Mastürbasyon veya diğer toplumsal olarak yasaklanmış cinsel davranışları engellemenin bir aracı olarak,
  10. Aşırı zevkten kaçınmanın bir yolu olarak,
  11. Bir erkeğin kadınlara çekiciliğini arttırmanın bir yolu olarak,
  12. Kişinin acıya dayanma yeteneğinin bir kanıtı olarak,
  13. Önemli bir liderin eksik bir sünnet derisinin nadir doğal oluşumunu kopyalamak, ["SHEM". The Jewish Encyclopedia. Retrieved 2013-12-17] , [Amin Ud, Din M (2012). "Aposthia-A Motive of Circumcision Origin". Iranian Journal of Public Health. 41: 84. PMC 3494220 Freely accessible. PMID 23193511]
  14. Şeytanları kovmak için bir yol olarak, [Alphabet of Ben Sirah, Question #5 (23a–b)]
  15. Şünnet derisi tarafından üretilen smegmadan (cinsel organların kıvrım yerlerinde topaklanan kirli beyaz madde) iğrenme görüntüsü olarak.
Sünnetin farklı nedenlerle farklı kültürlerde bağımsız olarak ortaya çıkması mümkündür.


Sünnet derisine birtakım sihirli özellikler atfedildiğini söylemiştim. Sünnet derisi çoğunlukla sarımsak ve soğanla birlikte bir ipe tutturulur ve yarası iyileşene kadar sünnetli çocuğun boynuna ya da ayak bileği etrafına asılırdı. [Dānešvar, I, pp. 31, 59]

Şiraz'da (İran'da bir şehir) sünnet derisi 40 gün boyunca bekleyerek kuruması ve toz haline gelmesi için çocuğun ayak bileğine konur. Toz haline getirildikten sonra nabit denen bir şeker ile karıştırılır ve çocuğa verilir. [Dānešvar, II, s. 56]

Benzer bir uygulama Horasan'da yapılmaktadır. Amacının yeniden diriliş gününde çocuğun sağlam bir şekilde dirilmesini sağlamak olduğu bildirilmektedir. [Šakūrzāda, s.167; Massé, Croyances, s. 53]
Sünnet derisinin bazen tavuklara veya horozlara verildiği de görülmektedir, sebebi ise çocuğun bir savaşçı olarak büyüyeceğine inanılmasıdır. [Katīrāʾī, s. 41-42 | Šakūrzāda, s. 167 | Hedāyat, s. 195]

Sünnet derisinin bir Yahudi dükkan yada evine atılmasının çocuğun üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahip olduğuna; onu gömmenin ise çocuğu bilge ve ihtiyatlı yapacağına inanılmaktadır. [Katīrāʾī, s. 41-42].
Kadınlar sünnet derisini çok istiyorlardı çünkü yutulmasının çoraklığı tedavi edeceğine ya da erkek çocuğa hamile kalmalarına yardımcı olacağına inanıyorlardı. [Dānešvar, I, s. 31, II, s. 56; Katīrāʾī, s. 41; Hedāyat, s. 116; Šakūrzāda, p. 167]

Sünnet derisinin sihirli olduğu inancı nedeniyle yutulmasına Orta Doğu'daki Yahudi ve Arap kadınları arasında rastlandığı kanıtlanmıştır. [Patai, 1987, s. 160; Westermark, II, s. 427; Legey, s. 107, 175]
Ayrıca kadınların sünnet olan çocuklarının kurulmuş ve toz haline getirilmiş sünnet derilerini kocalarının yemeğine bir aşk büyüsü olarak gizlice koydukları bilinmektedir. [Massé, Croyances, s. 53]

SÜNNETİN ANTİK DÜNYADAKİ KÖKENLERİ
Altıncı Hanedanlığın (M.Ö. 2345–2181) Mısır'daki türbesinin sünnet konusunda en eski belgesel kanıt olduğu düşünülmüştür. Sünnete dair en eski tasvir Saqqara'daki kabristanda bulunan (M.Ö. 2400) yarı kabartma bir antik kitabın okunmasıyla birlikte su yüzüne çıkmıştır. Kabartmada şu gibi yazılar bulunmaktadır:
"Merhem onu kabul edilebilir hale getirmektir."
"Düşmemesi için onu tutun".

En eski yazılı metinde toplu sünnet tarifi vardır ve burada Uha adlı bir 23 yaşındaki Mısırlı bir adamın sünnet acısına tahammül etme kabiliyetine sahip olduğu yazar. Bu antik metnin okunabilen kısımlarında toplu sünnete dair şöyle bir kısım göze çarpmaktadır: "Ben 120 adamla birlikte sünnet olunduğumda..."
[Gollaher 2000, s. 2]

Ankhmahor'un mezarındaki gözden geçirilmeye değer bir tasvir vardır. Kral Teti'nin (M.Ö. 2355-2343) hüküm sürdüğü 6.hanedanlık döneminde eski Mısır'daki sünnet eylemlerine dair en eski tasvirdir.

Ankhmahor'un mezarı küçüktür fakat yüksek rütbeli biri olduğundan mezarı kabartma oymalar ile güzelce dekore edilmiştir. Teti'nin piramit alanında bulunur. Onun sıfatları bütün kralların çalışmalarının gözetmenlerini ve iki hazinenin gözetmeni olan Maat rahibi ve lektör rahibini içeriyordu.
[Kanawati, N. ve A. Hassan 1997: 11-12]

Bu kabartma sünnet olan iki adamı gösteriyor. Bu sahne önceleri farklı şekillerde yorumlanmıştı fakat sağdaki çıplak adamın şu sözlerinin yazılı olduğu yazıt sayesinde yanlış anlaşılmaların üstesinden gelinmiş oldu: sin (günah) wnnt r mnx yani: "kesmek, gerçekten, iyice". Onun önünde diz çökmüş olan adam ise şöyle diyor: iw (.i) r irt r nDm: "Dikkatlice devam edeceğim".

Solda çıplak erkeği tutarak orada sabitleyen bir adam diğer tarafta onun önünde sünneti gerçekleştirmek için diz çöken biri var. Diz çökmüş adamın önündeki glifler onu bir Hm-kA yani ölüm rahibi olarak tanımlıyor. Yazıtta ayaktaki adama sünnet olacak kişiyi sabitlemesi söyleniyor: nDr sw m rdi dbA.f yani "Çabuk tut onu. Bayılmasına izin verme". Sabitleyici de şunları söylüyor: iri.i r Hst.k: "İstediğiniz gibi yapacağım".
[Nip Tuck: circumcision in ancient Egypt]

M.Ö. 5. yüzyılda Herodotus Mısırlıların “temizlik için sünnet yaptıklarını, temizlik fikrinin alımlı olmaktan çok daha iyi olduğunun düşünüldüğü dolayısı ile temizlik amacı gözeterek uyguladıklarını” yazmıştır.
[Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2.]

Gollaher ise eski Mısır'daki sünnetin çocukluktan yetişkinliğe geçişin bir işareti olarak görmüştür. Vücuttaki değişimin ve sünnet ayininin çok eski antik gizemlere erişim hakkı sağladığından bahseder. (Ayrıca bkz. Clement of Alexandria, Stromateis 1.15)

Sünnet sonrası erişim hakkı kazanılan bu gizemlerin neler olduğu yani içeriği belirsizdir ancak büyük olasılıkla Mısır dininin merkezinde bulunan efsane, dua ve büyülü olduğuna inanılan sözlerdir. Örneğin Mısır Ölüler Kitabı güneş tanrısı Ra'nın kendini kestiğini ve ondan akan kanın iki küçük koruyucu tanrıyı yarattığını anlatır. Mısriyat Uzmanı Emmanuel Vicomte de Rougé bunu bir sünnet eylemi olarak yorumlamaktadır.
["Circumcision (Sünnet)" Encyclopædia Britannica 1902 (10. baskı)]


Sünnetler ayin eşliğinde taş bıçak kullanılarak halka açık bir törenle gerçekleştiriliyordu. Toplumun üst kademeleri arasında daha yaygın olduğu düşünülmekte olup yaygın olmasada sosyal düzenin aşağı kısmının da sünnet prosedürünü gerçekleştirdiği bilinmektedir.
[Gollaher 2000, p. 3]
Mısır hiyerogliflerinde "penis" sünnetli ve dik biçimde tasvir edilmiştir.

Eski Mısır'da, dulların-definlerinde acımasız bir şekilde her iki cins için tören yapılır ve sünnet bir kurban ayini olarak onların doğurganlık tanrılarını memnun etmek için uygulanıyordu. Eski Mezopotamya'da ise genç çocukların genital organının vahşice kesildiği ve doğurganlık tanrıçasını memnun etmek için sunulduğu şenlikler vardı.

Sünnet ayrıca Mısır'da ve çevresinde yaşayan bazı Semitik halklar tarafından da benimsenmiştir. Herodotus sünnetin sadece Mısırlılar tarafından benimsenmediğini, Kolyanlar, Etiyopyalılar, Fenikeliler, 'Filistinli Suriyeliler', 'Thermodon ve Parthenius nehirlerinin çevresinde yaşayan Suriyeliler ve onların komşuları Makronlar tarafından da benimsenerek uygulandığını bildirmiştir. Ancak “Yunanlılar Fenikeliler ile ticaret yapmaya geldiklerinde Mısırlıların bu geleneği takip etmekten vazgeçip çocuklarının sünnetsiz kalmasına izin verdiklerini” de belirtmektedir.
[Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2]

İncil'deki Yaratılış bölümüne göre Tanrı İbrahimden kendisini, ev halkını ve kölelerini sünnet etmesini ve bunu aralarındaki sonsuz bir antlaşma olarak görmesini söyledi. Sünnet edilmeyenlerin ise kendi halklarından ilişiği kesilecekti.
Bakalım bu konu Yaratılış 17:10-14'de nasıl geçiyor:
10. Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutacağınız ahdim budur; aranızda her erkek sünnet olunacaktır.
11. Ve gulfe etinizde sünnet olunacaksınız; ve sizinle benim aramdaki ahdin alâmeti olacaktır.
12. Ve aranızda evde doğmuş, yahut senin zürriyetinden olmayıp her yabancıdan para ile satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk nesillerinizce sünnet olunacaktır.
13. Ve senin evinde doğmuş olan, ve senin paranla satın alınmış olan mutlaka sünnet olunacaktır, ve ahdim ebedî bir ahit olarak sizin etinizde olacaktır.
14. Ve gulfe etinde sünnet olunmamış sünnetsiz erkek varsa, o can kendi kavmından kesilecektir; o benim ahdimi bozmuştur.
İncil'de bulunan sözleşmeler genellikle bir hayvanı parçalayarak mühürlenmektedir; bunun anlamı, sözleşmeyi bozan şahıs veya tarafın benzer bir kadere maruz kalacağıdır. İbranice'de bir antlaşmayı mühürlemek anlamına gelen fiilin karşılığı tam anlamıyla "kesmek"tir. Yahudi akademisyenler tarafından sünnet derisinin kesilmesinin sembolik olarak bu tür bir antlaşmayı temsil ettiği varsayılmaktadır.
[Mark Popovsky (2010). "Circumcision". In David A. Leeming; Kathryn Madden; Stanton Marlan. Encyclopedia of Psychology and Religion. New York: Springer. pp. 153–154.]

Yeşu 5:4-7'ye göre Musa sünnetli olmayabilir hatta onun oğullarından birinin ve çölde seyahat ederken onu takip edenlerin bir kısmının sünnetli olmadığı anlatılır.
4. Ve Yeşuun sünnet etmesinin sebebi şudur: Mısırdan çıkan bütün kavm, erkekler, bütün cenk adamları, Mısırdan çıktıktan sonra çölde, yolda öldüler.
5. Çünkü çıkmış olan kavmın hepsi sünnetli idiler; fakat Mısırdan çıktıktan sonra çölde, yolda doğmuş olan kavmdan kimseyi sünnet etmediler.
6. Çünkü bütün millet, Mısırdan çıkmış olan cenk adamları bitinciye kadar İsrail oğulları, kırk yıl çölde yürüdüler, çünkü RABBİN sözünü dinlemediler; bize vermek üzre RABBİN atalarına and ettiği diyarı, süt ve bal akan diyarı, onlara göstermemek üzre RAB onlara and etti.
7. Ve onların yerine yetiştirdiği oğullarını Yeşu sünnet etti; çünkü sünnetsizdiler, çünkü yolda onları sünnet etmemişlerdi.
Mısır'dan Çıkış 4:23-26'da ise Tanrı Musa'nın karısı Zipporah'ı Musa'yı öldürmekle tehdit edince tüm oğullarını sünnet ettiriyor:
23. ve sana dedim: Oğlumu salıver ki, bana ibadet etsin; ve onu göndermek istemedin; işte, ben senin oğlunu, senin ilkini öldüreceğim.
24. Ve yolda konakta vaki oldu ki, RAB ona rast geldi, ve onu öldürmek istedi.
25. Ve Tsippora keskin bir taş alıp oğlunun gulfesini kesti, ve onun ayaklarının dibine attı; ve dedi: Gerçekten sen bana kan güveyisin.
26. Ve RAB onu bıraktı. O zaman kadın dedi: Sünnet sebebile kan güveyisin.
HELENİSTİK VE YAHUDİ KÜLTÜRÜNDE SÜNNET
Hodges'e göre antik Yunan'da insan formunun estetiği, sünneti "zaten mükemmel şekilli bir organın bir parçalanması" olarak değerlendiriyordu. Dönemin Yunan sanat eserleri, Satir (yarı keçi yarı insan) ve barbar tasvirleri hariç olmak üzere genelde penisleri sünnet derisi (bazen zarif detaylarda) ile birlikte yani sünnetsiz olarak resmetmiştir.
[Hodges, F. M. (Fall 2001). "The ideal prepuce in ancient Greece and Rome: male genital aesthetics and their relation to lipodermos, circumcision, foreskin restoration, and the kynodesme". The Bulletin of the History of Medicine. 75 (3): 375–405. doi:10.1353/bhm.2001.0119. PMID 11568485.]

Sünnetli penisin doğru olan birşeyi bozmak olarak görülmesinden dolayı Helenistik dönemlerde daha önce bunu uygulamış olan birçok halk arasında bile sünnet sayılarında azalma oldu.


Mısır'da ise sadece papaza ait kast sınıfı sünneti devam ettirdi ve 2. yüzyıla gelindiğinde Roma İmparatorluğu'ndaki sünnet olan tek grup Museviler, Yahudi Hıristiyanlar, Mısırlı rahipler ve Nabatlı Araplardı. Sünnet Yahudi olmayanlar arasında o kadar az görülen bir durumdu ki sünnet Roma mahkemelerinde Yahudiliğin kesin kanıtı olarak görülüyordu.
Roman tarihçi Suetonius, Domitian 12.2'de 90 yaşındaki bir adamın soyulduğu bir mahkeme sürecini anlatmaktadır. Adamın soyulmasının sebebi ise Roma'nın Yahudilere uyguladığı kafa vergilerinden kaçıp kaçmadığına karar vermektir. Bu yüzden adam mahkeme önünde çıplak kalacak şekilde bırakılmış, sünnetli olup olmadığına bakılmıştır.
[Suetonius (translated and annotated by J. C. Rolfe) (c. 110). "De Vita Caesarum-Domitianus". Ancient History Sourcebook at fordham.edu. Retrieved 2008-04-09. The Romans applied the term curtus (lit., "cut short") to circumcised men at least in poetic contexts, e.g. at Horace, Sermones i.9.70.]

Hellenistik dünyanın kültürel baskısı altında yapılan sünnetlerde oldu: Yehudalı Kral John Hyrcanus İdilleri fethettiğinde onları sünnetli olmaya ve Yahudiliğe geçmeye zorladı fakat onların ataları olan Edomitler Helenistik dönem öncesinde zaten sünneti uygulamışlardı.

Bazı Yahudiler Makkabiler 1'de anlatıldığı gibi sünnet durumlarını saklamaya çalıştılar. Bunun temel sebebi sosyal, ekonomik çıkarları kaybetmemek ve spor salonlarında egzersiz yapıp, spor müsabakalarında yarışabilmekti.
Eskiden sünnet edilmiş bir penisin sünnetsiz gibi görünmesini sağlayan teknikler M.Ö. 2. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu teknikte sünnet derisinin kalıntılarından bir kısmı zamanla penis ucunu kaplaması için yeterince gerilmiş hale gelene kadar bakırdan yapılmış bir ağırlıkla asılırdı. 1. yüzyıl yazarı Celsus yaptığı bilimsel incelemesi "De Medicina"da sünnet derisi restorasyonu için 2 teknik açıkladı.
[Rubin, J. P. (July 1980). "Celsus' decircumcision operation: medical and historical implications". Urology. 16 (1): 121–4. doi:10.1016/0090-4295(80)90354-4. PMID 6994325.]

Bunlardan birinde cilt penis ucunun tabanı etrafında kesilerek gevşetiliyor, daha sonra deri penis ucunun üzerine geriliyor ve sünnetsiz bir penis görünümünü verilerek iyileşmeye bırakılıyordu. Bu uygulama mümkündü çünkü İncil'de Milah olarak isimlendirilen sünnet antlaşması nispeten küçük bir sünnetti. Bu sünnete göre sadece penis ucunun ötesine uzanan sünnet derisinin kesilmesi gerekiyordu. Buna karşılık olarak Yahudi dinî yazarları 1. Makkabiler ve Talmud'daki İbrahim'in antlaşmasından dolayı bu tür uygulamaları kınadılar.
[Hall, R. G. (August 1992). "Epispasm: circumcision in reverse". Bible Review: 52–7.]

Bu girişimler ve diğer nedenlerden ötürü sünnet prosedürüne ikinci bir radikal adım eklenmiştir. Bu işlem "Brit Peri'ah" olarak adlandırılmıştır. Bu aşamada sünnet derisi, daha sonra denilen pebis ucunun arkasındaki sırtına kadar kesiliyor sonra birtakım işlemlerle penis ucunun altından yeni derinin gelmesi sağlıyordu.
[Peron, James E. (Spring 2000). "Circumcision: Then and Now". Many Blessings (volume III). pp. 41–42.]

Daha sonra Talmud döneminde (M.S. 500-625) Metzitzah olarak bilinen üçüncü bir yöntem uygulanmaya başlandı. Bu aşamada mohel (yahudilerde sünneti yapan kişi) kötü olduğuna inanılan kanları çıkarmak için ağzıyla sarılı sünnetten kan emerdi. Tüberküloz ve zührevi hastalıklar gibi enfeksiyonların gerçekleşme olasılığını artırdığı için çok sonraki dönemlerde moheler bebeğin penisi üzerine kan emmek için bir cam tüp yerleştirip onu kullanırlardı. Birçok Yahudi sünnet ayininde Metzitzah'ın bu aşaması ortadan kaldırılmıştır.
[Peron, James E. (Spring 2000). "Circumcision: Then and Now". Many Blessings (volume III). pp. 41–42.]

İlk Makkabiler "Brit milah"ın uygulanmasını yasakladığını, bunu yapanların ve bu işleme tabi tutulan bebeklerin bile ölümle cezalandırdığını söylüyor.

1. yüzyıl yazarlarından Yahudi Philo Judaeus (M.Ö. 20 - M.S. 50) sağlık, temizlik ve doğurganlık da dahil olmak üzere çeşitli gerekçelerle Yahudi sünnetini savundu.
[Philo Judaeus. "A Treatise on Circumcision". thriceholy.net. Retrieved 2008-04-09.]

Ayrıca sünnetin mümkün olduğu kadar erken bir zamanda yapılması gerektiğini düşünerek kişinin kendi özgür iradesiyle yapılmasının mümkün olmayacağını düşünmüştür. Sünnet derisinin spermin vajinaya ulaşmasını engellediğini ve bu nedenle de milletin nüfusunu arttırmanın bir yolu olarak yapılması gerektiğini iddia etmiştir. Ek olarak sünnetin cinsel hazzı azaltmak için etkili bir yol olduğunu ve yapılması gerektiğini belirtti.
[Gollaher 2000, p. 13]

Yahudi filozof Maimonides (1135–1204) sünnetin imanın tek göstergesi olduğu konusunda ısrar etti. Kendisine yapmanın “çok zor bir şey” olduğunu ancak “bazı dürtüleri bastırmak” ve “ahlaki açıdan kusursuz olanı” başarmak olarak sünneti onayladı. Zamanın bilgeleri sünnet derisinin cinsel hazzı arttırdığını fark etmişti. Maimonides koruyucu derinin kesilmesinin ve kan kaybının penisi zayıflattığını, böylece bir erkeğin şehvetli düşüncelerini azaltmada ve daha az zevkli bir şekilde seks yapmada etkili olduğunu belirtmiştir.
[Gollaher 2000, p. 21 | The Guide of the Perplexed. Translated and with an Introduction and Notes by Shlomo Pines. Chicago: Univ. of Chicago Press, 1963, Part III, ch. 49, p. 609.Moses Maimonides (translated by Shlomo Pines) (1963). "Guide to the Perplexed by". University of Chicago. Retrieved 2008-09-25 | Maimonides, Moses (translated by Michael Friedländer) (1885). The Guide of the Perplexed. London: Trübner and co. pp. 267–9. ISBN 0-524-08303-7 | Lisa Braver Moss. "Circumcision: A Jewish Inquiry". Beliefnet. Retrieved 2008-04-09]

13. yüzyılda Maimonides'in Isaac ben Yediah adlı Fransız öğrencisi sünnetin bir kadının cinsel isteğini azaltmanın etkili bir yolu olduğunu iddia etti. Sünnet olmamış bir adamla birlikte her zaman orgazm olduğunu ve böylece cinsel iştahının hiçbir zaman yerine gelmediğini ancak sünnetli bir adamla "orgazmda büyük ısı ve yanma nedeniyle" hiç zevk almadığını söyledi.
[Davis, Dena S. (Summer 2001). "Male and female genital alteration: a collision course with the law". Journal of law-medicine. 11: 487–570 | Gollaher 2000, p. 22]


SÜNNETİN HRİSTİYAN DÜNYASINDAKİ DÜŞÜŞÜ
Elçilerin İşleri 15'de Kudüs Konseyi Hristiyanlığa yeni geçenlerde sünnetin gerekip gerekmediği konusunu ele aldı. Hem Simon Peter hem de James Just Yahudi olmayanların dine geçişinde sünnete ihtiyaç olmadığını söyleyince tüm konsey sünnetin gerekli olmadığına karar verdi.

Ancak, Elçilerin İşleri 16 ve Pavlus'un Mektuplarındaki birçok referans uygulamanın hemen ortadan kaldırılmadığını göstermektedir. Örnek olarak bazı ayetleri inceleyelim:

Elçilerin İşleri 16:1–3' de Pavlus'un bir Yunan'ı sünnet ettirdiğini görüyoruz:
1. Pavlus, Derbe ve Listra’ya da uğradı. Listra’da Timoteos adında bir İsa öğrencisi vardı. Annesi imanlı bir Yahudi, babası ise Grek’ti.
2. Listra ve Konya’daki kardeşler ondan övgüyle söz ediyorlardı.
3. Timoteos’u kendisiyle birlikte götürmek isteyen Pavlus, oralarda bulunan Yahudiler yüzünden onu sünnet ettirdi. Çünkü hepsi, babasının Grek olduğunu biliyordu.
Romalılar 3:2'de Tarsuslu Paul Yahudi sünnetini övüyor gibi görünmektedir:
1. Öyleyse Yahudi’nin ne üstünlüğü var? Sünnetin yararı nedir?
2. Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrı’nın sözleri Yahudiler’e emanet edilmiştir.
Fakat bununla çelişir bir şekilde 1.Korintliler 7:18-19'da sünnet önemli değildir vurgusu yapılır:
18. Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.
19. Sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmektir. 
Galatyalılar 6:11-13'de ise sünnet ettirmek isteyenleri etiyle övünmekle suçluyor ve sünnet karşıtlığı artışa geçiyor:
11. Bakın, size kendi elimle ne denli büyük harflerle yazıyorum!
12. Bedende gösterişe önem verenler, yalnız Mesih’in çarmıhı uğruna zulüm görmemek için sizi sünnet olmaya zorluyorlar.
13. Oysa sünnetlilerin kendileri bile Kutsal Yasa’yı yerine getirmiyor, sizin bedenlerinizle övünebilmek için sünnet olmanızı istiyorlar.
Daha sonra ise Filipililer 3:2'de Hristiyanları "bozulmaya" karşı uyarıyor:
2. Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden sakının; o sünnet bağnazlarından sakının!
3. Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.
Yahudi Hristiyanlar "sünnet olanlar" veya sünnetli Hristiyanlar olarak adlandırılırken sünnet daha çok Yahudi erkeklerle ilişkilendirilmiştir. Sünnetli-sünnetsiz terimleri genel olarak Yahudiler ve Yunanlılar anlamına gelmekteydi.
[Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages]

Bununla birlikte, 1. yüzyıla ait Iudaea Eyaleti'nde artık sünnetli olmayan bazı Yahudiler, ve bazı Yunanlılar ve Mısırlılar, Etiyopyalılar ve Araplar gibi başkaları da vardı. Thomas'ın 53. Müjdesi'ne göre İsa şöyle diyor:
53. Havarileri ona dediler : Sünnet faydalı mı değil mi ? Onlara dedi: Eğer faydalı olsaydı, babaları onları daha annelerindeyken sünnet ederdi. Ama Ruh’taki gerçek sünnet çok faydalı.!
Thomas 53 ile Pavlus'un Romalılar 2:29'u, Filipililer 3:3, Korintliler 7:19, Galatyalılar 6:15 ve Koloseliler 2:11–12 arasında paralellikler bulunmaktadır.

Yuhanna 7:23'de İsa Şabat gününde uyguladığı şifa için onu eleştirenlere cevap veriyor:
23. Musa’nın Yasası bozulmasın diye Şabat Günü biri sünnet ediliyor da, Şabat Günü bir adamı tamamen iyileştirdim diye bana neden kızıyorsunuz?
Kudüs İncili: Şimdi eğer bir adam Musa'nın Yasası'nın bozulmaması için Şabat günü sünnet edilebiliyorsa bir erkeği Şabat gününde sağlıklı ve eksiksiz yaptığım için bana neden kızgınsın?

Bu pasaj penisin sünnet edilmesinin onu iyileştirdiği üzerine gelişen Tanrısal inanca yada sünnet uygulaması üzerine bir eleştiri olarak görülmüştür.
[Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages.]

Avrupalılar Yahudiler hariç erkek sünnetini hiç uygulamamışlardı fakat silahlı seferberlik kralı Wamba'nın sivil topluma karşı zulüm yapan herkesi sünnet ettirdiği Vizigot İspanya'sında nadir bir istisna meydana gelmiştir.
[Julian of Toledo. Historia rebellionis Paulli adversus Wambam Gothorum Regem (in Latin). p. 10. reprinted in Jacques Paul Migne, ed. (1862). Patrologiæ cursus completus, seu bibliotheca universalis, integra, uniformis, commoda, oeconomica, Omnium SS. Patrium, Doctorum scriptoriumque, eccliasticorum. pp. 771–774.]

Koptik (Mısır'ın en eski halkıKıptiler/Koptlar) ve Katolik uygulamalarının uzlaştırılması girişimi kapsamında Katolik Kilisesi sünneti ahlaki bir günah olarak görerek kınadı ve 1442'de Basel-Floransa Konseyi'nde sünnet uygulamasına karşı emir verdi.
["Eccumenical Council of Florence and Council of Basel". EWTN Global Catholic Television Network Library. Retrieved 2016-04-08]
Birleşmiş Milletler Aids Programı (UNAIDS)'na göre bu konseyde Papa sünnetin sadece Hıristiyanlar için gereksiz olduğunu belirtti;
["Male Circumcision: context, criteria and culture". UNAIDS. 2007-02-26. Retrieved 2016-04-08]

18. yüzyılda Edward Gibbon sünneti yalnızca Yahudiler ve Türkler tarafından uygulanan "tuhaf bir sakatlama-bozma" olarak ve "acı verici, sıklıkla tehlikeli bir ayin" şeklinde nitelendirdi... (R. Darby)
[Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6]

Londra'da 1753'te Yahudilere eşit haklar vermek için bir öneri yapıldı. Yahudilere eşit haklar verilmesinin evrensel sünnet anlamına geldiği korkusunu yayan zamanın broşürcüleri tarafından şiddetle karşı çıkıldı. Erkekler korunmaya ve savunmaya çağrıldı:

"Mülkünüzün en iyisini" ve onun tehdit altındaki sünnet derilerini koruyun! Seksle ilgili popüler inançların, erkeklikle ilgili korkuların ve Yahudiler hakkındaki yanlış kavramların sıradışı bir şekilde dışa vurulması aynı zamanda dönemin erkeklerinin kendi üreme organlarını ve sünnet konusunu nasıl dikkate aldığının çarpıcı bir göstergesiydi. (R.Darby)
[Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6]

Bu olumsuz tavırlar 19. yüzyıla kadar devam etti. İngiliz kaşif Sir Richard Burton, "Hristiyan aleminin sünnet uygulamasından korktuğunu ve nefret ettiğini" gözlemledi.


İSLAM TOPLUMLARINDA SÜNNET
Kur'an'da sünnet ile ilgili herhangi bir ayet-sure GEÇMEMEKTEDİR! Bunu okuyunca bana küfretmeye kalkacak olan dostlardan rica ediyorum Google'a "Kur'an'da sünnetten bahsedilir mi?" yazıp arasınlar yada gidip en güvendikleri hocalarına sorsunlar, hiç olmadı evdeki Kur'an'ı açıp baksınlar. Görecekler ki kesinlikle hiçbir ayette sünnetten bahsedilmemektedir.
Sünnet uygulaması sadece bazı hadislerde geçmektedir. Bu yüzden de hadislere inanmam, güvenmem yada "benim için tek kaynak Kur'an'dır" diyen arkadaşlarımızın içinde oldukları çelişkiyi görmeleri gerekir. Ayrıca eğer sünnet bu kadar önemli ise Muhammed'in cinsel hayatını, eşleri ile sevişme sıralarını, oruçluyken seks yapıp yapmamayı anlatan bir yaratıcının bu kadar önemli olduğuna inandığınız sünnet konusu hakkında hiçbir ayet göndermemiş olması düşünmeniz gereken apayrı bir eksiklik-çelişkidir.

Şimdi sünnetin geçtiği bazı hadislere bakalım:
  1. “Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” [Buhari, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 5]
  2. “Benim halifelerim benden sonra gelip sünnetimi öğretendir.” [Heysemi, Zevaid, 1:126]
  3. “Kim sünnetimle amel etmek, bir bidatı ortadan kaldırmak için benden bir hadis rivayet ederse o kimseye cennet vardır.” [Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No: 8363]
  4. “Kim benim adıma yalan uydurursa veya benim bir sünnetimi reddederse cehennemde kalacağı yeri hazırlasın.” [Aliyyu’l-Muttaki, Kenz, 1:94]
  5. Abdullah b. Ömer (ra) “İlim üçtür: Şeriatı anlatan Allah’ın kitabı, Resulullah’ın sünneti ve kesin bilmediği hususlarda bilmiyorum demektir.” [Heysemi, Zevaid, 1:172]
  6. “Benden sonra ümmetim için en çok korktuğum şey Kur’ân’ı asıl mânâsından saptırarak hevasına göre tevil etmeleridir. Bir de Kur’ân’ı anlamada kendilerini başkalarından daha ehil görenlerdir. Zira onlar başkalarının ilminden faydalanmaz ve istişare etmezler.” [Heysemi, Zevaid, 1:187; Kenz, 10:187]
  7. “Bir toplum bir bidat ihdas edince bir sünneti ortadan kaldırmış olurlar. Öyle ki her yeri bidalar kaplar da sünnetler ortadan kalkar.” [Müsned-i Ahmed, 4:105; Heysemi, Zevâid, 1:188]
  8. “Bidaların istilası zamanında kim sünnetime sarılırsa ona yüz şehidin sevabı vardır.” [Münzirî, Terğîb ve Terhîb, 1:41; Taberânî, Mecmeu’l-Kebîr, H. No:1394; Kenz, 1:100; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282]
  9. “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak ve bunlardan ancak benim ve Sahabelerimin yolunda olanlar kurtulacaktır.” [Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizi, İman, 18; Darimi, Siyer, 75; İbn-i Mâce, Fiten, 17]
Hatta bazıları Muhammed'in “Peygamber” olduğunun anlaşılması için sünnetli doğduğu efsanesine inanmaktadırlar çünkü inanışa göre Allah onu mükemmel bir biçimde yaratmıştır. [Gollaher. pg. 45.]
Bu inanış ise apayrı bir çelişki içerir çünkü eğer Allah Muhammed'i kusursuz yani sünnetli yarattı ise, Allah'ın sünnetsiz yarattığı insanlar kusurlu mudur? Hani Allah kusursuz ve eksiksiz yaratandı? hani hata yapmaz, eksik yaratmazdı?

Konuyla ilgili inandığınız kitaptan bir ayet vereyim:
"Onları -ne olursa olsun şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.‘ Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." [Nisa 119. ayet]

Bazı Müslümanlar ise Eski Ahitte yazanların geçerli olduğunu, bu nedenle İbrahim ile Tanrı arasındaki sünnet anlaşmasına bağlı kalınması gerektiğini düşünürler. (İslam tek dindir diyip diğer dinleri karalayanların, Kur'an dışındaki tüm kitaplar bozulmuştur diyenlerin yaşadığı bir diğer büyük çelişki)

Kaldı ki Kur'andan önceki kitapları geçerli saymayı deneyecek Müslümanlar için şöyle bir ayet var:
"Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?" [Maide 50. ayet]

Bunca kaynaktan ve araştırmadan anlaşılıyor ki sünnet Yahudilere antik Mısır toplumundan, İslamiyete de Yahudilerden geçmiştir. "Sünnet" tıpkı İslamiyetteki ve Kur'an'daki birçok şey gibi başka geleneklerden alınmış, ihrac edilmiştir.

Kaynaklar:
Gollaher 2000, p. 2 | Herodotus'un Tarihi. ISBN 1-4165-1697-2 | "Circumcision (Sünnet)" Encyclopædia Britannica 1902 (10. baskı) | Gollaher 2000, p. 3 | Yeşu 5:4-7 | Yaratılış 17:10-14 | Mısır'dan Çıkış 4:23-26 | Hodges, F. M. (Fall 2001). "The ideal prepuce in ancient Greece and Rome: male genital aesthetics and their relation to lipodermos, circumcision, foreskin restoration, and the kynodesme". The Bulletin of the History of Medicine. 75 (3): 375–405. doi:10.1353/bhm.2001.0119. PMID 11568485 | Suetonius (translated and annotated by J. C. Rolfe) (c. 110). "De Vita Caesarum-Domitianus". Ancient History Sourcebook at fordham.edu. Retrieved 2008-04-09. The Romans applied the term curtus (lit., "cut short") to circumcised men at least in poetic contexts, e.g. at Horace, Sermones i.9.70 | Rubin, J. P. (July 1980). "Celsus' decircumcision operation: medical and historical implications". Urology. 16 (1): 121–4. doi:10.1016/0090-4295(80)90354-4. PMID 6994325 | Hall, R. G. (August 1992). "Epispasm: circumcision in reverse". Bible Review: 52–7 | Philo Judaeus. "A Treatise on Circumcision". thriceholy.net. Retrieved 2008-04-09 | Gollaher 2000, p. 13 | Gollaher 2000, p. 21 | The Guide of the Perplexed. Translated and with an Introduction and Notes by Shlomo Pines. Chicago: Univ. of Chicago Press, 1963, Part III, ch. 49, p. 609.Moses Maimonides (translated by Shlomo Pines) (1963). "Guide to the Perplexed by". University of Chicago. Retrieved 2008-09-25 | Maimonides, Moses (translated by Michael Friedländer) (1885). The Guide of the Perplexed. London: Trübner and co. pp. 267–9. ISBN 0-524-08303-7 | Lisa Braver Moss. "Circumcision: A Jewish Inquiry". Beliefnet. Retrieved 2008-04-09 | Davis, Dena S. (Summer 2001). "Male and female genital alteration: a collision course with the law". Journal of law-medicine. 11: 487–570 | Gollaher 2000, p. 22 | Michael Glass (October 2001). "The New Testament and Circumcision". Circumcision Information and Resource Pages | Julian of Toledo. Historia rebellionis Paulli adversus Wambam Gothorum Regem (in Latin). p. 10. reprinted in Jacques Paul Migne, ed. (1862). Patrologiæ cursus completus, seu bibliotheca universalis, integra, uniformis, commoda, oeconomica, Omnium SS. Patrium, Doctorum scriptoriumque, eccliasticorum. pp. 771–774 | "Eccumenical Council of Florence and Council of Basel". EWTN Global Catholic Television Network Library. Retrieved 2016-04-08 | "Male Circumcision: context, criteria and culture". UNAIDS. 2007-02-26. Retrieved 2016-04-08 | Robert Darby. "A short history of the world's most controversial surgery". Circumcision Information Australia. Archived from the original on 19 July 2008. Retrieved 2008-10-07., a review of David L. Gollaher (2000). Circumcision: A history of the world's most controversial surgery. New York: Basic Books. ISBN 0-465-04397-6 | The writer of the 1 Maccabees wrote that under the Seleucids, many Jewish men attempted to hide or reverse their circumcision so they could exercise in Greek gymnasia, where nudity was the norm. First Maccabees also relates that the Seleucids forbade the practice of brit milah (Jewish circumcision), and punished those who performed it – as well as the infants who underwent it – with death | The book of Genesis records circumcision as God's covenant/command to Abraham. It was to be performed by the male child's eighth day after birth. Herodotus, writing in the 5th century BCE, lists the Colchians, Ethiopians, Phoenicians, and Syrians as a circumcising cultures | Tomb artwork from the Sixth Dynasty (2345–2181 BCE) shows men with circumcised penises, and one relief from this period shows the rite being performed on a standing adult male. The Egyptian hieroglyph for "penis" depicts either a circumcised or an erect organ. The examination of Egyptian mummies has found some with foreskins and others who were circumcised | Marck, J (1997). "Aspects of male circumcision in sub-equatorial African culture history". Health Transit Review. 7 (supplement): 337–360. PMID 10173099 | Morrison J (1967). "The origins of the practices of circumcision and subincision among the Australian aborigines". The Medical Journal of Australia. 1 (3): 125–7. PMID 6018441 | "SHEM". The Jewish Encyclopedia. Retrieved 2013-12-17 | Amin Ud, Din M (2012). "Aposthia-A Motive of Circumcision Origin". Iranian Journal of Public Health. 41: 84. PMC 3494220 Freely accessible. PMID 23193511 | Alphabet of Ben Sirah, Question #5 (23a–b) | Kanawati, N. ve A. Hassan 1997: 11-12 | Nip Tuck: circumcision in ancient Egypt | Dānešvar, I, pp. 31, 59 | Dānešvar, II, s. 56 | Šakūrzāda, s.167; Massé, Croyances, s. 53 | Katīrāʾī, s. 41-42 | Šakūrzāda, s. 167 | Hedāyat, s. 195 | Katīrāʾī, s. 41-42 | Dānešvar, I, s. 31, II, s. 56; Katīrāʾī, s. 41; Hedāyat, s. 116; Šakūrzāda, p. 167 | Patai, 1987, s. 160; Westermark, II, s. 427; Legey, s. 107, 175 | Massé, Croyances, s. 53 | Buhari, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 5 | Heysemi, Zevaid, 1:126 | Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No: 8363 | Aliyyu’l-Muttaki, Kenz, 1:94 | Heysemi, Zevaid, 1:172 | Heysemi, Zevaid, 1:187; Kenz, 10:187 | Müsned-i Ahmed, 4:105; Heysemi, Zevâid, 1:188 | Münzirî, Terğîb ve Terhîb, 1:41; Taberânî, Mecmeu’l-Kebîr, H. No:1394; Kenz, 1:100; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282 | Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizi, İman, 18; Darimi, Siyer, 75; İbn-i Mâce, Fiten, 17 | Nisa 119 | Maide 50

Yazan & Çeviren & Derleyen: A.Kara

TANRILARIN YOLU | ABU GORAB

Abu Gorab, Abu Gurab, Tanrıların yolu, A, Arkeoloji, Antik Mısır, Abu Gorab Dikilitaşı, Dikilitaş, Güneş tapınağı, Mısır tapınakları, Mısırlıların kurban ayinleri, Arkeolojik keşif,
Gezegenin yüzeyinde inşa edilen en büyük antik anıtlardan (Giza'nın Büyük Piramidi) birine sadece yirmi dakika mesafede bulunan bir başka antik Mısır hazinesi de Abu Gorab'dır.

Modern arkeologlar tarafından Güneş Tapınağı olarak anılan bu antik alan Tanrı Ra'nın bir tapınma yeri olmasıyla ünlüdür.

Abusir'deki piramit kompleksinin bir parçası olan Abu Gorab'daki güneş tapınağının Eski Krallığın beşinci hanedanlığında bazense MÖ. 2400 civarında inşa edildiği sanılıyordu.

Mısır'lı Heliopolis rahiplerinin dini anlayışına göre Güneş Tapınağı güneş tanrısı Ra'nın canlandırıcı gücünü ayin eşliğinde temsil etmek için yapılmıştır. Antik zamanlarda Abu Gorab "Güneş Tapınakları" olarak adlandırılmıştır.

Eski Mısır tarihine göre Abusir'in kuzeyindeki 5. hanedandan kalma Abu Gorab'da altı güneş tapınağı vardı. Ancak günümüzde sadece iki tanesi tanımlanmıştır: Keşif alanının en iyi korunan tapınakları Userkaf ve Nyuserra.

Bazı yazarlar Abu Gorab'ın güneş tapınaklarının gece saatlerini belirlemek için astronomik gözlemlerin yapıldığı yerler olarak kullanıldığını ileri sürüyorlar. Güneş tapınaklarının ilginç bir şekilde Abusir'deki hükümdarların (Userkaf ve Nyuserra) piramitleri gibi doğudan batıya yöneldiği görülmektedir.

Abu Gorab bugün yalnızca temellerinin ayakta kaldığı dev bir dikilitaşa ev sahipliği yapıyordu.

DİKİLİTAŞ
Avlunun batı ucundaki arkeolojik kazılar büyük bir taş dikilitaşın kalıntıları gibi görünen şeyleri ortaya çıkardı. Uzmanlara göre bu dikilitaş Güneşin / Ra'nın dinlenme yerini simgeliyordu

Dikilitaşın temeli eğimli kenarları olan bir zeminden ve üzerindeki kare şeklinde bir taştan oluşuyor.

Yaklaşık yirmi metre yüksekliğinde olan bu yapı kırmızı granit ve kireç taşından yapılmıştır. Dikilitaş ve tabanın birleşik yüksekliğinin tahminleri değişiklik göstermektedir. Uzmanlara göre yapı ilk inşa edildiğinde dikilitaşın toplam yüksekliği büyük olasılıkla 50 ile 70 metre arasında bir yerde idi.

Abu Gorab gerçekten gizemli bir yer.

Abu Gorab, Abu Gurab, Tanrıların yolu, A, Arkeoloji, Antik Mısır, Abu Gorab Dikilitaşı, Dikilitaş, Güneş tapınağı, Mısır tapınakları, Mısırlıların kurban ayinleri, Arkeolojik keşif,

Bu alan aynı zamanda birkaç ton ağırlığındaki devasa büyük kırmızı granit bloklarına da ev sahipliği yapmaktadır. Bu büyük bloklar inanılmaz özelliklere sahiptir: hassas kesimler, son derece iyi cilalanmış yüzeyler ve en önemlisi bu dev bloklar piramidin üzerindeki taşların taşlanması gibi inanılmaz hassasiyetle yerlerine monte edilmişler.

Binlerce yıl önce tamamlandığı zaman mekânın ne kadar güzel olduğunu hayal bile edemedim, onun kalıntıları geçmişte meydana gelmiş olabilecek bir çeşit felaket olayının kanıtıdır çünkü büyük taş bloklar dağınıktır. Bazı bilinmeyen güçler bu gövde taşların tüm alana yayılmasına neden olmuş gibi.

Bolivya'daki Puma Punku'nun kalıntıları gibi Abu Gorab'ın bulunduğu yer de neredeyse tamamen tahrip olmasına neden olan bir felakete ev sahipliği yapmış gibi görünüyor. Bazıları buranın büyük bir güç gösterisi olarak birilerince kasıtlı olarak yok edildiğini iddia etmektedir.

Abu Gorab, Abu Gurab, Tanrıların yolu, A, Arkeoloji, Antik Mısır, Abu Gorab Dikilitaşı, Dikilitaş, Güneş tapınağı, Mısır tapınakları, Mısırlıların kurban ayinleri, Arkeolojik keşif,

Mısırbilimciler eski Mısırlılar tarafından bu yapının kurban edilen hayvanın kanını toplayacak bir alan olarak yapıldığına, dolan bu kanın mükemmel şekilde delinmiş kanalların içinden geçtiğine inanıyorlar. Bu inanışa rağmen uzmanlar kurban kanının bu büyük kap ve kanallardan geçtiğini ıspatlayan tek bir kanıt bulamamıştır.

İlginç bir şekilde havzaların iç yüzeyleri şaşırtıcı derecede pürüzsüz ve dairesel alet işaretlerinin belirtilerini gösteriyor. Bu da onları kim hazırlamış ise bugün bile hayran kalacağımız bir teknoloji ile yaptığını gösteriyor.

Bu iddia edilen “kurban havzaları” nın çoğu girişin hemen yakınında yer almaktadır. Bu yapılar başka bir yere taşınmayı bekleyen bir noktada bırakılmış gibi görünmektedir.

Granitten yapılmış devasa havzalardaki delikler gerçekten etkileyici. Bu görüntülerden de görebileceğiniz gibi inşaat ustaları ve mühendislerin rahatlıkla kayaya doğru ilerlediği görülmektedir, bunu gelişmiş araçlara sahip olmadan nasıl yaptılar, orası tam bir sır...

Yazan & Çeviren: A.Kara

2.800 YILLIK ANTİK TÜRK HAZİNESİ

A, Arkeoloji, Saka Türkleri,Türk hazineleri,Macaristanda bulunan Saka Türkü hazinesi,Saka Türkleri hakkında bilinmeyenler,Bozkır kültürü,Türk tarihi, Saka Türk'lerinde madencilik,Türk tarihi, Arkeolojik keşif,
KAZAKİSTAN DAĞLARINDA SAKA TÜRKLERİNE AİT 2.800 YILLIK ANTİK HAZİNE BULUNDU!

Yakın zamanda bulunan hazine sandığı keşfi yapan arkeolog ekibi tarafından paha biçilmez olarak tanımlanmıştır.

Kazakistan dağlarında çarpıcı bir keşif yapıldı. Yerel basında çıkan haberlere göre araştırmacılar Kazakistan 'daki Tarbagatai dağlarının ücra köşesindeki derinliklerinde ağır bir gömü buldular. Bu gömüde yaklaşık 3.000 altın ve değerli metal objeler bulunmakta.

Tutarı hesaplanamayan bu hazinenin geçmişte bir dönem Orta Asya'ya egemen olan Saka Türklerinin kraliyet ailesine ya da asil üyelerine ait olduğuna inanılmaktadır. Araştırmacılar çan şeklinde altın küpeler, altın tabaklar, kıyafetler, zincirler ve değerli taşları barındıran kolyeler ele geçirdiler.

Doğu-Kazakistan bölge başkanı Danial Ahmetov şöyle dedi: "Bu buluntu halkımızın tarihinin tamamen farklı bir tarafını gözler önüne seriyor" dedi.

Ahmetov, antik uygarlığın madencilik, satış ve kuyumculuk konularında gelişmiş becerilere sahip olduğunu açıklayarak ekledi: "Bizler, büyük insanların ve büyük teknolojilerin mirasçılarıyız."

A, Arkeoloji, Saka Türkleri,Türk hazineleri,Macaristanda bulunan Saka Türkü hazinesi,Saka Türkleri hakkında bilinmeyenler,Bozkır kültürü,Türk tarihi, Saka Türk'lerinde madencilik,Türk tarihi, Arkeolojik keşif,

Raporlar giysileri süsleyen bu altın kolyelerin gelişmiş mikro-kaynak teknikleri kullanılarak yapıldığını göstermektedir.

Bu ise bizlere eski Türklerin metalurji alanında büyük bilgiye sahip olduğunu ve mücevher üretim becerileri açısından bulundukları döneme göre olağanüstü bir seviyede olduklarını gösterir. Gelişmiş bir uygarlığın işaretidir.

Araştırmacılara göre bu arkeolojik keşif "bozkır uygarlığı" olarak bilinen Saka'ların düşünülenlerin aksine olağanüstü bir düzeye ulaştıklarının bir kanıtı.

Uzmanlar bu muazzam antik hazineyi keşfetmiş olsalar da kime ait olduğunu henüz bulamadılar.
Ancak arkeologlar yapılan yeni kazıların hazinenin sahiplerini kısa süre içinde ortaya çıkaracağını düşünüyorlar.

Kazılardan sorumlu Profesör Zainolla Samashev şöyle dedi: "Bu mezar höyüğündeki çok sayıda değerli buluntu geçmişte burada hüküm süren bir erkeğin veya bir kadının, Saka toplumundaki üst mertebeden insanların buraya gömüldüğünü düşündürüyor."

Yazan & Çeviren: A.Kara

NEKHBET

A, mitoloji, mısır mitolojisi, Mısır mitleri, Nekhbet, Nekhebet, Nechbet, Mısır Tanrıçaları, Firavunların koruyucusu,Firavunları koruyan tanrıça,Wadjet,Hedjet,Nekhb,Yukarı Mısır
Nekhbet (Nekhebet, Nechbet) Yukarı Mısır'ın koruyucusu ve "İki kadın" firavundan biri olarak (mevkidaşı Wadjet ile birlikte) Nebty isminde ortaya çıktı. Yukarı Mısır'ın hükümdarlığı ile ilgili olarak "Hedjet" (Beyaz Taç) olarak adlandırılıyordu ve düzenli olarak Yukarı Mısır'ı temsil eden bir hanedan işareti olarak ortaya çıkıyordu. Aynı zamanda kraliyet çocuklarının koruyucusuydu. Daha sonraki dönemlerde ise tüm küçük çocukların ve anne adaylarının koruyucusu haline geldi.

Hanedanlık öncesi Mısır'da zaten popüler olduğuna dair bir kanıt var ama özellikle Nekheb kasabasıyla ilişkiliydi (adı "Nekheb'den geliyor"). Ancak Erken Hanedan Dönemi'nde Nekheb ve Nekhen (Yaşlı Horus'un tapınma merkezi) birleşmişti böylece o ve Wadjet firavunun Nebit ismini oluşturmak için birleştirildi böylece Yukarı Mısır'ın temsilcisi olarak pozisyonunu almış oldu.

Piramit Metinlerinde (Beşinci Hanedan'dan) yapılan referanslar Nekhbet'in "Babalar Babası, Anneler Annesi, başından beri var olan ve bu Dünya'nın Yaratıcısı" olan bir ilahe olarak kabul edildiğini doğrulamaktadır. Kralı Nemes'in kukuletasında bir akbaba ya da yılan olarak temsil edildi.

Nekhbet "pr wr" (Büyük Evin Hanımefendisi - Üst Mısır "devlet" tapınağı) olarak biliniyordu. On sekizinci hanedanı döneminde o ve Wadjet tüm kraliyet ailesinin kadınlara koruma teklif etti. Bu ise iki kraliyet yılanının başlıklarına eklenmesiyle belirtildi.

Heqet ve Taweret'in aksine, başlangıçta sadece kraliyet annelerini ve çocuklarını korumak için düşünülmüştü. Zaman zaman ilahi anne ya da firavunun hemşiresi olarak tasvir edilmişti ve çoğunlukla “shen”i (ebediliği temsil eder) ve kraliyet flamasını (Firavun otoritesini temsil eder) elinde tutan kralın üzerinde süzülen bir akbaba formunda ortaya çıkar. Ancak Yeni Krallık sırasında koruduğu insanların kraliyet ailesinin ötesine tüm insanlara kadar genişlediği görünüyor.


Nekhbet'in Yukarı Mısır'ın koruyucusu rolünde Hapi'nin karısı olduğu düşünülüyordu, ama aynı zamanda Horus ve Yukarı Mısır ile de ilişkiliydi. Çünkü sık sık bir kızıl akbaba biçimini aldı ve doğumla ilişkilendirildi aynı zamanda tanrıça Mut ve büyük tanrıça Hathor ile de ilişkili olduğundan dolayı ona "Nekhb'in Büyük Beyaz İncisi" adlı lakap verildi.

Ancak çoğu Mısır tanrısı gibi Nekhbet de daha karanlık bir tarafa sahipti. Çok sayıda tanrıça ile birlikte “Ra'nın Gözü” ile ilişkilendirilmişti. Savaş sırasında firavunların üstünde uçuyor, onları koruyor ve düşmanları tehdit ediyordu. Palermo Taşı 4. Firavun Thutmose'nin koruyucusunun "Nekbet, Beyaz Nekheb" olduğunu doğrulanmaktadır: "Majestelerinin süslerini tutturdu, iki eli arkamdaydı ve Mısır'ın düşmanlarını benim için bir araya getirdi."
Ayrıca diğer tanrılarla olan ilişkilerinde de bu dövüşçü rolünü üstlenmiştir.

Genelde Yukarı Mısır'ın tacını ya da akbaba başlığını takan bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Ancak aynı zamanda bir akbaba başı olan bir kadın, ya da kafasında Beyaz Taç ile bir yılan ya da akbaba olarak tasvir edilmiştir. Bir akbaba biçimini aldığında genellikle kanatlarını açarak durduğu ve "shen"i koruduğu, bazen ise pençesinde ma'at'ın tüylerini taşır. O sıklıkla Wadjet ile birlikte gösterildi ve insan formundayken kendisi ve Wadjet sadece taçlarına bakılarak ayırt edilebilir. Bazen ise firavunu emziren bir inek olarak (Hathor'un bir yönü olarak) resmedilmiştir.

Nekhb'de onu onurlandırmak için bir doğum evi, bir dizi küçük tapınak, kutsal bir göl ve bazı mezarlıkların bulunduğu bir tapınak inşa edildi. 18. yüzyıl Hanedanlığı döneminde büyük inşaat projeleri gerçekleştirilmiştir ve kalıntıların çoğunluğu 29. ve 30. Hanedanlığın firavunlarına aittir.

Kaynaklar:
Bard, Kathryn (2008) Eski Mısır Arkeolojisine Giriş
Kemp, Barry J (1991) Eski Mısır: Bir Medeniyet Anatomisi
Pinch, Geraldine (2002) Mısır mitolojisi
Redford Donald B (2002) Eski Tanrılar Konuşuyor
Watterson, Barbara (1996) Eski Mısır Tanrıları
Wilkinson, Richard H. (2003) Eski Mısır'ın Tüm Tanrıları ve Tanrıçaları
Wilkinson, Richard H. (2000) Eski Mısır'ın Tapınakları
Wilkinson, Toby (1999) Erken Dönem Mısır Hanedanlığı
Ziegler, Christine Editör (2008) Mısır Kraliçesi: Hetepheres'ten Kleopatra'ya

Yazan & Çeviren: A.Kara

TREND OLAN ZAMANDA YOLCULUK İDDİASI

Her gün internette sıkılan halk, insanları eğlendirmek için bir yol buluyor gibi görünüyor. Son zamanlarda zaman yolculuğu fikri üzerine paylaşılan ünlü fotoğrafları oldukça popüler.

Pek çok yorumcu zaman yolculuğunu tartışıyor ve Nicolas Cage, Johnny Depp ve Matthew McConaughey gibi ünlülerin hayal edilebileceğinden daha uzun süredir burada olduğunu iddia ediyor.

Günümüz ünlüleri ile onlarla eşleştirilen eski insanlar arasındaki benzerlikler bazılarına göre oldukça ikna edicidir fakat ıspatlanamayacak bir düşünce olduğu için tüm konu gizemini barındırmaktadır fakat bir gerçek var ki benzerlikleri inkar etmek çok zor :)

Peki bu gerçekten zaman yolculuğunun kanıtı olabilir mi?
Sunulan sayısız imgeler arasında, Karayipler'deki aktör Johnny Depp'in popüler Korsanlar'ı ve ona benzeyen birisinin görüntüsünü görüyoruz.

Depp'in fotoğrafının ilk kez müzisyen büyük-büyükbabasının ve Bay Depp'in inanılmaz benzerliğini fark eden Michael Johnstone tarafından paylaşıldığı ortaya çıktı. Kaptan Sparrow'a ek olarak, Johnny Depp'i kastediyorum.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Eddie Murphy de ona çok benzeyen bir adamla birlikte yer alıyor.
Fotoğraftaki adam Eddie Murphy'ye çok benziyor ve fotoğrafın tarihi 1920'lere kadar uzanıyor.
İnanılmaz benzerlikler göz önüne alındığında birçok kişi fotoğrafların çekildiğini savunuyor.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber



Bir diğer ünlü kişi Hollywood mega yıldızı Nicolas Cage.
1860’lı yıllarda Cage’e benzediği düşünülen bir kişinin resmi de bu konuda tartışılmakta.
Aslında Nicolas Cage'e benzeyen bu görüntüyü görenlerden bazıları onun bir vampir olduğunu bile iddia ettiler :)

Fotoğraflar arasında ayrıca popüler müzisyen Jay-Z'de bulunuyor. Görünüşe göre fotoğraf 1939'da New York'ta Brooklyn sokaklarında çekilmişti. Jay-Z olarak bilinen Shawn Corey Carter ise 4 Aralık 1969'da Brooklyn, New York'ta doğdu.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Neredeyse size Facebook'un Kralı Mark Zuckerberg ve İspanya Kralı IV. Philip'in bir portresini göstermeyi unutuyordum. Ürkütücü olan, tesadüf bile olsa iki kralın bu kadar çok fiziksel benzerliği paylaştığıdır.

Dini Haber, Haberler, Zamanda yolculuk, Zamanda yolculuk iddiası, Johnny Depp, Eddie Murphy, Jay-Z, Mark Zuckerberg ve Kral Philip, A, İnternet trendleri,Trend haber

Her neyse, öne sürüldüğü gibi uzay gemileriyle zamanda seyahat edenler var mı yok mu bilemem ama bu görüntüler ve internette bulunan sayısız diğer fotoğraf gezegenimizdeki bazı insanlara fiziksel olarak oldukça benzeyebilen birçok insanın var olduğunun kanıtıdır. Bunun devam edeceğinden ve yüzlerce yıl içinde benzer tesadüflere dikkat çekeceğinden de eminim.

Yazan: A.Kara

MUSEVİLİK'TE KÖLELİK

yahudilik, A, din, Musevilik'te kölelik, Tevrat ve Zebur'da kölelik, Yahudilerde kölelik, Seks köleleri, Musevilikte seks kölesi, Musevilikte cariye, Levililer, Mısır'dan Çıkış, Tesniye,
Yahudiler'in kitabı onların Mısır'da köle olduklarını söylüyor. Fakat ironiktir ki kölelikten kurtulan Yahudiler hem kendi halkından insanları hemde dış topraklardan ele geçirdiklerini işçi ve seks kölesi olarak kullanmaya başlıyorlar. Yahudi olan köle ile yabancı bir kölenin durumu farklı olduğu gibi borcu yüzünden kölelik yapanın durumu da değişken. Bu konuda Musevilerin nasıl ayetleri var gelin beraber inceleyelim.

Yahudi Köleler
Bir Yahudi mahkeme emrini vermedikçe ya da kendi kendine gönüllü olarak esaret istemezse bir kişi köle olamazdı (Yad Avadim 1:1). Diğer köleler ise her zaman kendi milletinin dışından alınıyordu.

Mısır'dan Çıkış 21: 2-6
21:2: İbrani bir köle satın alırsan, altı yıl kölelik edecek, ama yedinci yıl karşılık ödemeden özgür olacak.
21:3: Bekâr geldiyse, yalnız kendisi özgür olacak; evli geldiyse, karısı da özgür olacak.
21:4: Efendisi kendisine bir kadın verir ve o kadından çocukları olursa, kadın ve çocuklar efendisinde kalacak, yalnız kendisi gidecek.
21:5: Ama köle açıkça, ‹Ben efendimi, karımla çocuklarımı seviyorum, özgür olmak istemiyorum› derse,
21:6: efendisi onu Allaha yaklaştıracak; ve onu kapıya yahut kapının süvesine yaklaştıracak, ve onun kulağını biz ile delecek, ve kendisine ebediyen hizmet edecektir.

Yabancı köleler
25:44: Ve senin malın olacak köleye ve cariyeye gelince, etrafınızda olan milletlerden, onlardan köle ve cariye satın alacaksınız.

25:45: Ve aranızda oturan gariplerin de çocuklarından, onlardan ve diyarınızda doğmuş olup yanınızda bulunan aşiretlerinden satın alacaksınız; ve sizin malınız olacaktır. (Levililer 25: 44-45).

Fakir & Borçlular
Borcunu ödeyemeyen bir borçlu kendisini alacaklıya esaret edebilir:

25:39: "Ve eğer kardeşin senin yanında fakir düşer, ve kendisini sana satarsa, onu köle gibi çalıştırmıyacaksın." (Levililer)

22:7: "Zengin fakirlere hâkim olur; Ve ödünç alan ödünç verenin kulu olur." (Süleymanın Özdeyişleri)

4:1: "VE peygamber oğullarının karılarından bir kadın Elişaya feryat edip dedi: Kocam kulun öldü; ve bilirsin ki, o kulun RABDEN korkardı; ve alacaklı iki çocuğumu kendisine köle olsunlar diye onları almağa geldi." (2.Krallar)

2:6: "RAB şöyle diyor: İsrailin üç, hattâ dört kat cinayetinden ötürü cezasını geri almıyacağım; çünkü salihi paraya, ve yoksulu bir çift çarığa sattılar" (Amos)

8:6: "fakirleri gümüşe, ve yoksulları bir çift çarığa satın alalım, ve buğdayın süprüntüsünü satalım?" (Amos)

5:5: "Ve şimdi bizim etimiz kardeşlerimizin eti gibidir, oğullarımız onların oğulları gibidir; ve işte, oğullarımızı ve kızlarımızı kölelik altına koyuyoruz, ve kızlarımızdan cariye edilmiş olanlar da var; ve elimizde bir çare yok; çünkü tarlalarımız ve bağlarımız başkalarınındır." (Nehemya)


Suçlular
İade edemeyen bir hırsız "hırsızlığı için satılır"
"Eğer hırsız duvar delerken yakalanırsa, ve vurulup ölürse, onun için kan hakkı yoktur. 3 Eğer onun üzerine güneş doğmuş olursa, kendisine kan hakkı olacaktır; mutlaka ödiyecektir; eğer kendisinin bir şeyi yoksa, o zaman hırsızlığı için satılacaktır." (Mısır'dan Çıkış 22:2-3)

Savaş Esirleri
Çölde Sayım 31:26-27 ve Tesniye 20:10-11 bölümlerinde savaş esirlerinin köle olarak alınabileceğine değinilir, hemen inceleyelim:

31:26-27: "Sen, ve kâhin Eleazar, ve cemaatin atalar evlerinin reisleri, adam olsun hayvan olsun, alınmış olan çapul malının topunu al; 27 ve çapul malını, cenge çıkan cenk erleri, ve bütün cemaat arasında yarı yarıya böl." (Çölde Sayım)

20:10-11: "10. Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.
11. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. (Tesniye)

Kadın Köleler
Bir baba genellikle ev işlerini yapacak bir köle yada seks kölesi olması için (cariye) kızını satabilir, satın alan adam istediği gibi kullanır, isterse evlenebilir yada köle olarak kullanmaya devam eder:

Mısır'dan Çıkış 21: 7-11
21:7: Ve eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, o, kölelerin çıktığı gibi çıkmıyacaktır.
21:8: Eğer kendisine nişanlanmış olan kız, efendisinin gözünde kötü olursa, o zaman geri satın alınması için bırakacaktır; kendisile sadakatsiz davrandı diye onu yabancı kavma satamaz.
21:9: Ve eğer oğluna nişanlarsa, ona kızlar hakkındaki usule göre yapsın.
21:10: Eğer kendisine başka bir kadın alırsa, evelkinin nafakasını, esvabını ve karılık hakkını eksiltmiyecektir.
21:11: Ve eğer bu üç şeyi ona yapmazsa, o zaman meccanen, parasız çıkacaktır.

Kölelerin çocukları
Museviliğe göre "evlatlığın oğlu" , "evde doğan" tabirlerinin geçtiği ayetler kölelerin statüsünün çocuklarına devredildiğini belirtmektedir. Yani kölelikleri kendilerinden çocuklarına geçiyor ve çocukları küçük yaştan itibaren efendilerine hizmet ediyorlar (tabi kim bilir bu hizmetin içinde neler var)

Mısır'dan Çıkış 23:12: "Altı gün kendi işlerini yapacaksın, ve yedinci günde öküzün, ve eşeğin rahat etsinler, ve cariyenin oğlu ve garip dinlensinler diye istirahat edeceksin."

Levililer 22:11: "Fakat kâhinin kendi parası ile satın aldığı can ondan yiyecektir; ve kendi evinde doğanlar onun ekmeğinden yiyeceklerdir."

Yaratılış 17:12: "Ve aranızda evde doğmuş, yahut senin zürriyetinden olmayıp her yabancıdan para ile satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk nesillerinizce sünnet olunacaktır."

KÖLELİĞİN SONA ERİŞİ

Yahudi Köleler
Yahudi köleler sadece altı yıl hizmet eder ve yedinci yılında serbest bırakılmalıdır, bu Mısır'dan Çıkış ve Tesniye'de şöyle geçmektedir:

Mısırdan Çıkış 21:2-4
21:2: Eğer İbranî bir köle satın alırsan, altı yıl hizmet edecek; ve yedincide hür olarak meccanen çıkacaktır.
21:3: Eğer yalnız geldi ise yalnız çıkacaktır; eğer karısı ile geldi ise o zaman karısı kendisile beraber çıkacaktır.
21:4: Eğer efendisi ona bir kadın verir, ve o kendisine oğullar yahut kızlar doğurursa, kadın ve çocuklar efendisinin olacak, ve kendisi yalnız çıkacaktır.

Tesniye 15:12: Eğer İbrani kardeşlerinizden bir erkek ya da kadın size satılırsa, altı yıl size kölelik edecek, yedinci yıl onu özgür bırakacaksınız.

Bu kölelerin bir piyasa değeri vardır, örneğin öküzün bir köleyi öldürmesi halinde öküzün sahibinin kölenin efendisine 30 şekel gümüş ödemesi gerekir, bu arada öldüren öküzün de taşlanması ayrı bir trajikomedidir:

Mısır'dan Çıkış 21:32: "Eğer öküz bir köleyi yahut bir cariyeyi süserse, onların efendisine otuz şekel gümüş verilecek, ve öküz taşlanacaktır."

Ücretsiz çalıştırılan Yahudi kölelerin serbest bırakılmasına üzülen bazı kişilerin olması üzerine şu ayet uydurularak "oh neyseki hakikaten iyi çalışmıştı" demeleri ve köleleri salmaları kolaylaştırılmıştır:

Tesniye 15:18: "18. Kölenizi özgür bırakınca üzülmemelisiniz. Size hizmet ettiği bu altı yıl boyunca ücretli bir işçiden iki kat fazla iş görmüştür. Tanrınız RAB yaptığınız her işte sizi kutsayacaktır."

Eğer köle serbest kalmayı reddederse ve efendisinin hizmetinde kalmak isterse o zaman ustası kulağını deldirir ve bu şekilde köle sonsuza kadar ona bağlanır:

Mısır'dan Çıkış 21:5-6
21:5: Fakat eğer köle açıkça: Efendimi ve karımı ve çocuklarımı seviyorum, hür çıkmıyacağım, derse,
21:6: efendisi onu Allaha yaklaştıracak; ve onu kapıya yahut kapının süvesine yaklaştıracak, ve onun kulağını biz ile delecek, ve kendisine ebediyen hizmet edecektir.

Tesniye 15:16-17
15: 16: Eğer köleniz sizi ve ailenizi seviyorsa, sizden hoşnutsa, ‹Yanınızdan ayrılmak istemiyorum› derse,
15:17: bir biz alıp kölenin kulak memesinden sokarak kapıya geçirin; o zaman yaşam boyu köleniz olarak kalacaktır. Kadın kölelerinize de aynı şeyi yapın.

Eğer Yahudi köle bir yabancıya satılmışsa yakınları fidyesini ödeyerek onu serbest bıraktırabilir:

Levililer 25:47-54
25:47: Ve eğer yanında olan misafir veya garip zenginleşirse, ve kardeşin onun yanında fakir düşer ve garibe, yahut senin yanında olan misafire yahut garibin neslinden birine kendisini satarsa;
25:48: satıldıktan sonra fidyesi verilebilir; kardeşlerinden biri onun için fidye verebilir;
25:49: yahut amcası, yahut amcası oğlu, onun için fidye verebilir, yahut aşiretinden geri kalan yakın akrabasından biri onun için fidye verebilir; yahut eğer eli yeterse, kendisi fidye verebilir.
25:50: Ve kendisini satın alan adamla, ona kendisini sattığı yıldan yubil yılına kadar hesap görecek; ve satılışının bedeli yılların sayısına göre olacak; onun yanında ücretlinin gündelikleri gibi olacaktır. 25:51: Eğer daha çok yıllar varsa onlara göre fidyesinin bedelini satın alındığı paradan verecektir.
25:52: Eğer yubil yılına kadar kalan yıllar az ise, o zaman onunla hesap görecek; fidyesinin bedelini yıllarına göre geri verecektir.
25:53: Onun yanında yıldan yıla tutulan ücretli adam gibi olacak; senin gözün önünde ona sertlikle efendilik etmiyecektir.
25:54: Ve eğer bu suretle fidye verilmezse, o zaman kendisi ve kendisile beraber çocukları, yubil yılında çıkacaklardır.


Yabancı Köleler
Yabancı köleler ebediyen hizmet eder, sahipleri onları kendilerinden sonra çocuklarına miras bırakabilir, yani Museviliğe göre yabancı köle = kalıcı mülktür:

Levililer 25:45-46
25:45: Ve aranızda oturan gariplerin de çocuklarından, onlardan ve diyarınızda doğmuş olup yanınızda bulunan aşiretlerinden satın alacaksınız; ve sizin malınız olacaktır.
25:46: Ve onları kendinizden sonra miras mülk olarak çocuklarınıza bırakacaksınız, daimî kölelerinizi onlardan alacaksınız; fakat kardeşlerinize, İsrail oğullarına, birbirinize sertlikle efendilik etmiyeceksiniz.

Borçlular
Borçlunun borç miktarı ne olursa olsun ilk gelen yubil yılında (bir nevi her 50 yılda bir gerçekleştirilen yıllık Şabat gibi düşünün, toprağın nadasa bırakıldığı, arazi ve evlerin eski sahiplerine devredildiği, kölelerin serbest bırakıldığı bir dönem) serbest bırakılmalıdır:

Levililer 25:40-41
25:40: Senin yanında ücretli adam gibi ve misafir gibi olacaktır; yubil yılına kadar senin yanında çalışacaktır;
25:41: o zaman kendisi, ve kendisile beraber çocukları, senin yanından çıkacak, ve aşiretine dönecek, ve babalarının mülküne dönecektir.

Aynı şey bir fakir için de geçerlidir. O yıl içinde topraklarını ve mallarını geri alırlar:

Levililer 25:10-13
25:10: Ve ellinci yılı takdis edeceksiniz, ve memlekette, orada oturanların hepsine azatlık ilân edeceksiniz; sizin için yubil olacak; sizden her biri kendi mülküne dönecek, ve sizden her biri kendi aşiretine dönecek.
25:11: Bu ellinci yıl size yubil olacak; ekmiyeceksiniz, ve o yılın arttan sürenini biçmiyeceksiniz, ve budanmamış asmanın üzümlerini devşirmiyeceksiniz.
25:12: Çünkü yubildir; size mukaddes olacaktır; onun mahsulünü tarladan yiyeceksiniz.
25:13: Bu yubil yılında sizden her biri kendi mülküne dönecek.

Ayrıca ailesine ve atalarına da geri dönebilirler:
Levililer 25:41: "o zaman kendisi, ve kendisile beraber çocukları, senin yanından çıkacak, ve aşiretine dönecek, ve babalarının mülküne dönecektir."

Fakat biraz da şans işi, çünkü eğer fakir ve borçluysan, yubil yılına da denk gelmediysen köle olarak çalış babam çalış.

Kadın Köleler
Babaları tarafından esaret olarak satılan kadın köleler eğer efendilerinin oğulları onlarla evlenmek istemezse yada evlilik haklarını inkar ederse kadın köle serbest kalır:

Mısır'dan Çıkış 21:8-11
21:8: Eğer kendisine nişanlanmış olan kız, efendisinin gözünde kötü olursa, o zaman geri satın alınması için bırakacaktır; kendisine sadakatsiz davrandı diye onu yabancı kavma satamaz.
21:9: Ve eğer oğluna nişanlarsa, onu kızlar hakkındaki usule göre yapsın.
21:10: Eğer kendisine başka bir kadın alırsa, evelkinin nafakasını, esvabını ve karılık hakkını eksiltmiyecektir.
21:11: Ve eğer bu üç şeyi ona yapmazsa, o zaman meccanen, parasız çıkacaktır.

Ayrıca köleler sebep olunan ağır bedensel yaralanmalar için serbest bırakılmalıdır, kölenin gözüne yada dişine zarar gelirse serbest bırakılması şart koşulur:

Mısır'dan Çıkış 21:26-27
21:26: Ve eğer bir adam kölesinin gözüne, yahut cariyesinin gözüne vurur, ve onu sakat ederse, gözü yerine onu hür olarak salıverecektir.
21:27: Ve eğer kölesinin yahut cariyesinin dişini düşürürse, dişi yerine onu hür olarak salıverecektir. 

Ne kadar düşünceli, merhametli sözler içeren bir kitap ve uygulayan bir halk değil mi? Seks kölesini al kullan, ağzını burnunu kırarsan, dişini döker hatta sakat bırakırsan serbest kalma hakkı ver. Asıl bu yaptıkların için ona ömür boyu bakman gerekirdi. Fakat Musevi Tanrısı anlaşma yaptığı kendi halkı olan İsrailoğullarını üstün gördüğü için maalesef ortada başkalarına karşı merhamet kırıntısı yok bu konuda.

İşin daha da trajikomik yanı, kendilerini de köle olarak esaret altına sokabiliyorlar fakat öyle "kazanma ve çalışma" odaklı bir milletler ki burada herhangi bir milli duygu aramıyorlar, RAB izin verdi diyip eşek sudan gelinceye kadar çalıştırıyor yada seks kölesi olarak kullanıyorlar (tabi ki imkan varsa ilk tercih dışarıdan gelen yabancı köleler)

Yazan: A.Kara